Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/6478 E. 2016/399 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
maddi hatanın düzeltilmesi↗ hükmün kesinleşmesi↗ maddi hata↗ infaz↗ marka hakkına tecavüz↗ içtihadı birleştirme kararı↗ taşıyan↗ haksız rekabet↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ dahili dava↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı markasının tanınmış marka olduğu, davacının kullanmama nedeniyle 556 sayılı KHK'nın 14. maddesi gereğince markanın iptalini de istediği, alınan 20/06/2014 günlü raporda davalının markayı 16 ve 28. sınıflarda dava tarihinden geriye doğru hiç kullanmadığı 9. sınıfta yer alan adaptörler, elektrikli ziller, alarmlar, piller ve gece görüşü sağlayıcı aletlerinde kullanıldığının belirtildiği; ... nolu markanın kapsamında bu ürünlerin bulunmadığı gerekçesiyle markanın tümden hükümsüzlüğüne karar verildiği; ancak kararın yazılması sırasında adaptörler ve pillerin bulunduğu anlaşıldığından bu ürünler bakımından kullanım gerçekleştiğinden kullanmama nedeniyle markanın kısmen hükümsüzlüğü gerektiğinden ve HMK. 304 maddesi gereğince açık hatanın düzeltilmesi mümkün olduğundan markanın piller ve adaptörler dışındaki diğer tüm ürünler için hükümsüzlüğüne; davalının markası 1998 yılında tescil edilip dava 2014 tarihinde yani 15 yıl sonra açıldığından hak düşümü nedeniyle markanın 556 sayılı KHK'nın 8/1-b ve a maddesine göre hükümsüzlüğü talebinin reddine; Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2009/111-2010/147 no'lu kesinleşen kararıyla davacı markasının tanınmış olduğunun tespitine karar verildiğinden, marka kapsamı dışında kalan ve kısa kararda tek tek sayılan ürünlerde kullanımın davacı marka haklarına tecavüz oluşturduğunun tespitine, ancak (adaptörler, piller) marka kapsamında yer aldığı halde maddi hata sonucu dahil edildiğinden ve HMK. 304. madde gereğince maddi hata düzeltilerek markanın alarmlar, flaşörler, gece lambası, gece görüşü sağlayıcı ve arttırıcı alet ve cihazlarda kullanımın önlenmesine, markanın bu ürünlerde kullanımının tedbiren önlenmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava; 556 sayılı Yasa'ya dayalı markanın hükümsüzlüğü, marka hakkına tecavüzün tespiti ile TTK hükümlerine dayalı haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi istemine ilişkindir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Yürürlükten kaldırılan HUMK’nın 382 ve devamı maddeleri ile yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK’nın 294 ve devamı maddelerinde hükmün verilmesi, tefhimi ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı hususları ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına duyulan güven sarsılmış olacaktır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.04.1992 gün ve 1991/7 esas 1992/4 sayılı kararında da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiş olup, HMK’nın 298/2. maddesinde de gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı belirtilmiştir.
Somut olayda, mahkemece verilen kısa kararda ''Davacı adına tescili ... nolu markanın hükümsüzlüğüne, ... markasının davalının tescilli markası kapsamında kalmayan ürünleri bu marka altında ithalinin davacının marka haklarına tecavüz oluşturduğunun tespitine, markanın adaptörler, elektrikli ziller, alarmlar, piller, flaşörler, gece lambası ve gece görüşü sağlayıcı veya arttırıcı alet ve cihazlarda kullanımının önlenmesine ve bu markayı taşıyan ürünlerin ithalinin önlenmesine, markanın bu ürünlerde kullanılmasının tedbiren önlenmesine, tedbir uygulamasının hükmün kesinleşmesine kadar devamına'' şeklinde karar verilmiştir. Gerekçeli kararda: ''... no'lu markanın gerekçede açıklanan maddi hata durumu da dikkate alınarak piller ve adaptörler dışındaki ürünler için hükümsüzlüğüne, davalının ... markası tescil kapsamı dışındaki elektrikli ziller, alarmlar, flaşörler, gece lambası ve gece görüşü sağlayıcı ve arttırıcı alet ve cihazlarda kullanımın önlenmesine, bu markayı taşıyan bu ürünlerin ithalinin önlenmesine, markanın bu ürünlerde kullanımının tedbiren önlenmesine'' şeklinde karar verildiği, gerekçeli kararın kısa karara uygun yazılmadığı, kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratılmış olduğu anlaşılmakla, bu yönden hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekili ile davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14182 E. 2016/2176 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:icra takibine itiraz · asıl alacak · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalıdan icra takip miktarı kadar alacağı olduğu, davalının «icra takibine itirazının» haksız olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, itirazın iptali ile takibin devamına, «asıl alacak» üzerinden %20 «icra inkar tazminatının» davacı lehine hükmedilmesine, karar verilmiştir.
Somut olayda mahkemece verilen kısa kararda, “Davacının davasının kabulüne, %20 «icra inkar tazminatına» davacı lehine hükmedilmesine” karar verilmiş iken gerekçeli kararda kısa karardan farklı olarak “Davacının davasının kabulüne % 30 icra inkar tazminatına davacı lehine hükmedilmesine ” karar verilmek suretiyle kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişkili bir durum yaratılmıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/3104 E. 2019/436 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargılama gideri · sulh · terkin · vekalet ücreti · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; dava konusunun tarafların üzerinde tasarrufta bulunabilecekleri hususlara ilişkin olduğu, davacı ve davalı vekilinin vekaletnamesinde «sulh» yetkilerinin bulunduğu, bu nedenle davalı aleyhine açılan davanın HMK 315/1 maddesi uyarınca sulh nedeniyle karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Somut olayda mahkemece verilen kısa kararda, "davacı vekili yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 2.600,00 TL «vekalet ücretinin» davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, karar ekinde hesaplanacak «yargılama giderlerinin» davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine” karar verilmiş iken gerekçeli kararda kısa karardan farklı olarak" Davacı ve davalı tarafından yapılan yargılama giderle …
1-Dava, unvan «terkini» ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/12573 E. 2014/2095 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zayi nedeniyle iptal · zayi · keşideci · çek
Benzer bu karardaA.Ş. olan, Kuveyt Türk Katılım Bankası Kayseri Şubesi'ne ait, ... «çek» numaralı, 10.07.2012 keşide tarihli 59.332,00 TL bedelli çekin «zayii nedeniyle iptaline»” karar verilmiş iken gerekçeli kararda “davanın kabulü ile Şekerbank Ankara K.
Şubesi'ne ait, ... «çek» numaralı, 312002308 hesap numarasına ait, 31/12/2012 keşide tarihli 7.500,00 TL bedelli çekin «zayii nedeniyle iptaline»” karar verilmek suretiyle kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişkili bir durum yaratılmıştır.
Somut olayda mahkemece verilen kısa kararda, “davanın kabulü ile «keşidecisi» Ö.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/13741 E. 2014/19679 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kötüniyet tazminatı · fatura · asıl alacak · kötüniyet · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · temsil · teslim
Benzer bu karardaSomut olayda, mahkemece verilen kısa kararda davanın reddine dair hüküm kurulmuş iken gerekçeli kararda, davacı yararına «icra inkar tazminatına» hükmedilmesine yer olmadığına ve «asıl alacak» miktarının %20'si oranında «kötüniyet tazminatının» davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça davalı şirkete ait kargoların kendilerince taşındığı, taşıma bedellerine ilişkin faturaların düzenlenerek davalıya «teslim» edildiği, buna rağmen «fatura» bedellerinin ödenmediği ileri sürülmüş ise de faturaların teslimine ilişkin belgedeki imzaların, davalı «temsilcisi» F..
Y..'ın eli ürünü olmadığının anlaşıldığı, davacının davalıyla aralarındaki hukuki ilişkiyi ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine, «asıl alacak» miktarının %20'si oranında tazminatın davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/9540 E. 2012/12015 K.
Ortak:maddi hata · infaz · içtihadı birleştirme kararı
İncelediğiniz kararda… a kararda tek tek sayılan ürünlerde kullanımın davacı marka haklarına tecavüz oluşturduğunun tespitine, ancak (adaptörler, piller) marka kapsamında yer aldığı halde «maddi hata» sonucu «dahil» edildiğinden ve HMK.
304. madde gereğince «maddi hata düzeltilerek» markanın alarmlar, flaşörler, gece lambası, gece görüşü sağlayıcı ve arttırıcı alet ve cihazlarda kullanımın önlenmesine, markanın bu ürünlerde kullanımının tedbiren önlenmesine karar verilmiştir.
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Benzer bu karardaSomut olayda, mahkemece verilen kısa kararda hüküm altına alınan alacağın «avans faizi» uygulanmak suretiyle tahsiline karar verilmiş olmasına rağmen gerekçeli kararda «yasal faize» karar verilmiş, meydana gelen bu çelişki mahkemece «maddi hata» olarak kabul edilmek suretiyle “yasal” ibaresi “avans” olarak düzeltilmiştir.Kısa kararda hüküm altına alınan alacağa avans faizi uygulanmasına karar verilmiş iken gerekçeli kararda bunun yasal faiz olarak gösterilmesi maddi hata niteliğinde olmayıp, kısa karar ile gerekçeli karar çelişkisini oluşturmakla bu hususun mahkemece kendiliğinden düzeltilmesi yerinde olmayıp, gerek anılan yasal düzenlemeler gerekse «içtihadı birleştirme» kararı uyarınca hükmün yaratılan bu çelişki nedeniyle bozulması gerekmiştir.
… açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir.Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir.Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:inanç sözleşmesi · yetkisiz temsil · temsil yetkisi · icazet · sözleşmeden doğan dava · ifa · istirdat · yetkisizlik kararı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, asıl davaya konu 04.03.2006 tarihli sözleşmenin «yetkisiz temsilci» tarafından yapıldığı ve davalı şirket tarafından sözleşmeye «icazet» verilmediği, bu nedenle sözkonusu sözleşme davalı şirketi bağlamadığından davalının bu «sözleşmeden doğan» herhangi bir yükümlülüğünün bulunmadığı, birleşen davada 24.01.2006 tarihli sözleşmede öngörülmüş edimlerin ve şartların tamamen «ifa» edilmemiş olması nedeniyle davalının şarta bağlı «inanç sözleşmesini» ifa etmediği, B.K.’nun 151/II hükmü uyarınca şartın gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması halinde edimi alan kişinin sadece şeyi değil, baştan itibaren bundan elde ettiği bütün menfaatleri de iade etmek zorunda olduğu, davalı gerçek kişinin şirketi «temsile yetkisi» olmadığı halde temsilci sıfatıyla sözleşmeyi imzalaması nedeniyle bizzat sorumlu olduğu gerekçesiyle birleşen dosya yönünden davanın kabulü ile 30.000,00 TL'nın 24 …
1-Asıl dava, «sözleşmeden doğan» borcun yerine getirilmesi istemine, birleşen dava ise sözleşme uyarınca ödenen paranın sözleşmedeki edimin yerine getirilmemesi nedeniyle «istirdadı» istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/6478 E. , 2016/399 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04/11/2014 tarih ve 2012/28-2014/202 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı adına ... no ile 9, 16, 28. sınıftaki mallar için tescilli ''...'' markasının müvekkiline ait tanınmış ''...'' markasının itibarından haksız kazanç sağlanmasına neden olduğundan ve ayırtedici karakterine zarar verdiğinden, 556 sayılı KHK'nın 7/1(b,ı), 8/1(b),9,14, 35,42; Paris Sözleşmesi'nin 1. mükerrer 6. maddesi uyarınca hükümsüzlüğüne karar verilmesini; kullanmamadan dolayı iptaline, davalı tescilli markasının tescil kapsamı dışında kalan mallar üzerinde kullanılmasının davalıya ait marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, durdurulması ve önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, davacının iddia ettiği tescil kapsamı dışında kullanımın söz konusu olmadığını, haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz iddialarının dinlenemeyeceğini, davacının 556 sayılı KHK'nın 7/1(b), 8/1(b) maddelerine dayanarak hükümsüzlük talep edemeyeceğini, davacı markasının tanınmışlık düzeyinin yüksek olmadığını, Paris Sözleşmesi'nin 1. mükerrer 6. maddesinden faydalanma koşullarının oluşmadığını, davacının kötüniyet olgusunu ispat edemediğini, müvekkili markasının tanınmış olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı markasının tanınmış marka olduğu, davacının kullanmama nedeniyle 556 sayılı KHK'nın 14. maddesi gereğince markanın iptalini de istediği, alınan 20/06/2014 günlü raporda davalının markayı 16 ve 28. sınıflarda dava tarihinden geriye doğru hiç kullanmadığı 9. sınıfta yer alan adaptörler, elektrikli ziller, alarmlar, piller ve gece görüşü sağlayıcı aletlerinde kullanıldığının belirtildiği; ... nolu markanın kapsamında bu ürünlerin bulunmadığı gerekçesiyle markanın tümden hükümsüzlüğüne karar verildiği; ancak kararın yazılması sırasında adaptörler ve pillerin bulunduğu anlaşıldığından bu ürünler bakımından kullanım gerçekleştiğinden kullanmama nedeniyle markanın kısmen hükümsüzlüğü gerektiğinden ve HMK.
304 maddesi gereğince açık hatanın düzeltilmesi mümkün olduğundan markanın piller ve adaptörler dışındaki diğer tüm ürünler için hükümsüzlüğüne; davalının markası 1998 yılında tescil edilip dava 2014 tarihinde yani 15 yıl sonra açıldığından hak düşümü nedeniyle markanın 556 sayılı KHK'nın 8/1-b ve a maddesine göre hükümsüzlüğü talebinin reddine; Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2009/111-2010/147 no'lu kesinleşen kararıyla davacı markasının tanınmış olduğunun tespitine karar verildiğinden, marka kapsamı dışında kalan ve kısa kararda tek tek sayılan ürünlerde kullanımın davacı marka haklarına tecavüz oluşturduğunun tespitine, ancak (adaptörler, piller) marka kapsamında yer aldığı halde maddi hata sonucu dahil edildiğinden ve HMK.
304. madde gereğince maddi hata düzeltilerek markanın alarmlar, flaşörler, gece lambası, gece görüşü sağlayıcı ve arttırıcı alet ve cihazlarda kullanımın önlenmesine, markanın bu ürünlerde kullanımının tedbiren önlenmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava; 556 sayılı Yasa'ya dayalı markanın hükümsüzlüğü, marka hakkına tecavüzün tespiti ile TTK hükümlerine dayalı haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi istemine ilişkindir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Yürürlükten kaldırılan HUMK’nın 382 ve devamı maddeleri ile yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK’nın 294 ve devamı maddelerinde hükmün verilmesi, tefhimi ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı hususları ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına duyulan güven sarsılmış olacaktır.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.04.1992 gün ve 1991/7 esas 1992/4 sayılı kararında da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiş olup, HMK’nın 298/2. maddesinde de gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı belirtilmiştir.
Somut olayda, mahkemece verilen kısa kararda ''Davacı adına tescili ... nolu markanın hükümsüzlüğüne, ... markasının davalının tescilli markası kapsamında kalmayan ürünleri bu marka altında ithalinin davacının marka haklarına tecavüz oluşturduğunun tespitine, markanın adaptörler, elektrikli ziller, alarmlar, piller, flaşörler, gece lambası ve gece görüşü sağlayıcı veya arttırıcı alet ve cihazlarda kullanımının önlenmesine ve bu markayı taşıyan ürünlerin ithalinin önlenmesine, markanın bu ürünlerde kullanılmasının tedbiren önlenmesine, tedbir uygulamasının hükmün kesinleşmesine kadar devamına'' şeklinde karar verilmiştir. Gerekçeli kararda: ''... no'lu markanın gerekçede açıklanan maddi hata durumu da dikkate alınarak piller ve adaptörler dışındaki ürünler için hükümsüzlüğüne, davalının ...
markası tescil kapsamı dışındaki elektrikli ziller, alarmlar, flaşörler, gece lambası ve gece görüşü sağlayıcı ve arttırıcı alet ve cihazlarda kullanımın önlenmesine, bu markayı taşıyan bu ürünlerin ithalinin önlenmesine, markanın bu ürünlerde kullanımının tedbiren önlenmesine'' şeklinde karar verildiği, gerekçeli kararın kısa karara uygun yazılmadığı, kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratılmış olduğu anlaşılmakla, bu yönden hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekili ile davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekili ile davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 18/01/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/223929700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz