Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/12077 E. 2016/5986 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
maddi anlamda kesin hüküm↗ hisse senedi↗ olumsuz oy↗ vekalet ücreti↗ teslim↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının aynı konuda davalıya karşı açtığı ve .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2008/604 Esas sayılı dosyası ile görülen davanın reddine karar verildiği, bu kararın kesinleştiği, davanın daha önce kesin hükme bağlanmamış olmasının HMK'nın 114/i. maddesi uyarınca dava şartı olarak düzenlendiği ve işbu davada, anılan dava şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı temyiz etmiştir.
Dava, davacı kurum nezdinde bulunduğu ileri sürülen davacıya ait hisse senetlerin ulaştığı değerin tespiti ile 30.000 TL temettü bedelinin davalıdan tahsili istemine ilişkin olup mahkemece, kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kesin hüküm dava tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nun 303. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, bir davanın diğer bir davada kesin hüküm teşkil etmesi için taraflarının, dava sebeplerinin ve dava konusunun aynı olması gerekir. Maddi anlamda kesin hükümden sonra ikinci kez açılan davanın kesin hüküm nedeniyle reddi gerekir. Kesin hüküm itirazı HMK'nın 114/1-i maddesinde olumsuz dava şartı olarak hüküm altına alınmıştır.
Kesin hüküm teşkil ettiği kabul edilen .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2008/604 E.,2011/668 K. sayılı dosyasında davacı, bu dava konusu hisse senetlerini davalıya tevdi ettiğini ileri sürerek temettü alacağının tahsilini talep etmiş, mahkemece de davacının hisse senetlerini davalıya teslim ettiğine dair bir belgeye rastlanmadığı, davacı iddialarının ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, bu karar taraf vekillerinin temyiz üzerine Dairemizce, davaya konu 26 adet hisse senedinden 3 adedinin kendisine teslim edildiğini davalının kabul ettiği, bu durumda mahkeme gerekçesinin yerinde olmadığı, bununla birlikte davacının bakiye temettü alacağının bulunmadığının bilirkişi raporundan anlaşıldığı gerekçesiyle davacının temyiz itirazları reddedilerek davalı yararına vekalet ücreti yönünden hüküm düzeltilerek ve gerekçesi değiştirilerek onanmış ve karar bu şekilde kesinleşmiştir. İşbu dosyada da yukarıda belirtilen davaya konu hisse senetlerinin davalıya tevdi edildiği ileri sürülerek bu senetlerin ulaştığı değerin tespiti ile temettü alacağının tahsili istenilmiştir. Ayrıca, davacının 06.03.2014 tarihli açıklama dilekçesinde önceki kararla davalıya tevdi edildiği kesinleşen 3 adet hisse senedinin 2009,2010,2011 ve 2012 yıllarına ilişkin temettü bedellerinin de bu dava konusu olduğu belirtilmiştir. Bu durumda, dava konusu edilen 26 adet hisse senedinden 23'ünün davalıya teslim edilmediği gerekçesiyle verilen ve kesinleşen davanın reddine ilişkin önceki karar, işbu dosya yönünden kesin hüküm teşkil ettiğinden mahkemenin bu yöne ilişkin kabulü yerindedir. Ancak, ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2008/604 E., 2011/668 K. sayılı kararında, 3 adet hisse senedinin davalıya teslim edildiği ve dava tarihi itibariyle temettü alacağının kalmadığı hüküm altına alındığından ve işbu dosyada ise anılan dava tarihinden sonraya ilişkin temettü alacağı da talep edildiğinden dava konuları farklı olup mahkemece, söz konusu hisse senetleri yönünden önceki kararın kesin hüküm teşkil etmediğinin kabulü ile işin esasına girilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/11082 E. 2012/19721 K.
Ortak:hisse senedi · kesin hüküm · dava şartı
İncelediğiniz karardaAsliye Ticaret Mahkemesi'nin 2008/604 E., 2011/668 K. sayılı kararında, 3 adet «hisse senedinin» davalıya «teslim» edildiği ve dava tarihi itibariyle temettü alacağının kalmadığı hüküm altına alındığından ve işbu dosyada ise anılan dava tarihinden sonraya ilişkin temettü alacağı da talep edildiğinden dava konuları farklı olup mahkemece, söz konusu hisse senetleri yönünden önceki kararın «kesin» hüküm teşkil etmediğinin kabulü ile işin esasına girilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2008/604 Esas sayılı dosyası ile görülen davanın reddine karar verildiği, bu kararın kesinleştiği, davanın daha önce «kesin» hükme bağlanmamış olmasının HMK'nın 114/i. maddesi uyarınca dava şartı olarak düzenlendiği ve işbu davada, anılan dava şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, davacı kurum nezdinde bulunduğu ileri sürülen davacıya ait hisse senetlerin ulaştığı değerin tespiti ile 30.000 TL temettü bedelinin davalıdan tahsili istemine ilişkin olup mahkemece, «kesin» hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporuna ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dava konusu 11 adet «hisse senedinin» sahibi olduğu ve senetler üzerinde üstün hak sahibi olduğunun mahkeme kararı ile belirlendiği, davacının dava tarihine kadar süresi 5 yılı aşmamış olan temettü ödemelerini talep etme hakkının bulunduğu,buna göre davacının 31/03/1993 tarihinden sonra «dağıtılan» temettülerle ilgili olarak 2.128 TL temettü alacağı ve 245,38 TL faiz alacağı olduğu gerekçesi ile davanın bu miktar üzerinden kabulüne fazlaya ilişkin istemin red …
3- Ayrıca davacı, daha önce 1998 tarihinde «kar payının» tahsili hususunda dava açtığına ve bu dava da davacının lehine sonuçlanarak karar kesinleştiğine göre;mahkemece bu döneme ilişkin talebin «kesin» hüküm (Mülga 1086 sayılı H.U.M.K.'nun 237. maddesi)nedeni ile reddine karar verilmesi gerekirken, bu hususun nazara alınmaması da bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kar payı alacağı · kâr payı alacağı · re'sen gözetilme · kar payı · zamanaşımı def'i · def'i · kâr dağıtımı · kâr payı
Benzer bu kararda2- Dava, «kar payı alacağının» tahsili amacıyla açılmış olup, davalı vekili süresi içinde «zamanaşımı def»'inde bulunmamış olduğu halde mahkemece, davacının ancak (5) yıl için kâr payı talep edebileceğine dair rapora itibar edilerek yazılı şekilde karar verilmiştir.
Ancak, BK'nun 140 ncı maddesi gereğince «zamanaşımı def»'i ileri sürülmedikçe mahkemece re'«sen gözetilemeyeceğinden» yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3- Ayrıca davacı, daha önce 1998 tarihinde «kar payının» tahsili hususunda dava açtığına ve bu dava da davacının lehine sonuçlanarak karar kesinleştiğine göre;mahkemece bu döneme ilişkin talebin «kesin» hüküm (Mülga 1086 sayılı H.U.M.K.'nun 237. maddesi)nedeni ile reddine karar verilmesi gerekirken, bu hususun nazara alınmaması da bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporuna ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dava konusu 11 adet «hisse senedinin» sahibi olduğu ve senetler üzerinde üstün hak sahibi olduğunun mahkeme kararı ile belirlendiği, davacının dava tarihine kadar süresi 5 yılı aşmamış olan temettü ödemelerini talep etme hakkının bulunduğu,buna göre davacının 31/03/1993 tarihinden sonra «dağıtılan» temettülerle ilgili olarak 2.128 TL temettü alacağı ve 245,38 TL faiz alacağı olduğu gerekçesi ile davanın bu miktar üzerinden kabulüne fazlaya ilişkin istemin red …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/12077 E. , 2016/5986 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10/12/2014 tarih ve 2014/1026-2014/398 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 31.05.2016 günü hazır bulunan davacı asil ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, davalı kurum nezdindeki menkul kıymetler emanet hesabına değişik tarihlerde değişik şirketlere ait hisse senetlerini teslim ettiğini, bu hisse senetleri için davalı aracı kuruma ilgili şirketlerce her yıl temettü bedeli ödendiğini, kendisine ise davalı tarafından bir ödeme yapılmadığını ileri sürerek, davalı kurum nezdindeki hisse senetlerin ulaştığı miktarın tespitine ve temettü bedellerinden 30.000 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın derdestlik nedeniyle reddinin gerektiğini, esas yönünden de davanın yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının aynı konuda davalıya karşı açtığı ve .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2008/604 Esas sayılı dosyası ile görülen davanın reddine karar verildiği, bu kararın kesinleştiği, davanın daha önce kesin hükme bağlanmamış olmasının HMK'nın 114/i. maddesi uyarınca dava şartı olarak düzenlendiği ve işbu davada, anılan dava şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı temyiz etmiştir.
Dava, davacı kurum nezdinde bulunduğu ileri sürülen davacıya ait hisse senetlerin ulaştığı değerin tespiti ile 30.000 TL temettü bedelinin davalıdan tahsili istemine ilişkin olup mahkemece, kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kesin hüküm dava tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nun 303. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, bir davanın diğer bir davada kesin hüküm teşkil etmesi için taraflarının, dava sebeplerinin ve dava konusunun aynı olması gerekir. Maddi anlamda kesin hükümden sonra ikinci kez açılan davanın kesin hüküm nedeniyle reddi gerekir. Kesin hüküm itirazı HMK'nın 114/1-i maddesinde olumsuz dava şartı olarak hüküm altına alınmıştır.
Kesin hüküm teşkil ettiği kabul edilen .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2008/604 E.,2011/668 K. sayılı dosyasında davacı, bu dava konusu hisse senetlerini davalıya tevdi ettiğini ileri sürerek temettü alacağının tahsilini talep etmiş, mahkemece de davacının hisse senetlerini davalıya teslim ettiğine dair bir belgeye rastlanmadığı, davacı iddialarının ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, bu karar taraf vekillerinin temyiz üzerine Dairemizce, davaya konu 26 adet hisse senedinden 3 adedinin kendisine teslim edildiğini davalının kabul ettiği, bu durumda mahkeme gerekçesinin yerinde olmadığı, bununla birlikte davacının bakiye temettü alacağının bulunmadığının bilirkişi raporundan anlaşıldığı gerekçesiyle davacının temyiz itirazları reddedilerek davalı yararına vekalet ücreti yönünden hüküm düzeltilerek ve gerekçesi değiştirilerek onanmış ve karar bu şekilde kesinleşmiştir.
İşbu dosyada da yukarıda belirtilen davaya konu hisse senetlerinin davalıya tevdi edildiği ileri sürülerek bu senetlerin ulaştığı değerin tespiti ile temettü alacağının tahsili istenilmiştir. Ayrıca, davacının 06.03.2014 tarihli açıklama dilekçesinde önceki kararla davalıya tevdi edildiği kesinleşen 3 adet hisse senedinin 2009,2010,2011 ve 2012 yıllarına ilişkin temettü bedellerinin de bu dava konusu olduğu belirtilmiştir. Bu durumda, dava konusu edilen 26 adet hisse senedinden 23'ünün davalıya teslim edilmediği gerekçesiyle verilen ve kesinleşen davanın reddine ilişkin önceki karar, işbu dosya yönünden kesin hüküm teşkil ettiğinden mahkemenin bu yöne ilişkin kabulü yerindedir. Ancak, ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2008/604 E., 2011/668 K.
sayılı kararında, 3 adet hisse senedinin davalıya teslim edildiği ve dava tarihi itibariyle temettü alacağının kalmadığı hüküm altına alındığından ve işbu dosyada ise anılan dava tarihinden sonraya ilişkin temettü alacağı da talep edildiğinden dava konuları farklı olup mahkemece, söz konusu hisse senetleri yönünden önceki kararın kesin hüküm teşkil etmediğinin kabulü ile işin esasına girilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 31/05/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/221374100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz