Kar Payı Alacağı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/11082 E. 2012/19721 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kar payı alacağı↗ kâr payı alacağı↗ re'sen gözetilme↗ kar payı↗ hisse senedi↗ zamanaşımı def'i↗ def'i↗ kâr dağıtımı↗ kâr payı↗ zamanaşımı↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporuna ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dava konusu 11 adet hisse senedinin sahibi olduğu ve senetler üzerinde üstün hak sahibi olduğunun mahkeme kararı ile belirlendiği, davacının dava tarihine kadar süresi 5 yılı aşmamış olan temettü ödemelerini talep etme hakkının bulunduğu,buna göre davacının 31/03/1993 tarihinden sonra dağıtılan temettülerle ilgili olarak 2.128 TL temettü alacağı ve 245,38 TL faiz alacağı olduğu gerekçesi ile davanın bu miktar üzerinden kabulüne fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Taraf vekilleri, kararı ayrı ayrı temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki (2) nolu bent dışında, davalı vekilinin ise aşağıdaki (4) nolu bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, kar payı alacağının tahsili amacıyla açılmış olup, davalı vekili süresi içinde zamanaşımı def'inde bulunmamış olduğu halde mahkemece, davacının ancak (5) yıl için kâr payı talep edebileceğine dair rapora itibar edilerek yazılı şekilde karar verilmiştir. Ancak, BK'nun 140 ncı maddesi gereğince zamanaşımı def'i ileri sürülmedikçe mahkemece re'sen gözetilemeyeceğinden yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3- Ayrıca davacı, daha önce 1998 tarihinde kar payının tahsili hususunda dava açtığına ve bu dava da davacının lehine sonuçlanarak karar kesinleştiğine göre;mahkemece bu döneme ilişkin talebin kesin hüküm (Mülga 1086 sayılı H.U.M.K.'nun 237. maddesi)nedeni ile reddine karar verilmesi gerekirken, bu hususun nazara alınmaması da bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/12077 E. 2016/5986 K.
Ortak:hisse senedi · kesin hüküm · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporuna ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dava konusu 11 adet «hisse senedinin» sahibi olduğu ve senetler üzerinde üstün hak sahibi olduğunun mahkeme kararı ile belirlendiği, davacının dava tarihine kadar süresi 5 yılı aşmamış olan temettü ödemelerini talep etme hakkının bulunduğu,buna göre davacının 31/03/1993 tarihinden sonra «dağıtılan» temettülerle ilgili olarak 2.128 TL temettü alacağı ve 245,38 TL faiz alacağı olduğu gerekçesi ile davanın bu miktar üzerinden kabulüne fazlaya ilişkin istemin red …
3- Ayrıca davacı, daha önce 1998 tarihinde «kar payının» tahsili hususunda dava açtığına ve bu dava da davacının lehine sonuçlanarak karar kesinleştiğine göre;mahkemece bu döneme ilişkin talebin «kesin» hüküm (Mülga 1086 sayılı H.U.M.K.'nun 237. maddesi)nedeni ile reddine karar verilmesi gerekirken, bu hususun nazara alınmaması da bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesi'nin 2008/604 E., 2011/668 K. sayılı kararında, 3 adet «hisse senedinin» davalıya «teslim» edildiği ve dava tarihi itibariyle temettü alacağının kalmadığı hüküm altına alındığından ve işbu dosyada ise anılan dava tarihinden sonraya ilişkin temettü alacağı da talep edildiğinden dava konuları farklı olup mahkemece, söz konusu hisse senetleri yönünden önceki kararın «kesin» hüküm teşkil etmediğinin kabulü ile işin esasına girilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2008/604 Esas sayılı dosyası ile görülen davanın reddine karar verildiği, bu kararın kesinleştiği, davanın daha önce «kesin» hükme bağlanmamış olmasının HMK'nın 114/i. maddesi uyarınca dava şartı olarak düzenlendiği ve işbu davada, anılan dava şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, davacı kurum nezdinde bulunduğu ileri sürülen davacıya ait hisse senetlerin ulaştığı değerin tespiti ile 30.000 TL temettü bedelinin davalıdan tahsili istemine ilişkin olup mahkemece, «kesin» hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:olumsuz oy · vekalet ücreti · teslim
Benzer bu kararda… , bu dava konusu hisse senetlerini davalıya tevdi ettiğini ileri sürerek temettü alacağının tahsilini talep etmiş, mahkemece de davacının hisse senetlerini davalıya «teslim» ettiğine dair bir belgeye rastlanmadığı, davacı iddialarının ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, bu karar taraf vekillerinin temyiz üzerine Dairemizce, davaya konu 26 adet hisse senedinden 3 adedinin kendisine teslim edildiğini davalının kabul ettiği, bu durumda mahkeme gerekçesinin yerinde olmadığı, bununla birlikte davacının bakiye temettü alacağının bulunmadığının bilirkişi raporundan anlaşıldığı gerekçesiyle davacının temyiz itirazları reddedilerek davalı yararına «vekalet ücreti» yönünden hüküm düzeltilerek ve gerekçesi değiştirilerek onanmış ve karar bu şekilde kesinleşmiştir.
Kesin hüküm itirazı HMK'nın 114/1-i maddesinde «olumsuz» dava şartı olarak hüküm altına alınmıştır.
Bu durumda, dava konusu edilen 26 adet hisse senedinden 23'ünün davalıya «teslim» edilmediği gerekçesiyle verilen ve kesinleşen davanın reddine ilişkin önceki karar, işbu dosya yönünden «kesin» hüküm teşkil ettiğinden mahkemenin bu yöne ilişkin kabulü yerindedir.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2008/604 E., 2011/668 K. sayılı kararında, 3 adet «hisse senedinin» davalıya «teslim» edildiği ve dava tarihi itibariyle temettü alacağının kalmadığı hüküm altına alındığından ve işbu dosyada ise anılan dava tarihinden sonraya ilişkin temettü alacağı da talep edildiğinden dava konuları farklı olup mahkemece, söz konusu hisse senetleri yönünden önceki kararın «kesin» hüküm teşkil etmediğinin kabulü ile işin esasına girilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/11082 E. , 2012/19721 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Isparta 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26/05/2011 tarih ve 2009/218-2011/161 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından ayrı ayrı istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette 11 adet hisse senedinin sahibi olduğunu, 1987 tarihinden bu yana müvekkiline davalı şirket tarafından kar payı ödemesi yapılmadığını, davalıya gönderilen 25/12/1997 tarihli ihtarname ile hisse senetlerinden doğan kar payı dahil tüm hakların ödenmesi talep edilmiş ve davalının temerrüde düşürülmüş olduğunu, müvekkilinin dava konusu senetler üzerinde üstün hak sahibi olduğunun mahkeme kararı ile tasdik edildiğini ve kararın Yargıtay incelemesinden geçerek müvekkili lehine kesinleştiğini, yine söz konusu hisse senetlerinden doğan kar paylarına ilişkin davalıdan 91.888,548 TL alacaklı olduklarına mahkemece karar verilmiş ve kararın temyiz edilmeksizin kesinleşmiş olduğunu, söz konusu mahkeme kararının icra takibine konulduğunu, ancak takibin iptaline karar verildiğini belirterek kar payı alacağının şimdilik 10.000 TL‘sinin 25/12/1997 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; dava konusu hisse senetlerinin başlangıçta dava dışı Başer Madencilik A.Ş.’ne ait olduğunu, adı geçen şirketin söz konusu hisse senetlerinin çalındığını belirterek senetlerin iptali ve müvekkilince yeni senetler verilmesi talepli dava açtığını, bu dava devam ederken davacının da aynı hisse senetlerinden kaynaklanan alacakları olduğunu belirtmesi üzerine tarafların karşılıklı dava açtığını, davacının senetler üzerindeki üstün hak sahipliğine karar verildiğinden , Başer şirketine gönderilen ihtarnameler ile hisse senetlerinin iadesinin istendiğini, iade edilmeyince adı geçen şirket aleyhine icra takibine geçildiğini, ortada kesinleşmiş mahkeme kararları bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporuna ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dava konusu 11 adet hisse senedinin sahibi olduğu ve senetler üzerinde üstün hak sahibi olduğunun mahkeme kararı ile belirlendiği, davacının dava tarihine kadar süresi 5 yılı aşmamış olan temettü ödemelerini talep etme hakkının bulunduğu,buna göre davacının 31/03/1993 tarihinden sonra dağıtılan temettülerle ilgili olarak 2.128 TL temettü alacağı ve 245,38 TL faiz alacağı olduğu gerekçesi ile davanın bu miktar üzerinden kabulüne fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Taraf vekilleri, kararı ayrı ayrı temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki (2) nolu bent dışında, davalı vekilinin ise aşağıdaki (4) nolu bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, kar payı alacağının tahsili amacıyla açılmış olup, davalı vekili süresi içinde zamanaşımı def'inde bulunmamış olduğu halde mahkemece, davacının ancak (5) yıl için kâr payı talep edebileceğine dair rapora itibar edilerek yazılı şekilde karar verilmiştir. Ancak, BK'nun 140 ncı maddesi gereğince zamanaşımı def'i ileri sürülmedikçe mahkemece re'sen gözetilemeyeceğinden yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3- Ayrıca davacı, daha önce 1998 tarihinde kar payının tahsili hususunda dava açtığına ve bu dava da davacının lehine sonuçlanarak karar kesinleştiğine göre;mahkemece bu döneme ilişkin talebin kesin hüküm (Mülga 1086 sayılı H.U.M.K.'nun 237. maddesi)nedeni ile reddine karar verilmesi gerekirken, bu hususun nazara alınmaması da bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin (2) nolu bent dışında, davalı vekilinin ise (3) nolu bent dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına, (3) nolu bentte açıklanan nedenle ise davalı yararına BOZULMASINA, istek halinde aşağıda yazılı 14.35 TL harcın temyiz eden davacıya iadesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 03/12/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1066069200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz