Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/5 E. 2016/6025 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- 5 yıllık
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
vekalet görevinin kötüye kullanılması↗ alacağın temliki↗ sözleşmeden doğan dava↗ husumet ehliyeti↗ alacak davası↗ temlik↗ protokol↗ taraf ehliyeti↗ taahhütname↗ zamanaşımı↗ ibraz↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davalılardan O.. Ş..'in vekil olup, davacının kendisine verdiği vekalet nedeniyle doğan alacak davalarının 5 yıllık zaman aşımına tabi olduğu ve .......... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/67 E- 2013/22 K. sayılı, 08/10/2007 tarihinde açılan davada davacının dava dilekçesinin 6 no'lu bendindeki açıklamalar dikkate alınarak alacağın şirkete temlik edilmediğini bildiği ve işbu davanın 26/12/2012 tarihinde açılması ile 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu ayrıca, davacı her ne kadar 410.000 USD'nin kendisine verilmesini istemiş ise de, UM grubundan alacağını 27/05/2005 tarihli görüşme tutanağının 5 no'lu bendi gereği ....... Danış. A.Ş'ye temlik edilmesini istediği ve dolayısıyla davalı A.. B..'a temlik edilen alacağın davacıya değil ........ Danış. A.Ş'ye ait olup, şirkete temlik edilmeyen 410.000 USD'ni davacının davalı A.. B..'tan talep edemeyeceği gerekçesiyle, davanın, davalı O.. Ş.. yönünden zamanaşımı nedeniyle, davalı A.. B.. yönünden ise, husumet ehliyeti yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, 27/07/2005 tarihli ''.......'' başlıklı sözleşme uyarınca, davacının 02/05/2005 tarihli ''Anlaşma Protokolu'' başlıklı sözleşmeden doğan alacağını ortağı olduğu şirkete temlik etme borcu altına girdiği, bu uğurda vekaletname vermeyi taahhüt ettiği ve anılan sözleşme kapsamında üzerine düşen yükümlüğü yerine getirmesine rağmen, davalı O.. Ş..'in vekalet görevini kötüye kullanarak, davacının temlik borcu altına girdiği alacağı, şirkete değil de diğer davalıya temlik ettiği ve davalıların, davacının şirketten alacaklı olmasını engelledikleri iddiasına dayalı olup, yukarıda özetlenen gerekçe ile, davalı O.. Ş.. yönünden zamanaşımı nedeniyle, diğer davalı A.. B.. yönünden ise, davacının husumet ehliyetinin bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, mahkemece davalı Osman yönünden davanın zamanaşımından red gerekçesi olarak, davacının daha önce ......... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/67 Esas sayılı dosyasında ibraz etmiş olduğu 08/10/2007 tarihli dava dilekçesinin 6 no'lu bendindeki açıklamalar uyarınca alacağın şirkete temlik edilmediğinden haberdar olduğu kabul edilmiş ise de, anılan dava dilekçesinde gerek 6 no'lu bentte gerekse de dilekçenin bütününde davacının, temlikin şirkete yapılmadığını bildiğine dair bir ibare bulunmadığı gibi, davacının temlik iradesinin şirkete yönelik olmasına rağmen şirkete temlik edilecek olan alacağın davalı A.. B..'a temlik edildiğinden ve davalı, davacı iradesi hilafına zenginleştiğinden, davacının, davalı A.. B.. yönünden husumet ehliyetinin bulunduğunun kabulü gerekirken, anılan hususlar nazara alınmaksızın, yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11476 E. 2018/6522 K.
Ortak:husumet · dava şartı · Alacak
İncelediğiniz karardaB.. yönünden ise, «husumet ehliyeti» yönünden reddine karar verilmiştir.
B.. yönünden ise, davacının «husumet ehliyetinin» bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
B.. yönünden «husumet ehliyetinin» bulunduğunun kabulü gerekirken, anılan hususlar nazara alınmaksızın, yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu kararda… , davanın kısmen kabulü ile 18.410 TL'nin dava tarihinden itibaren avans faiziyle davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine, davalı ... yönünden açılan davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine, davalı şirket ile davacı arasındaki ilişkinin hükümsüzlüğüne yönelik istemin reddine dair verilen kararın davacı vekili ile davalı şirket vekili …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pasif husumet yokluğu · pasif husumet · husumet yokluğu
Benzer bu kararda… , davanın kısmen kabulü ile 18.410 TL'nin dava tarihinden itibaren avans faiziyle davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine, davalı ... yönünden açılan davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine, davalı şirket ile davacı arasındaki ilişkinin hükümsüzlüğüne yönelik istemin reddine dair verilen kararın davacı vekili ile davalı şirket vekili …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1466 E. 2018/7687 K.
Ortak:vekalet görevinin kötüye kullanılması · sözleşmeden doğan dava · husumet ehliyeti · temlik · taraf ehliyeti · taahhütname · zamanaşımı · ibraz · dava şartı · zamanaşımı 5 yıllık · Alacak
İncelediğiniz karardaDava, 27/07/2005 tarihli ''.......'' başlıklı sözleşme uyarınca, davacının 02/05/2005 tarihli ''Anlaşma Protokolu'' başlıklı «sözleşmeden doğan» alacağını ortağı olduğu şirkete «temlik» etme borcu altına girdiği, bu uğurda vekaletname vermeyi «taahhüt» ettiği ve anılan sözleşme kapsamında üzerine düşen yükümlüğü yerine getirmesine rağmen, davalı O..
… si'nin 2011/67 E- 2013/22 K. sayılı, 08/10/2007 tarihinde açılan davada davacının dava dilekçesinin 6 no'lu bendindeki açıklamalar dikkate alınarak alacağın şirkete «temlik» edilmediğini bildiği ve işbu davanın 26/12/2012 tarihinde açılması ile 5 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolduğu ayrıca, davacı her ne kadar 410.000 USD'nin kendisine verilmesini istemiş ise de, UM grubundan alacağını 27/05/2005 tarihli görüşme tutanağının 5 …
B.. yönünden ise, «husumet ehliyeti» yönünden reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece uyulan bozma ilamı doğrultusunda, davacının «temlik» iradesinin şirkete yönelik olmasına rağmen, şirkete temlik edilecek olan alacağın davalı ...'a temlik edildiği ve davalı, davacı iradesi hilafına zenginleştiğinden, davacının, davalı ... yönünden «husumet ehliyetinin» bulunduğu ve davacının dava tarihine kadar dava konusu alacağın şirkete temlik edilmediğini bildiği kanıtlanmayıp, dolayısıyla davalı ... için «zamanaşımı» süresinin dolmadığı ve taraflar arasında düzenlenen 27/07/2008 tarihli görüşme tutanağı hilafına davalı ...'in «vekalet görevini kötüye kullanarak», davacının temlik borcu altına girdiği alacağı şirkete değil de, diğer davalıya temlik etmekle, her iki davalının dava konusu bedelden sorumlu oldukları gerekçesi ile davanın kabulü ile 410.000 USD alacağın fiili ödeme günündeki Merkez Bankası döviz efektif satış kuru Türk Lirası karşılığının (410.000 USD'nin dava tarihindeki Türk Lirası karşılığı 732.957,00 TL olmakla, bu miktar üzerinden hesaplanacak) dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/67 Esas sayılı dosyasında «ibraz» etmiş olduğu 08/10/2007 tarihli dava dilekçesinin 6 no'lu bendindeki açıklamalar uyarınca alacağın şirkete «temlik» edilmediğinden haberdar olduğu kabul edilmiş ise de, anılan dava dilekçesinde gerek 6 no'lu bentte gerekse de dilekçenin bütününde davacının, temlikin şirkete yapılmadığını bildiğine dair bir ibare bulunmadığı gibi, davacının temlik iradesinin şirkete yönelik olmasına rağmen şirkete temlik edilecek olan alacağın davalı ...'a temlik edildiğinden ve davalı, davacı iradesi hilafına zenginleştiğinden, davacının, davalı ... yönünden «husumet ehliyetinin» bulunduğunun kabulü gerekirken ...'' gerekçesi ile davalı ... yönünden «zamanaşımı» süresinin dolmadığı, diğer davalı ...
Dava, 27/07/2005 tarihli ''Görüşme Tutanağı'' başlıklı sözleşme uyarınca, davacının 02/05/2005 tarihli ''Anlaşma Protokolu'' başlıklı «sözleşmeden doğan» alacağını ortağı olduğu şirkete «temlik» etme borcu altına girdiği, bu uğurda vekaletname vermeyi «taahhüt» ettiği ve anılan sözleşme kapsamında üzerine düşen yükümlüğü yerine getirmesine rağmen, davalı ...'in «vekalet görevini kötüye kullanarak», davacının temlik borcu altına girdiği alacağı, şirkete değil de diğer davalıya temlik ettiği ve davalıların, davacının şirketten alacaklı olmasını engelledikleri …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yasal faiz
Benzer bu karardaMahkemece uyulan bozma ilamı doğrultusunda, davacının «temlik» iradesinin şirkete yönelik olmasına rağmen, şirkete temlik edilecek olan alacağın davalı ...'a temlik edildiği ve davalı, davacı iradesi hilafına zenginleştiğinden, davacının, davalı ... yönünden «husumet ehliyetinin» bulunduğu ve davacının dava tarihine kadar dava konusu alacağın şirkete temlik edilmediğini bildiği kanıtlanmayıp, dolayısıyla davalı ... için «zamanaşımı» süresinin dolmadığı ve taraflar arasında düzenlenen 27/07/2008 tarihli görüşme tutanağı hilafına davalı ...'in «vekalet görevini kötüye kullanarak», davacının temlik borcu altına girdiği alacağı şirkete değil de, diğer davalıya temlik etmekle, her iki davalının dava konusu bedelden sorumlu oldukları gerekçesi ile davanın kabulü ile 410.000 USD alacağın fiili ödeme günündeki Merkez Bankası döviz efektif satış kuru Türk Lirası karşılığının (410.000 USD'nin dava tarihindeki Türk Lirası karşılığı 732.957,00 TL olmakla, bu miktar üzerinden hesaplanacak) dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/9030 E. 2012/17272 K.
Ortak:taraf ehliyeti · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaB.. yönünden ise, «husumet ehliyeti» yönünden reddine karar verilmiştir.
B.. yönünden ise, davacının «husumet ehliyetinin» bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
B.. yönünden «husumet ehliyetinin» bulunduğunun kabulü gerekirken, anılan hususlar nazara alınmaksızın, yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaŞti olduğunu, bu nedenle davacının icra dosyasına başka bir borçlu tarafından yatırılan paranın «istirdadını» talep edemeyeceğini belirterek «aktif husumet yokluğu» nedeni ile davanın reddini savunmuştur.
Şti tarafından ödendiği, davacı tarafından yapılmayan ödemenin «istirdadının» mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın «aktif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, icra dosyasındaki ödemenin «keşideci» tarafından yapıldığı gerekçesiyle «çek» bedelini davacının «istirdadının» mümkün olmadığı, bu nedenle davacının aktif dava «ehliyetinin» bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de, öncelikle çek bedelini tahsil eden davalı «hamilin» davaya konu çekin «yetkili hamili» olmadığı, davalı hamil muntazam «ciro silsilesine» göre iktisap etmişse çeki iktisapta «kötüniyetli» olduğu veya «ağır kusuru» bulunduğu hususlarının usulüne uygun delillerle ispatı imkanının davacıya tanınması, aktif dava ehliyetinın buna göre belirlenmesi, ondan sonra çek bedelinin davalıdan tahsili hususunun değerlendirilmesi gerekirken, mahkemece tüm «deliller değerlendirilmeden» «eksik incelenme» ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kambiyo senetlerine özgü takip · çek istirdadı davası · çek istirdadı · ciro silsilesi · keşide tarihi · tahrifat · delil değerlendirmesi · ağır kusur
Benzer bu karardaMahkemece, iddia ve tüm dosya kapsamına göre, davacı namına 6354500 nolu 2.500.000.000 TL bedelli çekin düzenlendiği, diğer çeklerle birlikte dava konusu çekin «zayi» edildiği ve «iptal davası» açıldığı, davalı tarafından davacı aleyhine «kambiyo senetlerine özgü takip» yapıldığı, «çek» bedelinin icra dosyasına 4.143,21 YTL olarak ödendiği, ödemeden sonra icra mahkemesince çekteki «ciranta» imzasının ve «keşide tarihinin» «tahrif» edildiğinin belirlendiği ve takibin iptaline karar verildiği gerekçesiyle davacının icra dosyasına yaptığı 4.143,21 YTL ödemenin «istirdadına» dair verilen karar, davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuş, mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak usulüne uygun olarak taraf teşkili sağlanmıştır …
Mahkemece, icra dosyasındaki ödemenin «keşideci» tarafından yapıldığı gerekçesiyle «çek» bedelini davacının «istirdadının» mümkün olmadığı, bu nedenle davacının aktif dava «ehliyetinin» bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de, öncelikle çek bedelini tahsil eden davalı «hamilin» davaya konu çekin «yetkili hamili» olmadığı, davalı hamil muntazam «ciro silsilesine» göre iktisap etmişse çeki iktisapta «kötüniyetli» olduğu veya «ağır kusuru» bulunduğu hususlarının usulüne uygun delillerle ispatı imkanının davacıya tanınması, aktif dava ehliyetinın buna göre belirlenmesi, ondan sonra çek bedelinin davalıdan tahsili hususunun değerlendirilmesi gerekirken, mahkemece tüm «deliller değerlendirilmeden» «eksik incelenme» ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Dava başlangıçta «çek istirdadı davası» olarak açılmış, ancak daha sonra, davalı «hamilin» çek bedelini icra dosyasında «keşideciden» tahsil etmesi nedeniyle bedelinin istirdadı davasına dönüştürülmüştür.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/5 E. , 2016/6025 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ......... ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 07/05/2015
NUMARASI 2014/2-2015/171
Taraflar arasında görülen davada .......... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 07/05/2015 tarih ve 2014/2-2015/171 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ....... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalılardan A.. B.. ile 27/07/2005 tarihinde diğer davalının bürosunda “........” başlıklı sözleşme ile UM grubu adına U..... ve M...... M....... ile 02/05/2005 tarihinde yapılan sözleşmeden doğan alacağını müvekkilinin ortağı olduğu ...... Dan. Tahh. Müh. Tek. Hiz. Tic. San. A.Ş'ye cari hesaba alacak kaydedilmek üzere temlik etme borcu altına girdiğini ayrıca, bu uğurda aynı sözleşme ile işlem yapılmak üzere diğer davalı O.....'a vekalet vereceğini taahhüt ettiğini, davalı O........'ın da sözleşmeyi imzalayarak vekillik görevini üstlendiğini, müvekkilinin anılan sözleşme uyarınca 29/07/2005 tarihinde davalı O.. Ş..'e vekalet verdiğini, davalı O.. Ş..'in ise, müvekkilinin sözleşme ile temlik borcu altına girdiği alacağı şirkete değil, diğer davalıya temlik ettiğini, bu dunumun da müvekkilinin şirketten alacaklı olmasını engellediğini ileri sürerek, müvekkilinin dava dışı U....
ve M..... Mengenecioğlu'ndan olan 410.000,00 USD karşılığı TL alacağının davalılardan avans faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, zamanaşımı def'inde bulunmuş, davanın usul ve esastan reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davalılardan O.. Ş..'in vekil olup, davacının kendisine verdiği vekalet nedeniyle doğan alacak davalarının 5 yıllık zaman aşımına tabi olduğu ve .......... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/67 E- 2013/22 K. sayılı, 08/10/2007 tarihinde açılan davada davacının dava dilekçesinin 6 no'lu bendindeki açıklamalar dikkate alınarak alacağın şirkete temlik edilmediğini bildiği ve işbu davanın 26/12/2012 tarihinde açılması ile 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu ayrıca, davacı her ne kadar 410.000 USD'nin kendisine verilmesini istemiş ise de, UM grubundan alacağını 27/05/2005 tarihli görüşme tutanağının 5 no'lu bendi gereği .......
Danış. A.Ş'ye temlik edilmesini istediği ve dolayısıyla davalı A.. B..'a temlik edilen alacağın davacıya değil ........ Danış. A.Ş'ye ait olup, şirkete temlik edilmeyen 410.000 USD'ni davacının davalı A.. B..'tan talep edemeyeceği gerekçesiyle, davanın, davalı O.. Ş.. yönünden zamanaşımı nedeniyle, davalı A.. B.. yönünden ise, husumet ehliyeti yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, 27/07/2005 tarihli ''.......'' başlıklı sözleşme uyarınca, davacının 02/05/2005 tarihli ''Anlaşma Protokolu'' başlıklı sözleşmeden doğan alacağını ortağı olduğu şirkete temlik etme borcu altına girdiği, bu uğurda vekaletname vermeyi taahhüt ettiği ve anılan sözleşme kapsamında üzerine düşen yükümlüğü yerine getirmesine rağmen, davalı O.. Ş..'in vekalet görevini kötüye kullanarak, davacının temlik borcu altına girdiği alacağı, şirkete değil de diğer davalıya temlik ettiği ve davalıların, davacının şirketten alacaklı olmasını engelledikleri iddiasına dayalı olup, yukarıda özetlenen gerekçe ile, davalı O.. Ş.. yönünden zamanaşımı nedeniyle, diğer davalı A.. B.. yönünden ise, davacının husumet ehliyetinin bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, mahkemece davalı Osman yönünden davanın zamanaşımından red gerekçesi olarak, davacının daha önce ......... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/67 Esas sayılı dosyasında ibraz etmiş olduğu 08/10/2007 tarihli dava dilekçesinin 6 no'lu bendindeki açıklamalar uyarınca alacağın şirkete temlik edilmediğinden haberdar olduğu kabul edilmiş ise de, anılan dava dilekçesinde gerek 6 no'lu bentte gerekse de dilekçenin bütününde davacının, temlikin şirkete yapılmadığını bildiğine dair bir ibare bulunmadığı gibi, davacının temlik iradesinin şirkete yönelik olmasına rağmen şirkete temlik edilecek olan alacağın davalı A.. B..'a temlik edildiğinden ve davalı, davacı iradesi hilafına zenginleştiğinden, davacının, davalı A..
B.. yönünden husumet ehliyetinin bulunduğunun kabulü gerekirken, anılan hususlar nazara alınmaksızın, yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01/06/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/218866800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz