Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/11460 E. 2016/5450 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- 10 yıllık
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
zeyilname↗ ön inceleme aşaması↗ itirazın iptali davası↗ alacağın temliki↗ müteselsil kefil↗ genel kredi sözleşmesi↗ tbk 99↗ iptal davası↗ temlik↗ husumet yokluğu↗ kefil↗ kredi sözleşmesi↗ ihtarname↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ zamanaşımı↗ ibraz↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak ve dosya kapsamına göre, davalı H.. A..'un dava açılmadan önce vefat ettiği, dava konusu alacağın temlik eden Türk Ticaret Bankası ile davalılar arasında imzalanan 21.03.1991 tarihli genel kredi sözleşmesine dayandığından TBK.nun 146. (BK.nun 125.) maddesi gereğince 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu, bu genel kredi sözleşmesinden sonra taraflar arasında 23.06.1992, 26.04.1993, 06.06.1996, 30.10.1997 tarihli zeyilnamelerin imzalandığı, söz konusu Genel Kredi Sözleşmesinden kaynaklanan borcun, asıl borçlu ve diğer müşterek borçlu ve müteselsil kefilleri olan davalılar tarafından ödenmediğinden hesabın 15.11.1999 tarihi itibarı ile kat edildilerek 26.11.1999 tarihli ihtarname ile 15.11.1999 tarihi itibarı ile 9.480,73 TL'nin ödenmesinin talep edildiği, borcun ödenmemesi üzerine alacaklı banka tarafından asıl borçlu ve müteselsil kefiller olan davalılar hakkında takip başlatıldığı, 01.05.2000 tarihi itibarı ile toplam borç miktarının 15.268,00 TL olduğu, davalılar tarafından verilen 15.05.2000 tarihli itiraz dilekçesi nedeniyle takibin durduğu, yasal süresi içinde davacı tarafça itirazın iptali davası açılmadığı, itiraz tarihinden 12 yıl sonra 08.11.2012 tarihinde iş bu alacak davasının açıldığı, davalıların itirazından sonra dava açılana kadar icra takip dosyasında zamanaşımını kesen bir işlem yapılmadığı, bu suretle itiraz tarihinden davanın açıldığı tarihe kadar 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesiyle; davalı H.. A.. aleyhine açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine ilişkin verilen karar kesinleştiğinden bu hususta yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davalı A.. E.. aleyhine açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dairemizin 08/07/2014 tarihli 2014/6451 Esas 2014/12973 Karar sayılı bozma ilamına karşı davacı vekilince karar düzeltme dilekçesi ibraz edilmiş, mahkemece, 29/09/2014 tarihinde talebin reddi ile işlem yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Ardından duruşma günü tayin edilerek Dairemiz bozma ilamına uyulmuş ve sonuçta davalı H.. A.. aleyhine açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine ilişkin verilen karar kesinleştiğinden bu hususta yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davalı A.. E.. aleyhine açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine hükmedilmiştir.
HUMK'nın 440-442. maddelerinde karar düzeltme yolu düzenlenmiştir. Karar düzeltme talebi, temyiz incelemesi sonucunda kararı vermiş olan Yargıtay Dairesinde incelenip karara bağlanır. Yargıtay kararının karar düzeltme istenebilecek kararlardan olup olmadığı, süresinde karar düzeltme yoluna başvurulup başvurulmadığı ve diğer usulü eksiklikler yönünden inceleme yetkisi, her halde kararına karşı karar düzeltme yoluna başvurulan Yargıtay Dairesi'ne aittir. HUMK'nın 432/4. maddesi hükmü burada kıyas yoluyla uygulanmaz. Bu nedenle mahkemenin 29/09/2014 tarihinde davacı vekilinin karar düzeltme talebinin reddi ile işlem yapılmasına yer olmadığına dair verdiği karar usul ve yasaya aykırı olup, davacı vekiline Dairemiz bozma ilamına karşı karar düzeltme imkanı tanımadan bozma ilamına uyularak karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/2422 E. 2021/258 K.
Ortak:zeyilname · itirazın iptali davası · alacağın temliki · genel kredi sözleşmesi · iptal davası · husumet yokluğu · temlik · kredi sözleşmesi · dava şartı · zamanaşımı 10 yıllık
İncelediğiniz karardaA..'un dava açılmadan önce vefat ettiği, dava konusu «alacağın temlik» eden Türk Ticaret Bankası ile davalılar arasında imzalanan 21.03.1991 tarihli «genel kredi sözleşmesine» dayandığından TBK.nun 146. (BK.nun 125.) maddesi gereğince 10 yıllık «zamanaşımına» tabi olduğu, bu genel kredi sözleşmesinden sonra taraflar arasında 23.06.1992, 26.04.1993, 06.06.1996, 30.10.1997 tarihli «zeyilnamelerin» imzalandığı, söz konusu Genel Kredi Sözleşmesinden kaynaklanan borcun, asıl borçlu ve diğer müşterek borçlu ve müteselsil kefilleri olan davalılar tarafından ödenmediğinden hesabın 15.11.1999 tarihi itibarı ile kat edildilerek 26.11.1999 tarihli «ihtarname» ile 15.11.1999 tarihi itibarı ile 9.480,73 TL'nin ödenmesinin talep edildiği, borcun ödenmemesi üzerine alacaklı banka tarafından asıl borçlu ve «müteselsil kefiller» olan davalılar hakkında takip başlatıldığı, 01.05.2000 tarihi itibarı ile toplam borç miktarının 15.268,00 TL olduğu, davalılar tarafından verilen 15.05.2000 tarihli itiraz dilekçesi nedeniyle takibin durduğu, yasal süresi içinde davacı tarafça «itirazın iptali davası» açılmadığı, itiraz tarihinden 12 yıl sonra 08.11.2012 tarihinde iş bu alacak davasının açıldığı, davalıların itirazından sonra dava açılana kadar icra takip dosyas …
A.. aleyhine açılan davanın «husumet yokluğu» nedeniyle reddine ilişkin verilen karar kesinleştiğinden bu hususta yeniden karar «verilmesine yer olmadığına», davalı A..
A.. aleyhine açılan davanın «husumet yokluğu» nedeniyle reddine ilişkin verilen karar kesinleştiğinden bu hususta yeniden karar «verilmesine yer olmadığına», davalı A..
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...'un dava açılmadan önce vefat ettiği, dava konusu «alacağın temlik» eden Türk Ticaret Bankası ile davalılar arasında imzalanan 21.03.1991 tarihli «genel kredi sözleşmesine» dayandığından TBK’nın 146. (BK’nun 125.) maddesi gereğince 10 yıllık «zamanaşımına» tabi olduğu, bu genel kredi sözleşmesinden sonra taraflar arasında 23.06.1992, 26.04.1993, 06.06.1996, 30.10.1997 tarihli «zeyilnamelerin» imzalandığı, borcun, asıl borçlu ve müşterek borçlu ile müteselsil kefilleri olan davalılar tarafından ödenmemesi nedeniyle hesabın 15.11.1999 tarihi itibariyle kat edilerek 26.11.1999 tarihli «ihtarname» ile 9.480,73 TL'nin ödenmesinin talep edildiği, borcun ödenmemesi üzerine takip başlatıldığı, 01.05.2000 tarihi itibariyle toplam borç miktarının 15.268,00 TL olduğu, davalılar tarafından verilen 15.05.2000 tarihli itiraz dilekçesi nedeniyle takibin durduğu, yasal süresi içinde davacı tarafça «itirazın iptali davası» açılmadığı, itiraz tarihinden 12 yıl sonra 08.11.2012 tarihinde işbu alacak davasının açıldığı, davalıların itirazından sonra dava açılana kadar icra takip dosyasında zamanaşımını kesen bir işlem yapılmadığı, bu suretle itiraz tarihinden davanın açıldığı tarihe kadar 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesiyle, davalı ... aleyhine açılan davanın «husumet yokluğu» nedeniyle reddine ilişkin verilen karar kesinleştiğinden bu hususta yeniden karar «verilmesine yer olmadığına», davalı ... aleyhine açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
2-5411 sayılı Kanun’un 140. maddesi uyarınca, Fon her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olduğu gibi, «faaliyet izni kaldırılan» veya tasfiyeleri Fon eliyle yürütülen bankaların «iflas» ve «tasfiye» idarelerinin Fon tarafından, borçlarının ve/veya «taahhütlerinin» üstlenilmesi ve/veya alacaklarının devralınması halinde Fonun, üstlendiği borçlar ve/veya taahhütler ile devraldığı alacaklarla ilgili devir ve «temlik sözleşmeleri», her türlü «teminatın» tesisi ve kaldırılması, sözleşmelerin bozulması, dava ve icra takipleri ile bu borçlar ve/veya alacaklar ve/veya taahhütlerle ilgili diğer her türlü işlemler, her …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:faaliyet izninin kaldırılması · temlik sözleşmesi · ek tasfiye · iflas · taahhütname · teminat
Benzer bu kararda2-5411 sayılı Kanun’un 140. maddesi uyarınca, Fon her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olduğu gibi, «faaliyet izni kaldırılan» veya tasfiyeleri Fon eliyle yürütülen bankaların «iflas» ve «tasfiye» idarelerinin Fon tarafından, borçlarının ve/veya «taahhütlerinin» üstlenilmesi ve/veya alacaklarının devralınması halinde Fonun, üstlendiği borçlar ve/veya taahhütler ile devraldığı alacaklarla ilgili devir ve «temlik sözleşmeleri», her türlü «teminatın» tesisi ve kaldırılması, sözleşmelerin bozulması, dava ve icra takipleri ile bu borçlar ve/veya alacaklar ve/veya taahhütlerle ilgili diğer her türlü işlemler, her …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/125 E. 2018/7288 K.
Ortak:Alacak
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3738 E. 2021/2476 K.
Ortak:temlik · kefil · kredi sözleşmesi
İncelediğiniz karardaA..'un dava açılmadan önce vefat ettiği, dava konusu «alacağın temlik» eden Türk Ticaret Bankası ile davalılar arasında imzalanan 21.03.1991 tarihli «genel kredi sözleşmesine» dayandığından TBK.nun 146. (BK.nun 125.) maddesi gereğince 10 yıllık «zamanaşımına» tabi olduğu, bu genel kredi sözleşmesinden sonra taraflar arasında 23.06.1992, 26.04.1993, 06.06.1996, 30.10.1997 tarihli «zeyilnamelerin» imzalandığı, söz konusu Genel Kredi Sözleşmesinden kaynaklanan borcun, asıl borçlu ve diğer müşterek borçlu ve müteselsil kefilleri olan davalılar tarafından ödenmediğinden hesabın 15.11.1999 tarihi itibarı ile kat edildilerek 26.11.1999 tarihli «ihtarname» ile 15.11.1999 tarihi itibarı ile 9.480,73 TL'nin ödenmesinin talep edildiği, borcun ödenmemesi üzerine alacaklı banka tarafından asıl borçlu ve «müteselsil kefiller» olan davalılar hakkında takip başlatıldığı, 01.05.2000 tarihi itibarı ile toplam borç miktarının 15.268,00 TL olduğu, davalılar tarafından verilen 15.05.2000 tarihli itiraz dilekçesi nedeniyle takibin durduğu, yasal süresi içinde davacı tarafça «itirazın iptali davası» açılmadığı, itiraz tarihinden 12 yıl sonra 08.11.2012 tarihinde iş bu alacak davasının açıldığı, davalıların itirazından sonra dava açılana kadar icra takip dosyas …
Benzer bu karardaMahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamada, davacı banka tarafından «kredi sözleşmesine» dayanarak icra takibi başlatıldığı, davalıların itirazı üzerine takibin durduğu, mahkemece bozma ilamı doğrultusunda alınan bilirkişi heyet raporuyla takip ve dava konusu edilen kredinin davalıların «kefalet» imzasını taşımayan 02.05.2007 tarihli sözleşmeye istinaden kullandırıldığı tespit edildiğinden, davalıların takibe itirazında haklı olduğu gerekçesiyle davanın red …
Kararı, «temlik» alan davacı vekili, katılma yoluyla davalılar vekili temyiz etmiştir.
Şayet 01/12/2004 tarihli sözleşme kapsamında kredi kullandırıldığı tespit edilirse «kefilin» «kefalet limiti» ve kendi «temerrüdünün» hukuki sonuçlarından sorumlu olduğu gözetilerek bir karar verilmesi gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kefalet limiti · kefalet · temerrüt
Benzer bu karardaŞayet 01/12/2004 tarihli sözleşme kapsamında kredi kullandırıldığı tespit edilirse «kefilin» «kefalet limiti» ve kendi «temerrüdünün» hukuki sonuçlarından sorumlu olduğu gözetilerek bir karar verilmesi gerekir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamada, davacı banka tarafından «kredi sözleşmesine» dayanarak icra takibi başlatıldığı, davalıların itirazı üzerine takibin durduğu, mahkemece bozma ilamı doğrultusunda alınan bilirkişi heyet raporuyla takip ve dava konusu edilen kredinin davalıların «kefalet» imzasını taşımayan 02.05.2007 tarihli sözleşmeye istinaden kullandırıldığı tespit edildiğinden, davalıların takibe itirazında haklı olduğu gerekçesiyle davanın red …
Alınacak raporda kredinin davalıların «kefalet» imzasını taşımayan 02.05.2007 tarihli sözleşme kapsamında kullandırılmış olması halinde kefillerin sorumluluğunun bulunmadığı kuşkusuzdur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/11460 E. , 2016/5450 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ........ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 27/11/2014
NUMARASI 2014/512-2014/491
Taraflar arasında görülen davada...........Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 27/11/2014
tarih ve 2014/512-2014/491 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 10.05.2016 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. M.. T.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ..... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı Banka ile kredi borçlusu Y.... T.... ve müşterek borçlu ve müteselsil kefilleri A.. E.., H.. A.. ve M.... K..... arasında 21.03.1991 tarihinde genel kredi sözleşmesi ile 1991, 1993, 1996 ve 1997 yıllarında zeyilnameler imzalandığını, ancak kredi borcunun ödenmediğini, borçlulara 26.11.1999 tarihinde ihtar çekildiğini,2. İcra Müdürlüğü'nün 2000/804 E. sayılı dosyasıyla icra takibi yapıldığını ancak süresinde itirazın iptali davası açılmadığı için işbu alacak davasının açıldığını ileri sürerek 108.910,15 TL faiz, BSMV ve ihtiyati haciz masrafı alacağının, ana para 6.357,96 TL ye 16.10.2012 tarihinden itibaren işletilecek temerrüt faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
[…]. E.., talebin zamanaşımına uğradığını, icra takibinin 2000 yılında yapıldığını ve tarafınca takibe itiraz edildiğini, 1 yıllık süre zarfında itirazın iptali davası açılmadığını, takibe itirazında kefaletinin ana borca olduğunu belirttiğini, ayrıca uygulanan faiz oranına da itiraz ettiğini, ana paranın bir kısmının takipten önce ödendiğini, bir kısmının da takip aşamasında asıl borçlunun mallarının satılması ile ödendiği halde borcun tamamının tarafından istenmesinin yasal olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak ve dosya kapsamına göre, davalı H.. A..'un dava açılmadan önce vefat ettiği, dava konusu alacağın temlik eden Türk Ticaret Bankası ile davalılar arasında imzalanan 21.03.1991 tarihli genel kredi sözleşmesine dayandığından TBK.nun 146. (BK.nun 125.) maddesi gereğince 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu, bu genel kredi sözleşmesinden sonra taraflar arasında 23.06.1992, 26.04.1993, 06.06.1996, 30.10.1997 tarihli zeyilnamelerin imzalandığı, söz konusu Genel Kredi Sözleşmesinden kaynaklanan borcun, asıl borçlu ve diğer müşterek borçlu ve müteselsil kefilleri olan davalılar tarafından ödenmediğinden hesabın 15.11.1999 tarihi itibarı ile kat edildilerek 26.11.1999 tarihli ihtarname ile 15.11.1999 tarihi itibarı ile 9.480,73 TL'nin ödenmesinin talep edildiği, borcun ödenmemesi üzerine alacaklı banka tarafından asıl borçlu ve müteselsil kefiller olan davalılar hakkında takip başlatıldığı, 01.05.2000 tarihi itibarı ile toplam borç miktarının 15.268,00 TL olduğu, davalılar tarafından verilen 15.05.2000 tarihli itiraz dilekçesi nedeniyle takibin durduğu, yasal süresi içinde davacı tarafça itirazın iptali davası açılmadığı, itiraz tarihinden 12 yıl sonra 08.11.2012 tarihinde iş bu alacak davasının açıldığı, davalıların itirazından sonra dava açılana kadar icra takip dosyasında zamanaşımını kesen bir işlem yapılmadığı, bu suretle itiraz tarihinden davanın açıldığı tarihe kadar 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesiyle;
davalı H.. A.. aleyhine açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine ilişkin verilen karar kesinleştiğinden bu hususta yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davalı A.. E.. aleyhine açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dairemizin 08/07/2014 tarihli 2014/6451 Esas 2014/12973 Karar sayılı bozma ilamına karşı davacı vekilince karar düzeltme dilekçesi ibraz edilmiş, mahkemece, 29/09/2014 tarihinde talebin reddi ile işlem yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Ardından duruşma günü tayin edilerek Dairemiz bozma ilamına uyulmuş ve sonuçta davalı H.. A.. aleyhine açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine ilişkin verilen karar kesinleştiğinden bu hususta yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davalı A.. E.. aleyhine açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine hükmedilmiştir.
HUMK'nın 440-442. maddelerinde karar düzeltme yolu düzenlenmiştir. Karar düzeltme talebi, temyiz incelemesi sonucunda kararı vermiş olan Yargıtay Dairesinde incelenip karara bağlanır. Yargıtay kararının karar düzeltme istenebilecek kararlardan olup olmadığı, süresinde karar düzeltme yoluna başvurulup başvurulmadığı ve diğer usulü eksiklikler yönünden inceleme yetkisi, her halde kararına karşı karar düzeltme yoluna başvurulan Yargıtay Dairesi'ne aittir. HUMK'nın 432/4. maddesi hükmü burada kıyas yoluyla uygulanmaz. Bu nedenle mahkemenin 29/09/2014 tarihinde davacı vekilinin karar düzeltme talebinin reddi ile işlem yapılmasına yer olmadığına dair verdiği karar usul ve yasaya aykırı olup, davacı vekiline Dairemiz bozma ilamına karşı karar düzeltme imkanı tanımadan bozma ilamına uyularak karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 1.350 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12/05/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/217816900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz