Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/3355 E. 2016/5348 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
infazda tereddüt↗ infaz↗ marka hakkına tecavüz↗ maddi ve manevi tazminat↗ maddi tazminat↗ ilan↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, Mahkemenin 2009/496 E-2012/462 K. sayılı dosyasında yapılan yargılama sırasında alınan raporda, davacı adına tescilli “......” ve “.....” markaları ile davalı tarafından kullanılan “....." ve “......” ibareleri arasında karıştırma ihtimali bulunduğu ve bu durumun davacı markasına tecavüz teşkil ettiğinden bahisle davanın kabulüne karar verildiği, ....... Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2012/552 E, 2013/39 K. sayılı kararı ile de davalının marka hakkına tecavüzden cezalandırılmasına karar verildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, “......” ve “......” markalarına yapılan tecavüzün önlenmesine, davacıya ait tescilli markanın davalı tarafından kullanılan tabelalardan sökülmesine, reklam vasıtası, basılı evrak ve ürünlerin toplatılmasına ve imhasına, hükmün ilanına, Mahkemenin 2009/496 E. sayılı dosyasında saklı tutulan 6.142,00 TL, yargılama sırasında tespit edilen 28.105,00 TL maddi tazminat ile 7.500,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı temyiz etmiştir.
1- Dava, marka hakkına tecavüzün men'i, ref'i, maddi ve manevi tazminat, alacak ile hükmün ilanı istemlerine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Gerek mülga 1086 sayılı HUMK’un 382 ve devamı maddelerinde gerekse yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 294 vd. maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş olacaktır. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup, HMK'nın 298/2. maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi, verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır.
Somut olayda mahkemece, gerekçede “davacıya ait tescilli markanın davalı tarafından kullanılan tabelalardan sökülmesine” karar verildiği belirtilmesine rağmen, hüküm fıkrasında “davacının kullanılan tabelaların sökülmesine ilişkin talebinin reddine” ifadesine yer verilmek suretiyle, gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratır ve infazda tereddüt oluşturur şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davalının temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10370 E. 2018/2627 K.
Ortak:infazda tereddüt · infaz · marka hakkına tecavüz · ilan
İncelediğiniz karardaAsliye Ceza Mahkemesi'nin 2012/552 E, 2013/39 K. sayılı kararı ile de davalının «marka hakkına tecavüzden» cezalandırılmasına karar verildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, “......” ve “......” markalarına yapılan tecavüzün önlenmesine, davacıya ait tescilli markanın davalı tarafından kullanılan tabelalardan sökülmesine, reklam vasıtası, basılı evrak ve ürünlerin toplatılmasına ve imhasına, hükmün «ilanına», Mahkemenin 2009/496 E. sayılı dosyasında saklı tutulan 6.142,00 TL, yargılama sırasında tespit edilen 28.105,00 TL «maddi tazminat» ile 7.500,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
1- Dava, «marka hakkına tecavüzün» men'i, ref'i, maddi ve manevi tazminat, alacak ile hükmün «ilanı» istemlerine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Somut olayda mahkemece, gerekçede “davacıya ait tescilli markanın davalı tarafından kullanılan tabelalardan sökülmesine” karar verildiği belirtilmesine rağmen, hüküm fıkrasında “davacının kullanılan tabelaların sökülmesine ilişkin talebinin reddine” ifadesine yer verilmek suretiyle, gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratır ve «infazda tereddüt» oluşturur şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaSomut uyuşmazlıkta davacı tarafça «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespiti, durdurulması ve men'i ile manevi tazminata karar verilmesi talep olunmuş, mahkemece gerekçeli kararda marka hakkına tecavüz eyleminin bulunmadığı ve haksız rekabet eyleminin bulunduğu kabul edildiği halde, kısa kararda ise haksız rekabetin yanında eylemin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, markalı ürünlerin toplatılmasına ve hükmün «ilanına» karar verilmesi çelişkili olduğundan Yargıtay «denetimine elverişli» ve «infazda tereddüt» oluşturmayacak şekilde gerekçeli karar verilmesi için hükmün re'sen bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalının «marka hakkına tecavüzü» bulunmayıp «haksız fiili» «haksız rekabet» teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.
1-Dava, «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespit ve men'i ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:denetime elverişlilik · haksız fiil · haksız rekabet
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalının «marka hakkına tecavüzü» bulunmayıp «haksız fiili» «haksız rekabet» teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta davacı tarafça «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespiti, durdurulması ve men'i ile manevi tazminata karar verilmesi talep olunmuş, mahkemece gerekçeli kararda marka hakkına tecavüz eyleminin bulunmadığı ve haksız rekabet eyleminin bulunduğu kabul edildiği halde, kısa kararda ise haksız rekabetin yanında eylemin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, markalı ürünlerin toplatılmasına ve hükmün «ilanına» karar verilmesi çelişkili olduğundan Yargıtay «denetimine elverişli» ve «infazda tereddüt» oluşturmayacak şekilde gerekçeli karar verilmesi için hükmün re'sen bozulması gerekmiştir.
1-Dava, «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespit ve men'i ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18627 E. 2015/857 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Somut olayda mahkemece, gerekçede “davacıya ait tescilli markanın davalı tarafından kullanılan tabelalardan sökülmesine” karar verildiği belirtilmesine rağmen, hüküm fıkrasında “davacının kullanılan tabelaların sökülmesine ilişkin talebinin reddine” ifadesine yer verilmek suretiyle, gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratır ve «infazda tereddüt» oluşturur şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kabul beyanı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın yazılı talimatı yerine getirdiği, diğer davalı yönünden «kabul beyanı» nedeniyle kabulünün gerektiği gerekçesiyle,.... .... ve ... vekilinin kabul beyanı doğrultusunda açılan davanın kabulü ile 24.300 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı ..... yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/19201 E. 2015/4676 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Somut olayda mahkemece, gerekçede “davacıya ait tescilli markanın davalı tarafından kullanılan tabelalardan sökülmesine” karar verildiği belirtilmesine rağmen, hüküm fıkrasında “davacının kullanılan tabelaların sökülmesine ilişkin talebinin reddine” ifadesine yer verilmek suretiyle, gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratır ve «infazda tereddüt» oluşturur şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rücu davası · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · sicilden terkin · ihya · tasfiye memuru · rücu · tüzel kişilik
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı kurumun «tasfiye» edilen şirketten ödenen işçilik haklarına ilişkin «rücu davası» açtığı, dava açıldıktan sonra şirketin ticaret «sicilden terkin» edildiği, davacının alacak iddiası ile açtığı davanın görüldüğü sırada davanın sonuçlanması beklenmeden tasfiyeye karar verilip «tüzel kişiliğinin» ticaret sicilden silinmesi halinde şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabul edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
1-Dava, «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Kısa kararda «tasfiye memuru atanmasına» karar verilmesine rağmen gerekçeli kararda bu hükme yer verilmemiş olması karşısında, gerekçeli kararın kısa karara uygun yazılmadığı, kısa karar ile gerekçe karar arasında çelişki yaratılmış olduğu anlaşılmakla, bu yönden hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Kararı, davalı «tasfiye memuru» vekili temyiz etmiştir.
4 benzer karar daha
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4327 E. 2017/6696 K.
Ortak:infaz · maddi tazminat · Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
İncelediğiniz karardaAsliye Ceza Mahkemesi'nin 2012/552 E, 2013/39 K. sayılı kararı ile de davalının «marka hakkına tecavüzden» cezalandırılmasına karar verildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, “......” ve “......” markalarına yapılan tecavüzün önlenmesine, davacıya ait tescilli markanın davalı tarafından kullanılan tabelalardan sökülmesine, reklam vasıtası, basılı evrak ve ürünlerin toplatılmasına ve imhasına, hükmün «ilanına», Mahkemenin 2009/496 E. sayılı dosyasında saklı tutulan 6.142,00 TL, yargılama sırasında tespit edilen 28.105,00 TL «maddi tazminat» ile 7.500,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Somut olayda mahkemece, gerekçede “davacıya ait tescilli markanın davalı tarafından kullanılan tabelalardan sökülmesine” karar verildiği belirtilmesine rağmen, hüküm fıkrasında “davacının kullanılan tabelaların sökülmesine ilişkin talebinin reddine” ifadesine yer verilmek suretiyle, gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratır ve «infazda tereddüt» oluşturur şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Somut olayda mahkemece, kısa kararda «maddi tazminata» hükmedilmiş olmasına rağmen, gerekçeli kararda maddi tazminat isteminin reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticaret unvanı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalıların davacının tescilli ... ibareli markasını kullandığının anlaşıldığı, davalı şirketin «ticaret unvanının» davacı şirket ticaret unvanı ile benzer olduğu, davalı şirketçe tescilli ticaret unvanı dışında davacı marka ve logolarının kullanılmasının ise davacının markadan doğan haklarına 556 sayılı KHK m.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5662 E. 2017/7566 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Somut olayda mahkemece, gerekçede “davacıya ait tescilli markanın davalı tarafından kullanılan tabelalardan sökülmesine” karar verildiği belirtilmesine rağmen, hüküm fıkrasında “davacının kullanılan tabelaların sökülmesine ilişkin talebinin reddine” ifadesine yer verilmek suretiyle, gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratır ve «infazda tereddüt» oluşturur şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:teminat senedi · bono · kefil · asıl alacak · dosya masrafı · teminat
Benzer bu karardaMahkemece, davacının ortağı olduğu ...- A.Ş'nin alacağı yeni mal için davacının verdiği 85.000,00 TL tutarındaki senedin «teminat senedi» olduğu, karşılığından toplamda 80.000,00 TL ödemenin bu teminat senedine karşılık yapıldığı, davacının «kefil» olduğu ...-A.Ş'nin 85.000,00 TL tutarındaki borcuna karşılık 80.000,00 TL'nin ödendiği ödenmeyen 5.000,00 TL tutarındaki bakiyeden dolayı davacının davalı ...
1-Davacı 85.000 TL bedelli «bono» sebebiyle 5.000 TL borcu bulunmasına rağmen 85.000 TL «asıl alacak» üzerinden icra takibi yapıldığını ileri sürerek 85.000 TL davalı tarafa borcu olmadığının tespitini talep etmiş, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Şirketine 5.000,00 TL borcunun kaldığı ilgili icra dosyasında davacının yapacağı ödemenin 80.000,00 TL tutarına isabet eden icra «masraf» ve faizleri ile Umt Şirketinin davacıya ödemesi gerektiği kanısına varıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/3570 E. 2019/497 K.
Ortak:marka hakkına tecavüz · maddi ve manevi tazminat · maddi tazminat · ilan · Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
İncelediğiniz karardaAsliye Ceza Mahkemesi'nin 2012/552 E, 2013/39 K. sayılı kararı ile de davalının «marka hakkına tecavüzden» cezalandırılmasına karar verildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, “......” ve “......” markalarına yapılan tecavüzün önlenmesine, davacıya ait tescilli markanın davalı tarafından kullanılan tabelalardan sökülmesine, reklam vasıtası, basılı evrak ve ürünlerin toplatılmasına ve imhasına, hükmün «ilanına», Mahkemenin 2009/496 E. sayılı dosyasında saklı tutulan 6.142,00 TL, yargılama sırasında tespit edilen 28.105,00 TL «maddi tazminat» ile 7.500,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
1- Dava, «marka hakkına tecavüzün» men'i, ref'i, maddi ve manevi tazminat, alacak ile hükmün «ilanı» istemlerine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaAsliye Ceza Mahkemesi'nin 2012/552 E, 2013/39 K. sayılı kararı ile de davalının «marka hakkına tecavüzden» cezalandırılmasına karar verildiği, davalının eylemlerinin marka hakkına tecavüz ve «haksız rekabet» teşkil ettiği gerekçeleriyle, davanın kabulü ile, “Tlos Yakapark” ve “Yakapark” markalarına yapılan tecavüzün önlenmesine, davacıya ait tescilli markanın davalı tarafından kullanılan tabelalardan sökülmesine, reklam vasıtası, basılı evrak ve ürünlerin toplatılmasına ve imhasına, hükmün «ilanına», mahkemenin 2009/496 E. sayılı dosyasında saklı tutulan 6.142,00 TL, yargılama sırasında tespit edilen 28.105,00 TL «maddi tazminat» ile 7.500,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin dışındaki temyiz itirazları yerinde değildir. ...- Dava «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetten» kaynaklanan «maddi, manevi tazminat», marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin önlenmesine ilişkindir.
Bu durumda, 556 sayılı KHK'nın 66/1-a maddesi kapsamında «zararı ispat külfetinin» davacıda olduğu da dikkate alınmak suretiyle taraf delilleri değerlendirilerek «gerçek zararın» belirlenmesi, şayet zarar «kesin» olarak belirlenemiyorsa 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50.maddesine göre tazminatın takdir ve tayini gerekirken yazılı şekilde «maddi tazminata» hükmedilmesi doğru görülmemiş ve bu nedenle kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zararın ispatı · gerçek zarar · ispat külfeti · haksız rekabet · kesin hüküm
Benzer bu karardaBu durumda, 556 sayılı KHK'nın 66/1-a maddesi kapsamında «zararı ispat külfetinin» davacıda olduğu da dikkate alınmak suretiyle taraf delilleri değerlendirilerek «gerçek zararın» belirlenmesi, şayet zarar «kesin» olarak belirlenemiyorsa 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50.maddesine göre tazminatın takdir ve tayini gerekirken yazılı şekilde «maddi tazminata» hükmedilmesi doğru görülmemiş ve bu nedenle kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2012/552 E, 2013/39 K. sayılı kararı ile de davalının «marka hakkına tecavüzden» cezalandırılmasına karar verildiği, davalının eylemlerinin marka hakkına tecavüz ve «haksız rekabet» teşkil ettiği gerekçeleriyle, davanın kabulü ile, “Tlos Yakapark” ve “Yakapark” markalarına yapılan tecavüzün önlenmesine, davacıya ait tescilli markanın davalı tarafından kullanılan tabelalardan sökülmesine, reklam vasıtası, basılı evrak ve ürünlerin toplatılmasına ve imhasına, hükmün «ilanına», mahkemenin 2009/496 E. sayılı dosyasında saklı tutulan 6.142,00 TL, yargılama sırasında tespit edilen 28.105,00 TL «maddi tazminat» ile 7.500,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin dışındaki temyiz itirazları yerinde değildir. ...- Dava «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetten» kaynaklanan «maddi, manevi tazminat», marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin önlenmesine ilişkindir.
Tazminatın amacı zarar görenin «gerçek zararının» giderilmesine yöneliktir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4107 E. 2015/10995 K.
Ortak:infaz · marka hakkına tecavüz · ilan · Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
İncelediğiniz karardaAsliye Ceza Mahkemesi'nin 2012/552 E, 2013/39 K. sayılı kararı ile de davalının «marka hakkına tecavüzden» cezalandırılmasına karar verildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, “......” ve “......” markalarına yapılan tecavüzün önlenmesine, davacıya ait tescilli markanın davalı tarafından kullanılan tabelalardan sökülmesine, reklam vasıtası, basılı evrak ve ürünlerin toplatılmasına ve imhasına, hükmün «ilanına», Mahkemenin 2009/496 E. sayılı dosyasında saklı tutulan 6.142,00 TL, yargılama sırasında tespit edilen 28.105,00 TL «maddi tazminat» ile 7.500,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
1- Dava, «marka hakkına tecavüzün» men'i, ref'i, maddi ve manevi tazminat, alacak ile hükmün «ilanı» istemlerine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu kararda… ullanımı niteliğinde olduğu, internet alan adı tescil ve kullanımı da bu kapsamda kabul edildiği, markasal kullanımın ispatlanamadığı, davalı-karşı davacı eyleminin «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» oluşturmadığı gerekçesiyle davalı-karşı davacı adına kayıtlı 2011/04329 nolu “N. b.” ibareli markanın tescil tarihindeki sınıflandırmaya göre 35. ve 42. sınıftaki hizmetler bakımından hükümsüzlüğüne, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, sonuçlarının ortadan kaldırılması, alan adının kullanılmasının yasaklanması ve iptali talepleri ile koşulları oluşmayan «ilan» talebinin reddine ayrıca karşı davanın da reddine karar verilmiştir.
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gerekçe-hüküm çelişkisi · haksız rekabet
Benzer bu kararda… ullanımı niteliğinde olduğu, internet alan adı tescil ve kullanımı da bu kapsamda kabul edildiği, markasal kullanımın ispatlanamadığı, davalı-karşı davacı eyleminin «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» oluşturmadığı gerekçesiyle davalı-karşı davacı adına kayıtlı 2011/04329 nolu “N. b.” ibareli markanın tescil tarihindeki sınıflandırmaya göre 35. ve 42. sınıftaki hizmetler bakımından hükümsüzlüğüne, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, sonuçlarının ortadan kaldırılması, alan adının kullanılmasının yasaklanması ve iptali talepleri ile koşulları oluşmayan «ilan» talebinin reddine ayrıca karşı davanın da reddine karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece verilen hüküm ile «gerekçenin çelişkili» olması doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/3355 E. , 2016/5348 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ...... ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 20/01/2015
NUMARASI 2013/107-2015/11
Taraflar arasında görülen davada ..... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20/01/2015 tarih ve 2013/107-2015/11 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ..... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Y..... Köyü'nde “......” ismli alabalık çiftliği ve restoranının bulunduğunu ve “.....” ile “......” ibareli markaların adına tescilli olduğunu, davalının kötüniyetli olarak müvekkili markalarını “......” şeklinde kullanmaya başladığını, yapılan şikayet sonucunda davalının ceza mahkemesince marka hakkına tecavüzden mahkum edildiğini ayrıca, .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2009/496 Esas sayılı dosyasında tecavüzün giderilmesi ve tazminat istemli olarak açılan davanın da fazlaya ilişkin haklarının saklı tutularak kabulüne karar verildiğini, davalının işbu karardan sonra da kullanımını devam ettirdiğini, işletmelerin aynı güzergah ve coğrafi bölge içerisinde olduğunu, davalının eylemi ile müvekkilini maddi ve manevi zarara uğrattığını ileri sürerek, .......
Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2009/496 Esas sayılı dosyasında belirlenen 6.142,00 TL fazlaya ilişkin haklarının hüküm altına alınmasını, tecavüzün men'i ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL maddi ve 15.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini, kullanılan tabelaların sökülmesini, basılı evrak ve broşürlerin toplatılmasını ve hükmün ilanını talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile manevi tazminat dışındaki tazminat istemlerini yükseltmiştir.
Davalı, açılan davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının iddia ettiği gibi “......” ismini hiç kullanmadığını, bir müddet “......” ismini kullandığını ve 2009 yılından bu yana da “.....” olarak levhalarını değiştirdiğini, broşürlerini de bu şekilde kullandığını, davacının kötü niyetli olup, o yöredeki diğer işletmelerin isimlerini işletme sahiplerinden önce adına tescil ettirdiğini, kullanmadığı bir çok markası bulunduğunu, “.....” isminin o yöredeki antik şehrin, “.....'nın ise, işletmenin bulunduğu köyün, “.....”ın restoranın ismi olup, “.......”ın köyün ismi olarak kullanıldığını, karışıklığa meydan verilmemek için de tanıtım broşürlerine ve levhalarına da kendi ismini yazdığını, 556 sayılı KHK'nın 12.
maddesi uyarınca “......” isminin coğrafi kaynak olarak değerlendirilmesi gerektiğini, davacının marka tescilinin KHK'nın 7. maddesine aykırı olduğunu zira, köyün ve bölgenin anılan isimlerle bilindiğini ve tüm turizm acentalarının o bölgeye düzenledikleri turları ....... turu olarak adlandırdıklarını, “.....” isminin herkes tarafından restoran ismi değil mevki ismi olarak bilindiğini, davacının şu anda kullandığı ismin “......” olduğunu, davacının iddia ettiği gibi gelirden yoksun kalmayıp, aksine gelir artışının olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, Mahkemenin 2009/496 E-2012/462 K. sayılı dosyasında yapılan yargılama sırasında alınan raporda, davacı adına tescilli “......” ve “.....” markaları ile davalı tarafından kullanılan “....." ve “......” ibareleri arasında karıştırma ihtimali bulunduğu ve bu durumun davacı markasına tecavüz teşkil ettiğinden bahisle davanın kabulüne karar verildiği, ....... Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2012/552 E, 2013/39 K. sayılı kararı ile de davalının marka hakkına tecavüzden cezalandırılmasına karar verildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, “......” ve “......” markalarına yapılan tecavüzün önlenmesine, davacıya ait tescilli markanın davalı tarafından kullanılan tabelalardan sökülmesine, reklam vasıtası, basılı evrak ve ürünlerin toplatılmasına ve imhasına, hükmün ilanına, Mahkemenin 2009/496 E.
sayılı dosyasında saklı tutulan 6.142,00 TL, yargılama sırasında tespit edilen 28.105,00 TL maddi tazminat ile 7.500,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı temyiz etmiştir.
1- Dava, marka hakkına tecavüzün men'i, ref'i, maddi ve manevi tazminat, alacak ile hükmün ilanı istemlerine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Gerek mülga 1086 sayılı HUMK’un 382 ve devamı maddelerinde gerekse yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 294 vd. maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş olacaktır. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup, HMK'nın 298/2.
maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi, verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır.
Somut olayda mahkemece, gerekçede “davacıya ait tescilli markanın davalı tarafından kullanılan tabelalardan sökülmesine” karar verildiği belirtilmesine rağmen, hüküm fıkrasında “davacının kullanılan tabelaların sökülmesine ilişkin talebinin reddine” ifadesine yer verilmek suretiyle, gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratır ve infazda tereddüt oluşturur şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davalının temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, kararın re'sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalının temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11/05/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/217764600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz