Kar Payı Alacağı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/7384 E. 2016/1268 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tamamlanmış usul işlemi↗ kâr payı alacağı↗ eda davası↗ kar payı↗ tespit davası↗ kâr dağıtımı↗ hukuki yarar↗ kâr payı↗ taşıyan↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davanın kabulü ile, davacının davalı ...Tuğla Kiremit Sanayi ve Ticaret Anonim Ortaklığındaki 180 / 20.000.000 hissesine karşılık 2000-2009 yılları arasında ortaklara dağıtılabilir kardan hissesine isabet eden payın 0,70 TL olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı şirketin 2000-2009 yıllarını kapsayan bilançosunun ve yıllık bilançoya göre kar payının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak; 6100 sayılı HMK'nın “Zaman Bakımından Uygulanma” başlığını taşıyan 448/1.maddesi; “Bu Kanun hükümleri, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhâl uygulanır” hükmünü içermektedir. Bu madde hükmüne göre, usul hükümlerinin kanunda aksine bir düzenleme getirilmediği takdirde tamamlanmış usul işlemlerine bir etkisi olmayacak, önceki kanuna göre yapılmış ve tamamlanmış olan işlemler geçerliğini koruyacaktır. Somut olay değerlendirildiğinde ise davanın açıldığı 22.09.2010 tarihinde
yürürlükte bulunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK) hükümlerinin uygulanması gerekecektir. Medeni Usul Hukuku’nda davacının mahkemeden hukuksal korunma istemi ile bir dava açılabilmesi için, bu davayı açmakta veya hukuki korunma istemekte haklı bir yararının bulunması gerekir.
Tespit davasında, sadece tespit hükmü verilebilir. Tespit davasında verilen karar ile hukuki ilişkinin varlığı veya yokluğu kesin olarak tespit edilir, diğer bir anlatım ile davalının varlığını inkar ettiği ilişkinin var olduğu veya yokluğunu inkar ettiği hukuki ilişkinin yok olduğu hükme bağlanır.
Bir tespit davasının kabule şayan olabilmesi için, bu davanın konusunu oluşturan hukuki ilişkinin var olup olmadığının mahkemece hemen tespit edilmesinde davacının menfaatinin (hukuki yararının) bulunması gerekir.
Tespit davasında; eda davasından ve inşai davadan farklı olarak, davacının böyle bir menfaatinin bulunduğu varsayılmaz. Tespit davasında davacı, kendisi için söz konusu olan tehlikeli veya tereddütlü durumun ortaya çıkaracağı zararın, ancak tespit davası ile giderilebileceğini kanıtlamalıdır. Çünkü tespit davası, hukuki bir durum ya da hak henüz inkar ya da ihlal edilmeden, yani herhangi bir zarar doğmadan açılabildiğinden, menfaatin doğmuş ve güncel olması gereğinin bir istisnası olarak ortaya çıkmıştır.
İşte davacının hukuki ilişkinin derhal tespitinde menfaatinin (hukuki yararının) varlığı için öncelikle davacının bir hakkı veya hukuki durumu güncel (halihazır) ve ciddi bir tehditle karşı karşıya olması gerekir. Bu tehdit çoğunlukla davalının davranışları ile ortaya çıkar. Bu tehdidin davacı için bir tehlike oluşturabilmesi, bu tehdit nedeniyle, davacının hukuki durumunun tereddüt içinde olmasına ve bu hususun, davacıya zarar verebilecek nitelikte bulunmasına bağlıdır Aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulu'nun 22.05.2013 gün ve 2013/22-561 E., 2013/733 K. sayılı kararında da benimsenmiştir. Yapılan açıklamalar ışığında mahkemece, davacının kâr payı alacağının tahsili için eda davası açma olanağı varken, tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmadığından kar payının tespitine yönelik davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi doğru görülmeyip bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/8210 E. 2014/428 K.
Ortak:tamamlanmış usul işlemi · kâr payı alacağı · eda davası · kar payı · tespit davası · kâr dağıtımı · hukuki yarar · kâr payı · dava şartı
İncelediğiniz karardaYapılan açıklamalar ışığında mahkemece, davacının kâr «payı alacağının» tahsili için «eda davası» açma olanağı varken, «tespit davası» açmakta «hukuki yararı» bulunmadığından «kar payının» tespitine yönelik davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi doğru görülmeyip bozmayı gerektirmiştir.
Dava, davalı şirketin 2000-2009 yıllarını kapsayan bilançosunun ve yıllık bilançoya göre «kar payının» tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davanın kabulü ile, davacının davalı ...Tuğla Kiremit Sanayi ve Ticaret Anonim Ortaklığındaki 180 / 20.000.000 hissesine karşılık 2000-2009 yılları arasında ortaklara «dağıtılabilir» kardan hissesine isabet eden payın 0,70 TL olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaYapılan açıklamalar ışığında mahkemece, davacının kâr «payı alacağının» tahsili için «eda davası» açma olanağı varken, «tespit davası» açmakta «hukuki yararı» bulunmadığından «kar payının» tespitine yönelik davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi doğru görülmeyip bozmayı gerektirmiştir.
T..’ın 01.07.1998 tarihli «ortaklar kurulu» kararı ile 10 yıl süre ile münferiden müdür seçildiği, anasözleşme hükmü de nazara alındığında tek bir ortağın iradesi ile müdür seçimi yapılması ya da değiştirilmesi mümkün olmadığından davacının mahkemeden müdürün azlini istemekte «hukuki yararı» bulunduğu, davalı taraf davacının 10 yıllık bilanço ve kâr «payının» belirlenmesini istemekte hukuki yararı olmadığını ileri sürmüş ise de dava HUMK'nın yürürlükte olduğu dönemde açılmış olup, o dönemde «alacak davası» açılabilecek hallerde «tespit davası» açılması mümkün değil ise de yargılama sırasında yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK hükümleri uyarınca tespit davası açılmasının mümkün olduğu, toplam %50 paya sahip olan ve «ihtarname» düzenleyen davacının istemine rağmen ortakların gerek dava tarihi, gerekse hüküm tarihi itibarı ile toplantı yapıp müdür seçemedikleri, davalı H..
2- Dava, davalı şirketin 31.12.2009 tarihinden geriye doğru 10 yıllık bilançosunun ve yıllık bilançoya göre «kar payının» tespiti ile şirket ortağı tarafından açılan «limited şirkete» «kayyım tayini» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:aile şirketi · kayyım tayini · kayyım atanması · kayyım · ortaklar kurulu kararı · alacak davası · limited şirket · ihtarname
Benzer bu karardaT..’ın 01.07.1998 tarihli «ortaklar kurulu» kararı ile 10 yıl süre ile münferiden müdür seçildiği, anasözleşme hükmü de nazara alındığında tek bir ortağın iradesi ile müdür seçimi yapılması ya da değiştirilmesi mümkün olmadığından davacının mahkemeden müdürün azlini istemekte «hukuki yararı» bulunduğu, davalı taraf davacının 10 yıllık bilanço ve kâr «payının» belirlenmesini istemekte hukuki yararı olmadığını ileri sürmüş ise de dava HUMK'nın yürürlükte olduğu dönemde açılmış olup, o dönemde «alacak davası» açılabilecek hallerde «tespit davası» açılması mümkün değil ise de yargılama sırasında yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK hükümleri uyarınca tespit davası açılmasının mümkün olduğu, toplam %50 paya sahip olan ve «ihtarname» düzenleyen davacının istemine rağmen ortakların gerek dava tarihi, gerekse hüküm tarihi itibarı ile toplantı yapıp müdür seçemedikleri, davalı H..
T..’ın yargılama sürecinde dahi vekalete «son» verip müdürlük görevini üstlenerek diğer «aile şirketinin» ortakları arasındaki çekişmenin davalı şirkete yansıtılmasına engel olmadığından müdürlük görevinin sona erdirilmesi gerektiği, ortaklar yeni müdür atayamadıkları için de «kayyım atanması» gerektiği kanaatiyle davalı N.Gıda Paz.
2- Dava, davalı şirketin 31.12.2009 tarihinden geriye doğru 10 yıllık bilançosunun ve yıllık bilançoya göre «kar payının» tespiti ile şirket ortağı tarafından açılan «limited şirkete» «kayyım tayini» istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın HUMK'nın yürürlükte olduğu dönemde açılmış olup, o dönemde «alacak davası» açılabilecek hallerde «tespit davası» açılması mümkün değil ise de yargılama sırasında yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK hükümleri uyarınca tespit davası açılmasının mümkün olduğu gerekçesiyle davalı N.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/1876 E. 2014/8631 K.
Ortak:eda davası · tespit davası · kâr dağıtımı · hukuki yarar · kesin hüküm · dava şartı
İncelediğiniz karardaYapılan açıklamalar ışığında mahkemece, davacının kâr «payı alacağının» tahsili için «eda davası» açma olanağı varken, «tespit davası» açmakta «hukuki yararı» bulunmadığından «kar payının» tespitine yönelik davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi doğru görülmeyip bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davanın kabulü ile, davacının davalı ...Tuğla Kiremit Sanayi ve Ticaret Anonim Ortaklığındaki 180 / 20.000.000 hissesine karşılık 2000-2009 yılları arasında ortaklara «dağıtılabilir» kardan hissesine isabet eden payın 0,70 TL olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Tespit davasında verilen karar ile hukuki ilişkinin varlığı veya yokluğu «kesin» olarak tespit edilir, diğer bir anlatım ile davalının varlığını inkar ettiği ilişkinin var olduğu veya yokluğunu inkar ettiği hukuki ilişkinin yok olduğu hükme bağlanır.
Benzer bu karardaÜretim Şirketine bir ay önceden «ihtar» etmek koşulu ile sözleşmeyi feshedebileceği, derneğin «fesih» halinde marka kullanım hakkını geri alacağı, derneğin bu konudaki tüm tazminat haklarının genel hükümlere göre saklı olduğu, derneğin bilgisi ve izni olmadan şirket hisselerinin devri, satışı, sermaye artışı vb. sözleşmenin fesih «sebebi» olduğu, sözleşmeden elde ettiği hak ile davalı firmanın su ürettiği ve üretilen sulara Türk Kızılay Derneğinin isim ve logosunu basarak «dağıtım» yaptığı ve gelir elde ettiği, davacı tarafından gönderilen «ihtarnamelerin» davalıya tebliğ edildiği, Ankara 4.
HMK'nın 106 maddesi ile alacağın belirlenebilmesi için tek başına «tespit davası» açılabilmesi mümkün hale getirilmiştir.
Tespit davasında verilen karar ile hukuki ilişkinin varlığı veya yokluğu «kesin» olarak tespit edilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sözleşmenin feshi · derdestlik · fesih · ihtar · ihtarname · dava sebebi · teslim
Benzer bu karardaÜretim Şirketine bir ay önceden «ihtar» etmek koşulu ile sözleşmeyi feshedebileceği, derneğin «fesih» halinde marka kullanım hakkını geri alacağı, derneğin bu konudaki tüm tazminat haklarının genel hükümlere göre saklı olduğu, derneğin bilgisi ve izni olmadan şirket hisselerinin devri, satışı, sermaye artışı vb. sözleşmenin fesih «sebebi» olduğu, sözleşmeden elde ettiği hak ile davalı firmanın su ürettiği ve üretilen sulara Türk Kızılay Derneğinin isim ve logosunu basarak «dağıtım» yaptığı ve gelir elde ettiği, davacı tarafından gönderilen «ihtarnamelerin» davalıya tebliğ edildiği, Ankara 4.
… Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişiler raporlarında da davalının sözleşme hükümleri gereğince ödemesi gereken tazminatları süresinde ödemediği suları süresinde «teslim» etmediği, «ihtar» edilmesine rağmen ödemeleri yerine getirmediği sözleşme şartlarına uymadığı bu durumda «sözleşmenin feshinin» yerinde olduğu usulüne uygun «fesih» yapıldığı ve feshin geçerli olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, sözleşmenin haklı nedenler feshedilmiş olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; «derdestlik» itirazının yerinde olmadığı; taraflar arasındaki sözleşmenin V. kısmında «fesih» koşullarının düzenlendiği, buna göre sözleşmenin hükümlerine uyulmaması durumunda derneğin Ş..
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/2911 E. 2022/8333 K.
Ortak:tespit davası · hukuki yarar · kesin hüküm · dava şartı
İncelediğiniz karardaYapılan açıklamalar ışığında mahkemece, davacının kâr «payı alacağının» tahsili için «eda davası» açma olanağı varken, «tespit davası» açmakta «hukuki yararı» bulunmadığından «kar payının» tespitine yönelik davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi doğru görülmeyip bozmayı gerektirmiştir.
Tespit davasında verilen karar ile hukuki ilişkinin varlığı veya yokluğu «kesin» olarak tespit edilir, diğer bir anlatım ile davalının varlığını inkar ettiği ilişkinin var olduğu veya yokluğunu inkar ettiği hukuki ilişkinin yok olduğu hükme bağlanır.
Bir tespit davasının kabule şayan olabilmesi için, bu davanın konusunu oluşturan hukuki ilişkinin var olup olmadığının mahkemece hemen tespit edilmesinde davacının menfaatinin («hukuki yararının») bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu durumda «uyuşmazlık konusu» olmayan miktarla ilgili davacının «menfi tespit davası» açmakta «hukuki yararı» bulunmadığı gözetilerek karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Medeni usul hukukunda «hukuki yarar», mahkemeden hukuksal korunma istemi ile bir davanın açılabilmesi için davacının bu davayı açmakta (veya mahkemeden hukuksal korunma istemekte) bir çıkarının bulunmasıdır.
01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda öğreti ve yargısal kararların bu uygulaması aynen benimsenerek, davacının, dava açmakta «hukuki yararının» bulunması “Dava Şartları” başlıklı 114. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde açıkça dava şartları arasında sayılmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hak arama özgürlüğü · hesap kat ihtarnamesi · usul ekonomisi · kat ihtarnamesi · hesap kat · menfi tespit davası · hakkın kötüye kullanılması · dürüstlük kuralı
Benzer bu karardaBu sayede, iç hukukumuzun bir parçası olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme)'nin 6. maddesi ve 1982 Anayasası'nın 36. maddesinde düzenlenen "«hak arama özgürlüğü»” nün «dürüstlük kuralına» uygun kullanılması sağlanabilecek; bu durum, haksız davalar açmak suretiyle, dava «hakkının kötüye kullanılmasına» karşı bir güvence oluşturacaktır.
Nitekim temyiz dilekçesinde de ‘’...davacı «hesap kat ihtarnamesinde» ve icra takibinde belirtilen borcun dışında herhangi bir borcunun bulunmadığını çok net olarak bilmesine ve hatta takip konusu «bono» ile ilgili başka bir hak ve alacağının olup olmadığını çok basit bir şekilde müvekkil bankadan talep ederek netice elde edebilecekken gereksiz yere takibe konu olm …
Bir davada, «hukuki yarar» ilkesinin dava şartı olarak gözetilmesinin, yargılamanın amacına ve «usul ekonomisi» ilkesine uygun olarak yargılama yapılmasına yarar sağlayacağı, her türlü duraksamadan uzaktır.
Bu durumda «uyuşmazlık konusu» olmayan miktarla ilgili davacının «menfi tespit davası» açmakta «hukuki yararı» bulunmadığı gözetilerek karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/7384 E. , 2016/1268 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
.
Taraflar arasında görülen davada .... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16/12/2014 tarih ve 2010/738-2014/2099 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ... Tuğla Kiremit Sanayi Ticaret Anonim Ortaklığı unvanlı şirketin 180 hissesine sahip olduğunu, hissedar olmasına rağmen bugüne kadar kar payı almadığını, şirket hakkında bu güne kadar bilgilendirilmediğini, bu nedenlerle müvekkilinin sahip olduğu şirket hissesine düşen ve ancak 2000 ila 2009 yıllarını kapsayan bilanço primleri arasında tahakkuk etmesine karşın ödenmeyen yıllık kar paylarının tespit edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, tespit isteyen davacıya, şirket kayıtlarında mevcut adresine mazbata gönderildiğini ancak tanınmadığı belirtilerek tebligatların iade olunduğunu, 2009 yılında yeni adres bildirildiğini, gönderilen tebligatların ...'ya tebliğ edildiğini, müvekkili şirketin yıllarca bilançoyu zararla kapattığını, son iki yıl içerisinde kar etmeye başladığını, bu karın da çok cüzi miktarda olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davanın kabulü ile, davacının davalı ...Tuğla Kiremit Sanayi ve Ticaret Anonim Ortaklığındaki 180 / 20.000.000 hissesine karşılık 2000-2009 yılları arasında ortaklara dağıtılabilir kardan hissesine isabet eden payın 0,70 TL olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı şirketin 2000-2009 yıllarını kapsayan bilançosunun ve yıllık bilançoya göre kar payının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak; 6100 sayılı HMK'nın “Zaman Bakımından Uygulanma” başlığını taşıyan 448/1.maddesi; “Bu Kanun hükümleri, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhâl uygulanır” hükmünü içermektedir. Bu madde hükmüne göre, usul hükümlerinin kanunda aksine bir düzenleme getirilmediği takdirde tamamlanmış usul işlemlerine bir etkisi olmayacak, önceki kanuna göre yapılmış ve tamamlanmış olan işlemler geçerliğini koruyacaktır. Somut olay değerlendirildiğinde ise davanın açıldığı 22.09.2010 tarihinde
yürürlükte bulunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK) hükümlerinin uygulanması gerekecektir. Medeni Usul Hukuku’nda davacının mahkemeden hukuksal korunma istemi ile bir dava açılabilmesi için, bu davayı açmakta veya hukuki korunma istemekte haklı bir yararının bulunması gerekir.
Tespit davasında, sadece tespit hükmü verilebilir. Tespit davasında verilen karar ile hukuki ilişkinin varlığı veya yokluğu kesin olarak tespit edilir, diğer bir anlatım ile davalının varlığını inkar ettiği ilişkinin var olduğu veya yokluğunu inkar ettiği hukuki ilişkinin yok olduğu hükme bağlanır.
Bir tespit davasının kabule şayan olabilmesi için, bu davanın konusunu oluşturan hukuki ilişkinin var olup olmadığının mahkemece hemen tespit edilmesinde davacının menfaatinin (hukuki yararının) bulunması gerekir.
Tespit davasında; eda davasından ve inşai davadan farklı olarak, davacının böyle bir menfaatinin bulunduğu varsayılmaz. Tespit davasında davacı, kendisi için söz konusu olan tehlikeli veya tereddütlü durumun ortaya çıkaracağı zararın, ancak tespit davası ile giderilebileceğini kanıtlamalıdır. Çünkü tespit davası, hukuki bir durum ya da hak henüz inkar ya da ihlal edilmeden, yani herhangi bir zarar doğmadan açılabildiğinden, menfaatin doğmuş ve güncel olması gereğinin bir istisnası olarak ortaya çıkmıştır.
İşte davacının hukuki ilişkinin derhal tespitinde menfaatinin (hukuki yararının) varlığı için öncelikle davacının bir hakkı veya hukuki durumu güncel (halihazır) ve ciddi bir tehditle karşı karşıya olması gerekir. Bu tehdit çoğunlukla davalının davranışları ile ortaya çıkar. Bu tehdidin davacı için bir tehlike oluşturabilmesi, bu tehdit nedeniyle, davacının hukuki durumunun tereddüt içinde olmasına ve bu hususun, davacıya zarar verebilecek nitelikte bulunmasına bağlıdır Aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulu'nun 22.05.2013 gün ve 2013/22-561 E., 2013/733 K. sayılı kararında da benimsenmiştir. Yapılan açıklamalar ışığında mahkemece, davacının kâr payı alacağının tahsili için eda davası açma olanağı varken, tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmadığından kar payının tespitine yönelik davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi doğru görülmeyip bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıdaki bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA,ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10/02/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/215813500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz