Sözleşmenin feshi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/1876 E. 2014/8631 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
eda davası↗ sözleşmenin feshi↗ tespit davası↗ derdestlik↗ fesih↗ kâr dağıtımı↗ ihtar↗ hukuki yarar↗ ihtarname↗ dava sebebi↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ teslim↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; derdestlik itirazının yerinde olmadığı; taraflar arasındaki sözleşmenin V. kısmında fesih koşullarının düzenlendiği, buna göre sözleşmenin hükümlerine uyulmaması durumunda derneğin Ş.. İ.. Üretim Şirketine bir ay önceden ihtar etmek koşulu ile sözleşmeyi feshedebileceği, derneğin fesih halinde marka kullanım hakkını geri alacağı, derneğin bu konudaki tüm tazminat haklarının genel hükümlere göre saklı olduğu, derneğin bilgisi ve izni olmadan şirket hisselerinin devri, satışı, sermaye artışı vb. sözleşmenin fesih sebebi olduğu,
sözleşmeden elde ettiği hak ile davalı firmanın su ürettiği ve üretilen sulara Türk Kızılay Derneğinin isim ve logosunu basarak dağıtım yaptığı ve gelir elde ettiği, davacı tarafından gönderilen ihtarnamelerin davalıya tebliğ edildiği, Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2012/229 Esas sayılı dosyasında ve mahkemenin Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2011/109 Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişiler raporlarında da davalının sözleşme hükümleri gereğince ödemesi gereken tazminatları süresinde ödemediği suları süresinde teslim etmediği, ihtar edilmesine rağmen ödemeleri yerine getirmediği sözleşme şartlarına uymadığı bu durumda sözleşmenin feshinin yerinde olduğu usulüne uygun fesih yapıldığı ve feshin geçerli olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, sözleşmenin haklı nedenler feshedilmiş olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, taraflar arasındaki marka kullanım sözleşmesinin davacı tarafça feshedildiğinin tespitine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 106. maddesinde tespit davasıyla ilgili olarak "Tespit davası yoluyla, mahkemeden, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesi talep edilir. Tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır. Maddi vakıalar, tek başlarına tespit davasının konusunu oluşturamaz." şeklinde düzenleme yapılmıştır. HMK'nın 106 maddesi ile alacağın belirlenebilmesi için tek başına tespit davası açılabilmesi mümkün hale getirilmiştir. Ancak, tespit davasında, sadece tespit hükmü verilebilir. Tespit davasında verilen karar ile hukuki ilişkinin varlığı veya yokluğu kesin olarak tespit edilir. Bir tespit davasının kabule şayan olabilmesi için, bu davanın konusunu oluşturan hukuki ilişkinin var olup olmadığının mahkemece hemen tespit edilmesinde davacının menfaatinin (hukuki yararının) bulunması gerekir. Tespit davasında; eda davasından ve inşai davadan farklı olarak, davacının böyle bir menfaatinin bulunduğu varsayılmaz. Tespit davasında davacı, kendisi için söz konusu olan tehlikeli veya tereddütlü durumun ortaya çıkaracağı zararın, ancak tespit davası ile giderilebileceğini kanıtlamalıdır. Çünkü tespit davası, hukuki bir durum ya da hak henüz inkar ya da ihlal edilmeden, yani herhangi bir zarar doğmadan açılabildiğinden, menfaatin doğmuş ve güncel olması gereğinin bir istisnası olarak ortaya çıkmıştır. İşte davacının hukuki ilişkinin derhal tespitinde menfaatinin (hukuki yararının) varlığı için öncelikle davacının bir hakkı veya hukuki durumu güncel (halihazır) ve ciddi bir tehditle karşı karşıya olması gerekir. Bu tehdit çoğunlukla davalının davranışları ile ortaya çıkar. Bu tehdidin davacı için bir tehlike oluşturabilmesi, bu tehdit nedeniyle, davacının hukuki durumunun tereddüt içinde olmasına ve bu hususun, davacıya zarar verebilecek nitelikte bulunmasına bağlıdır (Aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulu'nun 22.05.2013 gün ve 2013/22-561 Esas, 2013/733 Karar sayılı kararında da benimsenmiştir.).
Somut olayda, yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere davacı, taraflar arasındaki marka kullanım sözleşmesinin davacı tarafca feshedilmesine rağmen davalının sözleşmeye konu "Türk Kızılayı Doğal Kaynak Suyu" ibareli markayı kullanmaya devam ettiğini ileri sürerek sözleşmenin feshedildiğinin tespiti hususunda iş bu davayı açmıştır. Davacı tarafça
sözleşme halihazırda feshedildiğine göre, ayrıca sözleşmenin feshedildiğinin tespiti hususunda iş bu tespit davasının açılmasında hukuki yarar mevcut değildir. Davacının açması gereken dava, iddiasına göre, markaya tecavüzün tespit ve men'ine ilişkin bir eda davası olmalıdır. Bu itibarla mahkemece HMK'nın 106. maddesindeki koşulların bulunmadığı nazara alınarak davanın reddi gerekirken, yazılı gerekçelerle kabulü doğru olmamış, hükmün davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7384 E. 2016/1268 K.
Ortak:eda davası · tespit davası · kâr dağıtımı · hukuki yarar · kesin hüküm · dava şartı
İncelediğiniz karardaÜretim Şirketine bir ay önceden «ihtar» etmek koşulu ile sözleşmeyi feshedebileceği, derneğin «fesih» halinde marka kullanım hakkını geri alacağı, derneğin bu konudaki tüm tazminat haklarının genel hükümlere göre saklı olduğu, derneğin bilgisi ve izni olmadan şirket hisselerinin devri, satışı, sermaye artışı vb. sözleşmenin fesih «sebebi» olduğu, sözleşmeden elde ettiği hak ile davalı firmanın su ürettiği ve üretilen sulara Türk Kızılay Derneğinin isim ve logosunu basarak «dağıtım» yaptığı ve gelir elde ettiği, davacı tarafından gönderilen «ihtarnamelerin» davalıya tebliğ edildiği, Ankara 4.
HMK'nın 106 maddesi ile alacağın belirlenebilmesi için tek başına «tespit davası» açılabilmesi mümkün hale getirilmiştir.
Tespit davasında verilen karar ile hukuki ilişkinin varlığı veya yokluğu «kesin» olarak tespit edilir.
Benzer bu karardaYapılan açıklamalar ışığında mahkemece, davacının kâr «payı alacağının» tahsili için «eda davası» açma olanağı varken, «tespit davası» açmakta «hukuki yararı» bulunmadığından «kar payının» tespitine yönelik davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi doğru görülmeyip bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davanın kabulü ile, davacının davalı ...Tuğla Kiremit Sanayi ve Ticaret Anonim Ortaklığındaki 180 / 20.000.000 hissesine karşılık 2000-2009 yılları arasında ortaklara «dağıtılabilir» kardan hissesine isabet eden payın 0,70 TL olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Tespit davasında verilen karar ile hukuki ilişkinin varlığı veya yokluğu «kesin» olarak tespit edilir, diğer bir anlatım ile davalının varlığını inkar ettiği ilişkinin var olduğu veya yokluğunu inkar ettiği hukuki ilişkinin yok olduğu hükme bağlanır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tamamlanmış usul işlemi · kâr payı alacağı · kar payı · kâr payı · taşıyan
Benzer bu karardaYapılan açıklamalar ışığında mahkemece, davacının kâr «payı alacağının» tahsili için «eda davası» açma olanağı varken, «tespit davası» açmakta «hukuki yararı» bulunmadığından «kar payının» tespitine yönelik davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi doğru görülmeyip bozmayı gerektirmiştir.
Dava, davalı şirketin 2000-2009 yıllarını kapsayan bilançosunun ve yıllık bilançoya göre «kar payının» tespiti istemine ilişkindir.
Ancak; 6100 sayılı HMK'nın “Zaman Bakımından Uygulanma” başlığını «taşıyan» 448/1.maddesi; “Bu Kanun hükümleri, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhâl uygulanır” hükmünü içermektedir.
Bu madde hükmüne göre, usul hükümlerinin kanunda aksine bir düzenleme getirilmediği takdirde «tamamlanmış usul işlemlerine» bir etkisi olmayacak, önceki kanuna göre yapılmış ve tamamlanmış olan işlemler geçerliğini koruyacaktır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/1876 E. , 2014/8631 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 29/05/2013
NUMARASI 2012/246-2013/101
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29.05.2013 tarih ve 2012/246-2013/101 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin adına TPE nezdinde kayıtlı “Türk Kızılayı Doğal Kaynak Suyu” ibareli markanın sahibi olduğunu, müvekkili ile davalı Şadırvan İçeçek Sanayi ve Ticaret A.Ş. arasında marka kullanım sözleşmesi yapıldığını, davalı şirketin sözleşmeye uygun davranması, sözleşmeden kaynaklanan edimlerini yerine getirmediği, dernek alacaklarını sunulan plan şeklinde ödemesi yönündeki tüm ihtar ve ikazlarına rağmen yükümlenmiş olduğu hiçbir edimini yerine getirmediğini, sulh olma yolunun denendiği ancak sonuç alınamadığı, noter aracılığıyla gönderilen fesih ihbarnamesinin 29/06/2011 tarihinde tebliğ edildiğini, 10/11/2011 tarihinde tekrar ihtaren feshi iradelerinin bildirilmesine rağmen şu ana kadar uretilen ve satılan sular üzerinde Türkiye Kızılay Derneği'nin isim ve logolarının kullanılmaya devam edildiğini, müvekkilinin alacakları için davalı aleyhine ayrıca davalar açtığını, ayrıca marka hkkına tecavüzün önlenmesi davası açtığını, davalı ile bir ilişkisinin bulunmadığını topluma duyurmak için gazete ilanları verdiğini, derneğin maddi ve manevi birçok zarara uğradığını, tüm ikazlara ve açılan davalara rağmen üretim ve satışa devam ettiğini, davalı sözleşmenin feshinin hukuka aykırılığına dair herhangi bir dava açmadığını ileri sürerek iş bu sözleşmenin feshinin tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; derdestlik itirazında bulunarak, sözleşme ile "Türk Kızılayı Doğal Kaynak Suyu" markasının 20 yıllığına kullanım hakkının verildiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin iki taraflı sözleşme olduğunu ve adi ortaklık hükümlerine tabi olduğunu, fesih bildirimi ile sözleşmenin feshedilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; derdestlik itirazının yerinde olmadığı; taraflar arasındaki sözleşmenin V. kısmında fesih koşullarının düzenlendiği, buna göre sözleşmenin hükümlerine uyulmaması durumunda derneğin Ş.. İ.. Üretim Şirketine bir ay önceden ihtar etmek koşulu ile sözleşmeyi feshedebileceği, derneğin fesih halinde marka kullanım hakkını geri alacağı, derneğin bu konudaki tüm tazminat haklarının genel hükümlere göre saklı olduğu, derneğin bilgisi ve izni olmadan şirket hisselerinin devri, satışı, sermaye artışı vb. sözleşmenin fesih sebebi olduğu,
sözleşmeden elde ettiği hak ile davalı firmanın su ürettiği ve üretilen sulara Türk Kızılay Derneğinin isim ve logosunu basarak dağıtım yaptığı ve gelir elde ettiği, davacı tarafından gönderilen ihtarnamelerin davalıya tebliğ edildiği, Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2012/229 Esas sayılı dosyasında ve mahkemenin Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2011/109 Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişiler raporlarında da davalının sözleşme hükümleri gereğince ödemesi gereken tazminatları süresinde ödemediği suları süresinde teslim etmediği, ihtar edilmesine rağmen ödemeleri yerine getirmediği sözleşme şartlarına uymadığı bu durumda sözleşmenin feshinin yerinde olduğu usulüne uygun fesih yapıldığı ve feshin geçerli olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, sözleşmenin haklı nedenler feshedilmiş olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, taraflar arasındaki marka kullanım sözleşmesinin davacı tarafça feshedildiğinin tespitine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 106. maddesinde tespit davasıyla ilgili olarak "Tespit davası yoluyla, mahkemeden, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesi talep edilir. Tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır. Maddi vakıalar, tek başlarına tespit davasının konusunu oluşturamaz." şeklinde düzenleme yapılmıştır. HMK'nın 106 maddesi ile alacağın belirlenebilmesi için tek başına tespit davası açılabilmesi mümkün hale getirilmiştir. Ancak, tespit davasında, sadece tespit hükmü verilebilir. Tespit davasında verilen karar ile hukuki ilişkinin varlığı veya yokluğu kesin olarak tespit edilir.
Bir tespit davasının kabule şayan olabilmesi için, bu davanın konusunu oluşturan hukuki ilişkinin var olup olmadığının mahkemece hemen tespit edilmesinde davacının menfaatinin (hukuki yararının) bulunması gerekir. Tespit davasında; eda davasından ve inşai davadan farklı olarak, davacının böyle bir menfaatinin bulunduğu varsayılmaz. Tespit davasında davacı, kendisi için söz konusu olan tehlikeli veya tereddütlü durumun ortaya çıkaracağı zararın, ancak tespit davası ile giderilebileceğini kanıtlamalıdır. Çünkü tespit davası, hukuki bir durum ya da hak henüz inkar ya da ihlal edilmeden, yani herhangi bir zarar doğmadan açılabildiğinden, menfaatin doğmuş ve güncel olması gereğinin bir istisnası olarak ortaya çıkmıştır.
İşte davacının hukuki ilişkinin derhal tespitinde menfaatinin (hukuki yararının) varlığı için öncelikle davacının bir hakkı veya hukuki durumu güncel (halihazır) ve ciddi bir tehditle karşı karşıya olması gerekir. Bu tehdit çoğunlukla davalının davranışları ile ortaya çıkar. Bu tehdidin davacı için bir tehlike oluşturabilmesi, bu tehdit nedeniyle, davacının hukuki durumunun tereddüt içinde olmasına ve bu hususun, davacıya zarar verebilecek nitelikte bulunmasına bağlıdır (Aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulu'nun 22.05.2013 gün ve 2013/22-561 Esas, 2013/733 Karar sayılı kararında da benimsenmiştir.).
Somut olayda, yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere davacı, taraflar arasındaki marka kullanım sözleşmesinin davacı tarafca feshedilmesine rağmen davalının sözleşmeye konu "Türk Kızılayı Doğal Kaynak Suyu" ibareli markayı kullanmaya devam ettiğini ileri sürerek sözleşmenin feshedildiğinin tespiti hususunda iş bu davayı açmıştır. Davacı tarafça
sözleşme halihazırda feshedildiğine göre, ayrıca sözleşmenin feshedildiğinin tespiti hususunda iş bu tespit davasının açılmasında hukuki yarar mevcut değildir. Davacının açması gereken dava, iddiasına göre, markaya tecavüzün tespit ve men'ine ilişkin bir eda davası olmalıdır. Bu itibarla mahkemece HMK'nın 106. maddesindeki koşulların bulunmadığı nazara alınarak davanın reddi gerekirken, yazılı gerekçelerle kabulü doğru olmamış, hükmün davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101755900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz