Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/8658 E. 2016/3866 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
üçüncü kişi yararına sözleşme↗ borcun ifası↗ sözleşmeden doğan dava↗ şirket zararı↗ üçüncü kişi↗ ifa↗ tbk 99↗ protokol↗ ortaklık ilişkisi↗ yetki↗ yetkisizlik kararı↗ eksik inceleme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın ise reddine dair verilen karar birleşen davada davacı M.. Y.. vekili ile davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır.
Bu kez asıl davada davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Asıl dava, hisse devir bedelinin tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda asıl davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen karar Dairemizce onanmış ise de; davanın dayanağı olan 19.10.2006 tarihli protokolün 3 ncü maddesi “ devir alan F.. Ö.. bugünkü tarih itibariyle şirket borçlarını gösteren ekteki taraflarca imzalanmış listede gösterilen borçları aynen kabul ettiğini ve vadesinde ödeyeceğini beyan eder” hükmünü haiz olup, ekindeki listede davalının imzasının bulunmadığı da sabittir.
Somut uyuşmazlıkta iddianın ileri sürülüş biçimi ve taraflar arasındaki sözleşmenin üçüncü kişi yararına sözleşme olduğu hususları dikkate alındığında, davacının taleplerinin 818 sayılı BK.'nın 111. (6098 sayılı TBK'nın 129.) maddesine dayandığı anlaşılmaktadır. Bir sözleşmede ifanın taraflarca üçüncü kişiye yapılmasının kararlaştırılmasına, üçüncü kişi yararına sözleşme denir. Üçüncü kişi yararına sözleşmeler de eksik üçüncü kişi yararına sözleşme ve tam üçüncü kişi yararına sözleşme olmak üzere ikiye ayrılır. Eksik üçüncü kişi yararına sözleşmede üçüncü kişi sadece vaat eden tarafından teklif edilen ifayı kabul yetkisine sahip olup, buna karşılık ondan borcun ifasını isteme hakkına sahip değildir. Bu tür sözleşmelerden yalnız vaat ettiren lehine alacak hakkı doğar. Borcun üçüncü kişiye ifasını talep hakkı da vaat ettirene aittir. Tam üçüncü kişi yararına sözleşmelerde ise üçüncü kişi, vaat edilen edimin ifasını talep yetkisine sahiptir. Tam üçüncü kişi yararına sözleşmeden doğan borç da üçüncü kişiye ifa edilir. Sözleşmede aksine bir hüküm yoksa bu yetkinin vaat ettirene de tanınması gerekir. Ancak bu halde vaat ettiren ile üçüncü kişi, vaat edene karşı müteselsil alacaklı sıfatına sahip olmazlar. Zira burada üçüncü kişi veya vaat ettiren, borcun içlerinden birine değil, sadece üçüncü kişiye ifa edilmesini isteyebilirler. Dolayısıyla gerek eksik gerekse tam üçüncü kişi yararına sözleşme olsun, borcun ancak üçüncü kişiye ifası istenebilir. Somut uyuşmazlıkta ise davacı tarafça alacağın kendisine verilmesi istendiğinden, davacının bu şekilde bir talepte bulunabilmesi de mümkün değildir.
Bununla birlikte tam üçüncü kişi yararına sözleşmelerde borçlu, üçüncü kişiye hiç veya gereği gibi ifada bulunmazsa, vaat ettiren bu yüzden uğradığı zararın tazmin edilmesini, üçüncü kişiden bağımsız olarak veya onun yanında talep edebilir (Prof. Dr. Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 18. Baskı, s:1150). Ancak somut uyuşmazlıkta davacının istemi, davalının dava konusu sözleşmede kararlaştırılan edimlerini yerine getirmemesi nedeniyle esasen zarara uğrayan üçüncü kişi ..... Bilişim Ltd.Şti. olup, ortağı olması dolayısıyla uğradığı zarardır. Bir sermaye şirketi olan dava dışı ....... Bilişim Ltd. Şti.'nin ortağı bulunan davacının, ortaklık ilişkisi dolayısıyla uğradığı bu türden bir zararın tazmin edilmesini kendi adına talep etmesi, şirketler hukukunun yukarıda açıklanan ilkeleri ile de bağdaşmaz. Zira bu türden bir tazminat önce anılan dava dışı şirkete ödenmelidir. Diğer bir deyişle somut uyuşmazlıkta davacının, dava konusu sözleşmenin tam üçüncü kişi yararına sözleşme olduğunu, bu sözleşme dolayısıyla ortağı bulunduğu şirketin zarara uğradığını ileri sürerek, ortaklık payları oranında ve kendi adına, vaad eden davalıdan tazminat talebinde bulunabilmeleri de mümkün değildir. Öte yandan, dava konusunun şirket borcu olması ve davacının bu borcu ödediğini kanıtlaması halinde ancak davalıdan ödediği miktarı isteyebileceği de kabul edilmelidir.
Bu durum karşısında mahkemece, asıl davadaki uyuşmazlığın yukarıda anılan ilkeler ve esaslar çerçevesinde ele alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi eksik incelemeye dayalı olup, kararının bu nedenle bozulması gerekirken, Dairemizce onandığı anlaşılmış ve davalı vekilinin asıl davaya ilişen karar düzeltme isteğinin kabulü ile Dairemiz onama kararının kaldırılarak, mahkeme kararının açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/13448 E. 2018/5013 K.
Ortak:üçüncü kişi yararına sözleşme · borcun ifası · sözleşmeden doğan dava · üçüncü kişi · ifa · yetki · yetkisizlik kararı · Alacak
İncelediğiniz karardaEksik «üçüncü kişi yararına sözleşmede» üçüncü kişi sadece vaat eden tarafından teklif edilen ifayı kabul «yetkisine» sahip olup, buna karşılık ondan «borcun ifasını» isteme hakkına sahip değildir.
Tam «üçüncü kişi yararına sözleşmeden doğan» borç da üçüncü kişiye «ifa» edilir.
Tam «üçüncü kişi yararına sözleşmelerde» ise üçüncü kişi, vaat edilen edimin ifasını talep «yetkisine» sahiptir.
Benzer bu karardaEksik «üçüncü kişi yararına sözleşmede» üçüncü kişi sadece vaat eden tarafından teklif edilen ifayı kabul «yetkisine» sahip olup, buna karşılık ondan «borcun ifasını» isteme hakkına sahip değildir.
Tam «üçüncü kişi yararına sözleşmeden doğan» borç da üçüncü kişiye «ifa» edilir.
Tam «üçüncü kişi yararına sözleşmelerde» ise üçüncü kişi, vaat edilen edimin ifasını talep «yetkisine» sahiptir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:adi yazılı sözleşme · limited şirket hisse devri · hisse devri sözleşmesi · rücuan tazminat · sahtelik · kesin delil · şirket müdürü · hisse devri
Benzer bu karardaNoterliğinin 16/12/2013 tarihli ve 07765 yevmiye nolu düzenleme şeklinde «limited şirket hisse devri sözleşmesinin» davalılar lehine «kesin delil» olduğu, bu nedenle davacı şirketin davalılardan «rücuan tazminat» isteminde bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Noterliğinin 16/12/2013 tarihli ve 07765 yevmiye nolu düzenleme şeklinde «limited şirket hisse devri sözleşmesinin» «sahteliğinin» iddia ve ispat edilemediği, ...
Noterliğinin 16/12/2013 tarihli ve 07765 yevmiye nolu düzenleme şeklinde «limited şirket hisse devri sözleşmesinin» imzalandığı, noterde imzalanan sözleşmeye göre; davalıların davacı limited şirketteki tüm hisselerini bütün aktif ve pasifleriyle, hukuki ve mali yükümlülükleriyle …
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, dava dışı ... ile davalılar arasında davacı şirketin devri hususunda 07.12.2013 tarihli şirket devir sözleşmesi imzalandığı, daha sonra da davacı «şirketin müdürü» ... ile davalılar arasında davacı şirketin devri hususunda ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/2595 E. 2016/962 K.
Ortak:üçüncü kişi yararına sözleşme · borcun ifası · sözleşmeden doğan dava · üçüncü kişi · ifa · ortaklık ilişkisi · yetki · yetkisizlik kararı
İncelediğiniz karardaEksik «üçüncü kişi yararına sözleşmede» üçüncü kişi sadece vaat eden tarafından teklif edilen ifayı kabul «yetkisine» sahip olup, buna karşılık ondan «borcun ifasını» isteme hakkına sahip değildir.
Tam «üçüncü kişi yararına sözleşmeden doğan» borç da üçüncü kişiye «ifa» edilir.
Tam «üçüncü kişi yararına sözleşmelerde» ise üçüncü kişi, vaat edilen edimin ifasını talep «yetkisine» sahiptir.
Benzer bu karardaEksik «üçüncü kişi yararına sözleşmede» üçüncü kişi sadece vaat eden tarafından teklif edilen ifayı kabul «yetkisine» sahip olup, buna karşılık ondan «borcun ifasını» isteme hakkına sahip değildir.
Tam «üçüncü kişi yararına sözleşmeden doğan» borç da üçüncü kişiye «ifa» edilir.
Tam «üçüncü kişi yararına sözleşmelerde» ise üçüncü kişi, vaat edilen edimin ifasını talep «yetkisine» sahiptir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:doğrudan zarar · kar payı · hisse devri · kâr kaybı · kâr dağıtımı · feragat · kâr payı · havale
Benzer bu kararda1- Dava, «maddi tazminat» ile birlikte kâr «kaybı» nedeniyle uğradıkları zarar karşılığı tazminatın davalılardan tahsili istemine ilişkin olup, davacılar vekilince sunulan 14.04.2014 «havale» tarihli dilekçede ve 26.06.2014 tarihli oturumdaki beyanlarında, gerçek kişi davalılar hakkındaki davalarından ve diğer tüm taleplerinden «feragat» ettikleri, sadece davalı Özlem Tarım Ürünleri A.Ş. hakkında, sözleşmeye aykırı ve yüksek fiyatla mal temin etmek suretiyle, müvekkillerinin ortağı bulunduğu ....'nin maliyetini yükselterek, müvekkillerinin «kar payının» azalmasına neden olması dolayısıyla uğradıkları (25.617) TL. zararın, anılan davalıdan tazminine ilişkin davalarını devam ettirdikleri bildirilmiştir.
Zira bu türden bir tazminat önce ....'ye ödenmeli, şirket bünyesinde değerlendirildikten sonra geriye bir «kar payı» kalırsa, o da gerekli karar mekanizmalarından geçerek ortaklara «dağıtılmalıdır».
… arihli oturumunda, ....'deki 123.019,62 TL. zarardan, davacıların paylarına isabet eden 25.617 TL.'nin davalı ....'den tahsilini istediklerinin, diğer taleplerinden «feragat» edildiğinin bildirildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 6.717 TL.'nin davacı ..., 6.720 TL.'nin davacı ... ..., 6.090'ar TL.'nin davacılar ... ve....'a ait olmak üzere, toplam 25.617 TL.'nin dava ve «ıslah» tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalı şirketten alınarak davacılara verilmesine, diğer taleplerin feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki 29.09.2006 tarihli «hisse devri» ve ortaklar arası sözleşme ile tarihsiz ek sözleşmenin ve dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, anılan sözleşmelerde, davalıların ....'ye ortak olmaları şartlarının yanında, B grubu hissedar olan davalı gerçek kişilerin, ....'ye düşük fiyatla civciv/piliç temin etmeyi, C grubu hissedar olan davalı şirketin de, aynı şekilde düşük fiyattan tavuk yemi tedarik etmeyi «taahhüt» ettiği, ancak bu taahhütlerini yerine getirmedikleri ve ....'nin de bu nedenle zarara uğradığı anlaşılmaktadır.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8740 E. 2016/7703 K.
Ortak:yetkisizlik kararı
İncelediğiniz karardaEksik «üçüncü kişi yararına sözleşmede» üçüncü kişi sadece vaat eden tarafından teklif edilen ifayı kabul «yetkisine» sahip olup, buna karşılık ondan «borcun ifasını» isteme hakkına sahip değildir.
Tam «üçüncü kişi yararına sözleşmelerde» ise üçüncü kişi, vaat edilen edimin ifasını talep «yetkisine» sahiptir.
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davalı tarafça süresinde mahkemenin ve icra müdürlüğünün «yetkisine itirazda» bulunulduğu, öncelikle mahkeme yetkisinin değerlendirilmesi gerektiği, davalının ikametgahının ...’de bulunduğu gerekçesiyle mahkemenin yetkisizliğine ve davanın reddine karar verilmiştir.
1- Dava, şirkete konulması vaat edilen sermaye borcunun tahsili amacıyla yapılan «ilamsız icra takibine» yönelik itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece, «yetkisizlik» kararı verilmiştir.
Ancak, davalı vekili, cevap dilekçesinde «icra dairesinin yetkisine itirazından» sonra açılan itirazın iptali davasında mahkemenin yetkisine de itiraz etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:icra dairesinin yetkisine itiraz · yetkisizlik itirazı · ilamsız icra takibi
Benzer bu karardaAncak, davalı vekili, cevap dilekçesinde «icra dairesinin yetkisine itirazından» sonra açılan itirazın iptali davasında mahkemenin yetkisine de itiraz etmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davalı tarafça süresinde mahkemenin ve icra müdürlüğünün «yetkisine itirazda» bulunulduğu, öncelikle mahkeme yetkisinin değerlendirilmesi gerektiği, davalının ikametgahının ...’de bulunduğu gerekçesiyle mahkemenin yetkisizliğine ve davanın reddine karar verilmiştir.
1- Dava, şirkete konulması vaat edilen sermaye borcunun tahsili amacıyla yapılan «ilamsız icra takibine» yönelik itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece, «yetkisizlik» kararı verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/8658 E. , 2016/3866 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ....... ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 22/05/2014
NUMARASI 2009/282-2014/248
Taraflar arasında görülen davada ......... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22/05/2014 gün ve 2009/282-2014/248 sayılı kararı onayan Daire’nin 25/03/2015 gün ve 2014/15759-2015/4080 sayılı kararı aleyhinde asıl davada davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacılar vekili, asıl davada, davacı E.. S..'in, ...... Bilişim ve Reklam Dış Ticaret Sanayi Limited Şirketi'nde % 50 paylı ortak olduğunu, davalının 19.06.2006 günlü protokoldeki koşullarla şirketin ve şirket namına alınan borçları ödemek şartı ile şirketin % 70 hissesini devir aldığını, diğer ortak Ö.. Y..’ın hissesinin tamamını, E.. S..’in de %20 hissesini protokoldeki şartlarla devrettiğini, müvekkilinin devrettiği hisse karşılığında şirketin borçları olarak kabul edilen paraların 03.11.2006 tarihinde davalı tarafından ödenmesinin kabul edildiğini, ancak davalının borçların bir kısmını ödemediğini ileri sürerek, 44.158,00 TL’nin 03.11.2006 tarihinden itibaren en yüksek ticari faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada ise, davacı M.. Y..'ın, E.. S..'in isteği üzerine ....... Bilişim ve Reklam Dış Ticaret Sanayi Limited Şirketi hesabına 05.06.2006 tarihinde 20.000 USD parayı borç olarak yatırdığını, davalının 19.10.2006 tarihinde protokol ve ek protokole bağlı listedeki borçları 03.11.2006 tarihinde ödeyeceğini taahhüt ettiğini, davacının alacağının da bu listede bulunmasına rağmen davalının bir ödeme yapmadığını belirterek, 29.500 TL’nin 03.11.2006 tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, protokollere ekli listede müvekkilinin imzasının bulunmadığını savunarak; asıl ve birleşen davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın ise reddine dair verilen karar birleşen davada davacı M.. Y.. vekili ile davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır.
Bu kez asıl davada davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Asıl dava, hisse devir bedelinin tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda asıl davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen karar Dairemizce onanmış ise de; davanın dayanağı olan 19.10.2006 tarihli protokolün 3 ncü maddesi “ devir alan F.. Ö.. bugünkü tarih itibariyle şirket borçlarını gösteren ekteki taraflarca imzalanmış listede gösterilen borçları aynen kabul ettiğini ve vadesinde ödeyeceğini beyan eder” hükmünü haiz olup, ekindeki listede davalının imzasının bulunmadığı da sabittir.
Somut uyuşmazlıkta iddianın ileri sürülüş biçimi ve taraflar arasındaki sözleşmenin üçüncü kişi yararına sözleşme olduğu hususları dikkate alındığında, davacının taleplerinin 818 sayılı BK.'nın 111. (6098 sayılı TBK'nın 129.) maddesine dayandığı anlaşılmaktadır. Bir sözleşmede ifanın taraflarca üçüncü kişiye yapılmasının kararlaştırılmasına, üçüncü kişi yararına sözleşme denir. Üçüncü kişi yararına sözleşmeler de eksik üçüncü kişi yararına sözleşme ve tam üçüncü kişi yararına sözleşme olmak üzere ikiye ayrılır. Eksik üçüncü kişi yararına sözleşmede üçüncü kişi sadece vaat eden tarafından teklif edilen ifayı kabul yetkisine sahip olup, buna karşılık ondan borcun ifasını isteme hakkına sahip değildir.
Bu tür sözleşmelerden yalnız vaat ettiren lehine alacak hakkı doğar. Borcun üçüncü kişiye ifasını talep hakkı da vaat ettirene aittir. Tam üçüncü kişi yararına sözleşmelerde ise üçüncü kişi, vaat edilen edimin ifasını talep yetkisine sahiptir. Tam üçüncü kişi yararına sözleşmeden doğan borç da üçüncü kişiye ifa edilir. Sözleşmede aksine bir hüküm yoksa bu yetkinin vaat ettirene de tanınması gerekir. Ancak bu halde vaat ettiren ile üçüncü kişi, vaat edene karşı müteselsil alacaklı sıfatına sahip olmazlar. Zira burada üçüncü kişi veya vaat ettiren, borcun içlerinden birine değil, sadece üçüncü kişiye ifa edilmesini isteyebilirler. Dolayısıyla gerek eksik gerekse tam üçüncü kişi yararına sözleşme olsun, borcun ancak üçüncü kişiye ifası istenebilir.
Somut uyuşmazlıkta ise davacı tarafça alacağın kendisine verilmesi istendiğinden, davacının bu şekilde bir talepte bulunabilmesi de mümkün değildir.
Bununla birlikte tam üçüncü kişi yararına sözleşmelerde borçlu, üçüncü kişiye hiç veya gereği gibi ifada bulunmazsa, vaat ettiren bu yüzden uğradığı zararın tazmin edilmesini, üçüncü kişiden bağımsız olarak veya onun yanında talep edebilir (Prof. Dr. Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 18. Baskı, s:1150). Ancak somut uyuşmazlıkta davacının istemi, davalının dava konusu sözleşmede kararlaştırılan edimlerini yerine getirmemesi nedeniyle esasen zarara uğrayan üçüncü kişi ..... Bilişim Ltd.Şti. olup, ortağı olması dolayısıyla uğradığı zarardır. Bir sermaye şirketi olan dava dışı ....... Bilişim Ltd. Şti.'nin ortağı bulunan davacının, ortaklık ilişkisi dolayısıyla uğradığı bu türden bir zararın tazmin edilmesini kendi adına talep etmesi, şirketler hukukunun yukarıda açıklanan ilkeleri ile de bağdaşmaz.
Zira bu türden bir tazminat önce anılan dava dışı şirkete ödenmelidir. Diğer bir deyişle somut uyuşmazlıkta davacının, dava konusu sözleşmenin tam üçüncü kişi yararına sözleşme olduğunu, bu sözleşme dolayısıyla ortağı bulunduğu şirketin zarara uğradığını ileri sürerek, ortaklık payları oranında ve kendi adına, vaad eden davalıdan tazminat talebinde bulunabilmeleri de mümkün değildir. Öte yandan, dava konusunun şirket borcu olması ve davacının bu borcu ödediğini kanıtlaması halinde ancak davalıdan ödediği miktarı isteyebileceği de kabul edilmelidir.
Bu durum karşısında mahkemece, asıl davadaki uyuşmazlığın yukarıda anılan ilkeler ve esaslar çerçevesinde ele alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi eksik incelemeye dayalı olup, kararının bu nedenle bozulması gerekirken, Dairemizce onandığı anlaşılmış ve davalı vekilinin asıl davaya ilişen karar düzeltme isteğinin kabulü ile Dairemiz onama kararının kaldırılarak, mahkeme kararının açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, asıl davada davalı vekilinin karar düzeltme itirazının kabulü ile Dairemizin 25.03.2015 gün ve 2014/15759 E.-2015-4080 K.sayılı ilamının asıl dava yönünden kaldırılarak mahkeme kararının asıl davada davalı yararına BOZULMASINA, ödediği karar düzeltme harcının isteği halinde asıl davada davalı F.. Ö..'e iadesine, 07/04/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/201013700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz