Doğrudan zarar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/9507 E. 2016/3771 K. ·
OnandıKesinlik belirsiz
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
doğrudan zarar↗ ttk 309/4↗ dolaylı zarar↗ kötüleme↗ hmk 150↗ kâr mahrumiyeti↗ şirket zararı↗ açılmamış sayılma↗ yönetim kurulu kararı↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın, şirket yönetim kurulu üyesi olan davalının eylemleri nedeniyle uğranılan doğrudan zararın tahsili istemine ilişkin olduğu, doğrudan zararın, şirket ortaklarının veya alacaklılarının yönetim kurulu üyelerinin fiilleri sonucu şirket zararından bağımsız olarak uğramış oldukları zarar olduğu, söz konusu zararın, şirketin uğradığı zarardan bağımsız olduğu için bazı durumlarda şirketin ortak veya alacaklı aleyhine zenginleşmiş olması mümkün olabildiği, zararın yönetim kurulunun şirketi temsilen yaptığı bir sözleşmeden kaynaklanabileceği gibi doğrudan bir haksız fiilden de kaynaklanmış olabileceği, kâr mahrumiyetinin ortakların doğrudan doğruya uğradıkları zarar olarak kabul edilmediği, yönetim kurulu üyelerinin ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve anasözleşme hükümlerine aykırı davranışlarının, ortaklar ve alacaklıların dolaylı zarar görmesine yol açacağı, zira, bu tür tasarrufların payları oranında ortakları etkileyeceği, başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların dolaylı zararı olarak sonuç doğuracağı, ancak, 6762 sayılı TTK m.309 ve 340 uyarınca dolaylı zarar nedeniyle açılacak davada, hükmedilecek tazminatın kendisi adına değil, ortaklığa verilmesi yönünde talepte bulunulabileceği, somut olayda, davacının iddiası, davalıların şirketi iyi yönetememesi sebebiyle şirketi zarara uğrattığına yönelik olup, dolaylı zarara ilişkin işbu davanın TTK m.309 uyarınca açıldığının kabulü gerekeceği, TTK'nın 309. maddesinin metninde de açıkça anlaşıldığı üzere böyle bir davada dava sonunda hükmedilecek tazminatın şirket yararına istenmesi gerekir iken davacının kendisine ödenmesinin istendiği gerekçesiyle davalılar, E.. E.., M..... B..... K..... ile M.. A.. hakkındaki davanın reddine, davalılar; L.. A.. ve A.. Ç.. hakkındaki davanın HMK m.150/5 gereğince açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8840 E. 2018/1897 K.
Ortak:dolaylı zarar · kötüleme · şirket zararı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın, şirket «yönetim kurulu» üyesi olan davalının eylemleri nedeniyle uğranılan «doğrudan zararın» tahsili istemine ilişkin olduğu, doğrudan zararın, şirket ortaklarının veya alacaklılarının yönetim kurulu üyelerinin fiilleri sonucu şirket zararından bağımsız olarak uğramış oldukları zarar olduğu, söz konusu zararın, şirketin uğradığı zarardan bağımsız olduğu için bazı durumlarda şirketin ortak veya alacaklı aleyhine zenginleşmiş olması mümkün olabildiği, zararın yönetim kurulunun şirketi «temsilen» yaptığı bir sözleşmeden kaynaklanabileceği gibi doğrudan bir haksız fiilden de kaynaklanmış olabileceği, kâr «mahrumiyetinin» ortakların doğrudan doğruya uğradıkları zarar olarak kabul edilmediği, yönetim kurulu üyelerinin ortaklığın mal varlığını azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve anasözleşme hükümlerine aykırı davranışlarının, ortaklar ve alacaklıların «dolaylı zarar» görmesine yol açacağı, zira, bu tür tasarrufların payları oranında ortakları etkileyeceği, başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların dolaylı zararı olarak sonuç doğuracağı, ancak, 6762 sayılı TTK m.309 ve 340 uyarınca dolaylı zarar nedeniyle açılacak davada, hükmedilecek tazminatın kendisi adına değil, ortaklığa verilmesi yönünde talepte bulunulabileceği, somut olayda, davacının iddiası, davalıların şirketi iyi yönetememesi sebebiyle «şirketi zarara» uğrattığına yönelik olup, dolaylı zarara ilişkin işbu davanın TTK m.309 uyarınca açıldığının kabulü gerekeceği, TTK'nın 309. maddesinin metninde de açıkça anlaşıld …
Benzer bu karardaMüdürün ortaklığın mal varlığının azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, alacaklıların «dolaylı zarar» görmesine yol açar.
Somut uyuşmazlıkta; davalı müdürün, kusurlu davranışları nedeniyle alacağın tahsil edilememesine sebep olarak, davacı «şirketi zarara» uğrattığı ileri sürülmüş ise de, iddianın ileri sürülüş biçimi itibariyle dava konusu edilen zararın davacı yönünden «dolaylı zarar» niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.
Dava, dava dışı «limited şirketin müdürü» olan davalının, davacı «şirketi zarara» uğrattığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Farklı:limited şirket müdürlüğü · limited şirket müdürü · şirket müdürlüğü · şirket müdürü · anonim şirket · limited şirket · çek · tacir
Benzer bu kararda… ü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 2. maddesi gereğince, somut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı ...'nın 556. maddesi göndermesi nedeniyle aynı Kanunun «anonim şirketlerin» yönetici ve denetçilerinin sorumluluğuna ilişkin hükümleri uyarınca yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği «görevleri» gereği gibi yerine getirmeyen «limited şirket müdürleri», bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının çeklerin keşide edildiği tarihte dava dışı «şirketin müdürü» olduğu, 33.000 TL tutarında 4 adet «çek» keşide edildiği ve bu çeklerin karşılıksız çıktığı, yapılan icra takibinde alacağın tahsil edilemediği, davacı şirketin ticari işlerde basiretli bir «tacirin» göstermesi gereken özen ve dikkati göstermesi gerektiği, çek keşide edilmesi ve çekin karşılıksız çıkmasının tek başına müdürlerin sorumlu tutulması için yeterli o …
Dava, dava dışı «limited şirketin müdürü» olan davalının, davacı «şirketi zarara» uğrattığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/7656 E. 2014/19282 K.
Ortak:doğrudan zarar · şirket zararı · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın, şirket «yönetim kurulu» üyesi olan davalının eylemleri nedeniyle uğranılan «doğrudan zararın» tahsili istemine ilişkin olduğu, doğrudan zararın, şirket ortaklarının veya alacaklılarının yönetim kurulu üyelerinin fiilleri sonucu şirket zararından bağımsız olarak uğramış oldukları zarar olduğu, söz konusu zararın, şirketin uğradığı zarardan bağımsız olduğu için bazı durumlarda şirketin ortak veya alacaklı aleyhine zenginleşmiş olması mümkün olabildiği, zararın yönetim kurulunun şirketi «temsilen» yaptığı bir sözleşmeden kaynaklanabileceği gibi doğrudan bir haksız fiilden de kaynaklanmış olabileceği, kâr «mahrumiyetinin» ortakların doğrudan doğruya uğradıkları zarar olarak kabul edilmediği, yönetim kurulu üyelerinin ortaklığın mal varlığını azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve anasözleşme hükümlerine aykırı davranışlarının, ortaklar ve alacaklıların «dolaylı zarar» görmesine yol açacağı, zira, bu tür tasarrufların payları oranında ortakları etkileyeceği, başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların dolaylı zararı olarak sonuç doğuracağı, ancak, 6762 sayılı TTK m.309 ve 340 uyarınca dolaylı zarar nedeniyle açılacak davada, hükmedilecek tazminatın kendisi adına değil, ortaklığa verilmesi yönünde talepte bulunulabileceği, somut olayda, davacının iddiası, davalıların şirketi iyi yönetememesi sebebiyle «şirketi zarara» uğrattığına yönelik olup, dolaylı zarara ilişkin işbu davanın TTK m.309 uyarınca açıldığının kabulü gerekeceği, TTK'nın 309. maddesinin metninde de açıkça anlaşıld …
Benzer bu karardaDava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacının iddia ettiği zararların «şirketin zararı» olması nedeniyle ancak şirkete verilmesini isteyebilmesine ve davacının «doğrudan zararını» da ispatlayamamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
… dia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, 20.07.2007 tarihine kadar yapılan eylem ve işlemler bakımından TTK’nun 309. maddesindeki 2 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolduğundan davalı «yönetim kurulu» üyelerinin bu tarihten sonraki eylem ve işlemleri bakımından değerlendirilmesi gerektiği, davacının yönetim kurulu üyeleri olan davalıların şirket yönetimindeki ku …
Farklı:zamanaşımı
Benzer bu kararda… dia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, 20.07.2007 tarihine kadar yapılan eylem ve işlemler bakımından TTK’nun 309. maddesindeki 2 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolduğundan davalı «yönetim kurulu» üyelerinin bu tarihten sonraki eylem ve işlemleri bakımından değerlendirilmesi gerektiği, davacının yönetim kurulu üyeleri olan davalıların şirket yönetimindeki ku …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/9507 E. , 2016/3771 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ..... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 17/03/2015
NUMARASI 2014/406-2015/113
Taraflar arasında görülen davada ...... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17/03/2015 tarih ve 2014/406-2015/113 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ...... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, dava dışı E..... Turizm İnşaat ve Ticaret A.Ş. yönetim kurulu üyeleri olan davalıların kasten ve ihmal suretiyle görevlerini yerine getirmeyerek şirketi zarara uğratmaları nedeniyle şimdilik 20.000,00 TL tazminatın 09.10.2002 tarihinden itibaren kısa vadeli krediler için belirlenen en yüksek faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini, talep ve dava etmiş olup, yargılama sırasında dava dilekçesini ıslah ederek, dava dışı şirketin yönetim kurulunu oluşturan davalıların suiniyetli ve kusurlu yönetimi ile şirketi ne miktar zarara uğrattıklarının ve bu zarardan ne miktar sorumlu olduğunun külli tespiti ve bu tespite bağlı olarak TTK’nın 320 ve bu maddenin atıfta bulunduğu BK’nın 528 maddeleri gereğince usulsüz ve kusurlu yönetimleri ile şirket ortağı olan müvekkili davacıya karşı davalıların ne miktar sorumlu olduğunun külli tespitini ve müvekkilinin uğradığı zarar karşılığında 20.000,00 TL tazminatın 09.10.2002 tarihinden itibaren işleyecek TC.
merkez bankasının kısa vadeli kredilere uygulanan en yüksek faiz oranı üzerinden faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Bir kısım davalılar vekilleri, ayrı ayrı davanın reddini istemişlerdir.
Davalılar, L.. A.. ve A.. Ç..’e dava dilekçesi tebliğ olunamamış; davacı vekili, bu davalılar hakkındaki davasını atiye terk etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın, şirket yönetim kurulu üyesi olan davalının eylemleri nedeniyle uğranılan doğrudan zararın tahsili istemine ilişkin olduğu, doğrudan zararın, şirket ortaklarının veya alacaklılarının yönetim kurulu üyelerinin fiilleri sonucu şirket zararından bağımsız olarak uğramış oldukları zarar olduğu, söz konusu zararın, şirketin uğradığı zarardan bağımsız olduğu için bazı durumlarda şirketin ortak veya alacaklı aleyhine zenginleşmiş olması mümkün olabildiği, zararın yönetim kurulunun şirketi temsilen yaptığı bir sözleşmeden kaynaklanabileceği gibi doğrudan bir haksız fiilden de kaynaklanmış olabileceği, kâr mahrumiyetinin ortakların doğrudan doğruya uğradıkları zarar olarak kabul edilmediği, yönetim kurulu üyelerinin ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve anasözleşme hükümlerine aykırı davranışlarının, ortaklar ve alacaklıların dolaylı zarar görmesine yol açacağı, zira, bu tür tasarrufların payları oranında ortakları etkileyeceği, başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların dolaylı zararı olarak sonuç doğuracağı, ancak, 6762 sayılı TTK m.309 ve 340 uyarınca dolaylı zarar nedeniyle açılacak davada, hükmedilecek tazminatın kendisi adına değil, ortaklığa verilmesi yönünde talepte bulunulabileceği, somut olayda, davacının iddiası, davalıların şirketi iyi yönetememesi sebebiyle şirketi zarara uğrattığına yönelik olup, dolaylı zarara ilişkin işbu davanın TTK m.309 uyarınca açıldığının kabulü gerekeceği, TTK'nın 309.
maddesinin metninde de açıkça anlaşıldığı üzere böyle bir davada dava sonunda hükmedilecek tazminatın şirket yararına istenmesi gerekir iken davacının kendisine ödenmesinin istendiği gerekçesiyle davalılar, E.. E.., M..... B..... K..... ile M.. A.. hakkındaki davanın reddine, davalılar; L.. A.. ve A.. Ç.. hakkındaki davanın HMK m.150/5 gereğince açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 01,50 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 06/04/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/197386700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz