Bankacılık işlemleri sözleşmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/17956 E. 2015/12489 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bankacılık işlemleri sözleşmesi↗ tasarruf yetkisinin kısıtlanması↗ ödemeden men kararı↗ kabul beyanı↗ bankacılık işlemleri↗ bloke↗ kâr mahrumiyeti↗ kısıtlılık↗ eş rızası↗ infaz↗ hamil↗ keşideci↗ çek↗ yetkisizlik kararı↗ ibraz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı banka tarafından gerçekleştirilen bloke işleminin, herhangi bir mahkeme kararına dayanmadığı gibi sözleşmeden ya da yasadan kaynaklanan bir dayanağının da bulunmadığı, bu durumda bloke işleminin haksız olduğu, bloke edilen para halen davacının hesabında olmakla birlikte hesap sahibinin tasarruf yetkisinin kısıtlandığı ve ancak işbu kararın infazı ile tasarruf yetkisinin doğacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, davalı banka nezdinde bulunan davacı hesabına davalı tarafından uygulanan bloke işleminin usulsüz olduğu iddiasına dayalı alacak istemine ilişkin olup mahkemece, davalı bankanın uyguladığı bloke işleminin herhangi bir mahkeme kararına dayanmadığı gibi sözleşmeden veya yasadan kaynaklanan bir dayanağının da bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan değerlendirme doğru değildir. Zira, dosyaya sureti sunulmuş ve davacı tarafça da itiraza uğramamış bulunan taraflar arasındaki bankacılık işlemleri sözleşmesinin 27. maddesi, “Müşteri tarafından imzalanmış veya imzalanmamış veya hiç kullanılmamış çek rızası hilafına elinden çıktığını TTK'nın 711/3 maddesine dayanarak hamiline ödenmemesini temin amacıyla bankaya derhal ödemeden men talimatını sebeplerini açıklayarak bildirmeye mecbur olduğunu, işbu talimatın şubeye ibrazına kadar geçen zaman zarfında sözü edilen çek ödenmiş olduğu takdirde bankanın hiçbir sorumluluğunun olmayacağını, bankanın ödemeden men talimatı verilen çek bedellerini işbu hesabından alıp muvakkat bir hesapta ihtilafın halline kadar bloke etmeye yetkili olduğunu, çeklerin ödenmesinde bankanın hamilin kimliğini, çekin geçerli olup olmadığını araştırmaya yetkili bulunmakla birlikte zorunlu olmadığını kabul ve beyan eder.” şeklinde düzenlenmiştir. Somut olayda da, davalı banka tarafından davaya konu çeklerin ödenmemesi yönünde mahkemece verilen tedbir kararına dayalı olarak çek bedelleri ödenmemiş ve ibraz tarihlerindeki karşılıkları üzerine bloke işlemi uygulanmış olduğundan artık uyuşmazlığın yukarıda değinilen madde kapsamında değerlendirilmesinde zorunluluk bulunmaktadır. Aksi halde, bankanın, keşidecinin mülga 6762 sayılı Kanun'un 711/3 maddesi uyarınca muhatabı çeki ödemekten men etmesi halinde sahip olduğu bir imkandan, aynı amaca yönelik olarak mahkemece verilen tedbir kararı halinde mahrum bırakılması gibi bir sonuca yol açar ki bunun kabulü mümkün değildir. Bu itibarla mahkemece, davalının uyguladığı bloke işleminin taraflar arasındaki sözleşmeye dayalı bulunduğunun kabulü ile söz konusu bloke işlemi ihtilafın halline kadar sözleşmeye dayalı haklı bir işlem olacağından dava tarihi itibariyle ihtilafın çözülüp çözülmediğinin tespit edilerek oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11319 E. 2016/9045 K.
Ortak:bloke · ibraz
İncelediğiniz karardaZira, dosyaya sureti sunulmuş ve davacı tarafça da itiraza uğramamış bulunan taraflar arasındaki «bankacılık işlemleri sözleşmesinin» 27. maddesi, “Müşteri tarafından imzalanmış veya imzalanmamış veya hiç kullanılmamış «çek» «rızası» hilafına elinden çıktığını TTK'nın 711/3 maddesine dayanarak «hamiline» ödenmemesini temin amacıyla bankaya derhal «ödemeden men» talimatını sebeplerini açıklayarak bildirmeye mecbur olduğunu, işbu talimatın şubeye «ibrazına» kadar geçen zaman zarfında sözü edilen çek ödenmiş olduğu takdirde bankanın hiçbir sorumluluğunun olmayacağını, bankanın ödemeden men talimatı verilen çek bedellerini işbu hesabından alıp muvakkat bir hesapta ihtilafın halline kadar «bloke» etmeye yetkili olduğunu, çeklerin ödenmesinde bankanın hamilin kimliğini, çekin geçerli olup olmadığını araştırmaya yetkili bulunmakla birlikte zorunlu olmadığını …
Somut olayda da, davalı banka tarafından davaya konu çeklerin ödenmemesi yönünde mahkemece verilen tedbir kararına dayalı olarak «çek» bedelleri ödenmemiş ve «ibraz» tarihlerindeki karşılıkları üzerine «bloke» işlemi uygulanmış olduğundan artık uyuşmazlığın yukarıda değinilen madde kapsamında değerlendirilmesinde zorunluluk bulunmaktadır.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı banka tarafından gerçekleştirilen «bloke» işleminin, herhangi bir mahkeme kararına dayanmadığı gibi sözleşmeden ya da yasadan kaynaklanan bir dayanağının da bulunmadığı, bu durumda bloke işleminin haksız olduğu, bloke edilen para halen davacının hesabında olmakla birlikte hesap sahibinin «tasarruf yetkisinin kısıtlandığı» ve ancak işbu kararın «infazı» ile tasarruf yetkisinin doğacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça her ne kadar davalı banka tarafından verilen «taahhüde» rağmen kredi borcu ödendiği halde «ipoteğin kaldırılmadığı», mevzuata ve uygulamaya aykırı olarak hesaba «bloke» konulmadığı için paranın önceki malik tarafından çekildiği ileri sürülmüş ise de, davalı bankaya davacı veya taşınmazı satın alan ... tarafından yapılmış bir mürac …
… ak, her ne kadar mahkemece ...’ın 6100 sayılı HMK’nın 66. maddesi uyarınca davacı yanında fer’i müdahil olarak kabulüne karar verilmiş ise de, ... vekili tarafından «ibraz» edilen .../07/2014 «havale» tarihli «müdahale talebini» içeren dilekçenin HMK’nın 65. maddesi uyarınca «asli müdahale» talebi olduğu nazara alınarak bağımsız bir dava gibi «harcı ikmal» ettirilip, ... asli müdahil olarak davaya kabul edilip, işbu asli müdahale talebi konusunda da bir karar vermek gerekirken anılan husus nazara alınmaksızın yanılgılı değerlendirme ve «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müdahale talebi · asli müdahale · harcın ikmali · ipoteğin kaldırılması · havale · taahhütname · eksik inceleme
Benzer bu kararda… ak, her ne kadar mahkemece ...’ın 6100 sayılı HMK’nın 66. maddesi uyarınca davacı yanında fer’i müdahil olarak kabulüne karar verilmiş ise de, ... vekili tarafından «ibraz» edilen .../07/2014 «havale» tarihli «müdahale talebini» içeren dilekçenin HMK’nın 65. maddesi uyarınca «asli müdahale» talebi olduğu nazara alınarak bağımsız bir dava gibi «harcı ikmal» ettirilip, ... asli müdahil olarak davaya kabul edilip, işbu asli müdahale talebi konusunda da bir karar vermek gerekirken anılan husus nazara alınmaksızın yanılgılı değerlendirme ve «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça her ne kadar davalı banka tarafından verilen «taahhüde» rağmen kredi borcu ödendiği halde «ipoteğin kaldırılmadığı», mevzuata ve uygulamaya aykırı olarak hesaba «bloke» konulmadığı için paranın önceki malik tarafından çekildiği ileri sürülmüş ise de, davalı bankaya davacı veya taşınmazı satın alan ... tarafından yapılmış bir mürac …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3433 E. 2015/9156 K.
Ortak:bloke
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı banka tarafından gerçekleştirilen «bloke» işleminin, herhangi bir mahkeme kararına dayanmadığı gibi sözleşmeden ya da yasadan kaynaklanan bir dayanağının da bulunmadığı, bu durumda bloke işleminin haksız olduğu, bloke edilen para halen davacının hesabında olmakla birlikte hesap sahibinin «tasarruf yetkisinin kısıtlandığı» ve ancak işbu kararın «infazı» ile tasarruf yetkisinin doğacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
2- Dava, davalı banka nezdinde bulunan davacı hesabına davalı tarafından uygulanan «bloke» işleminin usulsüz olduğu iddiasına dayalı alacak istemine ilişkin olup mahkemece, davalı bankanın uyguladığı bloke işleminin herhangi bir mahkeme kararına dayanmadığı gibi sözleşmeden veya yasadan kaynaklanan bir dayanağının da bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan değerlendirme doğru değildir.
Zira, dosyaya sureti sunulmuş ve davacı tarafça da itiraza uğramamış bulunan taraflar arasındaki «bankacılık işlemleri sözleşmesinin» 27. maddesi, “Müşteri tarafından imzalanmış veya imzalanmamış veya hiç kullanılmamış «çek» «rızası» hilafına elinden çıktığını TTK'nın 711/3 maddesine dayanarak «hamiline» ödenmemesini temin amacıyla bankaya derhal «ödemeden men» talimatını sebeplerini açıklayarak bildirmeye mecbur olduğunu, işbu talimatın şubeye «ibrazına» kadar geçen zaman zarfında sözü edilen çek ödenmiş olduğu takdirde bankanın hiçbir sorumluluğunun olmayacağını, bankanın ödemeden men talimatı verilen çek bedellerini işbu hesabından alıp muvakkat bir hesapta ihtilafın halline kadar «bloke» etmeye yetkili olduğunu, çeklerin ödenmesinde bankanın hamilin kimliğini, çekin geçerli olup olmadığını araştırmaya yetkili bulunmakla birlikte zorunlu olmadığını …
Benzer bu kararda… ma, uyulan bozma ilamı ve dosya kapsamına göre; mahkemece davanın reddine dair verilen ilk kararın davacı vekilinin temyizi üzerine uyuşmazlığın tarafların imzasını «taşıyan» ortak hesap sözleşmesi hükümleri değerlendirilmek suretiyle çözülmesi gerektiği belirtilmek suretiyle bozulduğu, uyulan bozma ilamı ve alınan bilirkişi raporu uyarınca ortak hesap sözleşmesinin 4. maddesine göre hesapta yer alan paranın % 50'si oranındaki paraya «bloke» konulabileceği gerekçesiyle 11.500 USD'nin hesaba bloke konulan 15.12.2009 tarihinden tahsil edilinceye kadar işletilecek Merkez Bankası'nın uyguladığı en yüksek d …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:taşıyan
Benzer bu kararda… ma, uyulan bozma ilamı ve dosya kapsamına göre; mahkemece davanın reddine dair verilen ilk kararın davacı vekilinin temyizi üzerine uyuşmazlığın tarafların imzasını «taşıyan» ortak hesap sözleşmesi hükümleri değerlendirilmek suretiyle çözülmesi gerektiği belirtilmek suretiyle bozulduğu, uyulan bozma ilamı ve alınan bilirkişi raporu uyarınca ortak hesap sözleşmesinin 4. maddesine göre hesapta yer alan paranın % 50'si oranındaki paraya «bloke» konulabileceği gerekçesiyle 11.500 USD'nin hesaba bloke konulan 15.12.2009 tarihinden tahsil edilinceye kadar işletilecek Merkez Bankası'nın uyguladığı en yüksek d …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/17956 E. , 2015/12489 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17.06.2014 tarih ve 2013/44-2014/335 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 24.11.2015 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili dava dışı şirkete verdiği ve içinde davalı bankadaki hesaba bağlı çeklerin de bulunduğu 18 adet çekin çalındığını, dava dışı hamilin zayi nedeniyle bu çeklerin iptali için talepte bulunduğunu, mahkemece söz konusu çeklerin ödenmemesi konusunda tedbir kararı verildiğini ve kararın davalıya da tebliğ edildiğini, tedbir kararına konu çeklerin ikisinin farklı tarihlerde davalıya ibraz edildiğini, davalının da çeklerin arkalarına "işbu çek için mahkeme kararı gereği ödeme yasağı olduğundan hiçbir işlem yapılmamıştır" şerhi düşüldüğünü, buna rağmen ibraz tarihlerinde müvekkilinin hesabında bulunan para üzerine bloke konulduğunu, blokenin herhangi bir mahkeme kararına dayanmadığı gibi yasaya aykırı olduğunu, davalının keyfi hareket ettiğini ileri sürerek, toplam 30.892,85 TL'nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının tahsilini istediği paranın halen hesabında bulunduğunu, dolayısıyla müvekkilinin herhangi bir borcunun doğmadığını, müvekkilince ödeme yasağı uyarınca işlem yapıldığını ve çeki ibraz eden hamillerin kısmi karşılığı talep etmediklerine dair bir onay vermediklerini, bu nedenle müvekilinin, ödeme yasağı kararı kaldırılana kadar ibraz edilen çeklerin hesapta mevcut kısmi karşılıklarını blokeye almak zorunda kaldığını, yapılan işlemin taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı banka tarafından gerçekleştirilen bloke işleminin, herhangi bir mahkeme kararına dayanmadığı gibi sözleşmeden ya da yasadan kaynaklanan bir dayanağının da bulunmadığı, bu durumda bloke işleminin haksız olduğu, bloke edilen para halen davacının hesabında olmakla birlikte hesap sahibinin tasarruf yetkisinin kısıtlandığı ve ancak işbu kararın infazı ile tasarruf yetkisinin doğacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, davalı banka nezdinde bulunan davacı hesabına davalı tarafından uygulanan bloke işleminin usulsüz olduğu iddiasına dayalı alacak istemine ilişkin olup mahkemece, davalı bankanın uyguladığı bloke işleminin herhangi bir mahkeme kararına dayanmadığı gibi sözleşmeden veya yasadan kaynaklanan bir dayanağının da bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan değerlendirme doğru değildir. Zira, dosyaya sureti sunulmuş ve davacı tarafça da itiraza uğramamış bulunan taraflar arasındaki bankacılık işlemleri sözleşmesinin 27. maddesi, “Müşteri tarafından imzalanmış veya imzalanmamış veya hiç kullanılmamış çek rızası hilafına elinden çıktığını TTK'nın 711/3 maddesine dayanarak hamiline ödenmemesini temin amacıyla bankaya derhal ödemeden men talimatını sebeplerini açıklayarak bildirmeye mecbur olduğunu, işbu talimatın şubeye ibrazına kadar geçen zaman zarfında sözü edilen çek ödenmiş olduğu takdirde bankanın hiçbir sorumluluğunun olmayacağını, bankanın ödemeden men talimatı verilen çek bedellerini işbu hesabından alıp muvakkat bir hesapta ihtilafın halline kadar bloke etmeye yetkili olduğunu, çeklerin ödenmesinde bankanın hamilin kimliğini, çekin geçerli olup olmadığını araştırmaya yetkili bulunmakla birlikte zorunlu olmadığını kabul ve beyan eder.” şeklinde düzenlenmiştir.
Somut olayda da, davalı banka tarafından davaya konu çeklerin ödenmemesi yönünde mahkemece verilen tedbir kararına dayalı olarak çek bedelleri ödenmemiş ve ibraz tarihlerindeki karşılıkları üzerine bloke işlemi uygulanmış olduğundan artık uyuşmazlığın yukarıda değinilen madde kapsamında değerlendirilmesinde zorunluluk bulunmaktadır. Aksi halde, bankanın, keşidecinin mülga 6762 sayılı Kanun'un 711/3 maddesi uyarınca muhatabı çeki ödemekten men etmesi halinde sahip olduğu bir imkandan, aynı amaca yönelik olarak mahkemece verilen tedbir kararı halinde mahrum bırakılması gibi bir sonuca yol açar ki bunun kabulü mümkün değildir. Bu itibarla mahkemece, davalının uyguladığı bloke işleminin taraflar arasındaki sözleşmeye dayalı bulunduğunun kabulü ile söz konusu bloke işlemi ihtilafın halline kadar sözleşmeye dayalı haklı bir işlem olacağından dava tarihi itibariyle ihtilafın çözülüp çözülmediğinin tespit edilerek oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak mümeyyiz davalı bankaya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/193688400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz