Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/7172 E. 2015/4470 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- 10 yıllık
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
zamanaşımı↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının 1998 yılında 47 adet makbuz ile davalıya borç verdiğini iddia ettiği, en son borç makbuzunun tarihinin 30.12.1998 tarihli olduğu, 818 Sayılı BK'nun 312. maddesi uyarınca bu tarihe 6 haftalık sürenin eklenmesi ile bulunan tarihten, dava tarihi olan 25.10.2010 tarihine kadar BK'nun 125. maddesinde düzenlenen 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/14613 E. 2012/5975 K.
Ortak:i̇i̇k 72/son · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının 1998 yılında 47 adet makbuz ile davalıya borç verdiğini iddia ettiği, en «son» borç makbuzunun tarihinin 30.12.1998 tarihli olduğu, 818 Sayılı BK'nun 312. maddesi uyarınca bu tarihe 6 haftalık sürenin eklenmesi ile bulunan tarihten, dava tarihi olan 25.10.2010 tarihine kadar BK'nun 125. maddesinde düzenlenen 10 yıllık «zamanaşımı» süresinin geçtiği gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu durumda mahkemece, en «son» ödemelerin yapıldığı tarih itibariyle davacı alacağının tutarı konusunda bilirkişiden ek rapor alınmak suretiyle, davacının halen alacağının bulunup bulunmadığının tespiti ile buna göre hüküm kurulması gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:akdi faiz · karar verilmesine yer olmadığına · temerrüt
Benzer bu karardaAncak, bilirkişi raporunda «temerrüt» tarihinden dava tarihine kadar «akdi faiz» hesaplanmış olup, dava tarihinden ödemelerin yapıldığı tarihe kadar faiz hesaplanmamıştır.
Mahkemece, tüm dosya kapsamı, toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davalı tarafından davanın açılmasından sonra 30/10/2009 tarihinde 22.312,00-TL ve 21/12/2009 tarihinde 13.500,00-TL ödeme yapıldığı, dava konusu alacağın ödendiği gerekçesiyle dava konusuz kaldığından davanın esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Dava alacak istemine ilişkin olup, yargılamanın devamı esnasında davalının 30/10/2009 tarihinde 22.312,00-TL ve 21/12/2009 tarihinde 13.500,00-TL ödediğinden bahisle mahkemece davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle davanın esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/7172 E. , 2015/4470 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul (Kapatılan) Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 23/01/2014 tarih ve 2013/154-2014/20 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 31/03/2015 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. .... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkil şirkette % 12,25 paya sahip olduğunu, 31.12.2009 tarihi itibariyle 1.277.731,97 TL alacakları olduğunu, bilanço ve faaliyet raporları tasdik edilmek suretiyle borcun kabul edildiğini ileri sürerek, anılan miktarın davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, davacıya borçları bulunmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının 1998 yılında 47 adet makbuz ile davalıya borç verdiğini iddia ettiği, en son borç makbuzunun tarihinin 30.12.1998 tarihli olduğu, 818 Sayılı BK'nun 312. maddesi uyarınca bu tarihe 6 haftalık sürenin eklenmesi ile bulunan tarihten, dava tarihi olan 25.10.2010 tarihine kadar BK'nun 125. maddesinde düzenlenen 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,50 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 31/03/2015 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞIOY
Dava, mahkemece karz akdine dayalı alacağın tahsili istemi olarak nitelendirilmiş ve olaya uygulanması gereken 818 sayılı BK'nın 312. maddesi uyarınca en son borç makbuzu tarihi esas alınmak suretiyle yine aynı kanunun 125. maddesine dayalı olarak dava tarihi itibariyle 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğundan bahisle davanın reddine karar verilmiş; karar Daire çoğunluğunca onanmıştır.
Mahkemece, davalının zamanaşımı def'inin incelenmesi bakımından kanun uygulamasında hataya düşülmüştür. Davaya uygulanması gereken 818 sayılı BK'nın 128. maddesi uyarınca, zamanaşımı, alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren başlar. Yine aynı kanunun 312. maddesi, "Geriye verilmesi için, ne bir muayyen vade ne ihbar müddeti ne de istenildiği zaman muacceliyet kesbedeceği mukavele edilmemiş olan bir borç, ilk talepten itibaren altı hafta içinde geri verilmek lazımdır." hükmünü içermekte olup, alacağın muaccel olduğu tarihin tespiti için alacaklının borçludan talepte bulunduğu ilk tarihin tespiti gerekirken, son borç makbuzu üzerinden bu tarihin tespiti yasaya aykırıdır.
Bu nedenle, mahkeme kararının bu hususa işaretle bozulması gerektiği kanısında olduğumdan, Daire çoğunluğunun onama görüşüne katılmıyorum.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/172591300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz