Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/12198 E. 2015/1866 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece davanın reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizin 2012/13604 E, 2014/3519 K sayılı ilamıyla ilamda yer alan gerekçelerle bozulmuştur.
Davalılardan ... vekili karar düzltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalılardan ... vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/4167 E. 2020/1012 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kaydileştirme · kanun yolu · maktu vekalet ücreti · sözleşmeye aykırılık · sebepsiz zenginleşme · ortaklık ilişkisi · haksız fiil · yargılama gideri
Benzer bu karardaBirinci fıkra kapsamında kurulmuş olan «ortaklık ilişkileri» hakkında; geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı veya primli pay satışı yapıldığı ileri sürülerek «sebepsiz zenginleşme», «haksız fiil», sözleşme öncesi görüşmelere aykırılık veya «sözleşmeye aykırılık» nedenlerine dayalı olarak açılan ve «kanun yolu» incelemesindekiler «dahil» görülmekte olan «menfi tespit», tazminat veya alacak davalarında, karar «verilmesine yer olmadığına» dair karar verilir ve «yargılama gideri» ile «maktu vekalet ücreti» ortaklık üzerinde bırakılır.” hükmü düzenlenmiş, aynı Kanun'un 52/1-h maddesinde de işbu hükmün yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği hükme bağlanmıştır.
… larak nominal ya da primli değer üzerinden pay veya pay adı altında satışı yapılmış olan her türlü araç, 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun «kaydileştirmeye» ilişkin şartlarına tabi olmaksızın 29/6/1956 tarihli ve 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu ile 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında pay addolunur, bu ortaklıklara yapılan ödemeler pay karşılığı yapılmış kabul edilir ve «ortaklık ilişkisi» kurulmuş sayılır.
Bu payların «kaydileştirilmemiş» olması ortaklık haklarına halel getirmeyeceği gibi «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı da iddia edilemez.
1-Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/6008 E. 2021/6505 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:borçlunun temerrüdü · cari hesap ilişkisi · ipoteğin paraya çevrilmesi · tahsilde tekerrür olmaması · karine · tahsilde tekerrür · cari hesap · sözleşmeden doğan dava
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; taraflar arasında yapılmış «kredi sözleşmesinden doğan» borcun davalı tarafından ödenmediği, bilirkişi raporuna göre borcun varlığının tespit edildiği, davalıya yapılan «ihtar» ile «borçlunun temerrüte» düşürüldüğü gerekçesiyle davanın kabulü ile, İstanbul 10.
… s sayılı dosyasının işbu davaya konu takipten sonra başlatıldığı ve itirazsız kesinleştiği, bayilik ilişkisinin işbu dava ve takipten sonra da devam ettiği, takibin «tahsilde tekerrür olmamak» üzere başlatıldığı dikkate alındığında davalı vekilinin bu husustaki istinaf isteminin yerinde bulunmadığı, raporlar arasında çelişki bulunmadığı, ancak dava, «bayilik sözleşmesinden» kaynaklanmakta iken ilk derece mahkemesinin karar gerekçesinin banka «kredi sözleşmesine» dayalı alacak iddiasına göre oluşturulduğu ve kararın gerekçesinin dava dosyası ile örtüşmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk de …
Somut olayda hükme esas alınan bilirkişi raporunda taraflar arasındaki bayilik ilişkinin işbu takip ve dava tarihinden sonra da devam ettiği, «cari hesap ilişkisinin» bulunduğu ve kısmi ödemelerin olduğu, davacının takip talebinde belirtilen miktardan daha fazla alacağı olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi'nce; davacının ipoteğin malen tesis edildiğini iddia ettiği, davalının ise «fatura» ve mal «tesliminin» gerçekleşmediğini, iddia edilen miktar kadar borç olmadığını savunduğu, malen tesis edildiği anlaşılan «ipotek» bedeli yönünden davacının mal teslimini ispatla yükümlü olduğu, davalı tarafın «defter» incelemesine ilişkin bilirkişi raporunda davaya konu faturaların tamamının davalı defterinde kayıtlı değil ise de, ipotek bedeli olan 220.000.-TL'den fazla miktardaki faturanın kayıtlı olduğunun tespit edildiği, bu durum teslime «karine» teşkil ettiğinden davalının borçlu olmadığını, faturaya konu malların teslim edilmediğini ve ödemeleri ispatla yükümlü olduğu, bu nedenle mahkemece neticeten davan …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/99 E. 2023/176 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ifa yeri · bedel iadesi · usuli kazanılmış hak · sözleşmeden doğan dava · satış sözleşmesi · kazanılmış hak · ifa · yetkisizlik kararı
Benzer bu karardaDeğerlendirme 1.Dairemizin 27.01.2021 tarih, 2020/3519 E. ve 2021/508 K. sayılı kararıyla davanın, sipariş edilen ürünlerin «teslim» edilmemesi üzerine peşin ödenen «bedelin iadesi» için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, davacının peşin ödenen bedele rağmen mallar teslim edilmediğinden paranın iadesini talep etttiği, davalının ise ödemenin ileride gönderilecek mallara karşılık verildiğini davacının ispat etmesi gerektiğini savunduğu, somut olayda davacının talebi para borcuna ilişkin olmakla, taraflar arasında borcun «ifa yeri» belirli değilse ve aralarında başka bir anlaşma yoksa 6098 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesi uyarınca davacının ikametgahı olan Devrek İcra Dairelerinin de yetkili olduğu gözetilerek Mahkemece icra dairesinin «yetkisine» ilişkin itirazın reddiyle işin esası hakkında bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur.
4.Ayrıca, Devrek Sulh Hukuk Mahkemesinin «yetkisizlik» kararının taraflarca temyiz edilmeden kesinleştiği gözetildiğinde davacı yararına «usulü kazanılmış hak» oluştuğu Mahkemece dikkate alınmadan karar verilmesi de doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Taraflar arasında akdi ilişki bulunması şartıyla 6100 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesi gereğince «sözleşmeden doğan» uyuşmazlıklarda dava ve icra takibi, sözleşmenin yerine getirileceği («ifa» edileceği) yerde de açılabilir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, sipariş edilen ürünlerin «teslim» edilmemesi üzerine peşin ödenen «bedelin iadesi» için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine istemine ilişkin olup uyuşmazlık, mahkemenin yetkisi konusundadır.
2 benzer karar daha
-
Patent Hakkına Tecavüzün Tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2075 E. 2023/3519 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:eş rızası · üçüncü kişi · eksik inceleme · haksız rekabet
Benzer bu karardaTemyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının eylemlerinin tipik bir «üçüncü kişi» tecavüzü olarak değerlendirilmemesi gerektiğini, davalının şahsına ait patent başvurusu ile davalının «rızası» ile hissedarı ve yetkilisi olduğu şirket üzerinden gerçekleşen her bir eylemin ilgili kanun anlamında tecavüz niteliğinde olduğunu, davalı eyleminin sadece patent başvurusu ile sınırlandırılmayacağını, davalı tarafın yönlendirdiği şirketin eylemleri ile sorumluluk ve menfaat bağlantısının «haksız rekabetin» hem konusu hem de kanıtı olduğunu, mahkemece «eksik incelemeye» dayalı olarak karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/6231 E. 2024/3519 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:denkleştirici adalet ilkesi · olağanüstü hal · ihbar olunan · mevduat hesabı · hakkaniyet · ihbar · bilirkişi incelemesi · hukuki yarar
Benzer bu karardaMahkemece 03.06.2021 tarihli, 2017/382 E., 2021/968 K. sayılı kararı ile alınan bilirkişi raporunda bankaya yatırılan «olağanüstü hal» tazminatının dava tarihindeki güncel değeri 41.032,15 TL olduğu tespit edilmiş olup, davacının 1992 ile 1995 yılları arasında Batman İl Jandarma Komutanlığında görev yapmakta iken adına haberi olmadığı 16.568,00 TL’nin 24.09.1993 tarihinde, 14.573,10 TL’nin 22.07.1994 tarihinde olmak üzere toplam 31.141,10 TL’nin olağanüstü hal tazminatı olarak yatırıldığı ancak ne yatırıldığı dönemde ne de daha sonraki dönemlerde hiçbir «tebligat» yapılmadığından davacının adına yatan paradan haberdar olmadığından davacının dava açmakta haklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 41.032,15 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, davalı vekili ile «ihbar olunan» Emlak Bankası vekillerince temyiz edilmiştir.
Bozma Kararı Dairemizin 26.12.2022 tarihli, 2022/994 E., 2022/9438 K. sayılı kararıyla davalı vekilinin sair temyiz itirazları reddedilmiş, Mahkemece, yaptırılan «bilirkişi incelemesi» neticesine göre davanın kabulüne karar verildiği, ancak, davalı bankanın denkleştirici adalet ilkesine göre hesaplanan miktarı ödeme yükümlülüğü bulunmadığı, ayrıca davalının vadesiz «mevduat hesabına» yatırılan para için hesap sahibine bildirimde bulunma yükümlülüğü de olmadığı, bu hususlar gözönüne alındığında, davacının bankaya müracaat tarihinde hesapta ne kadar para varsa ancak bunu isteyebileceği, bu durumda Mahkemece, anılan hususların gözetilip davacı adına bankaya yatırılan para ve davacının bankaya müracaat tarihi belirlenerek yatırılan paraya müracaat tarihinden itibaren «yasal faiz» uygulanmak koşulu ile tahsiline karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile «denkleştirici adalet ilkesi» uyarınca belirlenen meblağın tahsiline karar verilmesi doğru olmadığı, ayrıca, T.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkil adına yatırılan «olağanüstü hal» tazminatı ile ilgili davalı banka tarafından bilgi verilmemesi davalı bankanın kusurundan kaynaklandığını, söz konusu miktar davalı banka tarafından müvekkile ait maaş hesabına yatırılmadığını, müvekkilinin bu durumdan haberdar olmasının beklenilmesi de hayatın olağan akışına aykırı olup denkleştirici adalet ilkesinin uygulanmaması usul ve yasaya ve «hakkaniyete» aykırı olduğunu belirterek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
Emlak Katılım Bankası vekilinin kararı temyiz etmekte «hukuki yararı» bulunmadığın işaret edilerek Mahkeme kararı bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/12198 E. , 2015/1866 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21/05/2012 gün ve 2010/638-2012/126 sayılı kararı bozan Daire’nin 25/02/2014 gün ve 2012/13604-2014/3519 sayılı kararı aleyhinde davalı ... vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ...’ın davalı şirketin genel müdürü olduğunu ve müvekkilinin eski eşi olan davalı ...'nun da ...’ın eski arkadaşı olduğunu, ...’ın yönlendirmesi ile müvekkilinin ve eski eşinin evlilik birliğinin devam ettiği dönemde davalı şirket nezdinde menkul kıymet alım-satım hesabı açtıklarını, hesabın müşterek hesap olduğunu, hesaba 40.000,00 TL yatırıldığını, ancak bir süre sonra davalının müvekkili hakkında boşanma davası açtığını, bu davanın yargılaması sırasında davalı ... ile ... arasında eskiye dayalı bir ilişki olduğunun anlaşıldığını, davalı ...’nun müşterek hesaptaki para ve hisse senetlerini kendisine ait hesaba aktardığını, müvekkilinin bu işlemden haberinin ve onayının olmadığını, bu nedenle müvekkilinin zarara uğratıldığını ileri sürerek, 40.000,00 TL’nin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri ayrı ayrı davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece davanın reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizin 2012/13604 E, 2014/3519 K sayılı ilamıyla ilamda yer alan gerekçelerle bozulmuştur.
Davalılardan ... vekili karar düzltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalılardan ... vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalılardan ... vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 05,20 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 251,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen davalı ...'dan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 13/02/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/172296600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz