6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Muhalefet şerhi yokluğunda genel kurul kararı iptal davası usulden reddedilir

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/296 E. 2020/253 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Genel kurul kararının iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık

★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Davacının nitelemesi: Kooperatif/Şirket Genel Kurul Kararının İptali mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Genel kurul kararlarının kanuna, ana sözleşmeye veya iyiniyet kurallarına aykırılığı nedeniyle iptalinin istenebilmesi için toplantıya katılan ortağın karara ret oyu vererek muhalefet ettiğini tutanağa geçirtmesi gerekir; müzakere sırasında bir öneriye karşı olunduğunun belirtilmesi ya da salt ret oyu kullanılması, bu şeklî muhalefet şerhi koşulunu karşılamaz. Usulüne uygun muhalefet şerhi bulunmaması halinde, iptal davası özel dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilir.

Ele alınan sorunlar

Genel kurul kararının iptali davasında usulüne uygun muhalefet şerhinin dava şartı olup olmadığı → ret

İddia: Davacı vekili, TTK 446. maddesinin ret oyu verildiğini belgelemekten başka bir amaç içermediğini, ret oyunun tutanağa geçirilmesinin yeterli olduğunu, genel kurulda gerekçeli muhalefet beyanında bulunulup ardından olumsuz oy kullanıldığını, sıralaması farklı olsa da muhalefet beyanı ve oy koşulunun gerçekleştiğini ileri sürerek kararın kaldırılıp davanın kabulünü talep etmiştir.

Gerekçe: TTK'nın 446. maddesi uyarınca genel kurul kararlarının yasa, ana sözleşme ve afaki iyiniyet kurallarına aykırılığı ileri sürülerek iptalinin istenebilmesi için toplantıya katılan üyenin karara ret oyu kullanarak muhalif kalması ve bu keyfiyeti zapta geçirtmesi gerekir; oylama öncesi görüşme sırasında bir öneriye karşı olunduğunun belirtilmesi veya ret oyu kullanılması, alınan karara muhalif olunduğu anlamını taşımaz. Somut olayda genel kuruldaki kararlarda (YK faaliyet raporu, denetçi raporu, bilanço, ibra, kâr payı dağıtımı, huzur hakkı/prim, denetim firması seçimi ve ücreti) YK üyelerinin ibrasında YK üyelerinin de oy kullandığı anlaşılmakta ise de, davacının ret oyuna karşın YK üyesi olmayan paydaşların kabul oylarının yeterli nisabı sağladığı görülmüştür. Yapılan müzakereler sırasında öneriye karşı olunduğunun belirtilmesi veya ret oyu kullanılması muhalefet şerhi yazdırılması anlamına gelmez. Oylamadan sonra davacı paydaş vekili tarafından muhalefet şerhi veya buna denk gelebilecek bir beyanda bulunulmamış, yazılı olarak da bildirilmemiştir. Alınan tüm kararlara karşı usulüne uygun bir muhalefet şerhi bulunmadığından, dava şartının mevcut olmadığı sonucuna varılmıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Genel kurul kararının iptali davalarında TTK 446 uyarınca usulüne uygun muhalefet şerhinin (ret oyu + tutanağa geçirilmesi) özel dava şartı olduğu ve salt ret oyu kullanmanın veya müzakere sırasında karşı çıkışın bu şartı karşılamayacağı yönünde, dairenin de atıf yaptığı Yargıtay 11. HD içtihadına uygun bölgesel ikna edici bir uygulama örneğidir.

Usul tespitleri

Dava şartı
Genel kurul kararının iptali davasında, toplantıya katılan üyenin karara ret oyu kullanarak muhalif kalması ve bu keyfiyeti tutanağa geçirtmesi (usulüne uygun muhalefet şerhi) özel dava şartıdır; bu şart yoksa dava usulden reddedilir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel kurul kararının iptali muhalefet şerhi özel dava şartı nisap ibra

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 445TTK 446 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 114/2

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2020/296

KARAR NO 2020/253

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 23/10/2019

NUMARASI 2016/603 Esas 2019/1162 Karar

DAVA

Genel Kurul Kararının İptali (Kooperatif Genel Kurul Kararının iptali)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 26/02/2020

Davanın usulden reddine ilişkin hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin %17 oranında hissedarı olduğunu, şirkete ait 25/03/2016 tarihinde yapılan 2015 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan kararların kanuna, şirket ana sözleşmesine ve objektif iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu, bu nedenlerle söz konusu kararların iptaline; ayrıca yargılama süresince yönetim kurulu üyelerine 35.000-TL huzur hakkı ödenmesi ve %10 pirim ödenmesine ilişkin kararların da yürütülmesinin durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; öncelikle davacı taraf vekili aracılığıyla katıldığı genel kurul toplantısında alınan kararlara kanunun ön gördüğü şekilde muhalefet şerhi yazmadığını, TTK 446.maddesi gereğince muhalefet şerhi bulunmayan kararların iptalinin istenemeyeceğini, iş bu hususun dava şartı olduğunu, bu nedenlerle öncelikle davanın usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise de alınan kararların iptalini gerektirir herhangi bir neden bulunmadığından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, alınan kararlara yönelik olumsuz oy kullanılmasına rağmen karar alındıktan sonra usulüne uygun muhalefet şerhinin bulunmadığı, toplantıya katılan üyenin karara yönelik ret oyu vermekle birlikte bu keyfiyeti tutanağa geçirmesi gerektiği, oylama öncesi yapılan görüşme sonrasında bir öneriye karşı olduğunun belirtilmesinin tek başına karara muhalif olunduğu anlamına gelmeyeceği, usulüne uygun muhalefet şerhinin iş bu dava yönünden HMK 114/2 maddesi gereğince özel dava şartı olduğu, dava şartı yokluğunun yargılamanın her aşamasında mahkemece resen dikkate alınacağı gerekçesiyle davacı tarafından açılan davanın özel dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; kararın zayıfı ezme, zengin ve güçlünün yanında olma mantığında olduğunu, oysa İş Hukukunda yapıldığı gibi zayıfın yanında olmak gerektiğini, mahkemece; istisnalar hariç artık toplantılara hükümet komserinin katılmadığını, genel kurullarda matbu bir evrak bulunmadığını, yoğun tartışmalar ile tutanakların tanzim edilebildiğini dikkatten kaçırarak hüküm kurduğunu, TTK 446 maddesinin ret oyu verildiğini belgelemekten başka bir amaç içermediğini, ret oyunun tutanağa dercedilmesinin yeterli olması gerektiğini, genel kurulda gerekçeli muhalefet beyanında bulunulduğunu ve ardından olumsuz oy kullanıldığını, sıralaması farklı olsa da muhalefet beyanı ve oy koşulunun gerçekleştiğini, TTK 446 maddesindeki usuli işlemlerin yerine getirildiğini, iptal davası açabileceğini, Divan Kurulunun seçiminin oylama ile yapıldığını, azınlık paydaşın söz sahibi olamadığını, azınlık hissedarın genel kurulun işleyişine müdahale etmesi, tutulan tutanakların doğruluğu ve geçerliliğini kontrol etmesinin mümkün olmadığını, bu nedenlerle kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, TTK’nun 445.maddesi uyarınca davalı şirketin 25/03/2016 tarihinde yapılan 2015 yılı olağan genel kurulun iptali istemine ilişkindir. Genel kurul kararlarının yasa, anasözleşme ve afaki iyiniyet kurallarına aykırılık halleri ileri sürülerek iptalleri isteminde bulunabilmek için 6102 sayılı TTK'nın 446. maddesi uyarınca, toplantıya katılan üyenin karara ret oyu kullanarak muhalif kalması ve bu keyfiyeti zapta geçirtmesi gerekir, oylama öncesi yapılan görüşme sırasında bir öneriye karşı olunduğunun belirtilmesi veya ret oyu kullanılması alınan karara muhalif olunduğu anlamını taşımaz. (Yargıtay 11. HD, 08.12.2015 tarih, 2014/18887; 2015/13122 E.K sayılı emsal ilamı)Somut olayda Genel Kuruldaki 2 nolu kararın YK faaliyet raporuna, 3 nolu kararın denetçi raporuna, 4 nolu kararın bilanço ve kâr/zarar hesaplarına, 5 nolu kararın YK üyelerinin ve denetçinin ibrasına, 6 nolu kararın kâr payı dağıtımına, 7 nolu kararın huzur hakkı ve prim ödenmesine, 9 nolu kararın TTK 397-406 maddeleri uyarınca denetim firması seçilmesine,10 nolu karar ise bağımsız denetim şirketine ücret ödenmesine ilişkindir.

YK üyelerinin ibrasında yk üyelerinin de oy kullandığı anlaşılmakta ise de davacının red oyuna karşın YK üyesi olmayan paydaşların kabul oylarının yeterli olduğu alınan kararlarda yeterli nisabın bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacı vekili karara red oyu kullanılmasının muhalefet anlamına geldiğini ileri sürmekte ise de yapılan müzakereler sırasında öneriye karşı olduğunun belirtilmesi veya red oyu kullanılması muhalefet şerhi yazdırılması anlamına gelmemektedir. Yapılan oylamadan sonra davacı paydaş vekili tarafından muhalefet şerhi veya muhalefet şerhi anlamına gelebilecek bir beyanda bulunulmamış, ayrıca yazılı olarak da bildirilmemiştir. Alınan tüm kararlara karşı usulüne uygun bir muhalefet şerhi bulunmadığından alınan kararlar yönünden dava şartının mevcut olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

İlk derece mahkemesince davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş olup, açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına,İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 26/02/2020

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/172180 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/1528 E. 2021/880 K. · Onandı

Muhalefet tutanağa geçirilip şerh verilmemişse iptal davası dava şartından reddedilir

Gerekçe özeti

Genel kurul kararının iptali davasında, toplantıda olumsuz oy kullanılmış olsa bile bu muhalefetin usulünce tutanağa geçirilip şerh edilmemesi halinde TTK 446 ve HMK 114/2 uyarınca özel dava şartı gerçekleşmez; dava şartı yokluğu resen gözetilerek dava usulden reddedilir. Oylama öncesi bir öneriye karşı çıkmak tek başına muhalefet şerhi yerine geçmez.

Emsal değeri

Muhalefetin usulünce tutanağa geçirilmemesinin, iptal davasında özel dava şartını gerçekleştirmeyeceği ve davanın usulden reddini gerektireceği yönünden emsal değeri vardır.

Kavramlar: genel kurul kararının iptali muhalefet şerhi özel dava şartı resen gözetme

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2020/1528 E.  ,  2021/880 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 23.10.2019 tarih ve 2016/603 E- 2019/1162 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 26.02.2020 tarih ve 2020/296 E- 2020/253 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin %17 oranında hissedarı olduğunu, şirkete ait 25.03.2016 tarihinde yapılan 2015 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan kararların kanuna, şirket ana sözleşmesine ve objektif iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu, bu nedenlerle söz konusu kararların iptaline; ayrıca yargılama süresince yönetim kurulu üyelerine 35.000.-TL huzur hakkı ödenmesi ve %10 pirim ödenmesine ilişkin kararların da yürütülmesinin durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, öncelikle davacı taraf vekili aracılığıyla katıldığı genel kurul toplantısında alınan kararlara kanunun ön gördüğü şekilde muhalefet şerhi yazmadığını, TTK 446. maddesi gereğince muhalefet şerhi bulunmayan kararların iptalinin istenemeyeceğini, işbu hususun dava şartı olduğunu, alınan kararların iptalini gerektirir herhangi bir neden bulunmadığını savunarak, öncelikle davanın usulden reddini, mahkeme aksi kanaatte ise de davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesince, alınan kararlara yönelik olumsuz oy kullanılmasına rağmen karar alındıktan sonra usulüne uygun muhalefet şerhinin bulunmadığı, toplantıya katılan üyenin karara yönelik ret oyu vermekle birlikte bu keyfiyeti tutanağa geçirmesi gerektiği, oylama öncesi yapılan görüşme sonrasında bir öneriye karşı olduğunun belirtilmesinin tek başına karara muhalif olunduğu anlamına gelmeyeceği, usulüne uygun muhalefet şerhinin işbu dava yönünden HMK 114/2 maddesi gereğince özel dava şartı olduğu, dava şartı yokluğunun yargılamanın her aşamasında mahkemece resen dikkate alınacağı gerekçesiyle davacı tarafından açılan davanın özel dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.

Karara karşı, davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesi'nce, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 04.02.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.