Arabuluculuk son tutanağı eksikse önce kesin süreli ihtar gerekir
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/215 E. 2020/278 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tazminatkaldırıp gönderme (HMK 353/1-a)Kesin
★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)usul emsali
Gerekçe özeti
Arabuluculuğa tabi bir davada davacı fiilen arabulucuya başvurmuş ve son tutanak düzenlenmiş olmakla birlikte bu tutanak dava dilekçesine eklenmemişse, mahkeme davayı doğrudan dava şartı yokluğundan usulden reddedemez; önce davacıya son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde sunulması gerektiğine ve aksi halde davanın usulden reddedileceğine dair ihtarı içeren davetiye göndermesi zorunludur. Bu ihtar yapılmadan verilen usulden ret kararı, istinaf incelemesinde kaldırılır.
Ele alınan sorunlar
Arabuluculuk dava şartının yerine getirilip getirilmediği → kabul
İddia: Davacı vekili, dava açılmadan önce arabuluculuk sürecinin başlamış ve tamamlanmış olduğunu, ancak tutanakların ilgili celse dosyaya sunulamadığını, bu celsede ve sonraki duruşmada mazeretli olduğunu belirterek dava şartı yokluğundan verilen usulden ret kararının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Dava, bir miktar para alacağının tahsiline ilişkin olduğundan TTK 5/A uyarınca arabuluculuk dava şartına tabidir. 6325 sayılı Kanun'un 18/A-2 maddesi gereğince davacının son tutanağın aslını veya onaylı örneğini dava dilekçesine eklemesi gerekir; eklenmemişse mahkemece davacıya son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde sunulması gerektiği, aksi halde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilmesi zorunludur. Arabulucuya hiç başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde ise herhangi bir işlem yapılmaksızın doğrudan usulden ret kararı verilebilir. Somut olayda davacı taraf, dava açılmadan önce 03.05.2019 tarihinde arabuluculuk başvurusunda bulunmuş, 24.05.2019 tarihinde oturum yapılmış ve anlaşma sağlanamadığına ilişkin son tutanak düzenlenmiştir; yani arabulucuya başvurulmamış değil, tutanak dosyaya sunulmamıştır. Bu durumda ilk derece mahkemesince davacıya kesin süreli ihtar içeren davetiye gönderilmesi ve davacının son duruşmadaki mazereti hakkında olumlu-olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, bu işlemler yapılmadan doğrudan usulden ret kararı verilmesi doğru değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Arabulucuya fiilen başvurulup son tutanak düzenlenmiş, ancak dava dilekçesine eklenmemiş hallerde mahkemenin doğrudan usulden ret kararı veremeyeceğini, önce kesin süreli ihtar davetiyesi göndermesi gerektiğini netleştirmesi yönünden emsal niteliktedir.
Usul tespitleri
- Dava şartı
- Konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır (TTK 5/A). Davacı son tutanağı dava dilekçesine eklemek zorundadır; eklenmemişse mahkeme davacıya bir haftalık kesin süre içinde tutanağın sunulması, aksi halde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye göndermek zorundadır. Arabulucuya hiç başvurulmadığının anlaşılması halinde ise herhangi bir işlem yapılmaksızın doğrudan usulden ret kararı verilir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
arabuluculuk dava şartı↗ kesin süre↗ usulden ret↗ haksız rekabet↗ son tutanak↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2020/215
KARAR NO 2020/278
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 11/11/2019
NUMARASI 2019/390 Esas-2019/1151 Karar
DAVA
Maddi-Manevi Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ 05/03/2020
Davanın usulden reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili, müvekkili işyerinden sebepsiz olarak ayrılan bir kısım çalışanların davalı yanında çalışmaya başladıklarının, ayrıca davalının müvekkili aleyhine haksız rekabet oluşturabilecek faaliyetleri olduğunun öğrenildiğini, müvekkili çalışanlarının müvekkili şirkette çalıştıkları sürede elde ettikleri şirket sırlarını ve müşteri çevresini davalı ile paylaştıklarını ve müvekkilinin zararına sebep olduklarını, yine davalının müvekkilince üretilen ürünleri sattığının anlaşıldığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000-TL maddi ve 50.000-TL manevi tazminatın haksız fiili tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili, davacı iddia ve taleplerinin haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, TTK’una eklenen 5/A maddesi uyarınca 01.01.2019 tarihi itibarıyla Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olmasının dava şartı olarak kabul edildiği, davacı taraf yukarıda anılan mevzuat uyarınca dava tarihi itibariyle arabuluculuğa başvurduğundan bahsetmediği gibi buna ilişkin tutanağının da sunulmadığı, söz konu dava şartı davanın başında olması gereken bir dava şartı olup tamamlanabilir olmadığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece 30.09.2019 tarihinin duruşma günü olarak verildiğini, o duruşma için mahkeme hakiminin bulunmaması nedeniyle mazeret dilekçesi sunulduğunu, esasında dava açılmadan önce arabuluculuk sürecinin başlamış ve tamamlanmış olduğunu, ancak tutanakların o celse dosyaya sunulmadığını, yeni duruşma gününün 11.11.2019 olduğunun ise çok sonra UYAP’tan öğrenildiğini, vekil olarak 26.10.2019-16.11.2019 tarihleri arasında ise askerlik görevinin ifa edilmesi nedeniyle mazeretli olunduğunu ve mazeretin dosyada mevcut olduğunu, bu nedenle yokluklarında yapılan duruşmada arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğinden bahisle davanın reddinin doğru olmadığını belirterek hükmün kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE
Dava, haksız rekabet iddiasından kaynaklanan maddi-manevi zararın tazmini istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince arabuluculuğa başvuru dava şartının yerine getirilmediği gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 114/1 maddesinin birinci fıkrasında, tüm davalar bakımından geçerlilik taşıyan dava şartlarının neler olduğu hususu açıkça hükme bağlanmış, HMK 114/2 maddesinde ise diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümlerin saklı olduğu belirtilmiştir. 7155 sayılı Kanun ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na eklenen ve 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren 5/A maddesi ile getirilen “Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.
....” hükmü uyarınca konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkındaki ticari davalarda dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmak zorunlu hale getirilmiş, yani arabuluculuğa başvurmak dava şartı haline getirilmiş bulunmaktadır.6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 maddesindeki "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir.
İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." hükmü gereğince arabuluculuğa tabi davalarda dava açılırken, arabulucuya başvurulması ve arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dava dilekçesine eklenmesi gerekir. Arabulucuya başvurulmadan doğrudan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilecektir.
Somut olayda, dava bir miktar para alacağının tahsiline ilişkin olup, davanın arabuluculuk dava şartına tabi olduğu açıktır. İstinaf dilekçesi ekinde sunulan belgeler incelendiğinde, davacı tarafın iş bu dava açılmadan önce 03.05.2019 tarihinde arabuluculuk başvurusunda bulunduğu, 24.05.2019 tarihinde oturumun yapıldığı ancak taraflar arasında anlaşma sağlanamadığı ve buna ilişkin son tutanağın düzenlendiği görülmüştür. Davacı tarafça, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslı veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneği dava dilekçesine eklenmemiş ise de, bu durumda ilk derece mahkemesince davacı tarafa, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilmesi ve sonucuna göre işlem yapılması gerekirken, bu yönde herhangi bir ihtarat yapılmadan ve davacının son duruşmadaki mazereti hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353(1)a-4 m. uyarınca hükmün kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE; Bakırköy 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/11/2019 tarihli 2019/390 Esas 2019/1151 Karar sayılı hükmünün HMK 353(1)a-4 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE”İstinaf yoluna başvuran davacı tarafça yatırılan 44,40- TL istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile HMK'nun 353(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere karar verildi. 05/03/2020
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/171371 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi