Genel kurul kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/11773 E. 2011/7602 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sermayenin tamamlanması↗ bilanço esası↗ genel kurul yetkisi↗ fiktif işlem↗ kıymet takdiri↗ ayni sermaye↗ erteleme talebi↗ genel kurul kararının butlanı↗ ana sözleşme değişikliği↗ iflas erteleme↗ mutlak butlan↗ ticaret sicili tescil ve ilan↗ sermaye taahhüdü↗ yoklukla malul karar↗ ipoteğin paraya çevrilmesi↗ butlan↗ sınırlı sorumluluk↗ yokluk↗ şirketin feshi↗ ticaret sicili tescili↗ malvarlığına ilişkin dava↗ muvazaa↗ emredici hüküm↗ sermaye artırımı↗ hile↗ genel kurul kararının iptali↗ ara karar↗ ipotek↗ kefil↗ ticaret sicili↗ geçersizlik↗ haciz↗ iflas↗ taahhütname↗ ilan↗ ibraz↗ teminat↗ kesin hüküm↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, ekonomik kriz nedeniyle darboğaza giren ve pasifleri toplamı, aktifler toplamını geçerek borca batık hale gelen ve mahkemenin 2007/507 Esas sayılı dosyası ile iflasın ertelenmesi talebine konu olan, davalı D... San.ve Tic. A.Ş.'nİn, ilgili dava dosyasına sunulan ve erteleme talebine dayanak gösterilen, iyileştirme projesi kapsamında, şirket ortağı olan diğer gerçek kişi davalılar adına kayıtlı ve davalıların şirket borcuna olan kefillik ve sorumlulukları nedeniyle üzerlerine davacı bankaca ipotek konulan 6 adet taşınmazın, şirkete ayni sermaye olarak konulmasına karar verildiği, davaya konu iddiaların, BK'nun 19 ve 20. maddelerine dayandırılması nedeniyle davanın süreye bağlı olmaksızın her zaman açılabileceği, davalıların da, ipotekle yükümlü taşınmazların önceki tapu malikleri olmaları karşısında, davada hasım gösterilebilecekleri, davacı vekili tarafından ipotekli taşınmazların, ayni sermaye olarak konulamayacağına ilişkin iddiaların, iflasın ertelenmesi dosyasında da öne sürüldüğü, bu dosyada alınan bilirkişi raporunda, ipoteklerin, ortakların kişisel borçlarından dolayı değil, kefil oldukları şirket borcundan dolayı konulmaları nedeniyle, taşınmazların toplam değeri kadar bir tutarda, şirketin borç yükünden kurtulacağı bu işlemin, şirkete olumlu katkı sağlayacağı bildirildiği ve mahkemece erteleme karan verildiği, her ne kadar karar Yargıtay Ondokuzuncu Hukuk Dairesi'nce bozulmuş ise de, bozma kararının sermaye artışına dair kararın geçersizliği yönünden değil, iyileştirme projesine katkı yapıp yapmayacağının değerlendirmesi yönünden bozulduğu, kararın geçersiz ve butlanla malul oluşu farklı, iyileştirme projesine katkı sağlayıp, sağlamayacağı hususlarının farklı konular olduğu, ortada sermaye artışına ilişkin genel kurul kararının butlanla (yokluk) malul olduğuna ilişkin başkaca da yeterli kesin ve inandırıcı delil ve nedenler bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı şirketin sermaye artırımına ilişkin 14.12.2007 tarihli genel kurul kararının iptali istemine İlişkindir.
Mahkemece, ipoteklerin, ortakların kişisel borçlarından dolayı değil, kefil oldukları şirket borcundan dolayı konulmaları nedeniyle, taşınmazların toplam değeri kadar bir tutarın, şirketin borç yükünden kurtulacağı bu işlemin, şirkete olumlu katkı sağlayacağı, ortada genel kurul kararının butlanla malul olduğuna ilişkin başkaca delil ibraz edilmediğinden davanın reddine karar verilmiştir.
Dava dosyası kapmasına göre, davacı bankanın davalı D... Sanayi ve Ticaret A.Ş.'ye yüksek meblağlı kredi kullandırdığı, bu kredilerin teminatını oluşturmak üzere davalı şirket ortaklarına ait 6 parça taşınmaz üzerinde toplam 7.050.000 YTL bedelli 1. derece ipotek alındığı, davalı şirketin borç taksitlerini ödeyemediği bankanın hesabı kat ederek şirket ve onun lehine ipotek veren ortaklan aleyhine 02.01.2008 tarihinde ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi yapıldığı, (1.956.190,37 Euro+50.139.22 YTL ana para için), bundan kısa bir süre önce 14.11.2007 tarihinde davalı şirketin İflasın ertelenmesi davası açtığı, yine davalı şirketin 14.12.2007 tarihinde yaptığı genel kurulda 12.000.000 YTL olan sermayesinin 9.400.000 YTL arttırılarak 21.400.000 YTL'ye çıkartıldığı, artırıma ilişkin ana sözleşme değişikliği kararı ticaret siciline tescil ve ilan edilerek taşınmazların 31.12.2007 tarihinde D... A.Ş. adına tescil edildiği, sermaye artırıma ilişkin taşınmazların değerinin ise kıymet takdir raporuna göre 1.297.000 YTL olduğu esasen bu hususlarda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığı anlaşılmıştır.
Davacı vekili, taşınmaz değerlerinin, ipotek değerlerinden düşük olduğunu, ipotekli taşınmazın sermaye artırımına konu olabilmesi için taşınmaz değerlerinin daha fazla olmasının gerektiğini, aksi takdirde sermaye konulması ve taahhüdünün geçerli olmayacağı bu nedenle yapılan sermaye artışının mutlak butlanla malul olduğunu iddia ederek işbu davayı açmıştır.
Kural olarak ipotekli bir taşınmazın bir şirkete ayni sermaye olarak konulmasına hukuken bir engel yoktur. Ancak bu taşınmazların gerçek değerlerinin, onu kanıtlayan ipotek bedelinden fazla olması gerekir. İpotekli taşınmaz bu artık değeriyle ve artık değeri kadar sermaye olur. Aksi halde, sermaye taahhüdü ve konulması hayali (fiktif) bir işlem olur.
Anonim ortaklıklarda sermaye paylarının her türlü muvazaadan âri olarak taahhüdü (TTK md. 285/1, 286/1) ve ödenmesi (TTK md. 405/11, 404, 409/3, 419/2), dolayısıyla anonim ortaklığının malvarlığının gerçeğe (yani ana sözleşmesinde gösterilen itibari rakama) uygun olarak oluşturulması emredici bir ilkedir. Kanun koyucu anonim ortaklıkta bir yandan pay sahiplerinin sınırlı sorumluluklarını benimserken, diğer yandan, şirket alacaklarının başlıca teminatlarını oluşturan malvarlığının ortaklığa esas sermaye rakamına uygun de-ğerde getirilmesine ve korunmasına Özel özen göstermiştir. Anonim ortaklığı sermaye olarak konulacak ayınlara mahkemece atanan bilirkişilerce kıymet takdir edilmesi zorunluluğu TTK'nun 392/1. maddesi yollamasıyla sermaye artırımlarında da cari olan TTK'nun 305 ila 307. maddeleri hükümlerine göre, kuruluş ve sermaye arttırımlarında İstinat edilen belgelerin doğru olmamasının, esas sermaye hakkında yanlış beyanlarda bulunulmasının ve ayni sermayeye değer biçilmesinde hile yapılmasının tazminat ve ceza yaptırımın bağlanmış olması da söz konusu özenden kaynaklanmaktadır. Bu hükümler ayrıca, sermaye paylarının ortaklığa gerçek değerleriyle gösterilmesi ve korunması ilkesinin emredici nitelikte olduğunu göstermektedir.
Diğer taraftan davalı şirket Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi'ne başvurarak İİK'nun 179 vd. maddelerine müsteniden borca batık olduğunun tesbiti ile iflasın 1 yıl süreyle ertelenmesini talep etmiştir.
TTK'nun 324. maddesine göre son yıllık bilançodan esas sermayenin yarısının karşılıksız kaldığının anlaşılması durumunda yönetim kurulunun derhal toplanarak durumu genel kurula bildirilmesi, şirketin aciz halinde bulunduğu şüphesini uyandıran emareler mevcut ise yönetim kurulunun şirket aktiflerinin satış fiyatları esas alınarak bir ara bilanço düzenlenmesi ve sermayenin 2/3'ünün karşılıksız kaldığının belirlenmesi durumunda genel kurulca ya sermayenin tamamlanmasına ya da mevcut 1/3 sermaye ile yetinmeye karar vermesi gerekmektedir. Şirketin aktiflerinin şirket borçlarını karşılamaya yetmediği takdirde yönetim kurulunun durumu derhal mahkemeye bildirmesi zorunludur. Şirket genel kurulu bunlar dışında şirketin feshine mütedair karar hariç başka bir karar, bu arada sermayenin arttırılmasına dair bir karar ittihaz edemez. Kanun genel kurula bu yetkiyi vermemiştir. Binaenaleyh, genel kurulun yetkisi mevcut olmadığı halde aldığı karar muteber bir karar olamaz. Bu halde BK'nun 20. maddesinin tatbiki ile alınan sermayenin artırılmasına dair kararın batıl olduğunun kabulü gerekir.
Somut olayda sermaye arttırıma esas kıymet takdir raporunda taşınmazların değeri ipotekler ve üzerindeki hacizler nazara alınmadan 1.297.000 YTL olarak takdir edilmiş, aynı taşınmazlar bankaya 7.050.000 YTL bedelle ipotek edilmiş bulunduğundan, bu şekilde sermaye artışı île ilgili yasanın emredici kurallarına aykırı bir şekilde artış gerçekleştirildiğinden genel kurul kararının butlanla malul olduğu, davacının dava hakkı bulunduğu nazara alınarak davanın kabulü gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın reddi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Ortaklar Kurulu Kararının İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14181 E. 2016/6415 K.
Ortak:ayni sermaye · iflas erteleme · malvarlığına ilişkin dava · emredici hüküm · ipotek · haciz · iflas
İncelediğiniz karardaA.Ş.'nİn, ilgili dava dosyasına sunulan ve «erteleme talebine» dayanak gösterilen, iyileştirme projesi kapsamında, şirket ortağı olan diğer gerçek kişi davalılar adına kayıtlı ve davalıların şirket borcuna olan kefillik ve sorumlulukları nedeniyle üzerlerine davacı bankaca «ipotek» konulan 6 adet taşınmazın, şirkete «ayni sermaye» olarak konulmasına karar verildiği, davaya konu iddiaların, BK'nun 19 ve 20. maddelerine dayandırılması nedeniyle davanın süreye bağlı olmaksızın her zaman açılabileceği, davalıların da, ipotekle yükümlü taşınmazların önceki tapu malikleri olmaları karşısında, davada hasım gösterilebilecekleri, davacı vekili tarafından ipotekli taşınmazların, ayni sermaye olarak konulamayacağına ilişkin iddiaların, «iflasın ertelenmesi» dosyasında da öne sürüldüğü, bu dosyada alınan bilirkişi raporunda, ipoteklerin, ortakların kişisel borçlarından dolayı değil, «kefil» oldukları şirket borcundan dolayı konulmaları nedeniyle, taşınmazların toplam değeri kadar bir tutarda, şirketin borç yükünden kurtulacağı bu işlemin, şirkete olumlu katkı sağlayacağı bildirildiği ve mahkemece erteleme karan verildiği, her ne kadar karar Yargıtay Ondokuzuncu Hukuk Dairesi'nce bozulmuş ise de, bozma kararının sermaye artışına dair kararın «geçersizliği» yönünden değil, iyileştirme projesine katkı yapıp yapmayacağının değerlendirmesi yönünden bozulduğu, kararın geçersiz ve «butlanla» malul oluşu farklı, iyileştirme projesine katkı sağlayıp, sağlamayacağı hususlarının farklı konular olduğu, ortada sermaye artışına ilişkin «genel kurul kararının butlanla» («yokluk) malul» olduğuna ilişkin başkaca da yeterli «kesin» ve inandırıcı delil ve nedenler bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda sermaye arttırıma esas «kıymet takdir» raporunda taşınmazların değeri «ipotekler» ve üzerindeki «hacizler» nazara alınmadan 1.297.000 YTL olarak takdir edilmiş, aynı taşınmazlar bankaya 7.050.000 YTL bedelle ipotek edilmiş bulunduğundan, bu şekilde sermaye artışı île ilgili yasanın «emredici» kurallarına aykırı bir şekilde artış gerçekleştirildiğinden «genel kurul kararının butlanla» malul olduğu, davacının dava hakkı bulunduğu nazara alınarak davanın kabulü gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın reddi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiş …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, ekonomik kriz nedeniyle darboğaza giren ve pasifleri toplamı, aktifler toplamını geçerek borca batık hale gelen ve mahkemenin 2007/507 Esas sayılı dosyası ile «iflasın ertelenmesi talebine» konu olan, davalı D...
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, dava konusu olan taşınmazların davacı bankanın «iflasın ertelenmesi» isteminde bulunan davalı şirketten olan alacağı sebebiyle «ipotekli» olduğu, ipoteğin dayanağının da aynı borç olduğu, şirketin pasifindeki borcun aynı zamanda ortağa ait talep konusu taşınmazlar üzerinde banka lehine tesis edilen ipotek miktarını da kapsadığı, artık değer kadar ipotekli taşınmazın «ayni sermaye» olarak konulabileceği, ancak bu hususun iflasın ertelenmesi talebinde bulunan şirketler yönünden üçüncü şahıs konumundaki kişi veya tüzel kişiler açısından değerlendirilebileceği, oysa talepte bulunan davacı bankanın zaten iflasın ertelenmesi talebinde bulunan şirketten alacaklı olduğu, iflasın ertelenmesine gerekçe olarak da bu borç da «dahil» olmak üzere diğer borçların toplamının aktiflerden fazla olması sebebiyle borca batık durumda olduğu, bankanın şirketten alacaklı olan tüzel kişi durumda olduğu, ipotek alacaklısının da aynı banka olup «üçüncü kişi» konumunda bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, 6102 sayılı TTK'nin Ayni Sermaye başlıklı 581'inci maddesi “ üzerlerinde sınırlı ayni bir hak, «haciz» veya tedbir bulunmayan; nakden değerlendirilebilen ve devrolunabilen, fikrî mülkiyet hakları ile sanal ortamlar ve adlar da dâhil, «malvarlığı» unsurları «ayni sermaye» olarak konulabilir.
Hizmet edimleri, kişisel emek, «ticari itibar» ve «vadesi» gelmemiş alacaklar sermaye olamaz” hükmünü haiz olup, söz konusu taşınmazların «ayni sermaye» olarak şirkete konulmasına ilişkin dava konusu «ortaklar kurulu» kararından daha önce (15.06.2012-26.09.2012) tarihlerinde davacı bankaya «ipotek» edilmesi ve anılan hükmün «emredici» niteliği de dikkate alınarak davacı bankaya ipotekli olan taşınmazların davalı şirkete sermaye konulmasına yasal olanak bulunmadığı kuşkusuzdur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ortaklar kurulu kararının iptali · ticari itibar · ortaklar kurulu kararı · üçüncü kişi · vade · dahili dava
Benzer bu karardaHizmet edimleri, kişisel emek, «ticari itibar» ve «vadesi» gelmemiş alacaklar sermaye olamaz” hükmünü haiz olup, söz konusu taşınmazların «ayni sermaye» olarak şirkete konulmasına ilişkin dava konusu «ortaklar kurulu» kararından daha önce (15.06.2012-26.09.2012) tarihlerinde davacı bankaya «ipotek» edilmesi ve anılan hükmün «emredici» niteliği de dikkate alınarak davacı bankaya ipotekli olan taşınmazların davalı şirkete sermaye konulmasına yasal olanak bulunmadığı kuşkusuzdur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, dava konusu olan taşınmazların davacı bankanın «iflasın ertelenmesi» isteminde bulunan davalı şirketten olan alacağı sebebiyle «ipotekli» olduğu, ipoteğin dayanağının da aynı borç olduğu, şirketin pasifindeki borcun aynı zamanda ortağa ait talep konusu taşınmazlar üzerinde banka lehine tesis edilen ipotek miktarını da kapsadığı, artık değer kadar ipotekli taşınmazın «ayni sermaye» olarak konulabileceği, ancak bu hususun iflasın ertelenmesi talebinde bulunan şirketler yönünden üçüncü şahıs konumundaki kişi veya tüzel kişiler açısından değerlendirilebileceği, oysa talepte bulunan davacı bankanın zaten iflasın ertelenmesi talebinde bulunan şirketten alacaklı olduğu, iflasın ertelenmesine gerekçe olarak da bu borç da «dahil» olmak üzere diğer borçların toplamının aktiflerden fazla olması sebebiyle borca batık durumda olduğu, bankanın şirketten alacaklı olan tüzel kişi durumda olduğu, ipotek alacaklısının da aynı banka olup «üçüncü kişi» konumunda bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1-Dava, davacı bankaya «ipotekli» 3 adet taşınmazın davalı şirkete «ayni sermaye» olarak konulmasına dair 22.3.2013 tarihli davalı şirket «ortaklar kurulu kararının iptali» istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/7940 E. 2012/498 K.
Ortak:mutlak butlan · butlan
İncelediğiniz karardaDavacı vekili, taşınmaz değerlerinin, «ipotek» değerlerinden düşük olduğunu, ipotekli taşınmazın «sermaye artırımına» konu olabilmesi için taşınmaz değerlerinin daha fazla olmasının gerektiğini, aksi takdirde sermaye konulması ve «taahhüdünün» geçerli olmayacağı bu nedenle yapılan sermaye artışının «mutlak butlanla» malul olduğunu iddia ederek işbu davayı açmıştır.
A.Ş.'nİn, ilgili dava dosyasına sunulan ve «erteleme talebine» dayanak gösterilen, iyileştirme projesi kapsamında, şirket ortağı olan diğer gerçek kişi davalılar adına kayıtlı ve davalıların şirket borcuna olan kefillik ve sorumlulukları nedeniyle üzerlerine davacı bankaca «ipotek» konulan 6 adet taşınmazın, şirkete «ayni sermaye» olarak konulmasına karar verildiği, davaya konu iddiaların, BK'nun 19 ve 20. maddelerine dayandırılması nedeniyle davanın süreye bağlı olmaksızın her zaman açılabileceği, davalıların da, ipotekle yükümlü taşınmazların önceki tapu malikleri olmaları karşısında, davada hasım gösterilebilecekleri, davacı vekili tarafından ipotekli taşınmazların, ayni sermaye olarak konulamayacağına ilişkin iddiaların, «iflasın ertelenmesi» dosyasında da öne sürüldüğü, bu dosyada alınan bilirkişi raporunda, ipoteklerin, ortakların kişisel borçlarından dolayı değil, «kefil» oldukları şirket borcundan dolayı konulmaları nedeniyle, taşınmazların toplam değeri kadar bir tutarda, şirketin borç yükünden kurtulacağı bu işlemin, şirkete olumlu katkı sağlayacağı bildirildiği ve mahkemece erteleme karan verildiği, her ne kadar karar Yargıtay Ondokuzuncu Hukuk Dairesi'nce bozulmuş ise de, bozma kararının sermaye artışına dair kararın «geçersizliği» yönünden değil, iyileştirme projesine katkı yapıp yapmayacağının değerlendirmesi yönünden bozulduğu, kararın geçersiz ve «butlanla» malul oluşu farklı, iyileştirme projesine katkı sağlayıp, sağlamayacağı hususlarının farklı konular olduğu, ortada sermaye artışına ilişkin «genel kurul kararının butlanla» («yokluk) malul» olduğuna ilişkin başkaca da yeterli «kesin» ve inandırıcı delil ve nedenler bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, «ipoteklerin», ortakların kişisel borçlarından dolayı değil, «kefil» oldukları şirket borcundan dolayı konulmaları nedeniyle, taşınmazların toplam değeri kadar bir tutarın, şirketin borç yükünden kurtulacağı bu işlemin, şirkete olumlu katkı sağlayacağı, ortada «genel kurul kararının butlanla» malul olduğuna ilişkin başkaca delil «ibraz» edilmediğinden davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, davanın reddine ilişkin olarak verilen kararın Dairemizce; «hisse devrine» ilişkin alınan «ortaklar kurulu» kararının «mutlak butlan» ile malul olduğu dikkate alınarak, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulması sonrasında, bozma kararına uyan yerel mahkemece yeniden yapılan yargılamada davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ortaklar kurulu kararı · hisse devri
Benzer bu karardaMahkemece, davanın reddine ilişkin olarak verilen kararın Dairemizce; «hisse devrine» ilişkin alınan «ortaklar kurulu» kararının «mutlak butlan» ile malul olduğu dikkate alınarak, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulması sonrasında, bozma kararına uyan yerel mahkemece yeniden yapılan yargılamada davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/1886 E. 2020/939 K.
Ortak:butlan · sermaye artırımı · ilan
İncelediğiniz karardaDavacı vekili, taşınmaz değerlerinin, «ipotek» değerlerinden düşük olduğunu, ipotekli taşınmazın «sermaye artırımına» konu olabilmesi için taşınmaz değerlerinin daha fazla olmasının gerektiğini, aksi takdirde sermaye konulması ve «taahhüdünün» geçerli olmayacağı bu nedenle yapılan sermaye artışının «mutlak butlanla» malul olduğunu iddia ederek işbu davayı açmıştır.
A.Ş.'nİn, ilgili dava dosyasına sunulan ve «erteleme talebine» dayanak gösterilen, iyileştirme projesi kapsamında, şirket ortağı olan diğer gerçek kişi davalılar adına kayıtlı ve davalıların şirket borcuna olan kefillik ve sorumlulukları nedeniyle üzerlerine davacı bankaca «ipotek» konulan 6 adet taşınmazın, şirkete «ayni sermaye» olarak konulmasına karar verildiği, davaya konu iddiaların, BK'nun 19 ve 20. maddelerine dayandırılması nedeniyle davanın süreye bağlı olmaksızın her zaman açılabileceği, davalıların da, ipotekle yükümlü taşınmazların önceki tapu malikleri olmaları karşısında, davada hasım gösterilebilecekleri, davacı vekili tarafından ipotekli taşınmazların, ayni sermaye olarak konulamayacağına ilişkin iddiaların, «iflasın ertelenmesi» dosyasında da öne sürüldüğü, bu dosyada alınan bilirkişi raporunda, ipoteklerin, ortakların kişisel borçlarından dolayı değil, «kefil» oldukları şirket borcundan dolayı konulmaları nedeniyle, taşınmazların toplam değeri kadar bir tutarda, şirketin borç yükünden kurtulacağı bu işlemin, şirkete olumlu katkı sağlayacağı bildirildiği ve mahkemece erteleme karan verildiği, her ne kadar karar Yargıtay Ondokuzuncu Hukuk Dairesi'nce bozulmuş ise de, bozma kararının sermaye artışına dair kararın «geçersizliği» yönünden değil, iyileştirme projesine katkı yapıp yapmayacağının değerlendirmesi yönünden bozulduğu, kararın geçersiz ve «butlanla» malul oluşu farklı, iyileştirme projesine katkı sağlayıp, sağlamayacağı hususlarının farklı konular olduğu, ortada sermaye artışına ilişkin «genel kurul kararının butlanla» («yokluk) malul» olduğuna ilişkin başkaca da yeterli «kesin» ve inandırıcı delil ve nedenler bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, davalı şirketin «sermaye artırımına» ilişkin 14.12.2007 tarihli «genel kurul kararının iptali» istemine İlişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece yapılan yargılamada iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre iptali talep edilen genel kurul kararlarından «sermaye artırımına» ilişkin 11 nolu kararının tescil ve «ilan» edilmediği gerekçesiyle «butlanına», 12 ve 13 no'lu kararlar bakımından iptal koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle 12. ve 13. maddelerinin iptali taleplerinin reddine, birleşen davada ise davacı ...'ün davalı şirkette pay sahibi olmadığı gerekçesiyle «aktif husumeti» bulunmadığından birleşen davanın «aktif husumet yokluğundan» reddine dair verilen karar esas davada davacılar vekilinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:aktif husumet yokluğu · aktif husumet · husumet yokluğu · husumet
Benzer bu karardaMahkemece yapılan yargılamada iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre iptali talep edilen genel kurul kararlarından «sermaye artırımına» ilişkin 11 nolu kararının tescil ve «ilan» edilmediği gerekçesiyle «butlanına», 12 ve 13 no'lu kararlar bakımından iptal koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle 12. ve 13. maddelerinin iptali taleplerinin reddine, birleşen davada ise davacı ...'ün davalı şirkette pay sahibi olmadığı gerekçesiyle «aktif husumeti» bulunmadığından birleşen davanın «aktif husumet yokluğundan» reddine dair verilen karar esas davada davacılar vekilinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/12216 E. 2010/3433 K.
Ortak:butlan
İncelediğiniz karardaA.Ş.'nİn, ilgili dava dosyasına sunulan ve «erteleme talebine» dayanak gösterilen, iyileştirme projesi kapsamında, şirket ortağı olan diğer gerçek kişi davalılar adına kayıtlı ve davalıların şirket borcuna olan kefillik ve sorumlulukları nedeniyle üzerlerine davacı bankaca «ipotek» konulan 6 adet taşınmazın, şirkete «ayni sermaye» olarak konulmasına karar verildiği, davaya konu iddiaların, BK'nun 19 ve 20. maddelerine dayandırılması nedeniyle davanın süreye bağlı olmaksızın her zaman açılabileceği, davalıların da, ipotekle yükümlü taşınmazların önceki tapu malikleri olmaları karşısında, davada hasım gösterilebilecekleri, davacı vekili tarafından ipotekli taşınmazların, ayni sermaye olarak konulamayacağına ilişkin iddiaların, «iflasın ertelenmesi» dosyasında da öne sürüldüğü, bu dosyada alınan bilirkişi raporunda, ipoteklerin, ortakların kişisel borçlarından dolayı değil, «kefil» oldukları şirket borcundan dolayı konulmaları nedeniyle, taşınmazların toplam değeri kadar bir tutarda, şirketin borç yükünden kurtulacağı bu işlemin, şirkete olumlu katkı sağlayacağı bildirildiği ve mahkemece erteleme karan verildiği, her ne kadar karar Yargıtay Ondokuzuncu Hukuk Dairesi'nce bozulmuş ise de, bozma kararının sermaye artışına dair kararın «geçersizliği» yönünden değil, iyileştirme projesine katkı yapıp yapmayacağının değerlendirmesi yönünden bozulduğu, kararın geçersiz ve «butlanla» malul oluşu farklı, iyileştirme projesine katkı sağlayıp, sağlamayacağı hususlarının farklı konular olduğu, ortada sermaye artışına ilişkin «genel kurul kararının butlanla» («yokluk) malul» olduğuna ilişkin başkaca da yeterli «kesin» ve inandırıcı delil ve nedenler bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, «ipoteklerin», ortakların kişisel borçlarından dolayı değil, «kefil» oldukları şirket borcundan dolayı konulmaları nedeniyle, taşınmazların toplam değeri kadar bir tutarın, şirketin borç yükünden kurtulacağı bu işlemin, şirkete olumlu katkı sağlayacağı, ortada «genel kurul kararının butlanla» malul olduğuna ilişkin başkaca delil «ibraz» edilmediğinden davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, taşınmaz değerlerinin, «ipotek» değerlerinden düşük olduğunu, ipotekli taşınmazın «sermaye artırımına» konu olabilmesi için taşınmaz değerlerinin daha fazla olmasının gerektiğini, aksi takdirde sermaye konulması ve «taahhüdünün» geçerli olmayacağı bu nedenle yapılan sermaye artışının «mutlak butlanla» malul olduğunu iddia ederek işbu davayı açmıştır.
Benzer bu karardaDava, davalı şirketin «butlanının» tespiti istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:yargılama gideri
Benzer bu karardaAncak, davacının yaptığı «yargılama giderinin» eksik hesaplanarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/11773 E., 2011/7602 K.
11. Hukuk Dairesi 2009/11773 E., 2011/7602 K.
ŞİRKETİN SERMAYE ARTIRIMINA İLİŞKİN GENEL KURUL KARARININ İPTALİ
818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 20 ]
6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 324 ]
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen davada (Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi )'nce verilen 10.06.2009 tarih ve 2008/184 - 2009/159 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve dava dosyası için tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalılardan olan alacağın teminatı olarak davalı şirket ortaklarından İsmail, Mustafa ve Ali adlarına kayıtlı iken daha sonra şirkete ayni sermaye olarak konulmasına karar verilen 6 adet taşınmaz üzerine 1. dereceden ipotek konulduğunu, alacaklarının bu taşınmazların satışı yoluyla karşılanabilme imkanı varken, şirket ortağı ve yetkilisi olan davalı ma-liklerce söz konusu taşınmazların, iflasın ertelenmesi talebinde bulunan şirkete, üzerlerindeki ipoteklerle yükümlü olarak ve tahminlerine göre, İİK'nun 179/b maddesi uyarınca satışlarının önlenmesi amacıyla kötü niyetle ayni sermaye olarak konulduğunu, 14.12.2007 tarihli genel kurul toplantısında bu yönde karar oluşturulduğunu, bu kararın geçersiz ve mutlak butlanla malul olduğunu, alacaklı sıfatıyla bu konuda süreye bağlı olmaksızın dava açma hak ve yetkilerinin bulunduğunu, gerçekte bir sermaye artışı yapılmadığını, çünkü genel kurulda şirket sermayesinin TTK'nun 303.
maddesine göre 9.314.464,45 YTL artırılmasına, bunun ayın oiarak karşılanmasına karar verildiğini, oysa söz konusu taşınmazların müvekkili bankaya 7.050.000,00 YTL bedelle ipotekli olduğunu, taşınmazların değerinin Denizli Birinci Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2007/70 Esas sayılı dosyasında alınan ekspertiz raporu ile toplam, 1.297.00,00 YTL olduğunun tesbit edildiğini, toplamda bu değerle satılmaları halinde dahi, şirket sermayesine ilave edilecek her hangi bir bakiye kalmayacağını, bilirkişilerin bu hususu ve taşınmazlar üzerindeki ipotekleri dikkate almayarak, Ticaret Sicil Memurluğu'nu ve alacaklıları yanılttığını, ipotekli taşınmazların ayni sermaye olarak konulmalarına yasal bir engel yoksa da, taşınmazların gerçek değerlerinin üzerindeki ipotek bedelinden daha fazla olması gerektiğini, aksi halde sermaye artışının hayali ve ayrıca emredici kurallara ve kamu düzenine aykırı olup, yokluk ve butlanla malul olduğunu, gerçek amacın şirket ortaklarına ait taşınmazların, iflas ertelenmesi ve tedbir kapsamında, satışının önlenmesi olduğunu ileri sürerek sermaye artışına dair kararın butlanla malul ve geçersizliğinin tesbitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, davacı bankanın dava açma ehliyeti bulunmadığını, davanın üç aylık hak düşürücü sürede açılmadığını, husumetin sadece şirkete yöneltilebileceğini, şirket ortağı davalılara husumet tevcih edilemeyeceğini, ipoteklerin ortakların kişisel değil, kefillikleri nedeniyle şirket borcundan dolayı konulduğunu, şirketin borç yükünü artırmayıp, pasifte oluşacak azalma nedeniyle aktifine olumlu katkı yapacağını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, ekonomik kriz nedeniyle darboğaza giren ve pasifleri toplamı, aktifler toplamını geçerek borca batık hale gelen ve mahkemenin 2007/507 Esas sayılı dosyası ile iflasın ertelenmesi talebine konu olan, davalı D... San.ve Tic. A.Ş.'nİn, ilgili dava dosyasına sunulan ve erteleme talebine dayanak gösterilen, iyileştirme projesi kapsamında, şirket ortağı olan diğer gerçek kişi davalılar adına kayıtlı ve davalıların şirket borcuna olan kefillik ve sorumlulukları nedeniyle üzerlerine davacı bankaca ipotek konulan 6 adet taşınmazın, şirkete ayni sermaye olarak konulmasına karar verildiği, davaya konu iddiaların, BK'nun 19 ve 20. maddelerine dayandırılması nedeniyle davanın süreye bağlı olmaksızın her zaman açılabileceği, davalıların da, ipotekle yükümlü taşınmazların önceki tapu malikleri olmaları karşısında, davada hasım gösterilebilecekleri, davacı vekili tarafından ipotekli taşınmazların, ayni sermaye olarak konulamayacağına ilişkin iddiaların, iflasın ertelenmesi dosyasında da öne sürüldüğü, bu dosyada alınan bilirkişi raporunda, ipoteklerin, ortakların kişisel borçlarından dolayı değil, kefil oldukları şirket borcundan dolayı konulmaları nedeniyle, taşınmazların toplam değeri kadar bir tutarda, şirketin borç yükünden kurtulacağı bu işlemin, şirkete olumlu katkı sağlayacağı bildirildiği ve mahkemece erteleme karan verildiği, her ne kadar karar Yargıtay Ondokuzuncu Hukuk Dairesi'nce bozulmuş ise de, bozma kararının sermaye artışına dair kararın geçersizliği yönünden değil, iyileştirme projesine katkı yapıp yapmayacağının değerlendirmesi yönünden bozulduğu, kararın geçersiz ve butlanla malul oluşu farklı, iyileştirme projesine katkı sağlayıp, sağlamayacağı hususlarının farklı konular olduğu, ortada sermaye artışına ilişkin genel kurul kararının butlanla (yokluk) malul olduğuna ilişkin başkaca da yeterli kesin ve inandırıcı delil ve nedenler bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı şirketin sermaye artırımına ilişkin 14.12.2007 tarihli genel kurul kararının iptali istemine İlişkindir.
Mahkemece, ipoteklerin, ortakların kişisel borçlarından dolayı değil, kefil oldukları şirket borcundan dolayı konulmaları nedeniyle, taşınmazların toplam değeri kadar bir tutarın, şirketin borç yükünden kurtulacağı bu işlemin, şirkete olumlu katkı sağlayacağı, ortada genel kurul kararının butlanla malul olduğuna ilişkin başkaca delil ibraz edilmediğinden davanın reddine karar verilmiştir.
Dava dosyası kapmasına göre, davacı bankanın davalı D... Sanayi ve Ticaret A.Ş.'ye yüksek meblağlı kredi kullandırdığı, bu kredilerin teminatını oluşturmak üzere davalı şirket ortaklarına ait 6 parça taşınmaz üzerinde toplam 7.050.000 YTL bedelli 1. derece ipotek alındığı, davalı şirketin borç taksitlerini ödeyemediği bankanın hesabı kat ederek şirket ve onun lehine ipotek veren ortaklan aleyhine 02.01.2008 tarihinde ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi yapıldığı, (1.956.190,37 Euro+50.139.22 YTL ana para için), bundan kısa bir süre önce 14.11.2007 tarihinde davalı şirketin İflasın ertelenmesi davası açtığı, yine davalı şirketin 14.12.2007 tarihinde yaptığı genel kurulda 12.000.000 YTL olan sermayesinin 9.400.000 YTL arttırılarak 21.400.000 YTL'ye çıkartıldığı, artırıma ilişkin ana sözleşme değişikliği kararı ticaret siciline tescil ve ilan edilerek taşınmazların 31.12.2007 tarihinde D...
A.Ş. adına tescil edildiği, sermaye artırıma ilişkin taşınmazların değerinin ise kıymet takdir raporuna göre 1.297.000 YTL olduğu esasen bu hususlarda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığı anlaşılmıştır.
Davacı vekili, taşınmaz değerlerinin, ipotek değerlerinden düşük olduğunu, ipotekli taşınmazın sermaye artırımına konu olabilmesi için taşınmaz değerlerinin daha fazla olmasının gerektiğini, aksi takdirde sermaye konulması ve taahhüdünün geçerli olmayacağı bu nedenle yapılan sermaye artışının mutlak butlanla malul olduğunu iddia ederek işbu davayı açmıştır.
Kural olarak ipotekli bir taşınmazın bir şirkete ayni sermaye olarak konulmasına hukuken bir engel yoktur. Ancak bu taşınmazların gerçek değerlerinin, onu kanıtlayan ipotek bedelinden fazla olması gerekir. İpotekli taşınmaz bu artık değeriyle ve artık değeri kadar sermaye olur. Aksi halde, sermaye taahhüdü ve konulması hayali (fiktif) bir işlem olur.
Anonim ortaklıklarda sermaye paylarının her türlü muvazaadan âri olarak taahhüdü (TTK md. 285/1, 286/1) ve ödenmesi (TTK md. 405/11, 404, 409/3, 419/2), dolayısıyla anonim ortaklığının malvarlığının gerçeğe (yani ana sözleşmesinde gösterilen itibari rakama) uygun olarak oluşturulması emredici bir ilkedir. Kanun koyucu anonim ortaklıkta bir yandan pay sahiplerinin sınırlı sorumluluklarını benimserken, diğer yandan, şirket alacaklarının başlıca teminatlarını oluşturan malvarlığının ortaklığa esas sermaye rakamına uygun de-ğerde getirilmesine ve korunmasına Özel özen göstermiştir. Anonim ortaklığı sermaye olarak konulacak ayınlara mahkemece atanan bilirkişilerce kıymet takdir edilmesi zorunluluğu TTK'nun 392/1.
maddesi yollamasıyla sermaye artırımlarında da cari olan TTK'nun 305 ila 307. maddeleri hükümlerine göre, kuruluş ve sermaye arttırımlarında İstinat edilen belgelerin doğru olmamasının, esas sermaye hakkında yanlış beyanlarda bulunulmasının ve ayni sermayeye değer biçilmesinde hile yapılmasının tazminat ve ceza yaptırımın bağlanmış olması da söz konusu özenden kaynaklanmaktadır. Bu hükümler ayrıca, sermaye paylarının ortaklığa gerçek değerleriyle gösterilmesi ve korunması ilkesinin emredici nitelikte olduğunu göstermektedir.
Diğer taraftan davalı şirket Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi'ne başvurarak İİK'nun 179 vd. maddelerine müsteniden borca batık olduğunun tesbiti ile iflasın 1 yıl süreyle ertelenmesini talep etmiştir.
TTK'nun 324. maddesine göre son yıllık bilançodan esas sermayenin yarısının karşılıksız kaldığının anlaşılması durumunda yönetim kurulunun derhal toplanarak durumu genel kurula bildirilmesi, şirketin aciz halinde bulunduğu şüphesini uyandıran emareler mevcut ise yönetim kurulunun şirket aktiflerinin satış fiyatları esas alınarak bir ara bilanço düzenlenmesi ve sermayenin 2/3'ünün karşılıksız kaldığının belirlenmesi durumunda genel kurulca ya sermayenin tamamlanmasına ya da mevcut 1/3 sermaye ile yetinmeye karar vermesi gerekmektedir. Şirketin aktiflerinin şirket borçlarını karşılamaya yetmediği takdirde yönetim kurulunun durumu derhal mahkemeye bildirmesi zorunludur. Şirket genel kurulu bunlar dışında şirketin feshine mütedair karar hariç başka bir karar, bu arada sermayenin arttırılmasına dair bir karar ittihaz edemez.
Kanun genel kurula bu yetkiyi vermemiştir. Binaenaleyh, genel kurulun yetkisi mevcut olmadığı halde aldığı karar muteber bir karar olamaz. Bu halde BK'nun 20. maddesinin tatbiki ile alınan sermayenin artırılmasına dair kararın batıl olduğunun kabulü gerekir.
Somut olayda sermaye arttırıma esas kıymet takdir raporunda taşınmazların değeri ipotekler ve üzerindeki hacizler nazara alınmadan 1.297.000 YTL olarak takdir edilmiş, aynı taşınmazlar bankaya 7.050.000 YTL bedelle ipotek edilmiş bulunduğundan, bu şekilde sermaye artışı île ilgili yasanın emredici kurallarına aykırı bir şekilde artış gerçekleştirildiğinden genel kurul kararının butlanla malul olduğu, davacının dava hakkı bulunduğu nazara alınarak davanın kabulü gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın reddi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına (BOZULMASINA), ödediği temyiz peşin barem isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.06.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/17133400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz