Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/12287 E. 2015/11462 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
alt navlun sözleşmesi↗ akdi taşıyan↗ sözleşmelerin nispiliği ilkesi↗ sözleşmenin nispiliği↗ navlun faturası↗ navlun sözleşmesi↗ navlun bedeli↗ taşıtan↗ davanın konusu↗ navlun↗ tahkim↗ sözleşmeden doğan dava↗ cezai şart↗ taşıyan↗ menfi tespit↗ dava sebebi↗ ibraz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı ile davalı arasında navlun sözleşmesi kurulduğu, davacının taşıtan, davalının ise taşıyan olduğu, davalının taşımayı kendisinin yapmadığı, dava dışı ... isimli firma ile yolculuk çarteri sözleşmesi düzenlediği, alt navlun sözleşmesine göre davalının taşıtan, ... isimli firmanın ise taşıyan olduğu, dava dışı ... ile davacı arasında sözleşme bulunmadığı, tahkim davasında ... firmasının davalıdan talep ettiği sürastarya alacağının hüküm altına alındığı, akdi taşıyan davalının sürastarya alacaklısı olduğu, davacı taşıtanın takip alacaklısı davalı taşıyana karşı sürastarya borçlusu bulunduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, sürastarya ücretinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkin olup, sürastarya ücreti, taşıyanın yükleme ve boşaltma faaliyetleri sırasında bekleme yükümlülüğünün bir miktar uzatılması karşılığında yapılan bir ödeme, diğer bir ifadeyle taşıtana ait sözleşmeden doğan bir edimdir. Dolayısıyla bu ücret taşıyana gemisini sürastarya süresi sırasında da ilgili faaliyetler için hazır bulundurulması karşılığında ödenen bir ücret olup, kanun tarafından düzenlenen, ancak ödeme sebebini sözleşmedeki tarafların iradelerinden alan bir özellige sahiptir. Tarafların sözleşmede herhangi bir şekilde sürastaryadan bahsetmemeleri halinde söz konusu sürenin sözleşme bakımından işleme imkanı bulunmamaktadır. Dolayısıyla sürastaryadan bahsedebilmek için tarafların en azından sözleşmeye sürastarya ücreti koymaları gerekir. Buna karşılık sözleşmede sürastarya
kevramından hiç söz edilmemekte ise, bu tarafların aralarında anlaşarak starya süresinden sonra bekleme sürelerini bitirdikleri anlamına gelmektedir. (Bkz. Doç. Dr. M. Fehmi Ülgener, Çarter Sözleşmeleri, Sayfa 418, 419 )
Bir başka deyişle, sürastarya parasının mahiyeti bir tazminat veya cezai şart değildir. Sürastarya borcunun doğması için sadece taşıtanın navlun sözleşmesinden doğan hakkını kullanması, yani geminin sürastarya süresi zarfında beklemesini talep etmesi yeterlidir. Burada taşıtanın kusurlu olması, akdi ihlal etmesi söz konusu olmadığı gibi taşıyanın da bu sürede geminin beklemesi yüzünden herhangi bir zarara uğramış olması şart değildir. Sürastarya parası, taşıyanın gemiyi yükleme veya boşaltma limanında bir süre daha bekletmesinin karşılığı olan bir ücrettir, tazminat değildir.
Somut olayda, davalı tarafından davacıya navlun faturası düzenlendiği, davacının navlun bedelini ödediği, davacı ile davalı arasında navlun faturası ödenmesi dışında başka bir sözleşme ilişkisi bulunmadığı, taşımanın fiilen dava dışı ... ... firmasınca yapıldığı, davalı ile ... firması arasındaki sefer çarteri sözleşmesinde sürastarya ücretinin hüküm altına alındığı hususu tartışma konusu değildir. Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, asıl ve alt navlun sözleşmeleri birbirinden bağımsızdır. Davacı ile davalı arasında sürastarya ücretine ilişkin hüküm bulunan herhangi bir sözleşme bulunmamaktadır. Oysa, yukarıda açıklandığı üzere sürastarya ücreti talep edebilmek için sözleşmede hüküm bulunması gerekmektedir. Dolayısıyla, sadece davalı ile dava dışı ... arasındaki alt navlun sözleşmesinde sürastarya kararlaştırıldığından, sözleşmenin nispiliği ilkesi uyarınca davacıdan talepte bulunulması mümkün değildir. Davalı, bu durumda olsa olsa varsa zararını davacıdan talep edebilirse de, bu husus ta işbu davanın konusu değildir. Nitekim, davadan sonra yürürlüğe giren 6102 Sayılı TTK'nun 1155. maddesinde de bu durum açıkça hüküm altına alınmıştır.
Ayrıca, mahkeme gerekçesinde sürastarya alacağının doğumu ve miktarına ilişkin olarak ihtilaf bulunmadığı belirtilmiş ise de, davacı taraf gemi raporunu ibraz ederek, malın boşaltılmasındaki gecikmenin gemini yük indirme ekipmanlarındaki yetersizlik ve arızadan kaynaklandığı konusunda ciddi itirazlarda bulunduğu halde, anılan iddiaya ilişkin olarak gerekli inceleme ve değerlendirme yapılmadan hüküm kurulmuştur.
Bu itibarla, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalara göre, sürastarya ücretinin taraflar arasında sözleşme ile kararlaştırılmadığı, üst navlun ile alt navlun sözleşmelerinin birbirinden bağımsız olduğu, davalının sözleşmenin nispiliği ilkesi uyarınca davacıdan sürastarya ücreti talep edemeyeceği nazara alınarak, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/2507 E. 2010/7857 K.
Ortak:taşıtan
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı ile davalı arasında «navlun sözleşmesi» kurulduğu, davacının «taşıtan», davalının ise «taşıyan» olduğu, davalının taşımayı kendisinin yapmadığı, dava dışı ... isimli firma ile yolculuk çarteri sözleşmesi düzenlediği, «alt navlun sözleşmesine» göre davalının taşıtan, ... isimli firmanın ise taşıyan olduğu, dava dışı ... ile davacı arasında sözleşme bulunmadığı, «tahkim» davasında ... firmasının davalıdan talep ettiği sürastarya alacağının hüküm altına alındığı, «akdi taşıyan» davalının sürastarya alacaklısı olduğu, davacı taşıtanın takip alacaklısı davalı taşıyana karşı sürastarya borçlusu bulunduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar v …
Dava, sürastarya ücretinden kaynaklanan «menfi tespit» istemine ilişkin olup, sürastarya ücreti, «taşıyanın» yükleme ve boşaltma faaliyetleri sırasında bekleme yükümlülüğünün bir miktar uzatılması karşılığında yapılan bir ödeme, diğer bir ifadeyle «taşıtana» ait «sözleşmeden doğan» bir edimdir.
Sürastarya borcunun doğması için sadece «taşıtanın» «navlun sözleşmesinden doğan» hakkını kullanması, yani geminin sürastarya süresi zarfında beklemesini talep etmesi yeterlidir.
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre,davalının «taşıtan» (çarterer) konumunda olmayıp gönderilen olduğu, dolayısıyla taşıtanın sorumlu olduğu sürastarya bedelinden sorumluğu bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:vekalet ücreti · temsil
Benzer bu kararda… stemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verildiğine göre, hüküm tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Hükümleri nazara alınarak kendisini vekile «temsil» ettiren davalı lehine 3.003,00-YTL. «vekalet ücretine» hükmedilmesi yerine yazılı vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle davacı lehine bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlığın gideril …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/980 E. 2015/7006 K.
Ortak:navlun sözleşmesi · taşıtan · navlun · taşıyan
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı ile davalı arasında «navlun sözleşmesi» kurulduğu, davacının «taşıtan», davalının ise «taşıyan» olduğu, davalının taşımayı kendisinin yapmadığı, dava dışı ... isimli firma ile yolculuk çarteri sözleşmesi düzenlediği, «alt navlun sözleşmesine» göre davalının taşıtan, ... isimli firmanın ise taşıyan olduğu, dava dışı ... ile davacı arasında sözleşme bulunmadığı, «tahkim» davasında ... firmasının davalıdan talep ettiği sürastarya alacağının hüküm altına alındığı, «akdi taşıyan» davalının sürastarya alacaklısı olduğu, davacı taşıtanın takip alacaklısı davalı taşıyana karşı sürastarya borçlusu bulunduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar v …
Sürastarya borcunun doğması için sadece «taşıtanın» «navlun sözleşmesinden doğan» hakkını kullanması, yani geminin sürastarya süresi zarfında beklemesini talep etmesi yeterlidir.
Dava, sürastarya ücretinden kaynaklanan «menfi tespit» istemine ilişkin olup, sürastarya ücreti, «taşıyanın» yükleme ve boşaltma faaliyetleri sırasında bekleme yükümlülüğünün bir miktar uzatılması karşılığında yapılan bir ödeme, diğer bir ifadeyle «taşıtana» ait «sözleşmeden doğan» bir edimdir.
Benzer bu karardaGönderilenin taşınan mal nedeniyle oluşan sürastaryadan sorumlu tutulabilmesi için bu konunun «navlun sözleşmesinde» veya «konişmentoda» açıkça öngörülmüş olması gerektiği gibi, konişmentoda çarter partiye yapılan atfın da sürastarya ücretini kapsayacak nitelikte geniş olması gerekmektedir.
Bunun için «konişmentoda» veya atıfta bulunulan «navlun sözleşmesinde» gönderilenin sürastarya borçlusu olarak gösterilmesi gerekir.
Bu durumda mahkemece dosyada mevcut «konişmentoların» ve varsa atıf yapılan «navlun sözleşmesinin» Türkçeye tecüme ettirilmek suretiyle «denetime elverişli» bir şekilde konişmentoda ya da navlun sözleşmesinde bu yöne ilişkin bir düzenleme bulunup bulunmadığı belirlenerek oluşacak sonuç çerçevesinde karar vermek gerekirken, yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gönderilen sıfatı · demuraj · konişmento · ciro · denetime elverişlilik · ihbar · eksik inceleme · teslim
Benzer bu karardaLtd. ile davalı arasında yapılan sözleşme gereği «konişmento» «ciro» edilerek emtianın davalıya «teslim» edilmesi nedeniyle davalı «gönderilen sıfatını» kazanmıştır.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça veya «taşıyan» Mearsk tarafından davalıya varış «ihbar» mektupları gönderilmediği, «konişmentoda» «demuraj» alacağına ilişkin kayıt bulunmadığı, davalının demuraj alacağından bilgisinin bulunmadığı, bu nedenle davalının davacının dava dışı Mearska ödediği demuraj alacağından sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «demuraj» ücreti alacağına ilişkin olarak başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davalıya varış «ihbar» mektupları gönderilmediği, «konişmentoda» demuraj alacağına ilişkin kayıt bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece dosyada mevcut «konişmentoların» ve varsa atıf yapılan «navlun sözleşmesinin» Türkçeye tecüme ettirilmek suretiyle «denetime elverişli» bir şekilde konişmentoda ya da navlun sözleşmesinde bu yöne ilişkin bir düzenleme bulunup bulunmadığı belirlenerek oluşacak sonuç çerçevesinde karar vermek gerekirken, yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/12287 E. , 2015/11462 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul (Kapatılan) 51. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04/02/2014 tarih ve 2011/86-2014/43 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 15/09/2015 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. .... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkil şirketin taşıma işlerini organize eden dava dışı ... isimli firma ile yaptığı anlaşma uyarınca 16.200 M/T dökme feldispat yükünün ... arası taşındığını, anılan firmanın yönlendirmesi ile navlunun davalıya ödendiğini, davalının demuraj bedeli talebinde bulunduğunu, haklarında icra takibi yaptığını, talebin muhatabının dava dışı ... isimli firma olduğunu, taşıma konusunda davalı ile herhangi bir anlaşma yapmadıklarını ileri sürerek, icra takibinden dolayı borçlu olmadıklarının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının navlun bedelini ihtirazi kayıt öne sürmeden ödediğini, demurajdan davacı taşıtanın sorumlu olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı ile davalı arasında navlun sözleşmesi kurulduğu, davacının taşıtan, davalının ise taşıyan olduğu, davalının taşımayı kendisinin yapmadığı, dava dışı ... isimli firma ile yolculuk çarteri sözleşmesi düzenlediği, alt navlun sözleşmesine göre davalının taşıtan, ... isimli firmanın ise taşıyan olduğu, dava dışı ... ile davacı arasında sözleşme bulunmadığı, tahkim davasında ... firmasının davalıdan talep ettiği sürastarya alacağının hüküm altına alındığı, akdi taşıyan davalının sürastarya alacaklısı olduğu, davacı taşıtanın takip alacaklısı davalı taşıyana karşı sürastarya borçlusu bulunduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, sürastarya ücretinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkin olup, sürastarya ücreti, taşıyanın yükleme ve boşaltma faaliyetleri sırasında bekleme yükümlülüğünün bir miktar uzatılması karşılığında yapılan bir ödeme, diğer bir ifadeyle taşıtana ait sözleşmeden doğan bir edimdir. Dolayısıyla bu ücret taşıyana gemisini sürastarya süresi sırasında da ilgili faaliyetler için hazır bulundurulması karşılığında ödenen bir ücret olup, kanun tarafından düzenlenen, ancak ödeme sebebini sözleşmedeki tarafların iradelerinden alan bir özellige sahiptir. Tarafların sözleşmede herhangi bir şekilde sürastaryadan bahsetmemeleri halinde söz konusu sürenin sözleşme bakımından işleme imkanı bulunmamaktadır.
Dolayısıyla sürastaryadan bahsedebilmek için tarafların en azından sözleşmeye sürastarya ücreti koymaları gerekir. Buna karşılık sözleşmede sürastarya
kevramından hiç söz edilmemekte ise, bu tarafların aralarında anlaşarak starya süresinden sonra bekleme sürelerini bitirdikleri anlamına gelmektedir. (Bkz. Doç. Dr. M. Fehmi Ülgener, Çarter Sözleşmeleri, Sayfa 418, 419 )
Bir başka deyişle, sürastarya parasının mahiyeti bir tazminat veya cezai şart değildir. Sürastarya borcunun doğması için sadece taşıtanın navlun sözleşmesinden doğan hakkını kullanması, yani geminin sürastarya süresi zarfında beklemesini talep etmesi yeterlidir. Burada taşıtanın kusurlu olması, akdi ihlal etmesi söz konusu olmadığı gibi taşıyanın da bu sürede geminin beklemesi yüzünden herhangi bir zarara uğramış olması şart değildir. Sürastarya parası, taşıyanın gemiyi yükleme veya boşaltma limanında bir süre daha bekletmesinin karşılığı olan bir ücrettir, tazminat değildir.
Somut olayda, davalı tarafından davacıya navlun faturası düzenlendiği, davacının navlun bedelini ödediği, davacı ile davalı arasında navlun faturası ödenmesi dışında başka bir sözleşme ilişkisi bulunmadığı, taşımanın fiilen dava dışı ... ... firmasınca yapıldığı, davalı ile ... firması arasındaki sefer çarteri sözleşmesinde sürastarya ücretinin hüküm altına alındığı hususu tartışma konusu değildir. Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, asıl ve alt navlun sözleşmeleri birbirinden bağımsızdır. Davacı ile davalı arasında sürastarya ücretine ilişkin hüküm bulunan herhangi bir sözleşme bulunmamaktadır. Oysa, yukarıda açıklandığı üzere sürastarya ücreti talep edebilmek için sözleşmede hüküm bulunması gerekmektedir.
Dolayısıyla, sadece davalı ile dava dışı ... arasındaki alt navlun sözleşmesinde sürastarya kararlaştırıldığından, sözleşmenin nispiliği ilkesi uyarınca davacıdan talepte bulunulması mümkün değildir. Davalı, bu durumda olsa olsa varsa zararını davacıdan talep edebilirse de, bu husus ta işbu davanın konusu değildir. Nitekim, davadan sonra yürürlüğe giren 6102 Sayılı TTK'nun 1155. maddesinde de bu durum açıkça hüküm altına alınmıştır.
Ayrıca, mahkeme gerekçesinde sürastarya alacağının doğumu ve miktarına ilişkin olarak ihtilaf bulunmadığı belirtilmiş ise de, davacı taraf gemi raporunu ibraz ederek, malın boşaltılmasındaki gecikmenin gemini yük indirme ekipmanlarındaki yetersizlik ve arızadan kaynaklandığı konusunda ciddi itirazlarda bulunduğu halde, anılan iddiaya ilişkin olarak gerekli inceleme ve değerlendirme yapılmadan hüküm kurulmuştur.
Bu itibarla, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalara göre, sürastarya ücretinin taraflar arasında sözleşme ile kararlaştırılmadığı, üst navlun ile alt navlun sözleşmelerinin birbirinden bağımsız olduğu, davalının sözleşmenin nispiliği ilkesi uyarınca davacıdan sürastarya ücreti talep edemeyeceği nazara alınarak, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün anılan taraf yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 03/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/169374600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz