6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Menfi tespit | Müvekkillerinin

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/5266 E. 2015/2892 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hmk 297 kötüniyet tazminatı kötü niyet tazminatı kötü niyet kötüniyet menfi tespit e-defter

Atıf yapılan mevzuat: HMK — HMK 297 · TTK — TTK 532

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ...'ın ...'nin ortağı olduğu, .... ile davalı arasında 2008 yılından itibaren ticari ilişki bulunup davalının ...'den 2009 yılı sonu itibarı ile 20.045,40-TL tutarında alacaklı olduğu, davalı defterlerinde ... ile olan ticari ilişki “.... - ... ve Ortakları" şeklinde takip edilmekte ise de bu hususun ... yanında ortakların da ayrıca davalı ile ticari ilişkisinin bulunduğunu göstermeye yeterli olmayacağı, davacının sorumluluğunun borcun doğduğu tarih itibarı ile yürürlükte olan 6762 sayılı TTK’nun 532 maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekmekte olup davacının ortağı olduğu şirketin borcu nedeni ile şahsen sorumluluğu cihetine gidilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının takip nedeni ile borçlu olmadığının tespitine, davalının %40 oranında kötü niyet tazminatı ile mahkumiyetine karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2-Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddeleri uyarınca mahkeme kararları, asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmelidir. Anayasanın 141. maddesinin 3. fıkrası hükmü de mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiğini düzenlemektedir. Karar aleyhine yasa yollarına başvurulduğunda da Yargıtay incelemesi sırasında gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı denetlenebilir.

Somut olayda davalı aleyhine gerekçesi açıklanmadan kötüniyet tazminatına hükmedilmiştir. Mahkemece, yukarıda anılan hükümler nazara alınmadan gerekçesi açıklanmadan davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Menfi tespit

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9830 E. 2015/10091 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/13211 E. 2016/3538 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18056 E. 2015/3236 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

5 benzer karar daha
  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/34 E. 2019/7128 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Menfi tespit | Borçlu olmadığının tespiti | Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/3409 E. 2022/5928 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/10087 E. 2016/1618 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/2205 E. 2019/3693 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/4756 E. 2019/1678 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2014/5266 E.  ,  2015/2892 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 15/11/2013 tarih ve 2012/32-2013/266 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 03/03/2015 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi .... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalı tarafından müvekkili ile ortağı olduğu dava dışı ... aleyhine ilamsız takip yapılıp bu takip müvekkili yönünden kesinleşmiş ise de takip konusu borcun müvekkilinin ortağı olduğu ...'ye ait olduğunu, müvekkilinin alacaklıya şahsi borcu bulunmadığını ileri sürerek, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile %40 oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davacıya ödeme emri tebliğ edilip takibin kesinleştiğini, davacının borçlu olmadığını kanıtlaması gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ...'ın ...'nin ortağı olduğu, .... ile davalı arasında 2008 yılından itibaren ticari ilişki bulunup davalının ...'den 2009 yılı sonu itibarı ile 20.045,40-TL tutarında alacaklı olduğu, davalı defterlerinde ... ile olan ticari ilişki “.... - ... ve Ortakları" şeklinde takip edilmekte ise de bu hususun ... yanında ortakların da ayrıca davalı ile ticari ilişkisinin bulunduğunu göstermeye yeterli olmayacağı, davacının sorumluluğunun borcun doğduğu tarih itibarı ile yürürlükte olan 6762 sayılı TTK’nun 532 maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekmekte olup davacının ortağı olduğu şirketin borcu nedeni ile şahsen sorumluluğu cihetine gidilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının takip nedeni ile borçlu olmadığının tespitine, davalının %40 oranında kötü niyet tazminatı ile mahkumiyetine karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2-Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddeleri uyarınca mahkeme kararları, asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmelidir. Anayasanın 141. maddesinin 3. fıkrası hükmü de mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiğini düzenlemektedir. Karar aleyhine yasa yollarına başvurulduğunda da Yargıtay incelemesi sırasında gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı denetlenebilir.

Somut olayda davalı aleyhine gerekçesi açıklanmadan kötüniyet tazminatına hükmedilmiştir. Mahkemece, yukarıda anılan hükümler nazara alınmadan gerekçesi açıklanmadan davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/167089400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.