Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/16278 E. 2015/1572 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
zıya↗ alt taşıyıcı↗ sorumluluktan kurtulma↗ taşıyıcının sorumluluğu↗ istifa↗ rücuen tahsil↗ ziya↗ taşıma sözleşmesi↗ olumsuz oy↗ taşıyıcı↗ haksız fiil↗ taşıyan↗ dava sebebi↗ hasar↗ yükleten (shipper)↗ dahili dava↗ ibraz↗ teslim↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, taşıma sözleşmesinin sigortalı ile dava dışı Schenker ... firmaları arasında kurulduğu, alt taşıyıcı olan davalıya husumet yöneltilebileceği, ancak alt taşıyıcının sorumluluğunun haksız fiil hükümlerine göre belirlenmesi gerektiği, hasarın fırtına nedeniyle meydana geldiği, taşıyıcının sefere başlamasından 8 gün sonra oluşan fırtınayı öngöremeyeceği, 6762 sayılı TTK'nın 1063'üncü maddesi kapsamında sorumsuzluk sebebinin gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, deniz taşıması esnasında meydana gelen hasar bedelinin sigortalıya ödenmesi üzerine davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir. Taşınan bir kısım emtianın konteynır üzerinden denize düştüğü, bir kısım emtianın da hasarlı şekilde teslim edildiği uyuşmazlık dışıdır. 6762 sayılı TTK'nın 1061'inci maddesi "Taşıyan, malların yükletilmesi, istifi, taşınması, elden geçirilmesi ve boşaltmasında tedbirli bir taşıyanın dikkat ve ihtimamını göstermekle mükelleftir. Teslim alındıkları andan teslim edildikleri ana kadar geçen müddet içinde malların zıyaı veya hasarı yüzünden doğacak zararlardan taşıyan mesuldür; meğer ki, zıya veya hasar, tedbirli bir taşıyanın dikkat ve ihtimamı ile dahi önüne geçilemiyecek sebeplerden ileri gelmiş olsun." şeklinde düzenlenmiş olup taşıyan ziya ve hasarın önüne geçilemeyecek bir sebepten ileri geldiğini ispatlarsa sorumluluktan kurtulur. Mahkemece, alınan ilk bilirkişi heyeti raporunda "günümüzde gemilerde teknolojik haberleşme cihazlarının bulunduğu, günde en az 4 defa ayrıntılı hava raporu alınabileceği, hava durumunun 19.11.2009 tarihinde ve öncesinde kendisini belli ettiği, bu durumda deniz tehlikesinin aniden ortaya çıkmasının söz konusu olmayacağı, yol kesmek dahil rota değişimi
gibi tedbirlerle hasarın önüne geçilebileceği" belirtilmiş, sonradan rapor ibraz eden bilirkişi heyetince ise taşıyanın hava şartlarının getirebileceği olumsuz koşullardan kaçıp kaçamayacağı hususunda bir değerlendirme yapılmaksızın seyir esnasında sert hava/deniz koşullarında sefere devam edilmesi halinde deniz tehlikesi ve kazası defiinin ileri sürülebileceği görüşüne yer verilmiştir.
Mahkemece, yapılan değerlendirmede de, geminin sefer tarihi ile fırtına tarihi dikkate alındığında sefere çıkıldıktan 8 gün sonra meydana gelen fırtınanın öngörülemeyeceği, bu durumda TTK'nın 1063'üncü maddesi 1'inci fıkrası, 1'inci bendi kapsamında sorumsuzluk hallerinin gerçekleştiği kabul edilmiş ancak ilk bilirkişi raporunda yer alan ve yukarıda belirtilen özellikle "geminin yol kesmek dahil rota değişimi gibi tedbirlerle hasarın önüne geçilebileceği" değerlendirmesine neden itibar edilmediği gerekçelendirilmemiştir.
Bu durumda, geminin olay tarihinde bulunduğu mevki de gözetilmek suretiyle fırtınadan sığınabileceği, hasarın meydana gelmesini engelleyebileceği bir yolun bulunup bulunmadığı hususunda deniz taşımacılığı alanında uzman bilirkişilerden oluşan bir heyetten rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1950 E. 2017/2379 K.
Ortak:hasar
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, «taşıma sözleşmesinin» sigortalı ile dava dışı Schenker ... firmaları arasında kurulduğu, «alt taşıyıcı» olan davalıya «husumet» yöneltilebileceği, ancak alt «taşıyıcının sorumluluğunun» «haksız fiil» hükümlerine göre belirlenmesi gerektiği, «hasarın» fırtına nedeniyle meydana geldiği, taşıyıcının sefere başlamasından 8 gün sonra oluşan fırtınayı öngöremeyeceği, 6762 sayılı TTK'nın 1063'üncü maddesi kapsamında sorumsuzluk «sebebinin» gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, deniz taşıması esnasında meydana gelen «hasar» bedelinin sigortalıya ödenmesi üzerine davalıdan «rücuen tahsili» istemine ilişkindir.
Teslim alındıkları andan «teslim» edildikleri ana kadar geçen müddet içinde malların «zıyaı» veya «hasarı» yüzünden doğacak zararlardan «taşıyan» mesuldür; meğer ki, zıya veya hasar, tedbirli bir taşıyanın dikkat ve ihtimamı ile dahi önüne geçilemiyecek sebeplerden ileri gelmiş olsun." şeklinde düzenlenmiş olup taşıyan «ziya» ve hasarın önüne geçilemeyecek bir sebepten ileri geldiğini ispatlarsa «sorumluluktan kurtulur».
Benzer bu karardaDava, davacı taşınmazında farklı tarihlerde meydana gelen fırtına «hasarı» nedeni ile oluşan zararın tazminine ilişkindir.
Dosya içerisindeki ekspertiz raporlarında 08/04/2013 günlü fırtına nedeni ile %21, 24/05/2013 günlü fırtına nedeni ile %22 ve 25/05/2013 tarihli fırtına «hasarı» için %0 oranında hasar meydana geldiği belirtilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:eksper raporu · bilirkişi incelemesi
Benzer bu karardaBu durumda, bilirkişi raporundaki değerlendirme dosyada mevcut «ekspertiz raporlarına» uygun bulunmadığından davacı vekilinin bilirkişi raporuna vaki itirazlarının değerlendirilmesi ve yeniden rapor alınması için ayrı bir «bilirkişiye inceleme» yaptırılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yetersiz bilirkişi raporuna göre hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi ve tüm dosya kapsamına göre; davalı sigorta şirketi tarafından alınan «ekspertiz raporlarının» incelenmesinde raporlar arasında bir çelişki görülmediği, verimle ilgili hesaplamalarda da bir yanlışlık tespit edilmediği, dosyadaki mevcut veriler incelendiğinde davalı tarafın yasal yükümlülüğünü yerine getirdiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/9660 E. 2010/1082 K.
Ortak:taşıyan · hasar
İncelediğiniz karardaTeslim alındıkları andan «teslim» edildikleri ana kadar geçen müddet içinde malların «zıyaı» veya «hasarı» yüzünden doğacak zararlardan «taşıyan» mesuldür; meğer ki, zıya veya hasar, tedbirli bir taşıyanın dikkat ve ihtimamı ile dahi önüne geçilemiyecek sebeplerden ileri gelmiş olsun." şeklinde düzenlenmiş olup taşıyan «ziya» ve hasarın önüne geçilemeyecek bir sebepten ileri geldiğini ispatlarsa «sorumluluktan kurtulur».
… i, hava durumunun 19.11.2009 tarihinde ve öncesinde kendisini belli ettiği, bu durumda deniz tehlikesinin aniden ortaya çıkmasının söz konusu olmayacağı, yol kesmek «dahil» rota değişimi gibi tedbirlerle «hasarın» önüne geçilebileceği" belirtilmiş, sonradan rapor «ibraz» eden bilirkişi heyetince ise «taşıyanın» hava şartlarının getirebileceği «olumsuz» koşullardan kaçıp kaçamayacağı hususunda bir değerlendirme yapılmaksızın seyir esnasında sert hava/deniz koşullarında sefere devam edilmesi halinde deniz tehlikesi …
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, «taşıma sözleşmesinin» sigortalı ile dava dışı Schenker ... firmaları arasında kurulduğu, «alt taşıyıcı» olan davalıya «husumet» yöneltilebileceği, ancak alt «taşıyıcının sorumluluğunun» «haksız fiil» hükümlerine göre belirlenmesi gerektiği, «hasarın» fırtına nedeniyle meydana geldiği, taşıyıcının sefere başlamasından 8 gün sonra oluşan fırtınayı öngöremeyeceği, 6762 sayılı TTK'nın 1063'üncü maddesi kapsamında sorumsuzluk «sebebinin» gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, asıl ve birleşen davanın reddine ilişkin kararın temyizi üzerine Dairemizce bozulması sonrasında dosyanın intikal ettirildiği «görevli» mahkemece yapılan yargılamada benimsenen bilirkişi raporuna göre, denizdeki fırtına sonucu «hasar» oluştuğundan «taşıyanın» TTK'nun 1063. maddesi uyarınca zarardan sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:görevli mahkeme
Benzer bu karardaMahkemece, asıl ve birleşen davanın reddine ilişkin kararın temyizi üzerine Dairemizce bozulması sonrasında dosyanın intikal ettirildiği «görevli» mahkemece yapılan yargılamada benimsenen bilirkişi raporuna göre, denizdeki fırtına sonucu «hasar» oluştuğundan «taşıyanın» TTK'nun 1063. maddesi uyarınca zarardan sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/16278 E. , 2015/1572 K.
"İçtihat Metni"
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 06/03/2014 tarih ve 2010/530-2014/87 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin nakliyat emtia poliçesi ile sigortaladığı emtianın davalı tarafından ... arası taşınması esnasında bir kısım emtianın denize düşerek zayi olduğunu, bir kısım emtianın ise konteynırlarda yerinde oynaması sonucu hasara uğradığını, müvekkilinin sigortalıya 28.824,00 Euro ödeme yaptığını ileri sürerek sigortalıya ödenen bedelin rücuen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ... olarak gösterilen davalının tüzel kişiliğinin bulunmadığını, böyle bir teşekkülden müvekkilinin acentelik üstlenemeyeceğini, konişmentoda taşıyan olarak ... firmasının gösterildiğini, husumetin anılan firmaya yöneltilebileceğini, müvekkilinin ...'a dava konusu taşıma işinde acentelik ettiğinin ispatlanamadığını, ağır hava koşullarına maruz kalan gemiye atfı kabil bir kusur bulunmadığını, hasar ihbarının yapılmadığını, konteynırın gönderen tarafından yüklendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, taşıma sözleşmesinin sigortalı ile dava dışı Schenker ... firmaları arasında kurulduğu, alt taşıyıcı olan davalıya husumet yöneltilebileceği, ancak alt taşıyıcının sorumluluğunun haksız fiil hükümlerine göre belirlenmesi gerektiği, hasarın fırtına nedeniyle meydana geldiği, taşıyıcının sefere başlamasından 8 gün sonra oluşan fırtınayı öngöremeyeceği, 6762 sayılı TTK'nın 1063'üncü maddesi kapsamında sorumsuzluk sebebinin gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, deniz taşıması esnasında meydana gelen hasar bedelinin sigortalıya ödenmesi üzerine davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir. Taşınan bir kısım emtianın konteynır üzerinden denize düştüğü, bir kısım emtianın da hasarlı şekilde teslim edildiği uyuşmazlık dışıdır. 6762 sayılı TTK'nın 1061'inci maddesi "Taşıyan, malların yükletilmesi, istifi, taşınması, elden geçirilmesi ve boşaltmasında tedbirli bir taşıyanın dikkat ve ihtimamını göstermekle mükelleftir. Teslim alındıkları andan teslim edildikleri ana kadar geçen müddet içinde malların zıyaı veya hasarı yüzünden doğacak zararlardan taşıyan mesuldür; meğer ki, zıya veya hasar, tedbirli bir taşıyanın dikkat ve ihtimamı ile dahi önüne geçilemiyecek sebeplerden ileri gelmiş olsun." şeklinde düzenlenmiş olup taşıyan ziya ve hasarın önüne geçilemeyecek bir sebepten ileri geldiğini ispatlarsa sorumluluktan kurtulur.
Mahkemece, alınan ilk bilirkişi heyeti raporunda "günümüzde gemilerde teknolojik haberleşme cihazlarının bulunduğu, günde en az 4 defa ayrıntılı hava raporu alınabileceği, hava durumunun 19.11.2009 tarihinde ve öncesinde kendisini belli ettiği, bu durumda deniz tehlikesinin aniden ortaya çıkmasının söz konusu olmayacağı, yol kesmek dahil rota değişimi
gibi tedbirlerle hasarın önüne geçilebileceği" belirtilmiş, sonradan rapor ibraz eden bilirkişi heyetince ise taşıyanın hava şartlarının getirebileceği olumsuz koşullardan kaçıp kaçamayacağı hususunda bir değerlendirme yapılmaksızın seyir esnasında sert hava/deniz koşullarında sefere devam edilmesi halinde deniz tehlikesi ve kazası defiinin ileri sürülebileceği görüşüne yer verilmiştir.
Mahkemece, yapılan değerlendirmede de, geminin sefer tarihi ile fırtına tarihi dikkate alındığında sefere çıkıldıktan 8 gün sonra meydana gelen fırtınanın öngörülemeyeceği, bu durumda TTK'nın 1063'üncü maddesi 1'inci fıkrası, 1'inci bendi kapsamında sorumsuzluk hallerinin gerçekleştiği kabul edilmiş ancak ilk bilirkişi raporunda yer alan ve yukarıda belirtilen özellikle "geminin yol kesmek dahil rota değişimi gibi tedbirlerle hasarın önüne geçilebileceği" değerlendirmesine neden itibar edilmediği gerekçelendirilmemiştir.
Bu durumda, geminin olay tarihinde bulunduğu mevki de gözetilmek suretiyle fırtınadan sığınabileceği, hasarın meydana gelmesini engelleyebileceği bir yolun bulunup bulunmadığı hususunda deniz taşımacılığı alanında uzman bilirkişilerden oluşan bir heyetten rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09/02/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/167043200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz