6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Dava öncesi kısmi ödemenin TBK 100 uyarınca ferilerden mahsubu

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/1096 E. 2020/949 K. · · İlk derece: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Davacının nitelemesi: Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan Alacak mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

İtirazın iptali davası açılmadan önce borçlu tarafından kısmi ödeme yapılmışsa, TBK 100 uyarınca bu ödeme öncelikle faiz ve giderlerden mahsup edilir; bu mahsup emredici nitelikte olup icra müdürlüğünce re'sen uygulanır. Dava dilekçesinde açıkça kısmi ödemenin ferilerden mahsubu talep edilmişse, harca esas değerin alacağın tamamı üzerinden gösterilmiş olması, davanın alacağın tamamına ilişkin açıldığı sonucunu doğurmaz; dava dilekçesindeki sonuç talebi esas alınır. Mahsup sonrası kalan bakiye alacak, borç miktarının bilinir olması nedeniyle muayyen kabul edilir ve bu tutar üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilebilir.

Ele alınan sorunlar

Davanın tamamı mı yoksa mahsup sonrası bakiye alacak mı talep edildiği → ret

İddia: Davalı vekili, davacının harca esas değeri takip bedelinin tamamı üzerinden bilerek yatırdığını, bu nedenle davanın kısmen kabul kısmen ret şeklinde değil tamamen kabul edilmiş olmasının usule aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Dava dilekçesinin sonuç ve istek kısmında, davadan önce yapılan kısmi ödemenin öncelikle vekalet ücreti, faiz ve masraflardan mahsup edilmesi ile kalan asıl alacak üzerinden itirazın iptali talep edilmiştir. Harca esas değer ile dava dilekçesindeki sonuç talebi aynı kavramlar değildir; harç, alacağın tamamı üzerinden yatırılmış olsa da bu, davanın konusunun alacağın tamamı olduğu anlamına gelmez. Dava dilekçesindeki açık talep esas alınarak, mahsup sonrası kalan bakiye alacak için dava açıldığının kabulü gerekir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Kısmi ödemenin TBK 100 uyarınca ferilerden mahsubu ve hesaplama yöntemi → ret

İddia: Davalı vekili, bilirkişi raporunda işlemiş faiz talebinin ve temerrüt için ihtarname gerekliliğinin gözardı edildiğini, bu nedenle işlemiş faiz hesaplamasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: İtirazın iptali davası açılmadan önce borcun kısmen ödenmesi halinde, alacaklının ödenen kısım için dava açmakta hukuki yararı yoktur; ancak bu halde dava tarihi itibariyle borç miktarının tespiti gereklidir. TBK 100 uyarınca borçlu, faiz veya giderleri ödemede gecikmemişse kısmen yaptığı ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahiptir. Takip talebinde kısmi ödemenin ferilerden mahsubuna ilişkin alacaklı talebi bulunduğu gibi, TBK 100 gereği mahsup emredici bir hüküm olup icra müdürlüğünce re'sen uygulanacaktır. Fatura tutarı ile kısmi ödeme tutarının aynı miktar olduğu, takip tarihinin belli olduğu gözetilerek; faturanın vade tarihindeki kur üzerinden asıl alacak, ödeme tarihine kadar işleyen faiz, icra harç, masraf ve vekalet ücreti ilavesiyle ödeme tarihindeki borç tutarı bulunup, bu tutardan kısmi ödeme düşülerek kalan miktar için itirazın iptaline karar verilmesi gerekir; kalan miktar daima asıl alacak bakiyesi (ferilerin mahsup nedeniyle sona ermesi halinde) olacaktır. İlk derece mahkemesince bu yöntemle yapılan hesaplama sonucunda kalan alacağa hükmedilmesinde isabetsizlik yoktur. Dava değeri mahsup gerektirdiğinden tam olarak hesaplanması mümkün olmadığından harca esas değer olarak alacağın tamamının gösterilmesi de, alacağın tamamının dava edildiği sonucunu doğurmaz.

Gerekçe kaynağı: özgün

Mahsup sonrası kalan alacağın muayyen olup olmadığı ve icra inkar tazminatı → ret

İddia: Davalı vekili, alacağın muayyen olmadığı durumlarda icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davalı, talep edilen tutarın bir kısmını takipten sonra ödediğine göre borç miktarı bilinen bir miktardır. Kısmi ödemenin bir kısmı giderlere mahsup edildiğinde kalan ana para tutarı da aynı şekilde muayyen ve belirlidir; bu nedenle icra inkar tazminatına hükmedilmesinde isabetsizlik yoktur. Takip tarihinden sonra kısmi ödeme yapan borçlu, icra vekalet ücreti, ödeme tarihine göre tahsil harcı, ödeme tarihine kadar işleyen faiz gibi ferilerden sorumludur.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

İtirazın iptali davası açılmadan önce yapılan kısmi ödemenin TBK 100 uyarınca ferilerden mahsubu, harca esas değer ile dava dilekçesindeki talep sonucunun ayrı kavramlar olduğu ve mahsup sonrası kalan bakiye alacağın muayyen sayılarak icra inkar tazminatına konu edilebileceği yönündeki değerlendirmeler açısından emsal niteliktedir.

Usul tespitleri

Dava şartı
Davadan önce yapılan kısmi ödeme nedeniyle, ödenen kısım için dava açmakta hukuki yarar bulunmadığı, mahsup sonrası kalan alacak için hukuki yararın var olduğu.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
itirazın iptali kısmi ödeme mahsup icra inkar tazminatı muayyen alacak harca esas değer

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 100 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 119/I-ğ

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2020/1096

KARAR NO 2020/949

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 10/02/2020

NUMARASI 2018/218 Esas - 2020/131 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 06/10/2020

Davanın kabulüne ilişkin hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, davalı ... Ltd. Şti.'den olan alacağının tahsili için İstanbul ... İcra Dairesinin ... sayılı dosyasından icra takibi başlattıklarını, takibe davalı şirketin itiraz etmesi üzerine de itirazın iptali davası açtıklarını, itirazında haksız çıkan borçlu aleyhine %20 den az olmayan icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.

CEVAPDavalı vekili, davayı konu borcu 02.10.2017 tarihinde ödediklerini, dava konusuz kaldığından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, Dava dilekçesinde "Davalı yanca ödeme emrinin tebliğinden sonra usule aykırı şekilde müvekkili hesabına bırakılan 37.398,33-usd bedelli kısmi ödemenin ödeme tarihi olan 02.10.2017 tarihindeki ülke parası karşılığının dosya borcundan mahsubuna," şeklinde talepte bulunduğunu, davacı vekilinin dilekçesindeki talep sonucunun 6100 sayılı HMK m. 119/I-ğ hükmüne göre yeterli açıklıkta olduğu ,davacının dava harcını takip bedelinin tamamı üzerinden yatırmış olmasının değil dava dilekçesinin sonuç kısmındaki bu talebinin esas alınarak icra dosyasındaki bakiye borç için itirazın iptali davası açıldığının kabulü ile davanın kabulüne ve 28.104,86- TL üzerinden itirazın iptaline, asıl alacak likit icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili; davacı vekilince sehven yapılan bir maddi hata olmadığını, harca esas değeri bilerek ve isteyerek takip miktarının tamamı üzerinden yatırdığını, davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmeyerek tamamen kabulüne dair verilen kararın usul yönünden hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda davacı tarafça takip tarihine kadar işlemiş faiz talebinde bulunulması hususu gözardı edildiğini, davacı tarafından müvekkili şirketin temerrüte düşürülebilmesi için ihtarname gönderilmesi gerektiğini, bu nedenle işlemiş faiz yönünden yapılan hesaplamanın hukuka aykırı olduğunu, alacağın muayyen olmadığı durumlarda icra inkar tazminatına hükmedilemeyceğini, bu nedenlerle hükmün kaldırılarak davanın reddine ya da kısmen kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Davacı tarafça açılan davada ;

37. 398,33 -usd bedelli faturaya dayalı olarak 141.896,74- TL, işlemiş faiz 6.612,78 TL nin tahsili için başlatılan takipte , davadan evvel yapılan kısmi ödemenin öncelikle alacağın ferilerinden düşülmek suretiyle itirazın iptaline karar verilmesi talep edilmiştir.Dava dilekçesinin sonuç ve istek kısmında; açıkça 2.10.2017 tarihinde ödenen 37.398,33 -usd nin "öncelikle vekalet ücreti ,faiz ve masraflardan" mahsubu ile takipteki asıl alacak tutarı üzerinden icra inkar tazminatı ile tahsilini talep etmiş ve harca esas değer olarak 148.509,52- TL gösterilmiştir. Ancak davalı vekilince ileri sürüldüğü üzere asıl alacağın tamamı üzerinden itirazın iptali talebinde bulunulmamış;mahkemece mahsup neticesi kalan alacak üzerinden itirazın iptalinin talep edildiği doğru şekilde belirlenmiştir.

Yargıtay HGK nun 2007/159 esas -2007/220 karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere itirazın iptali davasının açılmadan önce borcun kısmen ödenmesi halinde ,alacaklının ödenen kısım için dava açmakta hukuki yararı yoktur. Ancak bu halde de; dava tarihi itibariyle borç miktarının tesbiti gereklidir.TBK 100 maddesi gereği ; borçlu ,faiz veya giderleri ödeme de gecikmemiş ise ,kısmen yaptığı ödemeyi ,ana borçtan düşme hakkına sahiptir.Takip talebinde kısmi ödemenin ferilerden mahsubuna ilişkin alacaklı talebi bulunduğu gibi ,TBK 100 gereği mahsup, emredici bir hüküm olup icra müdürlüğünce re'sen uygulanacaktır. Harca esas değer ile davacının dava dilekçesinde yazılı sonuç talebi aynı kavramlar değildir.

Fatura tutarı ile kısmi ödeme tutarının aynı miktar olduğu ,takibin 23.8.2017 tarihli olduğu ,bilirkişice yapılan hesaplama neticesinde faturanın vade tarihindeki kur üzerinden 136.814,31-TL asıl alacağına ödeme tarihine kadar işleyen faiz ,icra harç masraf ve vekalet ücreti ilavesi ile ödeme tarihinde ki borç tutarı bulunarak ve davalı tarafça yapılan kısmi ödeme borç tutarından düşülerek hesaplama yapılmak suretiyle kalan miktar için itirazın iptaline karar verilmesi gerekmektedir. Kalan miktarın da daima asıl alacak bakiyesi (ferilerin mahsubu nedeniyle sona ermesi halinde ) olacağı gözönünde bulundurulmalıdır.İlk derece mahkemesince ; yukarıda yazıldığı üzere TBK 100 madde dikkate alınarak yapılan hesaplama neticesinde kalan alacağa hükmedilmesinde isabetsizlik yoktur.Dava değeri mahsup gerektirmesi nedeniyle tam olarak hesaplanması mümkün olmadığından harca esas değer alacağın tamamı gösterildiğinden alacağın tamamının dava edildiğine yönelik istinaf sebebleri yerinde görülmemiştir.Bunun dışında davalı talep edilen tutarın bir kısmını takipten sonra ödediğine göre borç miktarı bilinen bir miktardır.

Kısmi ödemenin bir kısmı giderlere mahsup edilince kalan ana para tutarı da aynı şekilde muayyen ve belirli olduğundan, icra inkar tazminatına hükmedilmesinde isabetsizlik yoktur. Takip tarihinden sonra kısmi ödeme yapan borçlu ,icra vekalet ücreti ,ödeme tarihine göre tahsil harcı,ödeme tarihine kadar işleyen faiz vs,ferilerden sorumlu olup,verilen hükümde hukuka aykırılık bulunmadığından istinaf sebebleri yerinde olmayan davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, dava değerinin hüküm verilen (28.104,86- TL) olduğu belirlendiğinden kesin olarak karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Davalıdan alınması gereken 1.919,84-TL istinaf karar harcından peşin yatan 479,96-TLnin mahsubu ile bakiye 1.439,90-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, hükümden sonra davacı gider avansından karşılanan 24,50-TL posta masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMk 362(1) a maddesi gereğince oy birliğiyle karar verildi. 06/10/2020

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/165260 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.