6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Talep sonucuyla örtüşen ihtiyati tedbir istenemez

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/1046 E. 2020/954 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İhtiyati tedbiristinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ Emsalİhtiyati tedbir usulü (yaklaşık ispat / teminat / itiraz)

Davacının nitelemesi: Yönetim Kurulu Üyesinin Azli ve Kayyum Atanması mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Netice-i talebi davalının anonim şirket yönetim kurulu üyeliğinden azli olan bir davada, aynı içerikte istenen ihtiyati tedbir talebi, hüküm sonucunu önceden elde ettirecek nitelikte olduğundan ve HMK 390/3 gereği aranan yaklaşık ispat ölçüsü karşılanmadığından reddedilir.

Ele alınan sorunlar

İhtiyati tedbir talebinin yaklaşık ispat ve dava sonucuyla örtüşme yönünden reddi → ret

İddia: Davacı vekili, davalının yıllardır süregelen zarar verici eylemleri bulunduğunu, davalının şirketteki görevlerinden azledilmesi gerektiğini ve ara kararın kaldırılarak davalının yönetim kurulu üyeliği ve başkanlığından azli ile şirketi temsil ve ilzam yetkisinin kaldırılmasına, şirkete tedbiren yönetim kayyumu, olmazsa denetim ve onay kayyumu atanmasına karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: HMK 389/2 uyarınca mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hale geleceği veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde ihtiyati tedbir kararı verilebilir. HMK 390/3 uyarınca tedbir talep eden taraf, dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendi haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Dava dilekçesindeki netice-i talep ile ihtiyati tedbir talep sonucu örtüşmektedir; davacının nihai talebi davalının yönetim kurulu üyeliğinden azli olduğundan, hüküm sonucunu elde edecek şekilde ihtiyati tedbir kararı verilemez. Ayrıca dosya kapsamının değerlendirilmesinde, mahkemenin ihtiyati tedbir kararının haklılığını ortaya koyacak delil değerlendirmesi yapması ve yaklaşık ispat ölçüsüne yaklaşması gerekirken, somut olayda yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmemiştir. TTK 364 ve 408. maddeleri uyarınca yönetim kurulu üyelerinin kusurlu işlemlerinden dolayı şirkete ve ortaklarına karşı hukuki, cezai ve idari sorumlulukları bulunduğundan, bu yollara başvurulabileceği de dikkate alınarak yaklaşık ispatın gerçekleşmediği sonucuna varılmıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

İhtiyati tedbir talebinin, davanın netice-i talebiyle örtüşerek hüküm sonucunu önceden sağlayacak nitelikte olması halinde reddedilmesi gerektiğine ve yönetim kurulu üyesinin azli talebinde yaklaşık ispat ölçüsünün aranmasına ilişkin tespitler yönünden bölgesel ikna edici emsal değer taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ihtiyati tedbir yaklaşık ispat yönetim kurulu üyeliğinden azil kayyum atanması anonim şirket yönetim kurulu üyesinin sorumluluğu

Atıf yapılan mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — H.M.K. 389/(2)H.M.K. 390/3H.M.K. 353(1)b-1H.M.K. 362(1)-f · 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — 6102 sayılı TTK 3646102 sayılı TTK 408

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2020/1046

KARAR NO 2020/954

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 30/06/2020 (Ara Karar)

NUMARASI 2019/954 Esas

TALEP İhtiyati Tedbir

İSTİNAF KARAR TARİHİ 07/10/2020

İlk derece mahkemesince verilen 30/06/2020 tarihli ara kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü.

DAVA

Davacı vekili, davalının şirket içerisindeki görev ve yetkilerini kötüye kullanarak davacının da hissedarı olduğu 2013 yılından bu yana ... A.Ş.'ne zarar verdiğinin tespit edilerek zararın TTK ve sair mevzuat hükümleri uyarınca davalıdan zarar verme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte şirket lehine tazminini, davalı ...'nın şirket yönetim kurulu üyeliği ve başkanlığından azli ile şirketi temsil ve ilzam yetkisinin kaldırılmasını, şirkete tedbiren yönetim kayyumu atanmasını, aksi halde şirkete tedbiren denetim ve onay kayyumu atanmasını talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, davada belirsiz alacak davası koşullarının mevcut olmadığını, davacının öncelikle zarara sebep olan vakıayı ortaya koyması ve zararın ispatı gerektiğini, davacının ilgili olaylar nedeniyle genel kurul toplantısında olumlu oy kullanması ve ibra etmesi nedenleri ile dava hakkı bulunmadığını, davanın esasına girilmesi halinde, davanın olayların somut olarak belirlenmemiş olması ve afaki iddialarla açılmasının mümkün olmaması, müvekkilimin kusurlu fiil ve işlemleri bulunmaması, bir illiyet bağından da söz edilmesinin mümkün bulunmaması ve zarara sebebiyet vermiş olmaması, beyan ve iddialarının usul ve yasaya aykırı, haksız, mesnetsiz ve tamamen kötü niyetli olması nedenleri ile esastan reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerekli olup bu hususta mahkemece kanaat oluşmadığı, talep sahibinin, hakkını tehdit eden yakın bir tehlike nedeniyle ivedi bir koruma ihtiyacı içinde bulunmadığı gibi ihtiyati tedbir kararı verebilmek için hâkimin somut sebep göstermesi ve ihtiyati tedbir kararının haklılığını ortaya koyacak delil değerlendirmesi yapması ve yaklaşık ispat ölçüsüne yaklaşması gerekli olup talep eden vekili tarafından dosyaya sunulan delillerin somut delil kabul edilip haklılık konusunda yaklaşık ispat ölçüsü kriterine uymaması gözönüne alınarak davacı tarafın ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; 2013 yılından bu yana şirketi zarara uğratan pek çok işlemler yapıldığını, davalının şirketi zarara sokan eylemlerinin süreklilik arz ettiği, davalının, şirketteki görevlerinden azledilmesi gerektiğini, zarara uğratılan ... AŞ.’nin holding olarak kendisine bağlı şirket bulunmadığını ve şirketin mevcut mal varlığından elde ettiği kira işlemleri dışında da bir faaliyeti bulunmadığını ,ara kararın kaldırılarak, davalının YK başkanı ve münferit imza yetkilisi olduğu ... A.Ş.’ne verdiği zararların tazmini davasında, davalının müteaddit ve yıllara sari olarak devam eden fiil ve eylemleri ile kendi çıkarları doğrultusunda verdiği zararların önlenebilmesi bakımından; davalı ...’nın, şirket yönetim kurulu üyeliği ve başkanlığından azli ile şirketi temsil ve ilzam yetkisinin kaldırılmasını, şirkete tedbiren yönetim kayyumu atanmasını, yönetim kayyumu atanmaması halinde tedbiren şirkete denetim ve onay kayyumu atanmasını, talep etmiştir.

GEREKÇE

Elde ki dava; anonim şirket yönetim kurulu üyesine karşı açılmış bir sorumluluk davası ile birlikte anonim şirket yönetim kurulu üyeliğinden azli ile yönetim kayyımı atanmasına ilişkindir. H.M.K.'nın 389/(2). maddesi; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." Aynı Yasa'nın 390/3. maddesi; "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir.

Somut olayda;dava dilekçesinde neticei taleplerinde davalının anonim şirket yönetim kurulu üyeliğinden azlinin talep edildiği anlaşılmaktadır. Buna göre davacının sonuç talebi davacının ihtiyati tedbire ilişkin talep sonucu ile örtüşmektedir. Hüküm sonucunu elde edecek şekilde ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği gibi dosya kapsamının değerlendirilmesi neticesinde, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde ihtiyati tedbir kararı verilebilecek olup , mahkemenin ihtiyati tedbir kararının haklılığını ortaya koyacak delil değerlendirmesi yapması ve yaklaşık ispat ölçüsüne yaklaşması gereklidir.

6102 sayılı TTK’nun anonim şirketlere ilişkin 364 ve 408. maddeleri hükümleri, YK üyelerinin kusurlu işlemlerinden dolayı şirkete ve ortaklarına karşı sorumlu olduklarından hukuki ve cezai ve idari sorumlulukları yoluna gidilebileceği de dikkate alındığında, yaklaşık ispat gerçekleşmediğinden ,isteğin reddine ilişkin ara kararına karşı davacı vekilinin istinaf sebebleri yerinde görülmemiş ,başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı/ihtiyati tedbir isteyen vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.07/10/2020

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/165228 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.