6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Hisse devri iddiasının tanıkla ispatı mümkün değildir; ortaklıktan çıkarma talebi şirkete aittir

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/591 E. 2020/956 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TazminatdiğerKesinlik belirsiz

★ Emsal

Davacının nitelemesi: Hisse Devri Tespiti ve Ortaklıktan Çıkarma mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Bir kişinin, şirket ortağı olan başka bir gerçek kişi adına kayıtlı hissenin aslında kendisine ait olduğu yönündeki iddiası, mevcut kayda göre aksinin ileri sürülmesi niteliğinde olup miktar itibariyle yazılı belge ile ispatlanmalıdır; bu husus tanıkla ispat edilemez. Tüzel kişilik perdesinin aralanması kavramı, sorumluluğun tüzel kişilik arkasına gizlenmesi hâllerine özgü olup hisse mülkiyeti ihtilaflarında uygulanmaz. TTK 640/3 uyarınca bir ortağın haklı sebeple şirketten çıkarılmasını isteme hakkı şirkete ait olup, diğer bir ortak tarafından bizzat ileri sürülemez. Ayrıca istinaf incelemesinde dava değerine göre nispi harç ikmal edilmiş olması, lehine hüküm verilen tarafın vekalet ücretinin de nispi esasa göre belirlenmesini gerektirir.

Ele alınan sorunlar

Davalı adına kayıtlı %80 hissenin davacıya ait olduğu iddiasının ispatı → ret

İddia: Davacı, davalı ...'a ait %80 hissenin aslında kendisine ait olduğunu, buna dair mutabakat bulunduğunu, tüzel kişilik perdesinin aralanması gerektiğini ve tanık ifadelerinin doğru değerlendirilmediğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

Gerekçe: Davalı ... adına kayıtlı hisselerin aslında davacıya ait bulunduğu iddiası, uyuşmazlığın miktarına ve mevcut kayda göre aksinin ileri sürülmesi niteliğinde olduğundan, yazılı belge ile ispatı gerekmektedir. Davacının bu yolda bir ispat vasıtası bulunmamaktadır; hisse devrinin varlığı tanıkla ispat edilebilecek nitelikte değildir, zira HMK 200 vd. uyarınca bu hususun tanıkla ispatı mümkün değildir. Tüzel kişilik perdesinin aralanması kavramı, gerçek kişilerin sorumluluklarını tüzel kişilik arkasına gizleme çabalarının giderilmesine yönelik bir kavramdır; somut olayda uygulanması gereken bir husus değildir. Bu nedenlerle %80 hissenin davacıya ait olduğu iddiası ispatlanamadığından buna ilişkin istinaf sebepleri yerinde bulunmamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Bakırköy 4. ATM 2014/950 Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılması talebi → ret

İddia: Davacı, Bakırköy 4. ATM'nin 2014/950 Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Bakırköy 4. ATM'nin 2014/950 esas sayılı dosyasının konusu, o dosyada davalı olan ...'ın şirketten alacağının bulunmadığının tespitine yöneliktir; bu dava, eldeki davanın (hisse iddiası ve ortaklıktan çıkarma talebi açısından) sonucunu doğrudan etkileyecek nitelikte olmadığından bekletici mesele yapılması talebi yerinde değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Gerçek kişi ortakların şirketten haklı sebeple çıkarılması talebinin ortak tarafından ileri sürülebilirliği → ret

Gerekçe: TTK 640/3 maddesi uyarınca ortağın haklı sebeple şirketten çıkarılması talebinde bulunma hakkı, haklı sebebin bulunması koşuluyla şirkete tanınmıştır. Bu nedenle davacının, gerçek kişi davalıların şirketten çıkartılması talebi, bu hakkın ancak şirket tarafından ileri sürülebileceği gözetilerek reddedilmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Şirketin fesih ve tasfiyesi ile ortaklık payının ödenmesi talebi → ret

Gerekçe: Davacı, dava dilekçesindeki 7 nolu bentte yer alan şirketin feshi ve tasfiyesi ile ortaklık payının kendisine ödenmesi yönündeki talebinden ilerleyen aşamada feragat etmiştir. Bu nedenle söz konusu talep, feragat nedeniyle reddedilmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Davalılar lehine hükmedilecek vekalet ücretinin nispi mi maktu mu olacağı → kabul

İddia: Davalılar vekili, 800.000 TL dava değeri üzerinden davalılar lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davacının, davalı ...'ın %80 oranındaki payının (800.000 TL nominal değere sahip) kendisine ait olduğu iddiasıyla dava açtığı, davacının mülkiyet iddiası nedeniyle nispi harca tabi bulunduğu ve harcın bu miktar üzerinden ikmal edildiği gözetilerek, davalılar lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Bu nedenle davalılar vekillerinin istinaf başvurusu kabul edilmiş ve ilk derece mahkemesi kararı bu yönden kaldırılarak, davalılar vekili için nispi vekalet ücretine hükmedilmiştir.

Gerekçe kaynağı: düzeltme

Emsal değeri

Karar, bir ortağın diğer ortağın hissesinin kendisine ait olduğu iddiasının tanıkla ispatının mümkün olmadığını ve TTK 640/3 uyarınca ortaklıktan çıkarma talebinin ancak şirket tarafından ileri sürülebileceğini net biçimde ortaya koyması yönünden bölgesel emsal değer taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hisse devri iddiası tanıkla ispat yasağı (HMK 200) tüzel kişilik perdesinin aralanması TTK 640/3 haklı sebeple ortaklıktan çıkarma bekletici mesele feragat nispi vekalet ücreti HMK 353(1)b-1 esastan ret HMK 353(1)b-2 düzelterek yeniden esas hakkında hüküm

Atıf yapılan mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 200HMK 353(1)b-1HMK 353(1)b-2HMK 361/1 · 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 640/3

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2020/591

KARAR NO 2020/956

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 04/10/2017

NUMARASI 2014/958 Esas-2017/839 Karar

DAVA

Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 08/10/2020

Dairemizce verilen hükmün Yargıtay 11. Hukuk Dairesi tarafından bozularak iadesi üzerine yapılan duruşma sonunda gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Dava; ... Ltd. Şti'nin ... aleyhine açtığı ve başlangıçta Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/293 esas sayılı dosyasında görülen tazminat davasında davalı konumunda olan ...'ın ... Ltd. Şti, ... ve ... aleyhine açtığı karşı dava olup, karşı davanın tefriki ile ayrı bir esasa kaydedilerek(2014/50) bağımsız bir dava olarak görülen dava da: davacı vekili, müvekkili ile davalılar ... ve ...'ın davalı şirketin ortakları olduğunu, taraflar arasında muhtelif mahkemelerde muhtelif davalar bulunduğunu, şirket ortağı olan ...'a ait %80 hissenin devir taahhüdü kapsamında müvekkiline ait olduğunu belirterek söz konusu hissenin davacı ...'a aidiyetinin tespitine, ayrıca şirket ortakları olan ...

ve ...'ın haklı nedenle şirketten çıkartılmasına ve bu talepleri kabul edilmediği takdirde terdidli olarak da davalı şirketin fesih ve tasfiyesi ile müvekkilinin ortaklık payının kendisine ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalılar vekili, davacı ile müvekkillerinin davalı şirkette ortak olduklarını, taraflar arasında çeşitli davaların bulunduğunu, davacı tarafın karşı dava dilekçesinde talep etmiş olduğu istemlerin hiçbirinin yasal dayanağı bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI VE SÜREÇ

Mahkemece şirket ortağı ...'ın % 80 oranındaki hissesinin davacıya devredeceği yönünde herhangi bir taahhüdün bulunmadığı, ayrıca davalıların şirket ortaklığından çıkarılmasını gerektirecek nitelikte haklı bir nedenin mevcut olmadığı, davacının şirketi yönettiği dönemde gerekli sadakat ve özeni göstermeyerek şirketi zarara uğrattığının Bakırköy 6.ATM 2012/216-537 E-K sayılı kesinleşen ilamına göre davacı tarafın kusurlu davranışlarıyla şirketi zarara uğrattığı, şirket yönetiminde bulunduğu dönemde kendisinin kusurlu olduğu ve davalıların şirket ortaklığından çıkartılmasını gerektirir herhangi bir kusurlarının kanıtlanamadığı gerekçeleriyle davalı şirketin fesih ve tasfiyesi ile ortaklık payının kendilerine ödenmesi yönündeki talebin feragat nedeniyle reddine, bunların dışındaki sair taleplerin ise sübuta ermediğinden reddine karar verilmiştir.

Davacı tarafın istinaf başvurusu ile; tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisinin nazara alınmamasının hatalı olduğu, Bakırköy 4. ATM'nin 2014/950 Esas sayılı dosyasının bekletici sorun yapılması gerektiğini, raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmediği, Bakırköy 6. ATM nin davacının şirketteki yöneticilik görevinden azline ilişkin 2012/216 E-201/537 K Sayılı kararının eldeki davanın sonuçlandırılmasına elverişli olmadığı, tanık ifadelerinin doğru değerlendirilmediği sebepleriyle kararın kaldırılması, davalılar vekilinin de istinaf başvurusu ile; 800.000-TL dava değeri üzerinden davalılar lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olması sebebiyle mahkeme kararının kaldırılması ve nispi vekalet ücretine hükmedilmesi talep edilmiştir.

Dairemizce yapılan istinaf incelemesi neticesinde; 2017/885 Esas-2018/740 Karar sayılı ve 13/06/2018 tarihli hüküm ile; "Davacının talebi ; davalılardan ... adına kayıtlı bulunan %80 hissenin aslında kendisine ait olduğunu bu hususta mutabakat bulunduğunu ,şirketin %80 hissesinin davalı baba ...'a verildiğini ,%10 un da o sırada yurt dışında bulunan diğer davalıya verildiğini ,şirketin mevcut haline gelmesi için gece gündüz çalıştığını ,güvene dayalı olarak hisselerin davalı üzerinde gözüktüğünü karşı davalı ...'ın saldırgan davranışlarının aklı sebeb oluşturduğu, davalıların şirketten çıkartılmasına, bu talep kabul görmediği takdirde terditli olarak şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesi talep edilmiş ilerleyen aşamalarda fesih ve tasfiye talebinden feragat edilmiştir.Davacının, davalı ...'ın sahibi olduğu şirketin %80 hissesinin kendisine (davacıya) ait olduğunu ispatlayacak bir delili yoktur.

Davalı ... adına kayıtlı hisselerin aslında davacıya ait bulunduğu uyuşmazlığın miktarına ve mevcut durumun aksi iddia edildiğine göre yazılı belge ile ispatı gerekmektedir.Davacının bu yolda bir ispat vasıtası yoktur. Tüzel kişilik perdesinin aralanması kavramı, gerçek kişilerin sorumluluklarını tüzel kişiliğin arkasına gizleme çabalarının giderilmesi olup, dava konusu somut olayda uygulanması gereken bir kavram değildir.Davanın konusu davalı ...'ın şirketteki % 80 hissesini davacıya devretmekle yükümlü olup olmadığının belirlenmesi gerektiği bu yoldada tanık beyanlarına dayanmakta ise de esasen tanıkla ispatında HMK 200 vd.uyarınca mümkün bulunmamaktadır.%80 hissenin davacıya ait olduğu iddiası ispatlanmadığından reddine ilişkin hükme karşı ileri sürülen istinaf sebebleri yerinde bulunmamaktadır.

Davacının diğer istemi şirketin %90 hissesine sahip davalıların şirketten çıkarılmasına ilişkindir.TTK nun 640/3 maddesi gereği bu konuda istemde bulunma hakkı haklı sebebin bulunması koşuluyla şirkete tanınmıştır. Bekletici mesele yapılması istenen Bakırköy 4. ATM nin 2014/950 E sayılı dosyasının sonucunun dahi bu davanın (bu istem açısından) sonuçlandırılmasına dayanak tutulması mümkün olmadığına göre istinaf başvurusu yerinde değildir. Zira Bakırköy 4. ATM nin 2014/950 esas sayılı davanın konusunun o dosyada davalı konumunda olan ...'ın, ... Ltd. Şti 'den alacağının bulunmadığının tespitine yönelik olduğu, bu haliyle belirtilen davanın, eldeki davanın sonucunu doğrudan etkileyecek nitelikte olmadığı anlaşılmaktadır.

Açıklanan nedenlerle davacının istinaf nedenleri yerinde olmayıp, verilen karar, esas yönünden dosya içeriğine, usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, davacı tarafın istinaf başvurusunun reddine, davacının davalı ...'ın %80 oranındaki payı 800.000,-TL nominal değere sahip olup bu hisselerin kendisine ait olduğu iddiasıyla dava açtığı, davacının mülkiyet iddiası nedeniyle nispi harca tabi bulunduğundan 27/12/2013 tarihinde 800.000-TL üzerinden harcın ikmaline karar verilmiş olup harcında ikmal edildiği, davalılar lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. üzerinden nispi avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinden hükmün vekalet ücretine ilişkin 5. bendinin "Davalılar vekili için takdir olunan 45.950- TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine" şeklinde düzeltilmesine karar verilmiştir.

Dairemizin 2017/885 Esas-2018/740 Karar sayılı ve 13/06/2018 tarihli kararının davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 11. HD'nin 2018/4973 Esas-2020/2421 Karar sayılı ve 05/03/2020 tarihli ilamı ile; 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 maddesiyle, bölge adliye mahkemesince, incelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı takdirde başvurunun esastan reddine karar verileceği hüküm altına alındığı, aynı Yasa’nın 353/1-b-2 maddesiyle ise, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verileceğinin düzenlendiğini, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü üzerine İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, esas hakkında yeniden hüküm kurulması gerekirken sadece vekalet ücreti yönünden hüküm tesisi doğru olmadığı gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.

Dairemizce usul ve yasaya uygun görülen bozma ilamına uyulmuş, hükmüne uyulan Yargıtay bozma ilamı gereği; İlk Derece Mahkemesi kararının HMK.'nın 353(1)b-2 maddesi gereği kaldırılmasına, yukarıda yazılı gerekçeyle davacının ispatlanamayan davalı ...'a ait hisselerin iptali ile adına tescili ve gerçek kişi davalıların şirketten çıkartılmaları talebinin ancak şirket tarafından istenebileceği gözetilerek reddine ,şirketin fesih ve tasfiyesi ve şirketten çıkma taleplerinin de feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalılar vekillerinin istinaf başvurularının KABULÜNE; Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/10/2017 Tarih 2014/958 Esas-2017/839 Karar sayılı hükmünün HMK.'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davacının dava dilekçesinin 7 nolu bendinde yer alan davalı şirketin feshi ve tasfiyesi ve ortaklık payının kendilerine ödenmesi yönündeki talebin vaki feragat nedeniyle REDDİNE, Davacı tarafın dava dilekçesinde yer alan 7 nolu bend dışındaki sair taleplerinin sübuta ermediğinden REDDİNE, İlk derece mahkemesine ilişkin olarak; "Alınması gereken 54,40-TL harcın peşin yatırılan 13.662-TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 13.607,60-TL karar harcının karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine, Davacı tarafından yapılan yargı giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Davalılar vekili için takdir olunan 45.950-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine Davacıdan alınması gereken 54,40-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 31,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 23,-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Davalılar tarafından yatırılan 31,40-TL peşin istinaf karar harcının iadesine,Davacı tarafın yaptığı istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına, Davacı vekili için takdir olunan 1.700-TL istinaf duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya

ödenmesine, Davalı vekili için takdir olunan 1.700-TL istinaf duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Gerekçeli kararın birer örneğinin taraflara tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 07/10/2020

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/165208 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/8197 E. 2022/4958 K. · Onandı

Sicil kaydının aksine pay aidiyeti iddiası yazılı belgeyle ispat edilmelidir

Gerekçe özeti

Sicilde başkası adına kayıtlı payların aslında kendisine ait olduğu iddiası, mevcut durumun aksi iddia edildiğinden yazılı belge ile ispatlanmalıdır; ispat vasıtası yoksa iddia reddedilir ve tüzel kişilik perdesinin aralanması bu tür bir aidiyet uyuşmazlığında uygulanmaz. Ortağın haklı sebeple çıkarılması TTK 640/3'te haklı sebep koşuluna bağlıdır; eldeki davanın sonucunu doğrudan etkilemeyen başka bir dava bekletici mesele yapılamaz. Fesih-tasfiye talebinden feragat, o talebin reddini gerektirir.

Emsal değeri

Sicil kaydının aksine pay aidiyeti iddiasının yazılı belgeyle ispatı gerektiği, tüzel kişilik perdesinin aralanmasının bu tür uyuşmazlıkta uygulanmayacağı ve sonucu doğrudan etkilemeyen davanın bekletici mesele yapılamayacağı yönünden emsal değeri taşır (Yargıtay'ca onanan BAM holding'i).

Kavramlar: pay aidiyetinin tespiti ispat yükü yazılı belgeyle ispat tüzel kişilik perdesinin aralanması haklı sebeple ortaklıktan çıkarma bekletici mesele davadan feragat

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2020/8197 E.  ,  2022/4958 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce bozmaya uyularak davanın esastan reddine-kabulüne dair verilen 07.10.2020 tarih ve 2020/591 E- 2020/956 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 14.06.2022 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili ile davalılar... ve ...'ın davalı şirketin ortakları olduğunu, taraflar arasında muhtelif mahkemelerde davalar bulunduğunu, şirket ortağı olan ...'a ait %80 hissenin devir taahhüdü kapsamında müvekkiline ait olduğunu ileri sürerek, söz konusu hissenin müvekkiline aidiyetinin tespitine, ayrıca şirket ortakları olan... ve ...'ın haklı nedenle şirketten çıkartılmasına ve bu talepleri kabul edilmediği takdirde davalı şirketin fesih ve tasfiyesi ile müvekkilinin ortaklık payının kendisine ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama aşamasında fesih ve tasfiye talebinden feragat etmiştir.

Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece davalı şirketin fesih ve tasfiyesi ile ortaklık payının kendilerine ödenmesi yönündeki talebin feragat nedeniyle, bunlar dışındaki sair taleplerin ise sübuta ermediğinden reddine karar verilmiş; karara karşı taraf vekilleri istinaf yoluna başvurmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince, bozma ilamına uyularak, davalı ... adına kayıtlı hisselerin aslında davacıya ait bulunduğu iddiasının uyuşmazlığın miktarına ve mevcut durumun aksi iddia edildiğine göre yazılı belge ile ispatı gerektiği, davacının bu yolda bir ispat vasıtası olmadığı, tüzel kişilik perdesinin aralanması kavramının gerçek kişilerin sorumluluklarını tüzel kişiliğin arkasına gizleme çabalarının giderilmesi olduğu, dava konusu somut olayda uygulanması gereken bir kavram olmadığı, TTK'nun 640/3 maddesi gereği bu konuda istemde bulunma hakkının haklı sebebin bulunması koşuluyla şirkete tanındığı, bekletici mesele yapılması istenen Bakırköy 4. ATM’ nin 2014/950 E sayılı dosyasının sonucunun dahi bu davanın (bu istem açısından) sonuçlandırılmasına dayanak tutulmasının mümkün olmadığı, Bakırköy 4.

ATM nin 2014/950 esas sayılı davanın konusunun o dosyada davalı konumunda olan ...'ın, Teknik Lazer Ltd. Şti 'den alacağının bulunmadığının tespitine yönelik olduğu, bu haliyle belirtilen davanın, eldeki davanın sonucunu doğrudan etkileyecek nitelikte olmadığı, davacının davalı ...'ın %80 oranındaki payı 800.000.-TL nominal değere sahip olup bu hisselerin kendisine ait olduğu iddiasıyla dava açtığı, davacının mülkiyet iddiası nedeniyle nispi harca tabi bulunduğundan 27/12/2013 tarihinde 800.000.-TL üzerinden harcın ikmaline karar verilmiş olup harcında ikmal edildiği, davalılar lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan ...Ü.T. üzerinden nispi avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne;

Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/10/2017 Tarih 2014/958 Esas-2017/839 Karar sayılı hükmünün HMK.'nın 353 (1) b-2 gereği kaldırılmasına, davacının dava dilekçesinin 7 nolu bendinde yer alan davalı şirketin feshi ve tasfiyesi ve ortaklık payının kendilerine ödenmesi yönündeki talebin vaki feragat nedeniyle reddine, davacı tarafın dava dilekçesinde yer alan 7 nolu bend dışındaki sair taleplerinin sübuta ermediğinden reddine karar verilmiştir.

Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.

Dosyadaki yazılara, Bölge Adliye Mahkemesince HMK'nın 373/3. maddesi uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 26,30 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 16/06/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.