6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Hisse devrinin bağış mı satış mı olduğunun ispatı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/831 E. 2020/1277 K. · · İlk derece: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Alacakistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık

★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Davacının nitelemesi: Hisse Devir Bedelinin Tahsili mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Bir tarafın devrin yapıldığını kabul edip yalnızca hukuki niteliğini (bağış/satış) farklı gösterdiği durumlarda vasıflı ikrar söz konusu olur; vasıflı ikrar bölünemeyeceğinden ikrar eden taraf ispat yükü altına girmez, iddiasını (devrin ivazlı/satış niteliğinde olduğunu) ileri süren karşı taraf bunu yazılı delille ispatlamak zorundadır. Devir sözleşmesinde satıştan söz edilmemiş, yalnızca devir ve temlik ifadesi kullanılmışsa ve bedel ödemesi taahhüdü ayrı bir hukuki işlem niteliğinde ise, bu husus da yazılı delille ispatlanmalıdır; ispatlanamaması halinde devrin bedelsiz (bağış) olduğu kabul edilir.

Ele alınan sorunlar

Davacı ...'nın aktif husumeti (pay sahipliği) → ret

Gerekçe: Davacı ...'nın davalı şirkette pay sahibi olmadığı, bu nedenle davasının aktif husumet yokluğundan reddedilmesinde isabetsizlik bulunmadığı kabul edilmiştir. (BAM'ca yerinde görülen İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi gerekçesi)

Hisse devrinin hukuki niteliği: bağış mı, satış mı ve ispat yükünün belirlenmesi → ret

İddia: Davacılar, 08.02.2010 tarihli ilk devrin bedel karşılığı yapılan bir satış işlemi olduğunu, çalışanlara verilen hisselerin şirketin satışı öncesi bedeli ödeneceği vaadiyle geri alındığını, bu nedenle ikinci devrin (davalıya yapılan) satış niteliğinde olduğunu, teşvik amacıyla bağışlanan hisselerin patrona bağışlama iradesiyle tekrar devredilmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davalı devreden, hisse devrinin yapıldığını kabul etmekle birlikte hisselerin davacılara bağış değil bedeli karşılığında verildiğini savunarak davacılar tarafından ileri sürülen hukuki ilişkinin niteliğini kabul etmemiştir; bu, vasıflı ikrar niteliğindedir. Vasıflı ikrarda karşı tarafın ileri sürdüğü maddi vakıanın varlığı kabul edilmekle birlikte onun hukuki niteliğinin ileri sürülenden başka olduğu bildirilir. Vasıflı ikrar bölünemeyeceğinden ikrar eden ispat yükü altında değildir; iddiasını ispatlama yükümlülüğü karşı tarafa aittir. Hisse devir sözleşmelerinde hisselerin devir ve temlik edildiği belirtilmiş, satıştan söz edilmemiştir. Davacılar, satış bedelinin daha sonra ödeneceğinin davalı tarafından vaad edildiği iddialarını HMK 200 vd. maddeleri uyarınca yazılı delille ispat etmek zorundadır, zira bu bir hukuki işlemdir. Davacıların 08.02.2010 tarihinde bedel ödemeden devraldıkları hisseleri, davalıya kendi serbest iradeleriyle herhangi bir şart/kayıt koşulmaksızın 18.12.2012 tarihinde devir ve temlik ettikleri, devrin şirketin pay defterine kaydedildiği; devirden sonra hisse devrinin ivazlı olduğunu ileri süren davacıların bu vakıayı ispat yükü altında olduğu, payların satıldığını ispat etmeleri gerektiği sonucuna varılmıştır. Davacılar hisselerin devir nedeninin satış sözleşmesi olduğunu, rayiç bedelin ödeneceğinin davalı tarafından taahhüt edildiğini kesin ve yazılı delille ispatlayamamışlardır. Çalışanların patronuna bağışta bulunduklarının kabul edilemeyeceği, bağış yoluyla edindikleri hisselerin maliki olduklarından yeniden iktisap ettiği hisselerin bedelini ödemesi gerektiğine yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Hisse devri gibi hukuki işlemlerde, karşı tarafın devrin varlığını kabul edip niteliğini (bağış/satış) farklı göstermesinin vasıflı ikrar sayılacağı ve bu durumda ispat yükünün karşı vasfı ileri süren tarafa geçeceğine ilişkin tespit yönünden bölgesel ikna edici emsal değeri taşımaktadır.

Usul tespitleri

Dava şartı
aktif husumet (pay sahipliği)

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
vasıflı ikrar ispat yükü hisse devri bağış aktif husumet yazılı delil

Atıf yapılan mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 200

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2020/831

KARAR NO 2020/1277

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 27/03/2019

NUMARASI 2014/891 Esas-2019/314 Karar

DAVA

Alacak

İSTİNAF KARAR TARİHİ 03/12/2020

Davanın reddine ilişkin hükmün bir kısım davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkillerinin davalı şirkette olan hisselerini davalı ...'ın şirkette yapılması düşünülen operasyon gerekçesine dayalı ricası ile bedelin eksiksiz ödeneceği vaadi ile güvene dayalı olarak adı geçene devrettiklerini, davacıların davalı şirketin çalışanı olduğunu,devirden uzun bir süre geçmesine rağmen devir bedellerinin ödenmediğini, davacıların hisseleri satın alındıktan sonra sermaye artırımına gidildiğini, böylece davacıların hisseleri devretmemiş olsalardı sahip olacakları rüçhan hakkının kullanılmasının engellendiğini,devrin irade fesadı dolayısıyla davacılar yönünden bağlayıcı olmadığını beyan ederek satış konusu hisselerini satış sonrası sermaye artımında rüçhan hakkına tekabül eden hisseler ile birlikte davacılara iadesini, aksi halde hisselerin rayiç bedellerinin satış tarihinden itibaren faizi ile birlikte davacılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

1-Davalı ... vekili; müvekkilinin davalı şirketin kurucu hissedarlarından olduğunu,şirketin 27/09/2002 tarihinde 100.000-TL sermaye ile kurulduğunu ve sermaye artırımı ile 6.500.000-TL'ye çıkarıldığını,her biri 10-TL olan 650.000-TL hisseye ayrıldığını, şirket hisselerinin 1.850.710-TL nominal değerli 185.271 adedinin müvekkilinin mülkiyetinde iken bunlardan 189.374 adedinin bazı çalışanların kar ve zarara ortak olmak bilinciyle hareket etmelerini temin amacıyla 20 şirket çalışanına 08/02/2010 tarihinde devrettiğini, devrin hisselerin nominal bedelleri karşılığında yapıldığını, ancak hisse devredilen kişilerin hisse devir bedeli ödemediğini, bedellerinin peşin olarak ödenmesi yerine şirketin elde edeceği net kardan yeni hissedarlara dağıtılacak kar paylarından ödenmesinin uygun görüldüğünü, taraflar arasında yazılı bir sözleşmenin yapılmadığını ve her iki tarafın iradelerinin aynı hukuki noktalar üzerinde uyuştuğunu ispatlayacak yazılı bir belgenin düzenlenmediğini, çalışanların maaşlarını aldığını, şirket kar ederse hisse devir bedellerini ödeyeceklerini ,aksi halde aynı bedelle devrederek borçlarını ödeyeceklerini, davacıların devrettikleri ve bedelini talep ettikleri hisselerin nominal bedelinin 63.000-TL iken ...

AO'na %30 altındaki bir bedelli 24.114.736-usd'ye satıldığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.2-Davalı ... AŞ; davalı şirketin taraf ehliyeti olmadığını, başlangıçta ... adına mevcut pay sahipliğinin 08.2.2010 tarihinde davacılara devredildiğini, 2 yılı aşkın süre sonra tüm hak ve borçlarıyla birlikte tekrar diğer davalıya devrettiklerini, davacıların bedelleri ödeyeceği inancıyla hisseleri devrettikleri ancak bedelleri ödenmediği iddialarının hukuken geçersiz olduğunu, çünkü ... davacılara hisse devri esnasında da aynı prosedürün uygulandığını,yapılan işlemlerde usulsüzlük varsa tüm hisse devirlerinin iptalinin gerekeceğini, bu davaların açılmasının sebebinin tüm hisselerin ...

A.Ş'ye devredilmesi nedeniyle davacıların kazanç elde etme gayreti olduğunu, oysa bu satıştan 2010 yılından beri katlanarak zarar eden müvekkilini yapılan yatırımının maliyetini bile karşılamasının mümkün olmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, davacı ...'nın davalı şirkette pay sahibi lmadığı,davacıların 08.02.2010 tarihinde bedel ödemeden devraldıkları davalı şirket hisselerini, davalı gerçek kişiye kendi serbest iradeleri ile her hangi bir şart/ kayıt koşulmaksızın 18.12.2012 tarihinde bedelsiz devrettikleri ve bu devrin pay sahipleri defterine işlendiği, devirden sonra davacıların hisse rayiç bedellerini talep etmesinin ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğu, hisse devrinin ivazlı olduğu ileri sürülmekle ispat yükünün vakıayı ileri süren davacılara ait olduğu, davacıların ilgili hisselerin bedeli karşılığında davalı gerçek kişiye satıldığını ispat etmelerinin lazım geldiği ; davacıların ilgili hisselerin devir nedeninin bağış sözleşmesi değilde satış sözleşmesi olduğunu kesin ve yazılı delille kanunen ispatlayamadığı gerekçesiyle davacı ...

yönünden aktif husumet yokluğundan reddine, diğer davacılar yönünden ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

İstinaf yoluna başvuran bir kısım davacılar vekili davalıların müvekkillerinin sahip olduğu teknik lisans/belge, teknik donanım ve çalışmaları sayesinde uluslararası alanda geçerliliği bulunan FAA ve EASA gibi teknik lisans ve yetkileri alabildiğini, bu lisanslara sahip yeterli sayıda personel bulundurması onu diğer rakip şirketlerden ayrıcalıklı kıldığını, aksi halde kendi şirket lisans ve yetkilerini kaybedeceğini de bildiğini, böylelikle çalışanları şirkete bağlı kıldığını hem de şirketin büyümesini arttırarak sürdürmeyi hedeflediğini, 08/02/2010 tarihinde müvekkillere yaptığı hisse devirlerinin, bedel karşılığı yapılan bir satış işlemi olmadığını, bağışlama işlemi olduğunu, çalışanlara verilen hisse senetlerinin, şirketin satışı öncesi bedeli ödeneceği vaadiyle geri alındığını, bu işlemin bir satış işlemi olduğunu, ikinci devrin satış olduğunu kabul etmekle birlikte, müvekkillerine yapılan ilk devrin de satış olduğu iddiasında bulunmasına rağmen, bu iddianın dinlenir bir yanının olmadığı ,teşvik amacıyla kendilerine şirket hissesi bağışlanan işçilerin, bu hisseleri bağışlama iradesi ile patronlarına tekrar devretmelerinin hayatın olağan akışına uygun olduğunun kabul edilemeyeceği,gerekçenin hukuka, hayatın gerçeklerine ve olağan akışına aykırı olduğunu belirterek,kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, hisse devri(satışı) sırasında ödenmeyen sonradan ödeneceği vaad edildiği ileri sürülen hisse devir bedelinin davalı gerçek kişiden tahsiline ilişkindir.2010 yılında davalı ...'a ait bir kısım hisselerin şirket çalışanları davacılara devredildiği ,yazılı sözleşme düzenlenmediği,bedel ödenmediği hususunda ihtilaf yoktur.Şirkete bağlılığı temini için bağışlandığı davacılar tarafından ileri sürülürken ,davalı devreden de ,hisse devrinin bedelli olduğunu ,bedellerin şirketin elde edilecek kar paylarının mahsubu suretiyle yapılacağını ,ödeme gerçekleşmediğinden iadesinin de bedelsiz olarak yapıldığını savunmuştur.Anlatılanlara göre ; davalı devreden hisse devrinin yapıldığını kabul etmekle birlikte ;hisselerin davacılara bağış değil bedeli karşılığında verildiğini savunduğundan davacılar tarafından ileri sürülen hukuki ilişkinin niteliğini kabul etmemektedir.Vasıflı ikrarda karşı tarafın ileri sürdüğü maddi vakıanın varlığı kabul edilmekle birlikte, onun hukuki niteliğinin (vasfının) ileri sürülenden başka olduğu bildirilir.

Vasıflı ikrar bölünemeyeceğinden, karşı yan iddiasını kanıtlamalıdır. Öğreti ve uygulamada,bağlantısız bileşik ikrar dışındaki ikrar türlerinin bölünemeyeceği, dolayısıyla, böyle durumlarda, ikrar edenin ispat yükü altında olmadığı kabul edilmekte, iddiasını ispatlama yükümlülüğünün, karşı tarafa ait olduğu benimsenmektedir.Hisse devir sözleşmelerinde de ; hisselerin davalıya devir ve temlik edildiği belirtilmiş , satışdan söz edilmemiştir.Davacılar,satış bedelinin daha sonra ödeneceğinin davalı ... tarafından vaad edildiği iddialarını HMK 200 vd.maddeleri uyarınca yazılı delille ispatı gerekmektedir. Zira hisse devir bedelinin daha sonra ödeneceği vaad edilmesi bir hukuki işlemdir. Zira davalının savunmasına göre ;ilk yapılan devrin davacı tarafça ileri sürülen nedenle (bağış nedeniyle ) değil, başka bir nedenle (hisse devir bedellerinin kar payları ile ödeneceği)ni savunmak suretiyle, vakıanın hukuksal niteliğinin ileri sürülenden farklı olduğunu bildirmiştir.

Somut olayda; davacıların 08.02.2010 tarihinde bedel ödemeden devraldıkları hisseleri, davalıya kendi serbest iradeleri ile her hangi bir şart/ kayıt koşulmaksızın 18.12.2012 tarihinde devir ve temlik ettikleri,devrin şirketin pay defterine kaydedildiği, devirden sonra davacıların, hisse devrinin ivazlı olduğu ileri sürdüğünden ispat yükünün vakıayı ileri süren davacılara ait olduğu,davacıların payların satıldığını ispatı gerektiği,gerekçesiyle davanın reddine ilişkin hükümde isabetsizlik görülmemiştir.Davacıların hisselerin devir nedeninin satış sözleşmesi olduğunu ,rayiç bedelin ödeneceğinin davalı tarafından taahhüt edildiğini kesin ve yazılı delille ispatlayamadıkları sonucuna varılmıştır.Davacılar vekilinin çalışanların patronuna bağışda bulunduklarının kabul edilemeyeceği, bağış yoluyla edindikleri hisselerin maliki olduklarından yeniden iktisap ettiği hisselerin bedelini ödemesi gerektiğine yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmemiş ,davacı ...'nın pay sahipliğini diğer davacıların da ,devir işleminin satış olduğunu kanıtlayamadıkları anlaşılmakla bir kısım davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına,İstinaf yoluna başvuran davacı tarafça yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.03/12/2020

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/163008 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/1485 E. 2022/7194 K. · Onandı

Devir ve temlik ifadeli sözleşmede ivazlılığı ispat yükünün devredende olması

Gerekçe özeti

Şirket hisseleri bedel ödenmeden ve "devir ve temlik" ifadesiyle, herhangi bir şart/kayıt konmaksızın devredilmiş ve pay defterine kaydedilmişse, devrin ivazlı (satış) olduğunu ve bedelin sonradan ödeneceğinin taahhüt edildiğini ileri süren devreden, bu vakıayı kesin ve yazılı delille ispatla yükümlüdür; ispatlayamazsa bedel talebi reddedilir. Pay sahipliğini kanıtlayamayan davacı yönünden dava aktif husumet yokluğundan reddedilir.

Emsal değeri

"Devir ve temlik" ifadeli ve bedel kararlaştırılmayan hisse devrinde, devrin ivazlı olduğunu ve bedel ödeneceği taahhüdünü ileri süren tarafın bunu kesin ve yazılı delille ispatla yükümlü olduğu yönünden Yargıtay'ca onanan holding niteliğindedir.

Kavramlar: hisse devri devir ve temlik ivazlı / ivazsız devir bağış-satış ayrımı ispat yükü kesin ve yazılı delil aktif husumet irade fesadı pay defteri

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2021/1485 E.  ,  2022/7194 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12.HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 27.03.2019 tarih ve 2014/891 E- 2019/314 K. sayılı kararın davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 03.12.2020 tarih ve 2020/831 E- 2020/1277 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 18.10.2022 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacılar vekili Av.

... ile davalı ... vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacılar vekili, aynı zamanda davalı şirketin çalışanları olan müvekkillerinin şirketteki hisselerini şirkette operasyon yapılacağı gerekçeli rica ve bedelinin eksiksiz ödeneceği vaadi üzerine davalı ... ...’e devrettiklerini, aradan geçen uzun zamana rağmen hisse bedellerinin ödenmediğini, hisse devirlerinin bedelsiz olmadığını, devirden sonra davalı şirketin sermaye artırdığını, müvekkillerinin rüçhan haklarını kullanmalarının da engellendiğini, davalıların bu eylemlerinin irade fesadı niteliği taşıdığını, bu irade fesadı sebebiyle hisse satışının müvekkilleri yönünden bağlayıcı olmadığını ileri sürerek devre konu edilmiş hisselerin müvekkillerine aidiyetinin tespitini, davalı şirket pay defterine müvekkilleri adına kaydını, kullanılması engellenen rüçhan hakkına tekabül eden hisselerin de bedeli mukabilinde müvekkillerine aidiyetine karar verilmesini, mahkemenin farklı kanaatte olması halinde şimdilik her bir müvekkilini için ayrı ayrı 10.000’er TL’nin devir tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalı ...

...’ten tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı MNG Teknik Uçak Hizmetleri A.Ş. vekili, taraf ehliyeti bulunmayan müvekkili şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, başlangıçta davalı ... ...’e ait payların 08.02.2010 tarihinde davacılara devredildiğini, aradan iki yıl kadar bir süre geçtikten sonra nama yazılı geçici ilmuhaberlerin ciro yoluyla tekrar diğer davalıya devrinin yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.

Davalı ... vekili, davacılardan ...’nın müvekkiline bir hisse devrinin bulunmadığını, müvekkilinin 08.02.2010 tarihinde bir kısım hisselerini şirketin kâr ve zararına ortak olma bilinciyle hareketlerini temin, diğer hissedarların hak ve sorumluluklarını paylaşıp yatırımcı sıfatına sahip olmalarını sağlamak amacıyla iyiniyetle aldığı karar sonrası diğer davacı şirket çalışanlarına devrettiğini, bu devir esnasında davacıların bir bedel ödemediklerini, zira müvekkilinin hisse devir bedellerini peşin değil kâr dağıtımı sırasında davacılara düşecek kâr tutarlarının kullanılarak ödenmesini uygun gördüğünü, eğer kâr elde edilirse kendilerine düşen bu kârdan müvekkiline hisse devir bedelini ödeyecekleri, kâr elde edilmezse kendi aldıkları hisse devirleri için borçlarını hisseleri iade etmek suretiyle ödeneceği hususunda anlaşıldığını, davacıların şirketin altından kalkılamayacak derecede zarara uğradığını görüp sahip oldukları hisselerini müvekkiline geri devrederek müvekkiline olan borçlarını ödediklerini savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ...'nın davalı şirkette pay sahipliğine ilişkin dosya kapsamında herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanılmadığı, davalı ile bu davacı arasında sözleşmesel veya fiili herhangi bir bağlantı bulunmadığı, davacıların 08.02.2010 tarihinde bedel ödemeden devraldıkları davalı şirket hisselerini, davalı gerçek kişiye kendi serbest iradeleri ile her hangi bir şart/ kayıt koşulmaksızın serbest iradeleri ile bedelsiz devrettikleri, devrin anonim şirket pay sahipleri defterine işlendiği, yasaya uygun devirden sonra davacıların hisse rayiç bedellerini talep etmesinin ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğu, hisse devrinin ivazlı olduğu ileri sürülmekle ispat yükünün vakıayı ileri süren davacılar üzerinde bulunduğu, davacıların ilgili hisselerin davalı gerçek kişiye satıldığını ispat etmeleri gerektiği halde davacıların ilgili hisselerin devir nedeninin bağış sözleşmesi değil de satış sözleşmesi olduğunu kesin ve yazılı delille kanunen ispatlayamadıkları gerekçesiyle davacı ...

yönünden aktif husumet yokluğundan, diğer davacılar yönünden esastan davanın reddine karar verilmiştir.

Davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekili, istinaf yoluna başvurmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince, hisse devir sözleşmelerinde hisselerin davalıya devir ve temlik edildiğinin belirtildiği, satıştan söz edilmediği, davacıların satış bedelinin daha sonra ödeneceğinin davalı ... tarafından vaad edildiği yönündeki iddialarını yazılı delille ispatının gerektiği, hisse devir bedelinin daha sonra ödeneceği vaadinin bir hukuki işlem olduğu, davacıların 08.02.2010 tarihinde bedel ödemeden devraldıkları hisseleri, davalıya kendi serbest iradeleri ile her hangi bir şart/ kayıt koşulmaksızın devir ve temlik ettikleri, devrin şirketin pay defterine kaydedildiği, devirden sonra davacıların, hisse devrinin ivazlı olduğunu ileri sürdüklerinden ispat yükünün vakıayı ileri süren davacılara ait olduğu, davacıların hisselerin devir nedeninin satış sözleşmesi olduğunu, rayiç bedelin ödeneceğinin davalı tarafından taahhüt edildiğini kesin ve yazılı delille ispatlayamadıkları, davacı ...'nın pay sahipliğini diğer davacıların da devir işleminin satış olduğunu kanıtlayamadıkları gerekçesiyle davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...

ve ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... vekili temyiz etmiştir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekili vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılara verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'den alınmasına, 19/10/2022 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Dava, satışı esnasında ödenmeyen pay senetlerinin bedelinin tahsili talebine ilişkindir.

Somut olayda davacılar davalılardan MNG Teknik Uçak Bakımı hizmetleri A.Ş'de olan hisselerini, bu şirkette yapılması düşünülen operasyon gerekçesi ve bedelin eksiksiz ödeneceği vaadiyle diğer davalıya güvene davalı olarak devrettiklerini, ancak bedelin ödenmediğini ileri sürerek irade fesadı dolayısıyla öncelikle ruçhan hakkının tekabul ettiği hisseleri ile birlikte iadesini, aksi halde rayiç bedellerinin satış tarihinden itibaren faiziyle tahsilini talep etmişler.

Davalılardan ... vekili müvekkilinin söz konusu şirketin kurucu hissedarı olduğunu 18.02.2010 tarihinde kendi hisselerinin bir bölümü olan 189.374 adedini bazı çalışanların kâr ve zarara ortak olmaları bilinciyle hareket etmelerini temin amacıyla 20 şirket çalışanına nominal bedelleri karşılığında devrettiğini, ancak davacıların bedelleri ödemediklerini, bedellerin peşin ödenmesi yerine şirketin elde ettiği kârdan hissedarlara dağıtılacak kâr paylarından ödenmesinin uygun görüldüğünü, aksi takdirde aynı bedelle hisseleri devretmek suretiyle borçlarını ödeyeceklerinin kararlaştırıldığını, şirket kâr etmediğinden davalıların söz konusu hisseleri iade ettiklerini ileri sürerek davanın reddini istemiştir.

Diğer davalı ise husumet itirazında bulunmuştur.

Taraflar arasında yazılı sözleşme yapılmamıştır.

Somut olay ve dosya kapsamına göre, davalı MNG... Şirketi kurucu ortağı olan davalı ..., kendine ait payların bir kısmını 08.02.2010 tarihinde kâr ve zararında devralanlara ait olmak üzere davacılarla birlikte bir kısım dava dışı kişilere devretmiştir. Bu devir işleminin temel nedeni çalışanları teşvik etmek için promosyon olarak verilmesidir. O nedenle çalışanlara yapılan devrin bedelsiz olduğundan söz edilemez. Daha sonra söz konusu şirketin satılması gündeme gelince davalı ...'ın istemi üzerine, bilahare bedelleri ödeneceği ve duyulan güven nedeniyle bu kezde 18.12.2012 tarihinde hisselerin davacılar tarafından davalı ...'a devredildiği ve bedelinde ödenmediği davalı tarafından da belirtilmiştir.

Zira davalı ... davacıların hisselerin bedelini ödememeleri nedeniyle borçlarını hisseleri tekrar devretmek suretiyle ödediklerini belirtmiştir.

Bu durum karşısında, yani davalı beyanından hisse bedellerinin davacılara ödenmediği anlaşıldığına, yine davalı gerçek kişinin belirttiği aşama ve işlemlerle ilgili yazılı sözleşme ve belgede bulunmadığına göre, satış bedelinin davacılar tarafından ispat edilmesi durumununda buna göre, ispat edilememesi durumunda devir tarihi olan 18.12.2012 tarihi itibariyle pay senetlerinin rayiç bedeli belirlenip hüküm altına alınması gerektiğinden kararın bozulması gerektiği görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluğun onama yönündeki görüşüne katılmamaktayız.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.