6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Yabancı mahkeme kararının tenfizinde karşılıklılık ve tebligat incelemesi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/1359 E. 2021/1349 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Tanıma ve tenfizistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık

★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)Tanıma-tenfiz usulü

Gerekçe özeti

MÖHUK 54 ve 50/1 kapsamında yabancı mahkeme kararının tenfizinde; karşılıklılık şartının, ilgili yabancı ülke mevzuatında Türk hukukuna benzer tenfiz hükümleri bulunması halinde fiilî uygulama yoluyla gerçekleşmiş sayılabileceği, Lahey Tebligat Sözleşmesi'nin 15. maddesi uyarınca dava dilekçesinin davalıya savunma hazırlamasına yetecek makul bir süre önce tebliğ edilmiş olması halinde davalının yokluğunda karar verilmesinin savunma hakkını kısıtlamayacağı, kararda kanun yolu ve süresinin gösterilmemesinin, tebliğ evrakında itirazların doğrudan yabancı mahkemeye yöneltileceği şerhi bulunması ve bu hususların ilgili yabancı hukuka göre belirlenmesi gerektiği gözetildiğinde tek başına tenfiz engeli oluşturmayacağı, kararın kesinleşmiş olmasının dava şartı niteliğinde olup mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gerektiği ve yabancı mahkemenin itirazda bulunulmadığına ilişkin bildirimi ile kesinleşmenin ispatlanabileceği kabul edilmiştir.

Ele alınan sorunlar

Karşılıklılık koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediği → ret

Gerekçe: MÖHUK 54. madde uyarınca tenfiz için taraf devletler arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilamların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmü veya fiilî uygulamanın bulunması gerekir. Hollanda ile Türkiye arasında yabancı mahkeme kararının tenfizine yönelik bir antlaşma bulunmasa da, bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere Hollanda mevzuatında yabancı mahkeme kararlarının tenfizine yönelik hüküm bulunduğu ve tenfiz şartlarının Türk hukukuna benzer şekilde düzenlendiği gözetildiğinde, tenfiz için zorunlu karşılıklılık koşulunun gerçekleştiği kabul edilmelidir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Davalıların savunma hakkının kısıtlandığı iddiası (tebligat süresi) → ret

İddia: Davalılar, Rotterdam Mahkemesi'nin kararının MÖHUK 54/1-c ve ç bentlerine aykırı olduğunu; dava dilekçesi ve duruşma gününün duruşma tarihinden 60 günden az bir süre önce tebliğ edilmesinin 1965 tarihli Lahey Sözleşmesi'nin 15. maddesine aykırı olduğunu, tebliğ evrakında savunmanın hangi usul ve sürede yapılacağının bildirilmediğini, taraf teşkili sağlanmadan gıyap kararı verildiğini ve bu kararın kendilerine tebliğ edilmediğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Dava dilekçesi ve duruşma günü davalılara 04.02.2017 ve 31.01.2017 tarihlerinde tebliğ edilmiş, tebligatın yapıldığına dair bildirim mahkemeye duruşma tarihi olan 28.03.2017 ve 30.03.2017 tarihlerinde ulaşmış, davalıların yokluğunda yapılan 28.03.2017 tarihli duruşma 14.04.2017 tarihine ertelenmiş ve tenfize konu karar bu tarihte verilmiştir. 15.11.1965 tarihli Lahey Sözleşmesi'nin 15/1. maddesine göre, belgenin davalının savunmasını hazırlaması için yeteri kadar vakit bırakacak bir tarihte tebliğ edilmiş olması gerekir; bu şart gerçekleşmedikçe hakim kararı ertelemek zorundadır. Dava dilekçesi, davalıların savunma hazırlamasını mümkün kılacak makul bir süre önce davalılara tebliğ edilmiş olup, mahkemece davalıların yokluğunda karar verilmiş olması, savunma haklarının kısıtlanmış olduğu şeklinde değerlendirilemez.

Gerekçe kaynağı: özgün

Karara karşı başvuru yolu ve süresinin gösterilmemiş olmasının tenfize engel olup olmadığı → ret

İddia: Davalılar, tenfize konu kararda karara karşı başvurulacak kanun yolu, başvuru usulü ve süresinin gösterilmediğini ve bu nedenle kararın kesinleştiğinden söz edilemeyeceğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Tenfize konu kararda, karara karşı başvuru yolu ve süresi gösterilmemiş ise de, dava dilekçesi ve mahkeme kararının usulüne uygun tebliğ edildiği, tebliğ evrakında davalılar vekillerinin süresinde cevap ve itirazlarını doğrudan yabancı mahkemeye gönderecekleri şerhinin bulunduğu, kararda bulunması gereken hususların Hollanda hukukuna göre belirlenmesi gerektiği düşünüldüğünde tenfiz engeli bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Yabancı mahkeme kararının kesinleşip kesinleşmediği (dava şartı) → ret

İddia: Davalılar, ilgili yabancı mahkeme kararının kesinleşmediğini, dosyada kesinleşme şerhi bulunmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: MÖHUK'un 50/1. maddesine göre yabancı mahkemelerden verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilamların Türkiye'de icra olunabilmesi tenfiz kararı verilmesine bağlıdır. Bu düzenleme karşısında yabancı mahkeme ilamının tenfizine karar verilebilmesi için öncelikle ilamın kesinleşmiş olması gerekmekte olup, dava şartı niteliğindeki bu husus mahkemece kendiliğinden gözetilmelidir. Mahkeme kararının davalılara usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, Hollanda Mahkemesi'nce de 20.01.2019 tarihi itibariyle karara karşı itirazda bulunulmadığının belirtilmiş olması karşısında, yabancı mahkeme kararının kesinleştiği açıktır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Antlaşma bulunmayan ülkelerle karşılıklılık koşulunun o ülke mevzuatındaki fiilî uygulama yoluyla nasıl ispatlanabileceği, tebligat süresinin Lahey Sözleşmesi'nin 15. maddesi karşısında yeterliliğinin değerlendirilmesi ve kanun yolu bilgisi eksik yabancı kararlarda kesinleşmenin nasıl tespit edileceği hususlarında BAM'ın kendi muhakemesiyle oluşturduğu değerlendirmeler içerdiğinden bölgesel emsal değer taşımaktadır.

Usul tespitleri

Dava şartı
Yabancı mahkeme ilamının tenfizi için ilamın o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş olması dava şartı niteliğindedir ve mahkemece kendiliğinden gözetilmelidir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tanıma ve tenfiz karşılıklılık esası kamu düzeni savunma hakkı kesinleşme dava şartı Lahey Tebligat Sözleşmesi

Atıf yapılan mevzuat: 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) — MÖHUK 54MÖHUK 54/1-dMÖHUK 50/1 · 1965 tarihli Lahey Sözleşmesi — 1965 tarihli Lahey Sözleşmesi 15/1

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2020/1359

KARAR NO 2021/1349

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 02/07/2020

NUMARASI 2019/385 Esas-2020//256 Karar

DAVA

Tanıma Ve Tenfiz

İSTİNAF KARAR TARİHİ 23/09/2021

Davanın kabulüne dair kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkilinin 2015 yılında yaptığı çeşitli taşımalara ilişkin ücretlerini davalılardan tahsil edemediğini, bu nedenle tenfizini talep ettiği Rotterdam Mahkemesine başvurduğunu, Rotterdam Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda 14.04.2017 tarihli ve 5848212/CV.EXPL 17-11256 esas sayılı kararın tesis edildiğini, işbu kararla bir miktar alacağın davalılardan tahsiline karar verildiğini, kararın davalılara Lahey Sözleşmesi uyarınca tebliğ edildiğini, kararın itiraz edilmeyerek kesinleştiğini, Hollanda ile Türkiye arasında yabancı ilamların tenfizi konusunda karşılıklılık bulunduğunu, ilgili mahkeme kararın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verildiğini, hükmün kamu düzenine aykırı olmadığını, yapılan yargılamada davalılara usulüne uygun tebligat yapılarak savunma imkanı sağlandığını belirterek, ilgili mahkeme kararının tenfizine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalılar vekili; hükmün tenfizi talebinin MÖHUK'un 54/1-d maddesine aykırı olduğunu, tenfizi istenen yabancı mahkeme kararında müvekkillerinin savunma hakkının kısıtlandığını, Rotterdam Mahkemesinde açılmış olan davaya ilişkin dava dilekçesinin 1 no.lu müvekkiline 04.02.2017 tarihinde (duruşma tarihinden 52 gün önce), 2 no.lu müvekkiline ise 31.01.2017 tarihinde (duruşma tarihinden 56 gün önce) tebliğ edildiğini, bu sürelerin savunma için yeterli olmadığını, 14/04/2017 tarihli gıyap kararının müvekkillerine tebliğ edilmediğini, tebliğ edilen dava dilekçesinde davalı müvekkillerinin Hollanda hukukuna göre hangi usul ve esaslara göre cevap verecekleri ya da duruşmaya katılacaklarının bildirilmediğini, bu nedenle savunma hakkının sağlanmadığını, Rotterdam Mahkemesince verilen kararda karara karşı başvurulacak üst yargı yolu ve süresi hakkında da açıklama bulunmadığını, bu nedenle kararın kesinleştiğinden söz edilemeyeceğini,dosyada kesinleşme şerhi bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; tenfize ilişkin hükmün esası yönünden tenfize engel bir durumun bulunmadığı, tenfiz için kesinleşmiş mahkeme kararı gerekiyor ise de, söz konusu kesinleşmenin her ülkenin kendi kurallarına göre değerlendirilmesi gerektiği; üst mahkemeye başvurulmadığının belirtilmesinin de kararın kesinleştiğini gösterdiği nazara alınarak, davanın kabulü ile yabancı mahkeme kararının tenfizine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Davalılar vekili; Rotterdam Mahkemesi'nin kararının MÖHUK'un 54/1-c ve ç bentlerine yabancı mahkeme kararında müvekkillerinin savunma hakkının kısıtlandığını, tebligatın duruşma gününe 60 günden az bir süre kala müvekkillerine tebliğ edilmiş olup bu hususun 1965 tarihli Tebligat Sözleşmesinin 15. maddesine aykırı olduğunu, savunmanın hangi usul ve sürede yapılması gerektiğinin de tebliğ evrakında bildirilmediğini, mahkemece taraf teşkili sağlanmadan gıyap kararı verildiğini ve bu kararın müvekkillerine tebliğ edilmediğini,kararının kesinleşmediğini, karara karşı kanun yolu, başvuru usulü ve süresinin gösterilmediğini, tebligatın Lahey Sözleşmesine aykırı olduğunu, tebliğ edilen kararın mahkeme kararı olmayıp mahkeme icra memurluğu kararı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkindir. 5718 sayılı MÖHUK'un 54. maddesine göre yabancı mahkeme kararının tenfizine karar verilebilmesi için; Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiilî uygulamanın bulunması, ilamın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilamın dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı halde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması, hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması, o yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmemiş olması koşullarının varlığı gerekmektedir.

Aynı yasanın 50/1 maddesi hükmüne göre ise, yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilamların Türkiye'de icra olunabilmesi, yetkili Türk Mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır. Bu yasal düzenleme karşısında, yabancı mahkeme ilamının tenfizine karar verilebilmesi için öncelikle ilamın kesinleşmiş olması gerekmekte olup, dava şartı niteliğindeki bu husus, mahkemece kendiliğinden gözetilmelidir. Hollanda ile Türkiye arasında yabancı mahkeme kararının tenfizine yönelik bir antlaşma bulunmasa da, bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere Hollanda mevzuatında yabancı mahkeme kararlarının tenfizine yönelik hüküm bulunduğu, tenfiz şartlarının Türk hukukuna benzer olarak düzenlendiği gözetildiğinde, tenfiz için zorunlu karşılıklılık koşulunun gerçekleştiği kabul edilmelidir.

Davalı taraf savunma haklarının kısıtlandığını ileri sürmüştür. Mahkemece dava dilekçesi ve duruşma günü davalılara 04.02.2017 ve 31.01.2017 tarihinde tebliğ edildiği, tebligatın yapıldığına dair bildirimin mahkemeye duruşma tarihi olan 28.03.2017 ve 30.03.2017 tarihlerinde ulaştığı, davalıların yokluğunda yapılan 28.03.2017 tarihli duruşmanın 14.04.2017 tarihine ertelendiği ve tenfize konu kararın da bu tarihte verildiği anlaşılmaktadır.15.11.1965 tarihli Lahey Sözleşmesinin 15/1. maddesine göre "a) Belgenin, talep edilen Devlet topraklarında oturan kimselere tebliğ edilmek üzere hazırlanmış o memleketin tebligatla ilgili mevzuatına uygun bir şekilde tebliğ edilmiş olduğu veya b) Belgenin, işbu Sözleşmede öngörülen başka bir usulle davalıya veya ikametgahına tebliğ veya tevdi olunduğu ve bu hallerden her birinde tebliğ veya tevdi keyfiyetinin davalının savunmasını hazırlaması için yeteri kadar vakit bırakacak bir tarihte tebliğ veya tevdi edilmiş bulunduğu tebeyyün etmedikçe hakim kararı ertelemek zorundadır." Buna göre,dava dilekçesi, davalıların savunma hazırlamasını mümkün kılacak makul bir süre önce davalılara tebliğ edilmiş olup, mahkemece davalıların yokluğunda karar verilmiş olması, davalıların savunma haklarının kısıtlanmış olduğu şekilde değerlendirilemez.

Tenfize konu kararda, karara karşı başvuru yolu ve süresi gösterilmemiş ise de,gerek dava dilekçesi gerekse mahkeme kararının usulüne uygun tebliğ edildiği ,davalılar vekillerinin tebliğ evrakına süresinde cevap ve itirazların doğrudan yabancı mahkemeye gönderecekleri şerhinin bulunduğu ,kararda bulunması gereken hususların Hollanda hukukuna göre belirlenmesi gerektiği düşünüldüğünde tenfiz engeli bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Davalılar vekilince ilgili yabancı mahkeme kararının kesinleşmediği ileri sürülmüşse de; mahkeme kararının davalılara usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, Hollanda Mahkemesince de 20.01.2019 tarihi itibariyle karara karşı itirazda bulunulmadığının belirtilmiş olması karşısında, yabancı mahkeme kararının kesinleştiği açıktır.

Açıklanan nedenlerle, yabancı mahkeme kararının tenfizi koşullarının oluştuğu anlaşılmakla, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 59,30-TL istinaf karar harcının davalılar tarafından yatırılan 108,8‬0-TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 49,5‬0-TL harcın istek halinde kendisine iadesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 23/09/2021

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/159910 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/8322 E. 2023/2287 K. · Onandı

Yabancı mahkeme kararının tenfizinde karşılıklılık, savunma hakkı ve kesinleşme koşulları

Gerekçe özeti

Yabancı mahkeme kararının tenfizinde: (1) iki ülke arasında anlaşma bulunmasa da yabancı devlet mevzuatında Türk hukukuna benzer tenfiz düzenlemesi varsa zorunlu karşılıklılık gerçekleşir; (2) dava dilekçesi ve duruşma günü savunma hazırlamaya elverişli makul süre önce usulüne uygun tebliğ edilmişse, davalıların yokluğunda karar verilmesi savunma hakkının kısıtlanması sayılmaz ve kararda bulunması gereken hususlar o ülke hukukuna göre belirlenir; (3) kararın kesinleşmesi de o ülkenin kendi kurallarına göre değerlendirilir.

Emsal değeri

Yabancı devlet mevzuatındaki benzer tenfiz düzenlemesinin zorunlu karşılıklılığı sağladığı, makul süre önce usulüne uygun tebligat yapılmışsa yokluğunda verilen kararın savunma hakkını kısıtlamadığı ve kesinleşmenin o ülke hukukuna göre değerlendirileceği yönünden emsal niteliğindedir.

Kavramlar: tenfiz karşılıklılık (mütekabiliyet) savunma hakkı usulüne uygun tebligat yabancı kararın kesinleşmesi kamu düzeni

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2021/8322 E.  ,  2023/2287 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2020/1359 Esas, 2021/1349 Karar

HÜKÜM

Kabul

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2019/385 E., 2020/256 K.

Taraflar arasındaki tenfiz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 11.04.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Av...... ile davalılar vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; Rotterdam Mahkemesi'nin 14.04.2017 tarihli ve 5848212/CV.EXPL 17-11256 esas sayılı kararının tenfizine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar vekili cevap dilekçesinde; tenfizi istenen yabancı mahkeme kararında müvekkillerinin savunma hakkının kısıtlandığını, 14.04.2017 tarihli gıyap kararının müvekkillerine tebliğ edilmediğini, tebliğ edilen dava dilekçesinde davalı müvekkillerinin Hollanda hukukuna göre hangi usul ve esaslara göre cevap verecekleri ya da duruşmaya katılacaklarının, karara karşı başvurulacak üst yargı yolunun ve süresinin bildirilmediğini, kararın kesinleşmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tenfize ilişkin hükmün esası yönünden tenfize engel bir durumun bulunmadığı, tenfiz için kesinleşmiş mahkeme kararı gerekiyor ise de, söz konusu kesinleşmenin her ülkenin kendi kurallarına göre değerlendirilmesi gerektiği; üst mahkemeye başvurulmadığının belirtilmesinin de kararın kesinleştiğini gösterdiği nazara alınarak, davanın kabulü ile yabancı mahkeme kararının tenfizine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; yabancı mahkeme kararında müvekkillerinin savunma hakkının kısıtlandığını, tebligatın duruşma gününe 60 günden az bir süre kala müvekkillerine tebliğ edilmiş olup bu hususun 1965 tarihli Tebligat Sözleşmesinin 15. maddesine aykırı olduğunu, savunmanın hangi usul ve sürede yapılması gerektiğinin de tebliğ evrakında bildirilmediğini, mahkemece taraf teşkili sağlanmadan gıyap kararı verildiğini ve bu kararın müvekkillerine tebliğ edilmediğini,kararının kesinleşmediğini, karara karşı kanun yolu, başvuru usulü ve süresinin gösterilmediğini, tebligatın Lahey Sözleşmesine aykırı olduğunu, tebliğ edilen kararın mahkeme kararı olmayıp mahkeme icra memurluğu kararı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Hollanda ile Türkiye arasında yabancı mahkeme kararının tenfizine yönelik bir anlaşma bulunmasa da Hollanda mevzuatında yabancı mahkeme kararlarının tenfizine yönelik hüküm bulunduğu, tenfiz şartlarının Türk hukukuna benzer olarak düzenlendiği, tenfiz için zorunlu karşılıklılık koşulunun gerçekleştiği, dava dilekçesi ve duruşma gününün davalılara 04.02.2017 ve 31.01.2017 tarihinde tebliğ edildiği, tebligatın yapıldığına dair bildirimin mahkemeye duruşma tarihi olan 28.03.2017 ve 30.03.2017 tarihlerinde ulaştığı, davalıların yokluğunda yapılan 28.03.2017 tarihli duruşmanın 14.04.2017 tarihine ertelendiği ve tenfize konu kararın da bu tarihte verildiği, dava dilekçesinin davalıların savunma hazırlamasını mümkün kılacak makul bir süre önce davalılara tebliğ edilmiş olup, mahkemece davalıların yokluğunda karar verilmiş olmasının savunma haklarının kısıtlanmış olduğu şekilde değerlendirilemeyeceği, tenfize konu kararda karara karşı başvuru yolu ve süresi gösterilmemiş ise de gerek dava dilekçesi gerekse mahkeme kararının usulüne uygun tebliğ edildiği, davalılar vekillerinin tebliğ evrakına süresinde cevap ve itirazların doğrudan yabancı mahkemeye gönderecekleri şerhinin bulunduğu, kararda bulunması gereken hususların Hollanda hukukuna göre belirlenmesi gerektiği düşünüldüğünde tenfiz engeli bulunmadığı, mahkeme kararının davalılara usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, Hollanda Mahkemesince de 20.01.2019 tarihi itibariyle karara karşı itirazda bulunulmadığının belirtilmiş olması karşısında yabancı mahkeme kararının kesinleştiği gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun varsayıma dayalı olduğunu, yabancı mahkeme kararında ya da Lahey sözleşmesi gereğince tebligat evrakında bildirilmesi gereken üst kanun yolu süresinin iş bu tenfiz talepli davada davacı tarafından bildirilmiş olmasının bir ehemmiyeti olmadığını, müvekkilinin savunma hakkının kısıtlandığını, savunma hakkının kullanılması için yeterli süre yönünden bilirkişilerin şahsi kanaatlerinin yasal dayanağının belirtilmediğini, gıyap kararının tebliğ edilmemesinin savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olduğunu, müvekkillerinin gıyap kararına karşı üst yargı yoluna başvuru hakkı olduğu halde bu yasal başvuru hakkının engellendiğini, Hollanda Hukuku'nun yerel mahkemede sunulmayan delil ve savunmaların üst yargı mercinde ileri sürülmesi imkanı veren bir yargılama sistemine sahip olduğunu, Lahey Sözleşmesi'ne taraf olan Hollanda'nın Lahey Sözleşmesinde belirtilen şekil ve usul şartlarını sağlamayan tebligatın müvekkilleri yönünden bağlayıcılık ve neticesinde kesinleşme sağlamadığını ileri sürerek arz edilen ve re'sen gözetilecek sebeplerle kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkindir. Uyuşmazlık tenfiz koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun 54 üncü maddesi

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

13.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.