6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Yabancı mahkeme kararının tenfizinde savunma hakkı ve ifa itirazının değerlendirilmesi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/510 E. 2021/1829 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Tanıma ve tenfizistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz

★ EmsalZamanaşımıTanıma-tenfiz usulü

Gerekçe özeti

Yabancı mahkeme kararının tenfizinde, tenfiz mahkemesi tarafından davanın esastan incelenmesi yasağı gereği, dava yabancı mahkemede görülmekteyken mevcut olan (alacağı sona erdiren) maddi hukuk itirazları dinlenemez; yabancı karar tarihinden sonra ortaya çıkan bir ifa olgusu ileri sürülmediği takdirde borcun ödendiği savunması tenfiz engeli sayılmaz. Ayrıca MÖHUK'da tenfiz istemi için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden, kararın verildiği ülkede icrasını engelleyen yasal bir süre iddia ve ispat edilmedikçe zamanaşımı def'i kabul edilmez. Konusu para olan yabancı mahkeme kararlarının tenfizi davalarında 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca nispi harç alınır.

Ele alınan sorunlar

Yabancı mahkeme kararının Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girip girmediği → ret

Gerekçe: Dava, davacı tarafından davalıya verilen kart kullanımı nedeniyle oluşan borçtan kaynaklanmakta olup, dava içeriği itibariyle Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine giren bir konuya ilişkin değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Davalının savunma hakkının kısıtlandığı iddiası → ret

İddia: Davalı vekili, yabancı mahkemede dava dilekçesi ve eklerinin usulünce kendilerine tebliğ edilmediğini, savunma hakkının kullandırılmadığını ve kesinleşme işlemlerinin usulsüz tebligatla yapıldığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Hüküm gıyapta verilmiş ise de davalı şirkete üç haftalık cevap süresi verildiği, yargılama sırasında cevap vermeyen davalıya hükmün Almanya'daki vekiline usulünce tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Davalı şirketin yönetim kurulu başkanı tarafından temsil edildiği kararda yazılı olup, hükmün davalı avukatına tebliğ edilerek bulunduğu ülke hukukuna göre kesinleştiği kesinleşme şerhinden anlaşılmaktadır. Hükmün vekile tebliğ suretiyle kesinleştiği ve itiraz, temyiz haklarını kullanabilecek olan davalının savunma hakkının kısıtlandığı itirazı yerinde görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Borcun ödendiği (ifa) itirazının tenfiz davasında dinlenebilirliği → ret

İddia: Davalı vekili, borcun ödendiğini, bu nedenle borçlarının bulunmadığını, açtıkları menfi tespit davasının sonucunun beklenmesini ve borcu söndüren sebeplerin yargılamanın her aşamasında sunulabileceğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: MÖHUK 55(2) hükmü uyarınca yabancı mahkeme kararının kısmen veya tamamen yerine getirilmiş olması bir tanıma-tenfiz engelidir; ancak bu tenfiz engeli olan ifa, yabancı kararın verilmesinden sonraki bir ifadır. Türk tenfiz hukukunda davanın esastan incelenmesi yasağı, yabancı mahkemenin ulaştığı adli hakikate tenfiz mahkemesince itibar edilmesini gerektirir; dava henüz yabancı mahkemede görülmekteyken mevcut olan maddi hukuk anlamındaki itiraz sebepleri (alacağı sona erdiren) tenfiz mahkemesince dikkate alınamaz. Buna karşılık, davanın esastan incelenmesi yasağı, yabancı mahkeme kararından sonra ortaya çıkan itiraz sebeplerinin ileri sürülmesine engel değildir. Davalı vekilinin bu beyanı revizyon yasağı kapsamında olup, yabancı karar tarihinden sonra tenfiz engeli sayılacak bir ifa olgusu ileri sürülmemiştir. Bu nedenle borç bulunmadığı, ödenmiş olduğu savunmasının tenfiz engeli olan ifa olgusuna dayanmadığı anlaşıldığından dinlenebilmesi mümkün görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Tenfizi istenen alacağın zamanaşımına uğradığı iddiası → ret

İddia: Davacı tarafından tenfizi talep edilen alacağın zamanaşımına uğradığı ileri sürülmüştür.

Gerekçe: MÖHUK'da tenfiz istemi bakımından bir zamanaşımı süresi öngörülmemiştir. Davalı vekili de kararın verildiği ülkede belli bir süre geçmekle ilamın icrasını engelleyen yasal bir düzenleme olduğunu iddia ve ispat edememiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Tenfiz davasında alınacak harcın maktu mu nispi mi olacağı → ret

İddia: Davalı vekili, davanın maktu harç ile görülmesi gerektiğini, nispi harç alınmasının ve buna bağlı yargılama gideri/vekalet ücretinin nispi hükmedilmesinin yasaya aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Tenfiz davasında yapılan yargı giderinin haksız çıkan tarafa yükletilmesi HMK 326. madde hükmü gereğidir. Yabancı mahkeme kararının tenfizi davalarında alınacak harç hususunda farklı uygulamalar mevcut olmakla birlikte, Yargıtay HGK'nun 2017/930 esas, 2019/812 karar sayılı 27.06.2019 tarihli ilamı ile konu incelenmiş; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca yabancı bir mahkeme tarafından verilen ilamların tenfizi için açılacak davalardan, bu ilamlarda hükmolunmuş şeyin değeri, nevi ve mahiyetine göre (1) sayılı tarife gereğince harç alınacağına hükmolunmuştur. Bu çerçevede, davalı vekilinin nispi harç yerine maktu harç alınması ve buna bağlı olarak hükmedilen vekalet ücreti, yargı giderine ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Karşı dava için arabuluculuk süresi verilmeden hüküm kurulması → tartışılmadı

İddia: Davalı vekili, karşı dava için arabuluculuğa başvurulduğundan karşı davanın açılması için süre verilmeden hüküm verilmesinin yasaya aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

Emsal değeri

Tenfiz davasında revizyon yasağı kapsamında ifa (ödeme) itirazının ancak yabancı mahkeme kararından sonra ortaya çıkması halinde dinlenebileceği ve tenfiz istemi için MÖHUK'da özel bir zamanaşımı süresi bulunmadığı yönündeki değerlendirmeler ile tenfiz davalarında nispi harç alınacağına ilişkin Yargıtay HGK içtihadına atıfla yapılan tespit, benzer tenfiz uyuşmazlıkları için bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Usul tespitleri

Zamanaşımı
MÖHUK'da tenfiz istemi bakımından bir zamanaşımı süresi öngörülmemiştir; davalının, kararın verildiği ülkede belli bir süre geçmekle ilamın icrasını engelleyen yasal bir düzenleme bulunduğunu iddia ve ispat etmesi gerekir, aksi halde zamanaşımı def'i kabul edilmez.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tanıma ve tenfiz MÖHUK münhasır yetki kamu düzenine aykırılık savunma hakkının kısıtlanması revizyon yasağı ifa def'i zamanaşımı nispi harç

Atıf yapılan mevzuat: 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) — MÖHUK 50MÖHUK 54/1/çMÖHUK 55(2) · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 326HMK 353(1)b-1HMK 361/1 · 492 sayılı Harçlar Kanunu — 492 sayılı Harçlar Kanunu 4

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2020/510

KARAR NO 2021/1829

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 20/11/2019

NUMARASI 2019/228 Esas - 2019/1236 Karar

DAVA

Tanıma ve Tenfiz

İSTİNAF KARAR TARİHİ 09/12/2021

Davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili;müvekkilinin davalıya benzin alırken veya yük taşımacılığına ilişkin diğer hizmetlerden yararlanması için özel bir kart verdiğini bu nedenle davalıdan alacağın bulunduğunu, bu borç nedeniyle ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 7 O 129/10 Nolu dosyası tahtında dava konusu yapıldığını, mahkemenin 162.385,85-euro tutarındaki ana paranın faizi ve vekalet ücreti ile birlikte ödenmesine karar verildiğini, yargılama giderine dair 7.145,60-euro tutarındaki yargılama giderinin de davacıya ödemesine karar verildiğini, söz konusu hükümlerin kesinleştiğini, davalının bu borcu ödemediğini, bu nedenle davalının Türkiye'de bulunan malvarlığında tahsil edilebilmesi için iş bu tenfiz davasının açıldığını belirterek ...

Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 7 O 129/10 Nolu dosyası tahtında verilen kesinleşmiş 14.10.2011 tarihli mahkeme hükmü ile 29/03/2012 tarihli yargılama giderine dair hükmün MÖHUK uyarınca Türkiye'de tenfizine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, davacının nisbi harcın yatırılmadan ve 53. maddedeki belgeler olmadan dava açılmış olması nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafından iddia edilen alacağın zamanaşımına uğramış olması nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, yabancı mahkemede dava dilekçesi ve eklerinin usulünce kendilerine tebliğ edilmediğini, yabancı mahkemede savunma hakkının kullandırılmadığını,kesinleşme işlemlerinin usulsüz tebligatla yapılmış olması nedeniyle davanın reddini, karşı dava için arabuluculuğa başvurulduğundan karşı davanın açılması için süre verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Davacının, tensiple verilen süre içinde, dava dilekçesi ile birlikte yabancı mahkeme ilamının asıllarını, kesinleşme şerhi içeren noter tasdikli tercümesini, masraf kararının noter tasdikli tercümesini, vekaletnamenin noter tasdikli tercümesini, arabuluculuk son tutanağını sunduğu, nispi harç eksikliğini tamamladığı, MÖHUK'un 50.maddesinde düzenlenen yabancı mahkeme ve hakem kararlarının tenfizi yönünden yapılan incelemede yabancı mahkeme kararının münhasıran Türk Mahkemelerinin yetkisine giren bir konuda verilmemiş olduğu, hükmün kamu düzenine aykırı olmadığı, davacı ve davalının mahkemeye usulüne uygun çağırıldıkları, davalının savunmasını yaptığı (itirazlarını sunduğu, ilk gıyabi karara itiraz ettiği), MÖHUK 54/1/ç bendine de aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından (Yargıtay 13.HD.nin 1992/5764 esas 1992/7352 karar sayılı , Yargıtay 11.HD.nin 2012/3175 E, 2012/5547 K sayılı, Ankara BAM, 21 HD.nin 2017/131 E, 2017/109 K sayılı emsal kararları da gözetilerek) yabancı mahkeme kararının tenfizinin koşulları mevcut olduğu anlaşılmakla gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili , davacı tarafından iddia edilen alacağın zaman aşımı def' i nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, ödemede bulunduklarından dolayı ödemezlik def' inin kabulünün gerektiğini, yabancı mahkemede dava dilekçesi ve eklerinin usulünce kendilerine tebliğ edilmediğini, yabancı mahkemede savunma hakkının kullandırılmadığını ve kesinleşme işlemlerinin usulsüz tebligatla yapılması nedeniyle davanın reddini, karşı dava için arabuluculuğa başvurulduğundan karşı davanın açılması için süre verilmeden hüküm verilmesinin yasaya aykırı olduğunu, tenfizi istenen kararda yargılama giderlerine hükmolunduğunu bu nedenle hakkaniyet ve uluslar arası anlaşmalar gereğince tenfiz kararında ayrıca yargılama giderlerine hükmedilmemesi gerektiğini, hükmedilen yargılama gideri kalemlerinden karar ve ilam harcının maktu yine vekalet ücretinin maktu olması gerektiğini, nispi hükmedilmesinin yasaya aykırılık teşkil edeceğini belirterek ilk derece Mahkemesinin kararının kaldırılması talebi ile davayı istinaf etmiştir.

GEREKÇE

Dava; taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle, davacı tarafından, .../ Almanya Asliye Hukuk Mahkemesinin 7 O 129/10 numaralı 04/10/2011 tarihli kararının ve aynı yabancı mahkemenin 29/03/2012 tarihli yargı giderlerine dair kararının, 5718 sayılı MÖHUK 50 vd. maddeleri gereğince, tenfizine karar verilmesi istemine ilişkindir. Tenfiz kararı verilebilmesi için; Türkiye Cumhuriyeti ile ilâmın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiilî uygulamanın bulunması, ilamın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilâmın dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı hâlde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması, hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması, o yer kanunları uyarınca kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmemiş olması şarttır.

Somut davada, Kararın taraflar arasında davacı tarafından davalıya verilen kart kullanımı nedeniyle oluşan borç nedeniyle davanın açıldığı belirlenmekle dava içeriği itibariyle de Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine giren bir konuya değildir.Davalı vekili savunma hakkının kısıtlandığını ileri sürmüştür.Hüküm gıyapda verilmiş ise de davalı şirkete üç haftalık cevap süresi verildiği ,yargılama sırasında cevap vermeyen davalıya hükmün Almanyadaki vekiline (Av. ...) 3.11.2011 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.Davalı şirketin yönetim kurulu başkanı ... tarafından temsil edildiği kararda yazılı olup,hükmün davalı avukatına tebliğ edilerek bulunduğu ülke hukukuna göre kesinleştiği kesinleşme şerhinden anlaşılmaktadır.

Hükmün vekile tebliğ suretiyle kesinleştiği anlaşılmakla ,itiraz,temyiz haklarını kullanabilecek olan davalının savunma hakkının kısıtlandığı itirazı yerinde görülmemiştir. Davalı vekili ;davalıya olan borcun ödendiğini ,bu nedenle borcu olmadığını menfi tesbit davası açtıklarını sonucunun beklenmesini,borcu söndüren sebeblerin yargılamanın her aşamasında sunulacağının Yargıtayca kabul edildiğini ileri sürmüştür.MÖHUK 55(2) maddesi hükmü uyarınca yabancı mahkeme kararının kısmen veya tamamen yerine getirilmiş olması bir tanıma -tenfiz engelidir.Ancak tenfiz engeli olan ifa ,yabancı kararın verilmesinden sonraki bir ifadır.Türk tenfiz hukukunda "davanın esastan incelenmesi yasağı ,yabancı mahkemenin vakıaları biçimine ve ulaştığı adli hakikate tenfiz mahkemesi tarafından itibar edilmesini gerektirmekte ,bunların tenfiz mahkemesince yeniden incelenmesine engel olmaktadır.Bu nedenle ,dava henüz yabancı mahkemede görülmekteyken mevcut itiraz ( maddi hukuk anlamındaki itirazlar,alacağı sona erdiren )sebebleri tenfiz mahkemesince dikkate alınamaz.Buna mukabil davanın esastan incelenmesi yasağı ,yabancı mahkeme kararından "sonra "ortaya çıkan itiraz sebeblerinin ileri sürülmesine engel değildir.(Prof.Dr.Cemal Şanlı-MÖHUK s.695) Davalı vekili borcun ödendiğinin ticari defterlerinin incelenmek suretiyle anlaşılacağını ,açılacak menfi tesbit davasının neticesinin beklenilmesini talep etmiştir.Davalı vekilinin bu beyanı revizyon yasağı kapsamında olup,yabancı karar tarihinden sonra tenfiz engeli sayılacak bir ifa olgusu ileri sürülmemiştir.Bu nedenle borç bulunmadığı ,ödenmiş olduğu savunmasının tenfiz engeli olan ifa olgusuna dayanmadığı anlaşıldığından dinlenebilmesi mümkün görülmemiştir.

Davacı tarafından tenfizi talep edilen alacağın, zamanaşımına uğradığı ileri sürülmüştür.MÖHUK da tenfiz istemi bakımından bir zamanaşımı süresi öngörülmemiştir.Davalı vekili de kararın verildiği ülkede belli bir süre geçmekle ilamın icrasını engelleyen yasal bir düzenleme olduğunu iddia ve ispat edememiştir. Tenfiz davasında yapılan yargı giderinin haksız çıkan tarafa yükletilmesi HMK nun 326.madde hükmü gereğidir.İlk derece mahkemesince davanın maktu harç ile görülmesine karar verilmiş iken davalı vekilinin nispi harcın tamamlanması gerektiğine yönelik olarak itirazı üzerine davacı vekiline mehil verilerek nispi harcın tamamlatılması yoluna gidilmiştir.İstinaf aşamasında ise davanın maktu harç ile görülmesi gerektiği davalı vekili tarafından ileri sürülmüştür.Yabancı mahkeme kararının tenfizi davalarında alınacak harcın ne olacağı hususunda farklı uygulamalar ,görüşler mevcuttur.Yargıtay HGK nun 2017/930 esas ,2019/812 karar sayılı 27.6.2019 tarihli ilamı ile konu incelenmiş " Yargı kararlarından alınacak harçlar 492 sayılı Harçlar Kanununda düzenlenmiş olup,"Yabancı Mahkeme İlamları" başlıklı 4.

maddesinde;"Yabancı bir mahkeme tarafından verilen ilamların tenfizi için açılacak davalardan, bu ilamlarda hükmolunmuş şeyin değeri, nevi ve mahiyetine göre (1) sayılı tarife gereğince harç alınır" hükmü öngörülmüştür."denilerek konusu paraya ilişkin yabancı mahkeme kararlarının tenfizi davasında nispi karar ve ilam harcı ödeneceğine hükmolunmuştur.Sözü edilen ilam çerçevesinde ; davalı vekilinin nispi harç yerine maktu harç alınması ve buna bağlı olarak hükmedilen vekalet ücreti,yargı giderine ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle ; istinaf nedenleri yerinde olmayan davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 76.280,87-TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin yatırılan 19.404,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 56.876,47-TL harcın davalıdan alınarak Hazine' ye gelir kaydına, Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından sarf edilen 27,50-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yasa yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.09/12/2021

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/156617 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1834 E. 2023/4182 K. · Onandı

Yabancı mahkeme kararının tenfizi koşullarının somut olayda bulunması

Gerekçe özeti

Yabancı mahkeme kararının Türk mahkemelerinin kesin yetkisine girmeyen bir konuda verilmesi, davalıya usulüne uygun savunma hakkının tanınması, karşılıklılık esasının bulunması ve kararın kesinleşmesi hâlinde MÖHUK 50 ve devamı maddelerindeki tenfiz koşulları gerçekleşmiş sayılır ve tenfize karar verilir.

Emsal değeri

Yabancı mahkeme kararının tenfizinde aranan koşulların (kesin yetki, savunma hakkı, karşılıklılık, kesinleşme) somut olayda gerçekleşmesi yönünden örnek.

Kavramlar: yabancı mahkeme kararının tenfizi tenfiz koşulları karşılıklılık (mütekabiliyet) savunma hakkı kesin yetki

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2022/1834 E.  ,  2023/4182 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2020/510 Esas, 2021/1829 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2019/228 E., 2019/1236 K.

Taraflar arasındaki tenfiz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 04.07.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat...... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; Fulda Asliye Hukuk Mahkemesinin 7 O 129/10 Nolu dosyası tahtında verilen kesinleşmiş 14.10.2011 tarihli mahkeme hükmü ile 29.03.2012 tarihli yargılama giderine dair hükmün tenfizine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; yabancı mahkemede müvekkilinin savunma hakkının kullandırılmadığını, kesinleşme işlemlerinin usulsüz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yabancı mahkeme kararının tenfizi koşullarının mevcut olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafından varlığı iddia edilen alacağın zaman aşımına uğradığını, ödemezlik def'inin nazara alınması gerektiğini, yabancı mahkemede dava dilekçesi ve eklerinin usulünce kendilerine tebliğ edilmediğini, yabancı mahkemede savunma hakkının kullandırılmadığını ve kesinleşme işlemlerinin usulsüz olduğunu, karşı davanın açılması için süre verilmeden hüküm verilmesinin yasaya aykırı olduğunu, tenfizi istenen kararda yargılama giderlerine hükmolunduğunu bu nedenle hakkaniyet ve uluslararası anlaşmalar gereğince tenfiz kararında ayrıca yargılama giderlerine hükmedilmemesi gerektiğini, hükmedilen yargılama gideri kalemlerinden karar ve ilam harcının, vekalet ücretinin maktu olması gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 50 ve devamı maddeleri

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

06.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.