6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Çıplak payın devrinde yazılı şekil şartı ve tanıkla ispat yasağı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/776 E. 2022/1824 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Ticari şirket (genel)istinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz

★ Emsal

Gerekçe özeti

Hisse senedi veya ilmuhaber çıkarılmamış anonim şirket paylarında (çıplak pay), payın devri şekil şartına tabi olup alacağın temliki hükümleri uygulanır; devir, yazılı bir temlik beyanının devralana verilmesiyle gerçekleşir. Bu nedenle çıplak pay devrinin varlığı tanık beyanıyla ispat edilemez. Taraflar arasında ileride şirket değerlemesi yapılıp mutabakat sağlanması halinde pay devrinin gerçekleştirileceğini öngören bir protokol, kesin bir devir taahhüdü içermiyorsa bedelsiz hisse devir sözleşmesi olarak nitelendirilemez; şirket işleyişinde fiilen belirli oranlara riayet edilmiş olması da bu devrin kabul edildiği anlamına gelmez.

Ele alınan sorunlar

Çıplak (senede bağlanmamış) payın devrinin şekil şartı ve ispatı → ret

İddia: Davacı, gerçek pay oranlarının murisin sağlığında fiilen uygulandığını, davalıların bu oranları bildiğini ve protokolle kabul ettiğini, davalıların fazla paylarının davacılara ait olduğunun tespiti ile pay defterine kayıt edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Anonim şirketlerde payın devri için payın senede bağlanması şart değildir; hisse senedi çıkarılmamışsa pay senede bağlanmamış demektir ve çıplak pay serbestçe devredilebilir, ancak payın devrine getirilen kanuni ve iradi sınırlamalar çıplak pay için de geçerlidir. Çıplak payın devri hakkında TTK'da özel bir düzenleme bulunmadığından genel hükümlere göre yazılı devir anlaşması ile devredilebilir; alacağın temliki niteliğindeki bu devir tasarrufi işlem olup TBK'nın 184. maddesi gereği yazılı bir temlik beyanının devralana verilmesiyle gerçekleşir. Somut olayda davalıların murisi tarafından sağlığında davacılara pay devrine ilişkin imzalanmış bir hisse devri sözleşmesi bulunmamaktadır. Çıplak payın devri yazılı şekil şartına tabi olduğundan, davacıların iddiasının tanık beyanlarıyla ispatı mümkün değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

30.03.2017 tarihli protokolün hisse devri taahhüdü niteliği → ret

İddia: Davacı vekili, protokolün 8. maddesinde belirlenen pay dağılım oranlarının (%50-%30-%20) davalılar tarafından da kabul edildiğini, değerleme işleminin bu oranlarda devirden sonra kalan hisseler için yapıldığını, protokolün fiilen var olan pay dağılımını resmiyete döktüğünü ileri sürmüştür.

Gerekçe: Toplantı tutanağı ile protokol hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, tarafların şirketin değerlemesinin yapılması, değerleme sonrası müzakereler sonucunda mutabakat sağlanması halinde pay defterinin yeniden düzenlenmesi, izahı zor veya mümkün olmayan farklılık çıkması halinde pay devrinin yeniden müzakere edilmesi ve ayrılmak isteyen ortak olması halinde belirtilen oranlara sadık kalınarak yeni hisse yapılanmasının tekrar karara bağlanması hususlarında anlaştıkları anlaşılmaktadır. Protokolde davalıların hisse devri yapacağına dair kesin bir kabul veya taahhüt bulunmamakta olup, ancak şirket değerlemesi sonrasında mutabık kalınması halinde devir yapılacağı hüküm altına alınmıştır; bu nedenle protokolün bedelsiz hisse devir sözleşmesi olarak kabulü mümkün değildir. Davalıların gayesi hisse devri yapmak olsaydı bu husus protokolde açıkça kararlaştırılabilir ve şirket değerlemesine ihtiyaç duyulmazdı. Değerlemenin, iddia edilen oranlarda devirden sonra kalan hisseler bakımından yapıldığı kabul edilse de, bu işlem hisse devrinden sonra her zaman yapılabilecek bir husus olduğundan, protokole bu hükümlerin konulmasına gerek olmazdı. Şirket işleyişinde murisin fiilen iddia edilen oranlara riayet etmiş olması, şirket çalışanı imzalı belgede bu oranların esas alınacağının belirtilmesi ve başka tüzel kişiliklerdeki hisse alımlarında da bu oranlara riayet edilmiş olması hususları, dava konusu hisse devrinin davalılarca kabul edildiği anlamında delil olarak kabul edilemez.

Gerekçe kaynağı: özgün

Kesin süreden sonra sunulan tanık listesinin dinlenilmemesi → ret

İddia: Davacı vekili, tanık listesi sunulmasına rağmen tanıkların beyanları alınmadan karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Mahkemece 26.09.2018 tarihli ön inceleme duruşmasında yasal sonuçları hatırlatılarak kesin süre verilmesine rağmen, davacılar vekilince tanık listesi kesin süreden sonra 17.09.2018 tarihli bilirkişi raporuna itirazları içeren dilekçe ile sunulmuş olup süresinde değildir. Bu nedenle mahkemece tanık beyanları alınmadan karar verilmesinde usule aykırılık yoktur.

Gerekçe kaynağı: özgün

Vekaletname ibraz edilmeden imzalanan protokolün delil değeri → ret

Gerekçe: Davacı tarafça delil olarak dayanılan 30.03.2017 tarihli protokol, davalılar ... ve ... adına vekilleri tarafından imzalanmış olup herhangi bir vekaletname sunulmamıştır. Bu nedenle davalılar adına protokolü imzalayan kişilerin davalıların vekili olup olmadığı belli olmadığı gibi, vekillerin müvekkilleri adına borçlandırıcı işlem yapma yetkisine haiz oldukları da kanıtlanamamıştır. Bu nedenle davacı tarafça söz konusu protokole delil olarak dayanılması mümkün değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

İhtiyati tedbir isteminin reddi → ret

İddia: Davacı vekili, ihtiyati tedbirin ilk derece mahkemesince kaldırılması nedeniyle davalıların uyuşmazlık konusu hisseleri devrederek davayı hükümsüz kılabileceklerini belirterek hisselere yeniden tedbir konulmasını talep etmiştir.

Gerekçe: Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, verilen kararın içeriğine göre ihtiyati tedbirin kaldırılması kararı da yerinde olup, davacı vekilinin davalılara ait hisseler üzerine ihtiyati tedbir konulması isteminin reddine karar verilmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Hisse senedi/ilmuhaber çıkarılmamış anonim şirket paylarının (çıplak pay) devrinin, alacağın temliki hükümlerine tabi olduğu ve yazılı şekil şartına bağlı bulunduğu, bu nedenle tanık beyanıyla ispatının mümkün olmadığı yönündeki tespit bakımından emsal niteliktedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
çıplak pay hisse senedi ilmuhaber alacağın temliki yazılı şekil şartı pay defteri protokol ihtiyati tedbir kesin süre

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 184 · 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 342 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 318

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2020/776

KARAR NO 2022/1824

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 25/12/2019

NUMARASI 2017/1361 Esas - 2019/1284 Karar

DAVA

Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 22/12/2022

Davanın reddine ilişkin kararın davacı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacılar vekili; davalı ... İnş. .. AŞ'nin merhum ... ve ... tarafından kurulduğunu, şirketin kurucu ... ile birlikte davacılar ... ve ... tarafından bugünlere getirildiğini, limited şirket olarak kurulan şirketin 07.07.2015 tarihinde anonim şirkete dönüştüğünü, şirketin yönetimi davacılar ve ... tarafından yürütülmesine rağmen, aile büyüğü olması nedeniyle şirket hisselerinin büyük çoğunluğunun ... üzerinde görünmesine karar verilerek şirket kayıtlarına da böyle geçtiğini, ...'ın ölümünden önceki şirket hissesinin şeklen %93,3102, davacı ...'ın ise %6,6898 olarak göründüğünü, ancak bu oranlar gerçeği yansıtmamakta olup tarafların bildiği üzere bu oranların ... %50, ... %30 ve ... %20 şeklinde olduğunu, bu oranların tarafların birbirine olan güvenleri nedeniyle pay defterine işlenmediğini, şirket işleyişinin ise gerçek pay oranları üzerinden yürütüldüğünü, nitekim ...'ın şirket koordinatörüne verdiği sözlü talimat gereği koordinatörün şirket muhasebesine verdiği yazılı talimatta da açıkça görüldüğünü, ...'ın dava dışı ...

ve ... şirketlerinin hisselerini devralırken de bu oranlara riayet ettiğini, ...'ın ölümü sonucunda hisselerinin mirasçısı olan davalılara intikal ettiğini, ancak davalıların gerçek oranlarının şirketin pay defterine işlenmesine engel olduklarını, bu durumu bilen davalı ...'ın bu doğrultuda hareket ederek yaklaşık %14,4367 hissesini müvekkili ...'a devrettiğini, taraflarca imzalanan protokol ile de pay dağılımının ... mirasçıları %50, ... %30 ve ... %20 şeklinde kararlaştırıldığını, ancak davalıların protokole rağmen hisse devirlerini gerçekleştirmediklerini, protokol sonrasında yapılan genel kurulda yönetim kurulunun oy birliği ile ibra edildiğini, genel kuruldan sonra alınan şirket değerleme raporunun yönetim kurulunca reddedildiğini belirterek, davalıların hisse toplamının şirket hisselerinin %50'si oranında olduğunun tespitine, davacılardan ...'ın %30 ve ...'ın %20 oranında hissedar olduklarının tespitine, davalıların bu oran aşan hisselerinin birbirine eşit olacak şekilde iptali ile iptal edilen hisselerin ...'a %30, ...'a %20 oranında olacak şekilde pay defterine tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

1-Davalı ...; davacıların hiç bir ücret almaksızın şirketin tüm işleyişinde görev aldıklarını, merhum babası ...'ın evvelden beri şirketin yarısına sahip olduğunu ifade ettiğini ve kalan %50 hissenin aynen davacıların iddia ettiği gibi %30'unun ... ve %20'sinin ...'a ait olduğunu ifade ettiğini, hatta sağlığında şirketin üst düzey yöneticilerine bu oranların dikkate alınması gerektiğine dair talimat verdiğini, bu hisse dağılımının aile bireyleri tarafından bilindiğini, ilişkilerin hisse değişiklikleri sebebiyle etkilenme -mesi gibi gerekçelerle, gerçek pay oranlarının sağlığında pay defterine işlenemediğini, bu doğrultuda payına düşen kısmının fazlasını, yani %16,6''lık kısmını davacı ...'a devrettiğini,pay devirlerinin protokole bağlanmasına rağmen diğer davalılarındevirden kaçındığını, sonra ise yüksek bedeller talep ettiklerini belirterek, davayı kabul ettiğini beyan etmiştir.

2- Davalılar ... ve ... vekili;şirketin ortaklık yapısının %31.1 ..., %31,l ..., %16,6 ..., %14,4 ... ve %6,6 ... şeklinde olduğunu, dava dilekçesinde dile getirilen iddiaların aksine davacıların 31.03.2017'de yapılan 2016 yılı genel kurul toplantında pay oranlarına ilişkin herhangi bir iddia ve talepte bulunmadıklarını, davalılar ... ve ...'ın toplam %62'lik pay sahipliklerini toplantı tutanağı ve hazirun cetveliyle tevsik ettiklerini, TTK'nın 499 uyarınca anonim şirket ile olan ilişkilerde sadece pay defterinde kayıtlı kişilerin pay sahibi olarak kabul edilebileceğini, pay defterinde yazılmayan bir durumun varlığının yazılı bir belge olmaksızın ve sadece sözde şahit beyanlarına dayalı olarak iddia edilemeyeceğini, 30.03.2017 tarihli protokolün 31.03.2017 tarihli genel kurul toplantısından önce düzenlendiğini, protokolde, şirket piyasa değerlerinin belirlenmesi amacıyla bir uzman kişi ya da bağımsız firmanın görevlendirileceğinin, mutabakat sağlanması halinde hisselerin satışa konu edilebileceğinin net bir şekilde belirtildiğini, ancak yapılan inceleme neticesinde tespit edilen değerin piyasadaki gerçek değerden çok aşağı olduğunu iddia edilerek tarafların bedel üzerinde anlaşamamaları sebebiyle karşılıklı satış niyetinin ortadan kalktığını, farklı tüzel kişiliklere ait ortaklık yapısının delil olarak ileri sürülemeyeceğini, 1992 yılında kurulan ve 26 yıldır faaliyetlerine devam eden büyük ortağı olan babalarının 30 sene boyunca hisse devri için fırsat bulamadığının ileri sürülmesinin gerçekçi olmadığını, davalı ...'ın davacılardan ...'a yaptığı % 14,4367 oranındaki hisse devrinin de satış olduğu ve bu devir karşılığında 2.691.920-TL bedel alındığını, ...'ın yaptığı hisse devrinin bir ahde vefa örneği olarak gösterilemeyeceğini, kız çocuğu olmaları nedeniyle hisselerin ellerinden alınmak istendiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; davacılar vekilince delil olarak dayanılan genel koordinatör ... tarafından düzenlenen belgenin, şirket hissesi aidiyeti yönünden taraflardan ve muris ...'dan sadır olmaması nedeniyle taraf iddialarına delil olamayacağı, dava dışı ... ve ... şirketlerinin hisselerinin devrinde ...'ın şirketleri kendi çocuğuna %50, ...'ın çocuğuna %30 ve ...'ın çocuğuna %20 olacak şekilde devrettiği ileri sürülmüş ise de, dava dışı şirketlerdeki pay oranlarının davalı şirket pay oranlarının tespitinde delil kabul edilmeyeceği, 30/03/2017 tarihli protokolün incelenmesinde; başında "payların yapılandırılması protokolüdür" ibaresine yer verildiği, 6. maddesinde ".. gerekli müzakerelerden sonra, hisse devri yapacak olanlar ile hisseleri devralacaklar arasında mutabakat sağlandığında pay defterleri yeniden düzenlenecektir." ibarelerine yer verildiği, 7.ve 8.

maddelerinde ise "Bu protokol öncesinde, mevcut yönetim kurulunun bilgilendirdiği tüm şirket ve şahıslara ait olduğunu beyan ettiği varlıklar ve oluşumlar yeni ortaklarca samimi ve doğru bilgiler olarak kabul edildiği,bunların haricinde izahı zor veya mümkün olmayan farklılıklar ortaya çıkması halinde pay devri yeniden taraflarca müzakere edileceği,pay dağılımının %50 ...'ın hukuki varislerine, %30 ... bey'e, %20 ... bey'e şeklinde olacaktır." ibarelerine yer verildiği, anılan protokol ile davacıların hisselerinin de taraflarca tespit edildiği ileri sürülmüş ise de, protokolün bütününe bakıldığında, taraflar arasında müzakere yapılmasının, mutabakat sağlandıktan sonra pay defterlerinin yeniden düzenleneceğinin öngörülmesinden sonra 8.

maddede, davacı tarafça ileri sürülen oranlara yer verildiği, mutlak bir kabulün ve tespitin de bulunmadığı, davacılar vekilince sunulan bilirkişi raporuna karşı cevap ve itiraz dilekçesinde tanık isim ve adresleri bildirilerek dinlenilmesi talep edilmiş ise de, TTK'nın 1521. maddesi gereğince işbu davada basit yargılama usülünün uygulandığı, HMK 318. maddesi gereğince de tüm delillerin dava dilekçesinde bildirilmesinin gerektiği ve davalı tarafın açık muvafakatinin de bulunmadığı gözetilerek, rapora beyan aşamasında tanık listesi sunulamayacağından tanıkların dinlenilmesi talebinin yerinde görülmediği, davacıların davalı şirkete kattığı emeklerin TTK'nın 342. maddesi gereğince sermaye olarak kabul edilemeyeceği, davacıların davalı şirkete nakdi veya ayni sermaye taahhüdünde bulundukları ve bu taahhüt gereği pay sahibi gösterilmedikleri yönünde de bir iddialarının bulunmadığı, davalı şirkette önemli görev ve yetkiler verilmesinin başlı başına ortaklık yönünden bir delil teşkil etmeyeceği gibi, davalılar murisinin bu yöndeki iradesini ortaya koyan bir kaydın da dosyada bulunmadığı gerekçesiyle, davacı ...

tarafından açılan davadan feragat nedeniyle reddine, davacı ... tarafından açılan davanın ise reddine, 02/01/2018 ve 30/05/2018 tarihli ihtiyati tedbir kararlarının kaldırılmasına karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Davacı ... vekili; davalı şirketteki gerçek pay oranlarının ... %50, ... %30 ve ... %20 şeklinde olduğunu, gerçek pay oranları davalılar tarafından da bilinmesine rağmen davalıların hisselerin pay defterine işlenmesine engel olduklarını, oysa imzalanan protokol ile gerçek pay oranını davalıların da kabul ettiğini, nitekim ...'ın hisse devrini gerçekleştirdiğini, bu oranların ...'ın ölümüne kadar fiilen uygulandığını, ...'ın sağlığında devralınan dava dışı şirketlerde bu oranların uygulandığını, taraflarca imzalanan 30.03.2017 tarihli protokolde davalıların fazla paylarını devrettikten sonra kalacak hisselerinin akibetine karar vermek için değerleme yapılmasını talep ettiklerini, değerleme işlemi sonrasında 8.

maddedeki oranlara bağlı kalınarak hisse devri yapılmasına karar verildiğini, protokolün 10. maddesinin de gerçek pay oranlarını herkesin bildiğini ve bu oranın gözetileceğini gösterdiğini, mahkemece alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, emek karşılığı pay verilmesi taleplerinin bulunmadığını, şirket çalışanı ... imzalı yazılı belgeye neden itibar edilmediğinin açıklanmadığını, protokol içeriğinde satış kelimesinin geçmediğini, protokolün 8 ve 9. maddelerinin, pay satışına yönelik bir irade olmadığını gösterdiğini, protokolün fiiliyatta var olan pay dağılımını resmiyete dökmek için düzenlendiğini, tanık listesi sunulmasına rağmen tanıklarının beyanları alınmadan karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne, mahkemece ihtiyati tedbirin kaldırılması nedeniyle davalıların uyuşmazlık konusu hisseleri devrederek davayı hükümsüz kılabilecekleri gerekçesiyle davalılara ait hisselerin devir, rehin ve satışının engellenmesi maksadıyla hisselere tedbir konulmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, davalı şirkette davacı ...'ın %30 ve ...'ın %20, davalıların ise toplam %50 oranında hissedar olduğunun tespiti ile davalıların bu oranları aşan hisselerinin pay oranlarına göre davacılar adına pay defterine kaydedilmesi istemine ilişkindir. Davalı şirketin sermayesi 5.800.000-TL olup nominal değeri 1.000-TL olan 5.800 paya bölünmüş, halihazırda davacı ...'in 388, ...'nin 836, davalı ...'nin 968, davalılar ... ve ...'nin ise ayrı ayrı 1.804 pay sahibi olduğu, davalıların murisinin 05.11.2016 tarihinde ölümünden önceki dönemde 5.412 payın murise ve 388 payın ise davacı ...'a ait olduğu, davalı şirket hisseleri nama yazılı olup pay senedi veya ilmuhaber çıkarılmadığı anlaşılmaktadır. Davacılar vekilince;

kayden durum bu şekilde olsa da gerçekte pay durumunun muris ... %50, ... %30 ve ... %20 şeklinde olduğu, şirketin yönetim ve işleyişinin karşılıklı güven içerisinde bu oranlar üzerinden sürdürüldüğü, murisin davacılara gerçek oranda pay devri yapamadan vefat ettiği ileri sürülerek,bu oranlar doğrultusunda davalıların aşan paylarının davacılara ait olduğunun tespiti ile pay defterine işlenmesi talep edilmiştir. Anonim şirketlerde payın devri için payın senede bağlanması şart değildir. Sahip olunan payı temsil etmek üzere hisse senedi çıkarılmamış olması halinde, sahip olunan pay senede bağlanmamış demektir. Çıplak pay senede bağlanmış paylar gibi serbestçe devredilebilir. Ancak payın serbestçe devredilebileceğine getirilen kanuni ve iradi sınırlamalar çıplak pay için de geçerlidir.

Çıplak payın devri hakkında TTK'da özel bir düzenleme mevcut değildir. Çıplak pay, genel hükümlere göre yazılı devir anlaşması ile devredilebilir. Alacağın temliki, tasarrufi bir işlem olduğundan temlik ile çıplak pay devralana geçer. Alacağın temlikinde olduğu gibi yazılı şekil şartı vardır. Bedeli ödenmiş çıplak payın devri,TBK'nın 184. maddesi gereği yazılı bir temlik beyanının devralana verilmesi ile gerçekleşir. Somut olayda, davalıların murisi tarafından sağlığında davacılara pay devrine ilişkin olarak imzalanan bir hisse devri sözleşmesi bulunmamaktadır. Davacı vekilince, taraflarca düzenlenmiş olan 30.03.2017 tarihli protokole delil olarak dayanılmıştır. Bu protokol öncesinde düzenlenmiş olan toplantı tutanağında;

süresi protokolde belirlenmek üzere şirketin durum raporlarının yönetim kuruluna sunulmasından sonra şirket hisselerinin devrinin gerçekleştirileceği, protokolün en geç 22.03.2017 tarihine kadar hazırlanacağı ve protokolde hisse devrine kadarki şirket değerlemesine ilişkin usullerin belirleneceği kararlaştırılmıştır.

30. 03.2017 tarihli protokolde ise; genel kurula müteakip davalıların önereceği şirketlerin piyasa değerini tespit edecek kişi veya firmanın görevlendirileceği, gerekli müzakerelerden sonra hisse devredecek ve devralacaklar arasında mutabakat sağlandığında pay defterlerinin yeniden düzenleneceği, protokol öncesinde şirket yönetim kurulunun şirket ve şahıslara ait olduğunu beyan ettiği varlık ve oluşumların doğru olduğunun kabul edildiği, izahı zor veya imkansız farklılıklar çıkması halinde pay devrinin yeniden müzakere edileceği, pay dağılımının %50 ... varisleri, %30 ... ve %20 ... şeklinde olacağı, değerleme sonucunda oluşan kıymet üzerinden yine mutabakat sağlandığında ayrılmak isteyen ortakların ayrılabileceği, ayrılmak isteyen olduğunda yukarıda yazılı oranlara sadık kalacak şekilde yeni hisse oluşumunun konuşulup tekrar karara bağlanacağı kararlaştırılmıştır.

Toplantı tutanağı ile 30.03.2017 tarihli protokol hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi sonucunda tarafların; şirketin değerlemesinin yapılması, değerleme sonucunda gerekli müzakereler sonrasında taraflar arasında mutabakat sağlanması halinde pay defterinin yeniden düzenlenmesi, şirket varlıkları hakkında izahı zor veya mümkün olmayan farklılık çıkması halinde pay devrinin yeniden müzakere edilmesi, ayrılmak isteyen ortak olması halinde de yine mutabakat sağlanarak belirtilen oranlara sadık kalınarak yeni hisse yapılanmasının konuşularak tekrar karara bağlanması hususlarında anlaştıkları açıktır. Protokolde davalıların hisse devri yapacağına dair kabul veya taahhüdü bulunmamakta olup, ancak şirket değerlemesi sonrasında mutabık kalınması halinde devir yapılacağı hüküm altına alınmakla, protokolün bedelsiz hisse devir sözleşmesi olarak kabulü mümkün değildir.

Nitekim davacıların imzasını içeren 09.09.2017 tarihli şirket yönetim kurulu kararı ile de şirkete ait değerleme raporu uygun görülmemiştir. Davalıların gayesi hisse devri yapmak olsaydı, protokol ile bu açıkça kararlaştırılabilir ve şirket değerlemesine ihtiyaç duyulmazdı. Davacı vekili tarafından değerlemenin protokoldeki oranların devrinden sonra kalan hisseler bakımından kararlaştırıldığı ileri sürülmüşse de, bu hususun talep edilen oranlarda hisse devrinden sonra her zaman yapılabilecek olması nedeniyle, protokole bu hükümlerin konulmasına gerek olmazdı. Şirket işleyişinde davalıların murisinin fiilen davacıların iddia ettiği oranlara riayet etmesi, bu kapsamda şirket çalışanı imzalı belgede de bu oranların esas alınacağının belirtilmesi, başka tüzel kişiliği haiz şirket hisselerinin alımında muris tarafından bu oranlara riayet edilmiş olması hususları ise başlı başına dava konusu hisse devrinin davalılarca kabul edildiği anlamında delil olarak kabul edilemez.

Çıplak payın devri, alacağın temliki hükümlerine tabi olup yazılı şekil şartına tabidir. Bu nedenle somut olayda davacıların iddiasının tanık beyanlarıyla ispatı mümkün değildir. Ayrıca mahkemece 26.09.2018 tarihli ön inceleme duruşmasında yasal sonuçları hatırlatılarak kesin süre verilmesine rağmen, davacılar vekilince tanık listesi kesin süreden sonra 17.09.2018 tarihli bilirkişi raporuna itirazları içeren dilekçe ile sunulmuş olup, süresinde değildir. Bu nedenle mahkemece tanık beyanları alınmadan karar verilmesinde usule aykırılık yoktur. Ayrıca davacı tarafça delil olarak dayanılan 30.03.2017 tarihli protokol, davalılar ... ve ... adına vekilleri tarafından imzalanmış olup, herhangi bir vekaletname de sunulmamıştır.

Bu nedenle davalılar adına protokolü imzalayan kişilerin davalıların vekili olup olmadığı belli olmadığı gibi, vekillerin müvekkilleri adına borçlandırıcı işlem yapma yetkisine haiz oldukları kanıtlanamamıştır. Bu nedenle davacı tarafça söz konusu protokole delil olarak dayanılması da mümkün değildir. Sonuç olarak mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Diğer yandan mahkemece 02.01.2018 tarihli ara kararı ile davalılar adına kayıtlı hisselerin devir ve temlikinin önlenmesi bakımından davalı şirket hisseleri üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmiş, 30.05.2018 tarihli ara karar ile de ihtiyati tedbirin ihtilaf konusu hisseler bakımından devamına karar verilmiş olup, kararın istinafı üzerine Dairemizin 2018/2391 esas 2018/1690 karar sayılı ilamıyla tarafların mahkeme ara kararına yönelik istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Mahkemece yargılama sonucunda davanın reddine ilişkin hüküm ile birlikte ihtiyati tedbir kararlarının kaldırılmasına karar verilmiş olup, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, verilen kararın içeriğine göre ihtiyati tedbirin kaldırılması kararı da yerinde olup, davacı vekilinin davalılara ait hisseler üzerine ihtiyati tedbir konulması isteminin reddine karar verilmiştir.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin davalılara ait dava konusu şirket hisselerinin devir ve temlikinin önlenmesine yönelik ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Davacı vekilinin ihtiyati tedbir isteminin reddine, Alınması gereken 80,70-TL istinaf karar harcından Davacı ... tarafından peşin yatırılan 54,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 26,30-TL harcın Davacı ...'dan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davalılar tarafından yapılan 112-TL istinaf yargı giderinin davacı ...'dan alınarak davalılara verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.

22/12/2022

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/153423 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/1688 E. 2024/5030 K. · Onandı

Değerleme şartına bağlı protokolün hisse devri taahhüdü sayılmaması

Gerekçe özeti

Pay oranlarının yeniden yapılandırılmasına ilişkin bir protokol, devrin gerçekleşmesini şirket değerlemesinin yapılmasına ve tarafların mutabakatına bağlıyorsa, hisse devri taahhüdü ya da mevcut pay oranlarının mutlak kabulü/tespiti sayılamaz; bedelsiz hisse devir sözleşmesi olarak da kabul edilemez. Murisin fiilen belirli oranlara riayet etmesi, şirket çalışanı imzalı belge ve başka şirketlerdeki oran uygulaması, hisse devrinin kabul edildiğine tek başına delil oluşturmaz. Çıplak payın devri alacağın temliki hükümlerine ve yazılı şekil şartına tabi olduğundan iddia tanıkla ispatlanamaz; ayrıca kesin süre geçtikten sonra sunulan tanık listesine dayanılarak tanık dinlenmesi gerekmez ve vekâletnamesi sunulmayan vekil imzalı protokole delil olarak dayanılamaz.

Emsal değeri

Değerleme ve mutabakat şartına bağlanmış pay yapılandırma protokolünün hisse devri taahhüdü sayılmayacağı ve çıplak pay devri iddiasının yazılı şekil şartı nedeniyle tanıkla ispatlanamayacağı yönündeki holding, anonim şirkette gerçek pay oranının tespiti ve pay defterine tescil davaları bakımından emsal değeri taşır.

Kavramlar: çıplak payın devri alacağın temliki yazılı şekil şartı pay defteri senetle ispat zorunluluğu kesin süre tanık listesi temsil yetkisi / vekâletname

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2023/1688 E.  ,  2024/5030 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2020/776 Esas, 2022/1824 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2017/1361 E., 2019/1284 K.

Taraflar arasındaki şirket hissesi iptali ile pay defterine tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davacı ... yönünden davanın feragat nedeniyle reddine, davacı ... yönünden davanın sübut bulmadığından reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı ... İnş. San. ve Tic. A.Ş.’nin kurucu ... ile birlikte davacılar ... ve ... tarafından bugünlere getirildiğini, şirketin davacılar ve ... tarafından yönetildiği halde aile büyüğü olması nedeniyle şirket hisselerinin büyük çoğunluğunun ... üzerinde görünmesine karar verildiğini, şirket kayıtlarına böyle geçtiğini, ...'ın ölümünden önceki şirket hissesinin şeklen %93,3102, davacı ...'ın ise %6,6898 olarak göründüğünü, ancak bu oranların gerçeği yansıtmadığını, gerçekte oranların ... %50, ... %30 ve ... %20 şeklinde olduğunu, bu oranların güvene dayalı olarak pay defterine işlenmediğini, nitekim ...'ın şirket koordinatörüne sözlü talimatı gereği koordinatörün şirket muhasebesine verdiği yazılı talimatta da bunun açıkça görüldüğünü, ...'ın dava dışı şirketlerin hisselerini devralırken de bu oranlara riayet ettiğini, ...'ın ölümü sonucunda hisselerinin mirasçısı olan davalılara intikal ettiğini, ancak davalıların gerçek oranlarının şirketin pay defterine işlenmesine engel olduklarını, bu durumu bilen davalı ...'ın bu doğrultuda hareket ederek yaklaşık %14,4367 hissesini müvekkili ...'a devrettiğini, taraflarca imzalanan protokol ile de pay dağılımının ...

mirasçıları %50, ... %30 ve ... %20 şeklinde kararlaştırıldığını, ancak davalıların protokole rağmen hisse devirlerini gerçekleştirmediklerini ileri sürerek davalıların hisse toplamının şirket hisselerinin %50'si oranında olduğunun ve davacılardan ...'ın %30 ve ...'ın %20 oranında hissedar olduklarının tespitini, davalıların bu oran aşan hisselerinin birbirine eşit olacak şekilde iptali ile iptal edilen hisselerin ...'a %30, ...'a %20 oranında olacak şekilde pay defterine tescilini talep etmiştir. Yargılama sırasında davacı ... vekili, davasından feragat etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı ... cevap dilekçesinde; babasının %50 hissesinden sonra %50 hissenin aynen davacıların iddia ettiği gibi %30'unun ... ve %20'sinin ...'a ait olduğunu ifade ettiğini, hatta sağlığında şirketin üst düzey yöneticilerine bu oranların dikkate alınması gerektiğine dair talimat verdiğini, bu hisse dağılımının aile bireyleri tarafından bilindiğini, ilişkilerin hisse değişiklikleri sebebiyle etkilenmemesi gibi gerekçelerle, gerçek pay oranlarının sağlığında pay defterine işlenemediğini, bu doğrultuda payına düşen kısmının fazlasını davacı ...'a devrettiğini, pay devirlerinin protokole bağlanmasına rağmen diğer davalıların devirden kaçındığını, sonra ise yüksek bedeller talep ettiklerini belirtmiştir.

2.Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinde dile getirilen iddiaların aksine davacıların 31.03.2017'de yapılan 2016 yılı genel kurul toplantında pay oranlarına ilişkin herhangi bir iddia ve talepte bulunmadıklarını, davalılar ... ve ...'ın toplam %62'lik pay sahipliklerini toplantı tutanağı ve hazirun cetveliyle tevsik ettiklerini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 499 uncu maddesi uyarınca anonim şirket ile olan ilişkilerde sadece pay defterinde kayıtlı kişilerin pay sahibi olarak kabul edilebileceğini, pay defterinde yazılmayan bir durumun varlığının yazılı bir belge olmaksızın ileri sürülemeyeceğini, protokolde, şirket piyasa değerlerinin belirlenmesi amacıyla bir uzman kişi ya da bağımsız firmanın görevlendirileceğinin, mutabakat sağlanması halinde hisselerin satışa konu edilebileceğinin belirtildiğini, ancak yapılan inceleme neticesinde karşılıklı satış niyetinin ortadan kalktığını, farklı tüzel kişiliklere ait ortaklık yapısının delil olarak ileri sürülemeyeceğini, davalı ...'ın davacılardan ...'a hissesini sattığını, karşılığında bedel aldığını, ...'ın yaptığı hisse devrinin bir ahde vefa örneği olarak gösterilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

3.Davalı ... İnş. San. ve Tic. A.Ş., davaya cevap dilekçesi sunmamıştır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile genel koordinatörce düzenlenen belgenin, şirket hissesi aidiyeti yönünden taraflardan ve muris ...'dan sadır olmaması nedeniyle taraf iddialarına delil olamayacağı, dava dışı şirketlerdeki pay oranlarının davalı şirket pay oranlarının tespitinde delil kabul edilmeyeceği, 30.03.2017 tarihli protokol ile davacıların hisselerinin de taraflarca tespit edildiği ileri sürülmüş ise de, protokolün bütününe bakıldığında, taraflar arasında müzakere yapılmasının, mutabakat sağlandıktan sonra pay defterlerinin yeniden düzenleneceğinin öngörülmesinden sonra 8. maddede, davacı tarafça ileri sürülen oranlara yer verildiği, mutlak bir kabulün ve tespitin bulunmadığı, 6102 sayılı Kanun’un 1521 inci maddesi gereğince işbu davada basit yargılama usülünün uygulandığı, rapora beyan aşamasında tanık listesi sunulamayacağından tanıkların dinlenilmesi talebinin yerinde görülmediği, davacıların davalı şirkete kattığı emeklerin 6102 sayılı Kanun’un 342 nci maddesi gereğince sermaye olarak kabul edilemeyeceği, davacıların davalı şirkete nakdi veya ayni sermaye taahhüdünde bulundukları ve bu taahhüt gereği pay sahibi gösterilmedikleri yönünde de bir iddialarının olmadığı, davalı şirkette önemli görev ve yetkiler verilmesinin başlı başına ortaklık yönünden bir delil teşkil etmeyeceği, davalılar murisinin bu yöndeki iradesini ortaya koyan bir kaydın dosyaya sunulmadığı gerekçesiyle davacı ...

tarafından açılan davanın feragat nedeniyle reddine, davacı ... tarafından açılan davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; imzalanan protokol ile gerçek pay oranını davalıların da kabul ettiğini, nitekim ...'ın hisse devrini gerçekleştirdiğini, bu oranların ...'ın ölümüne kadar fiilen uygulandığını, ...'ın sağlığında devralınan dava dışı şirketlerde bu oranların uygulandığını, taraflarca imzalanan 30.03.2017 tarihli protokolde davalıların fazla paylarını devrettikten sonra kalacak hisselerinin akibetine karar vermek için değerleme yapılmasını talep ettiklerini, değerleme işlemi sonrasında 8. maddedeki oranlara bağlı kalınarak hisse devri yapılmasına karar verildiğini, protokolün 10. maddesinin de gerçek pay oranlarını herkesin bildiğini ve bu oranın gözetileceğini gösterdiğini, emek karşılığı pay verilmesi taleplerinin bulunmadığını, şirket çalışanının imzaladığı belgeye neden itibar edilmediğinin açıklanmadığını, protokol içeriğinde satış kelimesinin geçmediğini, protokolün 8 ve 9.

maddelerinin, pay satışına yönelik bir irade olmadığını gösterdiğini, protokolün fiiliyatta var olan pay dağılımını resmiyete dökmek için düzenlendiğini, tanıklarının dinlenmemesinin hukuka aykırılık taşıdığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplantı tutanağı ile 30.03.2017 tarihli protokol hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi sonucunda tarafların, şirketin değerlemesinin yapılması, değerleme sonucunda gerekli müzakereler sonrasında taraflar arasında mutabakat sağlanması halinde pay defterinin yeniden düzenlenmesi, şirket varlıkları hakkında izahı zor veya mümkün olmayan farklılık çıkması halinde pay devrinin yeniden müzakere edilmesi, ayrılmak isteyen ortak olması halinde de yine mutabakat sağlanıp belirtilen oranlara sadık kalınmasıyla yeni hisse yapılanmasının konuşularak tekrar karara bağlanması hususlarında anlaştıkları, protokolde davalıların hisse devri yapacağına dair kabul veya taahhüdü bulunmadığı, ancak şirket değerlemesi sonrasında mutabık kalınması halinde devir yapılacağının hüküm altına alındığı, protokolün bedelsiz hisse devir sözleşmesi olarak kabul edilemeyeceği, nitekim davacıların imzasını içeren 09.09.2017 tarihli şirket yönetim kurulu kararı ile de şirkete ait değerleme raporunun uygun görülmediği, davalıların gayesi hisse devri yapmak olsaydı, protokolde bunun açıkça kararlaştırılabileceği, şirket değerlemesine ihtiyaç duyulmayacağı, değerlemenin protokoldeki oranların devrinden sonra kalan hisseler bakımından kararlaştırıldığı ileri sürülmüşse de, bu hususun talep edilen oranlarda hisse devrinden sonra her zaman yapılabilecek olması nedeniyle protokole bu hükümlerin konulmasına gerek olmayacağı, şirket işleyişinde davalıların murisinin fiilen davacıların iddia ettiği oranlara riayet etmesi, bu kapsamda şirket çalışanı imzalı belgede de bu oranların esas alınacağının belirtilmesi, başka tüzel kişiliği haiz şirket hisselerinin alımında muris tarafından bu oranlara riayet edilmiş olması hususlarının başlı başına dava konusu hisse devrinin davalılarca kabul edildiği anlamında delil olarak kabul edilemeyeceği, çıplak payın devrinin alacağın temliki hükümlerine ve yazılı şekil şartına tabi olduğu, davacıların iddiasının tanık beyanlarıyla ispatlanamayacağı, davacılar vekilince tanık listesinin kesin süreden sonra 17.09.2018 tarihli bilirkişi raporuna itirazları içeren dilekçe ile sunulduğu, tanık beyanları alınmadan karar verilmesinde usule aykırılık görülmediği, 30.03.2017 tarihli protokolün davalılar ...

ve ... adına vekillerince imzalandığı, herhangi bir vekaletname de sunulmadığı, davacının söz konusu protokole delil olarak dayanamayacağı gerekçesiyle davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalıların tümünün cevap dilekçesinde protokolün imzalandığını ikrar ettiklerini, bir kısım davalıların imzalanan protokolün tespit hükmü içermediğini, satıştan evvel bir niyet mektubu niteliğini taşıdığını savunduklarını, protokole ya da imzalara itiraz etmediklerini, davalıların dahi protokolün varlığına itirazı bulunmamışken ve cevap dilekçesinde imzaladıklarını ikrar ederken, istinaf incelemesinin hangi amaçla böyle bir yoruma gittiğinin anlaşılamadığını, kaldı ki dosya içerisinde vekillerin bu işlemi yapabileceklerine dair vekaletnamenin de bulunduğunu, protokolün başlığına bakıldığında niyetin anlaşıldığını, bu anlaşmanın başlığındaki “Payların Yapılandırılması” adının bile, burada tüm defterdeki pay oranlarının değişmesi gerektiğini kabul ettiklerini ortaya koyduğunu, protokolde satış, alış, bedel, fiyat, tutar, karşılık gibi kelimelerin geçmediğini, 8.

ve 9. maddelerinde doğrudan şirketin pay dağılımının ne olduğuna dair hükümlerin bulunduğunu, bu maddelerin satış öncesi bir protokolde yer almasının hayatın olağan akışına aykırılık taşıdığını, nitekim davalıların bu maddelerin neyi amaçladığını, oranların ne şekilde belirlendiğini açıklamadıklarını, bir satış protokolünde bu şekilde hisse oranının belirlenmesine dair bir ibarenin geçmeyeceğini, burada pay satışına yönelik bir irade bulunmadığını, iradenin şirketteki gerçek pay dağılımının tespiti ve merhumun iradesinin mirasçılara yansımasını amaçladığını, “bu pay oranları başta ... A.Ş. olmak üzere, ortaklarca bilinen yurtiçi ve yurt dışı tüm şahıs ve şirket işletmelerini de kapsamaktadır.” şeklindeki gibi bir ibareye hisse satış protokolünde yer verilemeyeceğini, davalılar ...

ve ...’nin fazlalık hisselerini devrinden sonra yani %50, %30, %20 oranındaki gerçek pay oranının tesisinden sonra ellerinde kalacak olan hisselerin akıbetine karar vermek için kendilerince atanacak bağımsız bir uzman tarafından şirket kıymet değerlemesinin yapılmasını talep ettiklerini, değerleme sonrasında davalıların her birine kendileri aksini belirlemezler ise ayrı ayrı sahip olacağı %16,66 oranındaki hisseyi satmak, şirketten çıkmak ya da muhafaza etmek konusunda karar vereceklerini, değerleme ve fiyat üzerinde mutabakat ibarelerinin bu hususla ilgili olduğunu, 10. maddenin devamında açıkça “ayrılmak isteyen olduğunda, yukarıda yazılı oranlara sadık kalacak şekilde” dendiğini, açıkça oranlara riayet edilecek bir rüçhan sistemi getirildiğini, tarafların herkesin %50, %30, %20’lik gerçek pay oranlarını bildiğini ve yapılacak tüm işlemlerde bu oranın gözetileceğini beyan ettiklerini, bu davada yöneticilik ve çalışmanın sermaye konduğunu ileri sürmediklerini, müvekkilinin şirketten hiçbir maaş almadığını, şirketin hiçbir ortağına resmi olarak kâr dağıtmadığını, gerçek hisse oranlarının merhumun şirket genel koordinatörüne vermiş olduğu sözlü talimat üzerine genel koordinatörün şirket muhasebesine verdiği yazılı talimatta açıkça görüldüğünü, protokol incelendiğinde davalı şirket de dahil aslında tüm aile şirketlerinde gerçek hisse oranı olan %50, %30 ve %20 dağılımının uygulanması lazım geldiğinin açıklandığını, merhumun bu oranları sağlığında uygulamaya başladığını, dava dışı iki şirketteki hisseleri %50 kendi çocuğuna, %30 ve %20 oranındaki hisseyi ayrı ayrı davalılarına çocuklarına ait olacak şekilde devraldığını, bilirkişinin ortaktan alacaklar hesabını istemediğini, inceleme imkanı bulamadığını, bu hesapta müvekkilinin milyonlarca TL’yi şirkete verdiğinin görüneceğini, davalılardan Üsame’nin davayı kabul ettiğini, dava, replik, rapora itiraz dilekçelerinde tanık dinletmek istediklerini, gerçek iradenin açıklanması durumunda tanık deliline dayanılabileceğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davacıların dayandığı protokolün davalı şirketteki hisse oranlarının belirlenmesine ilişkin düzenlenip düzenlenmediği, davalıların bu protokolle davacının iddiasına konu hisse oranlarını kabul edip etmediği, davacıların davalı şirkette ne oranda hissedar oldukları noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

13.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.