6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Avans olarak yapılan havalenin iadesinde ispat yükü ve fatura itirazsızlığının etkisi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/350 E. 2022/1780 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptalikaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesinlik belirsiz

★ Emsal

Davacının nitelemesi: Havale Bedelinin İadesi mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Havale, kural olarak mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yönünde karine taşır; ancak havale talimatında yer alan açıklama ile ödemenin alıcı tarafça kendi defterlerinde havale edenin lehine alacak olarak kaydedilmiş olması, bu karinenin çürütülüp ödemenin avans niteliğinde olduğunun kabulünü gerektirir. Bu durumda, bedelin farklı bir hukuki ilişkiden (örn. tazminat) kaynaklandığını ileri süren taraf bunu ispatla yükümlüdür. Taraflar arasında esasen tartışmalı olan bir alacağa ilişkin düzenlenen faturaya TTK 21/2 uyarınca sekiz gün içinde itiraz edilmemiş olması, faturayı düzenleyenin lehine kesin bir kabul sonucu doğurmaz; muhatabın faturanın kapsadığı borcu inkâr eden sonraki davranışları (örneğin iade talebi içeren ihtarname göndermesi) bu kabulü ortadan kaldırabilir.

Ele alınan sorunlar

Havalenin avans ödemesi mi yoksa mevcut borcun ifası mı olduğunun tespiti → kabul

İddia: Davacı, havale talimatında 'taşınmaz satın alma bedeline mahsuben avans ödemesi' açıklamasının yer aldığını, bu açıklamanın swift mesajında da geçtiğini, dolayısıyla havalenin mevcut bir borcun ödenmesi karinesinin çürütüldüğünü ileri sürmüştür.

Gerekçe: TBK 555 vd. maddelerinde düzenlenen havale bir ödeme vasıtasıdır ve mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yönünde yasal karine mevcuttur; bu karinenin tersini ileri süren havaleci (muhil) bunu ispatla yükümlüdür. Davacının EFT talimatında 'taşınmaz satın alma bedeline mahsuben avans ödemesi' açıklamasına yer verilmiş olması ve ödemenin davalının ticari defterlerinde aynı tarihte davacı lehine alacak olarak kaydedilerek davalının bu miktar kadar borçlu hale gelmiş olması karşısında, havalenin avans ödemesi olarak yapıldığının kabulü gerekmektedir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Davalının tazminat iddiasının ispat yükü ve düzenlenen faturanın kabul edilip edilmediği → ret

İddia: Davacı, davalının düzenlediği 10.11.2017 tarihli faturaya süresinde itiraz etmemiş olmasının, tartışmalı bir hususa ilişkin olduğundan ve akdedilmiş bir sözleşmeye dayanmadığından kabul sayılamayacağını, ayrıca 13.11.2017 tarihli ihtarname ile iade talebinde bulunarak faturayı zımnen reddettiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Havalenin mevcut borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı karinesinin aksini davacı ispat etmiş olduğundan, bedelin şirket hisse devrinden kaynaklanan zararın tazmini için ödendiğini iddia eden davalı bu hususu ispatla yükümlüdür. Davalının düzenlediği 10.11.2017 tarihli 'tazminat bedeli' açıklamalı fatura davacının kayıtlarına girmiş olsa da, faturanın kayıtlara girmesinden üç gün sonra davacı tarafından gönderilen 13.11.2017 tarihli ihtarname ile havale bedelinin iadesi talep edilerek, borcun kayden kapatılması sonucunu doğuran faturayı dolaylı olarak da olsa kabul etmediğine yönelik irade ortaya konulmuştur. Taraflar arasında tartışmalı olan bir hususa ilişkin düzenlenen faturaya süresinde itiraz edilmemesi, içeriğinin kabul edildiği anlamına gelmeyecektir. Davalı, havalesi yapılan bedelin şirket hisse devrinden kaynaklanan zararın tazmini için yapıldığı hususunda kesin delil de ibraz etmediğinden, bu iddiasını ispat edememiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

İtirazın iptali talebinin esası ve işlemiş faiz hesabı → kısmi kabul

Gerekçe: Davacının davalıya havale ettiği 2.000.000-USD'nin avans olarak gönderildiğinin aksine tazminat ödemesi olduğu davalı tarafından ispat edilemediğinden, bu tutarın davacıya iadesi gerekmektedir. İhtarnamenin tebliğinden sonra verilen süre sonunda temerrüt gerçekleşmiş olup, temerrüt tarihi ile takip tarihi arasında T.C. Merkez Bankası verilerine göre kamu bankalarınca 1 yıllık USD mevduatına fiilen uygulanan en yüksek faiz oranı esas alınarak işlemiş faiz hesaplanmıştır. Bu nedenle mahkemece davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, itirazın asıl alacak ve işlemiş faiz alacağı yönünden kısmen iptaline karar verilmesi gerekmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Kötüniyet tazminatı talebi → ret

İddia: Davalı vekili, davacının icra takibinde ve davada kötüniyetli olduğunu ileri sürerek alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

Gerekçe: Davacının alacağının haklı bulunması ve davalının tazminat savunmasının ispatlanamamış olması karşısında, davalının kötüniyet tazminatı isteminin koşulları oluşmamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Havalenin mevcut borç ödemesi karinesinin, havale açıklaması ve alıcının defter kayıtlarıyla nasıl çürütülebileceği ile TTK 21/2 kapsamında faturaya itiraz edilmemesinin, taraflar arasında esasen tartışmalı olan bir hususta kesin kabul sonucu doğurmayacağına ilişkin değerlendirmeler yönünden emsal niteliktedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
havale avans ispat yükü yasal karine itirazın iptali fatura itirazı kötüniyet tazminatı temerrüt faizi

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 555 · 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 21/2

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2020/350

KARAR NO 2022/1780

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 26/06/2019

NUMARASI 2018/180 Esas 2019/640 Karar

DAVA

İtirazın İptali

İSTİNAF KARAR TARİHİ 15/12/2022

Davanın reddine ilişkin kararın davacı ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; ... şirketler grubu portföyünde yer alan taşınmazın satışı için müvekkili şirkete bildirilen davalı şirket hesabına 22.6.2015 tarihinde taşınmaz satın alma bedeline mahsuben avans ödemesi olarak 2.000.000-usd ödemede bulunulduğunu, taşınmaz satışının karşı tarafın problemlerinden ötürü akim kalması sebebiyle ödenen bu bedelin iadesi hususunda davalı şirket ile muhtelif görüşmeler yapıldığını, ancak anılan görüşmelerin sürüncemede kalması sebebiyle Kadıköy ... Noterliği'nden ihtarname keşide edilerek 2.000.000-usd'nin ödenmesi aksi halde ise yasal yollara başvurulacağının davalı şirkete ihtar edildiğini, davalının cevabi ihtarnamesi ile aktiflerine kayıtlı bir taşınmaz bulunmadığını bildirildiğini ve satım ilişkisini inkar ettiğini, bunun üzerine 2.000.000-usd tutarındaki avansın tahsili için İstanbul Anadolu ...

İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız takip başlatıldığını ve davalının takibe itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu belirterek davalının itirazının iptali ile %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; davacının dava dilekçesinde belirttiği taşınmazların davalı şirkete ait olmadığını, taşınmazların halka açık bir şirket statüsünde olan ...San ve Tic A.Ş. adına kayıtlı olduklarını, davacının iddia ettiği taşınmaz satışı ilişkisinin gerçekten kurulduğunun bir an için varsayılması halinde dahi davacının malik yerine başka bir şirketle muhatap olmasının gerekçesini delilleri ile açıklaması gerektiğini, davacının icra takibi ve iş bu davayı kendi bankalarına verdikleri hukuken hiç bir anlam ihtiva etmeyen ödeme talimatındaki açıklamaya dayandırdığını, davacının iddia ettiği maddi vakıayı yazılı deliller ile ispatlamak zorunda olduğunu, davacının kendi borcunu ödemek üzere söz konusu havaleyi gerçekleştirdiğini, ancak bankaya verdiği talimatta davalının bilgisi ve onayı dışında gerçeğe aykırı bir açıklama yazdığını, taşınmazların müvekkiline ait olmaması nedeniyle taraflar arasında bir taşınmaz satışının da mümkün bulunmadığını, bu nedenle davacı tarafından gönderilen havalenin mevcut borcun ödenmesine ilişkin olduğunun kabulünün gerekeceğini, taraflar arasında şirket pay devrinden ve bu şirketlere ait elektrik santralleri ve lisanslarına ilişkin işlemlerinin tamamlanması sürecine ilişkin hukuki ilişki bulunduğunu, davacı şirketin bu süreçte ortaya çıkan gecikme, eksikler, ayıplar ve kayıplara karşılık olmak üzere taraflar arasında dostane şekilde yürütülen görüşmeler neticesinde tazminat olarak ödediği 2.000.000-usd tutara karşılık olmak üzere müvekkilinin 10.11.2017 tarihli e-faturayı davacıya gönderdiğini ve sözkonusu faturanın davacı şirket tarafından kabul edilerek kayıtlarına alındığını, TTK 21/2 maddesi uyarınca davacının sekiz içinde faturaya itiraz etmediğini, fatura içeriğini kabul etmiş sayıldığını, dolayısıyla davacının bu süreden sonra faturaya yönelik itirazlarının hukuki bir değerinin bulunmadığını belirterek davacının haksız davasının reddine, takip tutarının % 20'sinden aşağı olmamak üzere davacının kötüniyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, davacının iadesini istediği avans ödemesine dayanak yaptığı taşınmazın davalı adına tapuda kayıtlı bulunmadığı, bu taşınmazın davacı adına tapuda satış ve tesciline ilişkin işlemleri yapmak üzere davalı ile komisyoncu sıfatıyla anlaştığına dair yazılı delil bulunmadığı, davacının banka yolu ile davalı hesabına "... AŞ adına sair transfer bedeli tahsilatı ... TAŞ" açıklaması ile 2.000.000-USD'yi EFT yolu ile gönderdiği, sadece EFT talimatında "taşınmaz satın alma bedeline mahsuben avans ödemesi" ibaresinin bulunduğu, dolayısıyla davacının öncelikle davaya konu ettiği bedeli davalıya satın alacağı taşınmaz bedelinin avansı olarak gönderdiğine ilişkin yazılı somut bir delil bulunmadığı, kaldı ki davalı tarafın savunmasına dayanak yaptığı ve davalı tarafça düzenlenerek davacı tarafa tebliğ ettiği ve davacı şirketin de ticari defterlerine davalı şirket lehine alacak kaydı yaptığı 10.11.2017 tarihli "tazminat bedeli" içerikli 7.700.000-TL tutarlı e-fatura ile davalı şirketle alacak-borç ilişkisinin sıfırlanmış olduğu, sonrasında davacının ticari defterine 27.12.2017 tarihi itibariyle davalı şirket aleyhine borç olarak kaydının yasal dayanağının ispatlanamadığı, bu yönde yazılı delil sunulamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

1-Davacı vekili; avans ödemesinin, taşınmazların maliki olan bağlı ortaklık ... yerine, talep üzerine holdingin bir diğer bağlı ortaklığı olan davalı şirkete yapıldığı göz önüne alındığında, davalı şirketin taşınmazların maliki olmamasının uyuşmazlığa tesir eder bir yön arz etmediği, aktifinde taşınmaz bulunmayan şirketin taşınmaz satın alma bedeline mahsuben gönderilen avans ödemesini iade ile yükümlü olduğunu, ayrıca ödemenin davalı şirkete yapılmasının ...'ın talebi ile yapıldığı hususun tanıkla ispat edecekleri halde mahkemece tanıklarının dinlenmediğini, mahkemece USD havalelerinde kullanılması zorunlu swift kayıtları incelenmeksizin eksik inceleme ile hüküm tesis edildiğini, USD üzerinden havale yapıldığı için paranın önce USD muhabiri olan ABD'ye transferinin gerçekleştiğini, denetimden geçtiğini, onun üzerinden ise nihai varış yeri olan Türk bankasına gönderildiğini, dava konusu 2.000.000-USD tutarındaki avans ödemesinin bu şekilde denetime tabi olarak swift sistemi üzerinden gerçekleştirilmesinin zorunlu olduğunu, müvekkili şirket tarafından ödemenin gerçekleştirildiği sırada verilen EFT talimatında açıklamaya “taşınmaz satın alma bedeline mahsuben avans ödemesi” şeklinde açıklamaya yer verildiğini, anılan açıklamanın muhabir Amerikan Bankası'na ödemeyi gerçekleştiren ...

Bankası tarafından geçilen swift mesajında da aynen yer aldığını, bu noktadan sonra karşı tarafın hesabına yapılacak ödeme işlemlerinin Amerika'daki muhabir banka tarafından gerçekleştirildiğini, bu nedenle swift mesajı incelenmeksizin dekonttaki açıklamalara dayalı hüküm kurulmasının doğru olmadığını, havalenin mevcut bir borcun tasfiyesi için yapıldığı hususunda yasal bir karine bulunduğunu, ancak bu karinenin adi karine olması nedeniyle aksinin ispatının mümkün olduğunu, Yargıtay uygulamasında da havalenin mevcut bir borcun ödemesi nedeniyle yapıldığının, ancak havaledeki beyanlara itibar edilmesi gerektiğinin, açıklama içeren havalelerde gönderilen paranın borç için değil açıklama içeriğinde yer verilen sebep uyarınca gönderildiğinin kabul edildiğini, yargılama sırasında davalının, kendilerine gönderilen paranın tazminat alacağına karşılık ödendiğini ileri sürdüğünü, davalının bu beyanının bağlantısız bileşik ikrar hükmünde olduğunu, bu nedenle ispat yükünün davalının üzerine geçtiğini, davalının tazminat iddiasını taraflar arasındaki şirket pay devirlerine dayandırdığını, müvekkilinin ve satıcı olarak yer alan üçüncü kişilerin sözleşmelerden kaynaklanan yükümlülüklerini süresinde yerine getirdiğini, bu hususun 25/11/2013 tarihinde düzenlenen ibra protokolü ile imza altına alındığını, müvekkilinin bahsi geçen protokol nedeniyle olan alacaklarından ...

tarafından bulunulan rica üzerine taviz verdiğini, bahsi geçen sözleşmelerden müvekkilinin davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığı hususunun tartışmasız olduğunu, taşınmazın malikinin dava dışı ... olsa da bir takım saiklerle bedelin davalı şirket hesabına gönderilmesinin istendiğini, ancak paranın iadesi için görüşmelerin devam ettiğini, müvekkilinin oyalandığını, sonrasında ise davalı tarafça kendilerini borçtan kurtarmak amacıyla hazırlanan mizansen çerçevesinde 10/11/2017 tarihli faturanın gönderildiğini, davalının 2.000.000-USD'yi iki yılı aşkın süre boyunca hesaplarında tuttuğunu, başkaca herhangi bir kayıt yapmadığını, müvekkili tarafından alacağın talep edilmesi üzerine fatura düzenlenerek hesapların sıfırlandığını, ayrıca taraflar arasındaki hisse devir sözleşmesindeki tazminat talep usulünün merasime bağlandığını, davalının bu kurallar çerçevesinde herhangi bir talepte bulunmadığını, sonradan aynı zamanda sözleşmeye aykırı olarak düzenlenen faturaya itibar edilmesinin mümkün olmadığını, ayrıca davalı tarafından düzenlenen faturanın müvekkili defterine işlendiği kabul edilmiş ise de bilirkişi tarafından tespit edildiği üzere bu faturaya müvekkili defterlerinde yer verilmediğini, faturanın ifa aşaması ile ilgili olduğunu, akdedilmiş bir sözleşmeye dayandırılması gerektiğinin kabul edildiğini, bu nedenle süresinde itiraz olunmamak suretiyle kabul edildiği varsayılan fatura içeriğinin ancak sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak faturada yer alması olağan sayılan malın cinsi, yapılan işin adedi, türü ve bedeli gibi hususlara ilişkin olabileceğini, oysa taraflar arasındaki sözleşmede düzenlenmemiş bir hususa ilişkin kayıt kabul edilemeyeceğinden faturaya itiraz edilmemiş olmasının davalının tazminat alacağına hak kazanacağı sonucunu doğurmayacağını, kaldı ki müvekkili tarafından iade faturası düzenlendiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

2- Davalı vekili; taraflar arasında taşınmaz satışı bulunmadığını, davacının icra takibinde kötüniyetli olduğunu, cevap dilekçesinde kötüniyet tazminatı taleplerinin bulunduğunu belirterek alacağın % 20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, taşınmaz satış sözleşmesi kapsamında avans olarak havalesi yapıldığı iddia edilen bedelin taşınmaz satışının gerçekleşmemesi nedeniyle iadesi için girişilen icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı vekili; müvekkilinin davalı şirketin portföyünde yer alan taşınmazın satışı için davalı şirket hesabına 22.06.2015 tarihinde, taşınmaz satın alma bedeline mahsuben avans ödemesi olarak 2.000.000-USD ödeme yaptığını, taşınmaz satışının karşı taraftan kaynaklanan nedenlerle akim kalması sebebiyle ödenen bedelin iadesi hususunda davalı şirket ile yapılan görüşmelerden sonuç alınamadığını belirterek avans olarak havale yapıldığı belirtilen bedelin icra yoluyla tahsilini talep etmiştir.

Davalı vekili ise, müvekkili ile davacı arasında taşınmaz satımına ilişkin anlaşma bulunmadığını, davacı tarafın karşılığında avans ödemesi yaptığını iddia ettiği taşınmazların müvekkili şirkete değil, ...A.Ş. adına kayıtlı olduğunu, taraflar arasında şirket pay devrinden ve bu şirketlere ait elektrik santralleri ve lisanslarına ilişkin işlemlerinin tamamlanması sürecine ilişkin hukuki ilişki bulunduğunu, davacı şirketin bu süreçte ortaya çıkan gecikme, eksikler, ayıplar ve kayıplara karşılık olmak üzere taraflar arasında dostane şekilde yürütülen görüşmeler neticesinde tazminat olarak 2.000.000-USD'yi ödediğini, bu tutara karşılık olmak üzere müvekkilinin 10.11.2017 tarihli e-faturayı davacıya gönderdiğini ve sözkonusu faturanın davacı şirket tarafından kabul edilerek kayıtlarına alındığını, faturaya süresinde itiraz edilmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

6098 Sayılı TBK 555 vd. maddelerinde düzenlenmiş olan havale, hukuksal nitelikçe bir ödeme vasıtasıdır. Havalenin, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine mevcuttur. Bu yasal karinenin tersini (havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını) ileri süren havaleci (muhil), bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür. Davacı tarafça dava dışı ... bank A.Ş.'ye hitaben sunulan EFT talimatında davalı şirkete ait banka hesabına 2.000.000-USD'nin havalesi talep edilmiş olup "taşınmaz satın alma bedeline mahsuben avans ödemesi" açıklamasına yer verilmiştir. Aynı tarihli havale dekontunda ise "... AŞ adına sair transfer bedeli tahsilatı ... Sanayi ve Ticaret ... bank TAŞ" şeklinde açıklamaya yer verildiği görülmektedir.

Bilirkişi tarafından yapılan incelemede davacı tarafından yapılan bu ödemenin, davalının ticari defterlerinde aynı tarihte "diğer çeşitli borçlar" ve "alıcılar" hesabında davacı lehine alacak olarak kaydedildiği tespit edilmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere havalenin, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda karine mevcut ise de bahsi geçen havale talimatında avans olarak yapıldığının açıkça belirtilmesi ve ödemenin davalının defterlerinde aynı tarihte davacı lehine alacak kaydedildiğinin ve davalının bu miktar kadar borçlu hale geldiğinin tespiti karşısında davacı tarafından davalıya yapılan havalenin avans ödemesi olarak yapıldığının kabulü gerekmektedir. Buna karşılık davalı ise bahsi geçen bedelin, taraflar arasında şirket pay devrinden ve bu şirketlere ait elektrik santralleri ve lisanslarına ilişkin işlemlerinin tamamlanması ile ilgili davacı şirketin ortaya çıkan gecikme, eksikler, ayıplar ve kayıplara karşılık olmak üzere tazminat olarak ödediğini iddia etmekte olup bu hususu ispat yükü davalının üzerindedir.

Davalı 10/11/2017 tarihinde 2.000.000-USD karşılığı 7.707.000-TL tutarlı "tazminat bedeli" açıklamalı e-fatura düzenleyerek kendi defterlerinde davacıya olan borcunu kayden sona erdirmiştir. Bahsi geçen e-fatura aynı tarihte davacının kayıtlarına da girmiş, ilk derece mahkemesince 10/10/2017 tarihli faturaya 8 günlük süresi içerisinde itiraz etmemesi nedeniyle davacının fatura içeriğini benimsediği kabul edilerek sonuca gidilmiştir. Ancak davalı tarafından düzenlenen 10/11/2017 tarihli 7.707.000-TL bedelli faturanın davacı tarafından kabul edilmiş sayılıp sayılmayacağının değerlendirilmesinde taraflar arasındaki ihtarnamelerin de irdelenmesi gerekmektedir. Davalı tarafından düzenlenen faturanın davacının kayıtlarına girmesinden 3 gün sonra 13/11/2017 tarihinde davacı tarafından düzenlenen ihtarnamede "akim kalan taşınmaz satışı için, taşınmaz satın alma bedeli karşılığı olarak tarafınıza ödenen 2.000.000-USD nin iş bu ihtarnamenin tarafınıza tebliğinden itibaren üç gün içerisinde aynen tarafımıza ödenmesini, aksi halde üzülerek de olsa hakkınızda yasal işlem başlatmak zorunda kalacağımızı ihtar ederiz" şeklinde ihtarda bulunduğu anlaşılmaktadır.

Her ne kadar süresinde itiraz edilmemesi nedeniyle 10/11/2017 tarihli fatura içeriğinin davacı yönünden kesinleştiği ileri sürülmekte ise de davacı 13/11/2017 tarihli ihtarnamesi ile davalıdan havale yapılan tutarın iadesini istemekle borcun kayden kapatılması sonucunu doğuran 10/11/2017 tarihli faturayı dolaylı olarak da olsa kabul etmediğine yönelik iradesini ortaya koymuş bulunmaktadır. Bu yönüyle taraflar arasında tartışmalı olan bir hususa ilişkin düzenlenen faturaya süresinde itiraz edilmemesi içeriğinin kabul edildiği anlamına gelmeyecektir. Diğer taraftan davalı, havalesi yapılan bedelin, şirket hisse devrinden kaynaklanan zararın tazmini için yapıldığı hususunda kesin delil de ibraz etmemiştir.

Bu durumda davacının davalıya havalesini yaptığı 2.000.000-USD'nin avans olarak gönderildiğinin aksine şirket hisse devrinden kaynaklanan tazminat ödemesi olduğu hususunun davalı tarafından ispat edilemediği, bu tutarın davacıya iadesi gerektiği anlaşıldığından mahkemece davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır Davacı tarafından davalıya gönderilen 13/11/2017 tarihli ihtarnamenin 15/11/2017 tarihinde tebliğ edildiği ve verilen sürenin sonunda temerrütün 21/11/2017 tarihinde gerçekleştiği, T.C. Merkez Bankasının resmi internet sitesinde açıklandığı üzere temerrüt tarihi itibariyle kamu bankalarınca 1 yıllık USD mevduat hesabına fiilen uygulanan en yüksek faiz oranının yıllık % 4,70, takip tarihinde ise yıllık % 4,50 olduğu, re'sen yapılan hesaplamada davacının takip tarihine kadar 11.750-USD işlemiş faize hak kazandığı anlaşılmaktadır.

Açıklanan nedenlerle; mahkemece davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından davanın kısmen kısmen kabulüne, itirazın 2.000.000-usd asıl alacak ve 11.750-usd işlemiş faiz alacağı yönünden iptaline, takibin bu miktar üzerinden davacının takip talebindeki talepleri aşılmamak üzere asıl alacağa takip tarihi itibariyle kamu bankalarınca 1 yıllık USD mevduat hesabına fiilen uygulanan en yüksek oranda faiz işletilmek suretiyle devamına,alacak likit olduğundan alacağın takip tarihindeki TCMB efektif satış kuru üzerinden hesaplanan icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davalının koşulları oluşmayan kötüniyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1- Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/06/2019 Tarih 2018/180 Esas 2019/640 Karar sayılı kararın HMK.'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA, "Davanın kısmen kabulüne; İstanbul Anadolu 6. İcra Dairesi'nin 2018/200 Esas sayılı takip dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 2.000.000-USD asıl alacak ve 11.750-USD işlemiş faiz alacağı yönünden devamına , asıl alacağa takip tarihinden itibaren davacı alacaklı talebi aşılmamak üzere kamu bankalarınca 1 yıllık vadeli usd mevduat hesabına fiilen uygulanan en yüksek oranda faiz işletilmek suretiyle devamına, fazla istemin reddine, %20 oranda hesaplanan 1.512.031,30-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,davalının koşulları oluşmayan kötüniyet tazminatı isteminin reddine, İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ;

Alınması gereken 523.552,78-TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından mahkeme ve icra veznesine yatırılan 129.802,88-TL nin mahsubu ile bakiye 393.749,90‬-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafça yatırılan 129.838,78‬-TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından sarf edilen 1.500-TL bilirkişi ücreti, 314,35-TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 1.814,35‬-TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 1811-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,kalan kısmın üzerinde bırakılmasına, Davacı vekili için AAÜT uyarınca takdir olunan 314.643,65-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine" Alınması gereken 80,70-TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin yatırılan 54,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 26,30-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yatırılan 44,40-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Davacı tarafından sarf edilen 110,10-TL istinaf yargı giderinden, davanın kabulü oranında hesaplanan 109-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 15/12/2022

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/153288 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/1217 E. 2024/3667 K. · Onandı

Talimatında avans yazan havalenin borç ödemesi sayılmaması

Gerekçe özeti

Havalenin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı karinesi, havale talimatında ödemenin avans olduğunun açıkça belirtilmesi ve ödemenin alacaklının değil borçlunun defterlerinde de aynı tarihte gönderen lehine alacak kaydedilmesi hâlinde çürütülmüş sayılır; ödemenin başka bir hukuki sebebe (tazminat) dayandığını ileri süren taraf bunu kesin delille ispatlamakla yükümlüdür. Taraflar arasında tartışmalı olan bir hususa ilişkin düzenlenen faturaya süresinde itiraz edilmemesi, içeriğinin kabul edildiği anlamına gelmez; faturanın kayıtlara girmesinin hemen ardından bedelin iadesini isteyen ihtarname, faturanın dolaylı olarak reddi iradesini ortaya koyar. Bu şekilde varlığı belirlenen yabancı para alacağı likit olup icra inkâr tazminatına hükmedilmesini gerektirir ve alacağa, alacaklının talebi aşılmamak üzere kamu bankalarınca bir yıllık vadeli mevduat hesabına fiilen uygulanan en yüksek oranda faiz yürütülür.

Emsal değeri

Havale karinesinin talimattaki avans açıklaması ve borçlunun defter kayıtlarıyla çürütülebilmesi ile tartışmalı hususa ilişkin faturaya süresinde itiraz edilmemesinin içeriğin kabulü sayılmaması yönleriyle emsal değer taşır.

Kavramlar: itirazın iptali havale havale karinesi avans ödemesi ispat yükü ticari defterlerin delil değeri faturaya itiraz icra inkâr tazminatı likit alacak kötü niyet tazminatı temerrüt yabancı para alacağında faiz

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2023/1217 E.  ,  2024/3667 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2020/350 Esas, 2022/1780 Karar

HÜKÜM

Kısmen kabul

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2018/180 E., 2019/640 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin başvurusunun reddine, davacı vekilinin başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 07.05.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat .... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; ... şirketler grubu portföyünde yer alan taşınmazın satışı için müvekkili şirkete bildirilen davalı şirket hesabına 22.06.2015 tarihinde taşınmaz satın alma bedeline mahsuben avans ödemesi olarak 2.000.000,00 USD ödemede bulunulduğunu, taşınmaz satışının karşı tarafın problemlerinden dolayı akim kalması sebebiyle ödenen bu bedelin iadesi hususunda davalı şirket ile muhtelif görüşmeler yapıldığını, görüşmelerin sürüncemede kalması üzerine 2.000.000,00 USD'nin ödenmesi konusunda davalıya ihtarname gönderildiğini, davalının cevabi ihtarnamesi ile aktiflerine kayıtlı bir taşınmaz bulunmadığını bildirdiğini ve satım ilişkisini inkar ettiğini, başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini ileri sürerek itirazının iptali ile %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; söz konusu taşınmazın müvekkiline ait olmadığını, taşınmazın ......San. Tic. A.Ş. adına kayıtlı olduğunu, taşınmaz satışı ilişkisinin kurulduğu varsayılması dahi davacının malik yerine müvekkille muhatap olmasının gerekçesinin açıklanması gerektiğini, davacının dayandığı havale talimatının hukuki geçerliliği bulunmadığını, davacının iddia ettiği maddi vakıayı yazılı delille ile ispat etmesi gerektiğini, davacının, borcunu ödemek üzere söz konusu havaleyi gerçekleştirdiğini; ancak bankaya verdiği talimatta müvekkilinin bilgisi ve onayı dışında gerçeğe aykırı bir açıklama yazdığını, taşınmazların müvekkiline ait olmaması nedeniyle taraflar arasında bir taşınmaz satışının da mümkün bulunmadığını, gönderilen havalenin mevcut bir borcun ödenmesine ilişkin olduğunu, taraflar arasında şirket pay devrinden ve bu şirketlere ait elektrik santralleri ile lisanslarına ilişkin işlemlerinin tamamlanması sürecine ilişkin hukuki ilişki bulunduğunu, davacı şirketin bu süreçte ortaya çıkan gecikme, eksikler, ayıplar ve kayıplara karşılık olmak üzere taraflar arasında dostane şekilde yürütülen görüşmeler neticesinde tazminat olarak ödediği 2.000.000,00 USD tutara karşılık olmak üzere müvekkilinin 10.11.2017 tarihli e-faturayı davacıya gönderdiğini ve söz konusu faturanın davacı şirket tarafından kabul edilerek kayıtlarına alındığını, davacının 8 içinde faturaya itiraz etmediğini, fatura içeriğini kabul etmiş sayıldığını savunarak davanın reddine, takip tutarının % 20'sinden aşağı olmamak üzere davacının kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının iadesini istediği avans ödemesine dayanak yaptığı taşınmazın davalı adına tapuda kayıtlı bulunmadığı, bu taşınmazın davacı adına tapuda satış ve tesciline ilişkin işlemleri yapmak üzere davalı ile komisyoncu sıfatıyla anlaştığına dair yazılı delil bulunmadığı, davacının banka yolu ile davalı hesabına "... İnşaat ve Eğitim Hizmetleri A.Ş. adına sair transfer bedeli tahsilatı ... Enerji Yatırımları Sanayi ve Ticaret Akbank TAŞ" açıklaması ile 2.000.000,00 USD'yi EFT yolu ile gönderdiği, sadece EFT talimatında "taşınmaz satın alma bedeline mahsuben avans ödemesi" ibaresinin bulunduğu, davacının davaya konu ettiği bedeli davalıya satın alacağı taşınmaz bedelinin avansı olarak gönderdiğine ilişkin yazılı somut bir delil bulunmadığı gibi davalı tarafın savunmasına dayanak yaptığı ve davalı tarafça düzenlenerek davacı tarafa tebliğ ettiği ve davacı şirketin de ticari defterlerine davalı lehine alacak kaydı yaptığı 10.11.2017 tarihli "tazminat bedeli" içerikli 7.700.000,00 TL tutarlı e-fatura ile davalı şirketle alacak-borç ilişkisinin sıfırlanmış olduğu, sonrasında davacının ticari defterine 27.12.2017 tarihi itibarıyla davalı şirket aleyhine borç olarak kaydının yasal dayanağının ispatlanamadığı, bu yönde yazılı delil sunulamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesi ve aşamalardaki iddialarını tekrar ederek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında taşınmaz satışı bulunmadığını, davacının icra takibinde kötü niyetli olduğunu, müvekkili lehine kötü niyet tazminatı taleplerinin bulunduğunu belirterek alacağın % 20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi incelemesinde davacı tarafından yapılan ödemenin, davalının ticari defterlerinde aynı tarihte "diğer çeşitli borçlar" ve "alıcılar" hesabında davacı lehine alacak olarak kaydedildiğinin tespit edildiği, havalenin, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda karine mevcut ise de bahsi geçen havale talimatında avans olarak yapıldığının açıkça belirtilmesi ve ödemenin davalının defterlerinde aynı tarihte davacı lehine alacak kaydedildiğinin ve davalının bu miktar kadar borçlu hale geldiğinin tespiti karşısında davacı tarafından davalıya yapılan havalenin avans ödemesi olarak yapıldığının kabulü gerektiği, davalı taraf bahsi geçen bedelin, taraflar arasında şirket pay devrinden ve bu şirketlere ait elektrik santralleri ve lisanslarına ilişkin işlemlerinin tamamlanması ile ilgili davacı şirketin ortaya çıkan gecikme, eksikler, ayıplar ve kayıplara karşılık olmak üzere tazminat olarak ödediğini iddia etmekte olup bu hususu ispat yükü davalının üzerinde olduğu, davalının 10.11.2017 tarihinde 2.000.000,00 USD karşılığı 7.707.000,00 TL tutarlı "tazminat bedeli" açıklamalı e-fatura düzenleyerek kendi defterlerinde davacıya olan borcunu kayden sona erdirdiği, bahsi geçen e-faturanın aynı tarihte davacının kayıtlarına da girdiği, Mahkemece faturaya 8 günlük sürede itiraz edilmemesi nedeniyle davacının fatura içeriğini benimsediği kabul edilmiş ise de davalı tarafından düzenlenen 10.11.2017 tarihli faturanın davacı tarafından kabul edilmiş sayılıp sayılmayacağının değerlendirilmesinde taraflar arasındaki ihtarnamelerin de irdelenmesi gerektiği, davalı tarafından düzenlenen faturanın davacının kayıtlarına girmesinden 3 gün sonra 13.11.2017 tarihinde davacı tarafından düzenlenen ihtarnamede "akim kalan taşınmaz satışı için, taşınmaz satın alma bedeli karşılığı olarak tarafınıza ödenen 2.000.000,00 USD'nin işbu ihtarnamenin tarafınıza tebliğinden itibaren 3 gün içerisinde aynen tarafımıza ödenmesini, aksi halde yasal işlem başlatmak zorunda kalacağımızı ihtar ederiz" şeklinde ihtarda bulunduğu, süresinde itiraz edilmemesi nedeniyle 10.11.2017 tarihli fatura içeriğinin davacı yönünden kesinleştiği ileri sürülmekte ise de davacının 13.11.2017 tarihli ihtarnamesi ile davalıdan havale yapılan tutarın iadesini istemekle borcun kayden kapatılması sonucunu doğuran 10.11.2017 tarihli faturayı dolaylı olarak da olsa kabul etmediğine yönelik iradesini ortaya koyduğu, bu yönüyle taraflar arasında tartışmalı olan bir hususa ilişkin düzenlenen faturaya süresinde itiraz edilmemesinin içeriğinin kabul edildiği anlamına gelmeyeceği, davalının, havalesi yapılan bedelin, şirket hisse devrinden kaynaklanan zararın tazmini için yapıldığı hususunda kesin delil de ibraz etmediği, davacı tarafından davalıya gönderilen 13.11.2017 tarihli ihtarnamenin 15.11.2017 tarihinde tebliğ edildiği ve verilen sürenin sonunda temerrütün 21.11.2017 tarihinde gerçekleştiği, TCMB'nin resmi internet sitesinde açıklandığı üzere temerrüt tarihi itibarıyla kamu bankalarınca 1 yıllık USD mevduat hesabına fiilen uygulanan en yüksek faiz oranının yıllık % 4,70, takip tarihinde ise yıllık % 4,50 olduğu, resen yapılan hesaplamada davacının takip tarihine kadar 11.750,00 USD işlemiş faize hak kazandığı, alacağın likit olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, itirazın kısmen iptali ile takibin 2.000.000,00 USD asıl alacak ve 11.750,00 USD işlemiş faiz yönünden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren davacı alacaklı talebi aşılmamak üzere kamu bankalarınca 1 yıllık vadeli USD mevduat hesabına fiilen uygulanan en yüksek oranda faiz işletilmek suretiyle devamına, fazla istemin reddine, %20 oranda hesaplanan 1.512.031,30 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davalının koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; taraflar arasında taşınmaz satışına dair hukuki ilişki bulunmadığını, davacının havale talimatına yazdığı açıklamanın hukuki açıdan bir kıymeti olmadığını, davacının tek taraflı olarak yazdığı bu açıklamaya itibar edilmesinin hatalı olduğunu, takip tarihinde davalı müvekkilinin hesaplarında davacı adına alacak kaydı bulunmadığını, gerekçeli kararın 4. sayfasında "davalının defterlerinde aynı tarihte davacı lehine alacak kaydedildiği" şeklindeki açıklamaların muhasebe tekniği yönünden gerçekle bağdaşmadığını, bir ticari şirket fatura düzenleyip karşı tarafa borç kaydetmemiş ise karşı taraftan gelen ödemenin cari hesaba alacak kaydedilmesi ve kendisinin borçlu olarak görünmesinin muhasebe tekniğinin bir gereği olduğunu, önemli olanın takip veya dava tarihi itibarı ile davalının ticari kayıtlarında davacının alacaklı görünüp görünmediği olduğunu, dava konusu taşınmazın müvekkiline ait olmadığını, cevap dilekçelerinde açıklandığı üzere, taraflar arasındaki dostane ilişkinin devam ettiği dönemde bu ödeme tutarında mutabık kalınmadığı için davacıya fatura düzenlenmediğini, davacı yaklaşık 1,5 sene boyunca kayıtlarda alacaklı gibi görünmüş olsa da ödenen tutarın "olmayan bir taşınmazın, olmayan satışı için avans ödemesi" değil, davacının rızası ile yaptığı bir borç ödemesinden ibaret olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesinin, davacı adına düzenlenen 10.11.2017 tarihli ve 7.707.000,00 TL tutarındaki faturaya davalının 8 gün içinde itiraz etmemiş olmasını "taraflar arasındaki ihtarnamelerin irdelenmesi gerektiğinden" bahisle davacının gönderdiği 13.11.2017 tarihli -fatura tarihinden sonraki tarihli- ihtarnamenin "faturayı dolaylı olarak da olsa kabul etmediğine ilişkin iradesini ortaya koymuş" olduğunu kabul ederek zorlama bir yorum yaptığını, "dolaylı olarak da olsa" şeklindeki gerekçenin hukuki bir gerekçe olmadığını, davacının deflerine işlediği faturaya 1,5 ay sonra 27.12.2017 tarihinde itiraz etmesinin de hukuki açıdan bir geçerliliği bulunmadığını, davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilip müvekkilinin talep ettiği kötü niyet tazminatının reddinin hatalı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesince faiz hesabının resen yapıldığını, denetime açık olmadığını, 19.01.2023 tarihli ek beyan dilekçesinde taraflar arasında taşınmaz satışına ilişkin hukuki ilişki bulunmadığı halde davacı tarafından havale talimatına taşınmaz bedeli avansı ibaresinin yazılmasının kötü niyetli olduğunu, havale dekontunun delil başlangıcı dahi kabul edilemeyeceğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, taşınmaz satış sözleşmesi kapsamında avans olarak havalesi yapıldığı iddia edilen bedelin taşınmaz satışının gerçekleşmemesi nedeniyle iadesi için girişilen icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 555 inci maddesi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 21 inci maddesi.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

08.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.