6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Ayıp ihbar süresi geçse de ağır kusurlu satıcı sorumluluktan kurtulamaz

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/750 E. 2022/1502 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptalikaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari satımAyıba karşı tekeffül

Davacının nitelemesi: Ticari Satımdan Kaynaklanan mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Ticari satımlarda alıcının ayıp ihbarını yasal süre içinde yapmamış olması, satıcının satılandaki ayıptan sorumluluğunu her durumda ortadan kaldırmaz. TBK m.225 uyarınca ağır kusurlu satıcı -ki satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından bu kusur karinesi geçerlidir- ayıbın kendisine süresinde bildirilmediğini ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamaz; alıcının tacir sıfatına sahip olması bu sonucu değiştirmez, zira ayıptan doğan sorumluluk düzeninde esas alınan satıcının meslekten satıcı olup olmadığıdır. Ancak satıcının bildiği açık ayıplı ürünleri alıcıya satması halinde, bu ürünlerin bedelini talep etme hakkı bulunmaz; alacak miktarı, faturaların toplam değerinden açık ayıplı ürünlerin bedeli ve önceden yapılan ödemeler düşülerek hesaplanır.

Ele alınan sorunlar

Ayıp ihbarının süresinde yapılmaması nedeniyle davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırılığı → kabul

İddia: Davalı vekili, bilirkişi raporunda malların %50'den fazlasının ayıplı olduğunun tespit edildiğini, bu ayıpların açık ayıp olmadığını, TBK 223/2 uyarınca gizli ayıplarda 8 günlük ihbar süresinin uygulanmayacağını, dolayısıyla mahkemenin ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı gerekçesiyle davayı kabul etmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: TTK m.23 hükmüne göre alıcının ayıptan doğan haklarını kullanması için görünüşte belli olan ayıp için süresinde muayene ve ihbar yapması gerekir. TBK m.223/2 hükmüne göre alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse satılanı kabul etmiş sayılır; ancak olağan gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması halinde bu hüküm uygulanmaz ve ayıp sonradan anlaşılırsa hemen bildirilmesi gerekir. Bununla birlikte TBK m.225 hükmüne göre ağır kusurlu satıcı, ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamaz; satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından da aynı hüküm geçerlidir. TBK 225/2, ayıptan doğan sorumluluk rejiminde satıcının ağır kusurlu olmasına sonuç bağlanan tüm konularda uygulama alanına sahiptir; alıcının tacir sıfatına sahip olması bu hükümlerin uygulanmasını engellemez, zira ayıptan doğan sorumluluk düzeninde satıcının meslekten satıcı olması esas alınmıştır. Somut olayda bilirkişi kurulu raporunda dava konusu ürün gruplarının çoğunluğunun hatalı olduğu, hatanın telafisinin zaman ve işçilik gerektirdiği, bir kısmının telafi imkanının bile bulunmadığı, tespit edilen hataların konfeksiyon üretimi açısından göze batan bariz hatalar olduğu belirlenmiştir. Mahkemenin ayıp ihbarının yasal süresi içinde yapılmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar vermesi hukuken yerinde bulunmamıştır; çünkü davacı satıcı, satıcılığı meslek edinmiş bir kişi olarak bilmesi gereken ayıplar bakımından ağır kusurlu sayılır ve bu nedenle ayıpların süresinde ihbar edilmediğini ileri sürerek sorumluluktan kurtulamaz.

Gerekçe kaynağı: özgün

Açık ayıplı ürünlerin bedelinin talep edilip edilemeyeceği ve alacak miktarının belirlenmesi → kısmi kabul

Gerekçe: Bilirkişi kurulu raporuna göre 27/01/2018 tarihli toplam 189.378,61-TL bedelli fatura konusu ürünlerin tamamının hatalı olduğu, 26/01/2018 tarihli toplam 160.677,57-TL bedelli faturadaki PG-108 model 125 adet pantolonun (11.546,25-TL + %18 KDV 2.078,32-TL) 13.624,57-TL bedelli olduğu ve bu ürünlerin açık ayıplı olduğu tespit edilmiştir. Açık ayıplı ürünleri bildiği halde davalıya satan satıcı, bu ürünlerin bedelini isteyemez. Buna göre; takibe konu 2 adet faturanın toplam değeri (160.677,57-TL + 189.378,61-TL=) 350.056,18-TL, açık ayıplı ürünlerin toplam değeri 203.003,18-TL'dir (189.378,61-TL + 13.624,57-TL). Daha önce ödenen 60.000-TL'nin tarafların kabulünde olduğu da gözetildiğinde, 350.056,18-TL'den 203.003,18-TL ve 60.000-TL düşülmesi sonucu 87.053-TL alacağın kaldığı anlaşılmış, davacının bu miktar yönünden takibinde haklı olduğu sonucuna varılmıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

İcra inkar tazminatı talebi → kısmi kabul

Gerekçe: Kabul edilen 87.053-TL asıl alacak miktarı üzerinden davacı lehine %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiştir; koşulları oluşmayan kötüniyet tazminatı isteminin ise reddine karar verilmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

TBK m.225 uyarınca meslekten satıcının ağır kusurlu sayılacağı ve bu durumda ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı iddiasının satıcıyı sorumluluktan kurtarmayacağına ilişkin norm yorumu; ayrıca alıcının tacir olmasının bu kuralın uygulanmasını etkilemediği yönündeki tespit, benzer ticari satım uyuşmazlıklarında BAM'ın bölgesel ikna edici emsali niteliğindedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ayıptan doğan sorumluluk ağır kusurlu satıcı açık ayıp gizli ayıp ayıp ihbar süresi itirazın iptali icra inkar tazminatı kötüniyet tazminatı

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 23 · 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 223/2TBK 225TBK 225/1TBK 225/2TBK 221 · 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) — İİK 67 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 353(1)b-2HMK 361/1

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2020/750

KARAR NO 2022/1502

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 17/02/2020

NUMARASI 2018/370 Esas 2020/151 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 27/10/2022

Davanın kabulüne ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkilinin davalıdan iki adet faturadan dolayı 290.056,18- TL bakiye alacaklı olduğunu, alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattıklarını, borçlu tarafından yetki ve borca itiraz edildiğini, alacağın ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan para alacağı olması sebebiyle tacir müvekkilin ikametgah adresinin yetkili olduğunu, dolayısıyla Bakırköy İcra Müdürlüklerinin yetkili olduğunu, esas yönünden ise takibe konu iki adet faturanın içeriğini oluşturan malların 29/02/2018, 30/01/2018 ve 02/02/2018 tarihlerinden üç parti halinde davalı tarafından teslim alındığını, malların tamamının kargo ile gönderildiğini, mallar teslim alındıktan sonra 06/02/2018 tarihinde 31/08/2018 keşide tarihli 48.000- TL bedelli ve 28/06/2018 keşide tarihli 12.000- TL bedelli çekin verildiğini bu çeklerin müvekkiline ödendiğini, müvekkilin toplamda 60.000-TL ödeme aldığını, davalı-borçlu şirketin faturalardan kalan bakiye borcunu ödemediğini, malları teslim aldıktan 54 gün sonra davalı tarafından Kahramanmaraş ...

Noterliği aracılığıyla 28/03/2018 tarihinde ihtarname düzenlenlenerek teslim edilen ürünlerde hata bulunduğunun belirtildiğini, ihtarnamenin müvekkiline 02/04/2018 tarihinde tebliğ edildiğini, davalı tarafından itiraz dilekçesinde faturaların içeriğini oluşturan malların tamamının ayıplı olduğunu, bu ayıp nedeniyle borçları olmadığının belirtildiğini, davalının hata ve ayıp iddialarını kabul etmediklerini, en son teslim tarihi 02/02/2018 tarihinden itibaren 8 gün içinde malları incelemek ya da inceletmek durumunda olduğunu, ayıp çıkması halinde de bu süre içinde ihbarın yapılması gerektiğini, 8 günlük sürenin kaçırıldığını belirterek davanın kabulüne itirazın iptaline %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; müvekkilin toptan ve perakende kamp ve av malzemeleri satan bir şirket olduğunu ,davacıdan deneme amaçlı 60.000- TL bedelli mal istendiğini ,parti parti gönderilen malların direk müvekkilin deposuna indirildiğini fazla mal gönderildiğinin faturalar ile tespit edildiğini fazla gönderilen malın iadesi ile faturaların iptali talep edildiğinde faturaların iptal edileceği söylenmesine rağmen gereğinin yerine getirilmediğini, 60.000- TL ye alınan malların satışına başlandığında tüketiciler tarafından ayıplı olduğu belirtilmek sureti ile iadelerin başladığını davalıya telefonla ve ihtarname ile durumun bildirildiğini, icra takibi ile karşılaştığını fazla gönderilen malların alımının yapılmadığını deposunda muhafaza ettiğini, teslime hazır olduğunu malların yarısından fazlasının ayıplı gizli ayıp olduğunu belirterek davanın reddi ile %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; 26/01/2018 tarih ... sıra nolu 160.677,57-TL tutarlı ve 27/01/2018 tarih ... sıra nolu 189.378,61-TL tutarlı iki adet faturada yer alan malların davacı tarafça davalı tarafa teslim edildiği ve malların fiyatı konusunda bir uyuşmazlık bulunmadığı, davalı tarafın davacıdan sadece 60.000-TL'lik ürün sipariş ettiği ancak bu meblağın üzerinde fazladan mal gönderildiği yönündeki savunmasının; oldukça çok sayıda olan malları teslim alırken sayarak teslim almamış olmasının veya en azından 60.000-TL'nin 3 katı kadar olan malların fazla olduğunun teslimde farkına varmamış olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, malları herhangi bir ihtirazı kayıt ileri sürmeksizin teslim almış bulunması nedeni ile davalının bu yöndeki savunmasına mahkemece itibar edilmediğini, delil tespit dosyasında alınan bilirkişi raporu ve mahkemece aldırılan kök ve ek rapor ile dava konusu tekstil ürünlerinin önemli bir bölümünün ayıplı olduğu tespit edilmiş ise de;

TTK'nun 23.maddesi uyarınca, teslim anında malın ayıplı olduğu açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içerisinde incelemek veya incelettirmek ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa bu durumu bu süre içinde satıcıya ihbarda bulunmakla yükümlü olduğunu, bilirkişi raporunda, dava konusu olan ürünlerden ayıplı olanlar üzerindeki ayıbın göze batan bariz hatalar olduğunu ayrıca bir üründe birkaç hatanın birlikte yer aldığının görüldüğünün tespit edilmesi nedeni ile TBK hükümlerinin uygulanmasını gerektiren "gizli ayıp" durumunun söz konusu olmadığını, davalının yasal ihbar süreleri içerisinde muayene ve davacıya ihbar yükümlülüğüne uymadığını, teslim edilen malların ayıplı olduğunu ileri süremeyeceğini ve ayıba karşı tekeffül hükümlerine dayanamayacağını, netice itibariyle davalının teslim aldığı faturalı malların 60.000,00-TL dışındaki bakiye borcunu ödemediğini , davalının itirazında haksız olması ve alacağın likit olması nedeni ile davacının icra inkar tazminatı talebinin de kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili;bilirkişi raporunda tesbit edildiği üzere ayıplı mallar üzerinde bir üründe birden fazla ayıbın olduğunun tespit edildiğini, tüm malların geneli üzerinde yapılan oranlamada hata payının %50 nin üzerinde olduğunun ve bu haliyle mağaza satışı yapılamayacak durumda olduğunun vurgulandığını, bilirkişi raporunda gizli ayıplara atıf yapıldığını, 8 günlük sürede ihbarda bulunulmadığı gerekçesi ile %50 den fazlası ayıplı olan malın müvekkil şirket tarafından kabule sokulması ve bunun bedelinin müvekkilden alınması yönündeki kararın hukuka aykırı olduğunu, açık ayıp niteliğinde olmayan yani kullanımla ortaya çıkacak ayıplar yönünden TBK'nun ilgili düzenlemelerinin uygulanması gerektiğini, TBK 223/2 fıkrasına göre satılanda olağan bir gözden geçirme ile ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması halinde bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa ayıbın hemen satıcıya bildirileceğinin belirtildiğini, ayıp ihbarı için 8 günlük sürenin söz konusu olmadığını, mahkemece en azından bilirkişi raporunda gösterilen tabloda yer alan hatalı ve hatasız ürünlerin davaya konu faturalardaki bedeli karşılaştırması, hatalı ürün toplamının 201.848,57- TL olduğu göz önüne alınarak kabullerinde olmamakla birlikte hatasız olduğu bildirilen ürünler toplamının ise 148.207,62 TL olduğu dikkate alınarak hatasız ürün bedeli 148.207,62 TL den 60.000-TL ödeme düşüldüğünde bakiye 88.207,62- TL alacağı talep etme hakkında bahsedilebileceği bu durumun kabullerinde olmamakla birlikte adaletli bir karar verilmesi gerektiğini, müvekkilin hatalı ürünü uzun zaman muhafaza ettiğini, teslime hazır olduğunu bildirdiğini, avans olarak verdiği 60.000-TL nin davacı nezdinde kaldığını, ürünler ayıplı olduğu için satışını yapamadığını, sipariş aldığı yerlere siparişini yetiştirmek için yüksek fiyatlarda karsız ürün almak zorunda kaldığını, takip konusu alacağın likit olmadığını, tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davacının haksız ve iyi niyetli olmayarak ayıplı malı satması (malın ayıplı olduğunu bildiği halde ayıplı malın düzeltilmesi hususunda sahip çıkılmaması) 8 günlük süreye dayanması aldığı 60.000-TL avansı kullanması ortada iken müvekkilin kötü niyetli olarak tanımlanması ve tazminata hükmedilmesinin hakkaniyet ilkesine aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, ilamsız icra takibine itiraz üzerine İİK 67. maddesi gereğince açılan itirazın iptali davasıdır. Bakırköy ...İcra müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında alacaklı tarafından borçlu aleyhine iki adet faturaya istinaden 22/03/2018 tarihinde 290.056,18- TL nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatılmıştır. Takibe konu faturalardaki ürünlerin davalıya 30/01/2018, 02/02/2018 ve 29/02/2018 tarihlerinde üç parça halinde davalıya teslim edildiği, Kahramanmaraş ... Noterliğinin 28/03/2018 gün ... yevmiye nolu ihtarnamesinde faturaya istinaden gönderilen pantolon ve yeleklerde hatalar bulunduğu bu hataların pantolonda, bedenlerde farklılık ayrıca bacaklarda kısalık ve uzunluklar bulunduğu, dikişlerde patlak ve yıkama hatası bulunduğu, yeleklerde ise sırt bölümünde bulunan ceplerde hesaplama hataları olduğunu, yeleklerin fermuar birleşim yerlerinin açık ve hatalı olduğu belirtilmek suretiyle hatalı malzemelerin 3 gün içinde teslim alınmasının ihtar edildiği görülmüştür.

Bilirkişi kurulu raporunda PG-202 kodlu yelek grubu PG-204 kodlu yelek grubu ve PG-108 kodlu pantolon gruplarının çoğunluğunun hatalı olmasından kaynaklı modelleri, mağaza satışı yapılamayacağı, tespit edilen hataların konfeksiyon üretimi açısından göze batan bariz hatalar olan telafisi hem zaman hem işçilik gerektirecek hatalar olduğu, bir kısmının telafi imkanının bulunmadığını, bir üründe birkaç hatanın bulunduğunu, tespit edilen hataların göze diğer ürünlerin ise genel olarak hatasız bulunduğundan bu ürünlerin mağaza satışının yapılabileceği belirtilmiştir.Mahkemece gizli ayıp durumunun söz konusu olmadığı, davalının yasal ihbar süreleri içinde muayene ve davacıya ihbar yükümlülüğüne uymadığından teslim edilen malların ayıplı olduğunu ileri süremeyeceği gerekçesi ile davanın kabulüne karar vermiştir.

TTK m.23 hükmüne göre alıcının ayıptan doğan haklarını kullanması için görünüşte belli olan ayıp için iki günlük sürede muayene yapması ve ihbarda bulunması gerekmektedir. TBK m.223/2 hükmüne göre alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir, bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır. Bununla birlikte TBK m.225 hükmüne göre ise ağır kusurlu olan satıcı, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulması mümkün değildir.

Satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından da aynı hüküm geçerlidir. TBK 225/2 ayıptan doğan sorumluluk rejiminde satıcının ağır kusurlu olmasına sonuç bağlanan tüm konularda uygulama alanına sahiptir. Buna göre satıcılığı meslek edinen bir satıcının bilmesi gerekli ayıplardan dolayı sorumluluğunda ağır kusurlu satıcı muamelesi görecek, ihbar külfetinin süresinde yerine getirilmediğini iddia edemeyecek, kısa zamanaşımı süresinden faydalanamayacak, sözleşmeye eklediği sorumsuzluk anlaşmasının hüküm doğurmasını bekleyemeyecektir. Alıcının tacir sıfatına sahip olması TBK 225/2 ve TBK 221.madde hükümlerinin onlar hakkında geçerli olmadığını göstermez. Söz konusu hükümlerin uygulama alanının belirlenmesinde alıcının kimliği önem taşımamaktadır.

Ayıptan doğan sorumluluk düzeninde satıcının meslekten satıcı olması nazara alınmışken alıcının meslekten alıcı ve ya tacir sıfatına sahip olup olmadığına göre farklı hukuki sonuçlar öngörülmemiştir. Ağır kusurlu satıcı ayıpların süresinde ihbar edilmediğini ileri süremez. Ayıptan doğan haklar için kanunda öngörülen kısa zamanaşımı süresinden faydalanamaz. Sorumsuzluk anlaşmasına dayanarak sorumlu olmadığını iddia edemez. TBK 225/2 ayıptan doğan sorumluluk rejiminde satıcının ağır kusurlu olmasına sonuç bağlanan tüm konularda uygulama alanına sahiptir. TBK 225/2 eşliğinde hem TBK 225/1 hem de TBK 221 hükümleri tacirler arası satışlarda da uygulanacaktır. (Cevdet Yavuz, Meslekten Satıcının Ayıptan Sorumluluğu, İstanbul Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 6(2), Güz 2019 Dergisi, s.

107-130) Somut olayda; davacı tarafından davalıya 26/01/2018 tarihli ... sıra nolu toplam 160.677,57-TL ve 27/01/2018 tarihli ... sıra nolu toplam 189.378,61-TL bedelli faturalar ile menkullerin davalıya teslim edildiğini, davalı tarafından bu fatura bedellerine istinaden 60.000-TL ödeme yapıldığını, bakiye alacağın ödenmediği iddiası ile toplam 290.056,18-TL'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, borçlu tarafından teslim edilen malların ayıplı olduğunun ileri sürüldüğü, mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde; PG-202 kodlu yelek grubu, PG-204 kodlu yelek grubu ve PG-108 kodlu pantolon gruplarının çoğunun hatalı olmasından kaynaklı modellerin mağaza satışı yapılamayacağı ,hatanın telafisi hem zaman, hem işçilik gerektirecek hatalar olduğunu, hatta bir kısmının telafi imkanı bile bulunmadığını, ayrıca bir üründe birkaç hatanın birlikte yer aldığını, tespit edilen hataların konfeksiyon açısından göze batan bariz hatalar olduğu nun belirlendiği, mahkeme her ne kadar ayıp ihbarının yasal süresi içinde yapılmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de;

TBK 225.maddeye göre ağır kusurlu olan satıcı, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamaz. Satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından da aynı hüküm geçerli olduğundan davacı satıcı ağır kusurlu olması sebebiyle ayıpların süresinde ihbar edilmediğini ileri sürerek sorumluluktan kurtulamaz. Ayıptan doğan haklar için kanunda öngörülen kısa zamanaşımı süresinden faydalanamaz. Bu nedenle mahkemece anılan gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi hukuken yerinde bulunmamıştır. Takibe konu 27/01/2018 tarihli toplam 189.378,61-TL bedelli fatura konusu ürünlerin tamamının hatalı olduğu, 26/01/2018 tarihli toplam 160.677,57-TL bedelli faturadaki PG-108 model 125 adet pantolon toplamı (11.546,25 TL + %18 KDV 2.078,32-TL) 13.624,57-TL bedelli ürünlerin açık ayıplı olması nedeni ile satıcı bildiği açık ayıplı ürünleri davalıya sattığı belirlendiğinden bu ürünlerin bedelini istiyemeyeceği sonucuna varılmıştır.

Takibe konu 2 adet faturanın toplam değerinin (160.677,57-TL + 189.378,61-TL) 350.056,18-TL olduğu, açık ayıplı ürünlerin toplam değerinin 203.003,18-TL olduğu, daha önce ödenen 60.000-TL'nin tarafların kabulünde olduğu gözetildiğinde (350.056,18 TL - 203.003,18-TL - 60.000-TL) 87.053-TL alacağın kaldığı anlaşıldığından davacı bu miktar yönünden takibinde haklıdır. Tüm bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)b-2 maddesi gereğince kabulüne; kararın kaldırılmasına; davalının icra takibine yönelik itirazının kısmen iptaline, 87.053-TL asıl alacağa takip tarihinden değişen oranlarda avans faizi işletilerek takibin devamına, fazla istemin reddine, kabul edilen kısım üzerinden davacı lehine %20 oranında hesaplanan 17.410,6‬0-TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, koşulları oluşmayan kötüniyet tazminatı isteminin reddine, açık ayıplı malların davalı tarafından davacıya iadesine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/02/2020 Tarih 2018/370 Esas 2020/151 Karar sayılı kararın HMK.'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın kısmen kabulüne, davalının Bakırköy ...İcra Dairesinin ... esas sayılı icra takibine yönelik itirazının kısmen iptaline, 87.053-TL asıl alacağa takip tarihinden değişen oranlarda avans faizi işletilerek takibin devamına, fazla istemin reddine, Kabul edilen kısım üzerinden %20 oranında hesaplanan 17.410,6‬0-TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, Koşulları oluşmayan kötüniyet tazminatı isteminin reddine, 27/01/2018 tarihli fatura muhteviyatı yelekler ile 26/01/2018 tarihli faturadaki PG-108 model 125 adet pantolonların davalı tarafından davacıya iadesine," İlk derece yargılamasına ilişkin olarak;

Alınması gereken 5.946,60-TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından mahkeme ve icra veznesine yatırılan 4.953,44-TL nin mahsubu ile bakiye 993,16‬-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafça yatırılan 4.989,34‬-TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından sarf edilen 1.500-TL bilirkişi ücreti, 230,01-TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 1.730,01-TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 520-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, Davacı vekili için AAÜT uyarınca takdir olunan 13.928,48-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Davalı vekili için AAÜT uyarınca reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 31.420,45-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine" Davalı tarafından yatırılan 4.955-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Davacı tarafından sarf edilen 71-TL istinaf yargı giderinden, davanın kabulü oranında hesaplanan 22-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 27/10/2022

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/149431 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/619 E. 2024/4249 K. · Onandı

Ağır kusurlu satıcı ayıp ihbar süresine dayanarak sorumluluktan kurtulamaz

Gerekçe özeti

Ticari satımda alıcı, açıkça belli olmayan ayıbı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde muayene edip ihbar etmezse kural olarak ayıba karşı tekeffül hükümlerine dayanamaz; ancak satıcı ağır kusurluysa veya ayıp satıcılığı meslek edinmiş kişinin bilmesi gereken türdense, satıcı ayıbın süresinde bildirilmediğini ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamaz ve ayıptan doğan haklar için öngörülen kısa zamanaşımı süresinden yararlanamaz. Alıcının tacir olması bu sonucu değiştirmez. Bildiği açık ayıplı ürünleri satan satıcı, o ürünlerin bedelini talep edemez; itirazın iptali davasında alacak bu ürünlerin bedeli düşülerek hesaplanır.

Emsal değeri

Ağır kusurlu satıcının 6098 sayılı Kanun'un 225 inci maddesi karşısında ayıp ihbar süresine ve kısa zamanaşımına dayanamayacağı; bu korumanın alıcının tacir olması hâlinde de geçerli olduğu yönündeki holding, ticari satımdan doğan ayıp uyuşmazlıklarında emsal değeri taşır.

Kavramlar: ayıba karşı tekeffül muayene ve ihbar külfeti açık ayıp gizli ayıp satıcının ağır kusuru itirazın iptali icra inkâr tazminatı temyiz kesinlik sınırı

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2023/619 E.  ,  2024/4249 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2020/750 Esas, 2022/1502 Karar

HÜKÜM

Kısmen kabul

İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2018/370 E., 2020/151 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;

Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

Dosya içeriğine göre hüküm altına alınan ve davalı vekilince temyize konu edilen toplam miktar 87.053,00 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla, davalı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.

Davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıdan iki adet faturadan dolayı 290.056,18 TL bakiye alacaklı olduğunu, alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattıklarını, borçlu tarafından yetki ve borca itiraz edildiğini, alacağın ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan para alacağı olması sebebiyle tacir müvekkilin ikametgah adresinin yetkili olduğunu, takibe konu iki adet faturanın içeriğini oluşturan malların 29.02.2018, 30.01.2018 ve 02.02.2018 tarihlerinden üç parti halinde davalıya teslim edildiğini, malların tamamının kargo ile gönderildiğini, mallar teslim alındıktan sonra 48.000,00 TL ve 12.000,00 TL bedelli çekin verildiğini, bu çeklerin ödenmesiyle müvekkilinin toplamda 60.000,00 TL ödeme aldığını, davalının faturalardan kalan bakiye borcunu ödemediğini, malları teslim aldıktan 54 gün sonra 28.03.2018 tarihinde ihtarname düzenleyip ürünlerde hata bulunduğunun belirttiğini, davalının itiraz dilekçesinde faturaların içeriğini oluşturan malların tamamının ayıplı olduğunu, bu ayıp nedeniyle borçları olmadığını ileri sürdüğünü, hata ve ayıp iddialarını kabul etmediklerini, davalının en son teslim tarihi 02.02.2018 tarihinden itibaren 8 gün içinde malları incelemek ya da inceletmesi, ayıp çıkması halinde de bu süre içinde ihbar etmesi gerektiğini ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin toptan ve perakende kamp ve av malzemeleri sattığını, davacıdan deneme amaçlı 60.000,00 TL bedelli mal istediğini, 60.000,00 TL’lik kısım dışındaki malların satın alınmadığını, iade edilmek üzere muhafaza edildiğini fazla gönderilen malın iadesi ile faturaların iptali talep edildiğinde faturaların iptal edileceği söylenmesine rağmen gereğinin yerine getirilmediğini, 60.000,00 TL’ye alınan malların satışına başlandığında tüketiciler tarafından ayıplı olduğu belirtilmek sureti ile iade edildiklerini, davalıya telefonla ve ihtarname ile durumun bildirildiğini, malların yarısından fazlasının gizli ayıplı olduğunu, alıcıyı iğfal eden satıcının ayıbın vaktinde ihbar edilmediğini ileri sürerek sorumluluktan kurtulamayacağını savunarak davanın reddini, %20 oranından az olmamak üzere tazminatın tahsilini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 160.677,57 TL ve 189.378,61TL tutarlı iki adet faturada yer alan malların davalıya teslim edildiği, malların fiyatı konusunda bir uyuşmazlık bulunmadığı, davalının sadece 60.000,00 TL tutarında ürün sipariş ettiği, ancak bu meblağın üzerinde fazladan mal gönderildiği yönündeki savunmasının malları teslim alırken sayarak teslim almamasının veya en azından 60.000,00 TL'nin 3 katı kadar olan malların fazla olduğunun teslimde farketmemesinin hayatın olağan akışına aykırılık taşıdığı, malları herhangi bir ihtirazı kayıt ileri sürmeksizin teslim alması nedeni ile davalının bu yöndeki savunmasına itibar edilmediğini, delil tespit dosyasında alınan bilirkişi raporu ve mahkemece aldırılan kök ve ek rapor ile dava konusu tekstil ürünlerinin önemli bir bölümünün ayıplı olduğu tespit edilmiş ise de 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 23 üncü maddesi uyarınca, teslim anında malın ayıplı olduğu açıkça belli değilse alıcının malı teslim aldıktan sonra 8 gün içerisinde incelemek veya incelettirmek ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa bu durumu bu süre içinde satıcıya ihbarda bulunmakla yükümlü olduğunu, bilirkişi raporunda, dava konusu ürünlerdeki ayıbın göze battığı, ayrıca bir üründe birkaç hatanın birlikte yer aldığının görüldüğünün tespit edilmesi nedeni ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (6098 sayılı Kanun) hükümlerinin uygulanmasını gerektiren gizli ayıptan söz edilemeyeceği, davalının yasal ihbar süreleri içerisinde muayene ve davacıya ihbar yükümlülüğüne uymadığını, teslim edilen malların ayıplı olduğunu ileri süremeyeceğini, ayıba karşı tekeffül hükümlerine dayanamayacağını, davalının teslim aldığı faturalı malların 60.000,00 TL dışındaki bakiye borcunu ödemediğini, alacağın likit olduğu gerekçesiyle davanın ve icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bir üründe birden fazla ayıbın olduğunun tespit edildiğini, tüm malların geneli üzerinde yapılan oranlamada hata payının %50’nin üzerinde olduğunun ve bu haliyle mağaza satışı yapılamayacağının vurgulandığını, açık ayıp niteliğinde olmayan yani kullanımla ortaya çıkacak ayıplar yönünden 6098 sayılı Kanun’un ilgili düzenlemelerinin uygulanması gerektiğini, anılan Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre satılanda olağan bir gözden geçirme ile ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması halinde bu tür bir ayıbın bulunduğunun sonradan anlaşılması halinde ayıbın hemen satıcıya bildirileceğinin belirtildiğini, ayıp ihbarı için 8 günlük sürenin söz konusu olmadığını, en azından bilirkişi raporunda gösterilen tabloda yer alan hatalı ve hatasız ürünlerin davaya konu faturalardaki bedelinin karşılaştırılması, hatalı ürün toplamının 201.848,57 TL olduğu göz önüne alınarak kabullerinde olmamakla birlikte hatasız olduğu bildirilen ürünler toplamının ise 148.207,62 TL olduğu dikkate alınarak hatasız ürün bedeli 148.207,62 TL’den 60.000,00 TL ödeme düşüldüğünde bakiye 88.207,62 TL alacağı talep etme hakkından bahsedilebileceğini, avans niteliğindeki 60.000,00 TL’nin davacı nezdinde kaldığını, alacağın likit olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6098 sayılı Kanun’un 225 inci maddesine göre ağır kusurlu olan satıcının satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmediğini ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamayacağı, satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından da aynı hükmün geçerli olduğu, ayıptan doğan sorumluluk düzeninde satıcının meslekten satıcı olması nazara alınmışken alıcının meslekten alıcı veya tacir sıfatına sahip olup olmadığına göre farklı hukuki sonuçlar öngörülmediği, bilirkişi incelemesi neticesinde, PG-202 ve PG-204 kodlu yelek grubu, PG-108 kodlu pantolon gruplarının çoğunun hatalı olmasından kaynaklı modellerin mağaza satışı yapılamayacağı, hatanın telafisinin hem zaman, hem işçilik gerektireceğini, hatta bir kısmının telafi imkanının bile bulunmadığını, ayrıca bir üründe birkaç hatanın birlikte yer aldığını, tespit edilen hataların konfeksiyon açısından göze batan bariz hatalar olduğunun belirlendiği, davacı satıcının ağır kusurlu olması sebebiyle ayıpların süresinde ihbar edilmediğini ileri sürerek sorumluluktan kurtulamayacağı, ayıptan doğan haklar için Kanunda öngörülen kısa zamanaşımı süresinden faydalanamayacağı, 189.378,61 TL bedelli fatura konusu ürünlerin tamamının hatalı olduğu, 160.677,57 TL bedelli faturadaki PG-108 model 125 adet pantolon toplamı 13.624,57 TL bedelli ürünlerin açık ayıplı olması nedeni ile satıcı bildiği açık ayıplı ürünleri davalıya sattığı belirlendiğinden bu ürünlerin bedelini isteyemeyeceği, takibe konu 2 adet faturanın toplam değerinin 350.056,18 TL’ye ulaştığı, açık ayıplı ürünlerin toplam değerinin 203.003,18 TL olduğu, daha önce ödenen 60.000,00 TL'nin taraflarca kabul edildiği gözetildiğinde 87.053,00 TL alacağın kaldığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davalının itirazının kısmen iptaline, 87.053,00 TL asıl alacağa takip tarihinden değişen oranlarda avans faizi işletilerek takibin devamına, fazla istemin reddine, kabul edilen kısım üzerinden %20 oranında hesaplanan 17.410,6‬0 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, kötü niyet tazminatı isteminin reddine, 27.01.2018 tarihli fatura muhteviyatı yelekler ile 26.01.2018 tarihli faturadaki PG-108 model 125 adet pantolonların davalı tarafından davacıya iadesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ayıp ya da açık ayıp tespitlerini kabul etmediklerini, kabul etmemekle birlikte bilirkişinin göze batan bariz hatalar ifadesini kullandığını, ayıpların açık olduğunu belirlediğini, itiraz etmemekle açık ayıp tespitinin dava hakkında kesinleştiğini, davalının ürün tesliminden 54 gün sonra ihtar gönderdiğini, bu süre zarfında ürünleri kontrol etmediğini, ihbarda bulunmadığını, ürünleri açık ayıpları ile birlikte kabul ettiğini, açık ayıp sebebiyle iki günlük süreyi kaçırdığını, 6098 sayılı Kanun’un 225 inci maddesinin uygulanamayacağını, istinafa cevap dilekçesindeki savunmalara yer verilmeyip savunma hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın kısmen kabulüne dair kararın, likit olmayan alacak için icra inkar tazminatına hükmedilmesinin, müvekkilinin kötü niyet tazminatı talebinin reddinin yerinde olmadığını, peşin harcın tamamının müvekkiline yükletilemeyeceğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi

2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesi.

3. 6098 sayılı Kanun'un 219 uncu ve 225 inci maddesi.

4. 6102 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi.

3. Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

A. Davalı vekilinin Temyizi Yönünden

Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,

B.Davacı vekilinin Temyizi Yönünden

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

23.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.