6102TTK Türk Ticaret Kanunu

İcra dairesi yetkisine itiraz ile BA formunun ticari defter kapsamında değerlendirilmesi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/1552 E. 2023/303 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ EmsalGörev ve yetki

Gerekçe özeti

Satış sözleşmesinden kaynaklanan para borçlarında, aksine anlaşma bulunmadıkça TBK 89/1 uyarınca alacaklının yerleşim yeri icra dairesi/mahkemesi yetkilidir; icra takibinin itirazın iptali davasının görüldüğü yargı çevresinde açılması gerektiğine dair bir usul hükmü yoktur. Ticari uyuşmazlıklarda taraflardan birinin BA formunu ibraz etmesi ve bunun teslim olgusunu doğrulaması halinde, karşı tarafın kendi defterlerini ibraz etmemesi durumunda BA formu ticari defter ve belge kapsamında delil olarak değerlendirilip mal tesliminin ispatlandığı sonucuna varılabilir; BA formunun davacının delil listesinde açıkça gösterilmemiş olması bu değerlendirmeyi etkilemez, çünkü mahkeme HMK 222 ve TTK 83/1 uyarınca ticari defterlerin ibrazına re'sen karar verebilir.

Ele alınan sorunlar

İcra dairesinin yetkisine itiraz → ret

İddia: Davalı, icra takibinin yargı çevresinde yapılmadığını, dolayısıyla icra dairesinin yetkisizliği nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Yetkili icra dairesi İİK 50/1 maddesi yollamasıyla HMK'nın yetkiye ilişkin hükümlerine göre belirlenir. HMK 6. madde gereği genel yetkili mahkeme ve icra dairesi davalı borçlunun yerleşim yeri icra dairesidir; sözleşmeden kaynaklanan davalarda HMK 10. madde gereği borcun ifa yeri mahkemesi de yetkilidir. TBK 89/1 uyarınca aksine anlaşma yoksa para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir. Somut olayda dava ve icra takibi satış sözleşmesinden kaynaklanan alacağa dayandığından TBK 89 kapsamında para borcu niteliğindedir; bu durumda davacının yerleşim yeri icra daireleri yetkilidir ve davacının kendi yerleşim yerinde takip başlatmasında usule aykırılık yoktur. Ayrıca icra takibinin itirazın iptali davasının görüldüğü yargı çevresinde yapılması gerektiğine ilişkin bir usul hükmü de bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Alacağın ispatı ve BA formunun delil niteliği → ret

İddia: Davalı, mahkemece kendi ticari defterlerinin incelenmediğini, BA formlarının davacının delil listesinde bulunmadığını ve ticari defter kapsamına girmediğini, kendi defterlerine münhasır olarak dayanılmadığından bu şekilde karar verilemeyeceğini ve temerrüde düşürülmediğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: HMK 222. madde ile TTK 83/1 maddesi uyarınca mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Kural olarak malın teslimini ispat külfeti davacı satıcıya aittir; yasal delillerle desteklenmediği sürece fatura ve davacı defter kayıtları tek başına alacağın varlığını kanıtlamaz. Davacı alacağının dayanağı fatura kendi defterlerinde kayıtlı olup davalı tarafından bilirkişi incelemesine defter ibrazında bulunulmadığından faturanın davalının defterlerinde kayıtlı olup olmadığı tespit edilememiştir. Ancak davalının dava konusu fatura dönemine ilişkin BA formu incelendiğinde faturanın Vergi Dairesine BA formu ile bildirildiği görülmüştür. Bu durumda taraflar arasındaki akdi ilişkinin dava konusu fatura kapsamında gerçekleştiği ve fatura konusu malın teslim edildiğinin ispatlandığının kabulü gerekmektedir. Davalının, davacının BA formuna dayanmadığı ve bu nedenle delil olarak dikkate alınamayacağı yönündeki iddiası yerinde değildir; BA bildirimi tacirler tarafından alınan mal ya da hizmetlerle ilgili olarak Vergi Dairesine sunulan bildirim olup ticari defterlerden bağımsız olarak düzenlenmesi mümkün değildir, bu nedenle BA-BS formları ticari defter ve belge kapsamında bulunmaktadır. Ayrıca HMK 222 ve TTK 83/1 uyarınca mahkemenin ticari uyuşmazlıklarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına re'sen karar vermesi mümkün olduğundan davalının aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Para borcu niteliğindeki alacaklarda icra dairesi yetkisinin TBK 89/1 uyarınca alacaklının yerleşim yerine göre belirlenmesi ve BA formunun ticari defter/belge kapsamında delil olarak kabul edilebileceği yönündeki tespitler açısından emsal niteliktedir.

Usul tespitleri

Yetkili mahkeme
Satış sözleşmesinden kaynaklanan para borcu alacağına dayalı icra takibinde, aksine bir anlaşma bulunmadıkça TBK 89/1 uyarınca alacaklının yerleşim yerindeki icra dairesi yetkilidir; icra takibinin itirazın iptali davasının görüldüğü yargı çevresinde açılması gerektiğine dair bir usul hükmü bulunmamaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
itirazın iptali icra dairesinin yetkisi ispat külfeti ticari defter BA formu para borcunun ifa yeri

Atıf yapılan mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) — İİK 50/1 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 6HMK 10HMK 222 · 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 89/1 · 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 83/1

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2020/1552

KARAR NO 2023/303

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 30/09/2020

NUMARASI 2017/499 Esas - 2020/589 Karar

DAVA

İtirazın İptali

Davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkilinin davalıdan olan fatura alacağının tahsili için davalı şirket hakkında Denizli ... İcra Dairesi'nin ... esas dosyası ile 6.585,28-TL miktarlı icra takibi başlatıldığını, borçlu vekili tarafından icra dairesinin yetkisi ile birlikte borcun tamamına itiraz edildiğini, davalının borca itirazının haksız olduğunu, itirazın ödemeyi geçiktirmek için yapıldığını belirterek davalının itirazının iptaline, takibin devamına, müvekkili lehine % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; icra takibinin yetkili icra dairelerinde yapılmadığını, davacının ise itiraza rağmen dosyayı yetkili icra dairelerine göndermediğini, müvekkilinin takip alacaklısına herhangi bir borcunun bulunmadığını, takip sebebi olarak gösterilen muavin kaydında görünen bakiye ile ilgili müvekkilinin herhangi bir şekilde temerrüde düşürülmediğini, yetkili icra dairesinde açılmış bir takip bulunmadığını belirterek davanın reddine, davacı aleyhine % 20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece, tarafların ticari defterleri ve BA/BS kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucunda dava konusu faturanın davalının BA kayıtlarında yer aldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının itirazının iptali ile takibin devamına, alacağın % 20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili; İlk derece mahkemesinin yargı çevresinde yapılan icra takibi bulunmadığından icra dairesinin yetkisizliği nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin davacıya borcunun bulunmadığını, ambar tesellüm fişinde ismi geçen kişinin müvekkili şirketin çalışanı olmadığını, mahkemece BA-BS kayıtlarının dikkate alındığını, ancak müvekkilinin defterlerinin incelenmediğini, ayrıca BA formlarının davacının delil listesinde bulunmadığını, BA formlarının ticari defterlerin kapsamına girmediğini, karşı tarafça müvekkilinin ticari defterlerine münhasır olarak dayanılmadığından davacının defterlerine göre karar verilmesinin mümkün olmadığını, ayrıca müvekkilinin temerrüde de düşürülmediğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, ticari satım nedeniyle düzenlenen faturaya dayalı takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı taraf 17/02/2016 tarihli 6.582,28-TL bedelli faturada belirtilen malın satışından kaynaklanan alacağın tahsilini talep etmekte olup, davalı icra dairesinin yetkisine itirazı ile birlikte akdi ilişki ve mal teslim olgusu inkar etmektedir. Yetkili icra dairesi; İİK’nın 50/1 maddesi yollamasıyla, HMK’nın yetkiye ilişkin hükümlerine göre belirlenir. HMK'nın 6. maddesi gereği, genel yetkili mahkeme ve icra dairesi davalı borçlunun yerleşim yeri mahkeme ve icra dairesidir. Sözleşmeden kaynaklanan davalarda, HMK’nın 10. maddesi gereğince borcun ifa yeri mahkemesi de yetkilidir. 6098 sayılı TBK'nın 89/1 maddesine göre ise, aksine bir anlaşma yoksa para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir.

Somut olayda dava ve icra takibi, satış sözleşmesinden kaynaklanan alacağa dayanmakta olup, TBK'nın 89. maddesi kapsamında para borcu niteliğindedir. Bu durumda somut olayda davacının yerleşim yeri icra daireleri yetkili olup, davacının kendi yerleşim yerinde takip başlatmasında usule aykırılık yoktur. Diğer taraftan icra takibinin itirazın iptali davasının görüldüğü yargı çevresinde yapılması gerektiğine ilişkin bir usul hükmü de bulunmamaktadır. Bu nedenle mahkemece davalının icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı yerinde görülmeyerek davanın esasına girilmesinde bir isabetsizlik yoktur. HMK'nın 222. maddesi ile TTK'nın 83/1 maddesi uyarınca mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.

Kural olarak malın teslimini ispat külfeti davacı satıcıya ait olup, yasal delillerle desteklenmediği sürece fatura ve davacı defter kayıtları tek başına alacağın varlığını kanıtlamaz. Davacı alacağının dayanağı fatura kendi defterlerinde kayıtlı olup, davalı tarafından bilirkişi incelemesine defter ibrazında bulunulmadığından faturanın davalının defterlerinde kayıtlı olup olmadığı tespit edilememiştir. Ancak davalının dava konusu fatura dönemine ilişkin BA formu incelendiğinde faturanın Vergi Dairesine BA formu ile bildirildiği görülmüştür. Bu durumda taraflar arasındaki akdi ilişkinin 17/02/2016 tarihli 6.582,28-TL bedelli fatura kapsamında gerçekleştiği ve fatura konusu malın teslim edildiğinin ispatlandığının kabulü gerekmektedir.

Her ne kadar davalı, davacının BA formuna dayanmadığını, bu nedenle delil olarak dikkate alınamayacağını ileri sürmüş ise de BA bildirimi tacirler tarafından alınan mal ya da hizmetler ilgili olarak Vergi Dairesine sunulan bildirim olup ticari defterlerden bağımsız olarak düzenlenmesi mümkün değildir. Bu nedenle BA-BS formları ticari defter ve belge kapsamında bulunmaktadır.Diğer taraftan HMK m.222 ve TTK m.83/1 uyarınca ticari uyuşmazlıklarda mahkeme, tarafların ticari defterlerinin ibrazına re'sen karar vermesi mümkün olduğundan davalının aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararda bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 449,63-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 112,41-TL harcın mahsubu ile bakiye 337,22‬-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan 16,50-TL posta masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 02/03/2023

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/149066 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.