6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Limited şirkette haklı sebeple ortaklıktan çıkma ve ayrılma akçesinin hesaplanması

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/1009 E. 2023/11 K. · · İlk derece: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Ticari şirket (genel)diğerTemyiz yolu açık

★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Gerekçe özeti

Limited şirkette ortaklıktan çıkma davası münhasıran şirkete yöneltilir; diğer ortağın pasif husumet ehliyeti bulunmaz. Ayrılma akçesinin hesaplanmasında şirketin öz varlığının hüküm tarihine en yakın tarihteki rayiç değeri esas alınır; bilirkişi incelemesi keşif, emsal karşılaştırma ve amortisman/defter değeri analizleriyle yeterli ve tutarlı yapılmışsa istinaf sebepleri bu yönden yerinde görülmez. Ayrılma akçesi hükümle birlikte muaccel hale geldiğinden dava tarihinden itibaren faiz talep edilemez; faiz, ilk derece mahkemesi karar tarihinden itibaren işletilmelidir.

Ele alınan sorunlar

Ortaklıktan çıkma davasında husumetin şirkete mi yoksa diğer ortağa da mı yöneltilebileceği → ret

İddia: Davacı vekili, ortaklıktan çıkma davasının diğer ortağa (davalı ...) karşı da ileri sürülebileceğini belirterek husumet yönünden kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Gerekçe: Limited şirkette ortaklıktan çıkma ve ayrılma akçesi istemine ilişkin davanın münhasıran şirkete yöneltilmesi gerekli ve yeterlidir; diğer ortağın (davalı ...) pasif husumet ehliyeti bulunmamaktadır. Bu nedenle davalı ... hakkındaki davanın usulden reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.

Gerekçe kaynağı: özgün

Şirket öz varlığının rayiç değerinin bilirkişi raporlarına göre tespitinin yerinde olup olmadığı → ret

İddia: Davalı şirket vekili, taşınmazın rayiç bedelinin yerinde inceleme yapılmadan, emsal gösterilmeden ve fahiş bedelle tespit edildiğini, demirbaş/tesis/makinelerin değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, şirketin pasiflerinin ve davacının şirkete olan borçlarının dikkate alınmadığını ileri sürerek bu yönlerden kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Gerekçe: Taşınmazın rayiç değerinin belirlenmesinde emsal karşılaştırma yöntemi kullanılmış, ulusal emlak internet sitelerinden emsal araştırması yapılmış, aynı semtte benzer özellikli taşınmazlar tespit edilerek olumlu-olumsuz tüm koşullar (15 Temmuz darbe girişimi, Irak-Suriye'deki olumsuzlukların İstanbul konut piyasasına etkileri dahi) gözetilmiştir; bu nedenle yerinde inceleme yapılmadığı ve fahiş bedel tespit edildiği yönündeki istinaf sebebi yerinde değildir. Şirkete ait demirbaş, tesis, makine ve cihazların keşfen incelenerek özel maliyetleri, amortisman bedelleri ve net defter değerlerinin tespit edilip tablolar halinde rayiç bedellerinin belirlenmiş olmasına göre bu yöndeki istinaf sebepleri de yerinde değildir. Davacının müşteri çek tahsilatlarını kendi hesaplarına aktararak şirketi zarara uğrattığı iddiası, ticari defter kayıtlarında ortaklardan alacaklar hesabının yıllar itibariyle 0-TL olduğu görüldüğünden ispata muhtaç kalmış ve bu yönde somut delil bulunmamıştır. Davacının şahsi hesapları, kardeşiyle davalı arasındaki iş ilişkisi ve taraflar arasındaki mal rejimi davasındaki çekişmeler bu davanın konusu olmayıp ayrılma akçesinin hesabında etkili unsur olamaz. Bilirkişilerce şirketin öz varlığı, dönen ve duran tüm varlık unsurları ile borçları göz önüne alınarak hüküm tarihine en yakın tarih itibariyle sermaye payının rayiç değeri hesaplandığından davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Ayrılma akçesi alacağına faiz başlangıç tarihinin tespiti → kabul

İddia: Davacı vekili, ilk derece mahkemesinin ayrılma akçesine hükmederken faiz alacağı yönünden bir hüküm tesis etmediğini, tavzih talebinin de reddedildiğini belirterek bu yönden kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Gerekçe: HMK 297/2 gereği taleplerden her biri hakkında hüküm verilmesi gerekirken, davacının dava ve ıslah dilekçelerinde talep ettiği faiz alacağı hususunda olumlu/olumsuz karar verilmemesi doğru değildir. Ayrılma akçesi hükümle birlikte muaccel hale gelmektedir; bu nedenle dava tarihinden itibaren faiz talep edilemez, ancak ilk derece mahkemesi karar tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Limited şirkette ortaklıktan çıkma davasında husumetin münhasıran şirkete yöneltilmesi gerektiği ve diğer ortağın pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı yönündeki tespit ile ayrılma akçesinin hüküm tarihine en yakın rayiç değer üzerinden hesaplanması ve bu alacağın hükümle birlikte muaccel hale geldiğinden dava tarihinden değil karar tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği yönündeki gerekçe, benzer ortaklıktan çıkma davalarında bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Usul tespitleri

Dava şartı
Limited şirkette ortaklıktan çıkma davasında husumetin münhasıran şirkete yöneltilmesi gerekir; diğer ortağa yöneltilen dava pasif husumet ehliyeti yokluğundan usulden reddedilir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
haklı sebeple ortaklıktan çıkma ayrılma akçesi pasif husumet ehliyeti şirket öz varlığının rayiç değeri nispi vekalet ücreti temerrüt faizi/muacceliyet

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 638TTK 641 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 297/2

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2020/1009

KARAR NO 2023/11

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 13/02/2020

NUMARASI 2012/223 Esas 2020/87 Karar

DAVA

Ortaklıktan Çıkma Ve Ortaklık Payı Alacağının Tahsili

İSTİNAF KARAR TARİHİ 02/01/2023

Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın davacı ve davalı ... Ltd. Şti. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, Müvekkili ...'un ... Tic. Ltd Şirketi'nin 1993 yılından beri ortağı olduğunu, şirketin diğer ortağının ise eşi ... olduğunu, tarafların 01/06/1991 yılında evlendiklerini ve daha sonra birlikte bu şirketi kurduklarını, müvekkili tarafından Küçükçekmece 2.Aile Mahkemesinin 2012/633 Esas sayılı dosyasında boşanma davası açıldığını, davalı ...'un şirketin tüm kar paylarını üzerine geçirdiğini ve müvekkilinin kar paylarından hiçbir hakkını alamadığını, müvekkilinin ısrarlarına rağmen kendisine gerekli malumatın verilmediğini, şirketin diğer ortağı olan eşi tarafından kendisire herhangi bir kar payı ödenmek istenmediğini ve ortaklıktan ayrılma taleplerinin sonuçsuz kaldığını, davalı şirketin bugüne kadarki karından müvekkilinin hissesine tekabül eden kar payının şimdilik 10.000-TL.'sinin her yıla ait kar payı alacağının muaccel hale gelmesinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine, müvekkilinin davalı şirket ortaklığından ayrılmasına, müvekkilinin şirketteki hisse payı bedeli belirlendiği zaman arttırmak üzere şimdilik 10.000- TL bedelin muaccel olduğu tarihten itibaren işleyecek faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

ISLAH

Davacı vekili 06.01.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile kar payı ve ayrılma akçesine ilişkin alacağını 20.000.TL.den 987.992,98.TL.' ye çıkararak dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak şirket ortaklığının bitirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalılar vekili, müvekkil ...'un şahsi davalı sıfatının olmadığını, davanın ... yönünden sıfat yokluğundan reddi gerektiğini, davacı ile müvekkili ... arasında boşanma ve mal paylaşımı davasının devam ettiğini, davacının şirket hissesine yönelik talebinin mal paylaşımına ilişkin bir dava olduğunu ve bunun ayrı bir dava olarak görülmesinin mümkün olmadığını, davacının boşanma davası açmadan bir gün önce bankalarda kendi adına olan hesapları boşalttığını, davacının şirketteki hissesinin onlarca katını kaçırdığını, bu nedenle davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece, şirketten çıkmaya izin verilmesi talepli davada husumetin münhasıran şirkete yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup diğer ortağa husumet yöneltilemeyeceği, davalı ... yönünden pasif taraf ehliyeti bulunmadığından dava şartı yokluğu nedeni ile davanın usulden reddine , davacı tarafın davasının niteliği itibari ile şirketten haklı sebeple çıkma ve çıkma payının tarafına ödenmesine ilişkin olduğu, 6102 Sayılı Kanunun 638.md.sinde açıkça belirtildiği üzere her ortağın haklı sebebin varlığı halinde şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabileceği, Davalı şirketin iki ortaklı olup Davacının şirkette %28, diğer ortak ... ise %72 oranda pay sahibi oldukları, dava açıldığı sırada ortaklar arasında Küçükçekmece 2.

Aile Mahkemesinin 2012/633 esas sayılı dava dosyasında çekişmeli boşanma davası sürmekte olduğu, boşanma davası sonunda davacı tarafın davasının kabul edildiği; kararın 24/06/2015 tarihinde kesinleştiği, bilirkişi raporları ile tespit edildiği üzere davacının bir kısım kar paylarını alamadığı, anılan çekişmelerin diğer ortağının ağır kusurundan dolayı ortaklığın devamını engelleyecek nitelikte olduğu, davacı açısından haklı sebeple davalı şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesi koşullarının oluştuğu,son alınan rapora göre davalı şirketten ödenmesi gereken dağıtılmayan kar payı dahil ayrılma akçesinin karar tarihine en yakın tarih itibariyle aktif ve pasifinden davacı payına düşen miktarın kar payları da dahil olmak üzere 987.992,98-TL.

olduğu anlaşılmakla,davacının şirketten çıkmasına izin verilmesine ,987.992,98-TL nin davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

1-Davacı vekili, yapılan yargılama neticesinde mahkemenin, davanın kısmen kabulü ile müvekkil davacı lehine 30.09.2019 tarihli bilanço baz alınarak 987.992,98- TL şirketten çıkma payının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verdiğini ancak faiz alacağı yönünden bir hüküm tesis edilmediğini, tavzih talebinin reddedildiğini, ayrıca ...'un söz konusu şirketin kurucusu olup, kurulduğu tarihten itibaren en büyük hissedarı ve tek yetkilisi olduğunu, ortaklıktan çıkma davasının diğer ortağa karşı ileri sürülebileceğini belirterek kararın faiz başlangıcı ve husumet yönünden incelenerek kaldırılmasını talep etmiştir.2-Davalı şirket vekili, davacının müvekkil şirketin tahsilatlarını kendi uhdesinde tutmak suretiyle bunları önce kendi hesaplarına ardından annesi ve müşterek çocuk hesabına aktarmış oradan da çekerek tamamını sıfırladığını, Müvekkilinin tüm kayıtların taşınmaz ve banka hesaplarının kira gelirlerinin dosyaya celbini talep etmiş , bu konuda olumlu olumsuz bir ara karar verilmemiş olduğunu, dosyanın 7 kez bilirkişiye gönderildiğini, bilirkişilerin yerinde inceleme yapmayıp evrak üzerinden yaptığını, hesaplanan defter değerinden “Düzeltilmiş Defter Değeri” ne ulaşılması gerektiği belirtilmesine rağmen bunlar tam olarak incelenmeden ,şirketin maddi duran varlıkları satın alma yılı, ortalama kullanım ömrü amortisman süresi, yıpranmışlık gibi hususlar hesaba katılarak piyasa değerlerinin bulunması gerektiği belirtilmesine , bu hususa ilişkin itirazda bulunmalarına rağmen hatalı inceleme ile rapor tanzim edildiğini, şirket taşınmazının rayiç bedelinin tespitine yönelik sunulan raporda yine yerinde inceleme yapılmadan evrak üzerinden emsal dahi gösterilmeden tanzim edildiğini, sadece internet çıktıları ile emsal emlak rayiçleri son derece yüksek bir bedelle değerlendirildiğini, yetersiz raporlarla karar verildiği,davalı şirketin mal varlığının güncellenmesi suretiyle belirlenen aktifleri üzerinden davacının payına karşılık gelen bedele hükmedilmiş ise de gerçek pay değerinin belirlenmesinde davalı şirketin pasiflerinin, davalının şirkete olan borçlarının da dikkate alınması suretiyle mali bilançonun ve bu kapsam da gerçek pay bedelinin bulunarak bu bedele hükmedilmesi gerektiğini,davacı vekili lehine takdir edilen vekalet ücretinin nispi değil ,maktu takdir edilmesi gerektiğini belirterek davalı ...

hakkında verilen karar ve ortaklıktan çıkmaya ilişkin karar haricinde kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Açılan dava, Limited şirkette ortaklıktan çıkma ve ayrılma akçesi ile kar payı alacağı istemlerine ilişkindir.Limited şirkette ortaklıktan çıkma TTK 638.madde düzenlenmiş olup,haklı sebeplerin varlığı halinde her ortak şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açma hakkına sahiptir. Kanunda haklı sebepler tanımlanmamış ve tahdidi olarak sayılmamış olmasına rağmen yerleşmiş yargı kararları ve öğretide kabul edildiği üzere ortakların davranışı şirketin faaliyetini engelleyecek veya zarara uğratacak mahiyette olup yahut karşılıklı güvenin sarsılmış ve ortaklık ilişkisinin çekilmez bir duruma gelmiş olması durumunda haklı sebeplerin var olduğu kabulü gerekip,somut olayda davalı şirketin bir aile şirketi olması veortakları eşler arasında verilen boşanma davasının kesinleşmiş bulunması nedeniyle , taraflar arasındaki çekişmelerin şirketin işleyişini engelleyecek mahiyette olması nedeni ile haklı sebebin mevcut olduğu tartışmasızdır.

TTK 641.maddede ortağın şirketten ayrılması halinde esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini isteme hakkına haiz olduğu düzenlenmiş olup Kanunun gerekçesinde gerçek değerin en azından bilanço değerini ifade ettiği belirtilmiştir. Emsal Yargıtay kararları doğrultusunda ayrılma akçesinin hesaplanmasında şirket öz varlığının hüküm tarihine en yakın tarihteki rayiç değeri üzerinden hesaplamanın yapılması gerekmektedir.Bu kapsamda davalı şirkete ait taşınmazın rayiç bedelinin tespiti için ve davalı şirkete ait fabrikada bulunan taşınırlar için 03.11.2017 tarihinde Mahkemece bilirkişiler eşliğinde keşfen inceleme yapılmıştır.Taşınmazın rayiç değerinin belirlenmesinde emsal karşılaştırma yönteminin kullanıldığı, ulusal emlak internet sitelerinden emsal araştırmaları yapıldığı, aynı semtte ve benzer özellikler taşıyan taşınmazların tespit edilerek olumlu ve olumsuz tüm koşulların dikkate alındığı hatta rapor yazım tarihlerine göre 15 Temmuz darbe girişimi ve Irak ve Suriye'de yaşanan olumsuzlukların İstanbul konut piyasasına etkilerinin dahi göz önüne alındığı, bu nedenle yerinde inceleme yapılmadan evrak üzerinden emsal araştırmasında bulunulmadan fahiş miktar tespit edildiğine yönelik istinaf sebebi yerinde değildir.Ayrıca şirkete ait demirbaş, tesis makine ve cihazların keşfen incelenerek özel maliyetleri, amortisman bedelleri ve net defter değerlerinin tespiti ile tablolar halinde rayiç bedellerinin belirlenmiş olmasına göre bu yöndeki istinaf sebeplerinin de yerinde olmadığı, yine davacının müşteri çek tahsilatlarını kendi şahsi hesaplarına aktararak şirketi zarara uğrattığı hususunda incelenen ticari defter kayıtlarında yıllar itibari ile ortaklardan alacaklar hesabının 0- TL olduğu, bu iddianın ispata muhtaç olup bu yönde somut delil olmadığı, yine davacının şahsi hesaplarının, davacının kardeşi ile davalı arasındaki iş ilişkisinin, taraflar arasındaki mal rejimi davasındaki çekişmelerin bu davanın konusu olmayıp ayrılma akçesinin hesabında etkili unsur olamayacağı, bilirkişiler tarafından şirketin öz varlığının dönen ve duran tüm varlık unsurları ve şirketin borçları göz önüne alınarak hüküm tarihine en yakın tarih itibari ile sermaye payının rayiç değerinin hesaplanması nedeni ile davalı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde görülmemiştir.Açılan dava Limited şirkette ortaklıktan çıkma ve ayrılma akçesi istemine ilişkin olduğundan davanın münhasıran şirkete yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup davalı ortak ve yetkilinin pasif husumet ehliyeti bulunmamaktadır.Davalı ...

hakkındaki davanın usulden reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.Ayrıca limited şirkette ortaklıktan çıkma yanı sıra ayrılma akçesi talep edildiği durumlarda miktar itibariyle bir alacak talebi sözkonusu olduğundan hükmedilen taraf lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmektedir.Ancak hükümde davacı tarafın ortaklıktan çıkmasına ve 987.992,98-TL ayrılma akçesine hükmedilmesine rağmen davacının dava açarken talep ettiği faiz alacağı hususunda olumlu/ olumsuz bir karar verilmemesi doğru olmamıştır.HMK 297/2 maddesi gözetilerek taleplerden her biri hakkında hüküm verilmesi gerekir.Dava ve ıslah dilekçelerinde 987.992,98-TL ayrılma akçesini dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili talep edilmiştir.

Ayrılma akçesi hükümle birlikte muaccel hale gelmektedir. Dava tarihinden itibaren faiz talep edilemez. Dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi talebi mümkün değil ise de ilk derece mahkeme karar tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekir. Açıklanan nedenlerle ;davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde olmadığından istinaf başvurusunun esastan reddine,davacı vekilinin faize yönelik istinaf sebebi yerinde bulunarak kararın kaldırılmasına, yapılan hata/eksiklik nedeniyle yeniden yargılama gerektirmediğinden yeniden hüküm verilmesine ,hükümde bütünlük sağlanmak üzere hükmün kesinleşen kısımlarının da tekrar edilerek ayrılma akçesine ilk derece mahkemesi karar tarihi 13.2.2020 tarihinden itibaren değişen oranlarda yasal faiz işletilmesine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1- Davalı .... vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/223 Esas - 2020/87 Karar sayılı 13/02/2020 tarihli hükmün kesinleşen yönleri dikkate alınarak HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davacının davalı ... LİMİTED ŞİRKETİ (İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü Sicil No: ...) ortaklığından çıkmasına izin verilmesine; "Davacı ortağın ayrılma akçesi yönünden davanın kabulü ile TTK 641 gereği hesaplanan 987.992,98-TL ayrılma akçesinin İlk derece mahkeme karar tarihi 13/02/2020 tarihinden itibaren değişen oranlarda yasal faiz işletilerek davalı şirketten tahsiliyle davacıya ödenmesine, Davalı ...

yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddine," İlk Derece yargılamasına ilişkin olarak; "Alınması gereken 67.489,80-TL harçtan, davacı tarafından yatırılan 297-TL peşin harç ve 16.600-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 16.897‬-TL harcın mahsubu ile bakiye 50.592,8‬0-TL harcın davalı şirketten alınarak hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından ödenen 21,15-TL.başvuru harcı, 297-TL peşin harç, 16.600-TL ıslah harcı, 221,80-TL keşif harcı, 3,30-TL vekalet harcı olmak üzere toplam 17.143,25‬-TL harçların davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan davalı ... hakkında yapılan gider ayrık tutularak hesaplanan 8.400-TL bilirkişi ücreti, 716,50-TL posta masrafı olmak üzere toplam 9.116,50-TL yargı giderinin davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine, Davacı lehine takdir olunan 66.449,65-TL nispi vekalet ücretinin davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine, Davalı ...

lehine takdir olunan 3.400-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, Karar kesinleştiğinde talep halinde kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine" Alınması gereken 67.489,80-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 16.872,45‬-TL nin mahsubuna kalan 50.617,35-TL harcın davalı ... Ltd. Şti.'den alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yatırılan 54,40-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, İstinaf aşamasında davalı şirket tarafından yapılan yargı giderinin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 122,50-TL istinaf yargı giderinin davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 02/01/2023

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/148140 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/1384 E. 2024/5393 K. · Onandı

Limited şirkette haklı sebeple çıkma ve ayrılma akçesi

Gerekçe özeti

Limited şirkette ortaklar arasındaki güven ilişkisini sarsan ve şirketin işleyişini engelleyen çekişmeler (aile şirketinde ortak eşlerin boşanmasının kesinleşmesi gibi) varsa haklı sebeple çıkma koşulları oluşur; ayrılma akçesi, esas sermaye payının gerçek değeri olarak şirket öz varlığının hüküm tarihine en yakın tarihteki rayiç değeri (dönen ve duran tüm varlıklar ile borçlar birlikte) üzerinden hesaplanır ve ortaklar arasındaki mal rejimi/şahsi hesap çekişmeleri bu hesapta etkili unsur olamaz. Çıkma ve ayrılma akçesi davasının münhasıran şirkete yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup diğer ortağın pasif husumet ehliyeti yoktur. Ayrılma akçesi hükümle muaccel olduğundan faiz dava tarihinden değil ilk derece karar tarihinden işler; her talep hakkında ayrıca hüküm kurulmalıdır.

Emsal değeri

Limited şirkette haklı sebeple çıkmada haklı sebep ölçütü, ayrılma akçesinin hüküm tarihine en yakın rayiç öz varlık üzerinden hesaplanması, davanın münhasıran şirkete yöneltilmesi ve ayrılma akçesinin hükümle muaccel olması nedeniyle faizin karar tarihinden işlemesi yönlerinden bağlayıcı temyiz denetiminden geçmiş tespitler içerir.

Kavramlar: haklı sebeple ortaklıktan çıkma ayrılma akçesi esas sermaye payının gerçek değeri şirket öz varlığı / rayiç değer pasif husumet ehliyeti muacceliyet talepler hakkında hüküm kurma zorunluluğu

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2023/1384 E.  ,  2024/5393 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2020/1009 Esas, 2023/11 Karar

HÜKÜM

İstinaf başvurusunun esastan reddine

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2012/223 E., 2020/87 K.

Taraflar arasındaki ortaklıktan çıkma ve ayrılma akçesi ile birlikte kâr payı alacağı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davalı ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeni ile davanın reddine, şirket bakımından ise davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak sureti davalı ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeni ile davanın reddine, şirket bakımından ise davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde;

01. 06.1991 tarihinde evlenen tarafların ... HF Makine San. Tic. Ltd. şirketinin 1993 yılından beri ortakları olduklarını, müvekkili tarafından Küçükçekmece 2. Aile Mahkemesinin 2012/633 E. sayılı dosyasında boşanma davası açıldığını, davalı ...'un şirketin tüm kar paylarını üzerine geçirmesi nedeni ile müvekkilinin kâr paylarından hiçbir hakkını alamadığını, davacının ısrarlarına rağmen kendisine gerekli malumatın verilmediğini, şirketin diğer ortağı olan eşi tarafından kendisine herhangi bir kâr payı ödenmek istenilmediğini ve ortaklıktan ayrılma taleplerinin sonuçsuz kaldığını, davalı şirketin bugüne kadar ki karından müvekkilinin hissesine tekabül eden kâr payının şimdilik 10.000,00 TL'sinin her yıla ait kâr payı alacağının muaccel hale gelmesinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine, müvekkilinin davalı şirket ortaklığından ayrılmasına, müvekkilinin şirketteki hisse payı bedeli belirlendiği zaman arttırmak üzere şimdilik 10.000,00 TL bedelin muaccel olduğu tarihten itibaren işleyecek faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine karar verilmesini dava etmiş, 02.01.2020 havale tarihli ıslah dilekçesi ile kar payı ve ayrılma akçesine ilişkin alacağını 20.000,00 TL'den 987.992,98 TL'ye çıkararak dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak şirket ortaklığının sonlandırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ...'un şahsi davalı sıfatının bulunmadığını, davanın ... yönünden sıfat yokluğundan reddinin gerektiğini, taraflar arasında boşanma ve mal paylaşımı davasının devam ettiğini, davacının şirket hissesine yönelik talebinin mal paylaşımına ilişkin bir dava olduğunu ve bunun ayrı bir dava olarak görülmesinin mümkün olmadığını, davacının boşanma davası açmadan bir gün önce bankalarda kendi adına olan hesapları boşalttığını, davacının şirketteki hissesinin onlarca katını kaçırdığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; şirketten çıkmaya izin verilmesi talepli davada husumetin münhasıran şirkete yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup diğer ortağa husumet yöneltilemeyeceği, davalı ... yönünden pasif taraf ehliyeti bulunmadığından dava şartı yokluğu nedeni ile davanın usulden reddine, davacı tarafın davasının niteliği itibari ile şirketten haklı sebeple çıkma ve çıkma payının tarafına ödenmesine ilişkin olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 638 inci maddesinde açıkça belirtildiği üzere her ortağın haklı sebebin varlığı halinde şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabileceği, davalı şirketin iki ortaklı olup, davacının şirkette %28, diğer ortak ...

ise %72 oranda pay sahibi oldukları, dava açıldığı sırada ortaklar arasındaki boşanma davası sonunda davacı tarafın davasının kabul edildiği; kararın 24.06.2015 tarihinde kesinleştiği, bilirkişi raporları ile tespit edildiği üzere davacının bir kısım kar paylarını alamadığı, anılan çekişmelerin diğer ortağının ağır kusurundan dolayı ortaklığın devamını engelleyecek nitelikte olduğu, davacı açısından haklı sebeple davalı şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesi koşullarının oluştuğu, son alınan rapora göre davalı şirketten ödenmesi gereken dağıtılmayan kar payı dahil ayrılma akçesinin karar tarihine en yakın tarih itibariyle aktif ve pasifinden davacı payına düşen miktarın kâr payları da dahil olmak üzere 987.992,98 TL olduğu gerekçesi ile davacının şirketten çıkmasına izin verilmesine, 987.992,98 TL'nin davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin, davanın kısmen kabulü ile müvekkil davacı lehine 30.09.2019 tarihli bilanço baz alınarak 987.992,98 TL şirketten çıkma payının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verdiğini, ancak faiz alacağı yönünden bir hüküm tesis edilmediğini, tavzih talebinin reddedildiğini, ayrıca ...'un söz konusu şirketin kurucusu olup, kurulduğu tarihten itibaren en büyük hissedarı ve tek yetkilisi olduğunu, ortaklıktan çıkma davasının diğer ortağa karşı ileri sürülebileceğini belirterek faiz başlangıcı ve husumet yönünden kararın kaldırılmasını istemiştir.

2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının müvekkil şirketin tahsilatlarını kendi uhdesinde tutmak suretiyle bunları önce kendi hesaplarına ardından annesi ile müşterek çocuklarının hesabına aktardığını, oradan da çekerek tamamını sıfırladığını, şirketin tüm kayıtlarının, taşınmazlarının ve banka hesaplarının kira gelirlerinin getirtilmesi istenilmiş ise de bu konuda bir karar verilmediğini, dosyanın 7 kez bilirkişiye gönderildiğini, bilirkişilerin evrak üzerinden incelemelerde bulunduklarını, hesaplanan defter değerinden “Düzeltilmiş Defter Değeri” ne ulaşılması gerektiği belirtilmesine rağmen bunlar tam olarak incelenmeden, şirketin maddi duran varlıkları satın alma yılı, ortalama kullanım ömrü amortisman süresi, yıpranmışlık gibi hususlar hesaba katılarak piyasa değerlerinin bulunması gerektiği belirtilmesine ve bu hususa ilişkin itirazda bulunmalarına rağmen hatalı inceleme ile rapor tanzim edildiğini, şirket taşınmazının rayiç bedelinin tespitine yönelik sunulan raporun yine yerinde inceleme yapılmadan evrak üzerinden emsal dahi gösterilmeden tanzim edildiğini, sadece internet çıktıları ile emsal emlak rayiçleri son derece yüksek bir bedelle değerlendirildiğini, yetersiz raporlarla karar verildiğini, davalı şirketin mal varlığının güncellenmesi suretiyle belirlenen aktifleri üzerinden davacının payına karşılık gelen bedele hükmedilmiş ise de gerçek pay değerinin belirlenmesinde davalı şirketin pasiflerinin, davalının şirkete olan borçlarının da dikkate alınması suretiyle mali bilançonun ve bu kapsam da gerçek pay bedelinin bulunarak bu bedele hükmedilmesi gerektiğini, davacı lehine yükletilen nispi vekalet ücretinin usul ve yasaya aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; limited şirkette ortaklıktan çıkma 6102 sayılı Kanun'un 638 inci maddesinde düzenlenmiş olup, haklı sebeplerin varlığı halinde her ortağın çıkmaya yönelik dava açma hakkına sahip olduğu, kanunda haklı sebeplerin tanımlanmayıp tahdidi olarak sayılmamasına rağmen yerleşmiş yargı kararları ve öğretide kabul edildiği üzere ortakların davranışı şirketin faaliyetini engelleyecek veya zarara uğratacak mahiyette olup yahut karşılıklı güvenin sarsıldığı, ortaklık ilişkisinin çekilmez bir duruma gelmiş olması durumunda haklı sebeplerin var olduğunun kabulü gerekip, somut olayda davalı şirketin bir aile şirketi olması ve ortakları eşler arasında verilen boşanma davasının kesinleşmiş bulunması nedeni ile taraflar arasındaki çekişmelerin şirketin işleyişini engelleyecek mahiyette olması nedeni ile haklı sebebin mevcut olduğunun tartışmasız olduğu, Kanun'un 641 inci maddesinde ortağın şirketten ayrılması halinde esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini isteme hakkına haiz olduğu düzenlenmiş olup Kanun'un gerekçesinde gerçek değerin en azından bilanço değerini ifade ettiğinin belirtildiği, emsal Yargıtay kararları doğrultusunda şirket öz varlığının hüküm tarihine en yakın tarihteki rayiç değeri üzerinden hesaplamanın yapılmasının gerektiği, bu kapsamda davalı şirkete ait taşınmazın rayiç bedelinin tespiti ve davalı şirkete ait fabrikada bulunan taşınırlar için 03.11.2017 tarihinde mahkemece bilirkişiler eşliğinde yapılan keşif sonucunda taşınmazın rayiç değerinin belirlenmesinde emsal karşılaştırma yönteminin kullanıldığı, ulusal emlak internet sitelerinden emsal araştırmalarının yapıldığı, aynı semtte ve benzer özellikler taşıyan taşınmazların tespit edilerek olumlu ve olumsuz tüm koşulların dikkate alındığı, ayrıca şirkete ait demirbaşların, tesis makine ve cihazların keşfen incelenerek özel maliyetleri, amortisman bedelleri ve net defter değerlerinin tespiti ile tablolar halinde rayiç bedellerinin belirlendiği, yine davacının müşteri çek tahsilatlarını kendi şahsi hesaplarına aktararak şirketi zarara uğrattığı hususunda incelenen ticari defter kayıtlarında yıllar itibari ile ortaklardan alacaklar hesabının 0 TL olduğu, söz konusu iddianın ispata muhtaç olup bu yönde somut delil olmadığı, yine davacının şahsi hesaplarının, davacının kardeşi ile davalı arasındaki iş ilişkisinin, taraflar arasındaki mal rejimi davasındaki çekişmelerin bu davanın konusu olmayıp ayrılma akçesinin hesabında etkili unsur olamayacağı, bilirkişiler tarafından şirketin öz varlığının dönen ve duran tüm varlık unsurları ve şirketin borçları göz önüne alınarak hüküm tarihine en yakın tarih itibari ile sermaye payının rayiç değerinin hesaplandığı, açılan dava limited şirkette ortaklıktan çıkma ve ayrılma akçesi istemine ilişkin olduğundan davanın münhasıran şirkete yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup davalı ortak ve yetkilinin pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı, buna karşılık;

hükümde davacı tarafın ortaklıktan çıkmasına ve 987.992,98 TL ayrılma akçesine hükmedilmesine rağmen davacının dava açarken talep ettiği faiz alacağı hususunda olumlu/olumsuz bir karar verilmemesinin doğru olmadığı, bu kapsamda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 297 nci maddesinin ikinci fıkrası gözetilerek taleplerden her biri hakkında hüküm verilmesi gerektiği, dava ve ıslah dilekçelerinde 987.992,98 TL ayrılma akçesini dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilinin talep edildiği, ayrılma akçesinin hükümle birlikte muaccel hale geldiğini, dava tarihinden itibaren faiz talep edilemeyeceği, dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi talebi mümkün değil ise de ilk derece mahkeme karar tarihinden itibaren faiz işletilmesinin gerektiği, açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde olmadığından istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin faize yönelik istinaf sebebi yerinde bulunarak kararın kaldırılmasına, yapılan hata/eksiklik nedeniyle yeniden yargılama gerektirmediğinden yeniden hüküm verilmesine, hükümde bütünlük sağlanmak üzere hükmün kesinleşen kısımlarının da tekrar edilerek ayrılma akçesine ilk derece mahkemesi karar tarihi 13.02.2020 tarihinden itibaren değişen oranlarda yasal faiz işletilmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; faiz başlangıcı tarihinin karar tarihi olan 13.02.2020 tarihinden olarak belirlendiğini, kararın hatalı olduğunu, faiz başlangıcının bilanço tarihi olan 30.09.2019'dan itibaren başlatılması gerektiğini, müvekkili adına sunduğu dilekçede davadan vazgeçtiklerini belirttikleri halde bu hususta bir karar verilmediğini, davalı şirketin bugüne kadarki karından davacı müvekkilin hissesine tekabül eden kâr payının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL'nin ödenmesine karar verilmesi istenilmiş ise de bu açıdan da karar verilmediğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesini tekrar ederek hükmün bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, limited şirkette ortaklıktan çıkma ve ayrılma akçesi ile kâr payı alacağı istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

01.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.