6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Hisse devrinde şüpheli alacakların gizlendiği iddiasıyla açılan tazminat davasının reddi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/721 E. 2023/145 K. · · İlk derece: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Alacakistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz

★ EmsalGörev ve yetki

Davacının nitelemesi: Hisse devir sözleşmesinden kaynaklanan tazminat mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Hisse devir sözleşmesinde, satıcı tarafın gider yazılmamış şüpheli alacak tutarlarını sözleşme eki ve sonraki güncelleme metninde alıcıya açıkça bildirmiş ve bu alacakların tahsilinin garanti olmadığını belirtmiş olması halinde, alıcının bu tutarların kendisinden gizlendiği ve iradesinin fesada uğratıldığı iddiası yerinde görülmez; basiretli tacirden bu bildirimleri değerlendirmesi beklenir. Ayrıca hisse bedeli işleyen teşebbüs değeri üzerinden belirlenmişse, bildirilen şüpheli alacak tutarının toplam sözleşme bedeli karşısındaki oranı düşükse, bu tutar hisse alımı iradesini etkileyen belirleyici bir unsur sayılmaz.

Ele alınan sorunlar

Şüpheli alacakların gizlenmesi suretiyle iradenin fesada uğratıldığı iddiası → ret

İddia: Davacı vekili, davalı satıcı firmanın gider yazılmamış şüpheli alacak tutarlarını gizleyerek şirket değerini yüksek gösterdiğini, bu nedenle müvekkilinin iradesinin TBK 39 uyarınca fesada uğratıldığını ve hisse bedelini fazla ödediğini, davanın hilenin öğrenilmesinden itibaren bir yıllık süre içinde açıldığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Taraflar arasındaki sözleşmenin 3 nolu ekinde grup şirketlerinin hesap oluşturma tarihi itibariyle gider yazılmamış şüpheli alacaklara sahip olduğu, bu alacakların tahsilinin garanti olmadığının belirtildiği, sözleşme sonrası imzalanan güncelleme metninde de bu tutara ilave yapılarak toplam miktarın bildirildiği ve tahsilinin garanti olmadığının yine açıkça ifade edildiği tespit edilmiştir. Gizlendiği iddia edilen şüpheli alacakların davalı şirketin ve grup şirketlerin defterlerinde yer aldığı, dolayısıyla hem sözleşme ekinde hem de güncelleme metninde bu tutarların davacıya gösterildiği anlaşılmıştır. Bu durum karşısında, basiretli davranmakla yükümlü tacir davacının, kendisine açıkça bildirilen ve tahsili garanti edilmeyen şüpheli alacak tutarlarının gizlendiğine, kendisinin kandırıldığına ve iradesinin fesada uğratıldığına ilişkin iddiaları yerinde görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Gizlendiği ileri sürülen alacak tutarının hisse bedelini belirleyici etkisinin bulunmaması → ret

İddia: Davacı vekili, tespit edilen tutarın ticari teamüllere aykırı şekilde şüpheli alacak olarak kaydedilmediğini ve bu nedenle hisse bedelinin yanıltıcı biçimde yüksek belirlendiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davacı, şirket hisselerini ticari defterlerdeki değeri üzerinden değil işleyen teşebbüs değeri üzerinden satın almıştır. Gider yazılmamış toplam şüpheli alacak tutarından davacının satın aldığı hisseye (%64) karşılık gelen miktarın, sözleşme bedeli olan 117.000.000-Euro (331.765.200-TL) karşısında kıyaslandığında hisse alımı yönünden etken bir unsur sayılması mümkün görülmemiştir. Kaldı ki sözleşmede ve güncelleme metninde davacıya gider yazılmamış şüpheli alacak tutarı bildirildiğinden, taraflar arasındaki hisse alımına ilişkin sözleşme bedeli de buna göre belirlenmiştir. Bu nedenle davacı iddialarını ispatlayamamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Kesin yetki kuralının (HMK 14/2) uygulanabilirliği → ret

Gerekçe: Dava, ortaklık ve üyelik işlemlerinden kaynaklanmadığından HMK'nın 14/2. maddesindeki kesin yetki kuralı uygulanmayacaktır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Hisse devir sözleşmelerinde satıcının şüpheli alacakları sözleşme eki ve güncelleme metinleriyle açıkça bildirmesi halinde alıcının irade fesadı iddiasının kabul edilmeyeceği ve hisse bedelinin işleyen teşebbüs değeri üzerinden belirlendiği durumlarda düşük oranlı şüpheli alacak tutarlarının sözleşme iradesini etkileyici kabul edilmeyeceği yönünden emsal niteliktedir.

Usul tespitleri

Yetkili mahkeme
Ortaklık ve üyelik işlemlerinden kaynaklanmayan davalarda HMK'nın 14/2. maddesindeki kesin yetki kuralı uygulanmaz.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hisse devir sözleşmesi irade fesadı şüpheli alacak işleyen teşebbüs değeri basiretli tacir kesin yetki kuralı

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 39 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 14/2

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2020/721

KARAR NO 2023/145

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 26/11/2019

DAVA

Alacak

İSTİNAF KARAR TARİHİ 27/01/2023

Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, davalı ...firması ile yaptığı hisse devri sözleşmesi ile bu şirketin ... Pazarlama ve Tic A.Ş.'deki % 64 hissenin müvekkili tarafından satın alındığını, hisse devir sözleşmesinin yapıldığı dönemde ... ve grup şirketlerine ait bilançolar sunularak güven yaratıldığını, ancak şirketin alacakları olarak gösterilen miktarların tahsilinin mümkün olmadığını, 1.845.385-TL alacak için hiç bir işlem yapılmadığını, bu alacağın tahsil kabiliyeti olmadığı halde şirketin aktif varlığını düşürmemek için şüpheli alacaklar hesabına aktarılmadığını, müvekkilinin hisselerin satın alınması için karşı tarafa 117.000.000-Euro ödediğini, oysa bilançonun gerçeği yansıtmış olması halinde hisselerin değerinin daha az olacağını, diğer davalı ...'in ise sözleşmenin 10.

maddesi kapsamında garantör sıfatıyla sorumluluğunun bulunduğunu belirterek davalının hissesine tekabül eden fark bedelden şimdilik 30.000-TL'sinin fiili ödeme tarihi olan 11/05/2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalılar vekili, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, bahsi geçen alacağın şüpheli alacak olarak ayrılmasının zorunlu olmadığını, taraflar arasındaki yazışmalarda vadesi geçmiş alacakla ilgili açıklama yapıldığını, ... şirketinin alacaklarının toplamının 98.000.000-TL olduğunu, davacı tarafından bahsi geçen alacak tutarının ise toplam alacak tutarının %1,8'e tekabül ettiğini, davacı tarafından belirtilen alacak tutarının şirketin değerini etkilemeyeceğini, sözleşmede de bahsi geçen alacaklarla ilgili tahsil garantisi verilmediğinin açıkça belirtildiğini, bahse konu tutarların 1.000.000-TL'nin altında kalması nedeni ile sözleşmenin 9. maddesi uyarınca davacının tazminat talebinde bulunamayacağını, davacının kötü niyetle hareket ettiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, taraflar arasında 10/03/2015 tarihinde ... Dağıtım Pazarlama ve Ticaret A.Ş.'deki hisselerle ilgili hisse satın alma anlaşması düzenlendiği, anlaşma gereği ödenmesi gereken bedelin 117.000.000-Euro olmasına rağmen, davacının davalıya 12/05/2015 tarihinde 117.500.000-Euro ödeme yaptığı, davalının davacıdan sözleşmeden kaynaklanan alacağın bulunmadığı, taraflar arasındaki 10.03.2015 tarihli hisse alım sözleşmesine istinaden, sözleşme öncesinde karşılık ayrılmak suretiyle gider yazılmamış bulunan şüpheli alacak tutarından dolayı tazminat talebinde bulunabilmesi için gerek VUK.m.323 gerekse 10.03.2015 tarihli. sözleşmenin 8. maddesinde belirli kanuni ve akdi şartların oluşmadığı, hisseleri satışa konu davadışı ...A.Ş.

yönetim kurulu üyelerinin 2012 2013 ve 2015 yılına ait iş ve işlemlerinden dolayı dava dışı şirket genel kurulunca ibra edildiği, bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere sözleşmenin ekinde (EK-3) hesap oluşma tarihi (31.03.2015) itibariyle grup şirketlerince gider yazılmamış şüpheli alacak tutarının grup şirketleri tarafından aktif olarak takip edilmekte olduğu, ancak "tahsil edilmeleri garanti değildir" denilerek açıkça belirtilmiş olmakla davacı şirket vekilinin davalı-satıcı firma tarafından 31.12.2014, 10.03.2015, 31.03.2015 ve 10.05.2015 tarihleri itibariyle gider yazılmamış şüpheli alacak tutarının müvekkili şirketten gizlendiğine ilişkin iddialarının yerinde olmadığı, şüpheli alacakların tahsil edilmemesi halinde oluşacak zararlardan dolayı davalıların sorumlu olacaklarına yönelik bir hüküm koymaması gibi hususlar birlikte değerlendirildiğinde, iradenin fesada uğratıldığı iddialarının yerinde olmadığı, hisse devir sözleşmesinin sözleşme özgürlüğü çerçevesinde düzenlendiği, kanunun emredici hükümlere, ahlaka ve kamu düzenine aykırı bir durumun söz konusu bulunmadığı, davacının tacir ve yapılan işin de ticari bir iş olduğu, dava konusu zarar oranı göz önünde bulundurulduğunda basiretli davranma yükümlülüğü nedeniyle sözleşme hükümlerinin zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle oluşturulduğunun ileri sürülmesinin olanaksız olduğu gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; bilirkişi raporunda itirazların tam olarak değerlendirilmediğini, mahkemece eksik inceleme ile hüküm tesis edildiğini, davanın davalının gider kaydına atmadığı alacaklar bakımından müvekkilinin kötü niyetli olarak bilgilendirilmemesinden kaynaklandığını, davalının bahsi geçen alacakları uzun bir süre takip etmeyip, şüpheli alacak kriterlerine uygun hale getirmediğini, böylelikle müvekkilinin sözleşme bedelinin belirlenmesi noktasında yanıltıldığını, müvekkilinin hisseler nedeniyle ederinden fazla ödeme yaptırılmak suretiyle zarara uğratıldığını, 1.855.274,33-TL alacak şüpheli alacak olarak kaydedilmemesinin ticari teamüllere aykırı olduğunu, TBK'nın 39. maddesi gereğince müvekkilinin iradesinin fesada uğratıldığını, davanın hilenin öğrenilmesi ile bir yıllık süresi içerisinde açıldığını, müvekkili tarafından inceleme yapılması halinde dahi bu alacakların şüpheli alacak olup olmadığının tespit edilemeyeceğini, davalıların tahsil edilme imkanı çok düşük olan bu alacaklar nedeniyle müvekkilini bilgilendirmediğini, davalıların dava konusu şirket hisselerinin değerini etkileyebilecek bu ayıbı bilmelerine rağmen bu hususta müvekkiline bilgi vermediklerini, sözleşmenin 9.

maddesindeki sorumluluk limitlerinin uygulanmasının da mümkün olmadığını, kaldı ki aynı olgular kümesi ve aynı türdeki olaylar serisinden kaynaklanan söz konusu olayın tek bir olgu olarak değerlendirilmesi ve limiti aştığının kabul edilmesi gerektiğini, müvekkilinin iradesinin yanıltılması nedeniyle fazladan ödediği ve bu sebeple zarara uğradığı bedelin davalılardan talep hakkının bulunduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Davacı ile davalı ...firması arasında düzenlenen 10/03/2015 tarihli hisse alım sözleşmesi ile davacı, davalı ...'un ... Pazarlama ve Tic A.Ş. şirketindeki % 64 hisseyi 117.000.000-Euro bedel karşılığında satın almayı üstlendiği, davalılardan ... şirketinin hisse devir sözleşmesinden kaynaklanan zararlardan dolayı davalı ... lehine taahhütte bulunduğu, davacının satış bedelini 12/05/2012 tarihinde ödeyerek şirket hisseleri devraldığı hususlarında ihtilaf bulunmamaktadır. Davacı, davalı satıcı ... firmasının hisse senetlerinin satışı öncesinde dava dışı ... firmasının 31/12/2014 tarihi itibariyle gerek kendisinin gerekse iştiraki bulunan grup şirketlerin şüpheli alacak karşılığı ayrılması gereken alacak tutarını gizleyerek 31/12/2014 tarihi itibariyle şirket değerini yüksek göstermek suretiyle kandırıldığını ve zarara uğratıldığını ileri sürmektedir.

Davacının, bahsi geçen alacakların tahsil edilememesinden kaynaklanan bir zarar talebi bulunmamaktadır. Davacı bu alacakların takibinin yapılmaması nedeniyle şüpheli alacaklılar hesabına aktarılmayarak şirket aktifinden çıkarılmaması sonucunda yüksek görünen şirket değerine bağlı olarak fazla ödenen hisse bedelini talep etmektedir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 3 nolu ekinde grup şirketlerinin, 31/03/2015 hesap oluşturma tarihi itibariyle 1.594.560-TL tutarında gider yazılmamış şüpheli alacaklara sahip olduğu, bu alacakların 2014 öncesindeki mali yıllarda şüpheli hale geldiği, Grup Şirketlerin bu alacakları yasal ve diğer yollarla aktif olarak takip etmekte oldukları, ancak bu alacakların tahsilinin garanti olmadığı belirtilmiştir.

Yine, sözleşmenin imzalandığı tarihten sonra taraflarca imzalanan 08/05/2015 tarihli güncelleme metninde, hesap oluşturma tarihinden sonra şüpheli alacaklara 92.935-TL daha ilave edilerek gideri yazılmamış alacak miktarının 1.684.215-TL'ye ulaştığı, ancak bu alacağın tahsilinin garanti olmadığı belirtilmiştir. Diğer taraftan gizlendiği iddia edilen şüpheli alacakların ... şirketinin ve grup şirketlerinin defterlerinde yer aldığı tespit edilmiştir. Bunun dışında hem sözleşmenin ekinde hem de 10/05/2015 tarihli güncelleme metninde olmak üzere davacıya gider yazılmamış şüpheli alacak tutarının toplamı gösterilmiş ve bu alacakların tahsil edilmelerinin garanti olmadığı açıkça belirtilmiştir. Bu durum karşısında, basiretli davranmakla yükümlü olan davacının, gider kaydedilmek suretiyle şüpheli alacaklılar hesabına aktarılmayıp şirket aktifinde gösterilen alacak tutarlarının davacı şirketten gizlendiğine, kandırıldığına ve iradesinin fesada uğratıldığına ilişkin iddialar yerinde görülmemiştir.Bunun dışında davacı davalıdan ...

şirketinin hisselerini ticari defterlerindeki değeri üzerinden değil, işleyen teşebbüs değeri üzerinden satın almıştır. Dava dışı ... ...A.Ş.'de belirli iş ve işlemler yapılmadığı için karşılık ayırmak suretiyle masraf kaydedilmediği belirtilen 42.596,26-TL, ... A.Ş.nin iştirakleri olan ... A.Ş.'de 1.787.242,33-TL, ... A.Ş.'de 25..435,28-TL olmak üzere toplam 1.855.274,33-TL'den davacının satın aldığı hisseye (%64) karşılık gelen miktarın 958.305,28-TL olduğu tespit edilmiştir. Bu miktarın şirketin satış bedeli 117.000.000-Euro karşılığı 331.765.200-TL ile kıyaslanması halinde tarafların sözleşme bedelini işleyen teşebbüs değeri üzerinden belirlemesi nedeniyle hisse alımı yönünden etken bir unsur sayılması mümkün görülmemiştir.

Kaldı ki, sözleşmede ve güncelleme metninde davacıya gider yazılmamış şüpheli alacak tutarı bildirildiğinden taraflar arasındaki hisse alımına ilişkin sözleşme bedeli de buna göre belirlenmiştir. Bu nedenle davacı, iddialarını ispatlayamadığından mahkemece davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle; davanın ortaklık ve üyelik işlemlerinden kaynaklanmaması nedeniyle HMK'nın 14/2. Maddesindeki kesin yetki kuralının uygulanmayacağı davada mahkemece davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 179,90-TL istinaf karar harcının davacı tarafından peşin yatırılan 566,40-TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 386,5‬0-TL harcın davacıya iadesine, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 27/01/2023

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/148061 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/2239 E. 2024/5800 K. · Onandı

Hisse devrinde bildirilen şüpheli alacaklar irade fesadı sayılmaz

Gerekçe özeti

Hisse devir sözleşmesinde, gider yazılmamış şüpheli alacakların tutarı sözleşme ekinde ve sonraki güncelleme metninde devralana bildirilmiş ve tahsillerinin garanti olmadığı açıkça belirtilmişse, bu alacakların gizlendiği ve iradenin fesada uğratıldığı iddiası, basiretli davranma yükümlülüğü altındaki devralan yönünden yerinde görülmez. Bedelin şirketin defter değeri üzerinden değil işleyen teşebbüs değeri üzerinden belirlendiği hâllerde, satış bedeline oranla küçük kalan bu tür alacak kalemleri hisse alımı yönünden etken unsur sayılamaz.

Emsal değeri

Pay alım sözleşmelerinde satıcının bilgi verme yükümlülüğünün sözleşme eki ve güncelleme metniyle yerine getirilmiş sayılacağı ve işleyen teşebbüs değeri üzerinden belirlenen bedelde küçük kalemlerin irade fesadı iddiasına dayanak yapılamayacağı yönünde Yargıtay denetiminden geçmiş tespit içerir.

Kavramlar: irade fesadı hile şüpheli alacak hisse devir (pay alım) sözleşmesi işleyen teşebbüs değeri basiretli tacir gibi hareket etme yükümlülüğü ispat yükü sorumluluk limiti

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2023/2239 E.  ,  2024/5800 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2020/721 Esas, 2023/145 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2016/1010 E., 2019/1121 K.

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... […]A.R.L firması ile yaptığı hisse devri sözleşmesi ile bu şirketin G2M Dağıtım Pazarlama ve Tic A.Ş.'deki % 64 hissenin müvekkili tarafından satın alındığını, hisse devir sözleşmesinin yapıldığı dönemde G2M ve grup şirketlerine ait bilançolar sunularak ... yaratıldığını, ancak şirketin alacakları olarak gösterilen miktarların tahsilinin mümkün olmadığını, 1.845.385 TL alacak için hiç bir işlem yapılmadığını, bu alacağın tahsil kabiliyeti olmadığı halde şirketin aktif varlığını düşürmemek için şüpheli alacaklar hesabına aktarılmadığını, müvekkilinin hisselerin satın alınması için karşı tarafa 117.000.000 Euro ödediğini, oysa bilançonun gerçeği yansıtmış olması halinde hisselerin değerinin daha az olacağını, diğer davalı ...'in ise sözleşmenin 10 uncu maddesi kapsamında garantör sıfatıyla sorumluluğunun bulunduğunu belirterek davalının hissesine tekabül eden fark bedelden şimdilik 30.000,00 TL'sinin fiili ödeme tarihi olan 11.05.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1. Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, bahsi geçen alacağın şüpheli alacak olarak ayrılmasının zorunlu olmadığını, taraflar arasındaki yazışmalarda vadesi geçmiş alacakla ilgili açıklama yapıldığını, G2M şirketinin alacaklarının toplamının 98.000.000,00 TL olduğunu, davacı tarafından bahsi geçen alacak tutarının ise toplam alacak tutarının % 1,8'e tekabül ettiğini, davacı tarafından belirtilen alacak tutarının şirketin değerini etkilemeyeceğini, sözleşmede de bahsi geçen alacaklarla ilgili tahsil garantisi verilmediğinin açıkça belirtildiğini, bahse konu tutarların 1.000.000,00 TL'nin altında kalması nedeni ile sözleşmenin 9 uncu maddesi uyarınca davacının tazminat talebinde bulunamayacağını, davacının kötü niyetle hareket ettiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında 10.03.2015 tarihinde G2M Dağıtım Pazarlama ve Ticaret A.Ş.'deki hisselerle ilgili hisse satın alma anlaşması düzenlendiği, anlaşma gereği ödenmesi gereken bedelin 117.000.000,00 Euro olmasına rağmen, davacının davalıya 12.05.2015 tarihinde 117.500.000,00 Euro ödeme yaptığı, davalının davacıdan sözleşmeden kaynaklanan alacağın bulunmadığı, taraflar arasındaki 10.03.2015 tarihli hisse alım sözleşmesine istinaden, sözleşme öncesinde karşılık ayrılmak suretiyle gider yazılmamış bulunan şüpheli alacak tutarından dolayı tazminat talebinde bulunabilmesi için gerek Vergi Usul Kanunu'nun 323 üncü gerekse sözleşmenin 8 inci maddesinde belirli kanuni ve akdi şartların oluşmadığı, hisseleri satışa konu davadışı G2M ...A.Ş.

yönetim kurulu üyelerinin 2012 2013 ve 2015 yılına ait iş ve işlemlerinden dolayı dava dışı şirket genel kurulunca ibra edildiği, bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere sözleşmenin ekinde hesap oluşma tarihi (31.03.2015) itibariyle grup şirketlerince gider yazılmamış şüpheli alacak tutarının grup şirketleri tarafından aktif olarak takip edilmekte olduğu, ancak "tahsil edilmeleri garanti değildir" denilerek açıkça belirtilmiş olmakla davacı şirket vekilinin davalı-satıcı firma tarafından 31.12.2014, 10.03.2015, 31.03.2015 ve 10.05.2015 tarihleri itibariyle gider yazılmamış şüpheli alacak tutarının müvekkili şirketten gizlendiğine ilişkin iddialarının yerinde olmadığı, şüpheli alacakların tahsil edilmemesi halinde oluşacak zararlardan dolayı davalıların sorumlu olacaklarına yönelik bir hüküm koymaması gibi hususlar birlikte değerlendirildiğinde, iradenin fesada uğratıldığı iddialarının yerinde olmadığı, hisse devir sözleşmesinin sözleşme özgürlüğü çerçevesinde düzenlendiği, kanunun emredici hükümlere, ahlaka ve kamu düzenine aykırı bir durumun söz konusu bulunmadığı, davacının tacir ve yapılan işin de ticari bir iş olduğu, dava konusu zarar oranı göz önünde bulundurulduğunda basiretli davranma yükümlülüğü nedeniyle sözleşme hükümlerinin zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle oluşturulduğunun ileri sürülmesinin olanaksız olduğu gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda itirazların tam olarak değerlendirilmediğini, Mahkemece eksik inceleme ile hüküm tesis edildiğini, davanın davalının gider kaydına atmadığı alacaklar bakımından müvekkilinin kötü niyetli olarak bilgilendirilmemesinden kaynaklandığını, davalının bahsi geçen alacakları uzun bir süre takip etmeyip, şüpheli alacak kriterlerine uygun hale getirmediğini, böylelikle müvekkilinin sözleşme bedelinin belirlenmesi noktasında yanıltıldığını, müvekkilinin hisseler nedeniyle ederinden fazla ödeme yaptırılmak suretiyle zarara uğratıldığını, 1.855.274,33 TL alacak şüpheli alacak olarak kaydedilmemesinin ticari teamüllere aykırı olduğunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 39 uncu maddesi gereğince müvekkilinin iradesinin fesada uğratıldığını, davanın hilenin öğrenilmesi ile bir yıllık süresi içerisinde açıldığını, müvekkili tarafından inceleme yapılması halinde dahi bu alacakların şüpheli alacak olup olmadığının tespit edilemeyeceğini, davalıların tahsil edilme imkanı çok düşük olan bu alacaklar nedeniyle müvekkilini bilgilendirmediğini, davalıların dava konusu şirket hisselerinin değerini etkileyebilecek bu ayıbı bilmelerine rağmen bu hususta müvekkiline bilgi vermediklerini, sözleşmenin 9 uncu maddesindeki sorumluluk limitlerinin uygulanmasının da mümkün olmadığını, kaldı ki aynı olgular kümesi ve aynı türdeki olaylar serisinden kaynaklanan söz konusu olayın tek bir olgu olarak değerlendirilmesi ve limiti aştığının kabul edilmesi gerektiğini, müvekkilinin iradesinin yanıltılması nedeniyle fazladan ödediği ve bu sebeple zarara uğradığı bedelin davalılardan talep hakkının bulunduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasındaki sözleşmenin 3 nolu ekinde grup şirketlerinin 31.03.2015 hesap oluşturma tarihi itibariyle 1.594.560,00 TL tutarında gider yazılmamış şüpheli alacaklara sahip olduğu, bu alacakların 2014 öncesindeki mali yıllarda şüpheli hale geldiği, grup şirketlerin bu alacakları yasal ve diğer yollarla aktif olarak takip etmekte oldukları, ancak bu alacakların tahsilinin garanti olmadığının belirtildiği, yine, sözleşmenin imzalandığı tarihten sonra taraflarca imzalanan 08.05.2015 tarihli güncelleme metninde, hesap oluşturma tarihinden sonra şüpheli alacaklara 92.935,00 TL daha ilave edilerek gideri yazılmamış alacak miktarının 1.684.215,00 TL'ye ulaştığı, ancak bu alacağın tahsilinin garanti olmadığının belirtildiği, gizlendiği iddia edilen şüpheli alacakların G2M şirketinin ve grup şirketlerinin defterlerinde yer aldığı, hem sözleşmenin ekinde hem de 10.05.2015 tarihli güncelleme metninde olmak üzere davacıya gider yazılmamış şüpheli alacak tutarının toplamı gösterilmiş ve bu alacakların tahsil edilmelerinin garanti olmadığı açıkça belirtildiği, bu durum karşısında, basiretli davranmakla yükümlü olan davacının, gider kaydedilmek suretiyle şüpheli alacaklılar hesabına aktarılmayıp şirket aktifinde gösterilen alacak tutarlarının davacı şirketten gizlendiğine, kandırıldığına ve iradesinin fesada uğratıldığına ilişkin iddiaların yerinde görülmediği, bunun dışında davacının davalıdan G2M şirketinin hisselerini ticari defterlerindeki değeri üzerinden değil, işleyen teşebbüs değeri üzerinden satın aldığı, dava dışı G2M ...A.Ş.'de belirli iş ve işlemler yapılmadığı için karşılık ayırmak suretiyle masraf kaydedilmediği belirtilen 42.596,26 TL, G2M ...

A.Ş.nin iştirakleri olan Duru G2M ...A.Ş.'de 1.787.242,33 TL, G2M Güney ...A.Ş.'de 25.435,28 TL olmak üzere toplam 1.855.274,33 TL'den davacının satın aldığı hisseye (% 64) karşılık gelen miktarın 958.305,28 TL olduğunun tespit edildiği, bu miktarın şirketin satış bedeli 117.000.000,00 Euro karşılığı 331.765.200,00 TL ile kıyaslanması halinde tarafların sözleşme bedelini işleyen teşebbüs değeri üzerinden belirlemesi nedeniyle hisse alımı yönünden etken bir unsur sayılmasının mümkün olmadığı, kaldı ki, sözleşmede ve güncelleme metninde davacıya gider yazılmamış şüpheli alacak tutarı bildirildiğinden taraflar arasındaki hisse alımına ilişkin sözleşme bedeli de buna göre belirlendiği davacının iddialarını ispatlayamadığından Mahkemece davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve resen tespit edilecek sebeplerle kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, irade fesadı nedeniyle zarar tazminine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Kanun'un 39 uncu maddesi.

3. Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

10.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.