Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/5022 E. 2015/12890 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
mail order↗ chargeback↗ üye işyeri sözleşmesi↗ pos cihazı↗ el koyma↗ bloke↗ genel kredi sözleşmesi↗ sebepsiz zenginleşme↗ kredi sözleşmesi↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacı şirket tarafından davalı bankanın davacıya ait mevduata bloke koyması ve sanal post erişiminin kapatılması nedeniyle uğradığını iddia ettiği zararın davalıdan tahsilinin ve davalı banka tarafından davacı şirket hesabına uygulanan blokajın kaldırılmasının talep edildiği, blokenin post hesabına ilişkin olup, 15.02.2013 tarihinde konan blokenin 26.11.2013 tarihinde kaldırıldığının anlaşıldığı, bu nedenle yargılama sırasında banka tarafından konulan bloke kaldırılmış olduğundan bu hususta herhangi bir karar oluşturulmasına yer olmadığı; davalı bankanın davacı hesabına koymuş olduğu blokenin üye iş yeri sözleşmesine ve uluslararası kredi kartı kurallarına uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, üye işyeri sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tazmini istemine ilişkindir. Davacı, davalı bankanın tek taraflı olarak, gerçekleşmesi muhtemel riskleri gerekçe göstererek haksız ve mesnetsiz olarak uyguladığı blokaj işlemi nedeniyle zararlarının tazminini talep ederken, davalı banka, sanal pos cihazı üzerinden yapılan alışverişler nedeniyle sahte (fraud) bildirimler gelmesi ve sonrasında da chargeback taleplerinin gelmesi nedeniyle davacının hesabına bloke koyduğunu, bankanın çok büyük risk altında olduğunu, bloke koyma hakkının sözleşme ile kendisine tanındığını savunmuştur. Mahkemece, davalı banka tarafından davacının hesabına konulan blokenin yargılama sürecinde kaldırıldığı, kaldı ki konulan blokenin de üye iş yeri sözleşmesine ve Uluslararası Kredi Kredi Kartı Kuruluşları kurallarına uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamından da anlaşıldığı üzere, taraflar arasında, üye işyeri sözleşmesi, mail order sözleşmesi ve genel kredi sözleşmesi bulunmaktadır. Üye iş yeri sözleşmesinin 7.2. maddesine göre; banka, üye işyerinin rutin işleyişine ve normal harcama davranışlarına aykırı, riskli ve şüpheli veya hileli bir işlem tespit ettiği veya bu şekilde bir işlem kendisine bildirildiği veya herhangi bir nedenle gerekli gördüğü takdirde, üye işyeri hesabına bloke koyabilir...ve bu şüpheli işlemlerle ilgili herhangi bir sorun olmadığına kanaat getirinceye kadar bloke ile kapatma işlemini devam ettirebilir. Söz konusu sözleşme hükmü düzenlemesine göre, bankanın üye işyeri hesabına bloke koyma hakkı olmakla beraber, bu hak geniş yorumlanarak keyfi olarak kullanılmamalı ve üye işyerinin ticari hayatını sekteye uğratmamalıdır. Bu kapsamda davalı banka da üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmeli, kendisine ulaşan chargeback taleplerini süresinde üye işyerine bildirmeli, gerekli belgeleri istemeli ve belgeleri yeterli görürse chargeback talebini kabul edip, üye işyerinin hesabından o tutarda parayı çekmeli/bloke etmelidir. Yani chargeback talepleri bankaya ulaştıktan sonra, riskin doğmuş olacağının kabulü ile doğan risk tutarınca ve chargeback süresince blokaj işlemi gerçekleştirilmesi gerekirken; doğması muhtemel riskler nedeniyle üye işyerinin sanal pos hesabındaki tüm tutar üzerine, davacı üye işyerinin hesaptaki tasarrufunu da engelleyecek şekilde yapılan blokaj işleminin haksız ve keyfi bir işlem olduğu ve bankanın sebepsiz zenginleşmesine yol açacağı gözetilmeksizin, yazılı gerekçelerle davanın reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4974 E. 2024/3273 K.
Ortak:chargeback · üye işyeri sözleşmesi · bloke · sebepsiz zenginleşme
İncelediğiniz kararda… leşmesi muhtemel riskleri gerekçe göstererek haksız ve mesnetsiz olarak uyguladığı blokaj işlemi nedeniyle zararlarının tazminini talep ederken, davalı banka, sanal «pos cihazı» üzerinden yapılan alışverişler nedeniyle sahte (fraud) bildirimler gelmesi ve sonrasında da «chargeback» taleplerinin gelmesi nedeniyle davacının hesabına «bloke» koyduğunu, bankanın çok büyük risk altında olduğunu, bloke «koyma» hakkının sözleşme ile kendisine tanındığını savunmuştur.
Bu kapsamda davalı banka da üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmeli, kendisine ulaşan «chargeback» taleplerini süresinde üye işyerine bildirmeli, gerekli belgeleri istemeli ve belgeleri yeterli görürse chargeback talebini kabul edip, üye işyerinin hesabından o tutarda parayı çekmeli/«bloke» etmelidir.
Yani «chargeback» talepleri bankaya ulaştıktan sonra, riskin doğmuş olacağının kabulü ile doğan risk tutarınca ve chargeback süresince blokaj işlemi gerçekleştirilmesi gerekirken; doğması muhtemel riskler nedeniyle üye işyerinin sanal pos hesabındaki tüm tutar üzerine, davacı üye işyerinin hesaptaki tasarrufunu da engelleyecek şekilde yapılan blokaj işleminin haksız ve keyfi bir işlem olduğu ve bankanın «sebepsiz zenginleşmesine» yol açacağı gözetilmeksizin, yazılı gerekçelerle davanın reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu kararda… k Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hükme dayanak teşkil etmeye elverişli 24.12.2018 tarihli bilirkişi heyetinden alınan ek raporda «üye işyeri sözleşmesinin» 7 nci maddesinde "«temerrüt» tarihinde yürürlükte olan en yüksek kredi faiz oranına, bu oranın %50'sinin ilavesi suretiyle bulunacak oran üzerinden" «temerrüt faizi» uygulanmasının belirtildiği, TCMB'ye bildirilmiş olsa bile tamamen Bankanın inisiyatifi ile belirlenip, o dönem yürürlükte ve uygulamada plan en yüksek kredi faiz oranına göre fahiş yükseklikte olan %94,50 yerine, o dönem uygulamada olan ve TCMB tarafından yayınlanan Bankalarca Açılan Kredilere Uygulanan Ağırlıklı Faiz oranlarının %50 fazlasının temerrüt faizi olarak esas alınması ve banka alacağının 157,410,40 TL kısmı için %17,8l (%11,87*1,50), kalan 7.601,31 TL kısmı için de %17,91 (%11,94*1,50) oranında temerrüt faizi uygulanması gerektiğinden takip tarihine kadar olan alacak hesaplamalarının da bu oranlar üzerinden yapıldığı ve «ihtar» çekilen alacaklar toplamının 164.754,44 TL (157.261,18+7.503,26), «ihtarname» bedellerinin «257»,27 TL (159,22+98,05), faiz hariç borç toplamının 165.011,71 TL, takip tarihi itibariyle faiz toplamının 4.362,50 TL (4.283,09+79,41), takip tarihi itibariyle Banka'nın alacak tutarının 169.374,21 TL olduğu kabul edildiği, birleşen davada davalı banka tarafından çok miktarda «chargebacklerin» (ters «ibraz») gelmesi ve bunların davacı tarafından ödenememesi sebebiyle davacı şirketinin POS hesaplarına «bloke» konulması ve her türlü hak ve alacağından chargeback bedellerinin tahsil edilmesi 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu ve davalı Banka ile davacı arasında imzalanan üye işyeri sözleşmesi hükümlerine uygun olduğu, böyle bir tedbir alınmaması halinde davacı tarafından gerçekleştirilen milyonlarca TL'lik işlemlerden ne kadar chargeback gelebileceğinin bilinemeyecek olmasından dolayı davalı banka tarafından davacının hesabına uygulanan blokajın yerinde olduğu, bu sebeple davacı yönünden herhangi bir zarar meydana gelmediği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, itirazının 157.251,18 TL'si birinci «asıl alacak», 7.503,26 TL'si ikinci asıl alacak, 159,22 TL'si birinci ihtar gideri, 98,05 TL'si ikinci ihtar gideri, 4.362,50 TL'si faiz olmak üzere toplam 169.374,21 TL üzerinden iptaline, takibin alacağın 157.410,40 TL'lik kısmına %17,81, 7.601,31 TL'lik kısmına da %17,91 oranında temerrüt faizi uygulanmak suretiyle devamına, «icra inkar tazminatına»; birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Hukuk Dairesi’nin 2015/5022 E., 2015/12890 K. sayılı bozma ilamının gerekçesinde açıkça “«bloke» hakkının keyfi şekilde kullanılamayacağı, doğması muhtemel riskler sebebiyle hesaptaki tasarrufunu engelleyecek şekilde yapılan bloke işleminin haksız ve keyfi olduğu ve bankanın «sebepsiz zenginleşmesine» yol açacağı” hususunun ifade edildiğini, bozma sonrasında yapılan yargılama kapsamında bilirkişi raporları alındığını ve müvekkilinin zarara uğramış olduğu hususunun açıkça ispatlandığını ve Denizbank’ın müvekkiline tazminat ödenmesine karar verildiğini, adı geçen dosyanın delilleri arasında olduğunu bozma ilamı ve sonrasındaki süreç ile bilirkişi raporlarının dosyaya sunulmuş olmasına rağmen İlk Derece Mahkemesince bu önemli delilinin dikkate alınmaksızın «eksik inceleme» ile karar verildiğini, davaya konu edilen süreç ve sonrası doğru ve net bir şekilde ele alınamadığını, oysa, banka tarafından müvekkilinin sanal posuna keyfi bir ş …
… ge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ihtilaflı işlemler sebebiyle kart sahiplerinin itirazı üzerine diğer bankalardan usulüne uygun «chargeback» sebep kodları ile gelen ve dava dosyasına belgelendirilmiş olan chargebacklerle ilgili tutarları ilgili bankalara ve davacı bankanın kendi kartlarında ise kart sahiplerinin kredi kartı hesaplarına alacak kaydedilmek suretiyle davacı bankanın ödemek zorunda kaldığı, davalının, dava dışı şirketten acentaya yapılan ödemeler karşılığında aldığını belirttiği 240.000,00 TL'lik çekin karşılıksız çıktığı ve tahsili için icra takibi başlatıldığını davacı bankaya bildirdiği, önemli bir risk (zarar) tehdidi altında bulunan davacı bankanın, dava dışı şirketin ve davalının hesabında yüklü iadelerin görülmesinin yanı sıra, hem yaptığı zorunlu ödemeler hem de bu «olumsuz» bildirim karşısında, 18.7.2012 tarihinden itibaren dava dışı şirketinin ve davalının POS hesaplarına «bloke» koyduğu, bankanın bu bloke işleminde sözleşmeye ya da yasaya aykırılığın bulunmadığı, davalı tarafından, hesaplarının bloke edilip sanal POS'un kapatılması dolayısıyla müşterilerin başka turlara kaydırılması ve çalışmalarının engellenmesi sebebiyle chargeback bedellerinin iadesinin engellendiği ve başka turlara kaydırılan bazı müşterilerin chargeback taleplerinin yerine getirilmesi sebebiyle haksız ve kötü niyetli olarak borç altına sokulduğu da iddia edilmişse de, incelemelerinde başka turlara kaydırılan müşterilerle ilgili olarak, başka turlara katıldığını gösterir evrak ve bağlı olarak chargeback konusu işlemlerle ilgili «ibraname» vs. görülemediği, ayrıca, iptal edilen turlarla ilgili olarak, esas olanın iptal edilen işlem bedelinin önce müşteriye iade edilmesi ve kart sahibi ile yapılacak yeni bir sözleşme kapsamında yeni bir satış olarak kredi kartına borç «kaydı» yapılmasının gerektiği, bu sebeblerle asıl davada davalı birleşen davada davacının bu iddialarının yerinde olmadığı, birleşen dosyada açtığı davada uğradığı zararın «sebebinin» banka olmadığı, sözleşmeye uygun bir şekilde yapılan bloke işleminden kaynaklı şirket zararından bankanın sorumlu tutulamayacağı, taraflar arasındaki sözleşmede «gecikme faiz» oranının "en yüksek kredi faiz oranının %50 fazlası" olarak belirlendiği, ancak, takip talebinde %94,50 faiz oranı üzerinden hesaplanan «temerrüt faizinin», bankaca uygulanmayan, piyasada uygulaması olmayan %63 faiz oranının %50 fazlası bulunarak hesaplanmış olduğu, her ne kadar bu oran banka tarafından TCMB'ye bildirilmiş olsa da, doğru ve adil faiz oranının TCMB tarafından yayınlanan Bankalarca Açılan Kredilere Uygulanan Ağırlıklı Faiz Ortalama faiz Oranlarının %50 fazlası üzerinden hesaplanması gerektiği, dosyadaki tüm bilirkişi raporlarında bu temelde yapılan hesaplamanın Yargıtay uygulamasına da uygun olduğu, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında uğranılan zararın tespitinin yargılamayı gerektirdiği, alacağın likit ve bilinebilir olmadığı, asıl davada davalı aleyhine «icra inkar tazminatına» hükmedilemeyeceği gerekçesiyle asıl davada davacı birleşen davada davalı vekilinin «istinaf başvurusunun reddine», asıl davada davalı birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne asıl davanın kısmen kabulüne, itirazının 157.251,18 TL'si birinci «asıl alacak», 7.503,26 TL'si ikinci asıl alacak, 159,22 TL'si birinci «ihtar» gideri, 98,05 TL'si ikinci ihtar gideri, 4.362,50 TL'si faiz olmak üzere toplam 169.374,21 TL üzerinden iptaline, alacağın 157.410,40 TL'lik kısmına %17,81, 7.601, …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:gecikme faizi · istinaf başvurusunun reddi · bedel iadesi · ibraname · i̇i̇k 257 · itirazın iptali davası · ticari faiz · ciro
Benzer bu kararda… ge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ihtilaflı işlemler sebebiyle kart sahiplerinin itirazı üzerine diğer bankalardan usulüne uygun «chargeback» sebep kodları ile gelen ve dava dosyasına belgelendirilmiş olan chargebacklerle ilgili tutarları ilgili bankalara ve davacı bankanın kendi kartlarında ise kart sahiplerinin kredi kartı hesaplarına alacak kaydedilmek suretiyle davacı bankanın ödemek zorunda kaldığı, davalının, dava dışı şirketten acentaya yapılan ödemeler karşılığında aldığını belirttiği 240.000,00 TL'lik çekin karşılıksız çıktığı ve tahsili için icra takibi başlatıldığını davacı bankaya bildirdiği, önemli bir risk (zarar) tehdidi altında bulunan davacı bankanın, dava dışı şirketin ve davalının hesabında yüklü iadelerin görülmesinin yanı sıra, hem yaptığı zorunlu ödemeler hem de bu «olumsuz» bildirim karşısında, 18.7.2012 tarihinden itibaren dava dışı şirketinin ve davalının POS hesaplarına «bloke» koyduğu, bankanın bu bloke işleminde sözleşmeye ya da yasaya aykırılığın bulunmadığı, davalı tarafından, hesaplarının bloke edilip sanal POS'un kapatılması dolayısıyla müşterilerin başka turlara kaydırılması ve çalışmalarının engellenmesi sebebiyle chargeback bedellerinin iadesinin engellendiği ve başka turlara kaydırılan bazı müşterilerin chargeback taleplerinin yerine getirilmesi sebebiyle haksız ve kötü niyetli olarak borç altına sokulduğu da iddia edilmişse de, incelemelerinde başka turlara kaydırılan müşterilerle ilgili olarak, başka turlara katıldığını gösterir evrak ve bağlı olarak chargeback konusu işlemlerle ilgili «ibraname» vs. görülemediği, ayrıca, iptal edilen turlarla ilgili olarak, esas olanın iptal edilen işlem bedelinin önce müşteriye iade edilmesi ve kart sahibi ile yapılacak yeni bir sözleşme kapsamında yeni bir satış olarak kredi kartına borç «kaydı» yapılmasının gerektiği, bu sebeblerle asıl davada davalı birleşen davada davacının bu iddialarının yerinde olmadığı, birleşen dosyada açtığı davada uğradığı zararın «sebebinin» banka olmadığı, sözleşmeye uygun bir şekilde yapılan bloke işleminden kaynaklı şirket zararından bankanın sorumlu tutulamayacağı, taraflar arasındaki sözleşmede «gecikme faiz» oranının "en yüksek kredi faiz oranının %50 fazlası" olarak belirlendiği, ancak, takip talebinde %94,50 faiz oranı üzerinden hesaplanan «temerrüt faizinin», bankaca uygulanmayan, piyasada uygulaması olmayan %63 faiz oranının %50 fazlası bulunarak hesaplanmış olduğu, her ne kadar bu oran banka tarafından TCMB'ye bildirilmiş olsa da, doğru ve adil faiz oranının TCMB tarafından yayınlanan Bankalarca Açılan Kredilere Uygulanan Ağırlıklı Faiz Ortalama faiz Oranlarının %50 fazlası üzerinden hesaplanması gerektiği, dosyadaki tüm bilirkişi raporlarında bu temelde yapılan hesaplamanın Yargıtay uygulamasına da uygun olduğu, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında uğranılan zararın tespitinin yargılamayı gerektirdiği, alacağın likit ve bilinebilir olmadığı, asıl davada davalı aleyhine «icra inkar tazminatına» hükmedilemeyeceği gerekçesiyle asıl davada davacı birleşen davada davalı vekilinin «istinaf başvurusunun reddine», asıl davada davalı birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne asıl davanın kısmen kabulüne, itirazının 157.251,18 TL'si birinci «asıl alacak», 7.503,26 TL'si ikinci asıl alacak, 159,22 TL'si birinci «ihtar» gideri, 98,05 TL'si ikinci ihtar gideri, 4.362,50 TL'si faiz olmak üzere toplam 169.374,21 TL üzerinden iptaline, alacağın 157.410,40 TL'lik kısmına %17,81, 7.601, …
… 012 tarihleri arasında da sanal pos hizmeti aldığını, davalı tarafından hiçbir uyarı veya bildirimde bulunmadan müvekkilinin sanal pos tahsilatlarına haksız şekilde «bloke» konulduğunu, bloke gerekçesi olarak davacının ticari faaliyette bulunduğu çok sayıda firmadan biri olan dava dışı firmanın müşterilerinin iade taleplerinin gösterildiğini, bu blokenin müvekkiline bildirilmediğini, davalının işlemi sebebiyle müvekkilinin beraber çalıştığı diğer bir bankanın da müvekkilinin sanal pos ve hesaplarına bloke koyduğunu, bloke nedeniyle davacının 90.000,00 TL tutarlı hesabında işlem yapılamadığını, ayrıca 415.000,00 TL «ciro» «kaybına» uğradığını, blokenin haksız ve keyfi olduğunu ileri sürerek müvekkilinin hesabına uygulanan blokenin haksız olduğunun tespiti ile haksız bloke sebebiyle zararının tespitini, şimdilik 1.000,00 TL maddi zararın dava tarihinden itibaren işleyecek «ticari faiz» ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… üşterilerin bir kısmının turlarını kaldıramayacağını bildirmesi üzerine müşterilerin pek çoğunun farklı turlara kaydırıldığını ve kabul etmeyen müşterilerin ise tur «bedellerinin iade» edildiğini, finansal zorluğa giren acentaya yapılan fazla ödemeler karşılığında bu acentanın müvekkilinde bulunan 240.000,00 TL tutarlı çekin tahsili için icra takibine girişildiğini ve çekin karşılıksız çıktığı hususunda davacı bankanın bilgilendirilmesi üzerine davacı tarafından 21.07.2012 tarihinde müvekkilinin sanal POS hesabına «bloke» konulduğunu, konulan bu bloke sonucunda nakit akışının sekteye uğratılması üzerine müşterilerin başka turlara kaydırılması veya iade yapma çabalarının yerine getirilemez bir duruma geldiğini davacının tur satın almış olan müşterilere müvekkiline sormadan ve durumu araştırmadan yaptığı ödemeden müvekkilinin sorumlu olmadığını ve bankanın sorumlu olduğunu, davacı banka tarafından haksız ve keyfi blokajın, şirket faaliyetlerini durdurarak «iflas» eşiğine getirdiğini, müvekkilinin yedindeki POS blokajını kullanarak haksız yere ödeme yaparak talep ettiği miktarları yarattığını savunrak davanın reddini ve «kötü niyet tazminatına» karar verilmesini istemiştir.
Şti. adına satış yaptığını, müvekkili bankanın dava dışı şirket hakkındaki «olumsuz» istihbarat neticesinde söz konusu şirket ile görüşmeler yapılarak güvenlik raporlarına istinaden ilgili firmanın incelemeye alındığını, kart «hamillerine» işlem tutarlarını iade ederek müşterilerine geri ödeme gerçekleştirildiği, bu sebeple 18.07.2012 tarihinde firma kapatılarak hesabının blokeye alındığını, davacı hakkında başlatılan icra takibi ve devamında açılan «itirazın iptali davası», müvekkil banka tarafından davacının hesabına konulan blokenin haklılığını ispatlar nitelikte olduğunu, davacının uğramış olduğunu iddia ettiği zararı, müvekkil banka hesabına koyduğu «bloke» işlemine bağlamasının haksız olduğunu savunarak davanın reddine istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/7463 E. 2024/3455 K.
Ortak:chargeback · üye işyeri sözleşmesi · pos cihazı · bloke
İncelediğiniz kararda… leşmesi muhtemel riskleri gerekçe göstererek haksız ve mesnetsiz olarak uyguladığı blokaj işlemi nedeniyle zararlarının tazminini talep ederken, davalı banka, sanal «pos cihazı» üzerinden yapılan alışverişler nedeniyle sahte (fraud) bildirimler gelmesi ve sonrasında da «chargeback» taleplerinin gelmesi nedeniyle davacının hesabına «bloke» koyduğunu, bankanın çok büyük risk altında olduğunu, bloke «koyma» hakkının sözleşme ile kendisine tanındığını savunmuştur.
Bu kapsamda davalı banka da üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmeli, kendisine ulaşan «chargeback» taleplerini süresinde üye işyerine bildirmeli, gerekli belgeleri istemeli ve belgeleri yeterli görürse chargeback talebini kabul edip, üye işyerinin hesabından o tutarda parayı çekmeli/«bloke» etmelidir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacı şirket tarafından davalı bankanın davacıya ait mevduata «bloke» koyması ve sanal post erişiminin kapatılması nedeniyle uğradığını iddia ettiği zararın davalıdan tahsilinin ve davalı banka tarafından davacı şirket hesabına uygul …
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı banka ile müvekkili arasında, «pos cihazı» kullanımına ilişkin «üye işyeri sözleşmesi» kapsamında bir pos cihazının alınarak işyerine kurulmuş olduğu, kurulan bu pos cihazı ile bavul ticareti kapsamında yurtdışı müşterilerine şifre kullanılarak kredi kartlı satışlar gerçekleştirildiği, bu satışların davalı banka tarafından şüpheli olduğu iddia edilerek satış bedeli üzerine «bloke» konulduğu, çıkan anlaşmazlık sonucu banka ile çalışmaya «son» verildiği, davalı bankanın bütün bankaların ortak kredi kartı bilgi havuzuna durumu bildirmesi nedeniyle, müvekkilinin diğer bankalardan da pos cihazı alamadığını, bu nedenle potansiyel işlerini kaybettiği, bundan dolayı da zarara uğradığı, müvekkilinin satış bedelleri üzerine haksız yere konulan bloke nedeniyle satış bedelini kullanamadığından maddi olarak sıkıntıya uğramış olduğu, müvekkilinin bu «haksız fiil» nedeniyle ayrıca itibar ve prestij «kaybına» uğramış olduğu belirtilerek, «asıl alacak» tutarı olan 112.580,00 TL üzerindeki blokenin kaldırılarak bloke edilen tutarın ticari faiziyle birlikte müvekkiline ödenmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, bloke işlemi nedeniyle uğranılan maddi zarar için şimdilik 1.000,00 TL'nin, manevi zararları için 20.000,00 TL'nin ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, «yargılama giderleri» ve ücreti vekâletin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… post cihazından bu şüpheli işlemler dışında başkaca bir işlemin gerçekleştirilmemiş olduğu anlaşılmakla bu nedenle satış bedellerinin şirketin hesabına aktarılmayıp «üye işyeri sözleşmesinin» 6 ncı ve 16 ncı maddelerine göre blokede tutulduğu, taraflar arasındaki sözleşmeye ve uluslararası kart kurallarına göre kural hatası olarak nitelendirileceği ve «chargeback» riskleri yarattığı, chargeback risklerinin teminine yönelik blokaj süresinin ilke olarak Uluslararası Kart Kurallarına göre ortalama 120 gün olduğu, somut olayda «son» «bloke» tarihi olan 26.11.2015 tarihinden itibaren makul bloke süresi olan 120 günlük sürenin 25.03.2016 tarihinde dolduğu, bloke işlemi üzerinden 120 günlük süre geçmeden davanın 23.02.2016 tarihinde açıldığı, dava devam ederken davalı bankanın 17.03.2016 tarihinde blokeyi kaldırarak ödendiği, dolayısıyla dava tarihinden sonra davacıya ait hesaba konulan bloke kaldırıldığından davanın konusuz kaldığı anlaşılmakla konusu kalmayan dava nedeniyle bir karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı, davanın açıldığı tarihte bloke işleminin sözleşme hükümleri ve hukuka uygun olduğu, davalı yararına «yargı giderine» hükmedilmek gerektiği, davalı bankanın chargeback risklerinin teminine yönelik blokaj süresinin ilke olarak Uluslararası Kart Kurallarına göre ortalama 120 gün olup bu süre içerisinde davalı bankanının davacının blokesinin çözerek parasının kendisine iade edilecek olup bu hale göre «sözleşmeye aykırılık» veya «haksız fiil» oluşturmayan haklı bloke işlemi sebebiyle davalı bankanın tazminat sorumluğu bulunmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının blok …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «asıl alacak» tutarının davacıya 17.03.2016 tarihinde ödendiğini, davanın asıl alacak tutarı bakımından konusuz kaldığını, 25.11.2015 ve 26.11.2015 tarihlerinde yurtdışı kredi kartları ile toplam 112.580,00 TL'lik işlem gerçekleştirilmiş olduğunu, bankaca şüpheli bulunan işlemler nedeniyle bahse konu tutar üzerine «bloke» konularak geçici bir hesaba aktarıldığını, davacı ile yapılan sözleşme gereğince bankanın şüpheli işlemler için bloke koymaya hakkı olduğunu, ayrıca yurtdışı kartları ile gerçekleştirilen «pos cihazı» işlem bedellerinde bir sorun olmasa bile tahsil tarihinden itibaren 65 gün süre ile bu tahsilat tutarlarını bloke etme hakkı bulunduğunu, pos cihazının kurulması aşamasında üye işyerlerine bu hususun açıkça anlatıldığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili bankanın bloke işlemi haksız olarak görülse dahi, davacı tarafından somut bir kayıp veya zararın ortaya konulamamış olduğunu, davacının manevi tazminat talebini güvenilmez, şüpheli işler yapan firma gözüyle bakıldığından itibar «kaybı» olduğu hususuna dayandırdığını, bu iddianın gerçeklikten uzak olduğunu, bankalar tarafından müşteri hesaplarına konulan blokelerin diğer şirket veya kurumlar ile halka duyurulduğu hiçbir sistemin bulunmadığını, davacının bu davayı açmasında hiçbir «hukuki menfaatinin» olmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:harcama itirazı · yargı gideri · davanın konusuz kalması · terditli dava · bankacılık işlemi · ticari avans faizi · hukuki menfaat · sözleşmeye aykırılık
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı tarafın «asıl alacak» tutarının olmadığı, davanın «bloke» edilen 112.580,00 TL'ye ilişkin kısmının ödenmekle konusuz kaldığı bu kısma ilişkin olarak esas hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına hesaplara konulan bloke süresinin olağan ve makul olmayan bir süre dışında olması nedeni ile yurtdışından «pos cihazı» ve kredi kartlarıyla bedeli tahsil edilmek suretiyle turizm ve seyahat organizasyonu işiyle iştigal eden davacı firmanın, bloke edilen pos cihazı nedeniyle iş ve itibar «kaybının» olacağı, davacının bu yöndeki zararının belirlenemediği ancak davalı bankanın blokeyi kaldırma işleminde gecikme olduğundan dolayı davalı bankanın kusurlu olması nedeni ile faize ilişkin zararı davacıya ödemesi gerektiği, BK 49 uncu maddesi çerçevesinde, 26.03.2018 tarihli bilirkişi raporu ile hesaplanan faiz kaybına ilişkin «maddi tazminata» hak kazandığı, davacının maddi tazminata ilişkin talebinin kabulü ile, talep ile sınırlı olarak ve talep, bilirkişi raporundaki «terditli» hesaplamadaki her iki miktarın da altında kaldığından 1.000,00 TL maddi tazminatın ve davacı ikinci bir bankaya başvurması halinde ikinci bankanın davacının Bankalararası Kart Merkezi'ne «olumsuz» «kaydı» olduğu ve bu kaydın bütün bankalarca görüldüğü bu nedenle ikinci bankanın davacının pos cihazı başvurusunu reddetme ihtimalinin bulunduğu dikkate alındığında itibar kaybı nedeni ile TBK 56 ncı maddesi çerçevesinde manevi tazminata hak kazandığı davacının manevi tazminata ilişkin talebinin kısmen kabulü, kısmen reddi ile, davacının itibar kaybına yönelik takdiren 2.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyen «ticari (avans) faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
… post cihazından bu şüpheli işlemler dışında başkaca bir işlemin gerçekleştirilmemiş olduğu anlaşılmakla bu nedenle satış bedellerinin şirketin hesabına aktarılmayıp «üye işyeri sözleşmesinin» 6 ncı ve 16 ncı maddelerine göre blokede tutulduğu, taraflar arasındaki sözleşmeye ve uluslararası kart kurallarına göre kural hatası olarak nitelendirileceği ve «chargeback» riskleri yarattığı, chargeback risklerinin teminine yönelik blokaj süresinin ilke olarak Uluslararası Kart Kurallarına göre ortalama 120 gün olduğu, somut olayda «son» «bloke» tarihi olan 26.11.2015 tarihinden itibaren makul bloke süresi olan 120 günlük sürenin 25.03.2016 tarihinde dolduğu, bloke işlemi üzerinden 120 günlük süre geçmeden davanın 23.02.2016 tarihinde açıldığı, dava devam ederken davalı bankanın 17.03.2016 tarihinde blokeyi kaldırarak ödendiği, dolayısıyla dava tarihinden sonra davacıya ait hesaba konulan bloke kaldırıldığından davanın konusuz kaldığı anlaşılmakla konusu kalmayan dava nedeniyle bir karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı, davanın açıldığı tarihte bloke işleminin sözleşme hükümleri ve hukuka uygun olduğu, davalı yararına «yargı giderine» hükmedilmek gerektiği, davalı bankanın chargeback risklerinin teminine yönelik blokaj süresinin ilke olarak Uluslararası Kart Kurallarına göre ortalama 120 gün olup bu süre içerisinde davalı bankanının davacının blokesinin çözerek parasının kendisine iade edilecek olup bu hale göre «sözleşmeye aykırılık» veya «haksız fiil» oluşturmayan haklı bloke işlemi sebebiyle davalı bankanın tazminat sorumluğu bulunmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının blok …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «asıl alacak» tutarının davacıya 17.03.2016 tarihinde ödendiğini, davanın asıl alacak tutarı bakımından konusuz kaldığını, 25.11.2015 ve 26.11.2015 tarihlerinde yurtdışı kredi kartları ile toplam 112.580,00 TL'lik işlem gerçekleştirilmiş olduğunu, bankaca şüpheli bulunan işlemler nedeniyle bahse konu tutar üzerine «bloke» konularak geçici bir hesaba aktarıldığını, davacı ile yapılan sözleşme gereğince bankanın şüpheli işlemler için bloke koymaya hakkı olduğunu, ayrıca yurtdışı kartları ile gerçekleştirilen «pos cihazı» işlem bedellerinde bir sorun olmasa bile tahsil tarihinden itibaren 65 gün süre ile bu tahsilat tutarlarını bloke etme hakkı bulunduğunu, pos cihazının kurulması aşamasında üye işyerlerine bu hususun açıkça anlatıldığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili bankanın bloke işlemi haksız olarak görülse dahi, davacı tarafından somut bir kayıp veya zararın ortaya konulamamış olduğunu, davacının manevi tazminat talebini güvenilmez, şüpheli işler yapan firma gözüyle bakıldığından itibar «kaybı» olduğu hususuna dayandırdığını, bu iddianın gerçeklikten uzak olduğunu, bankalar tarafından müşteri hesaplarına konulan blokelerin diğer şirket veya kurumlar ile halka duyurulduğu hiçbir sistemin bulunmadığını, davacının bu davayı açmasında hiçbir «hukuki menfaatinin» olmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili bankanın tamamen üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirme amaçlı olarak yaptığı «bloke» işlemi sebebiyle aleyhine vekâlet ücreti takdirinin haksız ve mesnetsiz olup, mahkeme kararının bu yönlerden kaldırılması gerektiğini, müvekkili Banka tarafından konulan bloke hukuka ve Genel Bankacılık uygulamalarına uygun olup, hem müşterileri hem de Banka menfaatlerini korumaya yönelik alınan tedbir olup, bu tedbirin «haksız fiil» olarak nitelendirilemeyeceğini alınabilecek bu tedbirler hakkında bilgilendirilmiş davacının lehine bankanın tedbirli davranmasının sonucu olarak vekâlet ücreti ve tazminata mahkûmiyeti hukukun genel ilkelerine aykırılık oluşturduğunu, mahkemenin «davanın konusuz kalması» yönünde karar oluşturarak, davanın açılmasında «kusuru» bulunmayan müvekkili aleyhine hükmettiği vekâlet ücretleri ve mesnetten yoksun tazminat kalemleri yönünden hükmün kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini, «yargılama giderleri» ve «vekalet ücretinin» davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/5022 E. , 2015/12890 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ......ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 02/07/2014
NUMARASI 2013/138-2014/164
Taraflar arasında görülen davada .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02/07/2014 tarih ve 2013/138-2014/164 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkili şirketin internet sitesi üzerinden hizmet satışı faaliyetinde bulunan bir firma olduğunu, ticari faaliyeti gereğince çok sayıda banka ve şubesi ile çalıştığını ve bu bankalar arasında Denizbank Harbiye Şubesinin de bulunduğunu, davalı bankaya yapılan kredi başvurusunun reddedildiği gibi finansal olarak riskli durumda olduğundan bahisle müvekkilinin 35.000 TL'lik mevduatına bloke konulduğunu, sanal post erişiminin kapatıldığını ve kredi kartı limitlerinin 1 TL'ye indirilmiş olduğunun öğrenildiğini, müvekkilinin basiretli bir tacir olduğunu, davalı bankaya borcu bulunmadığını, bankanın hesaba bloke koyarak mağduriyetine neden olduğunu ileri sürerek blokenin kaldırılmasına, müvekkilinin zararının tespitine, fazlaya ilişkin her türlü hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000 TL maddi zararın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; taraflar arasında genel kredi sözleşmesi, Denizbank İşletme Kart Taahhütnamesi, üye işyeri sözleşmesi, mail order sözleşmesi imzalandığını, davacı şirketin banka nezdinde 3 ayrı başlık halinde riski bulunduğunu, müvekkili bankanın taraflarca imzalanan üye iş yeri sözleşmesi gereğince ve charge - back kuralları gereğince bloke koyduğunu, sözleşmeler ve uluslararası kart kurallarının uygulanması nedeniyle davacının iddia ettiği zararından bankanın sorumlu olmayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacı şirket tarafından davalı bankanın davacıya ait mevduata bloke koyması ve sanal post erişiminin kapatılması nedeniyle uğradığını iddia ettiği zararın davalıdan tahsilinin ve davalı banka tarafından davacı şirket hesabına uygulanan blokajın kaldırılmasının talep edildiği, blokenin post hesabına ilişkin olup, 15.02.2013 tarihinde konan blokenin 26.11.2013 tarihinde kaldırıldığının anlaşıldığı, bu nedenle yargılama sırasında banka tarafından konulan bloke kaldırılmış olduğundan bu hususta herhangi bir karar oluşturulmasına yer olmadığı; davalı bankanın davacı hesabına koymuş olduğu blokenin üye iş yeri sözleşmesine ve uluslararası kredi kartı kurallarına uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, üye işyeri sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tazmini istemine ilişkindir. Davacı, davalı bankanın tek taraflı olarak, gerçekleşmesi muhtemel riskleri gerekçe göstererek haksız ve mesnetsiz olarak uyguladığı blokaj işlemi nedeniyle zararlarının tazminini talep ederken, davalı banka, sanal pos cihazı üzerinden yapılan alışverişler nedeniyle sahte (fraud) bildirimler gelmesi ve sonrasında da chargeback taleplerinin gelmesi nedeniyle davacının hesabına bloke koyduğunu, bankanın çok büyük risk altında olduğunu, bloke koyma hakkının sözleşme ile kendisine tanındığını savunmuştur. Mahkemece, davalı banka tarafından davacının hesabına konulan blokenin yargılama sürecinde kaldırıldığı, kaldı ki konulan blokenin de üye iş yeri sözleşmesine ve Uluslararası Kredi Kredi Kartı Kuruluşları kurallarına uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamından da anlaşıldığı üzere, taraflar arasında, üye işyeri sözleşmesi, mail order sözleşmesi ve genel kredi sözleşmesi bulunmaktadır. Üye iş yeri sözleşmesinin 7.2. maddesine göre; banka, üye işyerinin rutin işleyişine ve normal harcama davranışlarına aykırı, riskli ve şüpheli veya hileli bir işlem tespit ettiği veya bu şekilde bir işlem kendisine bildirildiği veya herhangi bir nedenle gerekli gördüğü takdirde, üye işyeri hesabına bloke koyabilir...ve bu şüpheli işlemlerle ilgili herhangi bir sorun olmadığına kanaat getirinceye kadar bloke ile kapatma işlemini devam ettirebilir. Söz konusu sözleşme hükmü düzenlemesine göre, bankanın üye işyeri hesabına bloke koyma hakkı olmakla beraber, bu hak geniş yorumlanarak keyfi olarak kullanılmamalı ve üye işyerinin ticari hayatını sekteye uğratmamalıdır.
Bu kapsamda davalı banka da üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmeli, kendisine ulaşan chargeback taleplerini süresinde üye işyerine bildirmeli, gerekli belgeleri istemeli ve belgeleri yeterli görürse chargeback talebini kabul edip, üye işyerinin hesabından o tutarda parayı çekmeli/bloke etmelidir. Yani chargeback talepleri bankaya ulaştıktan sonra, riskin doğmuş olacağının kabulü ile doğan risk tutarınca ve chargeback süresince blokaj işlemi gerçekleştirilmesi gerekirken; doğması muhtemel riskler nedeniyle üye işyerinin sanal pos hesabındaki tüm tutar üzerine, davacı üye işyerinin hesaptaki tasarrufunu da engelleyecek şekilde yapılan blokaj işleminin haksız ve keyfi bir işlem olduğu ve bankanın sebepsiz zenginleşmesine yol açacağı gözetilmeksizin, yazılı gerekçelerle davanın reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02/12/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/147814500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz