Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/7463 E. 2024/3455 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
harcama itirazı↗ yargı gideri↗ chargeback↗ üye işyeri sözleşmesi↗ pos cihazı↗ davanın konusuz kalması↗ terditli dava↗ bankacılık işlemi↗ ticari avans faizi↗ hukuki menfaat↗ bloke↗ vekâlet ücreti↗ sözleşmeye aykırılık↗ yargılama giderleri↗ olumsuz oy↗ tbk 99↗ hamil↗ kâr kaybı↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ haksız fiil↗ maddi ve manevi tazminat↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ asıl alacak↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ maddi tazminat↗ kusur↗ cy/cy kaydı↗ yükleten (shipper)↗ vekalet ücreti↗ avans faizi↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2016/183 E., 2018/1400 K.
Taraflar arasındaki alacak ve tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince alacak yönünden karar verilmesine yer olmadığına, tazminat talebine ilişkin olarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle alacak yönünden karar verilmesine yer olmadığına, tazminat talebine ilişkin olarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı banka ile müvekkili arasında, pos cihazı kullanımına ilişkin üye işyeri sözleşmesi kapsamında bir pos cihazının alınarak işyerine kurulmuş olduğu, kurulan bu pos cihazı ile bavul ticareti kapsamında yurtdışı müşterilerine şifre kullanılarak kredi kartlı satışlar gerçekleştirildiği, bu satışların davalı banka tarafından şüpheli olduğu iddia edilerek satış bedeli üzerine bloke konulduğu, çıkan anlaşmazlık sonucu banka ile çalışmaya son verildiği, davalı bankanın bütün bankaların ortak kredi kartı bilgi havuzuna durumu bildirmesi nedeniyle, müvekkilinin diğer bankalardan da pos cihazı alamadığını, bu nedenle potansiyel işlerini kaybettiği, bundan dolayı da zarara uğradığı, müvekkilinin satış bedelleri üzerine haksız yere konulan bloke nedeniyle satış bedelini kullanamadığından maddi olarak sıkıntıya uğramış olduğu, müvekkilinin bu haksız fiil nedeniyle ayrıca itibar ve prestij kaybına uğramış olduğu belirtilerek, asıl alacak tutarı olan 112.580,00 TL üzerindeki blokenin kaldırılarak bloke edilen tutarın ticari faiziyle birlikte müvekkiline ödenmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, bloke işlemi nedeniyle uğranılan maddi zarar için şimdilik 1.000,00 TL'nin, manevi zararları için 20.000,00 TL'nin ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve ücreti vekâletin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; asıl alacak tutarının davacıya 17.03.2016 tarihinde ödendiğini, davanın asıl alacak tutarı bakımından konusuz kaldığını, 25.11.2015 ve 26.11.2015 tarihlerinde yurtdışı kredi kartları ile toplam 112.580,00 TL'lik işlem gerçekleştirilmiş olduğunu, bankaca şüpheli bulunan işlemler nedeniyle bahse konu tutar üzerine bloke konularak geçici bir hesaba aktarıldığını, davacı ile yapılan sözleşme gereğince bankanın şüpheli işlemler için bloke koymaya hakkı olduğunu, ayrıca yurtdışı kartları ile gerçekleştirilen pos cihazı işlem bedellerinde bir sorun olmasa bile tahsil tarihinden itibaren 65 gün süre ile bu tahsilat tutarlarını bloke etme hakkı bulunduğunu, pos cihazının kurulması aşamasında üye işyerlerine bu hususun açıkça anlatıldığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili bankanın bloke işlemi haksız olarak görülse dahi, davacı tarafından somut bir kayıp veya zararın ortaya konulamamış olduğunu, davacının manevi tazminat talebini güvenilmez, şüpheli işler yapan firma gözüyle bakıldığından itibar kaybı olduğu hususuna dayandırdığını, bu iddianın gerçeklikten uzak olduğunu, bankalar tarafından müşteri hesaplarına konulan blokelerin diğer şirket veya kurumlar ile halka duyurulduğu hiçbir sistemin bulunmadığını, davacının bu davayı açmasında hiçbir hukuki menfaatinin olmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı tarafın asıl alacak tutarının olmadığı, davanın bloke edilen 112.580,00 TL'ye ilişkin kısmının ödenmekle konusuz kaldığı bu kısma ilişkin olarak esas hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına hesaplara konulan bloke süresinin olağan ve makul olmayan bir süre dışında olması nedeni ile yurtdışından pos cihazı ve kredi kartlarıyla bedeli tahsil edilmek suretiyle turizm ve seyahat organizasyonu işiyle iştigal eden davacı firmanın, bloke edilen pos cihazı nedeniyle iş ve itibar kaybının olacağı, davacının bu yöndeki zararının belirlenemediği ancak davalı bankanın blokeyi kaldırma işleminde gecikme olduğundan dolayı davalı bankanın kusurlu olması nedeni ile faize ilişkin zararı davacıya ödemesi gerektiği, BK 49 uncu maddesi çerçevesinde, 26.03.2018 tarihli bilirkişi raporu ile hesaplanan faiz kaybına ilişkin maddi tazminata hak kazandığı, davacının maddi tazminata ilişkin talebinin kabulü ile, talep ile sınırlı olarak ve talep, bilirkişi raporundaki terditli hesaplamadaki her iki miktarın da altında kaldığından 1.000,00 TL maddi tazminatın ve davacı ikinci bir bankaya başvurması halinde ikinci bankanın davacının Bankalararası Kart Merkezi'ne olumsuz kaydı olduğu ve bu kaydın bütün bankalarca görüldüğü bu nedenle ikinci bankanın davacının pos cihazı başvurusunu reddetme ihtimalinin bulunduğu dikkate alındığında itibar kaybı nedeni ile TBK 56 ncı maddesi çerçevesinde manevi tazminata hak kazandığı davacının manevi tazminata ilişkin talebinin kısmen kabulü, kısmen reddi ile, davacının itibar kaybına yönelik takdiren 2.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyen ticari (avans) faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili bankanın tamamen üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirme amaçlı olarak yaptığı bloke işlemi sebebiyle aleyhine vekâlet ücreti takdirinin haksız ve mesnetsiz olup, mahkeme kararının bu yönlerden kaldırılması gerektiğini, müvekkili Banka tarafından konulan bloke hukuka ve Genel Bankacılık uygulamalarına uygun olup, hem müşterileri hem de Banka menfaatlerini korumaya yönelik alınan tedbir olup, bu tedbirin haksız fiil olarak nitelendirilemeyeceğini alınabilecek bu tedbirler hakkında bilgilendirilmiş davacının lehine bankanın tedbirli davranmasının sonucu olarak vekâlet ücreti ve tazminata mahkûmiyeti hukukun genel ilkelerine aykırılık oluşturduğunu, mahkemenin davanın konusuz kalması yönünde karar oluşturarak, davanın açılmasında kusuru bulunmayan müvekkili aleyhine hükmettiği vekâlet ücretleri ve mesnetten yoksun tazminat kalemleri yönünden hükmün kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, taraflar arasındaki sözleşme hükmü ve dosyaya sunulan tespitlere göre davacının post cihazını aldığının ertesi günü farklı yurtdışı kartları ile başarısız işlemler gerçekleştirdiği, bir sonraki gün 32 farklı kart ile toplam 112.580,00 TL işlem gerçekleştirdiği, işlemlerin tamamının yurtdışında bir bankaya ait olduğu, yüksek tutarlı olduğu, iş yerinin kurulu post cihazından bu şüpheli işlemler dışında başkaca bir işlemin gerçekleştirilmemiş olduğu anlaşılmakla bu nedenle satış bedellerinin şirketin hesabına aktarılmayıp üye işyeri sözleşmesinin 6 ncı ve 16 ncı maddelerine göre blokede tutulduğu, taraflar arasındaki sözleşmeye ve uluslararası kart kurallarına göre kural hatası olarak nitelendirileceği ve chargeback riskleri yarattığı, chargeback risklerinin teminine yönelik blokaj süresinin ilke olarak Uluslararası Kart Kurallarına göre ortalama 120 gün olduğu, somut olayda son bloke tarihi olan 26.11.2015 tarihinden itibaren makul bloke süresi olan 120 günlük sürenin 25.03.2016 tarihinde dolduğu, bloke işlemi üzerinden 120 günlük süre geçmeden davanın 23.02.2016 tarihinde açıldığı, dava devam ederken davalı bankanın 17.03.2016 tarihinde blokeyi kaldırarak ödendiği, dolayısıyla dava tarihinden sonra davacıya ait hesaba konulan bloke kaldırıldığından davanın konusuz kaldığı anlaşılmakla konusu kalmayan dava nedeniyle bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı, davanın açıldığı tarihte bloke işleminin sözleşme hükümleri ve hukuka uygun olduğu, davalı yararına yargı giderine hükmedilmek gerektiği, davalı bankanın chargeback risklerinin teminine yönelik blokaj süresinin ilke olarak Uluslararası Kart Kurallarına göre ortalama 120 gün olup bu süre içerisinde davalı bankanının davacının blokesinin çözerek parasının kendisine iade edilecek olup bu hale göre sözleşmeye aykırılık veya haksız fiil oluşturmayan haklı bloke işlemi sebebiyle davalı bankanın tazminat sorumluğu bulunmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının bloke edilen 112.580,00 TL'ye ilişkin kısmı yönünden konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin POS cihazından yapılan dava konusu tüm işlemlerin kredi kartı değil bankamatik para kartı ile yapıldığını, bilindiği üzere para kart ile yapılan işlemlerde, hesapta para varsa kullanılabildiğini, bu durumda bankanın para kartı kullanımında ne gibi bir riski olduğunun anlaşılamadığını, ne var ki Mahkemenin davalı bankayı koruyan bir yorumda bulunarak bankamatik kartı ile kredi kartını aynı statüde değerlendirdiğini, Uluslararası kart kuruluşlarınca şifre veya 3D secure ile yapılan işlemlerin kart hamilinin bilgisi ve kontrolü dahilinde olduğunu ve bu nedenle üye iş yeri ve bankanın sorumluluğunun bulunmadığını, kart hamilinin harcama itirazının geçerli olamayacağının kabul edildiğini, müvekkili firma tarafından yapılan tüm işlemler şifreli ve para kartla yapılmış olduğundan davalı bankanın bir zarara uğrama ihtimalinin olmadığını, bu nedenle davalı bankanın zararı ve işlemlere bir itirazı söz konusu olmadığından blokeyi kaldırmış olduğunu, müvekkili firmanın bu bloke işlemi nedeniyle başka bankalarla da çalışma imkânı kalmadığını ve çok büyük zarara uğradığını, Bölge Adliye Mahkemesinin de vermiş olduğu kararla, sembolik rakamla da olsa haklılıklarını ortaya koyan İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırarak ve davalı bankanın itirazlarını kabul ederek davayı reddettiğini ve davalı bankanın haksız bloke işlemi nedeniyle büyük mağduriyet yaşayan müvekkili firma aleyhine vekâlet ücretine hükmederek yeni bir mağduriyete sebep olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, bankacılık işlemlerine dayalı alacak ve haksız fiilden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/6438 E. 2023/1059 K.
Ortak:harcama itirazı · yargı gideri · chargeback · pos cihazı · bloke · yargılama giderleri · hamil · kâr kaybı · Tazminat
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı banka ile müvekkili arasında, «pos cihazı» kullanımına ilişkin «üye işyeri sözleşmesi» kapsamında bir pos cihazının alınarak işyerine kurulmuş olduğu, kurulan bu pos cihazı ile bavul ticareti kapsamında yurtdışı müşterilerine şifre kullanılarak kredi kartlı satışlar gerçekleştirildiği, bu satışların davalı banka tarafından şüpheli olduğu iddia edilerek satış bedeli üzerine «bloke» konulduğu, çıkan anlaşmazlık sonucu banka ile çalışmaya «son» verildiği, davalı bankanın bütün bankaların ortak kredi kartı bilgi havuzuna durumu bildirmesi nedeniyle, müvekkilinin diğer bankalardan da pos cihazı alamadığını, bu nedenle potansiyel işlerini kaybettiği, bundan dolayı da zarara uğradığı, müvekkilinin satış bedelleri üzerine haksız yere konulan bloke nedeniyle satış bedelini kullanamadığından maddi olarak sıkıntıya uğramış olduğu, müvekkilinin bu «haksız fiil» nedeniyle ayrıca itibar ve prestij «kaybına» uğramış olduğu belirtilerek, «asıl alacak» tutarı olan 112.580,00 TL üzerindeki blokenin kaldırılarak bloke edilen tutarın ticari faiziyle birlikte müvekkiline ödenmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, bloke işlemi nedeniyle uğranılan maddi zarar için şimdilik 1.000,00 TL'nin, manevi zararları için 20.000,00 TL'nin ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, «yargılama giderleri» ve ücreti vekâletin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «asıl alacak» tutarının davacıya 17.03.2016 tarihinde ödendiğini, davanın asıl alacak tutarı bakımından konusuz kaldığını, 25.11.2015 ve 26.11.2015 tarihlerinde yurtdışı kredi kartları ile toplam 112.580,00 TL'lik işlem gerçekleştirilmiş olduğunu, bankaca şüpheli bulunan işlemler nedeniyle bahse konu tutar üzerine «bloke» konularak geçici bir hesaba aktarıldığını, davacı ile yapılan sözleşme gereğince bankanın şüpheli işlemler için bloke koymaya hakkı olduğunu, ayrıca yurtdışı kartları ile gerçekleştirilen «pos cihazı» işlem bedellerinde bir sorun olmasa bile tahsil tarihinden itibaren 65 gün süre ile bu tahsilat tutarlarını bloke etme hakkı bulunduğunu, pos cihazının kurulması aşamasında üye işyerlerine bu hususun açıkça anlatıldığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili bankanın bloke işlemi haksız olarak görülse dahi, davacı tarafından somut bir kayıp veya zararın ortaya konulamamış olduğunu, davacının manevi tazminat talebini güvenilmez, şüpheli işler yapan firma gözüyle bakıldığından itibar «kaybı» olduğu hususuna dayandırdığını, bu iddianın gerçeklikten uzak olduğunu, bankalar tarafından müşteri hesaplarına konulan blokelerin diğer şirket veya kurumlar ile halka duyurulduğu hiçbir sistemin bulunmadığını, davacının bu davayı açmasında hiçbir «hukuki menfaatinin» olmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı tarafın «asıl alacak» tutarının olmadığı, davanın «bloke» edilen 112.580,00 TL'ye ilişkin kısmının ödenmekle konusuz kaldığı bu kısma ilişkin olarak esas hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına hesaplara konulan bloke süresinin olağan ve makul olmayan bir süre dışında olması nedeni ile yurtdışından «pos cihazı» ve kredi kartlarıyla bedeli tahsil edilmek suretiyle turizm ve seyahat organizasyonu işiyle iştigal eden davacı firmanın, bloke edilen pos cihazı nedeniyle iş ve itibar «kaybının» olacağı, davacının bu yöndeki zararının belirlenemediği ancak davalı bankanın blokeyi kaldırma işleminde gecikme olduğundan dolayı davalı bankanın kusurlu olması nedeni ile faize ilişkin zararı davacıya ödemesi gerektiği, BK 49 uncu maddesi çerçevesinde, 26.03.2018 tarihli bilirkişi raporu ile hesaplanan faiz kaybına ilişkin «maddi tazminata» hak kazandığı, davacının maddi tazminata ilişkin talebinin kabulü ile, talep ile sınırlı olarak ve talep, bilirkişi raporundaki «terditli» hesaplamadaki her iki miktarın da altında kaldığından 1.000,00 TL maddi tazminatın ve davacı ikinci bir bankaya başvurması halinde ikinci bankanın davacının Bankalararası Kart Merkezi'ne «olumsuz» «kaydı» olduğu ve bu kaydın bütün bankalarca görüldüğü bu nedenle ikinci bankanın davacının pos cihazı başvurusunu reddetme ihtimalinin bulunduğu dikkate alındığında itibar kaybı nedeni ile TBK 56 ncı maddesi çerçevesinde manevi tazminata hak kazandığı davacının manevi tazminata ilişkin talebinin kısmen kabulü, kısmen reddi ile, davacının itibar kaybına yönelik takdiren 2.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyen «ticari (avans) faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… lebilecek aynı kart numaralarıyla peşpeşe işlem yapılması, arka arkaya parçalı tutarlı ödeme, slip bölme işlemi yapılması sebebiyle davalı bankanın blokesinin haklı «sebebe» dayandığı, ancak sözleşme ve «chargeback» kuralları gereği 120 günü aşan nitelikte «bloke» konulduğu, bu uygulamanın chargeback kuralları ve bankacılık uygulamalarına aykırı olduğu, davalının blokeyi kaldırdığı 08.08.2016 tarihi itibarıyla 120 günü aşkın bir bloke sözkonusu olduğundan, bankanın blokeyi süresinde kaldırmamakla kusurlu olduğu, ancak dava devam ederken bloke kalktığı için davanın konusuz kaldığı, davacının blokenin 120 günü aşmasından dolayı 1.701,15 TL faiz «kaybı» bulunduğu, davacının 1.000,00 TL «maddi tazminat» talep ettiği, blokenin uzun sürmesi ve 120 günü aşmasında şüpheli işlemlerden dolayı davacının kusurlu olması nedeniyle manevi tazminat koşullarının oluşmadığı gerekçesi ile davacının 56.583,33 USD blokenin kaldırılması talebi yargılama sırasında kaldırıldığından konusuz kaldığından bu talep bakımından karar «verilmesine yer olmadığına», taleple bağlı kalınarak davacının 1.000,00 TL maddi tazminat talebinin kabulüne, davacının manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
… i, müvekkilinin uyguladığı blokenin taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine de uygun olduğunu, 180 günlük sürenin sözleşmede de yer aldığını, sözleşme hükümlerinin «tacir» olan davacı ile birlikte düzenlendiğini, «genel işlem koşulu» niteliğinde olmadığını, davanın konusuz kalmasına rağmen müvekkili banka aleyhine vekâlet ücreti ve «yargı giderlerine» hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davanın açıldığı tarih itibarıyla müvekkili bankanın haklı olması nedeniyle «yargılama giderleri» ve vekâlet ücretinden davacının sorumlu tutulması gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
… ne rağmen Mahkemece kullanılan kartların kredi kartı olarak değerlendirildiğini, 3.Uluslararası kart kuruluşlarınca şifre veya 3D secure ile yapılan işlemlerin kart «hamilinin» bilgisi ve kontrolü dahilinde olduğunu ve bu nedenle üye iş yeri ve bankanın sorumluluğunun bulunmadığını, kart hamilinin «harcama itirazının» geçerli olamayacağının kabul edildiğini, müvekkili firma tarafından yapılan tüm işlemler şifreli ve para kartla yapılmış olduğundan davalı bankanın bir zarara uğra …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel işlem koşulu · yargılama gideri · havale · tacir · dava sebebi
Benzer bu kararda… i, müvekkilinin uyguladığı blokenin taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine de uygun olduğunu, 180 günlük sürenin sözleşmede de yer aldığını, sözleşme hükümlerinin «tacir» olan davacı ile birlikte düzenlendiğini, «genel işlem koşulu» niteliğinde olmadığını, davanın konusuz kalmasına rağmen müvekkili banka aleyhine vekâlet ücreti ve «yargı giderlerine» hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davanın açıldığı tarih itibarıyla müvekkili bankanın haklı olması nedeniyle «yargılama giderleri» ve vekâlet ücretinden davacının sorumlu tutulması gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
… lebilecek aynı kart numaralarıyla peşpeşe işlem yapılması, arka arkaya parçalı tutarlı ödeme, slip bölme işlemi yapılması sebebiyle davalı bankanın blokesinin haklı «sebebe» dayandığı, ancak sözleşme ve «chargeback» kuralları gereği 120 günü aşan nitelikte «bloke» konulduğu, bu uygulamanın chargeback kuralları ve bankacılık uygulamalarına aykırı olduğu, davalının blokeyi kaldırdığı 08.08.2016 tarihi itibarıyla 120 günü aşkın bir bloke sözkonusu olduğundan, bankanın blokeyi süresinde kaldırmamakla kusurlu olduğu, ancak dava devam ederken bloke kalktığı için davanın konusuz kaldığı, davacının blokenin 120 günü aşmasından dolayı 1.701,15 TL faiz «kaybı» bulunduğu, davacının 1.000,00 TL «maddi tazminat» talep ettiği, blokenin uzun sürmesi ve 120 günü aşmasında şüpheli işlemlerden dolayı davacının kusurlu olması nedeniyle manevi tazminat koşullarının oluşmadığı gerekçesi ile davacının 56.583,33 USD blokenin kaldırılması talebi yargılama sırasında kaldırıldığından konusuz kaldığından bu talep bakımından karar «verilmesine yer olmadığına», taleple bağlı kalınarak davacının 1.000,00 TL maddi tazminat talebinin kabulüne, davacının manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
… ması gereken blokaj süresi, ister 120 gün ister 180 gün uygulansın her iki hâlde de blokaj süresinin davanın açıldığı tarihten sonra sona erdiği, bu durumda davanın «bloke» süresi henüz dolmadan, süresinden önce açıldığı, davanın açıldığı tarihte bloke işleminin haklı ve hukuka uygun olduğu, bu nedenle Mahkemece konusuz kalan bu talep yönünden davalı yararına vekâlet ücretine ve «yargılama giderine» hükmedilmesi gerekirken bu yönden davacı lehine hüküm tesisinin hatalı olduğu, diğer yandan Mahkemece tazminine karar verilen maddi zararın 09.06.2016 - 09.08.2016 tarihleri arasındaki dönem için hesaplandığı, bu nedenle davanın açıldığı tarihte henüz gerçekleşmeyen bu zarar için «maddi tazminata» hükmedilmesinin doğru olmadığı gerekçeleri ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davacının 56.583,33 USD blokenin kaldırılması talebi dava devam ederken kaldırıldığından bu talep nedeniyle bir karar «verilmesine yer olmadığına», maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Davalı bankanın şüpheli gördüğü işlemler üzerine değil müvekkil firmanın POS cihazıyla yapmış olduğu tüm işlemler üzerine «bloke» koyduğu gibi müvekkili firmaya «havale» olarak gelen 6.000,00 USD üzerine de bloke koyduğunu, bu suretle yaptığı işlemin de haksız olduğunu, zira müvekkili firmanın bu bloke işlemi nedeniyle başka bankal …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/5022 E. 2015/12890 K.
Ortak:chargeback · üye işyeri sözleşmesi · pos cihazı · bloke
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı banka ile müvekkili arasında, «pos cihazı» kullanımına ilişkin «üye işyeri sözleşmesi» kapsamında bir pos cihazının alınarak işyerine kurulmuş olduğu, kurulan bu pos cihazı ile bavul ticareti kapsamında yurtdışı müşterilerine şifre kullanılarak kredi kartlı satışlar gerçekleştirildiği, bu satışların davalı banka tarafından şüpheli olduğu iddia edilerek satış bedeli üzerine «bloke» konulduğu, çıkan anlaşmazlık sonucu banka ile çalışmaya «son» verildiği, davalı bankanın bütün bankaların ortak kredi kartı bilgi havuzuna durumu bildirmesi nedeniyle, müvekkilinin diğer bankalardan da pos cihazı alamadığını, bu nedenle potansiyel işlerini kaybettiği, bundan dolayı da zarara uğradığı, müvekkilinin satış bedelleri üzerine haksız yere konulan bloke nedeniyle satış bedelini kullanamadığından maddi olarak sıkıntıya uğramış olduğu, müvekkilinin bu «haksız fiil» nedeniyle ayrıca itibar ve prestij «kaybına» uğramış olduğu belirtilerek, «asıl alacak» tutarı olan 112.580,00 TL üzerindeki blokenin kaldırılarak bloke edilen tutarın ticari faiziyle birlikte müvekkiline ödenmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, bloke işlemi nedeniyle uğranılan maddi zarar için şimdilik 1.000,00 TL'nin, manevi zararları için 20.000,00 TL'nin ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, «yargılama giderleri» ve ücreti vekâletin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… post cihazından bu şüpheli işlemler dışında başkaca bir işlemin gerçekleştirilmemiş olduğu anlaşılmakla bu nedenle satış bedellerinin şirketin hesabına aktarılmayıp «üye işyeri sözleşmesinin» 6 ncı ve 16 ncı maddelerine göre blokede tutulduğu, taraflar arasındaki sözleşmeye ve uluslararası kart kurallarına göre kural hatası olarak nitelendirileceği ve «chargeback» riskleri yarattığı, chargeback risklerinin teminine yönelik blokaj süresinin ilke olarak Uluslararası Kart Kurallarına göre ortalama 120 gün olduğu, somut olayda «son» «bloke» tarihi olan 26.11.2015 tarihinden itibaren makul bloke süresi olan 120 günlük sürenin 25.03.2016 tarihinde dolduğu, bloke işlemi üzerinden 120 günlük süre geçmeden davanın 23.02.2016 tarihinde açıldığı, dava devam ederken davalı bankanın 17.03.2016 tarihinde blokeyi kaldırarak ödendiği, dolayısıyla dava tarihinden sonra davacıya ait hesaba konulan bloke kaldırıldığından davanın konusuz kaldığı anlaşılmakla konusu kalmayan dava nedeniyle bir karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı, davanın açıldığı tarihte bloke işleminin sözleşme hükümleri ve hukuka uygun olduğu, davalı yararına «yargı giderine» hükmedilmek gerektiği, davalı bankanın chargeback risklerinin teminine yönelik blokaj süresinin ilke olarak Uluslararası Kart Kurallarına göre ortalama 120 gün olup bu süre içerisinde davalı bankanının davacının blokesinin çözerek parasının kendisine iade edilecek olup bu hale göre «sözleşmeye aykırılık» veya «haksız fiil» oluşturmayan haklı bloke işlemi sebebiyle davalı bankanın tazminat sorumluğu bulunmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının blok …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «asıl alacak» tutarının davacıya 17.03.2016 tarihinde ödendiğini, davanın asıl alacak tutarı bakımından konusuz kaldığını, 25.11.2015 ve 26.11.2015 tarihlerinde yurtdışı kredi kartları ile toplam 112.580,00 TL'lik işlem gerçekleştirilmiş olduğunu, bankaca şüpheli bulunan işlemler nedeniyle bahse konu tutar üzerine «bloke» konularak geçici bir hesaba aktarıldığını, davacı ile yapılan sözleşme gereğince bankanın şüpheli işlemler için bloke koymaya hakkı olduğunu, ayrıca yurtdışı kartları ile gerçekleştirilen «pos cihazı» işlem bedellerinde bir sorun olmasa bile tahsil tarihinden itibaren 65 gün süre ile bu tahsilat tutarlarını bloke etme hakkı bulunduğunu, pos cihazının kurulması aşamasında üye işyerlerine bu hususun açıkça anlatıldığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili bankanın bloke işlemi haksız olarak görülse dahi, davacı tarafından somut bir kayıp veya zararın ortaya konulamamış olduğunu, davacının manevi tazminat talebini güvenilmez, şüpheli işler yapan firma gözüyle bakıldığından itibar «kaybı» olduğu hususuna dayandırdığını, bu iddianın gerçeklikten uzak olduğunu, bankalar tarafından müşteri hesaplarına konulan blokelerin diğer şirket veya kurumlar ile halka duyurulduğu hiçbir sistemin bulunmadığını, davacının bu davayı açmasında hiçbir «hukuki menfaatinin» olmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Benzer bu kararda… leşmesi muhtemel riskleri gerekçe göstererek haksız ve mesnetsiz olarak uyguladığı blokaj işlemi nedeniyle zararlarının tazminini talep ederken, davalı banka, sanal «pos cihazı» üzerinden yapılan alışverişler nedeniyle sahte (fraud) bildirimler gelmesi ve sonrasında da «chargeback» taleplerinin gelmesi nedeniyle davacının hesabına «bloke» koyduğunu, bankanın çok büyük risk altında olduğunu, bloke «koyma» hakkının sözleşme ile kendisine tanındığını savunmuştur.
Bu kapsamda davalı banka da üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmeli, kendisine ulaşan «chargeback» taleplerini süresinde üye işyerine bildirmeli, gerekli belgeleri istemeli ve belgeleri yeterli görürse chargeback talebini kabul edip, üye işyerinin hesabından o tutarda parayı çekmeli/«bloke» etmelidir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacı şirket tarafından davalı bankanın davacıya ait mevduata «bloke» koyması ve sanal post erişiminin kapatılması nedeniyle uğradığını iddia ettiği zararın davalıdan tahsilinin ve davalı banka tarafından davacı şirket hesabına uygul …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:mail order · el koyma · genel kredi sözleşmesi · sebepsiz zenginleşme · kredi sözleşmesi
Benzer bu karardaDosya kapsamından da anlaşıldığı üzere, taraflar arasında, «üye işyeri sözleşmesi», «mail order» sözleşmesi ve «genel kredi sözleşmesi» bulunmaktadır.
… leşmesi muhtemel riskleri gerekçe göstererek haksız ve mesnetsiz olarak uyguladığı blokaj işlemi nedeniyle zararlarının tazminini talep ederken, davalı banka, sanal «pos cihazı» üzerinden yapılan alışverişler nedeniyle sahte (fraud) bildirimler gelmesi ve sonrasında da «chargeback» taleplerinin gelmesi nedeniyle davacının hesabına «bloke» koyduğunu, bankanın çok büyük risk altında olduğunu, bloke «koyma» hakkının sözleşme ile kendisine tanındığını savunmuştur.
Söz konusu sözleşme hükmü düzenlemesine göre, bankanın üye işyeri hesabına «bloke» «koyma» hakkı olmakla beraber, bu hak geniş yorumlanarak keyfi olarak kullanılmamalı ve üye işyerinin ticari hayatını sekteye uğratmamalıdır.
Yani «chargeback» talepleri bankaya ulaştıktan sonra, riskin doğmuş olacağının kabulü ile doğan risk tutarınca ve chargeback süresince blokaj işlemi gerçekleştirilmesi gerekirken; doğması muhtemel riskler nedeniyle üye işyerinin sanal pos hesabındaki tüm tutar üzerine, davacı üye işyerinin hesaptaki tasarrufunu da engelleyecek şekilde yapılan blokaj işleminin haksız ve keyfi bir işlem olduğu ve bankanın «sebepsiz zenginleşmesine» yol açacağı gözetilmeksizin, yazılı gerekçelerle davanın reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/6680 E. 2014/12535 K.
Ortak:pos cihazı · bloke
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı banka ile müvekkili arasında, «pos cihazı» kullanımına ilişkin «üye işyeri sözleşmesi» kapsamında bir pos cihazının alınarak işyerine kurulmuş olduğu, kurulan bu pos cihazı ile bavul ticareti kapsamında yurtdışı müşterilerine şifre kullanılarak kredi kartlı satışlar gerçekleştirildiği, bu satışların davalı banka tarafından şüpheli olduğu iddia edilerek satış bedeli üzerine «bloke» konulduğu, çıkan anlaşmazlık sonucu banka ile çalışmaya «son» verildiği, davalı bankanın bütün bankaların ortak kredi kartı bilgi havuzuna durumu bildirmesi nedeniyle, müvekkilinin diğer bankalardan da pos cihazı alamadığını, bu nedenle potansiyel işlerini kaybettiği, bundan dolayı da zarara uğradığı, müvekkilinin satış bedelleri üzerine haksız yere konulan bloke nedeniyle satış bedelini kullanamadığından maddi olarak sıkıntıya uğramış olduğu, müvekkilinin bu «haksız fiil» nedeniyle ayrıca itibar ve prestij «kaybına» uğramış olduğu belirtilerek, «asıl alacak» tutarı olan 112.580,00 TL üzerindeki blokenin kaldırılarak bloke edilen tutarın ticari faiziyle birlikte müvekkiline ödenmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, bloke işlemi nedeniyle uğranılan maddi zarar için şimdilik 1.000,00 TL'nin, manevi zararları için 20.000,00 TL'nin ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, «yargılama giderleri» ve ücreti vekâletin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «asıl alacak» tutarının davacıya 17.03.2016 tarihinde ödendiğini, davanın asıl alacak tutarı bakımından konusuz kaldığını, 25.11.2015 ve 26.11.2015 tarihlerinde yurtdışı kredi kartları ile toplam 112.580,00 TL'lik işlem gerçekleştirilmiş olduğunu, bankaca şüpheli bulunan işlemler nedeniyle bahse konu tutar üzerine «bloke» konularak geçici bir hesaba aktarıldığını, davacı ile yapılan sözleşme gereğince bankanın şüpheli işlemler için bloke koymaya hakkı olduğunu, ayrıca yurtdışı kartları ile gerçekleştirilen «pos cihazı» işlem bedellerinde bir sorun olmasa bile tahsil tarihinden itibaren 65 gün süre ile bu tahsilat tutarlarını bloke etme hakkı bulunduğunu, pos cihazının kurulması aşamasında üye işyerlerine bu hususun açıkça anlatıldığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili bankanın bloke işlemi haksız olarak görülse dahi, davacı tarafından somut bir kayıp veya zararın ortaya konulamamış olduğunu, davacının manevi tazminat talebini güvenilmez, şüpheli işler yapan firma gözüyle bakıldığından itibar «kaybı» olduğu hususuna dayandırdığını, bu iddianın gerçeklikten uzak olduğunu, bankalar tarafından müşteri hesaplarına konulan blokelerin diğer şirket veya kurumlar ile halka duyurulduğu hiçbir sistemin bulunmadığını, davacının bu davayı açmasında hiçbir «hukuki menfaatinin» olmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı tarafın «asıl alacak» tutarının olmadığı, davanın «bloke» edilen 112.580,00 TL'ye ilişkin kısmının ödenmekle konusuz kaldığı bu kısma ilişkin olarak esas hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına hesaplara konulan bloke süresinin olağan ve makul olmayan bir süre dışında olması nedeni ile yurtdışından «pos cihazı» ve kredi kartlarıyla bedeli tahsil edilmek suretiyle turizm ve seyahat organizasyonu işiyle iştigal eden davacı firmanın, bloke edilen pos cihazı nedeniyle iş ve itibar «kaybının» olacağı, davacının bu yöndeki zararının belirlenemediği ancak davalı bankanın blokeyi kaldırma işleminde gecikme olduğundan dolayı davalı bankanın kusurlu olması nedeni ile faize ilişkin zararı davacıya ödemesi gerektiği, BK 49 uncu maddesi çerçevesinde, 26.03.2018 tarihli bilirkişi raporu ile hesaplanan faiz kaybına ilişkin «maddi tazminata» hak kazandığı, davacının maddi tazminata ilişkin talebinin kabulü ile, talep ile sınırlı olarak ve talep, bilirkişi raporundaki «terditli» hesaplamadaki her iki miktarın da altında kaldığından 1.000,00 TL maddi tazminatın ve davacı ikinci bir bankaya başvurması halinde ikinci bankanın davacının Bankalararası Kart Merkezi'ne «olumsuz» «kaydı» olduğu ve bu kaydın bütün bankalarca görüldüğü bu nedenle ikinci bankanın davacının pos cihazı başvurusunu reddetme ihtimalinin bulunduğu dikkate alındığında itibar kaybı nedeni ile TBK 56 ncı maddesi çerçevesinde manevi tazminata hak kazandığı davacının manevi tazminata ilişkin talebinin kısmen kabulü, kısmen reddi ile, davacının itibar kaybına yönelik takdiren 2.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyen «ticari (avans) faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalı bankaca yapılan «bloke» işleminin Konya 5.
Dava; davalı banka tarafından davacıya ait hesaplar üzerine haksız «bloke» konulmasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2011/20 D.iş esas sayılı kararı uyarınca «bloke» konulduğu, yapılan işlemin hukuka uygun bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:delillerin toplanmaması · haksız eylem
Benzer bu karardaBu itibarla davalı banka tarafından mahkemece verilen kararın yanılgılı değerlendirilmesi sonucunda davacıya ait hesaplara haksız «bloke» konulduğu gözetilerek davacının bu «haksız eylem» nedeniyle bir zararının bulunup bulunmadığına ilişkin «delilleri toplanılmak» suretiyle işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle temyiz eden dav …
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3966 E. 2024/576 K.
Ortak:harcama itirazı · chargeback · üye işyeri sözleşmesi · pos cihazı · davanın konusuz kalması · bloke · yargılama giderleri · hamil
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı banka ile müvekkili arasında, «pos cihazı» kullanımına ilişkin «üye işyeri sözleşmesi» kapsamında bir pos cihazının alınarak işyerine kurulmuş olduğu, kurulan bu pos cihazı ile bavul ticareti kapsamında yurtdışı müşterilerine şifre kullanılarak kredi kartlı satışlar gerçekleştirildiği, bu satışların davalı banka tarafından şüpheli olduğu iddia edilerek satış bedeli üzerine «bloke» konulduğu, çıkan anlaşmazlık sonucu banka ile çalışmaya «son» verildiği, davalı bankanın bütün bankaların ortak kredi kartı bilgi havuzuna durumu bildirmesi nedeniyle, müvekkilinin diğer bankalardan da pos cihazı alamadığını, bu nedenle potansiyel işlerini kaybettiği, bundan dolayı da zarara uğradığı, müvekkilinin satış bedelleri üzerine haksız yere konulan bloke nedeniyle satış bedelini kullanamadığından maddi olarak sıkıntıya uğramış olduğu, müvekkilinin bu «haksız fiil» nedeniyle ayrıca itibar ve prestij «kaybına» uğramış olduğu belirtilerek, «asıl alacak» tutarı olan 112.580,00 TL üzerindeki blokenin kaldırılarak bloke edilen tutarın ticari faiziyle birlikte müvekkiline ödenmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, bloke işlemi nedeniyle uğranılan maddi zarar için şimdilik 1.000,00 TL'nin, manevi zararları için 20.000,00 TL'nin ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, «yargılama giderleri» ve ücreti vekâletin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili bankanın tamamen üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirme amaçlı olarak yaptığı «bloke» işlemi sebebiyle aleyhine vekâlet ücreti takdirinin haksız ve mesnetsiz olup, mahkeme kararının bu yönlerden kaldırılması gerektiğini, müvekkili Banka tarafından konulan bloke hukuka ve Genel Bankacılık uygulamalarına uygun olup, hem müşterileri hem de Banka menfaatlerini korumaya yönelik alınan tedbir olup, bu tedbirin «haksız fiil» olarak nitelendirilemeyeceğini alınabilecek bu tedbirler hakkında bilgilendirilmiş davacının lehine bankanın tedbirli davranmasının sonucu olarak vekâlet ücreti ve tazminata mahkûmiyeti hukukun genel ilkelerine aykırılık oluşturduğunu, mahkemenin «davanın konusuz kalması» yönünde karar oluşturarak, davanın açılmasında «kusuru» bulunmayan müvekkili aleyhine hükmettiği vekâlet ücretleri ve mesnetten yoksun tazminat kalemleri yönünden hükmün kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini, «yargılama giderleri» ve «vekalet ücretinin» davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
… post cihazından bu şüpheli işlemler dışında başkaca bir işlemin gerçekleştirilmemiş olduğu anlaşılmakla bu nedenle satış bedellerinin şirketin hesabına aktarılmayıp «üye işyeri sözleşmesinin» 6 ncı ve 16 ncı maddelerine göre blokede tutulduğu, taraflar arasındaki sözleşmeye ve uluslararası kart kurallarına göre kural hatası olarak nitelendirileceği ve «chargeback» riskleri yarattığı, chargeback risklerinin teminine yönelik blokaj süresinin ilke olarak Uluslararası Kart Kurallarına göre ortalama 120 gün olduğu, somut olayda «son» «bloke» tarihi olan 26.11.2015 tarihinden itibaren makul bloke süresi olan 120 günlük sürenin 25.03.2016 tarihinde dolduğu, bloke işlemi üzerinden 120 günlük süre geçmeden davanın 23.02.2016 tarihinde açıldığı, dava devam ederken davalı bankanın 17.03.2016 tarihinde blokeyi kaldırarak ödendiği, dolayısıyla dava tarihinden sonra davacıya ait hesaba konulan bloke kaldırıldığından davanın konusuz kaldığı anlaşılmakla konusu kalmayan dava nedeniyle bir karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı, davanın açıldığı tarihte bloke işleminin sözleşme hükümleri ve hukuka uygun olduğu, davalı yararına «yargı giderine» hükmedilmek gerektiği, davalı bankanın chargeback risklerinin teminine yönelik blokaj süresinin ilke olarak Uluslararası Kart Kurallarına göre ortalama 120 gün olup bu süre içerisinde davalı bankanının davacının blokesinin çözerek parasının kendisine iade edilecek olup bu hale göre «sözleşmeye aykırılık» veya «haksız fiil» oluşturmayan haklı bloke işlemi sebebiyle davalı bankanın tazminat sorumluğu bulunmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının blok …
Benzer bu kararda… nden gelebilecek olası itirazların değerlendirilebilmesi amacıyla, davacı ile imzalanan sözleşmenin 3.3 ve 6.1.m. ve uluslararası Visa/Mastercard kuralları uyarınca «bloke» konulduğunu, ayrıca tarafların uymasının zorunluluk teşkil ettiği, uluslararası geçerliliği bulunan Bankalararası Chargeback sistemi/süreci işleyişi kapsamında, yukarıda belirtilen ve sahihliği konusunda ciddi şüpheler içeren işlemler silsilesine dava dışı 65 adet ... sahibinin/«hamilinin» 120 gün içerisinde kendi bankasına «harcama itirazında» bulunabileceği, bu itiraza konu işlemlerin sıhhatli olmadığı hususunun ortaya çıkabileceği ve müvekkili tarafından itiraza konu işlemlerle ilgili ... hamiline veya bankasına ödeme yapılmak durumunda kalınabileceğini, dava dışı 65 adet ... sahibinin/hamilinin söz konusu harcamalara halen dahi itiraz edebileceğini, Bankalararası Chargeback sistemi/sürecine ilişkin belirtilen 120 günlük süre içerisinde müvekkiline her an harcama itiraz gelebileceğinden bu süre içerisinde henüz «sebepsiz zenginleşmediğini», dolayısıyla iş bu davanın ... açıldığını, söz konusu blokenin gerekli kontrollerin yapılmasının ardından 01.12.2017 tarihinde kaldırıldığını, dolayısıyla davanın konusuz kaldığını, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığını savunarak davanın «hukuki yarar» yokluğundan reddini, aksi halde konusuz kalan dava hakkında karar «verilmesine yer olmadığı» kararı verilmesini istemiştir.
… akışına uygun olmadığı, bu işlemlerin şüpheli işlem olarak değerlendirilmesi gerektiği, müvekkilinin şüpheli işlem sebebiyle visa/mastercard kuralları çerçevesinde «bloke» hakkının olduğu yönündeki tespitlerinin her biri ... başına bloke süresi beklenmeden zamansız açılan davanın reddi için yeterli iken, Mahkemenin kendisinin tespit ettiği hususlara aykırı olarak üstelik atıf yaptığı Yargıtay kararını dahi yanlış yorumlamak suretiyle ve hiçbir gerekçe de göstermeden davanın açılmasına müvekkilinin sebebiyet verdiği sonucuna ulaştığını, yerleşik Yargıtay kararlarında da sürekli ifade edildiği üzere usul, yasa, sözleşme ve uluslararası visa/mastercard kuralları çerçevesinde «chargeback» risklerinin teminine yönelik makul blokaj süresinin 120 gün olduğu, istisnai durumlarda bu sürenin 540 güne kadar uzayabildiğini, dolayısıyla müvekkilinin 120 gün boyunca bloke işlemi uygulayabileceğini ve süre dahi olmadan 45 gün sonra blokeyi kaldırdığını, Mahkemece atıf yapılan Yargıtay kararında ise blokenin yaklaşık 9 ay sonra kaldırılmış olduğunu, kararda müvekkilinin ne şekilde keyfi davranmış olduğunun açıklanmadığını, ilke olarak sürenin 120 gün olduğuna dair Yüksek Mahkeme kararlarını sunmakta olduklarını belirterek hükmün kaldırılmasını ve «yargılama giderleri» ve «vekalet ücretinin» davacı üzerine bırakılmasını istemiştir.
… da sözleşmenin 6.1 maddesi uyarınca işlemlerin şüpheli işlem niteliğinde olduğunun kabulü gerektiği, buna göre davalı bankanın bu işlemler tutarınca davacı hesabına «bloke» koymakta haklı olduğu ve yine sözleşme uyarınca bloke «koyma» süresinin 180 gün olarak kararlaştırıldığı, kaldı ki uluslararası visa/mastercard kuralları uyarınca da ilke olarak 120 gün sürenin makul olarak kabul edildiği,d ava tarihi olan 15.11.2017 tarihi itibariyle 180 günlük sürenin dolmadığının açık olup, davalının 01.12.2017 tarihi itibariyle yani bloke konulmasından yaklaşık 45 gün sonra blokenin kaldırıldığını, davacının da 25.01.2018 tarihinde ödeme yapıldığını bildirdikleri, bankaca yapılan ödemenin bloke edilen tutarın iadesi şeklinde olduğu ve 6098 sayılı Kanun'un 100 üncü maddesinin somut olayda uygulama yeri bulunmadığı, bu durumda dava konusuz kalmış olmakla Mahkemece davanın esası hakkında bir karar «verilmesine yer olmadığı» yönündeki kararında isabetsizlik bulunmamakla birlikte, davacının dava tarihi itibariyle talebinde haksız olduğu, davalının davanın açılmasına sebebiyet vermediği dikkate alınarak «yargılama gideri» ve «vekalet ücretinin» davacı tarafa yükletilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediği, Mahkemenin kabulüne göre ise, davalı bankanın blokaj işleminde haklı olduğu, ancak bu blokajı keyfi olarak sürdürmekte haksız olduğu kabul edilmiş ise de, davacının bloke koymakta haklı olduğu «makul sürenin» tespiti bankacılık alanında uzmanlık gerektirmekle, herhangi bir «bilirkişi incelemesi» yaptırılmadan dava tarihi itibariyle devam ettirilen blokenin haksız olduğuna karar verilmesinin de hatalı olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, «davanın konusuz kalması» nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:uzman görüşü · aydınlatma yükümlülüğü · nispi harç · harcın tamamlanması · yargılama giderlerinden sorumluluk · i̇i̇k 258 · makul süre · el koyma
Benzer bu karardaTemyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu sözleşmede imzalarının bulunmadığını, sözleşmenin sadece «son» sayfasında imzalarının bulunduğunu onun da davacıdan sadır olduğuna dair kabullerinin bulunmadığını, kaldı ki sadır olsa dahi sebebiyle Bölge Adliye Mahkemesinin «esastan ret» kararını dayandırdığı 180 gün bekleme süresi, blokaj gibi maddelerinin bulunduğu kısımda imzalarının bulunmadığını dolayısıyla davacıyı bağlamadığını, davalı banka tarafından zamanında ödeme yapılmadığını, Bölge Adliye Mahkemesince «makul süre» hususunda «uzman görüşü» alınması gerektiğine işaret edilmesine rağmen bir rapor alınmadığını, davalı bankanın bilgi verme ve «aydınlatma yükümlülüğünü» yerine getirmediğini, POS cihazıyla yapılan işlemlerin hukuka uygun olduğunu belirterek istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen tespit edilecek seb …
… stinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; asıl alacağın tamamı ödenmediğinden davanın konusuz kalmadığını, müvekkilinin 25.01.2018 tarihinde ... «asıl alacak» ve «işlemiş faizin» bir kısmı olan 520.447,57 TL'yi tahsil ettiğini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 100 üncü madde hükmü dikkate alındığında asıl alacağın sona ermediğini, yapılan kısmi ödemenin fer'ilerden düşeceği, bu yüzden davanın konusuz kalmadığının açık olduğunu, dava konusuz kalmadığından tam «vekalet ücretine» hükmedilmesi gerektiğini, asıl alacağın geç ödenmesi nedeniyle oluşan «temerrüt faizi» talepleriyle ilgili karar verilmediğini, ek raporda faiz alacağının 14.449,66 TL olarak hesaplandığını, ancak Mahkemece «harcın tamamlatılması» için süre verilmediğini, buna rağmen faiz alacağı için «nispi harç» yatırılmadığı gerekçesiyle esasa yönelik karar verilmediğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istem …
… da sözleşmenin 6.1 maddesi uyarınca işlemlerin şüpheli işlem niteliğinde olduğunun kabulü gerektiği, buna göre davalı bankanın bu işlemler tutarınca davacı hesabına «bloke» koymakta haklı olduğu ve yine sözleşme uyarınca bloke «koyma» süresinin 180 gün olarak kararlaştırıldığı, kaldı ki uluslararası visa/mastercard kuralları uyarınca da ilke olarak 120 gün sürenin makul olarak kabul edildiği,d ava tarihi olan 15.11.2017 tarihi itibariyle 180 günlük sürenin dolmadığının açık olup, davalının 01.12.2017 tarihi itibariyle yani bloke konulmasından yaklaşık 45 gün sonra blokenin kaldırıldığını, davacının da 25.01.2018 tarihinde ödeme yapıldığını bildirdikleri, bankaca yapılan ödemenin bloke edilen tutarın iadesi şeklinde olduğu ve 6098 sayılı Kanun'un 100 üncü maddesinin somut olayda uygulama yeri bulunmadığı, bu durumda dava konusuz kalmış olmakla Mahkemece davanın esası hakkında bir karar «verilmesine yer olmadığı» yönündeki kararında isabetsizlik bulunmamakla birlikte, davacının dava tarihi itibariyle talebinde haksız olduğu, davalının davanın açılmasına sebebiyet vermediği dikkate alınarak «yargılama gideri» ve «vekalet ücretinin» davacı tarafa yükletilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediği, Mahkemenin kabulüne göre ise, davalı bankanın blokaj işleminde haklı olduğu, ancak bu blokajı keyfi olarak sürdürmekte haksız olduğu kabul edilmiş ise de, davacının bloke koymakta haklı olduğu «makul sürenin» tespiti bankacılık alanında uzmanlık gerektirmekle, herhangi bir «bilirkişi incelemesi» yaptırılmadan dava tarihi itibariyle devam ettirilen blokenin haksız olduğuna karar verilmesinin de hatalı olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, «davanın konusuz kalması» nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili tarafından yabancı kredi kartıyla davalı bankaya ait POS cihazından 11.10.2017 tarihinde 494.«258»,00 TL ve 12.10.2017 tarihinde 33.392,00 TL tutarlarında çekim yapıldığını, taraflar arasında imzalanan üye iş yeri sözleşmesine göre iş bu bedellerin davalı banka «komisyon» tutarının düşülerek 1 gün sonrasında müvekkiline ödenmesi gerekirken, ödeme yapılmadığını, davalı bankaya gönderilen «ihtara» da cevap verilmediğini, işlem yapılan yabancı kredi kartıyla mevzuata uygun biçimde provizyon alındığını, başkaca bir tedbir vs. kararı olmadığı için tamamen keyfi ve hukuka aykırı olarak ödeme yapılmadığını ileri sürerek müvekkilinin net 487.511,38 TL alacağının 12.10.2017 tarihinden itibaren ve 32.936,19 TL alacağının 13.10.2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari «temerrüt» faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/7463 E. , 2024/3455 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/967 Esas, 2022/994 Karar
HÜKÜM
Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2016/183 E., 2018/1400 K.
Taraflar arasındaki alacak ve tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince alacak yönünden karar verilmesine yer olmadığına, tazminat talebine ilişkin olarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle alacak yönünden karar verilmesine yer olmadığına, tazminat talebine ilişkin olarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı banka ile müvekkili arasında, pos cihazı kullanımına ilişkin üye işyeri sözleşmesi kapsamında bir pos cihazının alınarak işyerine kurulmuş olduğu, kurulan bu pos cihazı ile bavul ticareti kapsamında yurtdışı müşterilerine şifre kullanılarak kredi kartlı satışlar gerçekleştirildiği, bu satışların davalı banka tarafından şüpheli olduğu iddia edilerek satış bedeli üzerine bloke konulduğu, çıkan anlaşmazlık sonucu banka ile çalışmaya son verildiği, davalı bankanın bütün bankaların ortak kredi kartı bilgi havuzuna durumu bildirmesi nedeniyle, müvekkilinin diğer bankalardan da pos cihazı alamadığını, bu nedenle potansiyel işlerini kaybettiği, bundan dolayı da zarara uğradığı, müvekkilinin satış bedelleri üzerine haksız yere konulan bloke nedeniyle satış bedelini kullanamadığından maddi olarak sıkıntıya uğramış olduğu, müvekkilinin bu haksız fiil nedeniyle ayrıca itibar ve prestij kaybına uğramış olduğu belirtilerek, asıl alacak tutarı olan 112.580,00 TL üzerindeki blokenin kaldırılarak bloke edilen tutarın ticari faiziyle birlikte müvekkiline ödenmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, bloke işlemi nedeniyle uğranılan maddi zarar için şimdilik 1.000,00 TL'nin, manevi zararları için 20.000,00 TL'nin ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve ücreti vekâletin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; asıl alacak tutarının davacıya 17.03.2016 tarihinde ödendiğini, davanın asıl alacak tutarı bakımından konusuz kaldığını, 25.11.2015 ve 26.11.2015 tarihlerinde yurtdışı kredi kartları ile toplam 112.580,00 TL'lik işlem gerçekleştirilmiş olduğunu, bankaca şüpheli bulunan işlemler nedeniyle bahse konu tutar üzerine bloke konularak geçici bir hesaba aktarıldığını, davacı ile yapılan sözleşme gereğince bankanın şüpheli işlemler için bloke koymaya hakkı olduğunu, ayrıca yurtdışı kartları ile gerçekleştirilen pos cihazı işlem bedellerinde bir sorun olmasa bile tahsil tarihinden itibaren 65 gün süre ile bu tahsilat tutarlarını bloke etme hakkı bulunduğunu, pos cihazının kurulması aşamasında üye işyerlerine bu hususun açıkça anlatıldığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili bankanın bloke işlemi haksız olarak görülse dahi, davacı tarafından somut bir kayıp veya zararın ortaya konulamamış olduğunu, davacının manevi tazminat talebini güvenilmez, şüpheli işler yapan firma gözüyle bakıldığından itibar kaybı olduğu hususuna dayandırdığını, bu iddianın gerçeklikten uzak olduğunu, bankalar tarafından müşteri hesaplarına konulan blokelerin diğer şirket veya kurumlar ile halka duyurulduğu hiçbir sistemin bulunmadığını, davacının bu davayı açmasında hiçbir hukuki menfaatinin olmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı tarafın asıl alacak tutarının olmadığı, davanın bloke edilen 112.580,00 TL'ye ilişkin kısmının ödenmekle konusuz kaldığı bu kısma ilişkin olarak esas hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına hesaplara konulan bloke süresinin olağan ve makul olmayan bir süre dışında olması nedeni ile yurtdışından pos cihazı ve kredi kartlarıyla bedeli tahsil edilmek suretiyle turizm ve seyahat organizasyonu işiyle iştigal eden davacı firmanın, bloke edilen pos cihazı nedeniyle iş ve itibar kaybının olacağı, davacının bu yöndeki zararının belirlenemediği ancak davalı bankanın blokeyi kaldırma işleminde gecikme olduğundan dolayı davalı bankanın kusurlu olması nedeni ile faize ilişkin zararı davacıya ödemesi gerektiği, BK 49 uncu maddesi çerçevesinde, 26.03.2018 tarihli bilirkişi raporu ile hesaplanan faiz kaybına ilişkin maddi tazminata hak kazandığı, davacının maddi tazminata ilişkin talebinin kabulü ile, talep ile sınırlı olarak ve talep, bilirkişi raporundaki terditli hesaplamadaki her iki miktarın da altında kaldığından 1.000,00 TL maddi tazminatın ve davacı ikinci bir bankaya başvurması halinde ikinci bankanın davacının Bankalararası Kart Merkezi'ne olumsuz kaydı olduğu ve bu kaydın bütün bankalarca görüldüğü bu nedenle ikinci bankanın davacının pos cihazı başvurusunu reddetme ihtimalinin bulunduğu dikkate alındığında itibar kaybı nedeni ile TBK 56 ncı maddesi çerçevesinde manevi tazminata hak kazandığı davacının manevi tazminata ilişkin talebinin kısmen kabulü, kısmen reddi ile, davacının itibar kaybına yönelik takdiren 2.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyen ticari (avans) faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili bankanın tamamen üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirme amaçlı olarak yaptığı bloke işlemi sebebiyle aleyhine vekâlet ücreti takdirinin haksız ve mesnetsiz olup, mahkeme kararının bu yönlerden kaldırılması gerektiğini, müvekkili Banka tarafından konulan bloke hukuka ve Genel Bankacılık uygulamalarına uygun olup, hem müşterileri hem de Banka menfaatlerini korumaya yönelik alınan tedbir olup, bu tedbirin haksız fiil olarak nitelendirilemeyeceğini alınabilecek bu tedbirler hakkında bilgilendirilmiş davacının lehine bankanın tedbirli davranmasının sonucu olarak vekâlet ücreti ve tazminata mahkûmiyeti hukukun genel ilkelerine aykırılık oluşturduğunu, mahkemenin davanın konusuz kalması yönünde karar oluşturarak, davanın açılmasında kusuru bulunmayan müvekkili aleyhine hükmettiği vekâlet ücretleri ve mesnetten yoksun tazminat kalemleri yönünden hükmün kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, taraflar arasındaki sözleşme hükmü ve dosyaya sunulan tespitlere göre davacının post cihazını aldığının ertesi günü farklı yurtdışı kartları ile başarısız işlemler gerçekleştirdiği, bir sonraki gün 32 farklı kart ile toplam 112.580,00 TL işlem gerçekleştirdiği, işlemlerin tamamının yurtdışında bir bankaya ait olduğu, yüksek tutarlı olduğu, iş yerinin kurulu post cihazından bu şüpheli işlemler dışında başkaca bir işlemin gerçekleştirilmemiş olduğu anlaşılmakla bu nedenle satış bedellerinin şirketin hesabına aktarılmayıp üye işyeri sözleşmesinin 6 ncı ve 16 ncı maddelerine göre blokede tutulduğu, taraflar arasındaki sözleşmeye ve uluslararası kart kurallarına göre kural hatası olarak nitelendirileceği ve chargeback riskleri yarattığı, chargeback risklerinin teminine yönelik blokaj süresinin ilke olarak Uluslararası Kart Kurallarına göre ortalama 120 gün olduğu, somut olayda son bloke tarihi olan 26.11.2015 tarihinden itibaren makul bloke süresi olan 120 günlük sürenin 25.03.2016 tarihinde dolduğu, bloke işlemi üzerinden 120 günlük süre geçmeden davanın 23.02.2016 tarihinde açıldığı, dava devam ederken davalı bankanın 17.03.2016 tarihinde blokeyi kaldırarak ödendiği, dolayısıyla dava tarihinden sonra davacıya ait hesaba konulan bloke kaldırıldığından davanın konusuz kaldığı anlaşılmakla konusu kalmayan dava nedeniyle bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı, davanın açıldığı tarihte bloke işleminin sözleşme hükümleri ve hukuka uygun olduğu, davalı yararına yargı giderine hükmedilmek gerektiği, davalı bankanın chargeback risklerinin teminine yönelik blokaj süresinin ilke olarak Uluslararası Kart Kurallarına göre ortalama 120 gün olup bu süre içerisinde davalı bankanının davacının blokesinin çözerek parasının kendisine iade edilecek olup bu hale göre sözleşmeye aykırılık veya haksız fiil oluşturmayan haklı bloke işlemi sebebiyle davalı bankanın tazminat sorumluğu bulunmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının bloke edilen 112.580,00 TL'ye ilişkin kısmı yönünden konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin POS cihazından yapılan dava konusu tüm işlemlerin kredi kartı değil bankamatik para kartı ile yapıldığını, bilindiği üzere para kart ile yapılan işlemlerde, hesapta para varsa kullanılabildiğini, bu durumda bankanın para kartı kullanımında ne gibi bir riski olduğunun anlaşılamadığını, ne var ki Mahkemenin davalı bankayı koruyan bir yorumda bulunarak bankamatik kartı ile kredi kartını aynı statüde değerlendirdiğini, Uluslararası kart kuruluşlarınca şifre veya 3D secure ile yapılan işlemlerin kart hamilinin bilgisi ve kontrolü dahilinde olduğunu ve bu nedenle üye iş yeri ve bankanın sorumluluğunun bulunmadığını, kart hamilinin harcama itirazının geçerli olamayacağının kabul edildiğini, müvekkili firma tarafından yapılan tüm işlemler şifreli ve para kartla yapılmış olduğundan davalı bankanın bir zarara uğrama ihtimalinin olmadığını, bu nedenle davalı bankanın zararı ve işlemlere bir itirazı söz konusu olmadığından blokeyi kaldırmış olduğunu, müvekkili firmanın bu bloke işlemi nedeniyle başka bankalarla da çalışma imkânı kalmadığını ve çok büyük zarara uğradığını, Bölge Adliye Mahkemesinin de vermiş olduğu kararla, sembolik rakamla da olsa haklılıklarını ortaya koyan İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırarak ve davalı bankanın itirazlarını kabul ederek davayı reddettiğini ve davalı bankanın haksız bloke işlemi nedeniyle büyük mağduriyet yaşayan müvekkili firma aleyhine vekâlet ücretine hükmederek yeni bir mağduriyete sebep olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, bankacılık işlemlerine dayalı alacak ve haksız fiilden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1043100200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz