6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Limited şirket müdürünün özen ve bağlılık yükümü ihlali nedeniyle azli

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/1530 E. 2023/795 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Ticari şirket (genel)istinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz

★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Gerekçe özeti

Limited şirket müdürünün azli davasında (TTK 630) husumetin yalnızca azli istenen müdüre yöneltilmesi gerekli ve yeterlidir; şirketin taraf gösterilmemesi usuli eksiklik oluşturmaz. Müdürün, şirket malvarlığını gerçek bir işlem olmaksızın üçüncü bir kişiye/firmaya aktarması, tahsili mümkün alacakların uzun süre takip edilmemesi, gerçek bir alacak bulunmamasına rağmen ortakların şirkete yüksek oranda borçlandırılması ve şirketin kâr eder durumdan zarar eder hale getirilip gayrı faal duruma düşürülmesi, özen ve bağlılık yükümünün ağır şekilde ihlali anlamına gelir ve TTK 630 kapsamında yönetim hakkının kaldırılması için haklı sebep oluşturur.

Ele alınan sorunlar

Azil davasında şirketin taraf gösterilmemesinin usule aykırılık oluşturup oluşturmadığı → ret

İddia: Davalı vekili, şirketin davada taraf olarak gösterilmemesinin usule aykırı olduğunu, bu nedenle davanın usulden reddi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: TTK'nın 630/2. maddesine dayalı şirket müdürünün azli davasında husumetin, azli istenen müdüre yöneltilmesi gerekli ve yeterlidir; ayrıca limited şirketin dava edilmesi zorunlu değildir. Bu nedenle şirketin taraf olarak gösterilmemesi usuli bir eksiklik olarak nitelendirilemez.

Gerekçe kaynağı: özgün

Davalı müdürün özen ve bağlılık yükümünü ağır şekilde ihlal edip etmediği (haklı sebep - TTK 630) → ret

İddia: Davalı vekili, olayda TTK'nın 630. maddesinde düzenlenen haklı sebebin bulunmadığını, davacının kötü yönetim iddiasının ispatlanamadığını, borçlandırma ve alacak kaydırma işlemlerinin aslında davacı tarafından yapıldığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Bilirkişi raporundaki tespitler itibariyle; davalının münferit yetkili müdür olarak yönettiği şirketin dava dışı bir firmadan büyük miktarda alacaklı hale gelmesine rağmen alacağın tahsili amacıyla herhangi bir işlem yapılmaması, bu firmaya malvarlığı aktarımı yapıldığını göstermektedir. Şirketin bu alacağının sonraki yıl başka bir firmaya devredilerek azaltılmasının gerçek bir işlem olmadığı, şirketin davalıya ait işletmeden olan alacağının uzun süre tahsil edilmediği ve tahsili için işlem yapılmadığı, gerçek bir alacakları olmamasına rağmen şirketin ortaklara yüksek oranda borçlandırıldığı, kâr eden şirketin sonraki yıllarda zarar eder hale getirildiği, şirketin gayrı faal hale getirilerek vergi mükellefiyetinin resen terkin edildiği tespit edilmiştir. Bu itibarla yönetici olan davalının özen ve bağlılık yükümlülüğü ile kanunlardan ve şirket ana sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal ettiği sabittir. Davalı tarafından, davacının yurt dışındaki müşterilerden elden para tahsil ederek şirketi borçlandırdığı ve alacak kaydırma işleminin davacı talimatıyla yapıldığı iddia edilmişse de, bu husus ispatlanamamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Tanık dinletme talebinin reddedilmesi ve bilirkişi raporunun eksik/hatalı olduğu iddiası → ret

İddia: Davalı vekili, şirket adına kredi çeken kişinin davacı olduğunun ispatı için dinlenilmesi istenen banka çalışanı tanığın beyanının alınmamasının yasaya ve adil yargılanma ilkesine aykırı olduğunu, bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayandığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davalının tanık olarak bildirdiği banka görevlisinin beyanının, davacıya isnat edilen kötü yönetim iddiasına dayanak olgulara ilişkin bir delil vasfı bulunmadığından, tanığın beyanının alınmaması eksiklik olarak ileri sürülemez. Hükme esas alınan bilirkişi raporu, şirketin ticari defter kayıtlarının incelenmesi sonucu elde edilen veriler doğrultusunda hazırlanmış olup eksik incelemeye dayandığı iddiası da yerinde değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

TTK 630/2 uyarınca açılan müdürün azli davasında husumetin yalnızca müdüre yöneltilmesinin yeterli olduğu ve şirketin dava edilmesinin zorunlu olmadığı yönündeki tespit ile, malvarlığı aktarımı/gerçek olmayan işlemler ve alacakların tahsil edilmemesi gibi olguların özen ve bağlılık yükümünün ağır ihlali sayılacağına ilişkin değerlendirme yönünden bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Usul tespitleri

Dava şartı
TTK 630/2 uyarınca müdürün azli davasında husumetin azli istenen müdüre yöneltilmesi gerekli ve yeterlidir; limited şirketin dava edilmesi dava şartı değildir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
limited şirket müdürünün azli haklı sebep özen ve bağlılık yükümü TTK 630 husumet yönetim hakkının ve temsil yetkisinin kaldırılması malvarlığı aktarımı

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 630TTK 630/2

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2020/1530

KARAR NO 2023/795

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 01/10/2020

NUMARASI 2019/359 Esas - 2020/598 Karar

DAVA

Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 18/05/2023

Davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; davalı ile müvekkilinin 2004 yılında kurulan ... Tic. Ltd. Şti'nin %50'şer oranında ortağı olduklarını, davalının şirketin tek yetkili imza sahibi müdürü olduğunu, ancak davalının, müdürü olduğu şirket işlerinde giderek artan bir şekilde usul ve yasaya aykırı iş ve işlemlerde bulunduğunu, şirketin sürekli zarara sürüklenmesi üzerine davalı tarafa Bakırköy ... Noterliğinin 08.03.2019 tarihli ihtarnamesi ile uyarılarda bulunularak bazı hususlarda bilgi verilmesinin talep edildiğini, ancak davalı tarafça müvekkiline bilgi verilmesi bir tarafa, şirketin bankalara olan borçları kullanılmak suretiyle müvekkilinin şahsı aleyhine işlemler yapılmaya devam edildiğini, davalının, kardeşi ...

ile Kırgızistan'da ... isimli bir firma kurduğunu, müvekkiline kurulan bu firmanın Kırgızistan'da ...'nın mallarını satacağının ve şirketin oradaki temsilciliği gibi olacağının söylendiğini, ancak davalı müdürün yurtdışındaki bu firmaya giden malların paralarını tahsil edemediğini söyleyerek sürekli müvekkilini oyaladığını ve 2018 yılı sonu itibariyle şirketin bu firmadan 10.579.747,58-TL'lik alacaklı olduğunu, aynı şekilde tamamen davalının şahsına ait olan ... olarak bilinen işletmenin de 114.856,48-TL borcunun da halen tahsil edilmediğini, yine müşterilerin bir kısmından yüksek miktarlı alacakların uzun süreden beri takibe alınmadığını ve tahsil için hiçbir işlem yapılmadığını, davalının şirket kayıtlarında şirketten 3.059.282,68-TL alacaklı olduğuna dair kayıtlar yaptığını, fakat müvekkilinin 278.000-Euro, 37.100-USD 112.046,84-TL'lik alacağını ise ticari defterlere kaydettirmediğini, davalı müdürün kötü yönetim ve davranışları neticesinde 2018 yılı içerisinde şirketin ödeme dengesinin bozulduğunu ve banka kredilerini dahi ödeyemez duruma geldiğini, bu durum neticesinde ...

Bankasından kullanılan kredi borcunun banka tarafından kat edildiğini ve kredi borcu için müvekkilinin tüm şahsi varlıklarına ve şirket hesaplarına ve tüm mal varlıklarına da haciz konulduğunu, bu haciz işlemleri sonrasında şirket adına 19.09.2018 tarihinde 2.992.161,68-TL tutarında yeni bir banka kredisi kullanılarak bu kredi ile geçmiş dönem borçları ödenip bakiye borçların da yeniden yapılandırıldığını, bu süreçte davalı müdürün müvekkiline hiçbir bilgi vermediğini ve şirket sermayesinin üzerinde yapılan bu borçlanmalara ilişkin onayını almadığını, ayrıca davalı müdürün, şirketin ... firmasına vermiş olduğu 400.000-USD'lik teminat mektubununun 03.01.2019 tarihinde bozdurulması üzerine ...

Bankasından 2.152.932-TL'lik yeni kredi çekerek bu borcu da yapılandırdığını, şirketin sermayesinin 2.500.000-TL olduğu düşünülürse, toplamda 5.000.000-TL'nin üzerinde kredi kullanılırken %50 oranla aynı haklara ve yetkilere sahip müvekkiline sorulmadan yapılan bu işlemlerin kötü niyetli olduğunu belirterek, davalının şirketteki müdürlük görevinin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; müvekkilinin davacı ile ortak olduğu şirket yönetimi ile ilgili olarak usul ve yasaya aykırı hiçbir işlemde bulunmadığını, davacının iddia ettiği ... firmasının, ... firmasının müşterilerinden biri olduğunu, bu firmanın kurulması ve firma ile olan ticaretin davacı tarafından bilindiğini, davacının ... firmasının borçları nedeniyle şirketi terk edip gitmesinin 2018 yılının ikinci yarısına isabet ettiğini, bahsedilen borcun ise bu tarihten önce doğduğunu, dolayısıyla davacının bu tutardan haberdar olmamasının mümkün olmadığını, ... firmasının tüm müşteri ilişkilerinin davacı tarafından yürütüldüğünü, ... firmasının da bunlardan birisi olduğunu, ... şirketinin ticari kayıtlarına girecek olan tüm işlemlerin davacı tarafından gerçekleştirildiğini, belgeleri ile birlikte muhasebe bürosuna da davacı tarafından bilgi verildiğini, bu dönemde şirketi fiilen müdür olarak davacının idare ederek tüm işlemleri kendisinin yaptığını, davacının belirttiği tutarın da böyle kaydedildiğini, müvekkilinin ...

firması ile ilgili olarak durumu muhasebe birimine sorduğunda, işlemleri kendilerine davacının bildirdiği, buna göre ticari defterlere kayıtların yapıldığı, ancak bu borç rakamına ilişkin gönderilen swift kayıtlarının davacı tarafından kendilerine sunulmadığı, artık dava konusu olunca da gerekli düzeltmeleri yaptıkları bilgisinin verildiğini, görüldüğü üzere davacının gerçek dışı kayıtlar yaptırıp müvekkili ile arası açılınca da müvekkilinin para kaçırdığı iddiasında bulunduğunu, müvekkilinin şirkete borçlu görünen müşterilerle yaptığı görüşmelerde, çoğunun paraları davacıya elden ödediklerini beyan ettiğini, müvekkilinin bu beyanları ciddiye almayarak ilgili ülke yasaları uyarınca takip süreci başlattığını, müvekkilinin şirketten olan 3.059.282,68-TL alacağının gerçek olduğunu, müvekkili şirket adına ödemeler yaptığı için bu ödemeleri şirkete borç olarak yazdığını, davacının şirketten alacaklı olduğu iddiasının doğru olmadığını, şirketin pazarlama ve tahsilat işlerinin davacıda olduğunu, İran’daki müşterilerce ödemelerin elden yapıldığını, bu tahsilatları yapan davacının şirkete yatırırken zorunlu olarak parayı yatıran olarak kendi adını yazdırdığını, dolayısıyla yatırılan paraların şirketin müşterilerden tahsil edilen parası olduğunu, bu nedenle bu paraların şirkete borç verilmiş para olmadığını, müvekkilinin muaccel hale gelen borçları ödeyebilmek için ...

Bankası ile yeniden yapılandırma yaptığını, yapılandırma nedeniyle yüklenilen vade farkının 2.992.161,58-TL olduğunu, bunun dışında bir borçlandırma işlemi olmadığını, ... firmasına verilen 400.000-USD'lik teminata konu eşyanın parası davacı tarafından tahsil edilip şirketten kaçırıldığı için şirketin ... firmasına borcunu ödeyemediğini ve teminat mektubunun bozdurulduğunu, bu nedenle teminat mektubu kadar yeniden borçlanma zorunluluğu doğduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; dava konusu şirketin temsil ve idare edilmesinin, şirket adına bütün işlemlerin basiretli bir tacir gibi yürütülmesinin, ticari defterlerin muhasebe ilkelerine uygun olarak tutulmasının davalının sorumluluğunda olduğu, bilirkişi raporunun mali inceleme bölümünde tespit edildiği üzere; dava dışı ... firmasına 2017 yılı açılışında 1.026.855,90-TL borçlu olan şirketin 2018 yılı sonunda 10.579.747,59-TL alacaklı hale gelmesinin, bu firmaya dava konusu şirketin ciddi oranda bir malvarlığının aktarılmış olduğunu göstermesi, ... firmasının borcunun ... firmasına devredilerek azaltılmasının gerçek bir işlem olmaması, dava konusu şirketin ...’den olan 114.856,48-TL'lik alacağının 2013 yılından dava tarihine kadar tahsil edilmemesinin ya da takibe konu yapılmamasının basiretli davranma yükümlülüğüne aykırılık teşkil etmesi, şirketin ortaklarının gerçek bir alacakları olmamasına rağmen şirketin ticari defterlerini tutmakla yükümlü olan davalının şirket ortaklarını alacaklı olarak defterlere işlemesi, 2017 yılında 71.759.314,83-TL net satışa karşılık 548.727,43-TL kâr elde eden şirketin 2018 yılında (-) 1.465.530,45-TL ve 2019 yılında da (-) 1.781.851,61-TL zarar etmesi ve en önemlisi de gayri faal hale gelerek vergi dairesi kaydının re’sen terkin edilmesi gibi hususlar birlikte değerlendirildiğinde;

davalının dava konusu şirketi basiretsiz yöneterek içini boşalttığı ve gayri faal hale getirdiği, bu bakımdan özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlâl ettiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı müdürün yönetim hakkının ve temsil yetkisinin kaldırılmasına karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Davalı vekili; şirketin davada taraf olarak gösterilmemesinin usule aykırı olduğunu, şirkete kayyım atanması koşullarının oluşmadığını, bu nedenle davanın usulden reddinin gerektiğini, olayda TTK'nın 630. maddesinde düzenlenen bir haklı sebebin bulunmadığını, davacının ileri sürdüğü kötü yönetim iddiasının ispatlanamadığını, yöneticinin temsil yetkilerinin sınırlandırılması veya kaldırılmasına ilişkin talepler bir genel kurul işlemi olup, davacı tarafından genel kurul çağrısı yapılmadığı gibi mahkemeden de talep edilmediğini, davacının müvekkilinin bilgisi dışında ... Konfeksiyon firmasında ortaklık kurarak şirketi zarara uğrattığını, iddiasının aksine yurt dışındaki müşterilerden elden para alarak şirketi borçlandıranın davacı olduğunu, davacının şirketi temsil yetkisine sahip olduğu dönemde borca sürüklediğini ve işler tıkandığında temsil yetkisini müvekkiline devrederek sorumluluktan kaçtığını, davacının, müvekkilinin genel kurul toplantı çağrılarını yanıtsız bıraktığını, davacının iddia ettiği gibi ...

firmasından ... firmasına kaydırılan bir borç bulunmadığını, bu borcun zaten ... firmasına ait olduğunu, borcun öncelikle ... firmasından davacının talimatıyla ... firmasına kaydırıldığını, daha sonrasında bu durum müvekkili tarafından farkedilip muhasebeciye sorulduğunda, muhasebecinin, davacının kendisine ...'in borcunu ... firmasına kaydırması talimatı verdiğini ve belgeleri her zamanki gibi sonrasında teslim edeceğini bildirdiğini, kendisinin de önceden beri gelen güven ilişkisiyle bu işlemi gerçekleştirdiğini ve daha sonrasında belgeleri istediğinde davacının herhangi bir belge teslim etmediğini beyan ettiğini, sonrasında müvekkilinin hiç bir belge olmadan böyle bir işlem yapılmasının hatalı olduğunu muhasebeye bildirmesiyle, muhasebecinin işlemi eski haline getirerek borcu tekrar ...

firmasına geçtiğini, bu işlem ile davacının hukuksuz işleminin düzeltildiğini, dosyaya sundukları delillerin dikkate alınmadığı bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, şirket adına kredi çeken kişinin davacı olduğunun ispatı için dinlenilmesini istedikleri banka çalışanı tanığın beyanının alınmamasının yasaya ve adil yargılanma ilkesine aykırı olduğunu, mahkemenin gerekçeli kararında sundukları delillere yer verilmediğini, ayrıca dava dışı şirketin kapatılmış olması nedeniyle davanın konusuz kaldığını belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.

GEREKÇE

Dava, limited şirket müdürü olan davalının şirket müdürlüğünden azli istemine ilişkindir. Uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nın 630. maddesinde; genel kurulun, müdürü veya müdürleri görevden alabileceği, yönetim hakkını ve temsil yetkisini sınırlayabileceği, her ortağın, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebileceği, yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin haklı sebep olarak kabul olunacağı hüküm altına alınmıştır. TTK'nın 630/2 maddesine dayalı şirket müdürünün azli davasında husumetin, azli istenen müdüre yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup, ayrıca limited limited şirketin dava edilmesi zorunlu değildir.

Bu nedenle somut olayda şirketin taraf olarak gösterilmemesi usuli bir eksiklik olarak nitelendirilemeyeceğinden, davalı vekilinin bu konudaki istinaf nedeni yerinde değildir. Somut olayda davacı ve davalı şirkette %50'şer oranında hisse ile ortak olup, 19.02.2004 tarihinde kurulduğu, esas sözleşmede 10 yıllığına müşterek imza ile temsil etmek üzere tarafların her ikisinin müdür olarak atandığı, şirketin 18.09.2013 tarihli genel kurulunda şirketi münferiden temsil etmek üzere müdürlüğe beş yıl süreyle davalının seçilmesine karar verildiği, 15.09.2018 tarihli genel kurulda da 14.09.2023 tarihine kadar yine davalının müdür olarak seçildiği anlaşılmaktadır. Davacı tarafça; davalının, kardeşi ile Kırgızistan'da ...

isimli bir firma kurduğunu, şirket tarafından bu firmaya gönderilen malların bedelinin tahsili edilmediği, şirketin 2018 yılı sonu itibariyle şirketin bu firmadan 10.579.747,58-TL alacaklı olduğu, tamamen davalıya ait olan ...'nin şirkete olan 114.856,48-TL borcunun tahsil edilmediği, yine müşterilerden olan yüksek miktarlı alacakların tahsili için bir işlem yapılmadığı, davalının şirket kayıtlarında kendisi lehine alacak kaydı yaptığı, fakat davacının şirketten olan alacağının ticari defterlere kaydedilmediği, şirketin kredi borçlarını ödeyemez duruma getirilmesi nedeniyle ... Bankası tarafından icra takibi başlatıldığı, şirket adına yeni banka kredisi kullanılarak şirketin sermayesinin üzerinde borçlandırıldığı, ayrıca şirketin ...

firmasına vermiş olduğu 400.000-USD'lik teminat mektubununun 03.01.2019 tarihinde bozdurulması üzerine ... Bankasından 2.152.932-TL'lik yeni kredi çekildiği ileri sürülmüştür. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda; dava dışı ... firmasına 2017 yılı açılışında 1.026.855,90-TL borçlu olan şirketin, 2018 yılı sonunda 10.579.747,59-TL alacaklı hale geldiği, 2109 yılında ... firmasına 8.624.558,40-TL alacak kaydı girilerek şirketin alacağının 1.955.189,18-TL'ye düşürüldüğü, 2019 yılında ... firmasına işlenen alacağa karşılık bu kez ... firmasına borç kaydedildiği, bu kez bu firmanın ... şirketine 9.367.021,44-TL borçlu hale geldiği, ... firmasının borcunun ... firmasına devredilerek azaltılmasının gerçek bir işlem olmadığı, gerçekte ...

firmasının ...'ya 10.579.747,58-TL borçlu olduğu, şirketin ...’den olan 114.856,48-TL'lik alacağının 2013 yılından dava tarihine kadar tahsil edilmediği, ortakların şirketin hesaplarına yüklü miktarda paralar yatırarak şirketi borçlandırdıkları, sonrasında bu paraların müşterilerin borcuna mahsup edildiği, müşterilerden olan alacakların banka dışında başka yollarla geldiği, dolayısıyla ortakların şirketten olan alacaklarının gerçek bir alacak olmadığı, şirketin kullandığı kredinin eski kredi borcunun ödenmesinde kullanıldığı, bu işlemde bir usulsüzlük bulunmadığı, şirketin vergi mükellefiyetinin resen terk olarak kapatılmış olduğu, bu nedenle 2019 yılı beyanname verme yükümlülüğünün yerine getirilmediği, 2017 yılında 548.727,43-TL kâr elde eden şirketin 2018 yılında 1.465.530,45-TL ve 2019 yılında da 1.781.851,61-TL zarar ettiği tespit edilmiştir.

Bilirkişi raporundaki tespitler itibariyle; davalının 2013 yılından beri münferit yetkili müdür olarak yönettiği ... şirketinin ... firmasından büyük miktarda alacaklı hale gelmesine rağmen alacağın tahsili amacıyla herhangi bir işlem yapılmamasının, bu şirkete malvarlığı aktarımı yapıldığını gösterdiği, şirketin bu alacağının 2019 yılında ... firmasına devredilerek azaltılmasının gerçek bir işlem olmadığı, şirketin ...’den olan 114.856,48-TL'lik alacağının 2013 yılından beri tahsil edilmediği ve tahsili için bir işlem yapılmadığı, gerçek bir alacakları olmamasına rağmen şirketin ortaklara yüksek oranda borçlandırıldığı, 2017 yılında kar elde eden şirketin sonraki yıllarda zarar eder hale getirildiği, şirketin 2019 yılı itibariyle gayrı faal hale getirilerek vergi mükellefiyetinin resen terkin edildiği, bu itibarla yönetici olan davalının özen ve bağlılık yükümlülüğü ile kanunlardan ve şirket ana sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal ettiği sabittir.

Davalı tarafından, davacının yurt dışındaki müşterilerden elden para tahsil ederek şirketi borçlandırdığı, ... firmasından olan alacağın ise davacının talimatıyla ... firmasından bu firmaya kaydırıldığı iddia edilmişse de, bu husus ispatlanamamıştır.Davalının tanık olarak bildirdiği banka görevlisinin alınacak beyanlarının, davacıya isnat edilen kötü yönetim iddiasına dayanak olgulara ilişkin bir delil vasfı bulunmadığından, tanığın beyanının alınmamasının bir eksiklik olarak ileri sürülmesi mümkün değildir. Ayrıca hükme esas alınan bilirkişi raporu da şirketin ticari defter kayıtlarının incelenmesi sonucu elde edilen veriler doğrultusunda hazırlanmış olup, eksik incelemeye dayandığı iddiası da yerinde değildir.

Bu nedenlerle mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetisizlik görülmemiş olup, davalı vekilinin ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 179,90-TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin yatırılan 54,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 125,5‬0‬-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 49‬-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.

23/05/2023

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/147447 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/4010 E. 2024/6197 K. · Onandı

Şirketi basiretsiz yöneten müdürün haklı sebeple azli

Gerekçe özeti

Limited şirket müdürü, şirketi basiretli bir tacir gibi yönetmek ve ticari defterleri muhasebe ilkelerine uygun tutmakla yükümlüdür; şirket malvarlığının ilişkili firmalara aktarılması, gerçek olmayan defter kayıtları oluşturulması, alacakların takipsiz bırakılması ve şirketin gayri faal hâle gelmesi gibi olgular birlikte özen ve bağlılık yükümünün ağır ihlalini gösteriyorsa, müdürün yönetim hakkının ve temsil yetkisinin kaldırılması için haklı sebep vardır.

Emsal değeri

Limited şirket müdürünün özen ve bağlılık yükümünü ağır biçimde ihlal eden yönetim davranışlarının haklı sebeple azli gerektirdiği yönünden Yargıtay içtihadı niteliğindedir.

Kavramlar: limited şirket müdürünün azli haklı sebep özen ve bağlılık yükümü basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü yönetim hakkının ve temsil yetkisinin kaldırılması

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2023/4010 E.  ,  2024/6197 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2020/1530 Esas, 2023/795 Karar

HÜKÜM

Başvurunun esastan reddi

İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2019/359 E., 2020/598 K.

Taraflar arasındaki limited şirket müdürünün azli davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile müvekkilinin 2004 yılında kurulan Cantuna Az Dayanıklı Tüketim Malları San. ve Tic. Ltd. Şti'nin %50'şer oranında ortağı olduklarını, davalının şirketin tek yetkili imza sahibi müdürü olduğunu, ancak davalının, müdürü olduğu şirket işlerinde giderek artan bir şekilde usul ve yasaya aykırı iş ve işlemlerde bulunduğunu, şirketin sürekli zarara sürüklenmesi üzerine davalı tarafa 08.03.2019 tarihli ihtarname ile uyarılarda bulunularak bazı hususlarda bilgi verilmesinin talep edildiğini, ancak davalı tarafça müvekkiline bilgi verilmesi bir tarafa, şirketin bankalara olan borçları kullanılmak suretiyle müvekkilinin şahsı aleyhine işlemler yapılmaya devam edildiğini, davalının, kardeşi ...

... ile Kırgızistan'da Ocoo Sauber Akcifez isimli bir firma kurduğunu, müvekkiline kurulan bu firmanın Kırgızistan'da ... mallarını satacağının ve şirketin oradaki temsilciliği gibi olacağının söylendiğini, ancak davalı müdürün yurtdışındaki bu firmaya giden malların paralarını tahsil edemediğini söyleyerek sürekli müvekkilini oyaladığını ve 2018 yılı sonu itibariyle şirketin bu firmadan 10.579.747,58 TL'lik alacaklı olduğunu, aynı şekilde tamamen davalının şahsına ait olan Unbeyaz Cafe olarak bilinen işletmenin de 114.856,48 TL borcunun da halen tahsil edilmediğini, yine müşterilerin bir kısmından yüksek miktarlı alacakların uzun süreden beri takibe alınmadığını ve tahsil için hiçbir işlem yapılmadığını, davalının şirket kayıtlarında şirketten 3.059.282,68 TL alacaklı olduğuna dair kayıtlar yaptığını, fakat müvekkilinin 278.000,00 Euro, 37.100,00 USD 112.046,84 TL'lik alacağını ise ticari defterlere kaydettirmediğini, davalı müdürün kötü yönetim ve davranışları neticesinde 2018 yılı içerisinde şirketin ödeme dengesinin bozulduğunu ve banka kredilerini dahi ödeyemez duruma geldiğini, bu durum neticesinde Halk Bankasından kullanılan kredi borcunun banka tarafından kat edildiğini ve kredi borcu için müvekkilinin tüm şahsi varlıklarına ve şirket hesaplarına ve tüm mal varlıklarına da haciz konulduğunu, bu haciz işlemleri sonrasında şirket adına 19.09.2018 tarihinde 2.992.161,68 TL tutarında yeni bir banka kredisi kullanılarak bu kredi ile geçmiş dönem borçları ödenip bakiye borçların da yeniden yapılandırıldığını, bu süreçte davalı müdürün müvekkiline hiçbir bilgi vermediğini ve şirket sermayesinin üzerinde yapılan bu borçlanmalara ilişkin onayını almadığını, ayrıca davalı müdürün, şirketin Bosh firmasına vermiş olduğu 400.000,00 USD'lik teminat mektubununun 03.01.2019 tarihinde bozdurulması üzerine Yapı Kredi Bankasından 2.152.932 TL'lik yeni kredi çekerek bu borcu da yapılandırdığını, şirketin sermayesinin 2.500.000,00 TL olduğu düşünülürse, toplamda 5.000.000,00 TL'nin üzerinde kredi kullanılırken %50 oranla aynı haklara ve yetkilere sahip müvekkiline sorulmadan yapılan bu işlemlerin kötü niyetli olduğunu belirterek, davalının şirketteki müdürlük görevinin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacı ile ortak olduğu şirket yönetimi ile ilgili olarak usul ve yasaya aykırı hiçbir işlemde bulunmadığını, davacının iddia ettiği Ocoo Sauber firmasının, Cantuna firmasının müşterilerinden biri olduğunu, bu firmanın kurulması ve firma ile olan ticaretin davacı tarafından bilindiğini, davacının Cantuna firmasının borçları nedeniyle şirketi terk edip gitmesinin 2018 yılının ikinci yarısına isabet ettiğini, bahsedilen borcun ise bu tarihten önce doğduğunu, dolayısıyla davacının bu tutardan haberdar olmamasının mümkün olmadığını, Cantuna firmasının tüm müşteri ilişkilerinin davacı tarafından yürütüldüğünü, Ocoo Sauber firmasının da bunlardan birisi olduğunu, Cantuna şirketinin ticari kayıtlarına girecek olan tüm işlemlerin davacı tarafından gerçekleştirildiğini, belgeleri ile birlikte muhasebe bürosuna da davacı tarafından bilgi verildiğini, bu dönemde şirketi fiilen müdür olarak davacının idare ederek tüm işlemleri kendisinin yaptığını, davacının belirttiği tutarın da böyle kaydedildiğini, müvekkilinin Ocoo Sauber firması ile ilgili olarak durumu muhasebe birimine sorduğunda, işlemleri kendilerine davacının bildirdiği, buna göre ticari defterlere kayıtların yapıldığı, ancak bu borç rakamına ilişkin gönderilen swift kayıtlarının davacı tarafından kendilerine sunulmadığı, artık dava konusu olunca da gerekli düzeltmeleri yaptıkları bilgisinin verildiğini, görüldüğü üzere davacının gerçek dışı kayıtlar yaptırıp müvekkili ile arası açılınca da müvekkilinin para kaçırdığı iddiasında bulunduğunu, müvekkilinin şirkete borçlu görünen müşterilerle yaptığı görüşmelerde, çoğunun paraları davacıya elden ödediklerini beyan ettiğini, müvekkilinin bu beyanları ciddiye almayarak ilgili ülke yasaları uyarınca takip süreci başlattığını, müvekkilinin şirketten olan 3.059.282,68 TL alacağının gerçek olduğunu, müvekkili şirket adına ödemeler yaptığı için bu ödemeleri şirkete borç olarak yazdığını, davacının şirketten alacaklı olduğu iddiasının doğru olmadığını, şirketin pazarlama ve tahsilat işlerinin davacıda olduğunu, İran’daki müşterilerce ödemelerin elden yapıldığını, bu tahsilatları yapan davacının şirkete yatırırken zorunlu olarak parayı yatıran olarak kendi adını yazdırdığını, dolayısıyla yatırılan paraların şirketin müşterilerden tahsil edilen parası olduğunu, bu nedenle bu paraların şirkete borç verilmiş para olmadığını, müvekkilinin muaccel hale gelen borçları ödeyebilmek için Halk Bankası ile yeniden yapılandırma yaptığını, yapılandırma nedeniyle yüklenilen vade farkının 2.992.161,58 TL olduğunu, bunun dışında bir borçlandırma işlemi olmadığını, Bosch firmasına verilen 400.000,00 USD'lik teminata konu eşyanın parası davacı tarafından tahsil edilip şirketten kaçırıldığı için şirketin Bosch firmasına borcunu ödeyemediğini ve teminat mektubunun bozdurulduğunu, bu nedenle teminat mektubu kadar yeniden borçlanma zorunluluğu doğduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu şirketin temsil ve idare edilmesinin, şirket adına bütün işlemlerin basiretli bir tacir gibi yürütülmesinin, ticari defterlerin muhasebe ilkelerine uygun olarak tutulmasının davalının sorumluluğunda olduğu, bilirkişi raporunun mali inceleme bölümünde tespit edildiği üzere; dava dışı Ocoo Saube firmasına 2017 yılı açılışında 1.026.855,90 TL borçlu olan şirketin 2018 yılı sonunda 10.579.747,59 TL alacaklı hale gelmesinin, bu firmaya dava konusu şirketin ciddi oranda bir malvarlığının aktarılmış olduğunu göstermesi, Ocoo Saube firmasının borcunun ... ... firmasına devredilerek azaltılmasının gerçek bir işlem olmaması, dava konusu şirketin Unbeyaz Cafe’den olan 114.856,48 TL'lik alacağının 2013 yılından dava tarihine kadar tahsil edilmemesinin ya da takibe konu yapılmamasının basiretli davranma yükümlülüğüne aykırılık teşkil etmesi, şirketin ortaklarının gerçek bir alacakları olmamasına rağmen şirketin ticari defterlerini tutmakla yükümlü olan davalının şirket ortaklarını alacaklı olarak defterlere işlemesi, 2017 yılında 71.759.314,83 TL net satışa karşılık 548.727,43-TL kâr elde eden şirketin 2018 yılında (-) 1.465.530,45 TL ve 2019 yılında da 1.781.851,61-TL zarar etmesi ve en önemlisi de gayri faal hale gelerek vergi dairesi kaydının re’sen terkin edilmesi gibi hususlar birlikte değerlendirildiğinde;

davalının dava konusu şirketi basiretsiz yöneterek içini boşalttığı ve gayri faal hale getirdiği, bu bakımdan özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlâl ettiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı müdürün yönetim hakkının ve temsil yetkisinin kaldırılmasına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; şirketin davada taraf olarak gösterilmemesinin usule aykırı olduğunu, şirkete kayyım atanması koşullarının oluşmadığını, bu nedenle davanın usulden reddinin gerektiğini, olayda 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 630 uncu maddesinde düzenlenen bir haklı sebebin bulunmadığını, davacının ileri sürdüğü kötü yönetim iddiasının ispatlanamadığını, yöneticinin temsil yetkilerinin sınırlandırılması veya kaldırılmasına ilişkin talepler bir genel kurul işlemi olup, davacı tarafından genel kurul çağrısı yapılmadığı gibi mahkemeden de talep edilmediğini, davacının müvekkilinin bilgisi dışında Deha Konfeksiyon firmasında ortaklık kurarak şirketi zarara uğrattığını, iddiasının aksine yurt dışındaki müşterilerden elden para alarak şirketi borçlandıranın davacı olduğunu, davacının şirketi temsil yetkisine sahip olduğu dönemde borca sürüklediğini ve işler tıkandığında temsil yetkisini müvekkiline devrederek sorumluluktan kaçtığını, davacının, müvekkilinin genel kurul toplantı çağrılarını yanıtsız bıraktığını, davacının iddia ettiği gibi Ocoo Sauber firmasından ...

... firmasına kaydırılan bir borç bulunmadığını, bu borcun zaten ... ... firmasına ait olduğunu, borcun öncelikle ... ... firmasından davacının talimatıyla Ocoo Sauber firmasına kaydırıldığını, daha sonrasında bu durum müvekkili tarafından farkedilip muhasebeciye sorulduğunda, muhasebecinin, davacının kendisine ... ...'in borcunu Ocoo Sauber firmasına kaydırması talimatı verdiğini ve belgeleri her zamanki gibi sonrasında teslim edeceğini bildirdiğini, kendisinin de önceden beri gelen ... ilişkisiyle bu işlemi gerçekleştirdiğini ve daha sonrasında belgeleri istediğinde davacının herhangi bir belge teslim etmediğini beyan ettiğini, sonrasında müvekkilinin hiç bir belge olmadan böyle bir işlem yapılmasının hatalı olduğunu muhasebeye bildirmesiyle, muhasebecinin işlemi eski haline getirerek borcu tekrar ...

firmasına geçtiğini, bu işlem ile davacının hukuksuz işleminin düzeltildiğini, dosyaya sundukları delillerin dikkate alınmadığı bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, şirket adına kredi çeken kişinin davacı olduğunun ispatı için dinlenilmesini istedikleri banka çalışanı tanığın beyanının alınmamasının yasaya ve adil yargılanma ilkesine aykırı olduğunu, mahkemenin gerekçeli kararında sundukları delillere yer verilmediğini, ayrıca dava dışı şirketin kapatılmış olması nedeniyle davanın konusuz kaldığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, limited şirket müdürünün haklı nedenlerle azli istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesinin ikinci fıkrası.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

10.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.