6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Acentelik sözleşmesinin haksız feshinde denkleştirme ve ücret talebi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/1191 E. 2024/988 K. · · İlk derece: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Alacakistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık

★ Emsal

Gerekçe özeti

Acentelik sözleşmesini fesheden acente, feshin sözleşmedeki haklı fesih koşullarına (ihtar, 30 günlük süre, yükümlülük ihlali vb.) dayandığını ve karşı tarafın kusurunu somut delillerle ispatlayamazsa, TTK 121/4 uyarınca ücret tazminatı ve TTK 122/3 uyarınca denkleştirme (portföy) tazminatı talep edemez. Tamamlanmış işlere ilişkin hakediş alacağı talebi de, tarafların karşılıklı hesap durumunun kesinleşmiş bir mahkeme kararıyla (menfi tespit davası) belirlenmiş olması halinde, bu kararla çelişecek şekilde ayrı bir dava ile talep edilemez. Cari hesap protokolünde masrafların/güncellemelerin belirlenmesi yetkisi sözleşmeyle karşı tarafa bırakılmışsa ve kesintilere itiraz edilmeden uzun süre uygulanmışsa, bu durum masrafların karşılanma oranına dair karşılıklı mutabakatın varlığını gösterir; bu husus ispatlanamadan güncelleme farkı talep edilemez.

Ele alınan sorunlar

Feshin haklı nedene dayanıp dayanmadığı → ret

İddia: Davacı, davalının acentelik ilişkisini çekilmez hale getirdiğini, gereksiz promosyon gönderilmesi, geçmişe dönük zam ve usulsüz fatura kesilmesi gibi hususlarla davalıyı uyardığını, dolayısıyla feshin haklı nedene dayandığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: TTK 121/1 uyarınca belirsiz süreli acentelik sözleşmesi taraflardan birinin üç ay önceden ihbarıyla feshedilebilir. Acentelik sözleşmesinin 38/son maddesinde, davalının yükümlülüklerinden birini 30 günlük ihtara rağmen yerine getirmemesi halinde acente yönünden haklı fesih imkanının doğacağı düzenlenmiştir. Davacının fesih ihtarnamesinde davalının herhangi bir yükümlülüğünü ihlal ettiğine dair bir bildirimde bulunulmamıştır. Aksine, davalı tarafça yapılan denetimlerde kasa açığı tespit edilmiş, davacının verdiği senedin icraya konulması üzerine açılan menfi tespit davasında senedin teminat senedi olmayıp teftiş döneminde tespit edilen zararla örtüştüğü belirlenmiş ve bu dava kesinleşerek reddedilmiştir. Davacının promosyon ve usulsüz fatura şikayetlerine ilişkin yazışmalar dışında ihtar niteliğinde bir bildirim ya da sözleşmenin çekilmez hale geldiğini ispatlayan somut delil sunulmamıştır. Bu nedenle davacının fesih bildiriminin haklı nedene dayanmadığı sonucuna varılmıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Denkleştirme (portföy) tazminatı talebi → ret

Gerekçe: TTK 122/3 uyarınca müvekkilin feshi haklı gösterecek bir eylemi olmadan acente sözleşmeyi feshederse, acente portföy (denkleştirme) tazminatı isteminde bulunamaz. Davacının fesih bildiriminin haklı nedene dayanmadığı belirlendiğinden, davacının davalıdan portföy/denkleştirme tazminatı talep hakkı bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Ücret tazminatı (başlanmış işlerin tamamlanamaması) talebi → ret

Gerekçe: TTK 121/4 uyarınca haklı bir sebep olmadan veya üç aylık ihbar süresine uymaksızın sözleşmeyi fesheden taraf, başlanmış işlerin tamamlanmaması sebebiyle diğer tarafın uğradığı zararı tazmin etmekle yükümlüdür; bu tazminat, sözleşmeyi feshedenin karşı tarafına aittir. Sözleşmeyi fesheden davacı acente olduğundan, davacının bu maddeye dayanarak ücret tazminatı talep etme hakkı bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Tamamlanmış işlere ilişkin bakiye acentelik ücreti (hakediş) talebi → ret

İddia: Davacı, tamamlanmış işlerden kaynaklanan 40.000 TL bakiye acentelik ücretinin ödenmediğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Tamamlanmış işlere ilişkin ücret hakkı TTK 113 vd. maddelerine göre talep edilebilir. Bilirkişi incelemesinde davacının defterlerine göre davalıdan 170.616,86 TL, davalının kayıtlarına göre ise davalının davacıdan 52.059,17 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Davacı aleyhine açılan icra takiplerine karşı açılan menfi tespit davalarında yapılan yeniden bilirkişi incelemesi sonucunda, davacının pos cihazından bir şirketin yaptığı 112.834,91 TL ödemeyi uhdesinde tutup davalıya teslim etmediği, bu tutarı ancak menfi tespit davası açıldıktan sonra davalıya ödediği belirlenmiş; bu gerekçeyle menfi tespit davası reddedilmiş ve istinaf edilmeksizin kesinleşmiştir. Kesinleşen bu karar karşısında davacının hakedişten alacağının davalı defterlerindeki alacaklardan mahsup edildiği, davacının davalıya kesinleşen takipler nedeniyle halen borçlu bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu husus ancak menfi tespit davalarında dikkate alınabilecek nitelikte olup, davacının hakediş alacağını bu davada talep etme hakkı bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Sabit gider (işçilik, kira, mazot vb.) güncelleme farkı talepleri → ret

İddia: Davacı, işçi ücreti, kira ve mazot güncelleme farkları ile diğer sabit gider kalemlerinde davalının taahhüt ettiği artışları yapmadığını, bu nedenle fark ödemesi yapılması gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Cari hesap sözleşmesinde acentenin masrafları yakıt, kira, personel, araç vs. olmak üzere 7 kalem halinde sayılmış ve bu masrafların davalı tarafından belirleneceği hükme bağlanmıştır. Davalı tarafından davacıya gönderilen 30/12/2016 tarihli mailde güncellemelerin 2012 yılında kaldırıldığı ve hakedişten farkların kesildiği bildirilmiştir. Bilirkişi ek raporunda, kesinti tablolarındaki tutarların hakediş tablolarına yansıtılarak kesintilerin yapıldığı, hakediş faturalarının bu tablolara göre düzenlendiği, sunulan gider tablolarının davacıya ait olduğu ve davacının daha fazla maliyete katlandığına ilişkin somut bilgi sunulmadığı tespit edilmiştir. Davacı, sözleşmenin ilgili hükmü de dikkate alındığında daha fazla maliyete katlandığını ve davalının bunu karşılamadığını yasal delillerle kanıtlayamamıştır. Ayrıca, acentelik süreci boyunca yapılan kesintilere itiraz edilmeden uygulanmış olması, masrafların karşılanma oranı konusunda karşılıklı mutabakat bulunduğunu göstermektedir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Acentenin haklı nedene dayanmadan yaptığı feshin, TTK 121/4 ücret tazminatı ve TTK 122/3 denkleştirme tazminatı taleplerini ortadan kaldırdığına; ayrıca kesinleşmiş bir menfi tespit davasındaki tespitlerin, aynı taraflar arasındaki hakediş alacağı talebinde bağlayıcı etki gösterdiğine ilişkin değerlendirmeleri açısından emsal niteliğindedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
acentelik sözleşmesi denkleştirme (portföy) tazminatı olağan fesih haklı fesih cari hesap protokolü menfi tespit davası hakediş alacağı mahsup

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 121/1TTK 121/4TTK 122/3TTK 113 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 353(1)b-1HMK 361/1

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2020/1191

KARAR NO 2024/988

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 08/07/2020

NUMARASI 2017/407 Esas - 2020/310 Karar

DAVA

Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 26/06/2024

Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirket ile 22/03/2012 tarihinde İstanbul, Beykoz ilçesi, Rüzgarlıbahçe bölgesinde geçerli olmak üzere Kargo Acentelik Sözleşmesi ve eki Cari Hesap Sözleşmesi ile alt kira sözleşmeleri imzalayarak, davalı şirketin şubesi olarak Rüzgarlıbahçe acentesini davalı şirketten devraldığını, acentelik sözleşmesi ve eki niteliğindeki cari hesap protokolüne göre müvekkiline temelde 2 ayrı kalemde ödeme yapılacağı, bunlardan birinin sabit gider kalemleri olan; işçi ücretleri, SSK ödemeleri, kira, aidat ve stopaj giderleri ile yakıt giderleri vs. kalemleri kapsayan ücret ödemesi, diğerinin ise yapılan işler karşılığında elde edilen cironun yüzdesi üzerinden hesaplanan ücret ödemesi olduğunu, müvekkilinin müşteri sayısını ve cirosunu %200 dolayında artırdığını, sabit gider maliyetleri olan işçi ücretleri, SSK primleri, kira, aidat, stopaj, yakıt vs.

giderlerin yıllar içinde sürekli ve ciddi bir artış göstermesine karşın davalı tarafın acentelik sözleşmesi ile ek cari hesap protokolü uyarınca taahhüt ettiği ödeme artışlarını yapmadığını, davalı tarafın yaptığı ödemeleri sabit tuttuğunu ve maliyetleri dolaylı olarak müvekkilinin kar payından karşılamayı seçtiğini, acentelik ilişkisi kendisi için çekilmez hale gelen müvekkilinin 10/01/2017 tarihinde ... yevmiye numarası ile Kadıköy .... Noterliği’nden davalıya keşide ettiği ihtarnamede davalıya 3 ay süre vererek acentelik sözleşmesini olağan fesih yolu ile feshettiğini, ancak davalı tarafça müvekkiline gerekli ödemelerin halen yapılmadığını belirterek, her bir kalemi belirsiz alacak davası şeklinde olmak üzere şimdilik;

10. 000-TL. denkleştirme bedeli, 5.000-TL. işçi ücret güncelleme farkı, 3.000-TL. kira güncelleme farkı, 1.000-TL. mazot güncelleme farkı ve fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak üzere tamamlanmış işlerden bakiye 40.000-TL. ödenmemiş acentelik ücreti olmak üzere toplam 59.000-TL’nin davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, Acentelik Sözleşmesi’nin 40. maddesi uyarınca, acente ile ... Kargo arasında çıkacak ihtilaflarda ... Kargo’nun defter ve kayıtlarının geçerli ve kesin delil olacağının kararlaştırıldığını, fesih için haklı bir neden olmamasına karsın davacı tarafından 10/01/2017 tarihinde Kadıköy ... Noterliği’nin ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile acenteliği tek taraflı olarak feshettiğini, davacının fesih beyanı ve talebi üzerine şubenin 01/02/2017 tarihinde davalıdan geri devralındığını, davacının dava dilekçesinde öne sürdüğü fesih gerekçelerini acentelik ilişkisi sürerken hiçbir şekilde dile getirmediğini, davacının sözleşmeyi hiçbir gerekçe göstermeden tek taraflı olarak yapılan feshin haklı fesih niteliği taşımadığını, öte yandan davacının işlettiği acentede çeşitli tarihlerde yapılan denetimlerde davacının birtakım suistimallerinin tespit edildiğini, müvekkili şirketin davacıdan olan alacağının tahsili amacıyla İstanbul ...

İcra Dairesinin ... esas sayılı takip dosyası ile davacı aleyhinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, yapılan takip üzerine davacı tarafından İstanbul 14. ATM’nin 2017/239 esas ve İstanbul 12. ATM’nin 2017/293 E. sayılı dosyaları ile menfi tespit davası açıldığını, davacının denkleştirme (portföy) tazminatı talebinin haksız olduğunu, işin gerektirdiği şekilde işi, işyerini ve çalışan personel sayısını ayarlama ve organize etme sorumluluğunun sözleşme hükümleri gereğince acentenin kendisine ait olduğunu, cari hesap protokolü gereğince aylık acente masraflarının belirlenmesi yetkisinin münhasıran müvekkili şirkete ait olduğunu, cari hesap protokolünün 4. maddesi uyarınca acentenin de fikri alındıktan sonra söz konusu değişimlere bağlı artış veya eksilişlerin masraf tutarına eklenmesi veya çıkarılması konusundaki nihai karar merciinin müvekkili şirket olduğunu, müvekkili şirket tarafından masraf güncellemesi yapılması zorunluluğunun bulunmadığını, acentelik sözleşmesi uyarınca davacıya yapılması gereken tek ödemenin hakediş ödemesi olduğunu, tamamlanmış işlerden bakiye 40.000-TL ödenmemiş acentelik ücreti olmadığı gibi, aksine müvekkili şirketin davacıdan alacaklı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece, davacı acente tarafından 10/01/2017 tarihinde Kadıköy ... Noterliği’nden ... yevmiye numarası ile davalıya keşide edilen ihtarnamede davacı TTK.’nun 121/1 maddesi uyarınca taraflardan biri 3 (üç) ay önce ihbarda bulunarak sözleşmeyi feshedilebilir hükmüne dayanarak acentelik sözleşmesini feshettiğini bildirdiğini ancak davalının sözleşmedeki taahhütlerine aykırı olarak ödeme artışlarını yapmadığı yönünde herhangi bir iddiaya yer vermediğini, TTK.’nun 121/4 maddesine göre; acente ancak sözleşmenin haksız olarak feshedilmesi veya ihbar süresine uyulmadan sözleşmenin feshi halinde, başlanmış işlerin tamamlanmamasından dolayı uğradığı zararın tazminini isteyebileceğini, Sözleşmeyi fesheden davacı acente olduğundan davacı 40.000-TL.

ödenmemiş acentelik ücretine ilişkin talebini bu maddeye göre talep etme hakkına sahip olmadığını, cari hesap protokolünün 4. maddesi gereğince acentenin masraflarının belirlenmesi yetkisi münhasıran davalı ... Kargo’ya ait olduğunu, masraf güncellemesi adı altında talep ettiği işçi ücreti güncelleme farkı, kira güncelleme farkı ve mazot güncelleme farkı gibi masraf kalemlerinin neler olacağı konularında nihai kararı verecek tarafın davalı ... Kargo olduğunu peşinen kabul ettiğinden ve huzurdaki davada iddia ve taleplerini somut delillerle ispatlayamadığından, ayrıca dosyaya sunulan hesaplama tablolarının davacı tarafın el ürünü olduğu ve excel ortamında basit bir şekilde dahi hazırlanabileceği, hesap tablolarının herhangi bir fatura, bordro, mail, yazışma, resmi kayıt vb.

nitelik içermediği ifade edildiğinden davacının güncelleme farkına yönelik tüm taleplerinin de haksız olduğu, TTK'nin 122/3 maddesi gereğince, müvekkilin feshi haklı gösterecek bir eylemi olmadan acente sözleşmeyi feshetmişse veya acentenin kusuru sebebiyle sözleşme müvekkil tarafından haklı sebeplerle feshedilmişse, acentenin denkleştirme isteminde bulunamayacağı, Somut olayda, acentelik sözleşmesinin davacı acente tarafından feshedildiği, fesih iradesi açıklanırken ise herhangi bir şekilde haklı nedene dayanılmadığı, davacı taraf, somut davada sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğini ispat edemediğinden ve 6102 sayılı TTK.'nun 122. maddesinde aranan yasal koşullar gerçekleşmediğinden, davacının TTK.’nun 122/3 maddesi gereğince davalıdan davacının denkleştirme (portföy) tazminatı isteminde bulunamayacağı gerekçesiyle, davacının tüm tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, başlıca istinaf etme sebeplerinin delillerin yeterince değerlendirilmemesi ve toplanmasını talep ettikleri delillerin toplanmadan eksik inceleme ile hüküm tesis edilmesi olduğunu, davalıya iç yazışma ile yaptığı bildirim, talep ve uyarılar dosyaya delil olarak sunulmasına, davalı tarafça inkar edilmemesine rağmen dikkate alınmadığını,Davacı acente, acente cirosunu sürekli arttırarak ciroyu % 243'e kadar yükseltmesine rağmen, hak edişlerine her ay bloke konularak ödeme yapılmadığını, Davalının, acenteye personel temin etmediği gibi, eksik personel çalıştırdığı gerekçesiyle davacı acenteye 10.251,43- TL ceza kestiğini, müşterilerine geçmişe dönük olarak zam uyguladığı ve usulsüz faturalar kestiğini,Acentelik sözleşmesinde yer almamasına ve acente tarafından talep edilmemesine rağmen davalı ..., müşterilere dağıtılmak üzere sık sık promosyon ürün gönderip faturasını davacı acenteye ödettirdiğini, Bilirkişi heyeti, hazırladığı kök raporda "detayları araştırmak ve değerlendirmenin bilirkişilik görev yetkimizi aşması ve sürecin bağımsız denetim faaliyeti gerektirmesi sebebiyle tarafımızca sadece tespitler yapılarak bilgi sunulmaktadır" demesine ve açıkça hesap yapamayacağını bildirmesine rağmen, mahkemenin bu hususu görmezden geldiğini, bilirkişi ...'ın, defter incelemesi sırasında, davalı şirket yetkilisinin çok yakın arkadaşı olduğunu bizzat beyan ettiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Açılan dava, Acentelik sözleşmesinin feshine dayanan denkleştirme tazminatı ve ücret alacağı ile gider farkı alacaklarının tahsili istemine ilişkindir. TTK nın 121/1 maddesi "Belirsiz bir süre için yapılmış olan acentelik sözleşmesini, taraflardan her biri üç ay önceden ihbarda bulunmak şartıyla feshedebilir. olur" hükmünü haizdir. Ücret tazminatı ise TTK 121/4 maddesinde "Haklı bir sebep olmadan veya üç aylık ihbar süresine uymaksızın sözleşmeyi fesheden taraf, başlanmış işlerin tamamlanmaması sebebiyle diğer tarafın uğradığı zararı tazmin etmek zorundadır." şeklindedir. Acentelik sözleşmesinin sona ermesi durumunda başlanmış işlerin tamamlanamaması nedeni ile ücretin elde edilememesinden kaynaklanan ücret tazminatı, sözleşmenin feshedilmesi ve başlanmış işlerin tamamlanamaması şartlarına bağlıdır.

Tamamlanmış işlere ilişkin ücret hakkı ise TTK nın 113 vd. madde hükümlerine göre talep edilebilinecektir. Taraflar arasında 22/03/2012 tarihli Acentelik Sözleşmesi,Ek Protokolü, Cari Hesap Sözleşmesi, Alt Kira Sözleşmeleri imzalanmış ve davacı ... Kargo Şubesini davalının acentesi olarak işletmiştir. Davacı taraf, TTK'nın 121/1 maddesine dayanarak 10/01/2017 tarihinde Kadıköy ... Noterliği’nden ... yev. numarası ile davalıya keşide ettiği fesih ihtarı ile Acentelik sözleşmesini hiçbir gerekçe göstermeden olağan fesih yoluyla sona erdirmiştir. İş bu dava açılırken Davacı taraf davalının Acentelik sözleşmesini çekilmez hale getirdiğini beyan ederek sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğini iddia etmiştir.Acentelik sözleşmesinin 38/son maddesinde davalı ...

Kargo'nun işbu sözleşmedeki yükümlülüklerinden herhangi birisini (mücbir sebebe dayananlar hariç) 30 otuz gün süreli ihtara rağmen yerine getirmemesi durumunda acente yönünden sözleşmenin haklı nedenle fesih imkanının oluşacağı ve haklı fesih halinde tarafların uğradığı tüm zararları, karşı taraftan talep hakkına sahip olacakları yazılmasına rağmen,Davacı tarafça fesih ihtarnamesinde müvekkilin yükümlülüklerinden herhangi birinin ihlal ettiğine dair bir bildirimde bulunulmamıştır. Aksine, davalı tarafça yapılan denetimler sırasında kasa açığının varlığının tespit edildiği, davacı tarafça verilen 95.000-TL bedelli senedin icraya konulmasından sonra açılan menfi tespit davasında İstanbul 14 ATM 2017/239 esas- 2018/165 karar sayılı ilamında senedin teminat senedi olmayıp teftişin yapıldığı dönem ve tespit edilen zarar ile senedin tanzim tarihlerinin örtüştüğü yönünde tespitte bulunulduğu, anılan davanın aşağıda yazılacağı üzere reddedilerek kesinleştiği anlaşılmaktadır.

Davacı taraf, gereksiz yere promosyon gönderilmesi ve müşterilerine geçmişe dönük olarak zam uyguladığı ve usulsüz faturalar kestiği için yazışmalar yolu ile davalıya şikayet ve uyarılarda bulunduğunu iddia etmekte ise de yapılmış ihtar, bildirim olmadığı, Acentelik sözleşmesinin davacı için çekilmez hale geldiğini ispatlar somut delil sunulmadığından davacının yaptığı fesih bildiriminin haklı nedene dayanmadığı sonucuna varılmaktadır.TTK'nın 122(3) Müvekkilin, feshi haklı gösterecek bir eylemi olmadan, acente sözleşmeyi feshederse, acente portföy tazminatı isteminde bulunamaz. Davacının fesih bildirimi haklı nedene dayanmadığı belirlendiğinden davacının davalıdan portföy tazminatı talep hakkı bulunmamaktadır.Davacı, denkleştirme tazminatı ve sabit giderlerin güncellenmiş alacaklarının yanı sıra tamamlanan işlere ilişkin ücret alacağını talep etmiştir.Bilirkişi incelemesinde davacının ticari defterlerinde davalıdan 170.616,86-TL alacaklı, davalının kayıtlarına göre 52.059,17-TL davalının davacıdan alacaklı bulunduğu tesbit edildiği, davacı tarafından eldeki dava açılmadan evvel davalı tarafından 95.000-TLbedelli senetlere dayalı başlatılan icra takiplerine karşı İstanbul 14.

ATM’nin 2017/239 esas ve İstanbul 12. ATM’nin 2017/293 esas sayılı dosyaları ile menfi tespit davaları açıldığı anlaşılmaktadır. Her iki davada verilen kararlar eksik inceleme nedeniyle istinaf incelemesinde kaldırıldığı, İstanbul 14 ATMnde açılan davanın kaldırma kararından sonra 2019/59 esas sayısını aldığı, istinaf kaldırma kararından sonra yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde, davacının pos cihazından ... Yayıncılık şirketinin davacı acenteye 112.834,91-TL ödeme yaptığı, bu ödemeyi davacı acentenin davalıya teslim etmediği, uhdesinde tuttuğu, eldeki menfi tespit davası açıldıktan sonra 24/03/2017 tarihinde davacı tarafından davalıya ödendiği belirlenmiştir. Bu gerekçeyle davacının İstanbul ...

İcra Dairesinin ... esas sayılı dava dosyasında açtığı menfi tesbit davasının reddine karar verildiği, istinaf edilmeksizin 09/09/2020 tarihinde kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır. Kesinleşen bu karar karşısında davacının hakedişten alacağının davalı defterlerinde davalının alacaklarından mahsup edildiği,davacının davalıya kesinleşen takipler nedeniyle halen borçlu bulunduğu gözetildiğinde, ancak menfi tesbit davalarında dikkate alınabileceği, hakediş alacağını bir dava ile talep etme hakkı bulunmadığının kabulü gerekir.Ayrıca davalı vekilinin sektör bilirkişine yönelik iddiaları soyut beyandan ibaret olduğundan dikkate alınmamıştır.Davacının diğer talepleri ise ; Bilirkişi ek raporunda detaylandırıldığı üzere, dükkan kirasından 29.973-TL,sarf malzeme giderlerinden 27.562-TL,araç tamir harcamalarından 19.479-TL,sabit telefon harcamalarından 13.256,57-TL, mazot harcamasından 6.081-TL ,işçilik ödemesinden 119.081-TL, sair giderler için 96.311-TL fark ödemesi gerektiğini ileri sürmektedir.

Ancak, davalı tarafından davacıya gönderilen 30.12.2016 tarihli mailde güncellemelerin 2012 yılında kaldırıldığı ,hakedişinden farkların kesildiği belirtilmiştir. Ek bilirkişi raporunda, kesinti tablolarında belirtilen tutarların hakediş tablolarına yansıtılarak kesintilerin yapıldığı, hakediş faturalarının bu tablolara göre düzenlendiği,sunulan işçi maliyetleri ve ödeme tabloları ile sair giderlere ait açıklama tablolarının davacıya ait bulunduğu davacının daha fazla maliyete katlandığına ilişkin bir bilgi sunmadığı tesbit edilmiştir. Cari hesap sözleşmesinde acentenin masraflarının 7 kalem halinde ,yakıt,kira ,personel,araç,vs sayıldıktan sonra masrafların ... tarafından belirleneceği hükmüne yer verilmiştir.

Davacı, daha fazla maliyete katlandığını ,ancak davalının bunu karşılamadığını sözleşmenin ilgili hükmü de dikkate alındığında yasal deliller ile kanıtlayamadığından bu kalemde isteklerinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. Ayrıca, acentelik sürecinde yapılan masraflara karşılık kesintilere bir itiraz yapılmadan uygulandığı anlaşılmakla yapılan masrafların karşılanma oranında karşılıklı mutabakat bulunduğunun kabulü gerekir.Açıklanan nedenlerle, karara karşı istinaf nedenleri yerinde olmayan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından yatırılan 54,40‬-TL harcın mahsubu ile kalan 373,2‬0-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde temyizi kabil olmak üzere oy birliği ile karar verildi.26/06/2024

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/146335 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.