6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Dava açılmadan önce borcun tamamen ödenmesi halinde hukuki yarar yokluğu

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/605 E. 2021/707 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Gerekçe özeti

İtirazın iptali davası açılmadan önce borçlu tarafından takip konusu borcun (icra masrafları ve vekalet ücreti dahil) tamamının ödenmiş olması halinde, alacaklının bu davayı açmakta hukuki yararı kalmaz; zira davanın amacı olan takibin devamı yoluyla alacağın tahsili sonucu zaten gerçekleşmiş olur. Alacaklının ödemeden haberdar edilmediği veya ödemeyi dava açıldıktan sonra öğrendiği yönündeki iddia, ödemenin dava tarihinden önce ve borcun tamamını kapsayacak şekilde yapılmış olması karşısında sonucu değiştirmez.

Ele alınan sorunlar

Dava açılmadan önce borcun tamamen ödenmesi nedeniyle hukuki yarar yokluğu → ret

İddia: Davacı vekili, davanın davalıların itirazlarını geri çekmeden ve yapılan ödeme müvekkiline icra müdürlüğünce ödenmeden açıldığını, bu nedenle borcun ödenmesinin davaya bir etkisinin bulunmadığını, takip dosyasındaki itirazların derdest olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz ettiği alacak olan normal bir eda davasıdır; mahkemenin verdiği karar maddi anlamda kesin hüküm teşkil eder. İİK 67 uyarınca dava genel hükümlere tabidir ve alacaklı alacağının varlığını her türlü delille ispat edebilir. Dava tahsil istemini de barındırdığından, borçlunun takip sonrası yaptığı ödeme iddialarının nazara alınması zorunludur; borçlu ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olmasa da bütün itiraz sebeplerini ileri sürebilir. Alacaklı tarafından itirazın iptali davası henüz açılmamışken borçlunun itiraza konu borcu kısmen veya tamamen ödemesini engelleyen bir yasa hükmü yoktur. Borçlu, dava açılmadan önce borcu tamamen öderse, alacaklının itirazın iptali davası açmasına gerek kalmaz ve böyle bir davayı açmakta hukuki yararı bulunmaz; zira itirazın iptali davasının amacı takibin devamını sağlamak, yani alacağın tahsilini elde etmektir ve bu sonuç borcun tamamen ödenmesiyle zaten gerçekleşmiş olur. Somut olayda davalı borçlu sigorta şirketi tarafından, davanın açıldığı tarihten bir gün önce icra masrafları ve vekalet ücretini de kapsayacak şekilde ödeme yapıldığı ihtilafsızdır. Davacının ödemeden haberdar edilmediği ve ödemeyi dava açıldıktan sonra öğrendiği yönündeki istinaf iddiası, ödemenin dava tarihinden önce ve borcun tamamını (icra masrafları ve vekalet ücreti dahil) kapsayacak şekilde yapılmış olması karşısında sonucu değiştirmez; artık davacının davayı açmakta hukuki yararının bulunduğundan bahsedilemez.

Gerekçe kaynağı: özgün

Dava şartı yokluğu nedeniyle ret halinde vekalet ücretinin AAÜT 7/2 uyarınca sınırlandırılması gerektiği → tartışılmadı

Gerekçe: Davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7/2. maddesi uyarınca tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere avukatlık ücretine hükmolunması gerektiği halde, ilk derece mahkemesince tarifedeki miktarı geçecek şekilde nisbi avukatlık ücreti takdir edilmesi hatalı olmuştur; ancak bu husus davacı vekili tarafından açıkça istinaf nedeni yapılmadığından sadece eleştirilmekle yetinilmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kararda, itirazın iptali davası açılmadan önce borçlu tarafından takip konusu borcun (masraf ve vekalet ücreti dahil) tamamen ödenmesi halinde davacının davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığı, alacaklının ödemeden haberdar olup olmamasının bu sonuca etkisinin bulunmadığı yönünde genel bir kural benimsenmiştir; bu husus BAM 12. Hukuk Dairesi'nin bölgesel ve ikna edici bir emsal değeri taşır.

Usul tespitleri

Dava şartı
Dava açılmadan önce takip konusu borcun tamamen ödenmiş olması halinde itirazın iptali davasının açılmasında hukuki yarar bulunmaz.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
itirazın iptali davası hukuki yarar dava şartı icra inkar tazminatı maddi anlamda kesin hüküm genel haciz yolu ile takip

Atıf yapılan mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) — İİK 67İİK 66İİK 67/1

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/605

KARAR NO 2021/707

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 12/01/2021

NUMARASI 2019/1003 Esas 2021/10 Karar

DAVA

İtirazın İptali

İSTİNAF KARAR TARİHİ 17/05/2021

Davacının davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığından davanın usulden reddine ilişkin kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, müvekkilinin Polonya/Elk ile Türkiye/Bursa arasında emtia taşımasında üst nakliyeci olarak yer aldığını, dava dışı alıcı ...A.Ş. firmasına ait brüt 21.960 Kg 22 rulo emprenyeli dekor kağıdı taşınması işinin alt nakliyeci davalı ... şirketi tarafından üstlenildiğini, emtianın nakliyeci yedinde iken 16.12.2018 tarihinde trafik kazası sebebi ile hasara uğradığını, eksperin incelemesinde 3.633 kg brüt emtianın zayi olduğunun tespit edildiğini, toplam hasarın 13.466,45-Euro olduğunu, zararda davalı ... şirketinin sorumluluğunun bulunduğunu, alacağın tahsili amacı ile icra takibi yapıldığını, davalı borçlunun takibe itiraz ederek takibin durduğunu, yapılan arabuluculuk görüşmelerinden de bir sonuç alınamadığını beyan ederek, davalının itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatının davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı ... şirketi vekili; müvekkil şirketin sigortacısı ... tarafından, İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyasında dava tarihinden önce borcun tamamının ferileriyle birlikte ödendiğini, dolayısıyla davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, bu sebeple davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesini talep ettiklerini, huzurdaki davanın 13.12.2019 tarihinde açıldığını, müvekkil şirketin sigortacısı ...A.Ş. tarafından 12.12.2019 tarihinde İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyasında mevcut borcun tüm ferileriyle birlikte ödendiğini, müvekkil ile dava dışı ... Limited Şirketi arasında dava konusu ürünlerin taşınmasına ilişkin olarak karayolu alt nakliye taşıma sözleşmesi yapıldığını, dava konusu ürünlerin taşınmasını alt nakliyeci ...Limited Şirketi'nin üstlendiğini, işbu davada müvekkilin taraf sıfatı bulunmadığını, bu sebeple huzurdaki davada müvekkil yönünden pasif husumet ehliyeti bulunmadığını, hasar bedelinden fiili nakliyeci ...

Limited Şirketi'nin sorumlu olduğunu, davacı tarafın, dava dilekçesinde açıkça müvekkile 5.047,69-Euro borcu bulunduğunu ikrar ederek, borcu takas ettiklerine dair beyanda bulunduğunu, somut vakıada takasın şartlarının oluşmadığını, davacı şirketin müvekkili şirketin aleyhine sebepsiz zenginleştiğini ifade ederek, öncelikle işbu davanın aktif ve pasif husumet yokluğu nedeniyle mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, icra dosyasının tetkikinde 12.12.2019 tarihli dosya kapak hesabında, dava açılmadan önce 12.12.2019 tarihinde 65.349,93 TL borcun ödendiği, her ne kadar 12/12/2019 tarihli kapak hesabında bakiye 215,92-TL bakiye kaldığı hesaplanmış ise de davanın asıl alacak üzerinden açıldığı, işlemiş faiz talebinin bulunmadığı, davalı ... tarafından dava değerinin üzerinde ödeme yapıldığı gerekçesiyle davacının eldeki davayı açmasında hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; bahse konu itirazın iptali davasının, davalıların itirazlarını geri çekmeden ve yapılan ödeme müvekkiline icra müdürlüğünce ödenmeden açıldığını, bu nedenle borcun ödenmesinin davaya bir etkisinin bulunmadığını, takip dosyasındaki itirazların derdest olduğunu ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.

GEREKÇE

Dava, genel haciz yolu ile takipte ödeme emrine itirazın iptali ve takibin devamı istemine ilişkindir.Öncelikle belirtilmelidir ki itirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan normal bir eda davasıdır. Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi davanın kabulü halinde borçlu da alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır. Bu nedenle mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır.Yasal dayanağını İcra ve İflas Kanunu’nun 67.maddesinden alan itirazın iptali davası, alacaklının icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nın 66.

maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlamaktadır. Takip hukukundan doğan bu davada tespit edilecek husus, borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazında haklı olup olmadığının belirlenmesidir. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK m. 67/1). Alacaklı, alacağının varlığını 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre caiz olan her türlü delil ile ispat edebilir. Dava, özünde tahsil istemini de barındırmakla burada borçlunun takip sonrası yaptığı ödeme iddialarının da nazara alınması zorunludur. Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olup olmamasına bakılmaksızın, bütün itiraz sebeplerini ileri sürebileceğinden mahkemenin borcun sonradan ödendiği itirazını araştırarak, ödemenin takip konusu alacakla ilgili olduğunu belirlemesi halinde alacaklının dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarı üzerinden hüküm kurması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır.Hemen belirtilmelidir ki, alacak miktarının takip ya da dava tarihindeki koşullara göre belirlenmesinin, itirazın iptali davasında hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminat türü olan ve bağımsız bir dava konusu yapılamayan icra inkar tazminatının miktarına da etkili olacağı açıktır.

Henüz alacaklı tarafından itirazın iptali davasının açılmadığı bir evrede borçlunun itiraza konu borcu kısmen veya tamamen ödemesi mümkündür ve bunu engelleyen herhangi bir yasa hükmü yoktur. Borçlu itirazın iptali davası açılmamış iken, itirazına konu borcu tamamen öderse, alacaklının itirazın iptali davası açmasına gerek kalmayacak ve böyle bir davayı açmakta hukuki yararı bulunmayacaktır. Zira, itirazın iptali davası açılmasında amaç, itiraz nedeniyle kanun gereğince kendiliğinden durmuş olan takibin devamını sağlamaktır. Takibin devamı yoluyla elde edilecek olan sonuç (alacağın tahsili), borçlunun tüm borcu ödemesiyle zaten gerçekleşmiş olacağına göre gerçekleşmiş olan bu sonucu sağlamak üzere bir dava açılmasında hukuki yarar bulunmayacaktır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 03/05/2017 gün 2017/11-80 E., 2017/889 K.;

18. 04.2007 gün ve 2007/19-159 E., 2007/220 K.;

04. 07.2007 gün ve 2007/13-453 E., 2007/453 K;

19. 10.2011 gün ve 2011/19-532 E., 2011/640 K.;

09. 02.2011 gün ve 2011/13-29 E., 56 K. sayılı kararları). Somut olayda, davacı tarafından 8398,08-Euro asıl alacak, 158,76 Euro işlemiş faiz alacağı için 16/07/2019 tarihinde icra takibi başlatılmış olup, davalı borçlu ... şirketi tarafından 30/07/2019, davalı borçlu sigorta şirketi tarafından 22/07/2019 tarihinde borca süresinde itiraz edildiği, davalı ... tarafından davacı alacaklıya iş bu davanın açıldığı 13/12/2019 tarihinden önce 12/12/2019 tarihinde 65.349,93-TL ödeme yapıldığı ihtilaf dışıdır.Davacı, yapılan ödemeden haberdar edilmediklerini, ödemeyi davanın açılmasından sonra aldıklarını ileri sürerek istinaf kanun yoluna başvurulmuşsa da, davalı borçlu sigorta şirketi tarafından iş bu itirazın iptali davasının açıldığı tarihten bir gün önce icra masrafları ve vekalet ücretini de kapsayacak şekilde ödeme yapıldığından, artık davacının iş bu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğundan bahsedilemez.

Bu nedenle mahkemece anılan gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Buna karşılık davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7/2. Maddesi uyarınca tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere avukatlık ücretine hükmolunması gerektiği halde tarifedeki miktarı geçecek şekilde nisbi avukatlık ücreti takdir edilmesi hatalı olmuş ise de bu husus davacı vekili tarafından açıkça istinaf nedeni yapılmadığından eleştirmekle yetinilmiştir. Açıklanan nedenlerle, HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda, hükümde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına,İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.17/05/2021

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/140191 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.