6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Kesin yetki hâlinde şirket ortakları arası uyuşmazlıkta yetki sözleşmesi geçersizliği

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/847 E. 2021/1347 K. · · İlk derece: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptalikaldırma ve esas hakkında yeniden hükümTemyiz yolu açık

★ EmsalGörev ve yetkiDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Davacının nitelemesi: Hisse Satış Sözleşmesinden Kaynaklanan Cezai Şart Alacağı ≠ mahkeme dalı · davacı çerçevesi: Ticari satım

Gerekçe özeti

Bir ortaklık ilişkisinden (hisse devir sözleşmesinden) doğan uyuşmazlıklarda HMK 14 uyarınca şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir; kesin yetki hâlinde taraflar yetki sözleşmesiyle başka bir mahkemeyi veya icra dairesini yetkili kılamaz, sözleşmedeki böyle bir yetki hükmü geçersizdir. Kesin yetkiye aykırı icra dairesinde başlatılan takibe dayalı itirazın iptali davasında, kesin yetkili icra dairesinde takip bulunmadığı gerekçesiyle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekir; bu husus kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemece re'sen gözetilir.

Ele alınan sorunlar

İcra takibinin yetkili icra dairesinde açılıp açılmadığı ve yetki sözleşmesinin kesin yetki karşısındaki geçerliliği → kabul

İddia: Davacılar vekili, sözleşmedeki yetki maddesinin ilk derece mahkemesince dikkate alınmadığını, sözleşmenin Türk kanunlarına tabi olduğunun kararlaştırıldığını, yabancılık unsuru bulunmadığını ve şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkili olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

Gerekçe: İtirazın iptali davalarında hem icra dairesinin yetkisine hem de mahkemenin yetkisine itiraz edilmesi halinde İİK 50 uyarınca öncelikle icra dairesinin yetkisi incelenir. HMK 14 uyarınca özel hukuk tüzel kişilerinin ortaklık veya üyelik ilişkileriyle sınırlı olarak bir ortağına karşı veya ortağın bu sıfatla diğerlerine karşı açacağı davalarda, tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir; kesin yetki hâlinde genel yetki ve kesin olmayan yetki kuralı uygulanmaz, yetki sözleşmesi yapılamaz (HMK 18). İcra takibine konu alacak, dava dışı şirketin ortakları olan taraflar arasındaki hisse devir sözleşmelerinden kaynaklanmakta olup uyuşmazlığın temeli bu şirketin ortaklık ilişkisinden doğmuştur; bu nedenle HMK 14 anlamında kesin yetki söz konusudur. Kesin yetki hâlinde takibin yetkili icra dairesinde başlatılıp başlatılmadığı kamu düzenine ilişkin olup re'sen incelenir. Sözleşmelerde Londra ve Zürih mahkemelerini/icra dairelerini yetkili kılan hükümler, kesin yetki kuralı karşısında geçersizdir; ilk derece mahkemesinin bu yetki sözleşmelerine dayanarak yetkisizlik sonucuna ulaşması isabetsizdir. Şirket merkezi Çankaya/Ankara'da olduğundan kesin yetkili icra daireleri Ankara İcra Daireleridir; oysa takip İstanbul'da başlatılmıştır. Ankara İcra Dairelerinde başlatılmış bir takip bulunmadığından, dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekir; kesin olmayan yetki düzenlemelerine göre yetkili icra dairesinin belirlenmesi isabetsizdir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Şirket ortakları arasında hisse devir sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda HMK 14 kapsamında kesin yetki bulunduğu ve bu hâlde yetki sözleşmesi yapılamayacağı, icra takibinin de kesin yetkili yer icra dairesinde başlatılması gerektiği yönündeki tespit, benzer ortaklık ilişkisinden kaynaklanan yetki uyuşmazlıklarında ikna edici emsal niteliği taşır.

Usul tespitleri

Yetkili mahkeme
Özel hukuk tüzel kişilerinin ortaklık veya üyelik ilişkileriyle sınırlı olarak bir ortağına karşı veya ortağın bu sıfatla diğerlerine karşı açacağı davalarda, tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi HMK 14 uyarınca kesin yetkilidir; bu hâlde taraflar yetki sözleşmesiyle başka bir mahkemeyi veya icra dairesini yetkili kılamaz.
Dava şartı
Kesin yetkili icra dairesinde başlatılmış geçerli bir icra takibinin bulunması

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kesin yetki yetki sözleşmesi itirazın iptali dava şartı ortaklık ilişkisinden doğan dava icra dairesinin yetkisi

Atıf yapılan mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 14HMK 17(1)HMK 18(1)HMK 353(1)b-2HMK 361/1 · 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) — İİK 50 · 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 7

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/847

KARAR NO 2021/1347

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 19/02/2021

NUMARASI 2020/366 Esas - 2021/164 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Hisse Satış Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 23/09/2021

İcra takibinin yetkisizliği nedeniyle davanın usulden reddine ilişkin kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacılar vekili; müvekkillerinin davalıdan olan alacağının tahsili için İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile takibe başlandığını, davalının takibe haksız olarak itirazda bulunarak takibi durdurduğunu, taraflar arasında yapılan 13/05/2015 tarihli münferit hisse satış sözleşmesinin cezai hüküm başlıklı 8.1 maddesinde "taraflardan biri bu sözleşme kapsamındaki yükümlülüğünü yerine getirmezse diğer tarafa cezai şart ödeyeceğinin" belirtildiğini, taraflar arasında yapılan 13/05/2015 tarihli hisse satış sözleşmesinin 9.2 maddesinde de "taraflardan biri bu sözleşme kapsamındaki yükümlülüğünü yerine getirmezse ihlal eden tarafın diğer tarafa cezai şart ödeyeceğinin" belirtildiğini, davalı tarafın hisse satış bedelini ödemediğini, ...

şirketini geliştirmek için yapılandırma yapmadığını, projenin geliştirilmesi için şirkete kredi niteliğinde borç vermediğini, genel kurulu toplamadığını, sözleşmedeki yükümlülükleri yerine getirmediğini, bu nedenle kararlaştırılan cezai şartı davalı tarafın ödemekle yükümlü olduğunu belirterek, davalının itirazının iptali ile müvekkili lehine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; yabancı uyruklu davacılar bakımından teminat alınması gerektiğini, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, münferit hisse satış sözleşmesinin 9.1 maddesi uyarınca davanın tahkim şartı nedeniyle reddi gerektiğini, münferit hisse satış sözleşmesinin 10. maddesinde yargı yeri Zürih Mahkemesi olduğu gibi hisse satış sözleşmesinin 10. maddesinde de Londra Mahkemelerinin yetkili kılındığını, bu nedenle davanın yetki şartı nedeniyle reddi gerektiğini, davacıların davaya konu sözleşmeler evvelinde ...'nın tüm hisselerinin sahibi olduklarını, adı geçen şirketin tek faaliyet konusu ve mal varlığının Taurus Rüzgâr Enerji Santrali Projesi olduğunu, şirketin sözleşmenin imzası anında ...

kuruluşu için hiçbir lisans ve izin sahibi olmadığını, ön lisans alınmadığından sözleşmenin ifasının mümkün olmadığını, davacıların şirket faaliyetlerini akamete uğrattıklarını, borca batık olan sözleşme konusu şirketin ... ihalesine katılmasının mümkün olmadığını, sözleşmedeki cezai şart hükmünün ahlaka aykırı olması nedeniyle yok hükmünde olduğunu, sözleşmenin ifa imkanı kalmadığından sözleşmeyle belirlenen asıl borç geçersiz olup cezai şartın da geçersiz hale geldiğini, ayrıca cezai şart fahiş olduğundan tenkisi gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; ihtilaf konusu olan 13/05/2015 tarihli hisse satış sözleşmesinin 10. maddesine göre, sözleşmenin İngiltere kanunlarına tabi olduğu ve bu sözleşmenin uygulanmasından doğacak her türlü ihtilaf vukuunda Londra Mahkemelerinin yetkili olduğunun belirtildiği, sözleşmeye HMK'nın 17. maddesi gereğince yetki şartı konulduğundan, takibin sözleşmede belirlenen icra dairesinde başlatılması gerektiği, 13/05/2015 tarihli hisse satış sözleşmesinin tarafları da tacir olduklarından TTK'nın 7. maddesi gereğince sözleşmedeki yetki şartı davacılar için de geçerli olup, davalı borçlu tarafça icra takibine yönelik yetki itirazının da süresinde yapıldığı anlaşılmakla, alacaklı tarafından yapılan icra takibinin yetkisiz icra dairesinde yapıldığı, yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir icra takibi dava şartı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Davacılar vekili; mahkemece taraflar arasındaki münferit hisse satış sözleşmesindeki yetki maddesinin dikkate alınmadığını, bunun nedeninin de gerekçeli kararda açıklanmadığını, 13.05.2015 tarihli münferit hisse satış sözleşmesinin 9.1 maddesinde sözleşmenin Türk kanunlarına tabi olduğunun belirtilmesi nedeniyle uyuşmazlığın da Türk Mahkemelerinde çözülmesinin zorunlu olduğunu, sözleşmenin yabancılık unsuru içermediğini, hisse devri yapılan şirketin Türkiye'de olduğunu ve devirlerin de Türkiye'de yapıldığını, bu nedenle şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkili olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, anonim şirket hisse devri sözleşmesinden kaynaklanan cezai şart alacağına dayalı takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacılar ve davalının şirket merkezi Ankara 'da bulunan ... AŞ nin tüm paydaşları olduğu anlaşılmaktadır. Uyuşmazlık taraflarca imzalanan aynı tarihli iki ayrı hisse devir sözleşmesinde bulunan yetki şartlarının geçerli olup olmadığı noktasındadır. Sözleşmelerde Londra Mahkemeleri ve Zürih Mahkemeleri yetkili kılınmıştır. HMK 17(1) maddesi " tacirler ve kamu tüzel kişileri ,aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında ,bir veya birden fazla yetkili mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler.Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır" HMK 18(1) maddesi ise "Tarafların üzerinde tasarruf edemeyecekleri konular ile kesin yetki hallerinde ,yetki sözleşmesi yapılamaz"hükmünü haizdir.

İtirazın iptali davalarında hem icra dairesinin yetkisine hem de mahkemenin yetkisine itiraz edilmesi durumunda İİK'nın 50. maddesi uyarınca öncelikle icra dairesinin yetkisinin incelenmesi gerekmektedir. HMK'nın 14. maddesi uyarınca özel hukuk tüzel kişilerinin, ortaklık veya üyelik ilişkileriyle sınırlı olmak kaydıyla, bir ortağına veya üyesine karşı veya bir ortağın yahut üyenin bu sıfatla diğerlerine karşı açacakları davalar için, ilgili tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir. Kesin yetkinin bulunduğu hallerde genel yetki ve kesin olmayan yetki kuralı uygulanmaz. Yetki sözleşmesi de yapılamaz. Davacı satıcılar ile davalı alıcı ... arasında, davacılara ait ... şirketi hisselerinin kısmen davalıya satışı konusunda 13.05.2015 tarihli münferit hisse sözleşmesinin 9.

maddesinde ise "sözleşme Türk kanunlarına tabi olup, sözleşmenin uygulanmasından doğacak her türlü ihtilaf vukuunda Zürih Ticaret Mahkemelerinde tahkimde çözüleceğinin" kararlaştırıldığı; yine aynı tarihli sözleşmenin 10. maddesinde ise "sözleşme İngiltere kanunlarına tabi olup, sözleşmenin uygulanmasından doğacak her türlü ihtilaf vukuunda Londra Mahkemelerinin yetkili olduğunun" kararlaştırıldığı; davacılar tarafından cezai şart alacağının tahsili istemiyle İstanbul ...İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile başlatılan takibe karşı, davalı tarafça yasal sürede icra dairesinin yetkisine ve borca itiraz edilmiştir. İcra takibine konu alacak dava dışı ... AŞ'nin ortakları olan taraflar arasındaki hisse devir sözleşmelerinden kaynaklanmakta olup, uyuşmazlığın temeli bu şirketin ortaklık ilişkisinden doğmuştur.

Kesin yetki hallerinde; takibin yetkili icra dairesinde başlatılıp başlatılmadığı kamu düzenine ilişkin olduğundan re'sen incelenmesi gerekmektedir.Kesin yetki halinde yetki sözleşmesi yapılamayacağı gözetilmeden Londra Mahkemeleri ve icra dairelerinin yetkili olduğu gerekçesiyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Uyuşmazlığa konu ...AŞ'nin şirket merkezi ise Çankaya/Ankara'da olup,icra takibi ise İstanbul'da başlatılmış olmakla, İstanbul İcra Daireleri yetkisizdir. Bu durumda kesin yetkili bulunan Ankara İcra Dairelerinde başlatılmış bir takip bulunmadığından, davanın bu gerekçeyle dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, kesin olmayan yetki düzenlemelerine göre yetkili icra dairesinin belirlenmesi isabetsiz olup, ilk derece mahkemesi kararı bu nedenle yerinde değildir.

(Yargıtay 11.HD nin 2019/4113 esas -2020/2255 karar sayılı 2.3.2020 tarihli ilamı aynı yöndedir.) Açıklanan nedenlerle; davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, belirtilen hata/eksiklik nedeniyle yeniden yargılama gerektirmediğinden, ilk derece mahkemesi kararının yeniden karar verilmesine "yetkili icra dairesinde takip yapılmadığından, itirazın iptali davasının usulden reddine" karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/366 Esas- 2021/164 Karar sayılı 19/02/2021 tarihli kararının, HMK.'nun 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Yetkili icra dairesinde takip yapılmadığından itirazın iptali davasının REDDİNE" İlk Derece yargılamasına ilişkin olarak; "Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 59,30-TL karar ve ilam harcının mahkeme veznesine yatırılan 302.827,89-TL peşin harçtan mahsubu ile fazla olan 302.768,59- TL harcın talep halinde karar kesinleştiğinde davacılara iadesine, Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Davalı vekili için takdir olunan 4.080- TL vekalet ücretinin davacılardan tahsil edilerek davalıya verilmesine," Davacılar tarafından yatırılan 59,30-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendilerine iadesine, Davacılar tarafından yapılan istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 23/09/2021

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/136398 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

⚠ Bu istinaf çizgisi Yargıtay'ca (kısmen ya da tamamen) bozulmuştur — bölgesel emsal değeri bu yönüyle sınırlıdır.

Bozuldu

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/8626 E. 2023/2504 K. · Bozuldu

Henüz ortak olmayan alıcıya karşı HMK 14 kesin yetkisi uygulanmaz

Gerekçe özeti

Özel hukuk tüzel kişisinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesini kesin yetkili kılan kural, yalnızca ortaklık veya üyelik ilişkisiyle sınırlı olarak bir ortağa/üyeye karşı veya bir ortağın bu sıfatla diğerlerine karşı açtığı davalarda uygulanır; hisse devrine ilişkin sözleşmeden doğan alacak için, henüz ortaklık sıfatını kazanmamış davalıya karşı açılan davada bu kesin yetki kuralından söz edilemez. Kesin yetki bulunmadığına göre, sözleşmedeki tahkim şartına dayanan tahkim itirazının değerlendirilmesi ve varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekir.

Emsal değeri

HMK 14'teki kesin yetki kuralının ortaklık sıfatını henüz kazanmamış davalı bakımından uygulanamayacağı ve bu hâlde tahkim itirazının değerlendirilmesi gerektiği yönünde bağlayıcı bir Yargıtay tespitini içerir.

Kavramlar: kesin yetki yetki sözleşmesi tahkim itirazı itirazın iptali ortaklık sıfatı cezai şart

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2021/8626 E.  ,  2023/2504 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2021/847 Esas, 2021/1347 Karar

HÜKÜM

Kabul

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2020/366 E., 2021/164 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacılar vekili ve duruşma istemi olmaksızın davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 18.04.2023 günü hazır bulunan davacılar vekili Av. ... ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalının taraflar arasında akdedilen 13.05.2015 tarihli münferit hisse satış sözleşmeye aykırı davrandığını, cezai şart ödemesi gerektiğini, alacağın tahsili için başlatılan takibe itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini istemiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; sözleşmede tahkim ve yetki şartı bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hisse satış sözleşmesinin 10 uncu maddesine göre, sözleşmenin İngiltere kanunlarına tabi olduğu ve bu sözleşmenin uygulanmasından doğacak her türlü ihtilaf vukuunda Londra Mahkemelerinin yetkili olduğunun belirtildiği, sözleşmeye 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un (6100 sayılı Kanun) 17 nci maddesi gereğince yetki şartı konulduğundan, takibin sözleşmede belirlenen icra dairesinde başlatılması gerektiği, sözleşmenin tarafları da tacir olduklarından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun'un 7 nci maddesi gereğince sözleşmedeki yetki şartının davacılar için de geçerli olduğu, yetki itirazının süresinde yapıldığı, alacaklı tarafından yapılan icra takibinin yetkisiz icra dairesinde yapıldığı, yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir icra takibi dava şartının bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece taraflar arasındaki münferit hisse satış sözleşmesindeki yetki maddesinin dikkate alınmadığını, bunun nedeninin de gerekçeli kararda açıklanmadığını, 13.05.2015 tarihli münferit hisse satış sözleşmesinin 9.1 maddesinde sözleşmenin Türk kanunlarına tabi olduğunun belirtilmesi nedeniyle uyuşmazlığın da Türk Mahkemelerinde çözülmesinin zorunlu olduğunu, sözleşmenin yabancılık unsuru içermediğini, hisse devri yapılan şirketin Türkiye'de olduğunu ve devirlerin de Türkiye'de yapıldığını, bu nedenle şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkili olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar ve davalının şirket merkezi Ankara 'da bulunan ATG Altaventa.. AŞ'nin tüm paydaşları olduğu, uyuşmazlığın aynı tarihli iki ayrı hisse devir sözleşmesinde bulunan yetki şartlarının geçerli olup olmadığı noktasında toplandığı, Sözleşmelerde Londra Mahkemeleri ve Zürih Mahkemelerinin yetkili kılındığı, 6100 sayılı Kanun'un 17 nci maddesinde tacirler ve kamu tüzel kişileri aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında bir veya birden fazla yetkili mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabileceklerinin, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça davanın sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılabileceğinin, 18 inci maddesinde ise tarafların üzerinde tasarruf edemeyecekleri konular ile kesin yetki hallerinde yetki sözleşmesi yapılamayacağının düzenlendiğini, itirazın iptali davalarında hem icra dairesinin yetkisine hem de mahkemenin yetkisine itiraz edilmesi durumunda öncelikle icra dairesinin yetkisinin incelenmesinin gerektiğini, 6100 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesi uyarınca özel hukuk tüzel kişilerinin, ortaklık veya üyelik ilişkileriyle sınırlı olmak kaydıyla, bir ortağına veya üyesine karşı veya bir ortağın yahut üyenin bu sıfatla diğerlerine karşı açacakları davalar için ilgili tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkili olduğu, kesin yetkinin bulunduğu hallerde genel yetki ve kesin olmayan yetki kuralının uygulanmayacağı, yetki sözleşmesi de yapılamayacağı, davacı satıcılar ile davalı alıcı ...

arasında, davacılara ait ATG Altaventa şirketi hisselerinin kısmen davalıya satışı konusunda 13.05.2015 tarihli münferit hisse sözleşmesinin 9 uncu maddesinde sözleşmenin Türk kanunlarına tabi olduğu, sözleşmenin uygulanmasından doğacak her türlü ihtilafın vukuunda Zürih Ticaret Mahkemelerinde tahkimde çözüleceğinin kararlaştırıldığı, yine aynı tarihli sözleşmenin 10 uncu maddesinde ise sözleşmenin İngiltere kanunlarına tabi olduğu, sözleşmenin uygulanmasından doğacak her türlü ihtilaf vukuunda Londra Mahkemelerinin yetkili olduğunun kararlaştırıldığı, davacılar tarafından cezai şart alacağının tahsili istemiyle başlatılan takibe karşı, davalı tarafça yasal sürede icra dairesinin yetkisine ve borca itiraz edildiği, icra takibine konu alacağın dava dışı ATG Altaventa...A.Ş.'nin ortakları olan taraflar arasındaki hisse devir sözleşmelerinden kaynaklandığı, uyuşmazlığın temelinin bu şirketin ortaklık ilişkisinden doğduğu, kesin yetki hallerinde takibin yetkili icra dairesinde başlatılıp başlatılmadığı kamu düzenine ilişkin olduğundan re'sen incelenmesi gerektiği, kesin yetki halinde yetki sözleşmesi yapılamayacağı gözetilmeden Londra Mahkemeleri ve icra dairelerinin yetkili olduğu gerekçesiyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, uyuşmazlığa konu ATG Altaventa...A.Ş.'nin şirket merkezinin ise Çankaya/Ankara'da olduğu, icra takibinin ise İstanbul'da başlatıldığı, İstanbul İcra Dairelerinin yetkisiz olduğu, bu durumda kesin yetkili bulunan Ankara İcra Dairelerinde başlatılmış bir takip bulunmadığından davanın bu gerekçeyle dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, kesin olmayan yetki düzenlemelerine göre yetkili icra dairesinin belirlenmesinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden karar verilmesine yetkili icra dairesinde takip yapılmadığından itirazın iptali davasının usulden reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf talepleri kabul edilmesine rağmen lehlerine vekâlet ücreti verilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; tahkim itirazlarının görülmediğini, icra takibine dayanak gösterilen sözleşmenin 13.05.2015 tarihli münferit hisse satış sözleşmesi olduğunu, bu sözleşmeye göre yetkili mahkemenin Zurıch olarak belirlendiğini, hem icra dairesi hem de mahkeme yönünden yetki itirazlarının bulunduğunu, davacının dayandığı diğer sözleşmede ise sözleşmenin İngiltere Kanunlarına tabi olduğunun ve ihtilaf vukuunda Londra Mahkemelerinin yetkili olacağının kararlaştırıldığını, dolayısıyla hangi sözleşme esas alınır ise alınsın davanın yetki şartı sebebiyle usulde reddi gerektiğini, ancak 6100 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesine dayanılarak Ankara İcra Dairelerinin yetkili gösterilmesinin hatalı olduğunu, dava konusu edilen sözleşme ortaklık kurmaya ilişkin olduğunu henüz ortada bir ortaklık kapsamında bir hukuki ilişki olmadığını ileri sürerek arz edilen ve re'sen gözetilecek sebeplerle kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, cezai şart alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu 67 nci maddesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 14 ncü maddesi

3. Değerlendirme

1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Davaya konu icra takibinin ekinde yer alan ve davacıların dava dışı ATG Altaventa A.Ş.'de bulunan hisselerinin davalı şirkete devrine ilişkin şartlar hususların düzenlendiği 13.05.2015 tarihli münferit hisse satış sözleşmesinin 9.1 nci maddesinde sözleşmenin Türk kanunlarına tabi olduğu ve sözleşmenin uygulanmasından doğacak her türlü ihtilafın Zurıch Ticaret Mahkemelerinde tahkimde çözüleceği kararlaştırılmıştır.

3.6100 sayılı Kanun'un 14 ncü maddesi gereğince özel hukuk tüzel kişilerinin, ortaklık veya üyelik ilişkileriyle sınırlı olmak kaydıyla, bir ortağına veya üyesine karşı veya bir ortağın yahut üyenin bu sıfatla diğerlerine karşı açacakları davalar için, ilgili tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir.

4.Anılan kesin yetki kuralının özel hukuk tüzel kişilerinin, ortaklık veya üyelik ilişkileriyle sınırlı olmak kaydıyla, bir ortağına veya üyesine karşı veya bir ortağın yahut üyenin bu sıfatla diğerlerine karşı açacakları davalar için uygulama yeri bulunmakta olup somut olayda davalı şirket henüz ortaklık sıfatını haiz olmadığından kesin yetki kuralından bahsetmek mümkün değildir.

5. Bu itibarla davalının tahkim itirazının değerlendirilmesi ve varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1. Davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacılardan alınarak davalı yararına verilmesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz eden davacılara yükletilmesine,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalıya iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

27.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.