Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/588 E. 2015/6336 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
konkordato↗ sigorta acenteliği↗ acentelik sözleşmesi↗ acente↗ acentelik↗ iflas↗ taahhütname↗ kusur↗ cy/cy kaydı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, 5684 sayılı Sigortacılık Yasası'nın 23. maddesinde sigorta acenteliği yapmak isteyenlerin Türkiye Odalara ve Borsalar Biriliği'nce tutulan levhaya yazılı olmasını şart koştuğu, davacının İzmir Ticaret Odasına 30.09.2009 tarihinde başvurarak 5684 Sayılı Yasaya göre TOBB levhasına kayıt olabilmesi için ön kayıt yaptırdığı, 40823 sırayı aldığı, bu belgenin ekinde sicil tastiknamesi, vergi levhası, iflas ve konkortado kaydının bulunmadığına ilişkin belge, taahhütname, adli Sicil kaydı ve diğer belgelerin verildiği, ancak davacı şirket yetkilisinin sabıka kaydı bulunması nedeniyle işlemin uzun süre gerçekleşemediği, en sonunda 26.01.2010 tarihinde davacı şirketin levhaya kayıt edildiği, davacının bu yasa uyarınca levhaya kayıt yaptırmasının gerekli olduğunu bilmesine, bu konuda davalı tarafından uyarılmasına rağmen ancak 30.09.2009 tarihinde başvuruda bulunduğu, bu nedenle sözleşmenin davalı tarafından feshinin haklı olduğu, acentelik sözleşmesi ve 5684 sayılı Yasa'nın 23/16. maddesinde sözleşmenin acente tarafından haklı bir nedene dayanılmaksızın fesh edilmesi veya sözleşmenin kendi kusuru ile feshine neden olması halinde tazminat taleplerinin düşeceğinin belirtildiği gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 17/10/2014 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/11823 E. 2014/15920 K.
Ortak:konkordato · sigorta acenteliği · acentelik sözleşmesi · acente · acentelik · iflas · taahhütname · kusur · Tazminat
İncelediğiniz karardaMahkemece, 5684 sayılı Sigortacılık Yasası'nın 23. maddesinde «sigorta acenteliği» yapmak isteyenlerin Türkiye Odalara ve Borsalar Biriliği'nce tutulan levhaya yazılı olmasını şart koştuğu, davacının İzmir Ticaret Odasına 30.09.2009 tarihinde başvurarak 5684 Sayılı Yasaya göre TOBB levhasına kayıt olabilmesi için ön kayıt yaptırdığı, 40823 sırayı aldığı, bu belgenin ekinde sicil tastiknamesi, vergi levhası, «iflas» ve «konkortado» «kaydının» bulunmadığına ilişkin belge, «taahhütname», adli Sicil kaydı ve diğer belgelerin verildiği, ancak davacı şirket yetkilisinin sabıka kaydı bulunması nedeniyle işlemin uzun süre gerçekleşemediği, en sonunda 26.01.2010 tarihinde davacı şirketin levhaya kayıt edildiği, davacının bu yasa uyarınca levhaya kayıt yaptırmasının gerekli olduğunu bilmesine, bu konuda davalı tarafından uyarılmasına rağmen ancak 30.09.2009 tarihinde başvuruda bulunduğu, bu nedenle sözleşmenin davalı tarafından feshinin haklı olduğu, «acentelik sözleşmesi» ve 5684 sayılı Yasa'nın 23/16. maddesinde sözleşmenin «acente» tarafından haklı bir nedene dayanılmaksızın fesh edilmesi veya sözleşmenin kendi «kusuru» ile feshine neden olması halinde tazminat taleplerinin düşeceğinin belirtildiği gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyizi ü …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 5684 Sayılı Sigortacılık Yasası'nın 23. maddesinde «sigorta acenteliği» yapmak isteyenlerin Türkiye Odalara ve Borsalar Biriliği'nce tutulan levhaya yazılı olmasını şart koştuğu, davacının İzmir Ticaret Odasına 30.09.2009 tarihinde başvurarak 5684 Sayılı Yasaya göre TOBB levhasına kayıt olabilmesi için ön kayıt yaptırdığı, 40823 sırayı aldığı, bu belgenin ekinde sicil tastiknamesi, vergi levhası, «iflas» ve «konkortado» «kaydının» bulunmadığına ilişkin belge, «taahhütname», adli Sicil kaydı ve diğer belgelerin verildiği, ancak davacı şirket yetkilisinin sabıka kaydı bulunması nedeniyle işlemin uzun süre gerçekleşemediği, en sonunda 26.01.2010 tarihinde davacı şirketin levhaya kayıt edildiği, davacının bu yasa uyarınca levhaya kayıt yaptırmasının gerekli olduğunu bilmesine, bu konuda davalı tarafından uyarılmasına rağmen ancak 30.09.2009 tarihinde başvuruda bulunduğu, bu nedenle sözleşmenin davalı tarafından feshinin haklı olduğu, «acentelik sözleşmesi» ve 5684 sayılı Yasa'nın 23/16. maddesinde sözleşmenin «acente» tarafından haklı bir nedene dayanılmaksızın fesh edilmesi veya sözleşmenin kendi «kusuru» ile feshine neden olması halinde tazminat taleplerinin düşeceğinin belirtildiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında düzenlene «acentelik sözleşmesinin» davalı sigorta şirketi tarafından tek taraflı olarak feshedildiği, «fesih» gerekçesi olarak davacı acentenin levhaya kayıt işlemini yapmamasının gösterildiği dosya kapsamı itibari ile çekişmesiz olup, davaya konu uyuşmazlığın çözümünde davalı sigorta şirketi tarafından yapılan fesih işleminin haklı nedene dayanıp dayanmadığı önem taşımaktadır.
Davacı vekili, 5684 sayılı Sigortacılık Kanun'un ve bu kanunun 23. maddesi kapsamında düzenlenen yönetmelik kapsamında, «sigorta acentelerinin» levhaya kayıt yaptırmalarının zorunlu olduğunu, bu kapsamda müvekkilinin de başvuru işlemlerini gerçekleştirip levhaya kayıt yaptırdığını, başvuru ve kayıt işlemin …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kısıtlılık · fesih · ihtar · ihtarname · eksik inceleme
Benzer bu karardaBu kapsamda, mahkeme kararında davacının davalı «ihtarına» uymadığı ve kayıt işlemlerine ihtar ve mevzuata rağmen geç başladığı gerekçesine yer verilmişse de davaya konu edilen feshin haklılığını tespit yönünden, davalının ikinci «ihtarnamesinden» önce davacının başvurusunu yaptığı hususu da dikkate alınarak; söz konusu başvuru ve kayıt işlemlerinin geç yapılmasının tarafların faaliyet konusu olan sigortacılık işlemlerine etki edip etmediği, bu süre zarfında poliçe tanzimine ilişkin «kısıtlama» ve engellerin bulunup bulunmadığı, değinilen mevzuat kapsamında levhaya kayıt işlemlerine yönelik olarak zaman sınırlaması olup olmadığı hususlarının da tartışılma …
Taraflar arasında düzenlene «acentelik sözleşmesinin» davalı sigorta şirketi tarafından tek taraflı olarak feshedildiği, «fesih» gerekçesi olarak davacı acentenin levhaya kayıt işlemini yapmamasının gösterildiği dosya kapsamı itibari ile çekişmesiz olup, davaya konu uyuşmazlığın çözümünde davalı sigorta şirketi tarafından yapılan fesih işleminin haklı nedene dayanıp dayanmadığı önem taşımaktadır.
Nitekim, dosyada mevcut 18.02.2009 tarihli «ihtar» ile davacı «acentenin» kayıt işlemini yaptırması talep edilmiş, bunun mümkün olmaması üzerine ikinci bir ihtar ile 26.11.2009 tarihine kadar kayıt işlemlerinin tamamlanması talep edilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, açıklanan hususların, gerekirse kayıt işlemlerinin yapıldığı TOBB, Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı ve diğer kurumlardan sorulmak suretiyle tespiti ve oluşacak kanaate göre sonuca gidilmesi gerekirken, konunun uzmanı olmayan mali müşavir bilirkişiden alınan rapor doğrultusunda, «eksik inceleme» ile davanın reddi yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/909 E. 2019/446 K.
Ortak:sigorta acenteliği · acentelik sözleşmesi · acente · acentelik · kusur · cy/cy kaydı
İncelediğiniz karardaMahkemece, 5684 sayılı Sigortacılık Yasası'nın 23. maddesinde «sigorta acenteliği» yapmak isteyenlerin Türkiye Odalara ve Borsalar Biriliği'nce tutulan levhaya yazılı olmasını şart koştuğu, davacının İzmir Ticaret Odasına 30.09.2009 tarihinde başvurarak 5684 Sayılı Yasaya göre TOBB levhasına kayıt olabilmesi için ön kayıt yaptırdığı, 40823 sırayı aldığı, bu belgenin ekinde sicil tastiknamesi, vergi levhası, «iflas» ve «konkortado» «kaydının» bulunmadığına ilişkin belge, «taahhütname», adli Sicil kaydı ve diğer belgelerin verildiği, ancak davacı şirket yetkilisinin sabıka kaydı bulunması nedeniyle işlemin uzun süre gerçekleşemediği, en sonunda 26.01.2010 tarihinde davacı şirketin levhaya kayıt edildiği, davacının bu yasa uyarınca levhaya kayıt yaptırmasının gerekli olduğunu bilmesine, bu konuda davalı tarafından uyarılmasına rağmen ancak 30.09.2009 tarihinde başvuruda bulunduğu, bu nedenle sözleşmenin davalı tarafından feshinin haklı olduğu, «acentelik sözleşmesi» ve 5684 sayılı Yasa'nın 23/16. maddesinde sözleşmenin «acente» tarafından haklı bir nedene dayanılmaksızın fesh edilmesi veya sözleşmenin kendi «kusuru» ile feshine neden olması halinde tazminat taleplerinin düşeceğinin belirtildiği gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyizi ü …
Benzer bu kararda… Müsteşarlığı'nın mülga 16/06/2009 tarihli 2009/... sayılı ve .../09/2009 tarihli ... sayılı Sektör Duyuruları gereği levha kayıt işlemini tamamlamayan herhangi bir «sigorta acentesinin» poliçe düzenleme imkanının bulunmadığı, levhaya kayıt işlemlerine yönelik olarak zaman sınırlaması olduğu, davacının sabıka «kaydının» olmasının da gecikmenin sebeplerinden bulunduğu, anılan «emredici» düzenlemelere istinaden davalının fesihte haklı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «acentelik sözleşmesinin feshi» nedeniyle denkleştirme tazminatı ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olup, taraflar arasında düzenlenen acentelik sözleşmesi davalı ... şirketi tarafından «ihtarda» gösterilen sürede davacı acentenin levhaya kayıt işlemini yapmaması nedeniyle tek taraflı olarak feshedilmiştir.
Davacı vekili, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu ve bu kanunun .... maddesi kapsamında düzenlenen yönetmelik kapsamında, «sigorta acentelerinin» levhaya kayıt yaptırmalarının zorunlu olduğunu, bu kapsamda müvekkilinin de başvuru işlemlerini gerçekleştirip levhaya kayıt yaptırdığını, başvuru ve kayıt işlemin …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:fesihname · emredici hüküm · sözleşmenin feshi · fesih · ihtar · ihtarname · dava sebebi · teslim
Benzer bu karardaBu kapsamda, levhaya yasal sürede kayıt yaptırılmaması «fesih» «sebebi» yapılmayıp, «ihtarlar» ile davalı şirketçe levhaya kayıt için davacı tarafa süreler tanındığı, davalının ikinci «ihtarnamesinden» önce davacının 30/09/2009 tarihinde başvurusunu yaptığı, davacı yetkilisinin sabıkasının levhaya kayıt sürecine etkili olmadığı hususu dikkate alınarak; levhaya kayıt sürecinin uzamasında yani davalı tarafça bildirilen sürede «kaydın» yapılamamasında davacıya yüklenebilecek bir «kusur» bulunmayıp, feshin haklı olduğu söylenemeyeceğinden işin esasına girilip değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle da …
Dava, «acentelik sözleşmesinin feshi» nedeniyle denkleştirme tazminatı ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olup, taraflar arasında düzenlenen acentelik sözleşmesi davalı ... şirketi tarafından «ihtarda» gösterilen sürede davacı acentenin levhaya kayıt işlemini yapmaması nedeniyle tek taraflı olarak feshedilmiştir.
… Müsteşarlığı'nın mülga 16/06/2009 tarihli 2009/... sayılı ve .../09/2009 tarihli ... sayılı Sektör Duyuruları gereği levha kayıt işlemini tamamlamayan herhangi bir «sigorta acentesinin» poliçe düzenleme imkanının bulunmadığı, levhaya kayıt işlemlerine yönelik olarak zaman sınırlaması olduğu, davacının sabıka «kaydının» olmasının da gecikmenin sebeplerinden bulunduğu, anılan «emredici» düzenlemelere istinaden davalının fesihte haklı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İbraz edilen 18/02/2009 tarihli «ihtar» ile davacı «acentenin» kayıt işlemini yaptırması talep edilmiş, işlemlerin .../02/2009 tarihine kadar gerçekleştirilmesi istenmiş, bunun mümkün olmaması üzerine 18/11/2009 tarihli ikinci bir ihtar ile .../11/2009 tarihine kadar levhaya kayıt işlemi tamamlanmadığı takdirde acenteliğin re’sen feshedileceği belirtilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/8904 E. 2012/733 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:davanın konusu · marka hakkına tecavüz · uyuşmazlık konusu · protokol · hukuki yarar · taşıyan · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaHer ne kadar mahkemece «uyuşmazlık konusu» “Makumba” ibaresini «taşıyan» yön levhasının sonradan bulunduğu yerden kaldırılmak suretiyle «davanın konusu» kalmadığından bahisle karar «verilmesine yer olmadığına» şeklinde bir karar verilmişse de her dava açıldığı tarihteki hukuki duruma göre çözümleneceği gibi, davacının iş bu davada davalı eyleminin «marka hakkına tecavüz» oluşturduğunun tespit ve önlenmesine dair mahkemeden bir karar verilmesini istemekte «hukuki yararı» bulunmaktadır.Bu nedenle uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde açılan davanın konusu kalmadığından hüküm kurulmasına yer …
1- Dava tarihinde «uyuşmazlık konusu» “Makumba” ibaresini «taşıyan» yön levhasının davacının tescilli «marka hakkına tecavüz» ve taraflar arasındaki 13/03/2009 tarihli «protokole» aykırılık oluşturduğu sabittir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacı tarafça «protokol» hükümlerine uyulduğunun kabul edildiği, yön levhasının değiştirilmesinin belediyenin tasarrufunda bulunması bir yana davacı adına tescilli markanın davacıya ait otelin yerini gösteren levhada kullanılmasında reklam amacının olmadığı gerekçesiyle davacı tarafından açılan «davanın konusu» kalmadığından hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/588 E. , 2015/6336 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 12/02/2013
NUMARASI 2010/587-2013/28
Taraflar arasında görülen davada İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12/02/2013 gün ve 2010/587-2013/28 sayılı kararı bozan Daire’nin 17/10/2014 gün ve 2013/11823-2014-15920 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında 30.07.2003 tarihinde A acentelik sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin davalı tarafından haksız fesih tarihi olan 08.01.2010 tarihine kadar devam ettiğini, 7 yıl boyunca hiç bir sorun çıkmadığını, davacının üretimini yıllar yılı arttırarak sürdürdüğünü, davalının fesih nedeni olarak levhaya kayıt işleminin gerçekleşmemesini belirttiğini, oysaki davacının süresinde başvurduğunu, buna rağmen kayıt işleminin yapılmadığını, levhaya kayıt işleminin 5684 sayılı Sigortacılık Yasası ve buna bağlı olarak çıkartılan yönetmelikler ile kabul edildiğini ve sigorta acentelerinin 14.04.2008 tarihinden itibaren TOBB bünyesindeki levhaya kayıt işlemi yapmalarının zorunlu hale geldiğini, davalının 18.11.2010 tarihli ihtarı çekerek 26.11.2010 tarihine kadar levhaya kayıt işleminin tamamlanmasını, aksi takdirde sözleşmenin fesih edileceğini bildirdiğini, ancak daha önce 26.08.2010 tarihinde davacının ekranları kapatılarak fiili olarak sözleşmenin fesh edildiğini, davacının 30.09.2009 tarihinde İzmir Ticaret Odası'na başvurup, 40823 sayılı kayıt numarasını aldığını, İzmir Ticaret Odası tarafından TOBB ye 26.11.2009 tarihinde evrakların gönderilip 34320 kayıt numarası alındığını ve davalıya durumunun 10.12.2009 tarihli yazı ile bildirildiğini, kayıt işleminin 12.01.2010 tarihinde tamamlandığını, bu durumun davalı şirkete bildirildiğini, ancak davalının fesihte ısrar ettiğini, bu nedenle fesihin haksız olduğunu davacının denkleştirme tazminatını hak kazandığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin talepler saklı kalmak kaydı ile 10.000 TL denkleştirme tazminatının dava tarihinden itibaren reeskont faizi ile ve ayrıca ticari itibarının zedenlenmesi nedeniyle 20.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının acenteliğinin haklı nedenlerle fesh edildiğini, zira 5684 sayılı Sigortacılık Yasa'nın 23/1 maddesi ile 14.04.2008 tarihli Sigorta Acenteleri Yönetmeliği'nin 5. maddesi uyarınca acentenin faaliyet gösterebilmesi için mutlaka TOBB nezninde tutulan levhaya kayıtlı olması gerektiğini, davacının işi gereği bu durumu bilmek zorunda olduğunu, davacının sözleşmenin fesih tarihi olan 08.01.2010 tarihine kadar levhaya kayıt işlemini gerçekleştirmediğini, ayrıca davacının ekranın Aliağa Vergi Dairesi'ne olan vergi borçları ve davalı şirkette olan borçları nedeniyle kapatıldığını, 5684 sayılı Yasa'nın 23/16 maddesine göre tazminat talep etme hakkının düştüğünü, davacının davalıya acentelik nedeniyle borcunun bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, 5684 sayılı Sigortacılık Yasası'nın 23. maddesinde sigorta acenteliği yapmak isteyenlerin Türkiye Odalara ve Borsalar Biriliği'nce tutulan levhaya yazılı olmasını şart koştuğu, davacının İzmir Ticaret Odasına 30.09.2009 tarihinde başvurarak 5684 Sayılı Yasaya göre TOBB levhasına kayıt olabilmesi için ön kayıt yaptırdığı, 40823 sırayı aldığı, bu belgenin ekinde sicil tastiknamesi, vergi levhası, iflas ve konkortado kaydının bulunmadığına ilişkin belge, taahhütname, adli Sicil kaydı ve diğer belgelerin verildiği, ancak davacı şirket yetkilisinin sabıka kaydı bulunması nedeniyle işlemin uzun süre gerçekleşemediği, en sonunda 26.01.2010 tarihinde davacı şirketin levhaya kayıt edildiği, davacının bu yasa uyarınca levhaya kayıt yaptırmasının gerekli olduğunu bilmesine, bu konuda davalı tarafından uyarılmasına rağmen ancak 30.09.2009 tarihinde başvuruda bulunduğu, bu nedenle sözleşmenin davalı tarafından feshinin haklı olduğu, acentelik sözleşmesi ve 5684 sayılı Yasa'nın 23/16.
maddesinde sözleşmenin acente tarafından haklı bir nedene dayanılmaksızın fesh edilmesi veya sözleşmenin kendi kusuru ile feshine neden olması halinde tazminat taleplerinin düşeceğinin belirtildiği gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 17/10/2014 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 05,20 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 251,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 05/05/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/136317700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz