Akdi taşıyan
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/1650 E. 2015/8644 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': None, 'kanun': ['6102/1061']}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
akdi taşıyan↗ fiili taşıyan↗ taşıyan sıfatı↗ zıya↗ hasar ihbarı↗ navlun faturası↗ teslim tarihi↗ nakliyat sigortası↗ konişmento↗ navlun↗ rücuen tazminat↗ hak düşürücü süre↗ ihbar↗ haksız fiil↗ taşıyan↗ sigorta poliçesi↗ hasar↗ temsil↗ teslim↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalı A. Taşıma Hizmetleri A.Ş'nin davacı sigortalısına navlun faturası düzenlemiş olmakla taşıyan sıfatına sahip olduğu, bu davalının akdi taşıyan sıfatıyla diğer davalı D. Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik A.Ş'ye fiili taşıma işini yaptırdığı, davanın hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, davalı akdi taşıyan A. şirketinin sorumluluğunun TTK 1061 ve devamı maddesi hükümlerine, davalı fiili taşıyan D.. A.. şirketinin sorumluluğunun Borçlar Kanunun haksız fiil hükümlerine göre tartışılması gerektiği, buna göre; yükün gemiden 10/08/2010 tarihinde K. Limanına tahliye olunduğu, yük ilgilisi gönderilenin yükü gümrükten 31/08/2010 tarihinde çektiği, 31/08/2010 tarihinde yük gönderilen tarafından kara yolu ile deposuna taşındığı, aynı tarihte tutanakla koliler açıldığında ıslak olduğunun tespit edildiği, davalı akdi taşıyanın TTK 1061 ve devamı maddesi hükümlerine göre yükü teslim aldığı andan teslim ettiği ana kadar yüke özen göstermekle yükümlü olduğu ve kural olarak hasarın sorumlu olmadığı bir sebepten doğduğunu ispatla yükümlü olduğu, hasar ihbarının süresinde yapılmadığı açık ise de, ıslanmanın tatlı su ile gerçekleştiği tespit edildiğine ve yük ilgilisi gönderilenin yükü gümrükten çektiği ve deposuna götürdüğü tarihte yağış olmadığına göre davalı akdi taşıyanın ıslanma sureti ile meydana gelen hasardan doğan zarardan sorumlu olduğu, bununla beraber davacının zararın deniz taşıması sırasında meydana geldiğini ve fiili taşıyanın haksız fiil oluşturan bir eylemi bulunduğunu ispatlayamaması karşısında davalı fiili taşıyan Damco şirketinin hasardan sorumlu olmadığı gerekçesi ile 1 nolu davalı hakkındaki davanın kabulüne, 2 nolu davalı hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili ve 1 nolu davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2- […] Taşıma Hizmetleri A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, dava, nakliyat sigorta poliçesine dayalı rücuen tazminatın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece, davalı A. Taşıma Hizmetleri A.Ş'nin dava konusu taşımada akdi taşıyan olarak 6762 sayılı TTK'nın 1061 ve devamı maddesi hükümlerine göre yükü teslim aldığı andan teslim ettiği ana kadar yüke özen göstermekle yükümlü olduğu, hasar ihbarı süresinde değil ise de, davalı A. Taşıma Hizmetleri A.Ş. lehine doğan TTK'nın 1066. maddesindeki sorumsuzluk karinesinin aksinin davacı tarafından ispatlandığı gerekçesi ile anılan davalı hakkındaki davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak; ihbar külfeti kenar başlığını taşıyan 6762 sayılı TTK'nın 1066/son maddesi, "Malların zıya veya hasarı ne ihbar edilmiş ve ne de tespit ettirilmiş olursa, taşıyanın malları konişmentoda yazılı olan halde teslim ettiği ve şayet mallarda bir zıya veya hasar sabit olursa, bu zararın taşıyanın mesul olmayacağı bir sebepten ileri geldiği kabul olunur. Şu kadar ki; bu karinelerin aksi ispat olunabilir" hükmünü haizdir. Somut olayda yargılama sırasında görüşüne başvurulan ve konusunda uzman bilirkişi heyetinin raporunda da belirttikleri gibi, taşıma sırasında kullanılan konteynırların hasarlı olup olmadığına ilişkin bir tespit bulunmadığı gibi, söz konusu konteynırlar üzerinde de bir inceleme yapılamamıştır. Bununla beraber, dava konusu yükün dava dışı sigortalıya limanda teslim tarihi 10/08/2010 tarihi olup, hasara ilişkin tutulan 31/08/2010 tarihli tutanak ise sigortalı alıcının deposunda tutulmuştur. Bu tutanakta davalı veya temsilcisinin imzası olmadığı gibi, yükün limandan dava dışı sigortalının deposuna kadar olan kara taşımasının da anılan davalı tarafından yapılmadığı da sabittir. Yine, davalıya yapılan hasar ihbarı da 08/10/2010 tarihli olup, süresinde yapılmadığı aşikardır. Hal böyle olunca TTK'nın 1066/3 maddesi uyarınca zararın taşıyanın mesul olmayacağı bir sebepten ileri geldiği sonucu doğmaktadır. Bu durumda davalı A. Taşıma Hizmetleri A.Ş. lehine oluşan karinenin aksinin ispatı noktasında ortaya çıkan durum dosya kapsamı itibariyle değerlendirildiğinde, yükte meydana gelen ıslanmanın deniz suyu ile olmadığı tartışmasız olmakla beraber, hasarın taşımanın hangi aşamasında oluştuğu davacı tarafından açıkça ortaya konabilmiş değildir. TTK’nın 1066/son maddesi anlamında taşıyanın da hazır bulunduğu bir hasar tespiti olmadığı hususu sabit olduğuna göre, mahkemece, taşımanın kara ayağı esnasında meteoroloji raporlarına göre yağmur olmadığının tespitinin anılan karinenin aksini ispat hususunda yeterli olmayacağı nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/12853 E. 2014/1967 K.
Ortak:nakliyat sigortası · ihbar · taşıyan · sigorta poliçesi · hasar · teslim
İncelediğiniz kararda… 31/08/2010 tarihinde yük gönderilen tarafından kara yolu ile deposuna taşındığı, aynı tarihte tutanakla koliler açıldığında ıslak olduğunun tespit edildiği, davalı «akdi taşıyanın» TTK 1061 ve devamı maddesi hükümlerine göre yükü «teslim» aldığı andan teslim ettiği ana kadar yüke özen göstermekle yükümlü olduğu ve kural olarak «hasarın» sorumlu olmadığı bir sebepten doğduğunu ispatla yükümlü olduğu, «hasar ihbarının» süresinde yapılmadığı açık ise de, ıslanmanın tatlı su ile gerçekleştiği tespit edildiğine ve yük ilgilisi gönderilenin yükü gümrükten çektiği ve deposuna götürdüğü tarihte yağış olmadığına göre davalı akdi taşıyanın ıslanma sureti ile meydana gelen hasardan doğan zarardan sorumlu olduğu, bununla beraber davacının zararın deniz taşıması sırasında meydana geldiğini ve «fiili taşıyanın» «haksız fiil» oluşturan bir eylemi bulunduğunu ispatlayamaması karşısında davalı fiili taşıyan Damco şirketinin hasardan sorumlu olmadığı gerekçesi ile 1 nolu davalı hakkındaki …
Taşıma Hizmetleri A.Ş'nin dava konusu taşımada «akdi taşıyan» olarak 6762 sayılı TTK'nın 1061 ve devamı maddesi hükümlerine göre yükü «teslim» aldığı andan teslim ettiği ana kadar yüke özen göstermekle yükümlü olduğu, «hasar ihbarı» süresinde değil ise de, davalı A.
Ancak; «ihbar» külfeti kenar başlığını «taşıyan» 6762 sayılı TTK'nın 1066/«son» maddesi, "Malların «zıya» veya «hasarı» ne ihbar edilmiş ve ne de tespit ettirilmiş olursa, taşıyanın malları «konişmentoda» yazılı olan halde «teslim» ettiği ve şayet mallarda bir zıya veya hasar sabit olursa, bu zararın taşıyanın mesul olmayacağı bir sebepten ileri geldiği kabul olunur.
Benzer bu karardaK." gemisine davalı «taşıyanın sorumluluğunda» yüklendiği, yükün içine konulduğu konteynerin taşıyan tarafından tahsis olunduğu durumda konteynerin gemi ambarları olarak kabul edilmesi sebebiyle TTK'nın 1019. maddesi uyarınca taşıyanın ambarlan yükü muhafazaya elverişli halde bulundurma yükümlülüğünün konteynerler için de söz konusu olduğu, yükün yükleten tarafından konteynere yüklenip istiflenmesinin (FCL «kaydı») taşıyanın kendisi tarafından tahsis edilen konteynerin elverişsizliğinden kaynaklanan zarardan sorumlu tutulamayacağı anlamına gelmediği, davalının yükü «teslim» aldığı andan teslim ettiği ana kadar konteyneri yükü muhafazaya elverişli bulundurmakla yükümlü olduğu, «hasarın» yükün taşıyanın gözetim ve denetimi altında olduğu nakliye esnasında konteynerin delinmesi sonucu meydana gelmesi yani hasarın «sebebinin» açıkça taşıyanın sorumlu olduğu bir sebepten doğmuş olması karşısında davalının zarardan sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne ve davalının Üsküdar 3.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir Dava, davacı sigorta şirketine «nakliyat sigorta poliçesi» ile sigortalı yükün deniz yolu ile taşınması sırasında yükte meydana gelen «hasar» nedeniyle davacının sigortalısına yaptığı ödemenin «rücuen tahsili» istemiyle başlattığı icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlendiği şekilde davanın kabulüne ve davalının «icra takibine itirazının» iptali ile takibin 3.571,53 USD üzerinden takip talebindeki koşullarla devamına karar verilmiştir.
Ancak, bilirkişi raporlarında dava dışı alıcının TTK'nın 1066. maddesinde düzenlenen «ihbar» ve tespit görevini usulüne uygun olarak yerine getirmediği, bu hususun TTK'nın 1361. maddesi uyarınca halef olan davacı bakımından da geçerli olduğu, dolayısıyla TTK'nın 1066/3 madde ve fıkrası uyarınca zararın davalı «taşıyanın sorumlu» olmadığı bir sebepten meydana geldiği karinesinin doğduğu ve bu karinenin aksi yönde dosyada mevcut bir delilin bulunmadığı belirtilmişitr.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:taşıyanın sorumluluğu · rücuen tahsil · icra takibine itiraz · dava sebebi · cy/cy kaydı · ibraz
Benzer bu karardaK." gemisine davalı «taşıyanın sorumluluğunda» yüklendiği, yükün içine konulduğu konteynerin taşıyan tarafından tahsis olunduğu durumda konteynerin gemi ambarları olarak kabul edilmesi sebebiyle TTK'nın 1019. maddesi uyarınca taşıyanın ambarlan yükü muhafazaya elverişli halde bulundurma yükümlülüğünün konteynerler için de söz konusu olduğu, yükün yükleten tarafından konteynere yüklenip istiflenmesinin (FCL «kaydı») taşıyanın kendisi tarafından tahsis edilen konteynerin elverişsizliğinden kaynaklanan zarardan sorumlu tutulamayacağı anlamına gelmediği, davalının yükü «teslim» aldığı andan teslim ettiği ana kadar konteyneri yükü muhafazaya elverişli bulundurmakla yükümlü olduğu, «hasarın» yükün taşıyanın gözetim ve denetimi altında olduğu nakliye esnasında konteynerin delinmesi sonucu meydana gelmesi yani hasarın «sebebinin» açıkça taşıyanın sorumlu olduğu bir sebepten doğmuş olması karşısında davalının zarardan sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne ve davalının Üsküdar 3.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir Dava, davacı sigorta şirketine «nakliyat sigorta poliçesi» ile sigortalı yükün deniz yolu ile taşınması sırasında yükte meydana gelen «hasar» nedeniyle davacının sigortalısına yaptığı ödemenin «rücuen tahsili» istemiyle başlattığı icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlendiği şekilde davanın kabulüne ve davalının «icra takibine itirazının» iptali ile takibin 3.571,53 USD üzerinden takip talebindeki koşullarla devamına karar verilmiştir.
İcra Müdürlüğü'nün 2009/7576 Esas sayılı «icra takibine itirazının» iptali ile takibin 3.571,53 USD üzerinden takip talebindeki koşullarla devamına karar verilmiştir.
Ancak, bilirkişi raporlarında dava dışı alıcının TTK'nın 1066. maddesinde düzenlenen «ihbar» ve tespit görevini usulüne uygun olarak yerine getirmediği, bu hususun TTK'nın 1361. maddesi uyarınca halef olan davacı bakımından da geçerli olduğu, dolayısıyla TTK'nın 1066/3 madde ve fıkrası uyarınca zararın davalı «taşıyanın sorumlu» olmadığı bir sebepten meydana geldiği karinesinin doğduğu ve bu karinenin aksi yönde dosyada mevcut bir delilin bulunmadığı belirtilmişitr.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8214 E. 2013/23463 K.
Ortak:hasar ihbarı · konişmento · navlun · ihbar · taşıyan · sigorta poliçesi · hasar · temsil
İncelediğiniz kararda… 31/08/2010 tarihinde yük gönderilen tarafından kara yolu ile deposuna taşındığı, aynı tarihte tutanakla koliler açıldığında ıslak olduğunun tespit edildiği, davalı «akdi taşıyanın» TTK 1061 ve devamı maddesi hükümlerine göre yükü «teslim» aldığı andan teslim ettiği ana kadar yüke özen göstermekle yükümlü olduğu ve kural olarak «hasarın» sorumlu olmadığı bir sebepten doğduğunu ispatla yükümlü olduğu, «hasar ihbarının» süresinde yapılmadığı açık ise de, ıslanmanın tatlı su ile gerçekleştiği tespit edildiğine ve yük ilgilisi gönderilenin yükü gümrükten çektiği ve deposuna götürdüğü tarihte yağış olmadığına göre davalı akdi taşıyanın ıslanma sureti ile meydana gelen hasardan doğan zarardan sorumlu olduğu, bununla beraber davacının zararın deniz taşıması sırasında meydana geldiğini ve «fiili taşıyanın» «haksız fiil» oluşturan bir eylemi bulunduğunu ispatlayamaması karşısında davalı fiili taşıyan Damco şirketinin hasardan sorumlu olmadığı gerekçesi ile 1 nolu davalı hakkındaki …
Taşıma Hizmetleri A.Ş'nin dava konusu taşımada «akdi taşıyan» olarak 6762 sayılı TTK'nın 1061 ve devamı maddesi hükümlerine göre yükü «teslim» aldığı andan teslim ettiği ana kadar yüke özen göstermekle yükümlü olduğu, «hasar ihbarı» süresinde değil ise de, davalı A.
Ancak; «ihbar» külfeti kenar başlığını «taşıyan» 6762 sayılı TTK'nın 1066/«son» maddesi, "Malların «zıya» veya «hasarı» ne ihbar edilmiş ve ne de tespit ettirilmiş olursa, taşıyanın malları «konişmentoda» yazılı olan halde «teslim» ettiği ve şayet mallarda bir zıya veya hasar sabit olursa, bu zararın taşıyanın mesul olmayacağı bir sebepten ileri geldiği kabul olunur.
Benzer bu karardaKısmi «ziya» veya «hasar» halinde gönderilen, en geç yükün «navlun sözleşmesi» veya «konişmento» gereğince onu «teslim» almak hakkını haiz şahsa teslimi sırasında «taşıyan» veya boşaltma limanındaki bir «temsilcisine» yazılı olarak «hasarı bildirmek» zorundadır.
Konuyla ilgili TTK’nun 1066.maddesinin «son» fıkrasında zamanında yapılmış bir «ihbar» veya tespitin olmaması hali «taşıyanın» malları «konişmentoda» yazılı olan halde «teslim» ettiği, şayet mallarda bir «ziya» veya «hasar» belirlenirse bu zararın «taşıyanın sorumlu» olmayacağı bir sebepten ileri geldiği şeklinde yorumlanmış, ancak bu karinelerin aksinin ispat olunabileceği de belirtilmiştir.
Bu yasal düzenlemeden «ziya» veya «hasarın ihbar» edilmemesi veya tespit ettirilmemiş olmasının dava hakkını düşürmediği, ancak «taşıyan» lehine bir «karine» doğurduğu, bunun aksinin de ispat olunabileceği anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:taşıyan lehine karine · hasar bildirimi · üst taşıyıcı · navlun sözleşmesi · taşıyanın sorumluluğu · nakliyat emtia sigortası · karine · rücuen tahsil
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taşımaya esas «konişmentoda» emtianın hasarlı olduğuna dair herhangi bir «kaydın» yer almaması sebebiyle TTK 1110.madde gereğince yükün «taşıyan» tarafından yükleme limanında konteyner içinde hasarsız ve iyi durumda «teslim» alındığına dair «karine» teşkil eder ise de, TTK 1066/1.fıkraya uygun şekilde «hasar» ihbarında bulunulmaması karşısında TTK 1066/«son» fıkra gereğince yükün konişmentoda yazılı şekilde teslim edildiği, yükte hasarın «taşıyanın sorumlu» olmadığı bir sebepten ileri geldiği yönünde «taşıyan lehine karine» doğduğu, ancak TTK 1066/son fıkra son cümle gereğince bu karinenin aksinin yani hasarın taşıyanın yada fiillerinden sorumlu bulunduğu kişilerin «kusuru» sonucu meydana geldiğinin ispat olunabileceği, «ispat yükünün» davacı tarafa ait olduğu, emtianın taşıyanın muhafazası altında iken ve taşıyanın ya da fiillerinden sorumlu olduğu kişilerin ticari kusurundan doğduğunun ispatlan …
Dava, «nakliyat emtia sigorta poliçesinden» kaynaklanan tazminatının «rücuen tahsili» istemine ilişkin olup, mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Kısmi «ziya» veya «hasar» halinde gönderilen, en geç yükün «navlun sözleşmesi» veya «konişmento» gereğince onu «teslim» almak hakkını haiz şahsa teslimi sırasında «taşıyan» veya boşaltma limanındaki bir «temsilcisine» yazılı olarak «hasarı bildirmek» zorundadır.
Konuyla ilgili TTK’nun 1066.maddesinin «son» fıkrasında zamanında yapılmış bir «ihbar» veya tespitin olmaması hali «taşıyanın» malları «konişmentoda» yazılı olan halde «teslim» ettiği, şayet mallarda bir «ziya» veya «hasar» belirlenirse bu zararın «taşıyanın sorumlu» olmayacağı bir sebepten ileri geldiği şeklinde yorumlanmış, ancak bu karinelerin aksinin ispat olunabileceği de belirtilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/1650 E. , 2015/8644 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 11/11/2014
NUMARASI 2014/589-2014/336
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11/11/2014 tarih ve 2014/589-2014/336 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı A. Taşıma Hizmetleri A.Ş. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirkete nakliyat emtia sigortası ile sigortalı, emtianın 15/07/2010 tarihinde M/V . K. gemisine G.’dan yüklendiğini, 109 koli kargonun konteyner içerisine nakledildiğini, geminin 10/08/2010 tarihinde K. Limanına yanaştığını, 31/08/2010 tarihinde depoya gelen kargonun boşaltımı sırasında açılan kolilerin ıslak olduğunun fark edildiğini, hasarın gemi ile taşınması sırasında konteynerin su alması sonucunda meydana geldiğini, söz konusu hasarın 29/09/2010 tarihli ekspertiz raporu ile de tespit edildiğini, davalıların malların hasarlı olarak teslim edilmesinden dolayı kusurları olduğunu, müvekkilinin davalılar tarafından hasarlı olarak teslim edilen mallar nedeniyle sigortalısına 14/10/2010 tarihinde 4.088,19 TL ödediğini, tazmin edilen bu bedelin davalılardan rücuen tahsili gerektiğini ve talep olunduğunu, ödenen hasar bedelinin tahsili için İstanbul 9 İcra Müdürlüğü'nün 2011/16149 Esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, davalıların icra takibine itiraz ettiğini, davalı-borçluların haksız ve hukuka aykırı itirazlarının iptali gerektiğini belirterek davalıların itirazının iptaline, takibin devamına, kötü niyetli davalıların % 40'tan az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini talep etmiştir.
[…] Taşıma Hizmetleri A.Ş. vekili, davanın 1 yıllık yasal süresi içerisinde açılmadığını, dava konusu taşımada forwarder veya taşıma işleri komisyonculuğu yapan müvekkili şirketin dava konusu taşıma bakımından sorumluluğu bulunmadığını, müvekkilinin hukuken taşımayı taahhüt etmediğini, taşıma organizasyonu yaptığı için taşıyan sıfatına da sahıp olmadığını, taşıma sırasında meydana gelen zararlar bakımından fiili taşıyanın sorumluluğunun söz konusu olacağını, müvekkiline davacının sigortalısı tarafından süresi içerisinde ihbar bildirimi yapılmadığından TTK'nın 1185. maddesi (eski TTK'nın 1066.madde) gereğince taşıyan lehine sorumsuzluk karinesi gerçekleştiğini, talep edilen tazminatın fahiş olduğunu, savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
[…]. A.. vekili; müvekkilinin dava konusu emtiaların zarara uğramasından bir sorumluluğunun olmadığını, nakliyat ekspertiz raporunda emtiaların ıslanmasına sebep olan suyun tatlı su olduğunun tespit edildiğini, dava konusu zararın yağmurdan kaynaklandığını, konteynerin yurtdışı edilmesinden dolayı konteynerin delik olup olmadığına ilişkin kontrol yapılamadığını, emtialarda meydana gelen zararın söz konusu emtiaların taşınması sırasında mı yoksa depoda beklediği süre içerisinde mi meydana geldiğinin tespitinin yapılamadığını, müvekkilinin meydana gelen zarardan sorumlu tutmanın hakkaniyete uygun düşmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalı A. Taşıma Hizmetleri A.Ş'nin davacı sigortalısına navlun faturası düzenlemiş olmakla taşıyan sıfatına sahip olduğu, bu davalının akdi taşıyan sıfatıyla diğer davalı D. Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik A.Ş'ye fiili taşıma işini yaptırdığı, davanın hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, davalı akdi taşıyan A. şirketinin sorumluluğunun TTK 1061 ve devamı maddesi hükümlerine, davalı fiili taşıyan D.. A.. şirketinin sorumluluğunun Borçlar Kanunun haksız fiil hükümlerine göre tartışılması gerektiği, buna göre; yükün gemiden 10/08/2010 tarihinde K. Limanına tahliye olunduğu, yük ilgilisi gönderilenin yükü gümrükten 31/08/2010 tarihinde çektiği, 31/08/2010 tarihinde yük gönderilen tarafından kara yolu ile deposuna taşındığı, aynı tarihte tutanakla koliler açıldığında ıslak olduğunun tespit edildiği, davalı akdi taşıyanın TTK 1061 ve devamı maddesi hükümlerine göre yükü teslim aldığı andan teslim ettiği ana kadar yüke özen göstermekle yükümlü olduğu ve kural olarak hasarın sorumlu olmadığı bir sebepten doğduğunu ispatla yükümlü olduğu, hasar ihbarının süresinde yapılmadığı açık ise de, ıslanmanın tatlı su ile gerçekleştiği tespit edildiğine ve yük ilgilisi gönderilenin yükü gümrükten çektiği ve deposuna götürdüğü tarihte yağış olmadığına göre davalı akdi taşıyanın ıslanma sureti ile meydana gelen hasardan doğan zarardan sorumlu olduğu, bununla beraber davacının zararın deniz taşıması sırasında meydana geldiğini ve fiili taşıyanın haksız fiil oluşturan bir eylemi bulunduğunu ispatlayamaması karşısında davalı fiili taşıyan Damco şirketinin hasardan sorumlu olmadığı gerekçesi ile 1 nolu davalı hakkındaki davanın kabulüne, 2 nolu davalı hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili ve 1 nolu davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2- […] Taşıma Hizmetleri A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, dava, nakliyat sigorta poliçesine dayalı rücuen tazminatın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece, davalı A. Taşıma Hizmetleri A.Ş'nin dava konusu taşımada akdi taşıyan olarak 6762 sayılı TTK'nın 1061 ve devamı maddesi hükümlerine göre yükü teslim aldığı andan teslim ettiği ana kadar yüke özen göstermekle yükümlü olduğu, hasar ihbarı süresinde değil ise de, davalı A. Taşıma Hizmetleri A.Ş. lehine doğan TTK'nın 1066. maddesindeki sorumsuzluk karinesinin aksinin davacı tarafından ispatlandığı gerekçesi ile anılan davalı hakkındaki davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak; ihbar külfeti kenar başlığını taşıyan 6762 sayılı TTK'nın 1066/son maddesi, "Malların zıya veya hasarı ne ihbar edilmiş ve ne de tespit ettirilmiş olursa, taşıyanın malları konişmentoda yazılı olan halde teslim ettiği ve şayet mallarda bir zıya veya hasar sabit olursa, bu zararın taşıyanın mesul olmayacağı bir sebepten ileri geldiği kabul olunur. Şu kadar ki; bu karinelerin aksi ispat olunabilir" hükmünü haizdir. Somut olayda yargılama sırasında görüşüne başvurulan ve konusunda uzman bilirkişi heyetinin raporunda da belirttikleri gibi, taşıma sırasında kullanılan konteynırların hasarlı olup olmadığına ilişkin bir tespit bulunmadığı gibi, söz konusu konteynırlar üzerinde de bir inceleme yapılamamıştır.
Bununla beraber, dava konusu yükün dava dışı sigortalıya limanda teslim tarihi 10/08/2010 tarihi olup, hasara ilişkin tutulan 31/08/2010 tarihli tutanak ise sigortalı alıcının deposunda tutulmuştur. Bu tutanakta davalı veya temsilcisinin imzası olmadığı gibi, yükün limandan dava dışı sigortalının deposuna kadar olan kara taşımasının da anılan davalı tarafından yapılmadığı da sabittir. Yine, davalıya yapılan hasar ihbarı da 08/10/2010 tarihli olup, süresinde yapılmadığı aşikardır. Hal böyle olunca TTK'nın 1066/3 maddesi uyarınca zararın taşıyanın mesul olmayacağı bir sebepten ileri geldiği sonucu doğmaktadır. Bu durumda davalı A. Taşıma Hizmetleri A.Ş. lehine oluşan karinenin aksinin ispatı noktasında ortaya çıkan durum dosya kapsamı itibariyle değerlendirildiğinde, yükte meydana gelen ıslanmanın deniz suyu ile olmadığı tartışmasız olmakla beraber, hasarın taşımanın hangi aşamasında oluştuğu davacı tarafından açıkça ortaya konabilmiş değildir.
TTK’nın 1066/son maddesi anlamında taşıyanın da hazır bulunduğu bir hasar tespiti olmadığı hususu sabit olduğuna göre, mahkemece, taşımanın kara ayağı esnasında meteoroloji raporlarına göre yağmur olmadığının tespitinin anılan karinenin aksini ispat hususunda yeterli olmayacağı nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı A. Taşıma Hizmetleri A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının BOZULMASINA, davacıdan temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı A. Taşıma Hizmetleri A.Ş'ye iadesine, 23/06/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/135323000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz