Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/11529 E. 2015/8137 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tahsilde tekerrür olmamak kaydı↗ tahsilde tekerrür olmaması↗ tahsilde tekerrür↗ yemin delili↗ satış sözleşmesi↗ yemin↗ rücu↗ kefil↗ cy/cy kaydı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankadan kullanılan kredi ile davacının satın aldığı aracın, davacıya vekaleten davalı D.. G.. tarafından diğer davalı T.. T..'a 27.03.2006 tarihli noterde düzenlenmiş satış sözleşmesi ile satıldığı, aracı satın alan davalı Temel'in araç bedelini banka hesabına yatırmak suretiyle ödediğini savunmasına karşın bu savunmasını kanıtlayamadığı, adı geçen davalı tarafça sunulan ve davacı yanca düzenlenmiş kapalı faturanın da davalı savunmasını ispat etmeye yeterli olmadığı, yemin deliline de başvurmayan davalı Temel'in aracın satış bedelinden sorumlu bulunduğu, davacı adına vekaleten satış sözleşmesini yapan davalı Dursun'un ise satış bedelinin davacıya ödendiğini ispatlayamadığı, bu haliyle vekalet görevini ihlal ettiği ve davacıya karşı sorumlu olduğu, kredi taksitlerini sözleşmenin tarafı olan davacıdan tahsil eden davalı banka ile bu sözleşmenin kefili olarak yaptığı ödemeyi asıl borçlu davacıya rücu eden davalı şirketin ise herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davalılar T.. T.. ve D.. G.. yönünden davanın kabulüne, 85.000 TL'nin davalı Temel'den, tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile 10.000 TL'nin ise davalı Dursun'dan tahsiline, diğer davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar D.. G.. ve T.. T.. vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere,mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre mümeyyiz davalılar vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, davacı tarafından davalı bankadan kredi kullanmak suretiyle satın alınan aracın, davalı D.. G..'nin vekaletiyle diğer davalı T.. T..'a satıldığı ancak bedelinin tahsil edilemediği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir. Davacıya ait aracın davalı T.. T..'a satıldığı hususu çekişmeli olmayıp uyuşmazlık satış bedelinin ne olduğu ve ödenip ödenmediği noktasında toplanmaktadır. Her ne kadar satış sözleşmesinde araç bedelinin peşin ödendiği yazılı ise de davalı alıcı tarafça araç bedelinin banka aracılığıyla ödendiği savunmasında bulunulduğundan artık araç bedelinin peşin ödendiği söylenemez. Davalı alıcı tarafından satış bedelinin ödendiği de usulünce kanıtlanamadığından davalı Temel'in araç bedelinden sorumlu tutulmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, anılan davalı tarafça satış bedelinin 59.000 TL olduğu savunulmasına ve noter satış sözleşmesinde de beyan bedeli olarak 59.500 TL gösterilmesine karşın yine aynı sözleşmede kasako değeri olarak belirtilen 85.000 TL üzerinden hüküm kurulması doğru olmamıştır. Bu itibarla, mahkemece gerekirse satış sözleşmesini düzenleyen ilgili noterlikten de sorulmak suretiyle aracın satış bedelinin tam olarak tespiti ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davalı T.. T.. yararına bozulması gerekmiştir.
3- Öte yandan, söz konusu araç davacıya vekaleten davalı Dursun tarafından diğer davalı Temel'e satılmış olup mahkemece davalı Dursun'un araç satış bedelini alıcıdan tahsil ederek davacı satıcıya verdiğini ispat edemediği ve bu surette vekalet görevini usulünce yerine getirmediği gerekçesiyle aleyhine hüküm kurulmuştur. Ancak, somut uyuşmazlığa uygulanması gereken mülga 818 sayılı BK'nun 389. vd. maddelerinde vekilin borçları düzenlenmiş olup bu kapsamda vekilin her ne nam altında olursa olsun almış olduğu şeyi müvekkiline vermekle yükümlü olduğu hüküm altına alınmış ise de mahkemece de kabul edildiği üzere satış sözleşmesinin düzenlendiği anda satış bedeli vekile ödenmediğinden bu nedenle davalı vekilin vekalet borcunu yerine getirmediği söylenemeyecektir. O halde mahkemece, işbu davanın davalı vekile karşı vekaleten yapılan işlemin üzerinden üç yıl geçtikten sonra açıldığı da dikkate alınarak buna göre davalı vekilin sorumluluğunun doğup doğmadığının değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde yanılgılı değerlendirme ile hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu yönden de davalı D.. G.. yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yabancı mahkeme ilamının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/2820 E. 2013/6328 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:tenfiz
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, MÖHUK'un 54. maddesinde düzenlenen «tenfiz» şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
… a kurulan hükme yönelik tüm temyiz itirazları yerinde değildir. ...- Davalı Dursun Uyar yönünden yapılan temyiz itirazlarına gelince; Dava, yabancı mahkeme ilamının «tenfizi» istemine ilişkin olup mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de tenfizi istenilen ...
Bu durumda, mahkemece davalı Dursun Uyar aleyhine kurulmuş herhangi bir hükmün bulunmadığının gözden kaçırılarak anılan davalı yönünden de yabancı mahkeme kararının «tenfizine» karar verilmiş olması doğru olmamış, hükmün bu nedenle davalı Dursun Uyar yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/10513 E. 2015/10565 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pasif husumet yokluğu · sözleşmeye aykırılık · pasif husumet · husumet yokluğu · husumet · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak taleple yapılan pay devir işleminin kanuna ve ortaklık ana «sözleşmesine aykırılık» teşkil etmediği, ortaklık «defterlerinin» ve genel kurul toplantılarının usulünce olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığını tespite elverişli somut deliller bulunmadığı, dosyada mevcut SPK raporlarının da tek başına davacının iddialarını ispata elverişli bulunmadığı gerekçesiyle, davalı şirket yönünden esastan, davalı Dursun yönünden «pasif husumet yokluğundan» davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 04.06.2015 tarihli kararı ile bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1797 E. 2017/4193 K.
Ortak:cy/cy kaydı
İncelediğiniz karardaG.. yönünden davanın kabulüne, 85.000 TL'nin davalı Temel'den, «tahsilde tekerrür olmamak kaydı» ile 10.000 TL'nin ise davalı Dursun'dan tahsiline, diğer davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, davalı şirketten 01.06.2000 tarihinde 1.300 DM bedelle «hisse senedi» satın aldığı, muhasebe kayıtlarında davacının şirkete para ödediğine ilişkin bir «kayda» rastlanılmadığı, taraflar arasında hukuki sonuç doğuracak biçimde sahih bir «ortaklık ilişkisinin» mevcut kurulmadığı, davalı yanca para toplama amacı güdüldüğü, davacının zararından davalı şirket ve şirket yöneticisinin «haksız fiil» hükümleri uyarınca sorumluluklarının bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacı ile davalı şirket arasında geçerli bir ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespitine, 1.275,78 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:maddi hata · hisse senedi · ortaklık ilişkisi · haksız fiil · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, davalı şirketten 01.06.2000 tarihinde 1.300 DM bedelle «hisse senedi» satın aldığı, muhasebe kayıtlarında davacının şirkete para ödediğine ilişkin bir «kayda» rastlanılmadığı, taraflar arasında hukuki sonuç doğuracak biçimde sahih bir «ortaklık ilişkisinin» mevcut kurulmadığı, davalı yanca para toplama amacı güdüldüğü, davacının zararından davalı şirket ve şirket yöneticisinin «haksız fiil» hükümleri uyarınca sorumluluklarının bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacı ile davalı şirket arasında geçerli bir ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespitine, 1.275,78 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davalı Dursun Uyar'ın karar başlığında gösterilmemesinin «maddi hataya» dayalı olup mahallinde her zaman düzeltilebilecek olmasına göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı vekili, müvekkili tarafından davalıya ödenen paranın ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsilini istemiş olup, eylemin «haksız fiil» niteliğinde olduğu gözetilerek ödeme tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken hükmedilen tutarın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tah …
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/9223 E. 2013/14413 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtiyati tedbir · hisse devir sözleşmesi
Benzer bu karardaMahkemece, 19.12.2012 tarihli karar ile, «hisse devir sözleşmesi» hükümlerine göre dava konusu çekin iadesi şartlarının doğup doğmadığı ancak yapılacak yargılama neticesinde ortaya çıkacağı, gerekçesi ile «ihtiyati tedbir» isteminin reddine karar verilmiştir.
İhtiyati tedbir talebinin reddi kararını, «ihtiyati tedbir» isteyenler (davacılar) vekili temyiz etmiştir.
İstem, «ihtiyati tedbire» ilişkindir.
Ancak, «ihtiyati tedbir» sebepleri HMK'nın 389. maddesinde açıklanmış olup, her talep yargılamayı gerektirdiğinden sadece bu gerekçe ile istemin reddi doğru olmamıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/11529 E. , 2015/8137 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 03/04/2014
NUMARASI 2013/78-2014/133
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 03.04.2014 tarih ve 2013/78-2014/133 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılar D.. G.. ve T.. T.. vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 09.06.2015 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. E. T. davalılardan T.. T.., D.. G.. ve Y.Oto. İnş. Ve Gıda Tic. Ve San. Ltd. Şti. vekili Av. Ö.. A.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankadan kullandığı kredi ile otobüs satın aldığını, davalı şirketin de kredi sözleşmesine kefil olduğunu, bu otobüs üzerinde rehin hakkı sahibi olan davalı bankanın da verdiği muvafakat üzerine otobüsün, 24.03.2006 tarihinde, müvekkiline vekaleten davalı D.. G.. tarafından diğer davalı T.. T..'a satıldığını, bugüne kadar satış bedelinin müvekkiline ödenmediğini, ayrıca aracın satış tarihinden sonraki dönemlere ilişkin bir kısım kredi taksitlerinin, davalı banka tarafından müvekkilinden tahsil edildiğini, yine aynı dönemlere ilişkin olarak davalı şirketin kefaleten kredi taksitlerini ödediğinden bahisle bu miktarları icra yoluyla müvekkiline rücu ettiğini, oysa satış tarihinden sonraki taksitlerin aracın yeni malikinden tahsilinin gerektiğini, davalı Dursun'un da vekalet görevini gereği gibi yerine getirmediğini, tüm bu nedenlerle müvekkilinin zararına sebebiyet veren davalıların, müvekkiline karşı sorumlu bulunduklarını ileri sürerek, şimdilik 10.000 TL'nin faizi ile birlikte davalılar T..
T.. ve D.. G..'den, 5.000 TL'nin davalı şirketten, 5.000 TL'nin ise davalı bankadan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 02.02.2012 tarihli ıslah dilekçesi ile davalı T. T.'a yönelik talebini 85.000 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı banka vekili, davanın reddini savunmuş, diğer davalılar vekili ise davacının iddialarının asılsız olduğunu, davacının kredi taksitlerini ödeyememesi üzerine müvekkili şirketin kefil sıfatıyla ödemede bulunduğunu, daha sonra aracı satın alan müvekkilinin, satış bedelini ödediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankadan kullanılan kredi ile davacının satın aldığı aracın, davacıya vekaleten davalı D.. G.. tarafından diğer davalı T.. T..'a 27.03.2006 tarihli noterde düzenlenmiş satış sözleşmesi ile satıldığı, aracı satın alan davalı Temel'in araç bedelini banka hesabına yatırmak suretiyle ödediğini savunmasına karşın bu savunmasını kanıtlayamadığı, adı geçen davalı tarafça sunulan ve davacı yanca düzenlenmiş kapalı faturanın da davalı savunmasını ispat etmeye yeterli olmadığı, yemin deliline de başvurmayan davalı Temel'in aracın satış bedelinden sorumlu bulunduğu, davacı adına vekaleten satış sözleşmesini yapan davalı Dursun'un ise satış bedelinin davacıya ödendiğini ispatlayamadığı, bu haliyle vekalet görevini ihlal ettiği ve davacıya karşı sorumlu olduğu, kredi taksitlerini sözleşmenin tarafı olan davacıdan tahsil eden davalı banka ile bu sözleşmenin kefili olarak yaptığı ödemeyi asıl borçlu davacıya rücu eden davalı şirketin ise herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davalılar T..
T.. ve D.. G.. yönünden davanın kabulüne, 85.000 TL'nin davalı Temel'den, tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile 10.000 TL'nin ise davalı Dursun'dan tahsiline, diğer davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar D.. G.. ve T.. T.. vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere,mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre mümeyyiz davalılar vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, davacı tarafından davalı bankadan kredi kullanmak suretiyle satın alınan aracın, davalı D.. G..'nin vekaletiyle diğer davalı T.. T..'a satıldığı ancak bedelinin tahsil edilemediği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir. Davacıya ait aracın davalı T.. T..'a satıldığı hususu çekişmeli olmayıp uyuşmazlık satış bedelinin ne olduğu ve ödenip ödenmediği noktasında toplanmaktadır. Her ne kadar satış sözleşmesinde araç bedelinin peşin ödendiği yazılı ise de davalı alıcı tarafça araç bedelinin banka aracılığıyla ödendiği savunmasında bulunulduğundan artık araç bedelinin peşin ödendiği söylenemez. Davalı alıcı tarafından satış bedelinin ödendiği de usulünce kanıtlanamadığından davalı Temel'in araç bedelinden sorumlu tutulmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ancak, anılan davalı tarafça satış bedelinin 59.000 TL olduğu savunulmasına ve noter satış sözleşmesinde de beyan bedeli olarak 59.500 TL gösterilmesine karşın yine aynı sözleşmede kasako değeri olarak belirtilen 85.000 TL üzerinden hüküm kurulması doğru olmamıştır. Bu itibarla, mahkemece gerekirse satış sözleşmesini düzenleyen ilgili noterlikten de sorulmak suretiyle aracın satış bedelinin tam olarak tespiti ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davalı T.. T.. yararına bozulması gerekmiştir.
3- Öte yandan, söz konusu araç davacıya vekaleten davalı Dursun tarafından diğer davalı Temel'e satılmış olup mahkemece davalı Dursun'un araç satış bedelini alıcıdan tahsil ederek davacı satıcıya verdiğini ispat edemediği ve bu surette vekalet görevini usulünce yerine getirmediği gerekçesiyle aleyhine hüküm kurulmuştur. Ancak, somut uyuşmazlığa uygulanması gereken mülga 818 sayılı BK'nun 389. vd. maddelerinde vekilin borçları düzenlenmiş olup bu kapsamda vekilin her ne nam altında olursa olsun almış olduğu şeyi müvekkiline vermekle yükümlü olduğu hüküm altına alınmış ise de mahkemece de kabul edildiği üzere satış sözleşmesinin düzenlendiği anda satış bedeli vekile ödenmediğinden bu nedenle davalı vekilin vekalet borcunu yerine getirmediği söylenemeyecektir.
O halde mahkemece, işbu davanın davalı vekile karşı vekaleten yapılan işlemin üzerinden üç yıl geçtikten sonra açıldığı da dikkate alınarak buna göre davalı vekilin sorumluluğunun doğup doğmadığının değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde yanılgılı değerlendirme ile hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu yönden de davalı D.. G.. yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, mümeyyiz davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, mümeyyiz davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın mümeyyiz davalılar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp mümeyyiz davalılar T.. T.. ve D.. G..'ye verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden davalılar T.. T.. ve D.. G..'ye iadesine, 11.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/133988400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz