6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Aval verenin teminat senedi iddiasını ileri süremeyeceği

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/1894 E. 2021/1654 K. · · İlk derece: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Menfi tespit / İstirdatistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Kıymetli evrak (kambiyo)Bono

Davacının nitelemesi: Kambiyo senedine (bono) dayalı takip mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Bir bonoda aval veren kişi, kambiyo senetlerine hakim soyutluk (mücerretlik) prensibi nedeniyle, temel ilişkiden kaynaklanan itirazları (senedin teminat amacıyla verildiği, anlaşmaya aykırı doldurulduğu gibi) ileri süremez; TTK 702/2 uyarınca aval verenin taahhüdü, teminat altına alınan borç şekle ait olmayan bir sebepten batıl olsa da geçerlidir ve aval veren yalnızca şekle ilişkin noksanlıkları itiraz konusu yapabilir. Şekle ilişkin bir noksanlık ileri sürülmemişse, aval veren müteselsilen keşideci gibi sorumlu olur ve menfi tespit talebi reddedilir.

Ele alınan sorunlar

Bononun teminat senedi olarak verildiği ve anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasının aval veren tarafından ileri sürülüp sürülemeyeceği → ret

İddia: Davacı vekili, senedin sözleşmenin eki olarak teminat amacıyla verildiğini, önceki senedin iptal edilip yeniden doldurulduğunu, teminat senedinin asıl borç ilişkisine sıkı sıkıya bağlı olduğunu, bononun mücerretlik ilkesine tabi olmadığını ve hangi ilişkinin teminatı olduğunu gösteren yazılı sözleşme bulunduğunu ileri sürerek kararın kaldırılıp davanın kabulünü talep etmiştir.

Gerekçe: Kambiyo senedi niteliğindeki bono, düzenlenmesine esas teşkil eden temel ilişkiden bağımsız, karşı edimin ödenmesi şartına bağlanamayan, kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesi taahüdünü içeren mücerret (soyut) bir borç ilişkisini ifade eder. Kambiyo senetlerinde soyutluk prensibinin en önemli işlevi ispat açısından kendisini gösterir; bir kambiyo senediyle borç altına giren kimse borçlu olmadığını iddia ediyorsa bunu ispat etmekle yükümlüdür. Ancak TTK 702/2 uyarınca, aval veren kişinin teminat altına aldığı borç şekle ait noksandan başka bir sebepten batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir; aval veren, şekle ait noksanlıklar dışında itirazda bulunamaz. Somut olayda davacı aval veren olup şekle ilişkin bir noksanlık da ileri sürülmediğinden, davacının teminat senedi iddiasını ileri sürmesi olanaksızdır; senedin teminat olarak verildiği ve anlaşmaya aykırı doldurulduğu yönündeki iddiaları dinlenemez. Aval veren müteselsil olarak keşideci gibi borçtan sorumlu olacağından, ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Aval verenin, TTK 702/2 kapsamında şekle ilişkin noksanlıklar dışında temel ilişkiden kaynaklanan itirazları (teminat senedi iddiası gibi) ileri süremeyeceğine dair soyutluk prensibinin uygulanışını gösteren bir karardır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
aval bono mücerretlik (soyutluk) ilkesi menfi tespit teminat senedi keşideci müteselsil sorumluluk

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 702/2

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/1894

KARAR NO 2021/1654

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 29/06/2021

NUMARASI 2019/657 Esas-2021/533 Karar

DAVA

Menfi Tespit

İSTİNAF KARAR TARİHİ 11/11/2021

Davanın reddine dair kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkilinin takibe dayanak gösterilen bonoda borçlu olarak gösterilen ...A.Ş.’nin ortağı ve yetkilisi olduğunu,şirketin tasfiye edildiğini, ... ile ... A.Ş. arasında 05.06.2015 tarihinde endüstriyel gaz temin sözleşmesi imzalanarak teslim alınacak emtianın karşılığı olarak 24.000- Avro bedelli teminat senedi verildiği, dört gün sonra senedin hatalı olarak düzenlendiği gerekçesiyle iptal edilip yeni bono imzalandığını, ticari ilişkinin 2016 yılına kadar devam ettiğini ve sözleşme nedeniyle herhangi bir borç/alacak kalmadığını, teminat olarak verilen senet defalarca istendiği halde iade edilmediğini, müteakiben ... firmasının takip alacaklısı ... firmasına devrolduğunu, davalının 30.07.2018 tarihinde icra takibi başlattığını, şirketin mal varlığına hiçbir talep yapılmadan, müvekkile ait araç üzerine haciz kaydı işlendiğini,bononun teminat olarak verildiğinin sözleşmede açık olduğunu,müvekkilinin borçlu olmadığını tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, ... firması ile ... arasındaki ticari ilişki nedeniyle 04.06.2015 düzenlenme tarihli 24.000-avro bedelli senet düzenlendiği ve davacının senede aval verdiğini, ... firmasının müvekkili şirkete birleşme yoluyla devredildiğini, senet bedelinin ödenmemesi üzerine borçlu şirket ve davacı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davacının bu senedin teminat senedi olduğu ididasıyla açtığı İstanbul 21. İcra Hukuk 2018/828 esas sayılı davanın reddine karar verildiğini, senet incelendiğinde sözleşmenin ekidir açıklaması olmadığını,davacının aval olması nedeniyle sorumlu olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, bonoda senedin teminat amacıyla verildiğine dair bir kayıt bulunmadığı ve sözleşmede takibe konu bononun teminat olarak alındığına dair bir hüküm bulunmadığı, bonoda malen kaydı bulunduğu, davacının avalist olduğu, davacının aval veren olarak müteselsil olarak keşideci gibi borçtan sorumlu olacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili;sözleşmenin eki olan senedin imza tarihinden 4 gün sonra davalı tarafından senedin geçersiz olduğu iddiasıyla iptal edildiği yeniden doldurulan dava ve takibe konu senet üzerine teminat senedi yazılmadan teslim alındığını ancak önceki senedin iade edilmediğini, iptal edildiği söylenen teminat senedi ile takibe konu bonodaki yazı ve imzaların tamamen aynı olduğunun görüleceğini, teminat senedi düzenlenmesine neden olan sebebi/asıl borç ilişkisine sıkı sıkıya bağlı olduğu, bu ilişkiden bağımsız olarak ileri sürülemeyeceğini, teminat senetlerinde bonoda olduğu gibi mücerretlik ilkesinin söz konusu olmadığını,bononun hangi ilişkinin teminatı olduğunu açıklayan yazılı bir sözleşmenin mevcut olduğunu ve bononun kambiyo senedi vasfını taşımadığını belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava; teminat olarak verildiği ve anlaşmaya aykırı doldurulduğu ileri sürülerek bonoya dayal takipten dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. İst.

21. İcra Hukuk 2018/828 esas 2020/82 karar sayılı kararı ile ; "senette teminat senedi olduğuna dair ibare bulunmadığı,sözleşmede takibe konu senede atıf bulunmadığı ve alacaklının kabulü olmadığı,keşide tarihinin 09.06.2015 olduğu vadenin gösterilmediği ,görüldüğünde ödenecek bonolardan olduğu, 1 yıl içinde ibrazı gerektiği,09.06.2016 tarihine kadar ibrazı gerektiği, takip tarihinin 01.08.2018 olduğu ve 3 yıllık süre içinde takip yapıldığından,zaman aşımı itirazının reddine karar verilmiş ,karar kesinleşmiştir. Vade tarihi zorunlu unsur olmadığından ,senedin kıymetli evrak niteliğini etkilememektedir. Kambiyo senedi niteliğinde olan bono, düzenlenmesine esas teşkil eden temel ilişkiden bağımsız, karşı edimin ödenmesi şartına bağlanamayan, kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesi taahüdünü içeren mücerret (soyut) bir borç ilişkisini ifade etmektedir.

Kambiyo senetlerinde soyutluk prensibinin en önemli işlevi ispat açısından kendisini gösterir. Buna göre, bir kambiyo senediyle borç altına giren kimse, borçlu olmadığını iddia ediyor ise bu hususu ispat etmekle yükümlüdür. Ancak 6102 sayılı TTK'nın 702/2 maddesi uyarınca, aval veren kişinin teminat altına aldığı borç şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da, aval verenin taahhüdü geçerli olup,aval veren tarafından şekle ait noksanlıklar dışında itirazda bulunulması mümkün değildir. Somut olayda da davacı aval veren olup, şekle ilişkin bir noksanlık da ileri sürülmediğine göre, davacının teminat senedi iddiasını ileri sürmesi olanaksızdır. Davacının senedin teminat olarak verildiği ve anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu yönündeki iddiaları dinlenemez.( Yargıtay 19.HD’nin 20/09/2017 tarihli 2016/11415 E., 2017/6074 K.

sayılı kararı ) Aval veren müteselsil olarak keşideci gibi borçtan sorumlu olacağından ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararın da hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Yukarıda açıklanan hususlar gözetildiğinde davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde olmadığından başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına, İstinaf yoluna başvuran tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK.'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.11/11/2021

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/133526 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.