Görevsizlik kararında tacir sıfatının yeterli araştırılmadan belirlenmesi
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/1730 E. 2021/1754 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Alacakkaldırıp gönderme (HMK 353/1-a)Kesin
★ EmsalGörev ve yetkiusul emsali
Gerekçe özeti
Bir kişinin tacir mi yoksa esnaf mı olduğu; salı sadece ticaret sicili veya esnaf odası kaydına bakılarak değil, kişinin ticaret hacmi ve iktisadi faaliyetinin bedeni çalışmaya mı yoksa sermaye büyüklüğüne mi dayandığı araştırılarak belirlenmelidir. Ticaret sicilinde tacir kaydı bulunması, esnaf odasında da kayıtlı olunması gerçeğiyle birlikte değerlendirilmeli; ticaret hacmi araştırılmadan, iş hacminin esnaf sınırını aşıp aşmadığı tespit edilmeden salt esnaf kaydına dayanılarak görevsizlik kararı verilmesi hukuka aykırıdır.
Ele alınan sorunlar
Davalının tacir mi esnaf mı olduğunun belirlenmesi ve görevli mahkeme → kabul
İddia: Davacı vekili; İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü cevabında davalının tacir kaydının bulunduğunun sabit olduğunu, Gelir Dairesi Başkanlığı cevabında davalının mükellefiyet kaydı bulunduğu ve defter tuttuğunun sabit olduğunu, esnaf olmanın esaslı şartının bedeni çalışma olgusu olduğunu, davalının ticari faaliyet yürüttüğünü, kapsamlı araştırma yapılmadan verilen kararın kaldırılarak mahkemenin görevli olduğuna karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: TTK 11/1 uyarınca ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedefleyen faaliyetin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir; TTK 11/2 gereği ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır Bakanlar Kurulu kararnamesiyle belirlenir. TTK 12/1 gereği bir ticari işletmeyi kendi adına işleten gerçek kişi tacirdir. TTK 15/1 gereği esnaf, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedeni çalışmasına dayanan ve geliri kararnamede gösterilen sınırı aşmayan kişidir. TTK 24 ve devamı maddelerdeki ticaret sicili hükümleri, tacir sıfatının tescile bağlı olmadığını, tescilin bu sıfatın sonucu ve gereği olduğunu göstermektedir; bu nedenle esnaf boyutunu aşan ticari işletme işleten kimsenin ticaret siciline kaydını yaptırmamış olması onu esnaf saydırmaz. 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile esnaf-tacir ayrımına esas sınırlar, VUK 177. maddesindeki hadler üzerinden belirlenmiştir. Somut olayda davalının tacir olmadığından bahisle görevsizlik kararı verilmiş ise de, İstanbul Ticaret Sicilinden gelen cevapta davalının tacir kaydı bulunduğu, esnaf odasında da kaydının olduğu anlaşılmaktadır. Ticaret hacmi yüksek olan ve iktisadi faaliyeti bedeni çalışmasından ziyade nakdi sermayesinin büyüklüğüne dayanan kişinin tacir sıfatına haiz olduğu kabul edilmelidir. Öncelikle davalının ticaret hacmi araştırılarak tacir sıfatına haiz olup olmadığının, iş hacminin esnaf boyutunu aşıp aşmadığının belirlenmesi gerekirken bu aşamada görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Kararda, bir kişinin tacir mi esnaf mı olduğunun belirlenmesinde salt ticaret sicili veya esnaf odası kaydına değil, kişinin ticaret hacmine ve iktisadi faaliyetinin bedeni çalışmaya mı yoksa sermaye büyüklüğüne mi dayandığına bakılması gerektiği ilkesi kurulmuştur; bu ilke, görev tespiti öncesi mahkemelerin yapması gereken araştırmanın kapsamı açısından emsal niteliği taşımaktadır.
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- Davalının tacir sıfatına haiz olup olmadığı, ticaret hacminin esnaf sınırını aşıp aşmadığı araştırılmadan; salt ticaret sicili veya esnaf odası kaydına dayanılarak görevsizlik kararı verilemez; görevli mahkeme bu araştırma sonucuna göre belirlenmelidir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tacir↗ esnaf↗ ticari işletme↗ esnaf işletmesi↗ görevsizlik↗ ticaret hacmi↗ ticaret sicili↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2021/1730
KARAR NO 2021/1754
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 13/07/2021
NUMARASI 2020/766 Esas 2021/640 Karar
DAVA
Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ 25/11/2021
Görevsizliğe ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkilinden mal aldığı, söz konusu malların davalıya teslim edildiği, davalının faturaya itiraz etmediği gibi fatura bedellerini de ödemediği gerekçesi ile toplam 18.879,36 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; görev itirazında bulunarak görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu ve dava konusu fatura bedellerinin ödendiğini, açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlık mal bedelinin ödenmemesi nedeni ile açılan alacak davası olup, işbu davaya dayanak yapılan sözleşme ilişkisinin TTK'da düzenlenmediği ve TTK'nın 4. maddesi ile 6098 sayılı TBK'ya atıf yapan sözleşmelerden biri de olmadığı gözetilerek huzurda görülen davanın mutlak ticari dava olarak kabulünün mümkün olmadığı, davalının gerçek kişi olması nedeni ile davalı tacir araştırması için ilgili kurumlara müzekkere yazıldığı, Esenler Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından verilen cevabi yazıda davalının işletme esasına göre defter tuttuğu, ekinde gönderilen yıllık gelir vergisi beyannamesinde faaliyetinin esnaf faaliyeti sınırlarında kaldığı; İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği'nden gelen yazı cevabında davalının esnaf kaydının bulunduğu ve halen devam ettiği bildirilmesi karşısında davalının tacir olmadığı, uyuşmazlığın genel hükümler çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülüp sonuçlandırılması gerektiği gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine, Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğuna karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili; yokluğunda ve mazeret dilekçesinin haklılığı gözetilmeden karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün cevabında ...'ın kaydının bulunduğunun sabit olduğunu, Gelir Dairesi Başkanlığı cevabında da davalının mükellefiyet kaydının bulunduğu ve defter tuttuğunun sabit olduğunu, esnaf olmanın esaslı şartının bedeni çalışma olgusu olduğunu, davalının müvekkili firma ile mal alışverişinde bulunduğunu ve ticari faaliyeti için fide temin ederek işbu fideleri işletmesinde kullanarak ticaret yaptığını, kapsamlı araştırma yapılmadan verilen kararın kaldırılarak mahkemenin görevli olduğuna karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava; faturadan kaynaklı alacak istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK hükümlerine göre; ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir (TTK 11/1). Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir (TTK 11/2). Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten gerçek kişiye tacir denir (TTK 12/1). İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır (TTK 15/1).
TTK 24 ve devamı maddelerde düzenlenen ticaret siciline ilişkin hükümler tacir sıfatını taşımanın tescile bağlı olmadığı üstelik bu sıfatı taşımanın sonucu ve gereği olduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle esnaf boyutunu aşan ticari işletme işleten kimsenin ticaret siciline kaydını yaptırmamış olması, tacir olmadığını göstermediğinden esnaf sayılmasını gerektirmez.
21. 07.2007 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 18.06.2007 tarihli 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile esnaf ve tacir ayrımına esas sınırlar belirlenmiş olup, bu kararda, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu 177. maddesinde belirtilen hadlerden, 1. ve 3. bendindeki konularda faaliyette bulunanlarda yarısını, 2. bendeki faaliyetlerde bulunanların bu tutarın tamamını aşanların tacir olacağı belirlenmiştir. Somut olayda ;davalının tacir olmadığından bahisle görevsizlik kararı verilmiş ise de İstanbul Ticaret sicilinden gelen yazı cevabında tacir kaydı bulunduğu,esnaf odasında da kayıtlı bulunduğu anlaşılmaktadır.Ticaret hacmi yüksek olan ve iktisadi faaliyeti bedeni çalışmasından ziyade nakdi sermayesinin büyüklüğüne dayanan bir kişinin tacir sıfatına haiz olduğunun kabulü gerekir.Öncelikle;
davalının ticaret hacmi araştırılarak tacir sıfatına haiz olup olmadığının belirlenmesi, iş hacmi, esnaf boyutunu aşıp aşmadığı belirlendikten sonra görevsizlik kararı verilmesi gerekirken bu aşamada görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiştir. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına davanın yeniden görülmek üzere kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE; Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/07/2021 Tarih 2020/766 Esas 2021/640 Karar sayılı kararın HMK.'nın 353(1)a-3 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE" İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan 59,30-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 353(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.25/11/2021
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/132754 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi