Alacak | İstirdat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/7718 E. 2015/9171 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
senedin talili↗ hmk 166↗ temel borç ilişkisi↗ ihdas nedeni↗ hukuki ve fiili irtibat↗ talil↗ tefrik↗ ispat külfeti↗ satım sözleşmesi↗ keşideci↗ bono↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia savunma bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; satış işleminin davacı ile davalı S.. A.. arasındaki gerçekleşmesine rağmen bonoda davalı B.A.'ın imzasının olduğunu, davacı tarafından bononun tapudaki satış nedeniyle düzenlendiği ileri sürüldüğünden bononun ihdas nedeninin talil edildiği, senedi talil eden davacının ispat yükünü üzerine aldığı ve borcun varlığı hususunda ispat yükünü yerine getiremediği, temel borç ilişkisinin taşınmaz satışından kaynaklanması nedeniyle davalı B.. A..'ın sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davalı B.. A.. yönünden davanın reddine davalı S.. A.. yönünden ise açılan davanın tefrikine karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Asıl ve birleşen dava, taşınmaz satışı esnasında davalılar tarafından davacıya verilen bono bedelinin veya taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece bono kesidecisi davalı B.A. 'a açılan davanın, davacının senedi talil ederek ispat yükünü üzerine aldığı ve davacının borcun varlığını ispat edemediği gerekçesiyle reddine karar verilmiştir. Ancak taraflar arasındaki ilişkinin taşınmaz satışından kaynaklandığı, bononun keşidecisinin davalı B.. A.. olduğu ve davalıların yargılama sırasında satım sözleşmesini kabul ederek bedelini ödediklerini iddia ettikleri anlaşılmaktadır. Bu durumda taşınmazın satım bedelinin ödendiğine ilişkin ispat külfeti davalıların üzerindedir O halde mahkemece ispat külfeti konusunda hatalı değerlendirme yapılarak ispat külfetinin davacı tarafa yüklenmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle asıl ve birleşen dava yönünden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Ayrıca mahkemece diğer davalı S.. A..'a açılan davanın tefrikine karar verilmiştir. HMK'nın 166. maddesi uyarınca davaların aynı sebepten doğması veya birisi hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması halinde davalar arasında bağlantı var sayılır. Somut uyuşmazlıkta da tarafların iddia ve savunmaları birlikte değerlendirildiğinde, davalar arasında hukuki ve fiili irtibatın bulunduğu, birisi hakkında verilecek hükümün diğerini etkileyecek nitelikte olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla davalılara karşı açılan davaların birlikte görülmesi gerekmektedir. Bu durumda mahkemece, tefrik kararı verilmeden davalara birlikte bakılması gerekirken davalı S.. A..'a dava hakkında tefrik kararı verilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş kararın bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4043 E. 2021/3823 K.
Ortak:talil
İncelediğiniz karardaA.. arasındaki gerçekleşmesine rağmen «bonoda» davalı B.A.'ın imzasının olduğunu, davacı tarafından bononun tapudaki satış nedeniyle düzenlendiği ileri sürüldüğünden bononun «ihdas nedeninin» «talil» edildiği, «senedi talil» eden davacının ispat yükünü üzerine aldığı ve borcun varlığı hususunda ispat yükünü yerine getiremediği, «temel borç ilişkisinin» taşınmaz satışından kaynaklanması nedeniyle davalı B..
1-Asıl ve birleşen dava, taşınmaz satışı esnasında davalılar tarafından davacıya verilen «bono» bedelinin veya taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece bono kesidecisi davalı B.A. 'a açılan davanın, davacının «senedi talil» ederek ispat yükünü üzerine aldığı ve davacının borcun varlığını ispat edemediği gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; «kambiyo senedine» karşı «menfi tespit» isteminin yazılı belge ile kanıtlanması gerektiği ve «ispat yükünün» davacı üzerinde olduğu, davalı ...'nun senet metnini «talil» mahiyetinde beyanı bulunmadığı, davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine ve davalı ... lehine tazminata karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usuli kazanılmış hak · kambiyo senedi · kazanılmış hak · ispat yükü · menfi tespit
Benzer bu karardaMahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; «kambiyo senedine» karşı «menfi tespit» isteminin yazılı belge ile kanıtlanması gerektiği ve «ispat yükünün» davacı üzerinde olduğu, davalı ...'nun senet metnini «talil» mahiyetinde beyanı bulunmadığı, davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine ve davalı ... lehine tazminata karar verilmiştir.
Bu husus davacı lehine «usuli kazanılmış hak» oluşturduğundan mahkemece davanın, ... yönünden kabulüne karar verilmesi gerekirken bu davalı yönündende reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/8450 E. 2015/5664 K.
Ortak:talil · ispat külfeti · keşideci
İncelediğiniz karardaA.. arasındaki gerçekleşmesine rağmen «bonoda» davalı B.A.'ın imzasının olduğunu, davacı tarafından bononun tapudaki satış nedeniyle düzenlendiği ileri sürüldüğünden bononun «ihdas nedeninin» «talil» edildiği, «senedi talil» eden davacının ispat yükünü üzerine aldığı ve borcun varlığı hususunda ispat yükünü yerine getiremediği, «temel borç ilişkisinin» taşınmaz satışından kaynaklanması nedeniyle davalı B..
1-Asıl ve birleşen dava, taşınmaz satışı esnasında davalılar tarafından davacıya verilen «bono» bedelinin veya taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece bono kesidecisi davalı B.A. 'a açılan davanın, davacının «senedi talil» ederek ispat yükünü üzerine aldığı ve davacının borcun varlığını ispat edemediği gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Ancak taraflar arasındaki ilişkinin taşınmaz satışından kaynaklandığı, «bononun» «keşidecisinin» davalı B..
Benzer bu karardaDava, «keşideci» davacının «lehdar» olan davalıya dava konusu kambiyo senedinden dolayı borçlu olmadığının tespiti, senedin iptali istemine ilişkin olup, uyuşmazlık «ispat külfetinin» hangi tarafa ait olduğu noktasında toplanmaktadır.Mahkemece, davalının savunmasından hareketle senedin düzenleme «sebebini» «talil» etmiş olduğu ve «ispat yükünün» yer değiştirdiği, bu bağlamda ispat yükünün davalıda olduğu gerekçesiyle, davacının davalıya borçlu olmadığı sonucuna varılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, kural olarak «ispat yükünün» davacıya ait olduğu, davalının takibe konu senedin «protokolde» belirtilen senet olmayıp müvekkili tarafından verilen borç para karşılığı düzenlendiğini savunduğu, böylelikle senedin düzenleme «sebebini» «talil» etmiş olduğu ve «ispat külfetinin» yer değiştirdiği, bu durumda borç para verdiğini davalının kanıtlamasının gerekeceği, davacının davalıya borçlu olmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın ka …
Oysa, davalının savunmasından hareketle dava konusu senedin düzenleme «sebebinin» «talil» edilmiş olduğu sonucuna varılamayacağı aşikar olup, senedin dahi "«nakden" kaydı» ile düzenlenmesi karşısında «ispat yükünün» davacıda olduğunun kabulü gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:nakden kaydı · lehdar · ispat yükü · protokol · dava sebebi · cy/cy kaydı
Benzer bu karardaOysa, davalının savunmasından hareketle dava konusu senedin düzenleme «sebebinin» «talil» edilmiş olduğu sonucuna varılamayacağı aşikar olup, senedin dahi "«nakden" kaydı» ile düzenlenmesi karşısında «ispat yükünün» davacıda olduğunun kabulü gerekir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, kural olarak «ispat yükünün» davacıya ait olduğu, davalının takibe konu senedin «protokolde» belirtilen senet olmayıp müvekkili tarafından verilen borç para karşılığı düzenlendiğini savunduğu, böylelikle senedin düzenleme «sebebini» «talil» etmiş olduğu ve «ispat külfetinin» yer değiştirdiği, bu durumda borç para verdiğini davalının kanıtlamasının gerekeceği, davacının davalıya borçlu olmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın ka …
Dava, «keşideci» davacının «lehdar» olan davalıya dava konusu kambiyo senedinden dolayı borçlu olmadığının tespiti, senedin iptali istemine ilişkin olup, uyuşmazlık «ispat külfetinin» hangi tarafa ait olduğu noktasında toplanmaktadır.Mahkemece, davalının savunmasından hareketle senedin düzenleme «sebebini» «talil» etmiş olduğu ve «ispat yükünün» yer değiştirdiği, bu bağlamda ispat yükünün davalıda olduğu gerekçesiyle, davacının davalıya borçlu olmadığı sonucuna varılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda «ispat yükünün» ilke olarak davacıda olduğu kabul edilmek ve sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken yanlış ilkeye ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4793 E. 2022/2491 K.
Ortak:tefrik
İncelediğiniz karardaA.. yönünden ise açılan davanın «tefrikine» karar verilmiştir.
A..'a açılan davanın «tefrikine» karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece, «tefrik» kararı verilmeden davalara birlikte bakılması gerekirken davalı S..
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davalı ... «mirasçıları» bakımından davanın «tefriki» ile ayrı bir esasa «kaydına», diğer davalılar bakımından ise davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın davacı ve bir kısım davalılar vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mirasçılık · cy/cy kaydı
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davalı ... «mirasçıları» bakımından davanın «tefriki» ile ayrı bir esasa «kaydına», diğer davalılar bakımından ise davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın davacı ve bir kısım davalılar vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/7718 E. , 2015/9171 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ÇORUM 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 08/10/2013
NUMARASI 2011/275-2013/404
Taraflar arasında görülen davada Çorum 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08/10/2013 tarih ve 2011/275-2013/404 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalılar ile yakın akraba olduğunu, müvekkiline ait . Y. mahallesinde bulunan .. pafta, .. ada.. parselde kayıtlı 4/42 hisseli dükkan ile İ.Ç. Ç. mahallesinde bulunan A.ö. mevkii, ...G I pafta .. ada .. parselde kayıtlı arsaların 1/2 hissesinin müvekkili tarafından 13/01/2003 yılında davalı S.. A..'a satıldığını, satış işlemlerinin davalı S.. A.. tarafından verilen vekaletnameye istinaden annesi diğer davalı B.. A.. tarafından yapıldığını, taşınmazların devrinin davalı S.. A..'a yapıldığı halde vekalet ile taşınmazı alan davalı B.. A.. tarafından satış bedeli karşılığı olarak 30/12/2002 tanzim tarihli 290.000,00 ABD doları bedelli bono verildiğini, bono bedelinin davalılar tarafından ödenmediğini, bonoyu davalı B..
A..'ın imzalamasına rağmen borcu davalıların birlikte ödemeleri gerektiğini, davalı B. A.'ın mal varlığı olmadığı için kambiyo senetlerine mahsus icra takibi yapılmadığını ileri sürerek, bono bedeli veya taşınmazların bedeli olarak fazlaya ilişkin hakları sakılı tutularak 40.000,00 TL alacağın davalılardan tahsilini, birleşen davada ise davalıların aldıkları taşınmazların ve verilen bonunn karşılığında fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile daha önce talep edilen 40.000 TL alacaklarının haricinde 482.000.00 TL alacağın yasal faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkili B.. A..'ın davaya konu senedi düzenlemediğini,diğer müvekkili S.. A..'ın annesi B.. A..'a kendisi adına senet düzenlenme yetkisi vermediğini, davacıdan satın alınan taşınmazlar için davacıya toplam 100.000,00 İsviçre Frangının bir kısmının havale yoluyla bir kısmının ise elden ödendiğini, tapuda satış esnasında davacının parasını alarak satış işlemini gerçekleştirdiğini, davacının iddiasını tapu gibi bir belge ile kanıtlanması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia savunma bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; satış işleminin davacı ile davalı S.. A.. arasındaki gerçekleşmesine rağmen bonoda davalı B.A.'ın imzasının olduğunu, davacı tarafından bononun tapudaki satış nedeniyle düzenlendiği ileri sürüldüğünden bononun ihdas nedeninin talil edildiği, senedi talil eden davacının ispat yükünü üzerine aldığı ve borcun varlığı hususunda ispat yükünü yerine getiremediği, temel borç ilişkisinin taşınmaz satışından kaynaklanması nedeniyle davalı B.. A..'ın sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davalı B.. A.. yönünden davanın reddine davalı S.. A.. yönünden ise açılan davanın tefrikine karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Asıl ve birleşen dava, taşınmaz satışı esnasında davalılar tarafından davacıya verilen bono bedelinin veya taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece bono kesidecisi davalı B.A. 'a açılan davanın, davacının senedi talil ederek ispat yükünü üzerine aldığı ve davacının borcun varlığını ispat edemediği gerekçesiyle reddine karar verilmiştir. Ancak taraflar arasındaki ilişkinin taşınmaz satışından kaynaklandığı, bononun keşidecisinin davalı B.. A.. olduğu ve davalıların yargılama sırasında satım sözleşmesini kabul ederek bedelini ödediklerini iddia ettikleri anlaşılmaktadır. Bu durumda taşınmazın satım bedelinin ödendiğine ilişkin ispat külfeti davalıların üzerindedir O halde mahkemece ispat külfeti konusunda hatalı değerlendirme yapılarak ispat külfetinin davacı tarafa yüklenmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle asıl ve birleşen dava yönünden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Ayrıca mahkemece diğer davalı S.. A..'a açılan davanın tefrikine karar verilmiştir. HMK'nın 166. maddesi uyarınca davaların aynı sebepten doğması veya birisi hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması halinde davalar arasında bağlantı var sayılır. Somut uyuşmazlıkta da tarafların iddia ve savunmaları birlikte değerlendirildiğinde, davalar arasında hukuki ve fiili irtibatın bulunduğu, birisi hakkında verilecek hükümün diğerini etkileyecek nitelikte olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla davalılara karşı açılan davaların birlikte görülmesi gerekmektedir. Bu durumda mahkemece, tefrik kararı verilmeden davalara birlikte bakılması gerekirken davalı S.. A..'a dava hakkında tefrik kararı verilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş kararın bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün asılve birleşen davacı yararına (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerde taraf vekilerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün taraflar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 14/09/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/129998900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz