Ttk 122
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/462 E. 2015/10260 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 122↗ denkleştirme (portföy) tazminatı↗ müşteri portföyü↗ portföy tazminatı↗ komisyon alacağı↗ haksız fesih↗ kar kaybı↗ temsil yetkisi↗ makul süre↗ yoksun kalınan kâr↗ savunma hakkı↗ hakkın kötüye kullanılması↗ hakkaniyet↗ denetime elverişlilik↗ ifa↗ yenileme↗ fesih↗ komisyon↗ kâr kaybı↗ ıslah↗ dava sebebi↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki 29.05.2009 tarihli sözleşmede davalı şirket yetkilisi olarak A. U.'nun imzası bulunduğu, davalı vekili tarafından bu şahsın şirketi temsil yetkisi olmadığı iddia edilmiş ise de sözleşmenin yaklaşık 7 ay süreyle yürütülerek ve taraflar bu müddet içerisinde karşılıklı olarak edimlerini yerine getirdikten sonra yine A. U. tarafından 11.12.2009 tarihli davalı şirkete ait elektronik posta adresinden gönderilen elektronik posta ile feshedildiği gözetildiğinde davalı şirketin A. U.'nun şirket mallarını satma, sözleşme imzalama konusunda yetkili olduğuna dair görünüş yarattığı, davalının bu savunması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğundan bu savunmaya itibar edilmeyerek sözleşmenin kurulduğunun kabul edildiği, üçüncü bilirkişi heyet raporu önceki raporlar arasındaki çelişkileri giderici ve denetime elverişli olması nedeniyle benimsenerek, davacının ıslah talepli davasının kısmen kabulüne, 80.943,68 Euro komisyon alacağı, 196.577,50 Euro yoksun kalınan kâr, 138.760,44 Euro denkleştirme tazminatı olmak üzere toplam 416.281.62 Euro'nun faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak dava, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafından haksız feshi nedeniyle komisyon, yoksun kalınan kar ve portföy tazminatı istemlerine ilişkindir.
Sözleşmenin davalı tarafça haksız feshi halinde kural olarak davacının ifa menfaatine ilişkin kar kaybı zararı isteminde bulunma hakkı mevcut ise de mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporunda taraflar arasındaki sözleşme devam etmiş olsaydı sözleşmenin sona ermesi gereken sürenin tamamı esas alınarak yoksun kalınan kâr hesaplanmıştır. Ancak, bu şekilde yapılan yoksun kalınan kar hesaplanması yerinde görülmemiştir. Davacı, davalı dışında başka bir firmayla benzer nitelikte sözleşme yapabilecektir. Dairemizin yerleşik içtihatlarında da benimdendiği üzere (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 23.01.2014 tarih 2012/10547 E. 2014/1508 K. sayılı ilamı) uğranılan zararın hesabında fesihten sonra kalan tüm sözleşme süresi değil, davacının bu haksız fesih sonrasında feshedilen sözleşme konusu iş ile aynı nitelikte bir işi bulması için gereken süre, bir başka anlatımla aynı nitelikteki bir işi hangi sürede bulacağı veya bulması gerektiği konusunda tespit edilecek “makul bir süre” göz önüne alınarak uğranılan kar kaybının hesaplanması gerekmektedir. Somut olayda ise 7 ay yürürlükte kalan sözleşmenin feshiden sonra kalan ve usulüne uygun feshedilmeyerek yenilendiği kabulü ile 17 aylık süre için davacı tarafından ödenmesi gereken komisyona göre hesaplama yapılarak kar kaybı zararı belirlenmiş olup, bu hesap yöntemi açıklanan ilke ve Daire uygulamalarına uygun bulunmamaktadır. Bu itibarla mahkemece, bilirkişilere yaptırılacak inceleme sonucu davacının fesihten sonra aynı nitelikte bir işi bulabilmesi için gerekli makul bir süre tespit ettirilerek, belirlenecek bu süre için uğradığı kar kaybının hesaplanması, eğer davacı tespit edilen süreden önce aynı nitelikte bir iş bulmuşsa bu halde de fesihten söz konusu işi bulduğu tarihe kadar olan süre içinde uğradığı kar kaybı zararının hesaplanarak hüküm altına alınması gerekirken, yazılı şekilde fesihten sonra kalan tüm sözleşme süresine göre yapılan hesap tarzına itibar edilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Ayrıca davacı, portföy tazminatı talebinde bulunmuştur. Taraflar arasındaki sözleşmede ve sözleşmenin kurulup devam ettiği dönemde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'da buna dair bir hüküm bulunmamakla birlikte öğretide ve Yargıtay uygulamasında taraflar arasındaki ilişkinin devam ettiği süre ve ilişkinin ileriye dönük menfaat sağlayıp sağlamayacağı hususları nazara alınmak suretiyle hakkaniyete uygun bir tazminata hükmedilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Yargılama sürecinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 122. maddesinde “denkleştirme istemi” başlığı altında bir düzenlenme yapılmıştır. Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporunda anılan hususlardan ve 6102 sayılı TTK'nın 122. maddesi hükmünden bahsedilerek çalışılan dönemin ortalaması bulunup 12 ile çarpılmak suretiyle 138.760,44 TL portföy tazminatı hesaplanmıştır. Portföy tazminatı hesaplanırken sözleşmenin devam ettiği sürenin nazara alınmasında bir usulsüzlük bulunmamakla birlikte bu rakamın neden 12 ile çarpılarak sonuç rakama ulaşılmadığının sebebi anlaşılamamıştır. Bu itibarla mahkemece, portföy tazminatına hükmedilirken bilirkişilere yaptırılacak inceleme sonucu davacının davalı tarafın müşteri portföyüne kattığı müşterilerle davalının sözleşmenin sona ermesinden sonra da ticari ilişkisini devam ettirip ettirmediği, ettirdi ise hangi firmalarla, hangi süre ve oranda devam ettirdiği tespit ettirilerek, taraflar arasındaki sözleşmenin kurulup devam ettiği süre, ilişkinin ileriye dönük menfaat sağlayıp sağlamadığı hususları nazara alınmak suretiyle hakkaniyete uygun bir tazminata hükmedilmek gerekirken anılan ilkelere uygun düşmeyen hesap tarzına göre belirlenen portföy tazminatına hükmedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/13042 E. 2017/1342 K.
Ortak:portföy tazminatı · yenileme · fesih
İncelediğiniz kararda2- Ancak dava, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafından haksız feshi nedeniyle «komisyon», «yoksun kalınan» kar ve «portföy tazminatı» istemlerine ilişkindir.
2014/1508 K. sayılı ilamı) uğranılan zararın hesabında fesihten sonra kalan tüm sözleşme süresi değil, davacının bu «haksız fesih» sonrasında feshedilen sözleşme konusu iş ile aynı nitelikte bir işi bulması için gereken süre, bir başka anlatımla aynı nitelikteki bir işi hangi sürede bulacağı veya bulması gerektiği konusunda tespit edilecek “makul bir süre” göz önüne alınarak uğranılan «kar kaybının» hesaplanması gerekmektedir.
Somut olayda ise 7 ay yürürlükte kalan sözleşmenin feshiden sonra kalan ve usulüne uygun feshedilmeyerek «yenilendiği» kabulü ile 17 aylık süre için davacı tarafından ödenmesi gereken «komisyona» göre hesaplama yapılarak «kar kaybı» zararı belirlenmiş olup, bu hesap yöntemi açıklanan ilke ve Daire uygulamalarına uygun bulunmamaktadır.
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki feshin «olağan fesih» olduğu, davacının aracılık yaptığı sözleşmelerden bir kısmının davalı «acentelerince» «yenilendiği», bu nedenle davalının yeni müşterilerle gelir elde etmeye devam ettiği, davacının bu fesih nedeniyle bu yenilemelerden gelir elde edemediği, haklı feshin olmadığı, «haklı fesih» olmadığı için davacı tarafın bu nedenlerle «portföy tazminatının» talep edilebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki «acentelik sözleşmesinin» «yenilenmeyeceğine» dair sözlü bildirimin yapıldığı tarihten sonra ve 18.09.2012 tarihli «fesih» «ihbarının» yapıldığı tarihe kadar geçen sürede davacı acentenin portföyündeki «sigorta poliçelerini» dava dışı sigorta şirketlerine yönlendirdiği mahkemenin de kabulündedir.
… , mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, keşide edilen 18.09.2012 tarihli «ihtarname» ile davacı «acenteye» verilen «vekaletlerden azil» suretiyle derhal «fesih» hakkının kullanıldığı, taraflar arasındaki «acentelik sözleşmesinin» 25. maddesinde derhal fesih koşullarının kararlaştırıldığı ancak davalı tarafça söz konusu fesih koşullarının haklı bir nedene dayalı fesih bildirimi olduğunun kanıtlanamaması nedeniyle, işbu davada mahkemenin süreli fesihte bulunduğu ve feshin yıl sonu itibariyle gerçekleştiği, davanın açılış tarihi itibariyle «hak düşürücü süre» içinde açıldığına dair gerekçesi yerinde değilse de; acentelik sözleşmesinin 25. maddesine dayalı olarak keşide edilen 18.09.2012 tarihli ihtarnamenin ... tebliğ b …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vekaletten azil · olağan fesih · önemli menfaat · haklı fesih · azil · acentelik sözleşmesi · acente · acentelik
Benzer bu kararda… , mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, keşide edilen 18.09.2012 tarihli «ihtarname» ile davacı «acenteye» verilen «vekaletlerden azil» suretiyle derhal «fesih» hakkının kullanıldığı, taraflar arasındaki «acentelik sözleşmesinin» 25. maddesinde derhal fesih koşullarının kararlaştırıldığı ancak davalı tarafça söz konusu fesih koşullarının haklı bir nedene dayalı fesih bildirimi olduğunun kanıtlanamaması nedeniyle, işbu davada mahkemenin süreli fesihte bulunduğu ve feshin yıl sonu itibariyle gerçekleştiği, davanın açılış tarihi itibariyle «hak düşürücü süre» içinde açıldığına dair gerekçesi yerinde değilse de; acentelik sözleşmesinin 25. maddesine dayalı olarak keşide edilen 18.09.2012 tarihli ihtarnamenin ... tebliğ b …
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki feshin «olağan fesih» olduğu, davacının aracılık yaptığı sözleşmelerden bir kısmının davalı «acentelerince» «yenilendiği», bu nedenle davalının yeni müşterilerle gelir elde etmeye devam ettiği, davacının bu fesih nedeniyle bu yenilemelerden gelir elde edemediği, haklı feshin olmadığı, «haklı fesih» olmadığı için davacı tarafın bu nedenlerle «portföy tazminatının» talep edilebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
2-Dava, «acentelik sözleşmesinin» haksız feshinden kaynaklanan «portföy tazminatı» alacağıdır.
Taraflar arasındaki «acentelik sözleşmesinin» «yenilenmeyeceğine» dair sözlü bildirimin yapıldığı tarihten sonra ve 18.09.2012 tarihli «fesih» «ihbarının» yapıldığı tarihe kadar geçen sürede davacı acentenin portföyündeki «sigorta poliçelerini» dava dışı sigorta şirketlerine yönlendirdiği mahkemenin de kabulündedir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/462 E. , 2015/10260 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 09/07/2014
NUMARASI 2010/571-2014/209
Taraflar arasında görülen davada Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09/07/2014 tarih ve 2010/571-2014/209 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 06/10/2015 günü hazır bulunan davacı vekili Av. S.. S.. ile davalı vekili Av. İ.. Y.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 29/05/2009 tarihli acentelik sözleşmesi imzalandığını, davacının sözleşme ile belirlenen ülkelerde münhasıran davalıyı temsil etme ve davalının ürünlerini satma hakkını elde ettiğini, sözleşmede müvekkilinin satışına aracılık ettiği ürünlerden alacağı komisyonun sipariş edilen malların bedelinin tamamının alıcılar tarafından davalı hesabına ödenmesinden sonra müvekkiline ödeneceğinin kararlaştırıldığını, sözleşmenin bir yıl süreli akdedildiğini, taraflardan birinin sürenin dolmasından altı ay önce yazılı bildirimi ile anlaşmanın feshini ihbar etmemesi halinde sözleşmenin bir yıl daha uzatılmış sayılacağının düzenlendiğini, müvekkilinin yürüttüğü çalışmalar kapsamında 112.229,13 EURO komisyon alacağına hak kazandığını, davalının sözleşme ile üstlendiği edimlerini gereği gibi ifa etmemesi, teyid edilen siparişleri sevk etmemesi üzerine davalıya 10/12/2009 tarihinde yazılı bildirimde bulunulduğunu ve komisyon alacaklarının ödenmesinin talep edildiğini, buna karşı davalı temsilcisi A.U.
tarafından gönderilen 11/12/2009 tarihli elektronik posta ile davalının sözleşmeyi feshettiğini, davalı taraf müvekkili aracılığı ile sattığı tüm ürünlerin bedellerini tahsil etmesine rağmen müvekkilinin hakettiği komisyon alacağının ödenmediğini, fesihten sonra da müvekkilince geliştirilen müşteri portföyünden faydalanılarak satış yapılmaya devam edildiğini, sözleşmenin süresinden önce sözleşmede öngörülen bildirim yükümlülüğüne uyulmadan haksız feshi nedeniyle müvekkilinin yoksun kalınan karının da ödenmesi gerektiğini ileri sürerek, dava dilekçesi ve ıslahla 80.943,68 Euro komisyon alacağı, 202.358,97 Euro yoksun kalınan kar ve 138.760,44 Euro denkleştirme tazminatı olmak üzere 422.063,09 Euro'nun faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu sözleşmenin müvekkili şirketin yetkilisi C. A.'ın imzasını taşımadığından geçersiz olduğunu, davacının acentelik yapma istediğini şirket çalışanı A. U.'ya bildirmesinden sonra şirket temsilcisi C. A.'ın bu tür bir yapılanmaya karşı çıktığını, davacının hazırlayıp gönderdiği belgelerin şirket çalışanınca imzalandığını, davacının müvekkilince sadece müşteri olarak algılanıp bu kapsamda ticari ilişki kurulduğunu, Eylül 2009 tarihinden sonra davacı ile müvekkili arasında siparişlerden kaynaklanan uyumsuzluğun ortaya çıktığını, davacının 40-50 ton civarında ve müvekkilinin üretimde kullanmadığı renklerden oluşan ürün siparişinde bulunduğunu ve bu ürünleri devamlı satın alacağını bildirmiş olmasına rağmen yüklü miktarda üretilmiş malı teslim almayarak müvekkilini zarara uğrattığını, davacının Eylül 2009 tarihinden itibaren Gaziantep […] H.
Tekstil A.Ş isimli firmadan aynı konuda mal satın almaya başlayarak müvekkilinin zararına neden olduğundan feshin haklı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki 29.05.2009 tarihli sözleşmede davalı şirket yetkilisi olarak A. U.'nun imzası bulunduğu, davalı vekili tarafından bu şahsın şirketi temsil yetkisi olmadığı iddia edilmiş ise de sözleşmenin yaklaşık 7 ay süreyle yürütülerek ve taraflar bu müddet içerisinde karşılıklı olarak edimlerini yerine getirdikten sonra yine A. U. tarafından 11.12.2009 tarihli davalı şirkete ait elektronik posta adresinden gönderilen elektronik posta ile feshedildiği gözetildiğinde davalı şirketin A. U.'nun şirket mallarını satma, sözleşme imzalama konusunda yetkili olduğuna dair görünüş yarattığı, davalının bu savunması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğundan bu savunmaya itibar edilmeyerek sözleşmenin kurulduğunun kabul edildiği, üçüncü bilirkişi heyet raporu önceki raporlar arasındaki çelişkileri giderici ve denetime elverişli olması nedeniyle benimsenerek, davacının ıslah talepli davasının kısmen kabulüne, 80.943,68 Euro komisyon alacağı, 196.577,50 Euro yoksun kalınan kâr, 138.760,44 Euro denkleştirme tazminatı olmak üzere toplam 416.281.62 Euro'nun faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak dava, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafından haksız feshi nedeniyle komisyon, yoksun kalınan kar ve portföy tazminatı istemlerine ilişkindir.
Sözleşmenin davalı tarafça haksız feshi halinde kural olarak davacının ifa menfaatine ilişkin kar kaybı zararı isteminde bulunma hakkı mevcut ise de mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporunda taraflar arasındaki sözleşme devam etmiş olsaydı sözleşmenin sona ermesi gereken sürenin tamamı esas alınarak yoksun kalınan kâr hesaplanmıştır. Ancak, bu şekilde yapılan yoksun kalınan kar hesaplanması yerinde görülmemiştir. Davacı, davalı dışında başka bir firmayla benzer nitelikte sözleşme yapabilecektir. Dairemizin yerleşik içtihatlarında da benimdendiği üzere (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 23.01.2014 tarih 2012/10547 E. 2014/1508 K. sayılı ilamı) uğranılan zararın hesabında fesihten sonra kalan tüm sözleşme süresi değil, davacının bu haksız fesih sonrasında feshedilen sözleşme konusu iş ile aynı nitelikte bir işi bulması için gereken süre, bir başka anlatımla aynı nitelikteki bir işi hangi sürede bulacağı veya bulması gerektiği konusunda tespit edilecek “makul bir süre” göz önüne alınarak uğranılan kar kaybının hesaplanması gerekmektedir.
Somut olayda ise 7 ay yürürlükte kalan sözleşmenin feshiden sonra kalan ve usulüne uygun feshedilmeyerek yenilendiği kabulü ile 17 aylık süre için davacı tarafından ödenmesi gereken komisyona göre hesaplama yapılarak kar kaybı zararı belirlenmiş olup, bu hesap yöntemi açıklanan ilke ve Daire uygulamalarına uygun bulunmamaktadır. Bu itibarla mahkemece, bilirkişilere yaptırılacak inceleme sonucu davacının fesihten sonra aynı nitelikte bir işi bulabilmesi için gerekli makul bir süre tespit ettirilerek, belirlenecek bu süre için uğradığı kar kaybının hesaplanması, eğer davacı tespit edilen süreden önce aynı nitelikte bir iş bulmuşsa bu halde de fesihten söz konusu işi bulduğu tarihe kadar olan süre içinde uğradığı kar kaybı zararının hesaplanarak hüküm altına alınması gerekirken, yazılı şekilde fesihten sonra kalan tüm sözleşme süresine göre yapılan hesap tarzına itibar edilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Ayrıca davacı, portföy tazminatı talebinde bulunmuştur. Taraflar arasındaki sözleşmede ve sözleşmenin kurulup devam ettiği dönemde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'da buna dair bir hüküm bulunmamakla birlikte öğretide ve Yargıtay uygulamasında taraflar arasındaki ilişkinin devam ettiği süre ve ilişkinin ileriye dönük menfaat sağlayıp sağlamayacağı hususları nazara alınmak suretiyle hakkaniyete uygun bir tazminata hükmedilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Yargılama sürecinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 122. maddesinde “denkleştirme istemi” başlığı altında bir düzenlenme yapılmıştır. Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporunda anılan hususlardan ve 6102 sayılı TTK'nın 122. maddesi hükmünden bahsedilerek çalışılan dönemin ortalaması bulunup 12 ile çarpılmak suretiyle 138.760,44 TL portföy tazminatı hesaplanmıştır.
Portföy tazminatı hesaplanırken sözleşmenin devam ettiği sürenin nazara alınmasında bir usulsüzlük bulunmamakla birlikte bu rakamın neden 12 ile çarpılarak sonuç rakama ulaşılmadığının sebebi anlaşılamamıştır. Bu itibarla mahkemece, portföy tazminatına hükmedilirken bilirkişilere yaptırılacak inceleme sonucu davacının davalı tarafın müşteri portföyüne kattığı müşterilerle davalının sözleşmenin sona ermesinden sonra da ticari ilişkisini devam ettirip ettirmediği, ettirdi ise hangi firmalarla, hangi süre ve oranda devam ettirdiği tespit ettirilerek, taraflar arasındaki sözleşmenin kurulup devam ettiği süre, ilişkinin ileriye dönük menfaat sağlayıp sağlamadığı hususları nazara alınmak suretiyle hakkaniyete uygun bir tazminata hükmedilmek gerekirken anılan ilkelere uygun düşmeyen hesap tarzına göre belirlenen portföy tazminatına hükmedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/127004900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz