Rücuen tazminat | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/17945 E. 2015/12483 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sponsorluk sözleşmesi↗ muaccel alacak↗ erken açılan dava↗ rücuan tazminat↗ hisse devri↗ muacceliyet↗ hisse devir sözleşmesi↗ anonim şirket↗ kâr payı↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, asıl davada takip tarihi itibariyle muaccel alacak bulunmadığı, vergi ödemelerinin icra takibinden sonra yapıldığı, asıl davanın erken açıldığı, birleşen davada şirketin 24.615,76 TL vergi cezasını ödediği, hisse devir sözleşmesinin 9. maddesine göre davalının vergi borcundan sorumlu bulunduğu, sponsorluk sözleşmelerinin işbu dava ile ilgisinin olmadığı gerekçesiyle, asıl davanın erken açılması nedeniyle reddine, birleşen davanın kabulüne, 24.615,76 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, anonim şirket hisse devrinden kaynaklanan rücuan tazminat istemine ilişkin olup, davacı taraf 25.07.2007 tarihinde anonim şirket hisse devir sözleşmesi imzalandığını, davalının hisselerini dava dışı K.. B....'a devredeceğini, sözleşmenin 9. maddesine göre davacı şirketin hisselerinin tamamı K.. B....'a devrinin tamamlandığı tarihe kadar doğmuş ve bu tarihten önceki dönemle ilgili olup sonradan ortaya çıksa bile her türlü vergi vs. borçtan davalının sorumlu olacağının düzenlendiğini, bu kapsamda 2006 yılı vergi denetiminde şirkete ceza uygulandığını, ödedikleri miktardan davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek işbu davayı açmıştır. Mahkemece, asıl davanın itirazın iptali şekilde açıldığı, takip tarihi itibariyle ödenmiş vergi cezası bulunmadığı gerekçesiyle, erken açılan davanın reddine, birleşen davada ise davacı şirketin ödemiş olduğu 24.615,76 TL vergi cezasının sözleşme hükümleri uyarınca davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Oysa, taraflar arasındaki sözleşmenin 3. maddesinde sözleşmenin konusunun davacı şirket hisselerinin K.. B..'a hangi şartlarda satılacağı ve K. B. tarafından payların hangi şartlarda alınacağı hususunu içerdiği, 4/1. maddede davacı şirket hisselerinin % 100'ü, bu hisselerin temsil ettiği tüm haklar ile birlikte 5.000.000 EURO bedel karşılığında K. B.'a devredileceği, 4/3. maddede hisselerin devrinin davacı şirketin tüm bilanço ve gelir gider hesaplarının incelenmesini müteakip yapılacağı, 4/4. maddede hisselerin önce % 51 kısmının, bilahare 31.12.2008 tarihine kadar tamamının devredileceği düzenlenmiş olup, davalı tarafın hisselerinin % 51 kısmını dava dışı K. B.'a devrettiği, hisselerin kalan kısmının halen davalı üzerinde kaldığı, hisse devri öncesi davalının payının 1996/2000 pay olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Bu bağlamda, sözleşme hükümlerinin bir bütün olarak ve amaçsal olarak yorumu sonucunda, taraflar arasında hisselerin tamamının devri konusunda anlaşma yapıldığı, sözleşmenin 9. maddesindeki hükmün de tarafların karşılıklı olarak tüm sorumluluklarını yerine getirmeleri durumunda geçerli olacağının kabulü gerekir.
Bu itibarla, mahkemece taraflar arasındaki sözleşmenin yukarıda yapılan açıklamalara göre değerlendirilerek, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde birleşen davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin asıl davaya yönelik tüm, davalı vekilinin birleşen davaya yönelik sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Rücuen tazminat | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/17945 E. 2015/12483 K.
Ortak:sponsorluk sözleşmesi · muaccel alacak · erken açılan dava · rücuan tazminat · hisse devri · muacceliyet · hisse devir sözleşmesi · anonim şirket · Rücuen tazminat, İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, asıl davada takip tarihi itibariyle «muaccel alacak» bulunmadığı, vergi ödemelerinin icra takibinden sonra yapıldığı, asıl davanın erken açıldığı, birleşen davada şirketin 24.615,76 TL vergi cezasını ödediği, «hisse devir sözleşmesinin» 9. maddesine göre davalının vergi borcundan sorumlu bulunduğu, «sponsorluk sözleşmelerinin» işbu dava ile ilgisinin olmadığı gerekçesiyle, asıl davanın erken açılması nedeniyle reddine, birleşen davanın kabulüne, 24.615,76 TL'nin davalıdan tahsiline karar …
1- Dava, «anonim şirket» hisse devrinden kaynaklanan «rücuan tazminat» istemine ilişkin olup, davacı taraf 25.07.2007 tarihinde anonim şirket «hisse devir sözleşmesi» imzalandığını, davalının hisselerini dava dışı K..
Mahkemece, asıl davanın itirazın iptali şekilde açıldığı, takip tarihi itibariyle ödenmiş vergi cezası bulunmadığı gerekçesiyle, «erken açılan» davanın reddine, birleşen davada ise davacı şirketin ödemiş olduğu 24.615,76 TL vergi cezasının sözleşme hükümleri uyarınca davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, asıl davada takip tarihi itibariyle «muaccel alacak» bulunmadığı, vergi ödemelerinin icra takibinden sonra yapıldığı, asıl davanın erken açıldığı, birleşen davada şirketin 24.615,76 TL vergi cezasını ödediği, «hisse devir sözleşmesinin» 9. maddesine göre davalının vergi borcundan sorumlu bulunduğu, «sponsorluk sözleşmelerinin» işbu dava ile ilgisinin olmadığı gerekçesiyle, asıl davanın erken açılması nedeniyle reddine, birleşen davanın kabulüne, 24.615,76 TL'nin davalıdan tahsiline karar …
1- Dava, «anonim şirket» hisse devrinden kaynaklanan «rücuan tazminat» istemine ilişkin olup, davacı taraf 25.07.2007 tarihinde anonim şirket «hisse devir sözleşmesi» imzalandığını, davalının hisselerini dava dışı Kamil Barlın'a devredeceğini, sözleşmenin 9. maddesine göre davacı şirketin hisselerinin tamamı Kamil Barlın'a devri …
Mahkemece, asıl davanın itirazın iptali şekilde açıldığı, takip tarihi itibariyle ödenmiş vergi cezası bulunmadığı gerekçesiyle, «erken açılan» davanın reddine, birleşen davada ise davacı şirketin ödemiş olduğu 24.615,76 TL vergi cezasının sözleşme hükümleri uyarınca davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/12772 E. 2010/12690 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temerrüt faizi · asıl alacak · temerrüt
Benzer bu karardaMahkemece (53.615,75) Euronun davalıdan tahsiline, «asıl alacak» tutarı (52.587,99) Euroya 05.08.2001 tarihinde itibaren «temerrüt faizi» işletilmesine, manevi tazminat isteminin reddine ilişkin verilen karar, taraf vekillerinin temyizi üzerine Dairemizce davalı yararına bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18186 E. 2015/639 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:delil niteliği · kesin delil · müktesep hak · ayırt edicilik · iltibas · kesin hüküm · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… apsadıkları, KHK'nın 7/1-b bendine ilişkin bir karara yönelik ...aleyhine açılan bir dava da verilen kesinleşmiş kararın bu davada taraf olmayan 3. kişiler yönünden «kesin» hüküm veya «kesin delil» oluşturmayacağı, çekişme konusu işaretlerin asıl unsurları bire bir aynı olup "...." ve "......" ibareli markaların karışmadan birlikte var olması mümkün bulunmadığı, davacı başvurusunun «ayırt edicilik» sağlaması argümanı da gerçekçi olmadığı, davacının 2001/11160 sayılı markasının davaya konu başvuru yönünden asıl unsurun muhafaza edilmemesi sebebiyle «müktesep hak» teşkil etmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2005/615-2007/63 E.-K. sayılı dosyasında davalı ...'nin taraf olmadığı ve söz konusu dava dosyasında mutlak red sebeplerinin incelenmesi sonucu tesis edilen hükmün işbu davadaki uyuşmazlık bakımından «kesin delil niteliğinin» bulunmadığı gerekçesiyle 556 sayılı KHK'nın 8/1-b bendi kapsamında yapılan değerlendirme sonucunda davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, işaretlerin 556 sayılı KHK'nın 7/1-b bendi kapsamında benzer olmasına karşın başvuru konusu işaretin aynı maddenin «son» fıkrası uyarınca kullanımla ayırdedicilik kazandığı hususu kesinleşen mahkeme kararıyla belirlendiğine göre, artık dava konusu başvurunun ayırtedicilik vasfının itiraza dayanak olan marka ile 556 sayılı KHK'nın 8/1-b bendi anlamında «iltibas» tehlikesine yol açmayacak derecede güçlü olduğunun kabulü gerekir.
Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin kesinleşen 2005/615-2007/63 E.-K. sayılı ilamında, davacı başvurusuna konu işaretin 556 sayılı KHK'nın 7/«son» maddesi kapsamında kullanımla ayırdedicilik kazandığı, bu nedenle tescili gereken işaretlerden olduğu kabul edilerek mutlak red nedenleri kapsamında verilen .... kararının iptaline dair hüküm tesis edilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/17945 E. , 2015/12483 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL(KAPATILAN) 39. ASLİYE TİCARET
MAHKEMESİ
TARİHİ 26/02/2014
NUMARASI 2012/250-2014/48
Taraflar arasında görülen davada İstanbul(Kapatılan) 39. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26/02/2014 tarih ve 2012/250-2014/48 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 24/11/2015 günü hazır bulunan asıl ve birleşen davada davacı vekili Av. L..Ö..... ile asıl ve birleşen davada davalı vekili Av. G.... Y..... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının şirketin ortağı ve eski yönetim kurulu başkanı olduğunu, 25.07.2007 tarihli hisse devir sözleşmesi ile paylarının bir kısmını dava dışı Kamil Barlın'a devrettiğini, sözleşmenin 9. maddesinde hisselerin devirleri tamamlanana kadar doğmuş ve bu tarihten önceki bir dönemle ilgili olupta sonradan ortaya çıksa bile her türlü vergi vs. borçtan davalının sorumlu olacağının düzenlendiğini, ayrıca 6762 sayılı TTK'nın 336. maddesine göre yönetim kurulu üyelerinin defterlerin intizamsız surette tutulması, Yasa'nın, anasözleşmenin kendilerine yüklediği vazifeleri kasten ve ihmal neticesi olarak yapmamaları durumunda sorumluluklarının bulunduğunu, şirketin 2006 dönemi vergi incelemelerinde KDV indirimleri nedeniyle şirkete ceza uygulandığını, 15.02.2012 tarihinde 226.229,97 TL tutarlı ödeme emri gönderildiğini, davalının yapılan takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, asıl davada itirazın iptalini, icra inkar tazminatının tahsilini talep etmiş, birleşen davada ise dava tarihine kadar 24.615,76 TL vergi borcu ödediklerini ileri sürerek, anılan miktarın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sözleşmenin müvekkili ile K.. B... arasında düzenlendiğini, davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığını, yönetim kurulu başkanı olarak sorumluluğu olmadığını, şirket ile sponsorluk sözleşmeleri gereğince alacağı bulunduğunu, bu alacaklarına ilişkin olarak takas haklarını kullandıklarını savunarak, davaların reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, asıl davada takip tarihi itibariyle muaccel alacak bulunmadığı, vergi ödemelerinin icra takibinden sonra yapıldığı, asıl davanın erken açıldığı, birleşen davada şirketin 24.615,76 TL vergi cezasını ödediği, hisse devir sözleşmesinin 9. maddesine göre davalının vergi borcundan sorumlu bulunduğu, sponsorluk sözleşmelerinin işbu dava ile ilgisinin olmadığı gerekçesiyle, asıl davanın erken açılması nedeniyle reddine, birleşen davanın kabulüne, 24.615,76 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, anonim şirket hisse devrinden kaynaklanan rücuan tazminat istemine ilişkin olup, davacı taraf 25.07.2007 tarihinde anonim şirket hisse devir sözleşmesi imzalandığını, davalının hisselerini dava dışı K.. B....'a devredeceğini, sözleşmenin 9. maddesine göre davacı şirketin hisselerinin tamamı K.. B....'a devrinin tamamlandığı tarihe kadar doğmuş ve bu tarihten önceki dönemle ilgili olup sonradan ortaya çıksa bile her türlü vergi vs. borçtan davalının sorumlu olacağının düzenlendiğini, bu kapsamda 2006 yılı vergi denetiminde şirkete ceza uygulandığını, ödedikleri miktardan davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek işbu davayı açmıştır. Mahkemece, asıl davanın itirazın iptali şekilde açıldığı, takip tarihi itibariyle ödenmiş vergi cezası bulunmadığı gerekçesiyle, erken açılan davanın reddine, birleşen davada ise davacı şirketin ödemiş olduğu 24.615,76 TL vergi cezasının sözleşme hükümleri uyarınca davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Oysa, taraflar arasındaki sözleşmenin 3. maddesinde sözleşmenin konusunun davacı şirket hisselerinin K.. B..'a hangi şartlarda satılacağı ve K. B. tarafından payların hangi şartlarda alınacağı hususunu içerdiği, 4/1. maddede davacı şirket hisselerinin % 100'ü, bu hisselerin temsil ettiği tüm haklar ile birlikte 5.000.000 EURO bedel karşılığında K. B.'a devredileceği, 4/3. maddede hisselerin devrinin davacı şirketin tüm bilanço ve gelir gider hesaplarının incelenmesini müteakip yapılacağı, 4/4. maddede hisselerin önce % 51 kısmının, bilahare 31.12.2008 tarihine kadar tamamının devredileceği düzenlenmiş olup, davalı tarafın hisselerinin % 51 kısmını dava dışı K. B.'a devrettiği, hisselerin kalan kısmının halen davalı üzerinde kaldığı, hisse devri öncesi davalının payının 1996/2000 pay olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Bu bağlamda, sözleşme hükümlerinin bir bütün olarak ve amaçsal olarak yorumu sonucunda, taraflar arasında hisselerin tamamının devri konusunda anlaşma yapıldığı, sözleşmenin 9. maddesindeki hükmün de tarafların karşılıklı olarak tüm sorumluluklarını yerine getirmeleri durumunda geçerli olacağının kabulü gerekir.
Bu itibarla, mahkemece taraflar arasındaki sözleşmenin yukarıda yapılan açıklamalara göre değerlendirilerek, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde birleşen davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin asıl davaya yönelik tüm, davalı vekilinin birleşen davaya yönelik sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin asıl davaya yönelik tüm, davalı vekilinin birleşen davaya yönelik sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin asıl ve birleşen davada davacıdan alınıp, asıl ve birleşen davada davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 30,20 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 24/11/2015tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/125424300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz