6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Peşin muhalefet şerhi geçerli iptal davası şartı sağlamaz

İstanbul BAM 14. Hukuk Dairesi · 2026/275 E. 2026/659 K. ·

Kesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Gerekçe özeti

Genel kurul kararına karşı iptal davası açabilmek için TTK 446 uyarınca aranan muhalefet şerhinin, kararın alınmasından (oylamadan) sonra tutanağa geçirilmiş olması gerekir; oylamadan önce beyan edilen (peşin) muhalefet bu şartı sağlamaz ve iptal davası açma hakkı doğurmaz. Muhalefet şerhinin geçerliliği bir dava şartı meselesi olduğundan mahkemece esasa girilmeden önce resen incelenmelidir; bu inceleme yapılmadan, dava konusu kararın süresinde tescil edilmemesi nedeniyle geçersiz hale geldiği gerekçesiyle davanın konusuz kaldığından bahisle karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi usule aykırıdır.

Ele alınan sorunlar

Konusuz kalma nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinin usule uygunluğu → kabul

İddia: Davalı vekili, sermaye artırımı kararının süresinde tescil edilmemiş olmasının iptal sebebi teşkil edemeyeceğini, gecikmenin şirketin kontrolü dışındaki nedenlerden kaynaklandığını, tescil tamamlandıktan sonra bu hususun ayrı bir davada tartışılması gerektiğini ileri sürerek ilk derece kararının kaldırılıp davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Gerekçe: Dava konusu genel kurul kararının süresinden sonra da olsa tescil edilmiş olması ve kararın süresinde tescil edilmemesi nedeniyle geçersiz hale geldiğinin tespiti, eldeki genel kurul kararının iptali davasının konusu değildir. Eldeki dava iptal istemine ilişkin olduğundan bu kapsamda inceleme yapılması gerekir; davanın konusuz kaldığının tespiti ancak dava şartlarının tamam olduğu belirlendikten sonra yapılacak incelemede söz konusu olabilir. Bu nedenle mahkemenin konusuz kalma gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına hükmetmesi usule aykırıdır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Genel kurul toplantısında oylamadan önce beyan edilen muhalefetin (peşin muhalefet) TTK 446 anlamında geçerli dava şartı oluşturup oluşturmadığı → kabul

Gerekçe: TTK 445. maddesi uyarınca kanun ve esas sözleşme hükümlerine, özellikle dürüstlük kuralına aykırı genel kurul kararlarına karşı iptal davası açılabilmesi için, TTK 446. madde gereğince toplantıda hazır bulunup karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten pay sahibi olma şartı aranır. Muhalefet şerhinin tutanağa geçirilmesi şartının gerçekleşmesi için muhalefetin alınan karardan sonra tutanağa geçirilmesi gerekir; karara peşinen (oylamadan önce) muhalefet edilmesi bu şartı sağlamaz (Yargıtay 11. HD, 08.12.2015, 2014/18887 E., 2015/13122 K.). Somut olayda davacı ortakların gündemin 10. maddesine ilişkin muhalefet şerhlerinin oylamadan önce, karar alınmadan konulduğu, bu nedenle geçerli bir muhalefet şerhi olarak kabul edilemeyeceği anlaşılmıştır. Muhalefet şerhi iptal davası açmak için gerekli bir dava şartı niteliğinde olup, dava şartları esasın incelenmesine geçilmeden önce yapılan ön incelemede resen nazara alınması gereken hususlardandır. Bu nedenle davacıların genel kurulun 10 numaralı kararına ilişkin iptal davası açma hakkı bulunmadığından, davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle değil, geçerli muhalefet şerhi bulunmadığından dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Genel kurul toplantısında oylamadan önce (peşin) konulan muhalefet şerhinin TTK 446 anlamında geçerli bir muhalefet şerhi sayılmayacağı ve bunun iptal davası açma hakkı bakımından bir dava şartı olarak resen inceleneceği; bu inceleme tamamlanmadan davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle karar verilmesinin usule aykırı olduğu yönünden emsal değer taşımaktadır.

Usul tespitleri

Dava şartı
Genel kurul kararının iptali davasında, karara oylamadan sonra tutanağa geçirilmiş geçerli bir muhalefet şerhinin bulunması dava şartıdır; peşin (oylamadan önceki) muhalefet bu şartı sağlamaz.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel kurul kararının iptali muhalefet şerhi peşin muhalefet dava şartı sermaye artırımı konusuz kalma resen inceleme

Atıf yapılan mevzuat: TTK — TTK 445TTK 446TTK 456/3TTK 462/3 · HMK — HMK 355HMK 353/1.b.2HMK 361

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2026/275

KARAR NO 2026/659

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 24/09/2025

NUMARASI 2023/598 E. - 2025/819 K.

DAVANIN KONUSU Genel Kurul Kararının İptali

BİRLEŞEN İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHMEMESİ'NİN

2023/624 ESAS, 2023/585 KARAR SAYILI DOSYASI

DAVANIN KONUSU Genel Kurul Kararının İptali

BİRLEŞEN İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHMEMESİ'NİN

2023/632 ESAS, 2023/626 KARAR SAYILI DOSYASI

ASIL VE BİRLEŞEN

DAVALARIN KONUSU Genel Kurul Kararının İptali

Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali istemli asıl ve birleşen davaların ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle asıl ve birleşen davalarda karar verilmesine yer olmadığına dair verilen karara karşı, birleşen davalarda davacılar vekili ile asıl ve birleşen davalarda davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Asıl davada davacı vekili, asıl dava dilekçesinde özetle; davacı ...'nun %17,56 payla ortağı olduğu davalı şirketin 04/07/2023 tarihinde olağan genel kurul toplantısı yapıldığını, davalı şirketin gayri faal olduğunu, fiiliyatta herhangi bir ticari faaliyet yürütmediğini, şirket uhdesindeki Muğla İli Marmaris İlçesi ... Mah. ... Mevkiinde bulunan ...,...,...,... parsel numaralarında kayıtlı taşınmazlar nedeniyle tüzel varlığını sürdürdüğünü, toplantıda şirket sermayesinin 250.000,00 TL'den 5.000.000,00 TL'ye çıkarılması konusunun görüşülüp tartışıldığını, sermaye arttırımına ilişkin 10 no'lu gündem maddesine "Yine söz alan pay sahiplerinden ... vekili Av...., Şirketin fiilen faaliyette bulunmamasına rağmen sermaye artırımını gerektirecek bir durum bulunmamakta ve henüz turizm yatırımına ilişkin somut girişimlerinde bulunmamasına rağmen sermaye artırımını gerektirecek haklı ve geçerli sebepler bulunmamış olması nedeniyle sermaye artırımına muvafakat etmeyip muhalefet şerhi koyduğumuzu beyan ederiz" şeklinde davacının muhalefet şerhi koyduğunu, ancak yönetim kurulu üyesi ve başkan yardımcısı dava dışı ...

şirket sermayesindeki pay çokluğuna dayanarak yapılan oylamada şirket esas sözleşmesinin sermaye ve hisse senetlerinin nevi başlıklı 6.maddesinin tadil edilerek 55.753,75 TL sermayeye tekabül eden 44603 pay adedi red oyuna karşılık 155.385,00 TL sermayeye tekabül eden 124.308 pay adedi kabul oyu ve oy çokluğu ile şirket sermayesinin 250.000,00 TL'den 5.000.000,00 TL ye çıkarılması kararı alındığını, alınan işbu kararla ticaret sicil kayıtlarına göre 31 hissedar-pay sahibi bulunan şirkette tek bir kişinin çoğunluk payını kullanarak çoğunluk pay sahibinin çıkarlarının gözetildiğini, azınlığın payını küçültme amacı güdülmek suretiyle alınan sermaye artırımı kararının objektif iyiniyet kurallarına aykırı düşen bir karar olduğunu, ortaklığın mali durumu gerektirmediği halde veya gerektiğinden fazla sermaye artırımı yapılarak azınlık pay sahiplerinin ortaklıktaki sermaye ve pay oranlarının küçültülmesini amaçlayan bir sermaye artırımı kararı alındığını, diğer taraftan artırımda kullanılabilecek kısmi arsa satışı gibi iç kaynaklar varken, bedelli yeni pay alma haklarını kullanamayacakları bilinen azınlık pay sahiplerinin ödemesiz pay alma oranlarını düşürmek amacıyla sırf dış kaynaklardan sermaye artırımı yapılmasına ilişkin genel kurur kararı çoğunluk pay sahibinin sermaye artırımı hakkını kötüye kullandığı bir karar olduğunu, davacının davalı şirket yönetimi tarafından kendisine gönderilen sermaye artırım iştirak taahhütnamesine Üsküdar ...

Noterliğinin 03/08/2023 tarihli ve... yevmiye nolu ihtarıyla ihtirazi beyanda bulunup "... AŞ'nin 04/07/2023 tarihli olağan genel kurulunda alınan sermaye artırımına muhalefet şerhimiz olup işbu sermaye artışını dava konusu edeceğimizi bildiririz" ihtirazi kaydıyla kendi hissesine düşen 878.200,00 TL yeni sermaye katılım bedelinin %25'ine tekabül eden 1.apel miktarı olan 208.572,25 TL'yi 08/08/2023 tarihinde banka kanalı ile davalı şirket hesabına ödediğini ileri sürerek, davalı şirketin 04.07.2023 tarihli genel kurul toplantısında alınan sermaye artırımı kararının iptaline ve ihtirazi kayıtla ödenmiş apel miktarı olan 208.572,25 TL nin işleyecek faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Birleşen (İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/624 Esas sayılı) davada davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacı ... davalı şirkette % 2,11 pay sahibi olduğunu, davalı şirketin 04/07/2023 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısı yapıldığını, davalı şirketin gayri faal olduğunu, usulüne uygun toplantı çağrısı yapılmadığını, sermaye artışının gerekli olduğuna dair yetkili kurullar tarafından paydaşlara her hangi bir rapor sunulmadığını, müvekkilim de dahil küçük hisseli paydaşları saf dışı etmek ve onların sahip olduğu hisse oranlarını dahada etkisiz hale getirmek için çoğunluğu temsil eden tek bir paydaşın kararı ile davalı şirketin sermayesinin 4.750.000 TL artırılmak suretiyle 5.000.000 TL'ye çıkartıldığını, sermaye artışına ilişkin kararın sadece 124.308 pay adedi itibariyle şirketin % 62,15 hissesine sahip olan ve aynı zamanda şirketi temsil yetkisine sahip tek bir paydaşın (...'nun) objektif iyi niyet kurallarına aykırı kararıyla alındığını, sermaye artırımı kararının şirketin amaç ve gereksinimlerine uygun olmadığını, dürüstlük kuralına ve objektif iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu, şirketin amaç ve gereksinimleriyle açıklanamayan, çoğunluk pay sahiplerinin kişisel yarar sağlamasına yol açan bu kararın alınmasında azınlık pay sahiplerinin çıkarları ve kazanımlarının düşünülmediğini ileri sürerek, davanın İstanbul Anadolu 1.

Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/598 Esas sayılı dosyası ile tensiben birleştirilmesine, 04.07.2023 tarihli genel kurul toplantısında sermaye artışına ilişkin alınan kararın iptaline, sermaye artırımı kararı sonrasında rüçhan hakkı da dahil çıkarılan (oluşan) yeni payların geçersiz kılınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Birleşen (İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/632 Esas Sayılı) davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ...'in davalı şirkette % 2,30 pay sahibi olduğunu, davalı şirketin 04.07.2023 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısına müvekkilinin şahsen katılmış olduğunu, bu toplantıda açıkça 250.000,00 TL olan şirket sermayesinin 5.000.000,00 TL ye çıkartılmasına yönelik sermaye artışına dair genel kurulu kararına karşı muhalefet şerhi koyduğunu, davalı şirketin kuruluşundan bu yana gerek ticari kayıtları ve gerekse bağlı olduğu vergi dairesi nezdinde ki kayıtlarının celp ve ikmal edilmesi helinde görüleceği üzere davalı şirketin bu güne dek herhangi bir faaliyetinin olmadığını, diğer bir ifadeyle davalı şirketin gayri faal olduğunu, açıkça görüleceğini, şirketin esasen Muğla ili Marmaris ilçesinde ...

Mah. ... Mevkii ... ,..., ... ,... numaraları ile şirkete taşınmazları oluşturmakta olduğunu, 04/07/2023 tarihinde çağrı usulüne uyulmaksızın gerçekleştirilen olağan toplantı için gerek müvekkiline ve gerekse diğer paydaşlara usulüne uygun toplantı çağrısı yapılmadığını, sermaye artışının gerekli olduğuna dair yetkili kurullar tarafından paydaşlara her hangi bir rapor sunulmadığını, sermaye artışına ilişkin kararın sadece 124.308 pay adedi itibariyle şirketin % 62,15 hissesine sahip olan ve aynı zamanda şirketi temsil yetkisine sahip tek bir paydaşın (...'nun) objektif iyi niyet kurallarına aykırı kararıyla alındığını, sermaye artırımı kararının şirketin amaç ve gereksinimlerine uygun olmadığını ileri sürerek, 04.07.2023 tarihli genel kurul toplantısında alınan sermaye artışına ilişkin alınan genel kurul kararın iptaline, sermaye artırımı kararı sonrasında rüçhan hakkı da dahil çıkarılan (oluşan) yeni payların geçersiz kılınmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Asıl ve birleşen davalarda davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkili şirketin 1970 yılından beri Marmaris'te 4 parsel halinde taşınmazlarının bulunduğunu, bu yerler doğal sit alanında kaldığından bugüne kadar bir yatırım yapılamadığını, şirketin herhangi bir geliri olmadığı için de giderlerin ortakların katkısı ile karşılandığını, 2022 yılının ikinci yarısında taşınmazların tabi olduğu hukuki rejimde bir değişiklik yapıldığını ve bir kısım turizm tesisinin inşaatının mümkün hale geldiğini, bunun üzerine yönetim kurulunun derhal çalışmalara başladığını, ilk giderlerin ortaklardan temin edildiğini, gerekli finansman ihtiyacı için 04/07/2023 tarihinde in genel kurul toplantısında 250.000.- TL olan sermayenin 5.000.000.- TL ye çıkarılmasının oy çokluğuyla kararlaştırıldığını, fakat karara muhalif kalan davacının huzurunuzdaki davayı açtığını, davacının gerektiğinden fazla sermaye artırımı yapıldığını öne sürdüğünü, müvekkili şirketin sahip olduğu arazinin 211.371 metrekare büyüklüğe sahip olduğunu, Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü'nün 09/07/2022 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan kararı ile taşınmazların hukuki statüsünün ''...'' olarak değiştirildiğini, bu değişiklikten sonra Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın 20/07/2022 tarihli Resmi Gazete'de ''...'' ilan edildiğini, bir takım faaliyetlere ve yapılaşmaya izin verildiğini, bu şekilde 50 yıldır beklenen gelişmenin sağlandığını, taşınmazların üzerine turizm tesisi yapılmasının hukuki zemininin oluştuğunu, akabinde de bazı faaliyetlere başlandığını, öncelikle imar plânı ile çalışmalara yer verildiğini, görüleceği üzere sermaye artırım kararının hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun olduğunu, hazırlık işlemlerini gerçekleştiren ...'e 198.975 TL ve ortaklardan ...'na 176.747 TL borç oluştuğunu, ayrıca ...'e 275.000 TL daha ödeme yapılması gerektiğini, proje çalışmaları için de 3.000.000.- TL üzerinde paraya ihtiyaç bulunduğunu, tesis inşaatı için de 150.000.000 EURO gerektiğini, tüm bunlar gözetildiğinde sermaye artırım tutarının güncel ihtiyaçların çok altında kaldığının görüleceğini, sermaye artırım miktarının iktisadi/mali yerindelik içerdiğini, tamamlatılan mezkûr hazırlık işlemlerinin ödemeleri ortaklardan borç alınmak suretiyle gerçekleştirildiğini, bu büyüklükte bir tesisin inşası için en az 15.000.000 EURO tutarında finansman ihtiyacı bulunduğunu, tüm bu hususlar gözetildiğinde sermaye artırımına konu tutarın güncel ihtiyacın çok altında kaldığını, en az 15.000.000 EURO civarındaki inşaat maliyetleri gözetildiğinde sermaye artırım tutarı olan 5.000.000 TL’nin bir dizi zorunlu sermaye artırımının başlangıcı olduğu görülmektedir.

Finansmanın tamamına tek seferde karar verilmemesi, zorunlu ihtiyaç duyulan tutarda artırıma gidilmiş olması, iddia edilenin aksine kötü niyetli değil son derece iyi niyetli bir yaklaşımının sonucu olduğunu ispatladığını, bunun yanı sıra sermaye katılım bedellerinin ödenmesinde kanunen aranan 24 aylık sürenin kısaltılmadığını, bu nedenle azınlığın sermaye katılım bedellerinin ödenmesinde bu uzun süreyi kullanma imkanı bulunduğunu, kaldı ki, pay sahiplerinin rüçhan hakkının korunduğunu savunarak, asıl ve birleşen davaların reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Somut dosya kapsamında davacı taraflarca 04/07/2023 tarihli genel kurulda alınan sermaye arttırımı kararının iptali istemi ile iş bu davanın açıldığı, davanın 17/08/2023 tarihinde üç aylık yasal süresi içinde açıldığı, davacıların davalı şirketin ortağı olduğu, sermaye artırımın gecikmeli olarak 08/12/2023 tarihinde tescil ettirildiği, TTK'nun 456/3. maddesi gereğince davaya konu genel kurul kararının yasal sürede tescil ettirilmediği için geçersiz hale geldiği, geçersiz hale gelen sermaye artımı kararının iptaline karar verilemeyeceği anlaşılmakla konusuz kalan talep yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olup aşağıda şekilde hüküm kurulmuştur.

Ayrıca davacıların muhalefet şerhleri peşin muhalefet olduğundan dava şartı yokluğundan davanın reddine karar vermek gerekeceğinden davalı şirket lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmiştir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nin 12. Hukuk Dairesi'nin 2024/1489 E-2024/1815 K. Sayılı ilamı)" gerekçesiyle konusuz kalan talepler yönünden asıl ve birleşen davalarda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.Bu karara karşı, birleşen davalarda davacılar vekili ile asıl ve birleşen davalarda davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Birleşen davada davacı ... vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ortada alınmış bir genel kurul kararı var iken ve bu kararın iptal edilmesi ve davanın kabul edilmesi gerekirken, kararın geçersiz olduğu gerekçesi üzerine konusuz kaldığı düşünülerek davanın reddine karar verilemeyeceğini, davalının 04.07.2023 tarihinde çağrı usulüne uyulmaksızın olağan genel kurul toplantısı gerçekleştirdiğini, gerek müvekkiline ve gerekse diğer paydaşlara usulüne uygun toplantı çağrısı yapmadığını, sermaye artışının gerekli olduğuna dair yetkili kurullar tarafından paydaşlara her hangi bir rapor sunmadığını, müvekkilinin de dahil olduğu küçük hisseli paydaşları saf dışı etmek ve onların sahip olduğu hisse oranlarını daha da etkisiz hale getirmek için çoğunluğu temsil eden tek bir paydaşın kararı ile şirket sermayesinin 4.750.000 TL artırılmak suretiyle 5.000.000 TL'ye çıkartılarak sermaye artışı kararı alındığını, ortada davalı şirket tarafından yapılmış olağan genel kurul toplantısı ve bu toplantı kapsamında alınmış sermaye artışı kararı bulunduğunu, sermaye artışı kararının iptali için dava açıldığını, dolayısıyla ortada somut olarak alınmış bir karar olup, ilk derece mahkemesinin en azından genel kurul kararının süresi içerisinde tescil edilmemiş olması gerekçesiyle davanın kabulüne ve genel kurul kararının iptaline karar verilmesi gerekirken, üstelik davanın açılmasına sebep olan davalı şirket lehine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedecek şekilde davanın konusuz kaldığı gerekçesi ile reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, sermaye artışını gerekli kılacak hiç bir haklı gerekçe olmadığı gibi alınan karar azınlık pay sahiplerini zarara uğrattığını, davalı şirketin imara açık olmayan taşınmazı dışında başkaca bir malvarlığının bulunmadığı, davalı şirketin her hangi bir ticari faaliyetinin de olmadığı, sermaye artırımını en azından makul ve gerekli kılacak hiç bir sebebin de bulunmadığı, sermaye artışının gerekli olduğuna dair yetkili kişiler ve kurullar tarafından her hangi bir raporun hazırlanmadığı ve paydaşlara da böyle bir raporun sunulmadığı, sermaye artışına ilişkin kararın sadece 124.308 pay adedi itibariyle şirketin % 62,15 hissesine sahip olan ve aynı zamanda şirketi temsil yetkisine sahip tek bir paydaşın (...'nun) objektif iyi niyet kurallarına aykırı kararıyla alındığnın açıkça ortada olduğunu, sermaye artırımı kararının şirketin amaç ve gereksinimlerine uygun olmadığı açık olmakla birlikte, sermaye artışının çoğunluk pay sahiplerinin (tek bir paydaşın) yararına ve müvekkilinin de dahil küçük hisseli paydaşların zararına olduğu, bu sebeple anılan kararın dürüstlük kuralına ve objektif iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu, imara kapalı taşınmazların sermaye artışına gerekçe gösterilmesinin iyi niyetli olmadığını, davalının sermaye artışına gerekçe gösterdikleri taşınmazların tamamı zeytinlik vasfında olup imara ve her türlü yapılaşmaya ve faaliyete kapalı taşınmazlar olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

Birleşen davada davacı... vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın konusuz kalmasına davalı şirketin kusurlu eylemlerinin sebebiyet verdiğini, mahkemece TTK'nın 456/3 maddesi uyarınca genel kurul kararının süresinde tescil edilmemesi nedeniyle geçersiz hale geldiğini tespit edildiğini, ancak mahkemece, dava açıldığı andaki "haklılık durumu " gözetilmeden, müvekkili aleyhine vekalet ücretine hükmedildiğini, HMK m.331/1 gereği "davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre" yargılama giderlerini takdir edileceğini, dosya kapsamındaki bilirkişi raporlarının davalı şirketin aldığı kararın esasen iptale mahkum olduğunu gösterdiğini, dolayısıyla dava açmakta haklı olan müvekkili aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda, şirketin yasal ve olağanüstü yedek akçelerinin bulunduğunu, bu tutarlar iç kaynaktan sermayeye eklenmeden dış kaynaklardan (nakdi) sermaye artırımı yapılamayacağının açıkça tespit edildiğini, TTK'nın462.

maddesi ile açıkça "nominal sermaye artırımı yapılmadan efektif sermaye artırımı yapılamayacağı, bu bakımdan kararın iptal edilebileceği" görüşünü bildirdiğini, bu hususun dahi dava tarihinde müvekkilinin haklılığını ispata yeterli olduğunu, dava konusuz kalmış olsa da, dava tarihinde ortada hukuki sonuç doğurmaya aday, ancak sakat bir karar mevcut olduğunu, dolayısıyla müvekkili dahil diğer birleşen dava davacıları bakımından dava açmaktaki hukuki yarar ve haklılığın tam olduğunu, peşin muhalefet bulunduğu gerekçesinin hatalı olduğunu, davacı ve diğer diğer birleşen dosya davacılarının, genel kurula katıldığını, gündem maddesi görüşülürken iradesini ortaya koyduğunu ve karara muhalif kaldığını, TTK 446.

maddesi uyarınca muhalefet şerhi prosedürünün işletildiğini, ortada TTK'nın 462.amddesne açıkça aykırı, iç kaynaklar tüketilmeden alınmış ve azınlık haklarını bertaraf etmeye yönelik bir karar varken, ortağın bu kararın iptalini istemesinde hukuki yararı bulunduğunu, hukuka ve kanuna açıkça aykırı bir karar için dava açan ortağın "peşin muhalefet yaptı" diyerek cezalandırmanın hak arama hürriyetini kısıtlamak olduğunu, neticeten genel kurul çağrı usulüne riayet edilmemesi, mücerret iptal sebebi teşkil ettiğinden; dava tarihi itibariyle işbu davanın ikamesinde davacının hukuki yararı ve haklılığı olduğunu kararın yasal süresinde tescil ettirilmemesi suretiyle davanın konusuz kalmasına, davalı yanın kendi kusurlu ihmali ile sebebiyet verdiğini, iç kaynaklar tüketilmeden nakdi sermaye artırımı yoluna gidilmesinin yasanın emredici hükmüne aykırı olması sebebiyle kararın esastan da sakat olduğunu, HMK m.

331/1 uyarınca; davanın açıldığı andaki haklılık durumu ve davalının kusuru gözetilerek,yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılması gerekirken, müvekkil aleyhine hüküm kurulması yasaya aykırı olup kararın bozularak ortadan kaldırılması ile davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Asıl ve birleşen davalarda davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; anılan sürede tescil yapılmaması nedeniyle sermaye artırımı kararının iptalinin hukuka aykırı olduğunu, sermaye artırım kararındaki gecikmenin hukuka aykırı olarak değerlendirilmesi ve bu hususun iptale neden olmasının mümkün olmadığını, zira 04.06.2023 tarihinde yönetim kurulunun yetkisinin bittiğini, sermaye artırımının tescilinden önce TTK 461'e göre rüçhan hakkını kullanmaya davet ilanının yönetim kurulu kararı ile verilebilmesi için ilk önce genel kurul kararının sadece yönetim kurulu seçimine ilişkin 6.

maddesinin tescil edildiğini, sonrasında rüçhan hakkı davet ilanının ticaret sicilde tescil edilebildiğini, ayrıca genel kurul toplantısından hemen sonra ortaklar pay devirlerinin gerçekleştirildiğini, bu devirlere bağlı olarak taahhüt edilen sermayenin bankaya bloke edilmesi gereken ¼ ödemelerin 15.09.2023 tarihinde tamamlanabildiğini, nihayet sermaye artırımına katılan ortakların sermaye artırımı iştirak taahhütnamelerinin davalı şirkete geç ulaştırıldığını, bu iştirak taahhütnamelerindeki eksiklerin giderilmesinden sonra derhal tescilin tamamlandığını, sayılan bu nedenler müvekkili şirketin kontrol sahası dışında olup gecikmeye şirketin değil ortakların neden olduğunu, tescildeki iddia edilen gecikmenin iptal sebebi teşkil etmesinin de mümkün olmadığını, kaldı ki, huzurdaki davanın açılma tarihinde, iddia edilen 3 aylık sürenin sona ermediği gözetildiğinde, tescilin süresi geçtikten sonra tamamlanmış olduğu iddiasıyla, tescil edilen sermaye artırımının iptalinin talep edilemeyeceğini, nitekim sermaye artırımına karşı dava açan pay sahiplerinin hiçbiri TTK m.

345/2'deki haklarını kullanmadığını, TTK m. 345/2'de sermaye artıtımına ilişkin genel kurul karar tarihini izleyen üç ay içinde tescil tamamlanmadığı takdirde, bu hususu doğrulayan bir sicil müdürlüğü yazısının sunulması üzerine, bedeller banka tarafından sahiplerine geri verilir hükmü bulunduğunu, davaya konu genel kurul tarihini izleyen üç ay sonunda, sicil müdürlüğünden tescilin tamamlanmadığına ilişkin aldıkları yazı ile bankadan para iadesi alınabikecekken, ortaklardan hiçbiri bu yönde bir başvuruda bulunmadığını, hatta 3 aylık sürenin sonunda ortakların iştirak taahhütnamesi imzalayarak davalı şirkete ulaştıranlar olduğunu, keza huzurdaki davayı açanlardan dahi bu şekilde iştirak taahhütnamesi düzenleyenler olduğunu, bu nedenle iddia edilen sürenin geçmesinin gerçekleşen tescili ortadan kaldırmasının hukuken mümkün olmadığını, tescilin tamamlanmasından sonra bu tescil işleminin süre nedeniyle iptali için ayrı bir dava açılması gerekirken huzurdaki dosyada bu hususun müzakeresi ve karara bağlanmasının mümkün olmadığını, ayrıca, ilanın sermaye artırım kararı üzerinde etkisi bulunmadığını, bu yönüyle dahi anılan kararın hukuka aykırı odluğunu, sonuç olarak TTK m.

462/3'e aykırılık söz konusu olmadığından ve tecildeki iddia edilen gecikmenin ortaklardan kaynaklanıyor olması nedenleriyle gerekli olduğu tespit edilen sermaye artışının hukuka uygun olduğunun kabulü ve davanın reddi gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Asıl ve birleşen davalar, davalı şirketin 04.07.2023 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan sermaye arttırımı kararının TTK'nın 445 ve devamı maddeleri uyarınca iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl ve birleşen davaların konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; bu karara karşı, birleşen davalarda davacılar vekilleri ile asıl ve birleşen davalarda davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Asıl ve birleşen davalarda davacılar, davalı şirketin 04.07.2023 tarihli genel kurul toplantısında sermaye arttırımına ilişkin olarak alınan 10 numaralı gündem maddesinin objektif dürüstlük kurallarına, hukuka aykırı olduğunu, azınlık pay sahiplerinin paylarının küçültülmesi amacını taşıdığını ileri sürerek, anılan maddenin iptalini talep etmişlerdir.

04. 07.2023 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 10 numaralı gündem maddesinin incelenmesinde; davalı şirketin sermayesinin 250.000,00 TL'den 5.000.000,00 TL'ye yükseltilmesinin görüşüldüğü, oylama sonucunda 44.603 pay sahibinin ret oyuna karşılık 124.308 adet payın kabul oyu ile sermayenin 5.000.000,00 TL'ye yükseltilmesine karar verildiği, şirket esas sözleşmesinin ''Sermaye ve Hisse Senetlerinin Nevi'' başlıklı 6.maddesinin bu yönde düzenlenmiş halinin kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır. TTK'nın 445. maddesinde ''446. maddede belirtilen kişiler, kanun ve esas sözleşme hükümlerine özellikle dürtüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine karar tarihinden itibaren üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinde iptal davası açabilirler" hükmüne yer verilmiş olup 446.

maddede ise iptal davası açabilecek kişiler sayılmış ve toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, toplantıda hazır bulunsun ya da bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın, çağrının usulüne uygun yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına veya oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, yönetim kurulu ve yönetim kurulu üyelerinden her birinin iptal davası açabileceği belirtilmiştir.

Buna göre genel kurul kararlarına karşı iptal davası açılabilmesi için iptali istenen karara olumsuz oy vermenin dışında TTK'nın 446. maddesi gereğince muhalefet şerhinin de tutanağa geçirilmesi gerekmektedir. TTK'nın 446.maddesi genel kurul kararlarının iptalinin şartlarını ve usulünü düzenlemiş olup, anılan maddede toplantıda hazır bulunup karara muhalif kalarak keyfiyeti zapta geçirten pay sahibinin iptal davası açabileceği belirtilmiş olup bu husus dava şartıdır. Ayrıca, bir karara muhalefette bulunulması ve muhalefetin tutanağa geçirilmesi yolundaki dava şartının gerçekleşebilmesi için muhalefetin alınan karardan sonra tutanağa geçirilmesi gerekmedir. Bu durum, karara peşinen muhalefet olmaz şeklinde de açıklanabilir ( Yargıtay 11.

HD, 08.12.2015 tarih, 2014/18887; 2015/13122 E.K sayılı ilamı).Bu tespit ve bilgilere göre somut olay incelendiğinde; her ne kadar mahkemece davanın konusuz kaldığından bahisle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de bu karar usule aykırı olmuştur. Zira dava konusu genel kurul kararı süresinden sonra olsa dahi 08.12.2019 tarihinde Ticaret Sicil Gazetesi'nde tescil edilmiş olduğu gibi söz konusu kararın süresinde tescil edilmemesi nedeniyle geçersiz hâle geldiğinin tespiti eldeki davanın konusu da değildir. Eldeki dava, genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir ve bu kapsamda inceleme yapılması gerekmektedir. Bu tespitlere göre; asıl ve birleşen davalarda davacı ortakların gündemin 10.

maddesine ilişkin olarak yukarıda belirtildiği şekilde bir muhalefet şerhlerinin bulunmadığı görülmekte olup, birleşen davacılar tarafından toplantıda oylamadan önce muhalefet şerhi konulduğu, ardından maddenin oylamasına geçildiğinden, bu bakımdan geçerli bir muhalefet şerhi olarak kabul edilemeyeceğinden,asıl ve birleşen davacıların genel kurulun 10. numaralı kararına ilişkin iptal davası açma hakkı bulunmamaktadır. Muhalefet şerhi iptal davası açmak için gerekli bir dava şartı niteliğinde olduğundan ve dava şartları dava konusunun esasının incelenmesine geçilmeden önce yapılan ön incelemede resen nazara alınması gereken hususlardan olduğundan mahkemece davanın davacıların geçerli bir muhalefet şerhleri olmadığından asıl ve birleşen davaların usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.

Nitekim, davanın konusuz kaldığının tespiti, ancak dava şartlarının tamam olmasından sonra yapılacak incelemede anlaşılabilecektir. Açıklanan bu sebeplere göre, birleşen davacıların istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir. Gerek resen nazara alınan sebeplerle, gerekse davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde olduğundan, asıl ve birleşen davalarda ilk derece mahkemesinin verdiği kararının kaldırılarak, asıl ve birleşen davaların usulden reddine dair Dairemizce yeniden karar verilmesi gerekmiştir.Yeniden hüküm kurulurken asıl ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf sebebi olmaması nedeniyle tek vekalet ücretine hükmedilmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, HMK'nın 353/1.b.2 maddesi gereğince asıl ve birleşen davalarda davalı vekilinin asıl ve birleşen davalara yönelik istinaf başvurusunun tısmen kabulüyle ve resen gözetilen nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, asıl ve birleşen davalar hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine ve neticede asıl ve birleşen davaların usulden reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan gerekçelerle;Birleşen davada davacılar vekillerinin istinaf başvurusunun reddine, asıl ve birleşen davalarda davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne ve resen gözetilen sebeplerle HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilerek kaldırılmasına, asıl ve birleşen davalar hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;

1-Asıl ve birleşen davaların, özel dava dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine,

2-Asıl davada alınması gerekli 732,00 TL karar harcından, davacı tarafından peşin yatırılan 269,85 TL harçtan mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın asıl davada davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,

3-Birleşen İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/624 Esas sayılı dosyasında alınması gerekli 732,00 TL karar harcından, davacı tarafından peşin yatırılan 269,85 TL harçtan mahsubu ile bakiye 462,15 TL'nin bu davadaki davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,

4-Birleşen İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/632 Esas sayılı dosyasında alınması gerekli 732,00 TL karar harcından, davacı tarafından peşin yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL'nin bu davadaki davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,

5-Asıl ve birleşen davalarda davacılar tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,

6- Asıl ve birleşen davalarda davalı tarafından ilk derece yargılama aşamasında yargılama gideri sarf edilmediğinden, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

7- Asıl ve birleşen davalarda davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, AAÜT uyarınca belirlenen 45.000 TL vekalet ücretinin asıl ve birleşen davalarda davacılardan alınarak asıl ve birleşen davalarda davalıya verilmesine,

8-Karar kesinleştikten sonra, tarafların gider ve delil avanslarından artan kısımların yatıran taraflara iadesine,

9-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:

a-Birleşen davada davacılar tarafından yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına; birleşen davalarda davacılar tarafından yatırılan istinaf peşin karar harçlarının, ilk derece hükmü kaldırılıp yeniden karar verildiğinden, karar kesinleştikten sonra ve talepleri hâlinde, ilk derece mahkemesince yatıran davacılara iadesine,

b-Asıl ve birleşen davalarda davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına; asıl ve birleşen davalarda davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harçlarının ise, karar kesinleştikten sonra ve talep hâlinde, ilk derece mahkemesince asıl ve birleşen davalarda davalıya iadesine,

c-Asıl ve birleşen davalarda davalı tarafından yapılan 5.049,30 TL kanun yolu giderinin, asıl ve birleşen davalarda davacılardan alınarak asıl ve birleşen davalarda davalıya verilmesine,

10-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 09.04.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

KANUN YOLU

HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1215869100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.