6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Reklamda haksız rekabet iddiasının yanıltıcılık ve kötüleme unsurları yönünden reddi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/232 E. 2023/1081 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Tazminatistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz

★ Emsal

Sınır kaydı: künye-holding uyumsuzluğu → 18/19/46/57 (tüketici) — Sınır Cetveli / Negatif Alan

Gerekçe özeti

Bir reklamda kullanılan ifadelerin resmi tanınma/onay algısı yaratmaması, hem üretici hem satıcı olunduğuna dair beyanın gerçeğe aykırı olmaması ve rakiplerle doğrudan bir karşılaştırma içermemesi halinde, bu ifadeler tüketiciyi yanıltıcı/aldatıcı nitelikte kabul edilmez ve rakipleri kötüleme unsuru oluşturmaz; ilgili idari kurumun (Reklam Kurulu) reklamın mevzuata aykırı olmadığına dair kararı da bu değerlendirmeyi destekleyen bir unsur olarak dikkate alınabilir; dolayısıyla TTK'nın haksız rekabet hükümleri ve Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği kapsamında haksız rekabet oluşmaz.

Ele alınan sorunlar

Reklamdaki ifadelerin tüketiciyi yanıltıcı/aldatıcı nitelikte olup olmadığı → ret

İddia: Davacı vekili, reklamdaki ifadenin hiçbir veri ile desteklenmeyen, gerçeğe aykırı ve tüketiciyi yanıltıcı nitelikte olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Reklamda geçen ifadenin resmi tanınma veya onay içermediği, ürünlerin hem iyi kalitede hem de uygun fiyatta olabileceğinin, birisi için diğerinden taviz verilmesinin gerekmediğinin vurgulandığı, bu nedenle tüketiciyi yanıltıcı mahiyette olmadığı; davalının hem üretici hem satıcı olması vurgusunun gerçeğe aykırı olmadığından tüketiciyi yanıltıcı nitelikte olmadığı kabul edilmiştir. (BAM'ca yerinde görülen İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi gerekçesi)

Reklamın karşılaştırmalı reklam niteliğinde olup olmadığı ve rakipleri kötüleyip kötülemediği → ret

İddia: Davacı vekili, reklamın karşılaştırmalı reklam niteliğinde olduğunu, hem iyi kalite hem iyi fiyatın sadece hem üretici hem satıcı olunması halinde mümkün olabileceği algısı yarattığını ve bu nedenle rakiplerin itibarının zedelendiğini, ayrıca reklamda diğer firmaları temsil eden kişinin baş aşağı gösterilmesinin kötüleme niteliğinde olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Hem üretici hem satıcı olmayanların kalitesiz veya pahalı ürünler sattığına ilişkin bir karşılaştırma veya kötüleme içermediği, bu ifadede rakipleri kötüleyici bir ibare bulunmadığı; ifadeyi kullanan kişinin baş aşağı gösterilmesinin tek başına rakipleri kötüleyici olarak kabulünün mümkün olmadığı, nitekim devamında tüketiciyi araştırarak karşılaştırma yapmaya çağıran bir ifadenin yer aldığı, bu yöneltmenin somut reklam içeriğinde davalının bizzat kendini rakip firmalarla karşılaştırması şeklinde ortaya çıkmadığı değerlendirilmiştir. (BAM'ca yerinde görülen İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi gerekçesi)

Reklamın TTK'nın haksız rekabet hükümlerine ve reklam mevzuatına aykırı olup olmadığı → ret

İddia: Davacı vekili, reklamın hem reklam mevzuatına hem de TTK'nın haksız rekabete ilişkin hükümlerine aykırı olduğunu, Reklam Kurulu uygulamasında bu tür reklamların dürüstlük, tüketiciyi yanıltmama ve rakipleri kötülememe yükümlülüklerine aykırı kabul edildiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: TTK 54/1 uyarınca haksız rekabetin amacı dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır; 54/2 fıkrasında haksız rekabet, rakipler veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına aykırı davranış ve ticari uygulamalar olarak tanımlanmıştır. TTK 55. maddesinde sayılan haller sınırlayıcı olmadığından, sayılan haller dışındaki eylemlerin haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmelidir. Davacının başvurusu üzerine Reklam Kurulu'nun kararı ile reklamda tüketiciyi aldatıcı/yanıltıcı bir ifade bulunmadığı ve reklam mevzuatına aykırılık olmadığına karar verilmiştir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda da reklamın karşılaştırmalı reklam niteliğinde olmadığı, resmi temsilcilikten söz etmediği, yönetmeliğin 7/5-g maddesine aykırı olmadığı ve TTK'nın haksız rekabet hükümlerine bir aykırılık bulunmadığı tespit edilmiştir. Bu tespitler doğrultusunda dava konusu reklamın tüketiciyi yanıltıcı ve aldatıcı nitelikte olmadığı, rakipleri kötüleme unsurunun bulunmadığı, reklam mevzuatına aykırılık taşımadığı ve haksız rekabet teşkil etmediği sonucuna varılmıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Reklamda kullanılan 'hem üretici hem satıcı' ve benzeri pazarlama ifadelerinin, gerçeğe aykırı olmadığı ve doğrudan karşılaştırma içermediği sürece tüketiciyi yanıltıcı veya rakipleri kötüleyici nitelikte kabul edilmeyeceği yönünden, TTK 54 vd. ve Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği'nin 7, 8 ve 10. maddelerinin uygulanmasına ilişkin bölgesel ikna edici bir emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
haksız rekabet karşılaştırmalı reklam yanıltıcı reklam aldatıcı reklam kötüleyici reklam dürüstlük kuralı Reklam Kurulu kararı

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/232

KARAR NO 2023/1081

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 28/01/2020

NUMARASI 2018/409 Esas - 2020/93 Karar

DAVA

Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 06/07/2023

Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; davalının Youtube sitesinde ve bazı ulusal televizyon kanallarında "..." başlığıyla yayımlanan reklamının yanıltıcı ve aldatıcı olduğunu, davalıların "..." olduklarını belirtmesine rağmen, bu sıfatın hangi bilgi ve belgeye dayandığına yer verilmediğini, reklamda geçen "..." ibaresinin rakipleri gereksiz yere kötüleme içerdiğini, ayrıca hem iyi kalite hem de iyi fiyatın sadece hem üretici hem de satıcı olunması halinde mümkün olabileceği algısı yaratıldığını,reklamda diğer firmaları temsil eden kişinin baş aşağı gösterildiğini ve bunun da rakipleri kötüleyici ve aşağılayıcı nitelikte olduğunu, bu reklamın hem reklam mevzuatına hem de TTK'nın haksız rekabete ilişkin hükümlerine aykırı olduğunu, Reklam Kurulu'nun uygulamasında da bu tür reklamların dürüstlük, tüketiciyi yanıltmama ve rakipleri kötülememe yükümlülüklerine aykırı reklam olarak kabul edildiğini, reklamda yer verilen hem en iyi kalite hem de en iyi fiyat anlayışının Türkiye'deki temsilcisi olduğu beyanının gerçeği yansıtmadığını, bu iddiayı kanıtlar herhangi bir bilgi veya belgeye yer verilmediğini, bu reklam nedeniyle müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığını belirterek, haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi ile 10.000-TL maddi ve 100.000-TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalılar vekili; davacının bu reklam dolayısıyla bir zararının ya da zarar görme ihtimali bulunmadığını, davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, reklamda resmi bir temsilcilik sıfatından söz edilmediğini, "..." ifadesi ile ortalama tüketici nezdinde tüm dünyada fiyatın kaliteye ve kalitenin fiyata feda edilmediği, iyi kalite ve iyi fiyat anlayışının giderek yaygınlaştığı ve ...'nin de ülkemizde bu politikayı benimseyen bir firma olduğu hususlarının dile getirildiğini ve herhangi bir resmi temsilcilik durumunun vurgulanmadığını, "..." beyanının karşılaştırma içermediğini ve dolayısıyla karşılaştırmalı reklam sayılamayacağını, reklamdaki "..." ibaresinin sektörde hem üretici hem satıcı olan tek firmanın müvekkili olduğuna dair bir beyan olmadığını, bir karşılaştırmaya yer verilmediğini, reklamda tüketicinin güvenini kötüye kullanılması veya tecrübe ve bilgi eksikliklerinin istismar edilmesinin, dolayısıyla reklamın his istismarı niteliğinde olmasının söz konusu olmadığını, reklamda rakiplerin kötülenmesine yönelik bir ifade bulunmadığını,karşılaştırma yapılmasının tüketiciye bırakıldığını, bu nedenle rakip firmaların kötülendiğinden bahsedilemeyeceğini, dava konusu reklam haksız rekabet teşkil etmediğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; dava konusu reklam içeriğinde davacı tarafın satışa sunduğu ürünlerin genel özelliklerini öne çıkarmakta olup, satışa sunduğu ürünlerden belirli bir ürün üzerinde somut bir özellik veya objektif üstünlük ileri sürmediği, reklamda geçen "..." ifadesi tek temsilci ya da en iyi temsilci gibi kavramlar içermediği gibi, ilgili yönetmeliğin 7. maddesinin 5-g hükmü kapsamında resmi tanınma ya da onay içermediğinden, bu genel ifadenin tüketiciyi yanıltabilecek bir ifade içermediği kanaatine varıldığı, "..." ifadelerinde geçen şirketin hem üretici hem satıcı olması şirketin faaliyetlerine uygun olup, gerçeğe aykırı olmadığından tüketiciyi yanıltmadığı ve dürüstlük kuralına aykırı olmadığı gibi, reklamda iyi kalite iyi fiyatlı olmasının hem üretici hem satıcı olmasına bağlanmasının rakipleri haksız yere kötülemediği, hem üretici hem satıcı olmayanların kalitesiz veya pahalı ürünler sattığına ilişkin bir karşılaştırma veya kötüleme içermediği, "..." ifadesini kullanan kişinin baş aşağı durmasının rakip firmaları kötülemeye yetmediği gibi, cümle devamında yönetmeliğin 8.

maddesine aykırı olan bir karşılaştırma da yapılmadığı, son olarak "..." ifadesini kullanan kişinin yüz ifadesi ile reklamdaki diğer kişilerin yüz ifadesinde belirgin bir fark bulunmadığı, ayrıca ters duran kişinin de üzgün olmadığının görüldüğü, araştırın, soruşturun, anlarsınız ifadesinin, tüketicileri alışveriş yaparken benzer faaliyette bulunan bir çok firmayı karşılaştırmaya ve araştırmaya yönelttiği, ancak bu yöneltmenin somut reklam içeriğinde davalının bizzat kendini rakip firmalarla karşılaştırması şeklinde ortaya çıkmadığı,haksız rekabet eylemi içermediği gibi, tüketiciyi yanıltma vasfının da bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; mahkemece mesnetsiz ve eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporuna karşı itirazları değerlendirilmeden karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, reklamın tüketiciyi yanıltıcı ve aldatıcı olması nedeniyle reklam mevzuatına ve TTK'nın haksız rekabet hükümlerine aykırı olduğunu, reklamdaki "..." ifadesinin hiç bir veri ile desteklenmeyen, gerçeğe aykırı ve tüketiciyi yanıltıcı nitelikte olduğunu, reklamdaki "..." ibaresinin rakipleri gereksiz yere kötüleme içerdiğini, ayrıca hem iyi kalite hem de fiyatın sadece hem üretici hem de satıcı olunması halinde mümkün olabileceği algısı yarattığını, bu ifadenin gerçeğe aykırı olduğunu, bu nedenle hem üretici ve hem de satıcı olmayan firmaların itibarının zedelendiğini, reklamda diğer firmaları temsil eden kişinin baş aşağı gösterilmesinin kötüleme niteliğinde olduğunu, reklamın karşılaştırmalı reklam niteliğinde olduğunu, Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliğinin 8/1 maddesi gereği karşılaştırmalı reklamın aldatıcı ve yanıltıcı olmaması, haksız rekabete yol açmaması, rakiplerini kötülememesi ve itibarsızlaştırmaması gerektiğini, reklamın başından sonuna kadar yanıltıcı, aldatıcı ve rakiplerini kötüleyici unsurlar içerdiğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, görsel medyada yayımlanan davalılara ait reklamın haksız rekabet oluşturduğunun tespiti, haksız rekabetin önlenmesi ile haksız rekabetten kaynaklanan maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir. Haksız rekabet, TTK'nın 54 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. TTK'nın 54/1. maddesinde haksız rekabetin amacı "bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması" olarak ifade edilmiş, 2. fıkrada ise haksız rekabet tarif edilerek "rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır" şeklinde belirtilmiştir. TTK'nın 55.

maddesinde haksız rekabet sayılan bazı haller, sınırlayıcı olmamak üzere sayılmıştır. Bu nedenle sayılan haller dışındaki eylemlerin haksız rekabet oluşturup oluşturmadığının da somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmesi gerekmektedir. TTK'nın 56. maddesinde ise; haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimsenin, fiilin haksız olup olmadığının tespitini, haksız rekabetin önlenmesini, haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, kusur varsa zararın tazminini, TBK'nın 58.

maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini isteyebileceği belirtilmiştir.TTK'nın 55(1)a-1 maddesinde, "Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek", 55(1)a-2 maddesinde ise "Kendisi, ticari işletmesi, işletme işaretleri, malları, iş ürünleri, faaliyetleri, fiyatları, stokları, satış kampanyalarının biçimi ve iş ilişkileri hakkında gerçek dışı veya yanıltıcı açıklamalarda bulunmak veya aynı yollarla üçüncü kişiyi rekabette öne geçirmek" eylemleri haksız rekabet olarak nitelendirilmiştir. Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği'nin 7.

maddesinde; reklamların doğru ve dürüst olması, ekonomik ve sosyal sorumluluk bilinci içinde ve haksız rekabete yol açmayacak şekilde hazırlanması, ortalama tüketicinin algılama düzeyi ile reklamın tüketici üzerindeki olası etkisi göz önünde bulundurularak hazırlanması, tüketicinin güvenini kötüye kullanmaması, ya da onun tecrübe ve bilgi eksikliklerini istismar etmemesi, reklamların, hiçbir konuda tüketiciyi doğrudan veya dolaylı olarak yanıltabilecek ifade ya da görüntüler içeremeyeceği, bu kapsamda resmi tanınma ya da onay, madalyalar, ödüller, diplomalar ve benzeri belgeleri içeremeyeceği, 8. maddesinde; karşılaştırmalı reklamların ancak aldatıcı ve yanıltıcı olmaması, haksız rekabete yol açmaması, rakiplerin mallarını, hizmetlerini, faaliyetlerini veya diğer özelliklerini kötülememesi veya itibarsızlaştırmaması koşullarıyla yapılabileceği, 10.

maddesinde; reklamların hiçbir kişi, kurum veya kuruluşu, ticari ya da mesleki faaliyeti, malı ya da hizmeti, reklamı veya markayı aşağılayamaz, açıkça alay konusu edemez ve benzeri bir biçimde kötüleyemeyeceği hususları hüküm altına alınmıştır. Somut olayda; davalıya ait olup görsel medyada yayımlanan dava konusu reklamın tüketiciler nezdinde yanıltıcı ve aldatıcı, aynı zamanda rakiplerini kötüleyici nitelikte olduğu, bu nedenle reklamın haksız rekabet oluşturduğu ileri sürülmüştür. Davacının başvurusu üzerine Reklam Kurulunun 03.07.2018 tarihli kararı ile söz konusu reklamda tüketiciyi aldatıcı ve yanıltıcı bir ifade olmadığı ve reklam mevzuatına aykırı bir unsur bulunmadığı gerekçesiyle, reklamın 6502 sayılı yasanın 61.

maddesine aykırı olmadığına karar verilmiştir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda; reklamın karşılaştırmalı reklam niteliğinde olmadığı, reklamdaki "..." ibaresinin resmi bir temsilcilikten söz etmediği, bir ürünün hem iyi kaliteli hem de iyi fiyatta olabileceği yönündeki bir pazarlama stratejisinde söz edildiği, bu ibarenin yönetmeliğin 7/5-g maddesine aykırı olmadığı, reklamda "..." sorusunu soran kişinin baş aşağı olmasının rakipleri kötüleme, aşağılama niteliğinde olmadığı, reklam verenin iyi fiyat ve kaliteyi hem üretici hem de satıcı olduğuna bağlamasının tüketiciyi aldatıcı olmadığı gibi rakipleri de kötüleyici olmadığı, reklamda TTK'nın haksız rekabet hükümlerine bir aykırılık bulunmadığı tespit edilmiştir.

Reklamda geçen "..." ifadesinin, resmi tanınma veya onay içermediği, ürünlerin hem iyi kalitede ve hem de uygun fiyatta olabileceği, birisi için diğerinden taviz verilmesinin gerekmediğinin vurgulandığı, bu nedenle tüketiciyi yanıltıcı mahiyette olmadığı, "..." ifadelerinde geçen, davalının hem üretici hem satıcı olması vurgusunun gerçeğe aykırı olmadığı, bu nedenle tüketiciyi yanıltıcı nitelikte olmadığı, hem üretici hem satıcı olmayanların kalitesiz veya pahalı ürünler sattığına ilişkin bir karşılaştırma veya kötüleme içermediği, bu ifadede rakipleri kötüleyici bir ibare bulunmadığı, "..." ifadesini kullanan kişinin baş aşağı gösterilmesinin tek başına rakipleri kötüleyici olarak kabulünün mümkün olmadığı, nitekim devamında "..." ifadesi ile tüketiciyi araştırarak karşılaştırma yapmaya çağırdığı anlaşılmaktadır.

Dolayısıyla dava konusu reklamın tüketiciyi yanıltıcı ve aldatıcı nitelikte olmadığı, rakipleri kötüleme unsurunun bulunmadığı, reklam mevzuatına aykırılık bulunmadığı, bu nedenle haksız rekabet teşkil etmediği anlaşılmakla, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, istinaf sebebleri yerinde olmayan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 179,90-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 54,40-TL harcın mahsubu ile kalan 125,50-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 06/07/2023

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/120911 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/5145 E. 2024/6926 K. · Onandı

Somut üstünlük iddiası içermeyen reklamın haksız rekabet sayılmaması

Gerekçe özeti

Belirli bir ürün hakkında somut özellik veya objektif üstünlük iddiası içermeyen, 'tek/en iyi' gibi kavramlar kullanmayan ve reklam verenin gerçek faaliyetine uygun bilgiler veren reklam tüketiciyi yanıltıcı sayılmaz; iyi kalite ve fiyatın reklam verenin kendi üretici-satıcı yapısına bağlanması, rakiplerin kalitesiz veya pahalı olduğu yönünde bir karşılaştırma ya da kötüleme içermedikçe haksız rekabet oluşturmaz; tüketiciyi genel olarak araştırmaya yöneltmek, reklam verenin kendisini rakiplerle karşılaştırması anlamına gelmez.

Emsal değeri

Somut ve objektif üstünlük iddiası ile doğrudan karşılaştırma içermeyen reklamların haksız rekabet oluşturmayacağı yönünden Yargıtay içtihadı niteliğindedir.

Kavramlar: haksız rekabet yanıltıcı reklam karşılaştırmalı reklam rakiplerin kötülenmesi dürüstlük kuralı ortalama tüketici

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2023/5145 E.  ,  2024/6926 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2021/232 Esas, 2023/1081 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2018/409 E., 2020/93 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının Youtube internet sitesinde ve bazı ulusal televizyon kanallarında "Hem iyi kalite hem iyi fiyat. ...!" başlığıyla yayımlanan reklamının yanıltıcı ve aldatıcı olduğunu, davalıların "hem en iyi kalite hem de en iyi fiyat anlayışının Türkiye'deki temsilcisi" olduklarını belirtmesine rağmen bu sıfatın hangi bilgi ve belgeye dayandığına yer verilmediğini, reklamda geçen "neden mi, hem iyi kalite hem iyi fiyat, çünkü ... hem boya hem de mantolamada hem üretici hem de satıcıdır da ondan" ibaresinin rakipleri gereksiz yere kötüleme içerdiğini ayrıca hem iyi kalite hem de iyi fiyatın sadece hem üretici hem de satıcı olunması halinde mümkün olabileceği algısı yaratıldığını, reklamda diğer firmaları temsil eden kişinin baş aşağı gösterildiğini ve bunun da rakipleri kötüleyici ve aşağılayıcı nitelikte olduğunu, bu reklamın hem reklam mevzuatına hem de 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) haksız rekabete ilişkin hükümlerine aykırı olduğunu, bu tür reklamların dürüstlük, tüketiciyi yanıltmama ve rakipleri kötülememe yükümlülüklerine aykırı reklam olarak kabul edildiğini, reklamda yer verilen beyanların gerçeği yansıtmadığını, bu iddiayı kanıtlar herhangi bir bilgi veya belgeye yer verilmediğini, bu reklam nedeniyle müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi ile 10.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacının bu reklam dolayısıyla bir zararının ya da zarar görme ihtimali bulunmadığını, davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, reklamda resmi bir temsilcilik sıfatından söz edilmediğini, "Tüm dünyada hızla yayılan hem kalite hem iyi fiyat anlayışının Türkiye'deki temsilcisi ..." ifadesi ile ortalama tüketici nezdinde tüm dünyada fiyatın kaliteye ve kalitenin fiyata feda edilmediği, iyi kalite ve iyi fiyat anlayışının giderek yaygınlaştığı ve bu politikayı benimseyen bir firma olunduğu hususlarının dile getirildiğini, herhangi bir resmi temsilcilik durumunun vurgulanmadığını, reklamdaki beyanın karşılaştırma içermediğini ve dolayısıyla karşılaştırmalı reklam sayılamayacağını, reklamdaki "neden mi, hem iyi kalite hem iyi fiyat, çünkü ...

hem boya hem de mantolamada hem üretici hem de satıcıdır da ondan" ibaresinin sektörde hem üretici hem satıcı olan tek firmanın müvekkili olduğuna dair bir beyan olmadığını, bir karşılaştırmaya yer verilmediğini, reklamda tüketicinin güvenini kötüye kullanılması veya tecrübe ve bilgi eksikliklerinin istismar edilmesinin, dolayısıyla reklamın his istismarı niteliğinde olmasının söz konusu olmadığını, reklamda rakiplerin kötülenmesine yönelik bir ifade bulunmadığını, karşılaştırma yapılmasının tüketiciye bırakıldığını, bu nedenle rakip firmaların kötülendiğinden bahsedilemeyeceğini, dava konusu reklam haksız rekabet teşkil etmediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesince, dava konusu reklam içeriğinde davacı tarafın satışa sunduğu ürünlerin genel özelliklerini öne çıkarmakta olup satışa sunduğu ürünlerden belirli bir ürün üzerinde somut bir özellik veya objektif üstünlük ileri sürmediği, reklamda geçen ifadelerin tek temsilci ya da en iyi temsilci gibi kavramları içermediği ve tüketiciyi yanıltabilecek nitelikte olmadığı, reklamdaki diğer ifadelerde geçen şirketin hem üretici hem satıcı olması hususlarının şirketin faaliyetlerine uygun olup gerçeğe aykırı olmadığından tüketiciyi yanıltmadığı ve dürüstlük kuralına aykırı olmadığı gibi reklamda iyi kalite iyi fiyatlı olmasının hem üretici hem satıcı olmasına bağlanmasının rakipleri haksız yere kötülemediği, hem üretici hem satıcı olmayanların kalitesiz veya pahalı ürünler sattığına ilişkin bir karşılaştırma veya kötüleme içermediği, reklamda diğer kişinin baş aşağı durmasının rakip firmaları kötülemeye yetmediği gibi cümle devamında ilgili yönetmeliğe aykırı olan bir karşılaştırma da yapılmadığı, son olarak "araştırın, soruşturun, anlarsınız" ifadesini kullanan kişinin yüz ifadesi ile reklamdaki diğer kişilerin yüz ifadesinde belirgin bir fark bulunmadığı, ayrıca ters duran kişinin de üzgün olmadığının görüldüğü, araştırın, soruşturun, anlarsınız ifadesinin, tüketicileri alışveriş yaparken benzer faaliyette bulunan bir çok firmayı karşılaştırmaya ve araştırmaya yönelttiği, ancak bu yöneltmenin somut reklam içeriğinde davalının bizzat kendini rakip firmalarla karşılaştırması şeklinde ortaya çıkmadığı,haksız rekabet eylemi içermediği gibi, tüketiciyi yanıltma vasfının da bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Bölge Adliye Mahkemesince, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ İNCELEMESİ

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, görsel medyada yayımlanan davalılara ait reklamın haksız rekabet oluşturduğunun tespiti, haksız rekabetin önlenmesi ile haksız rekabetten kaynaklanan maddi ve manevi tazminatın tahsili istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 54, 55 ve 56 ncı maddeleri.

3. Değerlendirme

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 01.10.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.