Gizli ayıpta satıcının ağır kusuru ve ihbar süresine etkisi
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/1031 E. 2023/1779 K. · · İlk derece: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Menfi tespit / İstirdatkaldırıp gönderme (HMK 353/1-a)Kesin
★ Emsalusul emsali
Gerekçe özeti
Ticari satım sözleşmesinde ayıp gizli nitelikte ise TTK'daki kısa ihbar süreleri değil, TBK m.223 ve m.225 hükümleri uygulanır. Satıcı, meslek edinmiş kişi sıfatıyla bilmesi gereken bir ayıba veya ağır kusuruna dayanan bir ayıba ilişkin olarak, ayıbın süresinde bildirilmediğini ileri sürerek sorumluluktan kurtulamaz (TBK m.225). İnsan sağlığına zarar verebilecek maddelerin ürün içeriğinde bulunması ve satıcının gerekli testleri yaptırmadan veya meslek gereği bilmesi gereken bir tehlikeyi gözetmeden ürünü teslim etmesi, satıcının ağır kusurlu sayılması için yeterli olabilir. Bu durumda geç yapılan ayıp ihbarı geçerli kabul edilir; ancak davacının dönme hakkını kullandığı ayıplı ürün miktarının halen alıcının uhdesinde bulunup bulunmadığı ve kullanılıp kullanılmadığı araştırılmadan, mevcut delillerle eksik inceleme sonucu karar verilmesi bozma/kaldırma sebebidir.
Ele alınan sorunlar
Ürünün gizli ayıplı olup olmadığı ve uygulanacak ihbar süresi rejimi → kabul
İddia: Davacı, olağan gözden geçirmeyle ortaya çıkmayacak bir ayıp için TTK'daki 8 günlük inceleme ve ihbar süresinin uygulanamayacağını, ağır kusur (iğfal) halinde ticari satımdaki ayıp ihbar sürelerine uyulmaksızın kanundan doğan hakların kullanılabileceğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: TTK m.23 yollamasıyla TBK'nın satış sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanır. Uluslararası akreditasyona sahip test kuruluşunca yapılan inceleme sonucunda ürünlerde sınırın üzerinde kanserojen etkisi olan fitalat maddesi tespit edilmiş olması, ürünlerin gizli ayıplı olduğunun kabulünü gerektirir. Gizli ayıp söz konusu olduğundan ayıp ihbar süreleri bakımından TTK m.23 değil, TBK m.223 ve m.225 hükümleri uygulanır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Satıcının ağır kusurlu olması nedeniyle ayıp ihbar süresine dayanamaması → kabul
İddia: Davacı, bilirkişi raporuna göre satıcının ağır kusurlu olduğunu ve bu nedenle ayıp ihbar süresine uyulmadığının ileri sürülemeyeceğini savunmuştur.
Gerekçe: TBK m.225 uyarınca ağır kusurlu satıcı, ayıbın kendisine süresinde bildirilmediğini ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamaz; satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından da aynı hüküm geçerlidir. Davalı, gerekli testleri yaptırdıktan sonra ürünleri satmış olsaydı veya insan sağlığı için tehlike teşkil edecek bir hususta bu işi meslek edinmiş firma olarak daha dikkatli davransaydı, ürünlerin sınırın üzerinde kanserojen madde içerdiğini tespit edebilecekti; dolayısıyla ağır ihmali bulunan davalı satıcının ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir ki, bu durumda TBK m.225 uyarınca davalı, ayıp ihbar süresine uyulmadığı yönündeki savunması ile sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamayacaktır (Yargıtay 19. HD'nin emsal ilamına atıfla). Ayrıca TBK m.221 uyarınca satıcı satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, ayıptan sorumluluğunu kaldıran veya sınırlayan her anlaşma kesin olarak hükümsüzdür; davacının acil ihtiyacı sebebiyle ürünlerin testinin yapılamadan teslim edildiği iddiası da davalının sorumluluktan kurtulmasında etkili olmaz. Bu kapsamda 25/01/2018 tarihli ayıp ihbarının geçerli olduğunun kabulü gerekir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Ayıplı ürünün davacının uhdesinde bulunup bulunmadığı ve kullanılıp kullanılmadığı hususunda eksik araştırma → kabul
İddia: Davacı, bilirkişi raporunun hüküm vermeye elverişli olduğunu ve eksik incelemeyle karar verildiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Test sonuçlarına göre ürünün gizli ayıplı, davalının ağır kusurlu olduğu ve ayıp ihbarının geçerli olduğu kabul edildikten sonra, mahkemece söz konusu test sonucuna göre davacının iddia ettiği kanserojen madde ihtiva eden 202 kg ürünün davacının uhdesinde bulunup bulunmadığının, kullanılıp kullanılmadığının tespiti için bilirkişi heyetinden ek rapor veya gerekirse yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılması ve buna göre davacının TBK m.227 ve m.229 kapsamında kullandığı kısmi dönme talebinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Yanılgılı değerlendirme ile gerekli araştırma yapılmadan davanın reddine karar verilmesi yerinde olmamıştır; uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle kararın kaldırılması gerekmiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Kararda, ticari satımda satıcının ağır kusurlu olması halinde TBK m.225 uyarınca ayıp ihbar süresine uyulmamasının satıcıyı sorumluluktan kurtaramayacağı ilkesi, gizli ayıbın niteliği (insan sağlığına zararlı madde içeriği) ile birlikte somutlaştırılarak uygulanmıştır; bu yönüyle ticari satımlarda gizli ayıp-ağır kusur ilişkisi bakımından bölgesel ikna edici bir emsal niteliği taşımaktadır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
gizli ayıp↗ ağır kusur↗ ayıp ihbar süresi↗ menfi tespit↗ ticari satım sözleşmesi↗ sözleşmeden kısmi dönme↗ TBK m.225↗ TBK m.221↗ TTK m.23↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2021/1031
KARAR NO 2023/1779
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 17/02/2021
NUMARASI 2018/189 Esas - 2021/113 Karar
DAVA
Menfi Tespit (Ticari Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ 17/11/2023
Davanın reddine ilişkin kararın, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketten 440 kg pul payet malzemesi satın aldığını, ürünler için 13/12/2017 tarihli 33.748-TL bedelli faturanın kesildiğini, müvekkilinin de 08/12/2017'de 11.000-TL ve 29/12/2017'de 10.000-TL olmak üzere 21.000-TL ödeme yaptığını; sonrasında pul payetlerde ... A.Ş.'ye yaptırılan testler sonucunda 202 kg üründe insan sağlığına zararlı "..." maddesinin tespit edildiğini, bunun üzerine davalıya 25/01/2018 tarihinde keşide edilen ihtarnameyle 15.493,40-TL değerinde 202 kg testten geçmeyen ayıplı malın bildirildiğini, ürünün iadesine ilişkin 23/01/2018 tarihli 15.493,40-TL'lik iade faturasının ve ayıplı ürünün geri alımının sağlanarak müvekkilinin 12.748-TL fatura alacağından mahsup edilmesini ve ihtarnamenin tebliğinden itibaren 3 gün içinde kalan 2.745,40-TL'nin ödenmesinin istenildiğini;
buna karşın davalının 30/01/2018 tarihli cevabi ihtarnameyle numune testi yapılmadan teslimat istenildiğinden bahisle ürün iadesi ile iade faturasının kabul edilmediği ve ürün satışından kalan 15.493,40-TL'nin ödenmesinin istenildiğini; müvekkilinin numune üzerinde test yapılmadan kabul edileceğine dair bir taahhüdünün bulunmadığını, üründe halk sağlığını tehdit eden "..." maddesi yer aldığından davalının TBK m.225'e göre ağır kusurlu olduğunu ve durumun davalıya derhal bildirildiğini; ileri sürerek, müvekkilinin davalıya 15.493,40-TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili, müvekkilinin satışlarda izlediği normal prosedürün numunelerin test edilmesinden sonra üretim yapılması şeklinde olduğunu ancak somut olayda davacının acil ihtiyacı sebebiyle test sonucu beklenmeden teslimat yapılmasını istediğini, bu nedenle de ayıp iddiası ileri sürülerek bedel iadesinin istenemeyeceğini; bu hususta sorumluluğun davacıya ait olduğunu, davaya konu pul payetlerin davacı adına pulları tişörtler üzerine işleyecek ... (...) isimli şahsa 08/12/2017'de teslim edildiğini, aynı tarihte davacının 11.000-TL ödeme yaptığını, faturanın 13/12/2017'de düzenlendiğini ve davacının 29/12/2017'de 10.000-TL daha ödediğini; davacının cayma hakkını yasal sürede ileri sürmediğini ve faturaya süresinde itiraz etmediğini;
pulların davacı adına ... tarafından bir giyim firması için üretilen 51.500 adet tişört üzerine işlendiğini ve tişörtlerin firmaya teslim edildiğini, davacının gerçeği yansıtmayan iddialarının kötüniyetli olduğunu; ürünlerin teslimini yapan müvekkili şirket çalışanı ... ve ürünleri tişörtlere işleyen ...'nin tanık olarak dinlenmesini, dava dışı giyim firmasına müzekkere yazılarak kaç adet tişört satın alındığının sorulmasını ve bilirkişi tarafından üretilen tişört sayısına göre kaç kg pul kullanılması gerektiğinin tespitini istediklerini ve bu şekilde söz konusu pulların davacı tarafından kullanıldığının sabit olacağını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece, davacının davaya konu ürüne ilişkin 13/12/2017 tarihli faturayı ticari defterlerine kayıt ettiğininden malların belirtilen günde teslim aldığının kabulünün gerektiğini, davacının test ve analiz işlemlerinin 16/01/2018'de başlattığı, dolayısıyla davacının TTK m.23/1-c'ye aykırı olarak 2-8 günlük ayıp ihbar süreleri geçtikten sonra, muayene külfetini geç yerine getirdiğini, ticari satım sözleşmesinde gizli ayıp da olsa 8 gün içinde muayene edilip karşı tarafa bildirim yapılmasının şart olduğunu, teknik inceleme raporunda ayıbın gizli olduğuna işaret edilmişse de, davacının talep hakkının hak düşürücü süreye uğradığını; ayrıca davalı satıcının herhangi bir iğfal edici veya sahtecilik eylemi bulunmadığı gibi bilakis davacının kendi kusuru ile ürünleri geç test ettirdiğinin sabit olduğunu, TBK m.221'e göre ağır kusurun şartlarının oluştuğunun da söylenemeyeceği ve gizli ayıp var olsa dahi bunun her durumda hile ve sahteciliğe delalet teşkil etmeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkmayacak bir ayıp için 8 günlük inceleme ve ihbar süresinin söz konusu olamayacağını, Yargıtay kararlarında da ağır kusur (iğfal) halinde ticari satımdaki ayıp ihbar sürelerine uyulmaksızın kanundan doğan hakların kullanılabileceğinin belirtildiğini; bilirkişi raporunda yetkili test merkezinde yapılmış analiz sonucunda pul payetlerde yüksek oranda kansere sebep olacak fitalat maddesinin tespit edildiğini, bilirkişi raporunun hüküm vermeye elverişli olduğunu; bu durumda davalı-satıcının ağır kusurlu olduğundan müvekkilince bildirim yapılmadığının ileri sürülemeyeceğini, laboratuvarda test yapılmadan kanserojen maddeler tespit edilemeyeceğinden bunun ayıp süresi ile de sınırlandırılamayacağını ve eksik incelemeyle karar verildiğini belirterek,kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, ticari satım sözleşmesine konu ürünlerin ayıplı olduğundan bahisle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Tacirler arası satış sözleşmelerinde 6102 sayılı TTK’nın 23. maddesi ile, bu madde yollamasıyla 6098 sayılı TBK’nın satış sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanacaktır. Davacı tarafça sunulan ve uluslararası akreditasyona sahip test kuruluşu olarak kabul edilen firma tarafından yapılan inceleme sonucu düzenlenen raporda, davaya konu ürünlerden alınan numunelerde sınırın üzerinde ve bilirkişi raporuna göre kanserojen etkisi olan fitalat (phthalates) maddesi tespit edilmiş olup, bu durumda söz konusu ürünlerin gizli ayıplı olduğunun kabulü gerekmiştir. Gizli ayıp söz konusu olduğundan ayıp ihbar süreleri bakımından TTK’nın 23.
maddesi hükmü değil, TBK’nın 223. ve 225. madde hükümleri dikkate alınacaktır. TBK’nın 225. maddesi "(1) Ağır kusurlu olan satıcı, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmediğini ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamaz. (2) Satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından da aynı hüküm geçerlidir." şeklinde düzenlenmiştir. Davalı, gerekli testleri yaptırdıktan sonra ürünleri satmış olsaydı veya insan sağlığı için tehlike teşkil edecek bir hususta bu işi meslek edinmiş firma olarak daha dikkatli davransaydı, ürünlerin sınırın üzerinde kanserojen madde içerdiğini tespit edebilecek olan, dolayısıyla ağır ihmali bulunan davalı satıcının ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir ki;
bu durumda TBK 225. maddesi uyarınca davalı, ayıp ihbar süresine uyulmadığı yönündeki savunması ile sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamayacaktır (Yargıtay 19. HD’nin 2015/579 E., 2015/14060 K. sayılı ve 05/11/2015 tarihli emsal ilamı). Öte yandan TBK’nın 221. maddesi "Satıcı satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, ayıptan sorumluluğunu kaldıran veya sınırlayan her anlaşma kesin olarak hükümsüzdür." şeklinde düzenlenmiş olup, davacının acil ihtiyacı sebebiyle ürünlerin testinin yapılamadan davacıya teslim edildiği iddiası da davalının sorumluluktan kurtulmasında etkili olmayacaktır. Somut olayda davacı, numune ürünlerde kanserojen madde tespit edilmiş olan test sonucunda 202 kg ürünün ayıplı olduğunu, iade faturasına konu bu miktardaki ürüne karşılık gelen 15.493-TL kadar davalıya borçlu olmadığını talep ederek, TBK m.227 ve m.229 kapsamında belirtilen ürün miktarı kadar sözleşmeden dönme hakkını kullanmıştır.
Yukarıda açıklandığı üzere,test sonuçlarına göre ürünün gizli ayıplı , davalının ağır kusurlu olduğu gözetilerek kanunda öngörülen süre içinde ayıp ihbarı gerekmeyip 25/01/2018 tarihli ayıp ihbarının geçerli olduğu kabul edildikten sonra, mahkemece söz konusu test sonucuna göre davacının iddia ettiği gibi ayıplı yani kanserojen madde ihtiva eden 202 kg ürünün davacının uhdesinde bulunup bulunmadığı,kullanılıp kullanılmadığının tespiti için bilirkişi heyetinden ek rapor veya gerekirse yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak davacının talebinin değerlendirilip varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmesi gerekmektedir. Bu açıklamalardan olarak, yanılgılı değerlendirme ile gerekli araştırma yapılmadan yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi yerinde olmamıştır.Açıklanan nedenlerle, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak, davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/02/2021 Tarih 2018/189 Esas 2021/113 Karar sayılı kararın HMK'nın 353(1)a-6 maddesi gereği KALDIRILMASINA; "Davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine"Davacı tarafından yatırılan 59,30-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 353(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.17/11/2023
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/119485 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi