6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Hatalı EFT'de bankanın ağırlaştırılmış sorumluluğu ve faiz başlangıcı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/1745 E. 2024/86 K. · · İlk derece: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Tazminatkaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesin

★ Emsal

Davacının nitelemesi: Hatalı EFT nedeniyle bankanın sorumluluğu ≠ mahkeme dalı · davacı çerçevesi: Banka / kredi / finans

Gerekçe özeti

Bankalar, mevduat ve fon sahiplerine karşı ağırlaştırılmış özen yükümlülüğü altında olan güven kurumlarıdır; hafif kusurlarından dahi sorumlu olup bu sorumluluğu kaldıran sözleşmeler geçersizdir. Tacir olarak basiretli davranma yükümlülüğü diğer tacirlerden daha ağırdır. Bankanın EFT talimatına aykırı işlem yapması nedeniyle mevduat sahibine verdiği zarardan sorumlu olduğu; mevduat sahibinin kusurunu ispat yükünün bankada olduğu ve şüpheli işlem iddiasının, buna ilişkin resmi bir bildirim yapılmaksızın ileri sürülmesinin kabul edilmeyeceği; haksız fiilden kaynaklanan alacaklarda faizin, haksız fiilin (hatalı işlemin) gerçekleştiği tarihten itibaren işletilmesi gerektiği kabul edilmiştir.

Ele alınan sorunlar

Davalı bankanın mükerrer EFT işleminden sorumluluğu → ret

İddia: Davalı vekili, şüpheli işlemler nedeniyle ödeme yapılmamasında hukuka aykırılık bulunmadığını, lehdar firma ile mükerrer ödeme konusunda iletişime geçmeye çalıştıklarını, davacının kısa sürede çok yüksek miktarda döviz transferi yaptığını, hangi işleme aracılık edildiğinin belirsiz olduğunu, davacının kendine ait olmayan parayı talep ettiğini ileri sürerek kararın kaldırılıp dosyanın ilk derece mahkemesine iadesini talep etmiştir.

Gerekçe: Bankalar, topladıkları mevduatı ve fonları koruma yükümlülüğü bulunan, güvenilen taraf konumundaki kuruluşlardır; bu nedenle sorumlulukları ağırlaştırılmıştır ve objektif özen yükümlülüğü altında olup hafif kusurlarından da sorumludurlar; bu sorumluluğu kaldıran sözleşmeler geçersizdir. Ayrıca TTK 18/2 uyarınca tacir olan bankalardan beklenen basiret ölçüsü ve özen yükümlülüğü diğer tacirlere göre daha ağırdır. Usulsüz işlemlerde mevduat sahibinin kusuru ispatlanırsa banka mahsup talep edebilir; ancak bu kusuru ispat yükü davalı bankadadır. Somut olayda davacının aynı gün iki ayrı firmaya EFT talimatı verdiği, bankanın talimata aykırı olarak tutarı mükerrer biçimde tek bir firmaya gönderdiği, iadenin sağlanamadığı sabittir. Bilirkişi raporuna göre banka özen borcunu yerine getirmemiş ve hatalı EFT'den kusurlu olup davacıya kusur atfedilemez. Davalının, davacının iade konusunda yeterli çaba göstermediği iddiası, hatayı bankanın yapmış olması karşısında davacıya sorumluluk yükletmeye elverişli değildir. Davalının, mükerrer ödemeyi alan şirketin parayı iade etmeyip hak iddia etmesinin arka planda ticaretin sürdüğüne işaret ettiği yönündeki iddiası, buna dair somut bir belge sunulmadığından kabul edilmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Davacının işlemlerinin şüpheli işlem niteliğinde olup olmadığı → ret

İddia: Davalı vekili, davacının 1 aydan kısa sürede çok yüksek miktarda döviz transferi yaptığını, işlemlerin MASAK kuralları çerçevesinde şüpheli işlem niteliğinde olduğunu, kendilerinin MASAK kurallarına uyduğunu ve bu nedenle ödeme yapmamalarının hukuka aykırı olmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davalı banka, EFT'lerle ilgili herhangi bir şüpheli işlem bildiriminde bulunmamıştır; lehdarın da parayı iade etmeyeceğini bildirdiği ve bilirkişi raporuna göre davacının 05.07.2017 tarihinden sonra da farklı hesaplara döviz transferine devam etmesi karşısında, davacı işlemlerinin şüpheli olduğuna ilişkin davalı iddiasına itibar edilmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Faizin başlangıç tarihi → kabul

İddia: Davacı vekili, davalı bankanın adam çalıştıranın sorumluluğu gereği TBK 66. madde uyarınca hatalı işlem nedeniyle haksız fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren faiz işletilmesi gerektiğini, faizin dava tarihi yerine 05.07.2017 tarihinden itibaren işletilmesini talep etmiştir.

Gerekçe: TBK 117/2 maddesi uyarınca hatalı EFT'nin gerçekleştiği 05.07.2017 ödeme tarihinden itibaren aynı koşullarda faize hükmedilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesince dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi hatalıdır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Bankaların EFT işlemlerinde ağırlaştırılmış özen yükümlülüğü ve hafif kusurdan sorumluluk ilkesi ile şüpheli işlem iddiasının ispat yükünün bankada olduğu ve resmi bildirim yapılmadan bu iddiaya itibar edilmeyeceği yönündeki tespit bakımından, benzer hatalı transfer uyuşmazlıklarında bölgesel ikna edici emsal değeri taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bankanın ağırlaştırılmış özen yükümlülüğü objektif özen yükümlülüğü basiretli tacir gibi hareket etme hatalı EFT şüpheli işlem MASAK bildirimi ispat yükü haksız fiil faizi

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 18/2 · 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 117/2TBK 66 · 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun — 3095 sayılı yasa 4/A

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/1745

KARAR NO 2024/86

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 30/10/2020

NUMARASI 2019/438 Esas - 2020/497 Karar

DAVA

Tazminat

Davanın kabulüne ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından ayrı ayrı istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, davacı şirketin davalı bankaya 05.07.2017 tarihinde ... Ltd, Şti. adlı Çin Halk Cumhuriyeti menşeli firmaya 30.000-USD gönderilmesi talimatını verdiğini, ancak firmanın paranın kendisine gelmediğine ilişkin bildirimi üzerine banka ile irtibata geçildiğini, bankanın talimatı yanlış uygulayarak paranın aynı gün ... adlı firmaya mükerrer gönderildiğinin tespit edildiğini, başvurularına rağmen paranın geri alınamadığını, transfer talimatını yanlış uygulaması nedeniyle 30.000-USD zararları olduğunu ileri sürerek ödeme tarihinden işleyecek USD mevduatına kamu bankalarınca uygulanan azami yıllık faizi ile tahsilini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, mükerrer ödeme iddiası nedeniyle lehdar firma ile iletişime geçilmeye çalışıldığını, muhabir bankanın müşteri gizliliği nedeniyle iletişim bilgilerini vermediğini, kendi araştırmaları sonucu firmanın ABD de yerleşik ortaklarının İranlı olduğu düşünülen ... ile ... olduğu, ancak kendilerine ulaşılamadığını, davacıdan lehdar firma ile iletişime geçmesinin istendiğini, kendileriyle sadece bir ekran görüntüsünün paylaşıldığını,davacı tarafından gönderilen ekran görüntüsünün ortakların şahsi mail adreslerine gönderilen e-posta olup, şirketlerin neden para göndermek için davacıyı aracı kıldıklarının anlaşılamadığını, geriye dönük incelemede çok yüksek miktarda USD ve EURO gönderiminin tespit edildiğini, malın gidişi ile ilgili bilgi verilmediğini, MASAK kurallarına uymayan şüpheli işlemler olması nedeniyle davacı taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece, davacı tarafça 05.07.2017 tarihinde verilen talimat gereği aynı gün dava dışı ... Ltd, Şti. İle ... şirketine ayrı ayrı 30.000-USD h.mesi gerekirken .. şirketine mükerrer olarak iki ayrı işlemle 30.000'er usd transfer edildiği, davalı bankanın özen borcunu yerine getirmeyerek hatalı işlem yapması nedeniyle sorumluluğunun olduğu, davacının banka nezdinde kısı sürede çok yüksek miktar döviz transferi olması nedeniyle şüpheli işlem olduğu ileri sürülmüş ise de bu konuda MASAK'a herhangi bir başvurusunun olmadığı gözetilerek davanın kabulü ile 30.000-USD'nin 04.07.2019 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/A maddesine uygun olarak kamu bankaları tarafından 1 yıl vadeli USD mevduatına uygulanan en yüksek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

1- Davacı vekili, davalı bankanın adam çalıştıranın sorumluluğu gereği TBK 66. md. uyarınca hatalı işlem nedeniyle haksız fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren faiz işletilmesine karar vermesi gerektiğini ileri sürerek faizin dava tarihinden işletilmesine ilişkin kararın kaldırılarak 05.07.2017 tarihinden işletilmesini talep etmiştir.

2- Davalı vekili, şüpheli işlemler nedeniyle ödeme yapılmamasında hukuka aykırılık olmadığını, mükerrer ödeme iddiası ile ilgili lehdar firma ile iletişime geçmeye çalışıldığını, muhabir banka tarafından 24.05.2018 tarihli mesajda ... şirketinin geri ödemeyi kabul etmediğini, her iki bedelin de alınması gerektiğini ileri sürdüklerini bildirdiğini, davacı tarafından istenmesine rağmen gönderim ile ilgili fatura ve gümrük giriş beyannamesi sunulmadığını, davacının önce ithalat bedeli olduğunu bildirdiğini belge sunamayınca aracılık ettiklerini kabul ettiklerini, davacının 1 aydan kısa sürede (20.6.2017-11.7.2017) tarihleri arasında toplam 7.817.088-USD ve 3.524.096-EURO'yu yurt dışına transfer ettiklerinin saptandığını, davacının hangi işleme aracılık ettiğinin halen bilinmediğini, MASAK'a başvuruda bulunulmadığına ilişkin bilginin nasıl elde edildiğinin anlaşılamadığını, kendilerinin MASAK kurallarına uyduğunu ve internet sitesi üzerinden Kara Para Politikasının kamuya ilan edildiğini, ödemeyi mükerrer aldığı iddia edilen firmanın mükerrer olmadığı iddiasının gerçek ticaretin arka planda sorunsuz tamamlandığı intibaını verdiğini, bu durumda davacının kendine ait olmayan parayı talep ettiğini ve bu talebin karşılanmasının kamu zararına sebebiyet vereceğini, faiz kalemlerinin de hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılarak dosyanın kararı veren mahkemeye iadesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, hatalı EFT nedeniyle oluşan zararın tazmini talebine ilişkindir. Bankalar, özel yasa ile kurulan ve kendilerine alanlarında çeşitli imtiyazlar tanınan, topladıkları mevduatı ve katılım fonlarını sahteciliklere karşı özenle korumak zorunda olan kuruluşlardır. Bankalar sahip oldukları bu vasıfları sebebiyle bankacılık işlemlerinin güvenilen tarafı konumundadırlar. Bu durum, bankaların bir güven kurumu olarak kabul edilmesini ve bankanın sorumluluğunun özel güven sebebiyle ağırlaştırılmasını gerektirir. Bu nedenle bankalar, ağırlaştırılmış sorumluluğun bir gereği olarak objektif özen yükümlülüğü altında bulunmakta olup, buna karşılık hafif kusurlarından dahi sorumludurlar. Ayrıca, bu sorumluluğu kaldırmaya yönelik sözleşmeler de geçerli değildir.

Aynı zamanda tacir olan bankaların, 6102 sayılı TTK'nın 18/2. maddesi gereğince bütün faaliyetlerinde basiretli iş adamı gibi hareket etmesi zorunludur. Nitekim bankaların, tacir olarak bütün işlemlerinde basiretli davranma yükümlülüğü herhangi bir tacirden farklıdır. Bu sebeple bankalardan beklenen basiret ölçüsü ve özen yükümlüğü şüphesiz daha ağırdır. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde, ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir. Mevduat sahibinin zararın meydana gelmesinde kusurunun bulunduğunu ispat yükü ise davalı bankadadır. Somut uyuşmazlıkta davacının 05.07.2017 tarihinde iki ayrı firmaya 30.000-USD EFT talimatı verdiği, 30.000-USD'nin banka tarafından mükerrer olarak dava dışı ...

şirketine gönderildiği, paranın gelmediğinin bildirilmesi üzerine bankaya durumun iletildiği ancak iadenin sağlanamadığı,lehdardan da geri alınamadığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasında Mevduat Hesap Sözleşmesi, 15.06.2017 tarihli Elektronik bankacılık başvuru formu ve değişiklik Formu ve Elektronik Bankacılık sözleşmesinin düzenlendiği, bankanın aynı gün EFT talimatına aykırı şekilde ayrı şirketler yerine aynı şirkete EFT yaptığı, davacı bankanın özen borcunu yerine getirmemesi nedeniyle kusurlu olup, hatalı EFT den sorumluluğunun olduğu, davacıya bir kusur atfedilemeyeceği bilirkişi raporundan anlaşılmaktadır.Davalı banka tarafından davacının iade konusunda yeterli çabayı göstermediği iddiasında bulunulmuş ise de;

hatayı bankanın yaptığı gözetildiğinde davacıya bu konuda sorumluluk yüklenemeyecektir.Davalı banka tarafından, parayı mükerrer alan dava dışı şirketin gelen parada hak iddia edip iade etmemesinin arkada ticaretin sürdüğü ve sorunsuz tamamlandığı olarak yorumlanmış ise de dosyaya buna ilişkin somut bir belgenin sunulmadığı görülmüştür. Ayrıca davalı banka tarafından her ne kadar davacının havale ettiği dava konusu paranın kaynağını açıklayamadığı, bankada 1 aydan kısa sürede çok büyük miktarlarda yurt dışına havalelerin yapıldığı, işlemin şüpheli olduğu bildirilmiş ise de; banka tarafından işlemler şüpheli olduğu ileri sürülmüş ise de ,EFT lerle ilgili şüpheli işlem bildirimi yapılmadığı;

lehdarın da iade etmeyeecğini bildirdiği,bilirkişi raporu ile 5.7.2017 tarihinden sonra da davacının farklı hesaplara döviz transfer etmeye devam etmesi karşısında davalı banka yönünden davacı işlemlerinin şüpheli olduğuna ilişkin iddiasına itibar edilmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf nedenleri yerinde olmadığından istinaf başvurusunun reddine, davacı yönünden TBK 117/2 maddesi uyarınca hatalı EFT'nin gerçekleştiği 05.07.2017 ödeme tarihinden itibaren aynı koşullarda faize hükmedilmesi gerekirken dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, yapılan hata/ eksiklik nedeniyle yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, kararının kaldırılarak yeniden karar verilerek davanın kabulüne,alacağa EFT tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/438 Esas - 2020/497 Karar sayılı 30/10/2020 tarihli kararının, HMK'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın kabulüne, 30.000-USD'nin 05/07/2017 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasasının 4/A maddesine uygun olarak kamu bankaları tarafından bir yıl vadeli USD mevduatına uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, İlk derece yargılamasına ilişkin olarak; "Alınması gereken 11.574,03-TL karar harcından peşin yatırılan 2.893,51-TL harcın mahsubu ile kalan 8.680,52‬-TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,Davacı tarafından yatırılan toplam 2.937,91-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan 1.400-TL bilirkişi ücreti ve 45,3‬0-TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.445,30-TL yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davacı lehine takdir olunan 20.046,23-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,"Alınması gereken 11.574,03-TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin yatırılan 2.893,5‬0‬-TL harcın mahsubu ile kalan 8.680,53-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Yatırılan 54,40-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davacıya iadesine, Davacı tarafından yapılan 27,50-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.

12/01/2024

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/117964 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/2488 E. 2024/3312 K. · Onandı

Kesinlik sınırı altındaki miktarda temyiz dilekçesi reddedilir

Gerekçe özeti

Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar temyiz edilemez; temyize konu miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde HMK 366 atfıyla 352/1-b uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar verilir. Kesinlik sınırının aşılıp aşılmadığı, hüküm altına alınan yabancı para alacağının dava tarihindeki Türk lirası karşılığı ile Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihindeki sınır karşılaştırılarak belirlenir. Kesin nitelikteki karara yönelik kötüniyetli temyiz talebi, HMK 368 yollamasıyla 329/2 uyarınca disiplin para cezasını gerektirir.

Emsal değeri

Kesinlik sınırı altındaki miktarda temyiz dilekçesinin hangi hükümler uyarınca reddedileceği, sınırın hesabında dava tarihindeki karşılık ile Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihindeki sınırın esas alınması ve kötüniyetli temyizde disiplin para cezası uygulanması bakımından emsal değer taşır.

Kavramlar: temyiz kesinlik sınırı temyiz dilekçesinin reddi ek karar kötüniyetli temyiz disiplin para cezası

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2024/2488 E.  ,  2024/3312 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2021/1745 Esas, 2024/86Karar

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2019/438 E., 2020/497 K.

Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin başvurusunun esastan reddine davacı vekilinin başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince 11.03.2024 tarihli ek karar ile temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiştir.

Ek karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Temyiz istemi, temyiz konusu miktar veya değerin kesinlik sınırının altında olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine yönelik Bölge Adliye Mahkemesinin 11.03.2024 tarihli ek kararına ilişkindir.

Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

Dosya içeriğine göre, hüküm altına alınan ve temyize konu edilen toplam miktar 30.000,00 USD olup dava tarihindeki değeri 169.434,00 TL'dir. Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.300,00 TL’nin altında kalmaktadır.

Temyiz dilekçesinin reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesince verilen ek karar yukarıda anılan Kanun hükümlerine uygun olduğundan temyiz isteminin reddi ile söz konusu kararın onanması gerekir.

KARAR

Açıklanan sebeple;

Bölge Adliye Mahkemesince verilen 11.03.2024 tarihli ek kararın ONANMASINA,

Bölge Adliye Mahkemesi kararına ilişkin temyiz talebinin kötü niyetle yapıldığı anlaşıldığından, 6100 sayılı Kanun'un 368 inci maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 329 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca temyiz talep eden davalı asılın takdiren 5.000,00 TL disiplin para cezası ile CEZALANDIRILMASINA,

Para cezasının İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,

Temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

29.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.