Şirketin tek mal varlığının satışı için yönetim kuruluna yetki verilmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2025/1189 E. 2025/5835 K. · · İlk derece: İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Anonim şirketin tek mal varlığı olan taşınmazın satışı ve devri için yönetim kuruluna yetki verilmesine ilişkin genel kurul kararı, TTK'nın 408. maddesinin ikinci fıkrasında genel kurulun devredilemez görev ve yetkileri arasında sayılan "önemli miktarda şirket mal varlığının toptan satışı" kapsamına girer ve devredilemez yetkinin yönetim kuruluna devri niteliğinde olduğundan anılan hükme aykırıdır; şirketin faaliyet konusunun gayrimenkul alım satımını kapsaması da bu sonucu değiştirmez.
Ele alınan sorunlar
Şirketin tek mal varlığı olan taşınmazın satışı ve devri için yönetim kuruluna yetki verilmesine ilişkin genel kurul kararının TTK 408/2'ye aykırılığı → kabul
İddia: Davacılar, genel kurula davet edilmediklerini, şirketin tek mal varlığı olan alışveriş merkezinin satışı için yönetim kuruluna yetki verildiğini, daha önce genel kurul kararı olmaksızın gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi imzalandığını ve bu hususlarda bilgi alma haklarını kullanamadıklarını ileri sürerek kararların butlanı ve iptalini istemiştir.
Gerekçe: Davacının dava dilekçesindeki iddiaları Bölge Adliye Mahkemesince dar yorumlanmıştır; oysa alınan karar, taşınmazın satışına ve devrine ilişkin olarak yönetim kuruluna yetki devri yapılmasını içermektedir. Davalı şirketin faaliyet konusu alışveriş merkezi projeleri geliştirmek ve uygulamak ile gayrimenkul alıp satmayı kapsamakta, şirketin tek mal varlığı ise dava konusu alışveriş merkezidir. TTK'nın 408. maddesinin ikinci fıkrasında "önemli miktarda şirket mal varlığının toptan satışı" genel kurulun devredilemez görev ve yetkileri arasında sayılmıştır. Bu durumda satış TTK'nın 408. maddesi kapsamına girmekte olup, alınan karar anılan hükme aykırılık teşkil etmektedir. Bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Çağrı usulsüzlüğünün genel kurul kararlarının iptali sebebi olup olmadığı → ret
İddia: Davacılar, genel kurul toplantısına davet edilmediklerini, bu nedenle finansal tabloları inceleyemediklerini ve bilgi alma haklarını kullanamadıklarını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Toplantı Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilân edilmiştir; pay sahiplerinin %90'ının toplantıya katılmış olması karşısında çağrı usulsüzlüğü genel kurul toplantısının iptali nedeni olmaz. Faaliyet raporları ile bilanço ve gelir tablolarının onaylanması, ibra, kâr dağıtılmaması, yönetim kurulu üyelerinin seçimi ve şirketle işlem yapma ile rekabet yasağına izin verilmesine ilişkin kararlar bakımından iptal ve butlan koşulları bulunmamaktadır. (Yargıtay'ca ele alınmayan, İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Şirketin tek mal varlığının satışı/devri için yönetim kuruluna yetki verilmesinin TTK 408/2 kapsamındaki devredilemez yetkinin devri sayılacağı ve bu yönde alınan genel kurul kararının anılan hükme aykırı olacağı yönündeki bozma gerekçesi bakımından bağlayıcı emsal değeri taşır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel kurul kararının iptali↗ butlan↗ genel kurulun devredilemez görev ve yetkileri↗ önemli miktarda şirket mal varlığının toptan satışı↗ yönetim kuruluna yetki devri↗ çağrı usulsüzlüğü↗ ağırlaştırılmış nisap↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/2770 E. 2020/852 K.
Ortak:butlan · genel kurul kararının iptali
İncelediğiniz karardaAsliye Ticaret Mahkemesinin 2016/691 E. sayılı dosyasında incelenerek reddedildiğini, AVM satışı gerçekleşmediğini, «gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin» 10.02.2019 tarihinde satış olmaksızın sona ererek işletmesi ile birlikte 22.03.2019 tarihinde davalı tarafından devralındığını, «teslim» tesellüm tutanağını sunduklarını, «bilgi alma hakkının» kullanılmasına ilişkin davanın «derdest» olduğunu, şirketin «azınlık haklarını» gözetmeksizin hiçbir tasarrufta bulunmadığını, «genel kurul kararlarının iptali» ve/veya «butlanı» için sebep olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
… ukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplantının 16.01.2019 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilân edildiği, pay sahiplerinin %90’ının katılımı karşısında «çağrı usulsüzlüğünün» genel kurul toplantısının iptali nedeni olmayacağı, 2016, 2017, 2018 yıllarına ait «yönetim kurulu» faaliyet raporları ile bilanço ve gelir tablolarının onaylanmasına ilişkin 3 ve 4 no.lu karar ile «bilançoların tasdikine», 5 no.lu karar ile «ibraya», 7 no.lu karar ile kâr «dağıtımı» yapılmamasına karar verildiğini, 8 no.lu kararın yönetim kurulu üyelerinin seçimi, 10 no.lu kararın TTK’nın 395. ve 396. maddeleri uyarınca şirketle işlem yapma ve «rekabet yasağına» izin verilmesine ilişkin olduğu, iptal ve «butlan» koşullarının olmadığını, 9 no.lu genel kurul kararının ise TTK’nın 408/2 hükmüne göre genel kurulun devredilemez görev ve yetkileri arasındaki “Önemli miktarda şirket mal varlığının toptan satışı”na ilişkin olduğu, bu durumda satışın TTK’nın 408. maddesinin kapsamına girmesi nedeni ile kararın anılan hükmü aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin 31.01.2019 tarihli 2016, 2017, 2018 yıllarına ilişkin «olağan genel kurul» toplantısında alınan 9 no.lu kararın iptaline, fazla istemin reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalı şirketin 31.01.2019 tarihli genel kurulda alınan 3, 4, 5, 7, 8, 9 ve 10 numaralı kararlarının «butlanının» tespiti ve/veya iptali talebine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece, genel kurul toplantısının 4 no.lu maddesinde alınan karar ile şirketin taşınır ve taşınmazları üzerinde tasarrufta bulunma «yetkisinin» YK üyeleri ... ve ...'a verilmiş olduğu, bu şekilde genel kurul tarafından genel bir yetkilendirmeyle «yetkinin» YK'ye devredilmesinin TTK 408/2-f maddesine açıkça aykırı olduğu, kanunun «emredici» hükmüne aykırılık teşkil etmesinden ötürü «butlanla» malul olduğu, ... tarafından davacıya toplam 2696 hisse devredildiği, söz konusu pay devirlerinin YK tarafından yazılı «muvafakatnameye» dayalı olarak gerçekleştirildiği, bu itibarla yapılan devirlerin geçerli olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne ve YK'nın 25/10/2016 tarih 2016/6 sayılı kararı ve genel kurulun 5 no.lu davacının hisse adedinin iptali yönündeki kararlarının 6102 sayılı Yasa'nın 447 maddesi uyarınca «mutlak butlanla» batıl olduğuna karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, dava dilekçesinde genel kurulda alınan her iki kararın iptali talep edilmiş iken «butlanına» karar verilmesinin HMK 26-(1) maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüyle, kararın kaldırılmasına ve davalı şirketi …
Bölge Adliye Mahkemesince, davalı şirketin 11/01/2011 tarihli genel kurul «toplantı tutanağının» 4 no’lu bendinde yer alan karar ile «yönetim kurulu» üyelerinden ... ve ...'ın şirketi resmi ve özel kurum ve kuruluşlarda taşınır ve taşınmaz tasarrufunda bulunmaya, ahzu kabza, «sulh» ve «ibraya», «temsil» ve ilzama en geniş şekilde temsil etmesine karar verilmesinin, 6102 sayılı TTK’nun 408/2-f maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle ilgi «genel kurul kararının iptaline» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2025/1189 E. , 2025/5835 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/2093 Esas, 2024/1830Karar
HÜKÜM
Davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2019/257 E., 2020/465 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıların %10,25 hissedarı olduğu davalı şirketin 26.12.2012 tarihinde 150.000,00 TL sermaye ile kurulduğunu, iki kez sermaye artırımı sonucunda şirketin 37.587.350,00 TL sermayeye ulaştığını, 15.05.2013 tarihinde ... Alışveriş Merkezi (AVM) olarak bilinen taşınmazı satın alarak işletmeye başlandığını, davacıların 2015 yılı Kasım ayında yönetim kurulu üyeliğinden istifası sonrası yönetimin çoğunluk hissedarlara geçtiğini, 30.06.2016 tarihinde yapılan erteleme toplantısında şirketin tek mal varlığı olan AVM’nin 20 milyon USD bedelle satışına karar verildiğini, davacılar tarafından 20.06.2016 tarihinde şirketin feshi için İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/691 E.
sayılı dosyası ile açılan davanın reddedildiğini, dava konusu 31.01.2019 tarihli genel kuruluna davacıların davet edilmediğini, bu toplantının 2016-2017 ve 2018 yıllarına ilişkin olağan genel kurul toplantısı olduğunu, toplantıda gündemin 9 numaralı kararı ile davalı şirketin tek mal varlığı olan AVM’nin satışı için 6102 sayılı Tük Ticaret Kanun'un (TTK) 408. maddesi uyarınca oy birliği ile yönetim kuruluna yetki verildiğini, davalı tarafından bu dosyaya sunulan 10.02.2016 tarihli noter tanzimli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile genel kurul kararı olmadan .... Ltd. Şti. unvanlı bir şirket ile AVM’nin satışına ilişkin sözleşme imzalandığının tespit edildiğini, ancak 30.06.2016 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında da, bu sözleşme ile ilgili bir bilgi verilmediği gibi genel kurul kararına göre önce 20 milyon USD’ye çoğunluk pay sahiplerine aktarılması/ satılması, sonrasında ise sözleşme hükmüne göre 30 milyon USD’ye alıcı ...
Paz. Ltd. Şti.’ye satışının mümkün hale geldiğini, genel kurula davet edilmedikleri için bu hususlarda genel kuruldan bilgi talep edilemediğini, finansal tabloların incelenemediğini, TTK’nın 420. maddesinde öngörülen haklarını kullanamadıklarını ileri sürerek davalı şirketin 31.01.2019 günlü genel kurulda alınan kararların butlanın tespiti ile iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, dava konusu genel kurulun 16.01.2019 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi’nde gündeminin ilân edildiğini, pay sahiplerine usulüne uygun bildirim yapıldığını, bir an için çağrı usulüne riayet edilmediği düşünülse dahi, bu durumun kararın alınmasında etkili olduğunun ispatının gerektiğini, davacının paylarının alınacak kararlara etki etmeyeceğini, AVM satışı ile ilgili iddialarının İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/691 E. sayılı dosyasında incelenerek reddedildiğini, AVM satışı gerçekleşmediğini, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin 10.02.2019 tarihinde satış olmaksızın sona ererek işletmesi ile birlikte 22.03.2019 tarihinde davalı tarafından devralındığını, teslim tesellüm tutanağını sunduklarını, bilgi alma hakkının kullanılmasına ilişkin davanın derdest olduğunu, şirketin azınlık haklarını gözetmeksizin hiçbir tasarrufta bulunmadığını, genel kurul kararlarının iptali ve/veya butlanı için sebep olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplantının 16.01.2019 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilân edildiği, pay sahiplerinin %90’ının katılımı karşısında çağrı usulsüzlüğünün genel kurul toplantısının iptali nedeni olmayacağı, 2016, 2017, 2018 yıllarına ait yönetim kurulu faaliyet raporları ile bilanço ve gelir tablolarının onaylanmasına ilişkin 3 ve 4 no.lu karar ile bilançoların tasdikine, 5 no.lu karar ile ibraya, 7 no.lu karar ile kâr dağıtımı yapılmamasına karar verildiğini, 8 no.lu kararın yönetim kurulu üyelerinin seçimi, 10 no.lu kararın TTK’nın 395. ve 396. maddeleri uyarınca şirketle işlem yapma ve rekabet yasağına izin verilmesine ilişkin olduğu, iptal ve butlan koşullarının olmadığını, 9 no.lu genel kurul kararının ise TTK’nın 408/2 hükmüne göre genel kurulun devredilemez görev ve yetkileri arasındaki “Önemli miktarda şirket mal varlığının toptan satışı”na ilişkin olduğu, bu durumda satışın TTK’nın 408.
maddesinin kapsamına girmesi nedeni ile kararın anılan hükmü aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin 31.01.2019 tarihli 2016, 2017, 2018 yıllarına ilişkin olağan genel kurul toplantısında alınan 9 no.lu kararın iptaline, fazla istemin reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile gündemin 9. maddesinin “Şirketin maliki bulunduğu İstanbul ... 607 ada 3 parselde kain ... AVM in uygun bir alıcı bulunarak SPK'ya kayıtlı bağımsız gayrimenkul değerleme şirketlerinden alınacak ekspertiz raporları doğrultusunda belirlenecek rayicin altında kalmamak üzere bir bedelle satılmasına devrine bu kapsamda çalışmaları yürütmek üzere yönetim kuruluna yetki verilmesine katılan hissedarların oy birliği ile karar verilmiştir.” şeklinde olduğu, TTK’nın 408/2 hükmü uyarınca önemli miktarda şirket varlığının toptan satışının genel kurulun devredilemez görev ve yetkileri arasında olduğunun düzenlendiği, taşınmazın davalı şirketin tek mal varlığı olduğu, önemli miktarda şirket varlığının satışına ilişkin bulunduğu, TTK’nın 421.
maddesinde öngörülen ağırlaştırılmış nisap ile alındığı, davacılar, alınan karar ile akıbeti bilinmeyen 10.02.2016 tarihli dava dışı alıcı şirket ile akdedilen gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile devir edileceği ileri sürülmekte ise de alınan bu karar içeriği itibariyle daha evvel genel kurul kararı alınmadan yönetim tarafından imzalanan gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin onanmasına ilişkin bir karar olmadığı gibi genel kurul kararı içeriğinde yönetim kuruluna şirketin tek mal varlığı için yetki devri yapılmadığı, Sermaye Piyasası Kuruluna kayıtlı bir gayrımenkul değerleme şirketine yaptırılacak ekspertiz ile belirlenecek rayiç değer altında olmamak koşuluyla satış işlemlerinin başlatılması ve satışı konusunda yönetim kurulunun görevlendirildiği, satışta gözetilecek ekspertiz ile belirlenecek alt limitin “rayiç değer” olarak genel kurul tarafından belirlenmekle yönetim kuruluna yetki devri yapıldığı kabul edilemeyeceğinden 9 no.lu karar bakımından iptal isteminin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği, davalı şirket genel kurulunca taşınmazın rayiç değer tespitinin yapılarak alıcı bulmak üzere çalışmalar yapmak üzere yönetim kurulunu görevlendirdiği halde genel kurul tarafından yönetim kuruluna yetki devri yapıldığının kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalı şirketin 31.01.2019 tarihli genel kurulda alınan 3, 4, 5, 7, 8, 9 ve 10 numaralı kararlarının butlanının tespiti ve/veya iptali talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Davalı şirketin 31.01.2019 tarihli genel kurulda alınan uyuşmazlık konusu 9 numaralı kararının; “Şirketin maliki bulunduğu İstanbul Bahçeşehir 607 ada 3 parselde kain ... AVM in uygun bir alıcı bulunarak SPK'ya kayıtlı bağımsız gayrimenkul değerleme şirketlerinden alınacak ekspertiz raporları doğrultusunda belirlenecek rayicin altında kalmamak üzere bir bedelle satılmasına devrine bu kapsamda çalışmaları yürütmek üzere yönetim kuruluna yetki verilmesine katılan hissedarların oy birliği ile karar verilmiştir.” şeklinde olduğu, davacının dava dilekçesinde 9 numaralı kararın iptali istemine ilişkin olarak iddialarının Bölge Adliye Mahkemesince dar yorumlandığı, oysa ki alınan bu kararın taşınmazın satışına devrine ilişkin yönetim kuruluna yetki devri yapılmasını içerdiği, davalı şirketin faaliyet konusunun Türkiye'de alışveriş merkezi projeleri geliştirmek ve uygulamak, gayrimenkul almak, satmak ve ana sözleşmede yazılı diğer işlerin girdiği, davalı şirketin tek mal varlığının da ...
AVM olduğu, genel kurulun devredilemez görev ve yetkileri arasında TTK’nın 408. maddesinin ikinci fıkrasında “Önemli miktarda şirket mal varlığının toptan satışı” şeklindeki düzenleme bulunduğu, bu durumda satışın TTK’nın 408. maddesi kapsamına girdiği, dolayısıyla alınan kararın mezkur hükme aykırılık teşkil ettiği anlaşılmakla Bölge Adliye Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
VI. SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 01.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1176907100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz